Libya’da seçim süreci insan kaçırma ve soygun tehdidi altında

Seyfulislam Kaddafi seçim yarışına mahkeme kararıyla geri döndü.

Musa el-Koni (ortada), Fevzi en-Nuveyri (solda) ve İmad es-Sayeh ile 2 Aralık’ta seçimleri güvence altına almak üzere ortaya koyulacak önlemleri görüştü. (Başkanlık Konseyi) - Seyfulislam Kaddafi (Sol üst) (EPA)
Musa el-Koni (ortada), Fevzi en-Nuveyri (solda) ve İmad es-Sayeh ile 2 Aralık’ta seçimleri güvence altına almak üzere ortaya koyulacak önlemleri görüştü. (Başkanlık Konseyi) - Seyfulislam Kaddafi (Sol üst) (EPA)
TT

Libya’da seçim süreci insan kaçırma ve soygun tehdidi altında

Musa el-Koni (ortada), Fevzi en-Nuveyri (solda) ve İmad es-Sayeh ile 2 Aralık’ta seçimleri güvence altına almak üzere ortaya koyulacak önlemleri görüştü. (Başkanlık Konseyi) - Seyfulislam Kaddafi (Sol üst) (EPA)
Musa el-Koni (ortada), Fevzi en-Nuveyri (solda) ve İmad es-Sayeh ile 2 Aralık’ta seçimleri güvence altına almak üzere ortaya koyulacak önlemleri görüştü. (Başkanlık Konseyi) - Seyfulislam Kaddafi (Sol üst) (EPA)

Libya’da silahlı kişiler, ülkenin batısındaki seçim merkezine baskın düzenleyerek bir dizi seçmenin kartlarına silah zoruyla el koydular. Aynı şekilde Trablus’taki başka bir merkezden bir çalışanı kaçırdılar. Bu gelişmeyle eş zamanlı olarak Sebha Temyiz Mahkemesi, 2 Aralık’ta devrik lider Muammer Kaddafi’nin oğlu Seyfulislam Kaddafi’nin yaptığı itirazı kabul ederek seçim yarışına dönmesine karar verdi.
Ulusal Yüksek Seçim Komisyonu Ana Operasyon Odası Başkanı Said el-Kasabi, 2 Aralık’ta yaptığı açıklamada, Aziziyah’taki Seçim Yönetim Ofisi’ne bağlı dört seçim merkezinin ve Trablus’taki Seçim Yönetim Ofisi’ne bağlı bir başka merkezin çok sayıda seçmenin kartlarının çalındığı silahlı bir soyguna maruz kaldığını söyledi.
Kasabi, geçen çarşamba günü seçmen kartlarını son teslim gününde yaşanan olaya ilişkin şunları söyledi:
“Aziziyah ve el-Mayah seçim dairelerine bağlı oy kullanma merkezlerinin başkanlarından, sivil giyimli silahlı grupların merkeze saldırı düzenlediğine dair raporlar aldık. Vatandaşlara teslim edilemeyen kartlar çalındı, bir kısmı da imha edildi. Sonuç olarak baskın yapılan merkezler kapatıldı. Geriye kalan kartlar merkezden alındı. Çalınan kartların bulunması için uzlaşı süreci yürütülüyor.
Kasabi, ‘es-Saadavi Nasr’ merkezinden çalınan kart sayısının 15’e, kayıp kart sayısının da 65’e ulaştığına dikkat çekti. ‘El-Cil el-Cedid’, ‘Yermuk’ ve ‘Beşir Sula’ merkezlerinde de 2 bin 297 kart ele geçirildiğini aktardı.
Kasabi, ‘Receb el-Nayeb’ merkezinden bir çalışanın kaçırıldığı ve çok sayıda seçmen kartının çalındığı bilgisini verdiği çalışanın daha sonra serbest bırakıldığını belirtti. Yetkili, “Çalınan kart sayısının tespiti ve gerekli önleyici tedbirlerin alınması için çalışmalar devam etmektedir” ifadesini kullandı.
Diğer yandan Temyiz Mahkemesi’nin oğul Kaddafi’nin temyiz başvurusunu kabul etmesinden hemen sonra Sebha şehri vatandaşları, Seyfulislam’ın seçim yarışına geri dönüşünü kutlamak için sokaklara akın etti. Kararın yayınlanması üzerine vatandaşlar, Twitter üzerinden Kur’an’ı Kerim’den şu ayeti paylaştılar:
“Birtakım insanlar onlara, ‘İnsanlar size karşı asker toplamışlar, onlardan korkun’ dediler de bu, onların imanlarını artırdı ve ‘Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!’ diye cevap verdiler.”
Karar açıklanmadan önce Seyfulislam’ı destekleyen yüzlerce Sebhalı, üst üste dört gün Temyiz Mahkemesi önünde toplanarak kararın açıklanmasını beklediler. Bir kadın vatandaş, oğul Kaddafi’nin seçim yarışına dönüşünün reddedilmesi halinde ‘seçim kartlarının yakılacağını ve silahlı bir çatışmanın başlayacağını’ söyledi.
Mahkeme, mahkeme binasına düzenlenen silahlı saldırı, hakim ve çalışanların ihraç edilmesi ve mahkemenin kuşatılarak hakimlerin mahkemeye ulaşmalarının engellenmesi sonrasında, oğul Kaddafi’nin Avukatı Halid ez-Zaidi’nin yaptığı itirazı görüşmek üzere 2 Aralık’ta toplandı. Mahkeme ayrıca diğer adaylar Mebruk Haniş ve devrik lider Kaddafi’nin ofisinin müdürü olan ve geçmiş dönemin tüm sırları bilen isim olarak nitelendirilen Beşir Salih’tan gelen itirazları da değerlendirecek.
Mahkemenin toplanmasından birkaç saat önce oğul Kaddafi, savunma heyeti aracılığıyla, Yüksek Yargı Konseyi’ne ve Adalet Bakanlığı’na ‘Libya halkının siyasi haklarına, özellikle de seçim haklarına’ zarar vermeyi amaçlayan ‘saçmalıklara’ son vermeleri çağrısı yaptı.
Seyfulislam, komisyonu nihai aday listesinin açıklanmasıyla ilgili zaman çizelgesini yeniden düzenlerken zorunlu koşulları dikkate alması ve belirtilen süreyi uzatarak ‘süreci engelleyenleri tespit etme’ fırsatını kaçırmaması gerektiği konusunda da uyardı. Oğul Kaddafi, bu durumların temyiz kararını değerlendirme sürecini veya itirazların belirtilen süre içinde komisyona ulaşmasını geciktirebileceğini vurguladı. Seyfulislam Kaddafi ayrıca bazı tarafların seçim sahnesini bozmaya yönelik girişimlerden duyduğu üzüntüyü dile getirdi.
Oğul Kaddafi’nin yanı sıra Fethi bin Şatvan ve daha önce Genel Ulusal Kongre’ye başkanlık eden Nuri Ebu Sahmeyn de dahil olmak üzere süreçten uzak tutulanların bir kısmı seçim yarışına geri döndü.
Diğer yandan Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Musa el-Koni, Temsilciler Meclisi Birinci Başkan Yardımcısı Fevzi en-Nuveyri ve Ulusal Yüksek Seçim Komisyonu Başkanı İmad es-Sayeh ile ‘komisyonun çalışmasını engelleyen zorlukları ve Libya seçimlerinin yapılmasını güvence altına alan adımları’ görüştü. 2 Aralık’ta gerçekleştirilen toplantıda, uluslararası standartlar uyarınca, beklenen seçimlerin başarısı için teknik ve güvenlik koşullarının nasıl oluşturulacağına değinildi. Nuveyri, sonuçları siyasi sürece katılan taraflarca kabul edilen adil seçimlerin önünü açmak için seçim süreciyle ilgili olarak, parlamento tarafından kabul edilen yasal ve anayasal çerçeveleri ele aldı.
Bu bağlamda komisyon, 2 Aralık’ta 2 milyon 480 bin seçmen kartının yüzde 86’sının tesliminin tamamlandığını duyurdu. Oy kullanma için ilk malzeme sevkiyatı teslim alınırken, Temsilciler Meclisi seçimleri için tüm seçim dairelerinde 2 Aralık itibarıyla toplam aday sayısının 3 bin 444 olduğuna dikkat çekildi. Aynı şekilde seçimler için ‘mühürler, kilitler ve güvenli çantalar gibi’ çalışanların sandık merkezlerinde ihtiyaç duyduğu lojistik malzemelerle dolu bir uçak, Mitika Uluslararası Havalimanı’na iniş yaptı.
İngiltere’nin Trablus Büyükelçisi Caroline Hurndall, ülkesinin Libya hükümeti ve Dışişleri Bakanlığı tarafından sarf edilen ‘Libya’da istikrarı sağlama ve yol haritasının yükümlülüklerini yerine getirme’ çabalarına verdiği desteği yineledi.
Ulusal Birlik Hükümeti’nde Dışişleri Bakanı Necla el-Mankuş ise geçen çarşamba günü başkent Trablus’ta Hurndall ile bir araya gelirken, ‘yaklaşan seçimlerin karşı karşıya olduğu zorluklar ve güvenli ve adil bir şekilde seçimlerin başarısını sağlama yollarını’ ele aldı.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.