Barzani’nin partisi de seçim sonuçlarına itiraz eden partilere katıldı

Bağdat / Fadıl en-Neşmi

Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) lideri Mesud Barzani (AFP)
Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) lideri Mesud Barzani (AFP)
TT

Barzani’nin partisi de seçim sonuçlarına itiraz eden partilere katıldı

Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) lideri Mesud Barzani (AFP)
Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) lideri Mesud Barzani (AFP)

Irak’ta bölünmüş vaziyetteki Şii cephesi, seçim sonuçlarına yönelik itirazlarla ilgili anlaşmazlık sayfasını çevirmek için çabalarken, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) Eski Başkanı Mesud Barzani’nin liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) Federal Mahkeme’nin onaylaması beklenen nihai seçim sonuçlarına dün itiraz etti.
KDP’nin itirazı, siyasi partilerin yaklaşık 6 bin seçim merkezine yaptığı itirazların Bağımsız Yüksek Seçim Komiserliği’nce değerlendirilmesinden sonra geldi.
Seçim Komiserliği’nin değerlendirmesinden önce kesin olmayan seçim sonuçlarını güçlü bir şekilde savunarak ve seçim sürecinin iyi yürütüldüğünü ifade eden KDP, değerlendirmeden sonra 2 vekili kaybedince söylemini değiştirdi. Seçim Komiserliği’nin itirazları değerlendirmesinden sonra KDP’nin kesin olmayan seçim sonuçlarına göre kazandığı sandalye sayısı 33’ten 31’e düştü. Bu durum KDP için büyük bir kaybı ifade ediyor. KDP bu gelişmenin ardından sadece seçim sonuçlarına itiraz etmekle yetinmedi ve Cumhurbaşkanı Berhem Salih ile Yüksek Yargı Konseyi (itirazları hukuki açıdan değerlendiren kurul) Başkanı Faik Zeydan’ı seçim sonuçlarına hile karıştırmakla suçladı.
KDP’nin Siyasi Ofisi’nden yapılan açıklamada “10 Ekim 2021’de yapılan erken parlamento seçim süreci, belirli bazı tarafların lehine olacak şekilde sonuçlara hile karıştırılması amacıyla itiraz süresinin siyasi bir karar ve Cumhurbaşkanı ile yargı kurulu Başkanı’nın müdahalesi ile hukuksuz bir şekilde uzatıldığı ana kadar tarafsız ve demokratikti” ifadeleri kullanıldı.
Açıklamanın devamında, “Partimizin siyasi ve teknik komisyonu ile Bağımsız Yüksek Seçim Komiserliği ve yargı kurulu arasındaki toplantıdan sonra tüm deliller ihlallerin olduğunu kanıtladı. Bu nedenle Kürdistan Demokrat Partisi olarak bu müdahaleyi, değişikliği ve ihlalleri reddediyoruz. Adaylarımızın ve seçmenlerimizin haklarını savunacağız” denildi.
Seçim sonuçlarına daha erken dönemde itiraz eden Koordinasyon Grubu taraflarının açıklamalarıyla benzer bir üsluba sahip olan KDP’nin açıklamasında, “Gasp edilmiş haklarımızı geri almak zorundayız. Bu noktadan hareketle, adaletin sağlanması ve hak sahiplerine haklarının iadesi edilmesi adına bu hakların alınması ve ihlallerin kaldırılması için hukuki önlemler alma yolundaki çabalarımızı sürdüreceğiz” ifadeleri kullanıldı. Açıklamada kullanılan ‘önlemler’ ifadesiyle kastedilenin, Şii Koordinasyon Grubu’ndaki partilerin destekçilerinin Bağdat Yeşil Bölge önünde gösteri ve oturma eylemleri düzenlediği gibi KDP’nin de kendi destekçilerine Yeşil Bölge’nin önünde gösteri düzenleme çağrısı yapması anlamına gelip gelmeyeceği henüz bilinmiyor.
Kesin olmayan seçim sonuçlarına göre 33 sandalye kazanan ancak Seçim Komiserliği’nin itirazları değerlendirmesinden sonra 2 sandalye kaybederek 31 sandalyeye düşen KDP ile sandalye sayısı itirazların değerlendirilmesinden sonra 17’den 19’a yükselen Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) arasındaki çekişmenin arkasında cumhurbaşkanlığı koltuğuna hangi tarafın adayının oturacağı meselesi yatıyor. Nitekim KDP, seçimlerde IKBY’nin en fazla sandalye alan partisi olduğunu belirterek bu koltuğun kendi hakkı olduğunu savunurken, KYB ise kendi üyesi olan Cumhurbaşkanı Salih’in önümüzdeki dönem yeniden cumhurbaşkanı olmasında ısrar ediyor.
Bağımsız Yüksek Seçim Komiserliği, Barzani’nin Cumhurbaşkanı Salih ve Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan’a yönelttiği suçlamaları yalanladı. Seçim Komiserliği, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Komiserlik bağımsızlığına düşkündür. Komiserliğin aldığı kararlar, Irak toplumunun tüm kesimlerini temsil eden üyeleri tarafından görüşülür ve tartışılır. Bu kararları, devletteki pozisyonu veya konumu ne olursa olsun hiç kimse dayatamaz veya üzerinde etki oluşturamaz. Seçim Komiserliği’nin ‘itiraz süresinin uzatılması’ şeklinde bir kararı bulunmamaktadır. Bu süre yasaldır. Seçim Komiserliği veya bir başkasının bu süreyi uzatma yetkisi bulunmuyor. Seçim Komiserliği, itirazlarını ispatlamaları amacıyla itiraz eden adaylara itirazlarıyla ilgili kanıtlarını sunmaları için 3 günlük yasal süre tanıdı. Bu nedenle Komiserlik Komisyonu, ‘itiraz için ek belge’ başlığı altında bu kanıtları sunmaları için onlara 3 gün süreliğine alan açtı. Bu kanunla güvence altına alınan bir işlemdir ve hiçbir şekilde itiraz süresinin uzatılması şeklinde nitelendirilemez. Nitekim sunulan itiraz sayısının daha önce Seçim Komiserliği’nin ilan ettiği bin 436 itirazdan fazla olmaması bunu kanıtlıyor. Cumhurbaşkanı ve Yüksek Yargı Konseyi Başkanı asla Seçim Komiserliği’nin işine müdahale etmediler. Aksine ikisi de kurumun bağımsızlığının ve işini herhangi bir tarafın her türlü baskısından uzak bir şekilde profesyonelce yerine getirmesinin destekçileri oldular.”
Asaib Ehlil Hak grubu, dün yaptığı açıklamada, KDP’yi yargı otoritesini karalamakla suçladı. Yargı Kurulu’nun seçim sonuçlarında hile yapıldığını açıklamasının ardından KDP’nin iki sandalyesini kaybettiği sürece işaret edilen açıklamada, bu kararla kazanan adaylara haklarının iade edildiği belirtildi. KDP Siyasi Ofisi’nin bu karar sonrasında yargı otoritesini ve Cumhurbaşkanlığı’nı siyasi karar almakla suçladığı belirtilen açıklamada, bu suçlamanın, Meclis’in feshedildiği ve hükümetin yetkilerini kaybettiği şu süreçte bir felç durumu yaşayan Irak devletinin ve onun yasama ve yürütme organlarının dayandığı temel sütuna meydan okuyan tehlikeli bir emsal teşkil ettiği ifade edildi.
Açıklamanın devamında şu ifadeler kullanıldı:
“Asaib Ehlil Hak hareketi olarak yargı otoritesine ve başkanına saldırı yapılmasını kınıyoruz. Adil Irak yargısı, devletin ve kurumlarının temellerini koruyan güçlü bir sütundan yapılmıştır. Biz, tüm taraflardan bu saldırıları engellemelerini ve karşı koymalarını, akla ve mantığa başvurmalarını ve özellikle seçim sonuçlarına rıza göstererek ve sessiz kalarak adil yargının ve diğer devlet kurumlarının koruduğu vatanın çıkarlarını dar parti hesaplarından ve kazanımlarından üstün tutmalarını talep ediyoruz.”
Seçim Komiserliği’nin iki gün önce yayınladığı nihai seçim sonuçları, itiraz eden partilerin çıkarları açısından önemli bir değişiklik içermedi. Zira ülke genelinde sadece 5 sandalyede değişiklik yapılırken, Sadr Hareketi 73 sandalye ile liderlik pozisyonunu korudu. Sadr Hareketi’ni 37 sandalye ile Eski Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi liderliğindeki Takaddum (İlerleyiş) Partisi, 33 sandalye ile Nuri el-Maliki liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu ve 31 sandalye ile Mesud Barzani liderliğindeki KDP izledi.



Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi tarafından dört kişi öldürüldü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
TT

Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi tarafından dört kişi öldürüldü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)

Suriye yetkilileri, ağırlıklı olarak Dürzi nüfusun yaşadığı Süveyda vilayetinde dört sivilin ölümüne ve bir kişinin de ağır yaralanmasına neden olan silahlı saldırıyla ilgili şüpheyle bir İç Güvenlik Kuvvetleri mensubunu gözaltına aldı.

Resmi haber ajansı SANA, Süveyda İç Güvenlik Şefi Hüseyin el-Tahhan'ın şu sözlerini aktardı: "Süveyda kırsalındaki el-Matouna köyünde korkunç bir suç işlendi ve dört vatandaş öldü, bir kişi de ağır yaralandı."

El-Tahhan, “bir mağdurla iş birliği içinde yapılan ilk soruşturmalar, şüphelilerden birinin bölgedeki İç Güvenlik Müdürlüğü personeli olduğunu ortaya koydu” açıklamasını yaptı ve “memur derhal gözaltına alındı ve yasal işlemlerin tamamlanması için soruşturmaya sevk edildi” ifadelerini kullandı.

Güney Suriye'deki Dürzi azınlığın kalesi olan Süveyda Valiliği, 13 Temmuz'dan itibaren bir hafta boyunca Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi savaşçılar arasında çatışmalara sahne oldu, hükümet güçlerinin ve ardından Bedevilerin yanında yer alan silahlı aşiret mensuplarının müdahalesiyle kanlı çatışmalar yaşandı.

20 Temmuz'da ateşkes sağlandı, ancak durum gerginliğini korudu ve Süveyda'ya erişim zorlaştı.

Bölge sakinleri, hükümeti eyaleti kuşatma altına almakla suçlarken, on binlerce insan yerinden edildi; Şam ise bu suçlamayı reddediyor. O zamandan beri birkaç yardım konvoyu bölgeye girdi.

Süveyda valiliğindeki iç güvenlik başkanı, "kurbanların ailelerine en içten taziyelerini" ileterek, "vatandaşlara karşı yapılan her türlü ihlalin kesinlikle kabul edilemez olduğunu ve halkın güvenliğini ve emniyetini tehdit eden hiçbir eyleme müsamaha gösterilmeyeceğini" vurguladı.


İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.