Sudan’da sivillerin ölümünden sorumlu yetkililer görevden alınıyor

Sudan Genelkurmay Başkanı Burhan: “Protestolarda bazı göstericilerin öldürülmesi nedeniyle güvenlik servislerinin önde gelen isimleri görevden alındı

Sudan Genelkurmay Başkanı Abdulfettah el-Burhan (AFP)
Sudan Genelkurmay Başkanı Abdulfettah el-Burhan (AFP)
TT

Sudan’da sivillerin ölümünden sorumlu yetkililer görevden alınıyor

Sudan Genelkurmay Başkanı Abdulfettah el-Burhan (AFP)
Sudan Genelkurmay Başkanı Abdulfettah el-Burhan (AFP)

Sudan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, silahsız sivil göstericilerin sokaklarda öldürülmesi nedeniyle güvenlik servislerinin liderlerinin görevden alındıklarını duyurdu. Diğer yandan Burhan geçiş döneminden sonra cumhurbaşkanlığı adaylığına niyeti olmadığının altını çizdi.
Burhan önceki gün Al-Arabiya TV kanalına verdiği röportajda şunları söyledi: “Soruşturmalar devam ediyor ve ilgililere ulaşmayı umuyoruz. Soruşturmalar bunu kanıtlayana kadar hiçbir tarafı suçlamayacağız. Gösteriler haktır. Gösterilerin barışçıl doğasına dair bir kanaat olduğu sürece gerisi bizi ilgilendirmiyor. Hayatını kaybeden savunmasız gençlere Allah'tan rahmet diliyoruz. Bu talihsiz, üzücü ve hiçbir tarafça kabul edilemez bir durumdur. Bu suçu işleyenlerin bulunması ve hesap sorulması için elimizden geleni yapacağız. Bu suçları kimin işlediğini tespit etmek için emniyet ve adalet teşkilatlarıyla birlikte çalışıyoruz. Zaman bu eylemleri kimin işlediğini ortaya çıkaraktır” dedi.
Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk, geçen hafta, 25 Ekim'de ordunun iktidarı ele geçirmesinin ardından ülkede meydana gelen protestolarda 40'tan fazla kişinin hayatını kaybetmesi ve yüzlerce kişinin yaralanması üzerine emniyet genel müdürü ve yardımcısını görevden aldı.
 Burhan daha önce polis içindeki bazı unsurları ve silahlı kişileri çok sayıda göstericinin öldürülmesinin arkasında olmakla suçladı ve orduyu ve parlamentodaki yardımcısı Muhammed Hamdan Dagalo liderliğindeki Hızlı Destek Güçleri'ni temize çıkardı.
Egemenlik Konseyi Başkanı Burhan, röportajda, geçiş döneminin bitiminden sonra cumhurbaşkanlığına aday olmayı düşünmediğini, “diğer partiler tarafından aday gösterilse bile” bunu reddedeceğini kaydetti.
Burhan, “Özel bir misyonumuz var. Sudan halkına ve silahlı kuvvetlere geçişi tamamlama sözü verdik.” dedi.
Egemenlik Konseyi Başkanı, ülkede uygulanan olağanüstü halin kaldırılması için belirli bir takvim olup olmadığı ile ilgili şunları söyledi: “Bu konuda Başbakan ile istişarelerde bulunuyoruz ve yeni hükümetin kurulmasından sonra bu mümkün olabilir veya Güvenlik ve Savunma Konseyi olağanüstü halin kaldırılmasına karar verebilir. Askeri bileşen başbakanı kısıtlayamayacak veya kendisine yardım edecek birini seçme ve görevlerini yerine getirme yetkisini sınırlayamayacak. Ama ondan istediğimiz, parti ilişkisi olmayan bağımsız yetkinliklerini kullanmasıdır. Devletin çarkını yönetme konusunda Başbakan ile sürekli temas ve istişare halindeyiz. Bir siyasi konsensüs temeli oluşturmaya çalışıyoruz ve belki de geçişi tamamlamak isteyen siyasi güçlere sunulacak yeni bir anlaşma olacak. Çoğu siyasi gücün bu anlaşmayı imzalayacağına dair iyimserim. Geçiş aşamasına koşulsuz olarak olumlu şekilde katılmak isteyen tüm ulusal güçleri memnuniyetle karşılıyoruz.”
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı, gerçek bir ulusal demokratik geçişi arzulayan tüm siyasi güçlere açık olacak yeni bir siyasi anlaşma taslağı hazırlamak için bir dizi hukukçunun çalıştığından bahsetti.
Askeri unsur ile başbakan arasında güvenin var olduğunu ifade eden Burhan, “Aramızdaki ortaklığın gerekli olduğuna inanıyoruz. Sudan'da derin devlet var ve bu belirli bir parti ya da oluşum değil. Aksine, devletin ve tecrit edilmiş rejimin işini engelleyen herkes derin devletin bir parçasıdır. Geçişi engelleyen siyasi güçler de vardır. Kamu hizmetini derin devlet unsurlarından arındırmak için tüm resmi kurumlar çalışıyor, geçiş dönemi bitmeden bu konu çözülecek.” dedi.
Sudan Egemenlik Konseyi başkanı, “Katılımcı bir görevdeyiz ve siyasi güçlerin katılımı zorunludur ve talep edilir. Kapatılan Ulusal Kongre hariç, geçiş sürecini arzulayan siyasi güçleri temsil eden geniş bir siyasi blok oluşturmaya çalışıyoruz. Askeri bileşen siyasi kuluçka makinesinin (Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG)) yerini almak için değil, diğer siyasi güçlere yer açmak için çalışıyor. ÖDBG bu sistemin bir parçası olmak isteseydi buna kimse itiraz etmezdi.” diye konuştu.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.