Merkez Bankası Kasım Ayı Fiyat Gelişmeleri Raporu yayımlandı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Merkez Bankası Kasım Ayı Fiyat Gelişmeleri Raporu yayımlandı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

TCMB Aylık Fiyat Gelişmeleri Raporu'na göre, kasım ayında enflasyondaki yükselişe en belirgin katkı enerji grubundan gelirken, yıllık tüketici enflasyonuna katkı enerjide 0,73 puan, hizmette 0,30 puan, alkol-tütün-altında 0,15 puan arttı.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Aylık Fiyat Gelişmeleri Raporu'na göre, kasım ayında enflasyondaki yükselişe en belirgin katkı enerji grubundan gelirken, yıllık tüketici enflasyonuna katkı enerjide 0,73 puan, hizmette 0,30 puan, alkol-tütün-altında 0,15 puan, gıdada 0,13 puan ve temel mal grubunda 0,11 puan arttı.
Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) ekim ayında Tüketici Fiyat Endeksi'nin (TÜFE) yüzde 3,51 arttığını ve yıllık enflasyonun yüzde 21,31'e yükseldiğini açıklamasının ardından TCMB'nin Kasım Ayı Fiyat Gelişmeleri Raporu da yayımlandı.
Rapora göre, kasım ayında enflasyondaki yükselişe en belirgin katkı enerji grubundan geldi. Uluslararası enerji fiyatlarında bu dönemde bir miktar gevşeme görülürken, TL'deki görünümle başta akaryakıt, tüp gaz ve kömür olmak üzere yurt içi enerji fiyatları artış kaydetti.
Enflasyondaki yükselişte öne çıkan bir diğer grup hizmet sektörü oldu. Bu grupta lokanta-otel grubu fiyatlarındaki hızlanma belirgin düzeyde gerçekleşti. Taze meyve ve sebze dışı gıda enflasyonundaki seyir, yemek hizmetleri enflasyonunu olumsuz yönde etkiledi.
Kasım ayında küresel gıda ve tarımsal emtia fiyatlarındaki yükseliş eğilimi tahıllar öncülüğünde sürerken, bu gelişmenin olumsuz yansımalarına karşın taze meyve ve sebze enflasyonundaki görünüm ve baz etkisiyle gıda yıllık enflasyonu sınırlı bir oranda geriledi. Temel mal fiyatlarındaki aylık artış ise hızlandı. Bu grupta, bir önceki yılın kasım ayındaki yüksek artış nedeniyle yıllık enflasyon görece yatay seyretti.
Aynı dönemde emtia fiyatlarında süregelen olumsuz seyir, tedarik zincirlerinde artarak devam eden aksamalar ve TL'deki gelişmelerle birlikte üretici fiyatlarında enerji ve ara malları başta olmak üzere genele yayılan artışlar görüldü. Bu görünüm altında B ve C göstergelerinin yıllık enflasyonları ve ana eğilimleri yükseldi.
Söz konusu gelişmelerle kasımda önceki aya göre yıllık tüketici enflasyonuna katkı; enerjide 0,73 puan, hizmette 0,30 puan, alkol-tütün-altında 0,15 puan, gıdada 0,13 puan ve temel mal grubunda 0,11 puan arttı.

"Hizmet sektöründe yıllık enflasyon lokanta-otelde belirgin olmak üzere tüm alt gruplarda yükseldi"
Hizmet fiyatları kasımda yüzde 1,88 yükselirken, grup yıllık enflasyonu 1,45 puan artarak yüzde 16,88 oldu. Yıllık enflasyon, lokanta-otelde belirgin olmak üzere tüm alt gruplarda yükseldi.
Lokanta-otelde yıllık enflasyon kasım ayında yüzde 28,90 seviyesine ulaşırken, alt grubun hizmet enflasyonu üzerindeki olumsuz etkisi belirginleşti. Bu gelişmede, ekmek-tahıl ürünleri ile et ve et ürünleri gibi gıda fiyatlarındaki görünümle birlikte yemek hizmetleri fiyatlarındaki yüzde 4,24'lük artış öne çıktı. Konaklama hizmetleri fiyatlarında da yüzde 2,43 ile yükseliş eğilimi sürdü.
Diğer hizmetler grubunda ise sigorta hizmetlerinin yanı sıra kura duyarlılığı yüksek olan bakım ve onarım hizmetlerinde yüksek fiyat artışları gerçekleşti. Mevsimsel etkilerden arındırılmış verilerle incelendiğinde, kira enflasyonundaki yükseliş eğiliminin kasım ayında da sürdüğü izlendi.
Temel mal yıllık enflasyonu kasımda 0,10 puan gerileyerek yüzde 18,36 oldu. Bu dönemde yıllık enflasyon dayanıklı mal grubunda gerilerken, giyim ve ayakkabı ile diğer temel mallar gruplarında artış gösterdi. Türk lirasındaki gelişmelere bağlı olarak yüksek aylık fiyat artışı gözlenen dayanıklı mal grubunda, bir önceki yılın aynı dönemindeki yüksek baz sebebiyle yıllık enflasyon geriledi.
Dayanıklı mal fiyatları bu dönemde yüzde 4,06 artarken, bu gelişmede yüzde 5,21 ile otomobil, yüzde 5,31 ile mobilya ve yüzde 2,40'la beyaz eşya fiyatlarındaki artışlar belirleyici oldu, diğer elektrikli ve elektriksiz aletlerdeki yükseliş ise yüzde 0,63'le sınırlı kaldı.
Diğer temel mallarda kur gelişmeleriyle birlikte fiyat artışları, konutun bakım onarımı, kişisel bakım ürünleri, evle ilgili temizlik malzemeleri ve ev içi tekstil ürünleri ön planda olmak üzere grup geneline yayılarak devam etti. Grup aylık enflasyonu da yüzde 4,27 oldu.
Öte yandan, giyim ve ayakkabı fiyatları kasımda yüzde 1,65 yükselerek mevsimsel ortalamasının altında artış gösterirken, grup yıllık enflasyonu yataya yakın bir seyir izledi.

"Tarımsal kuraklık, kur gelişmeleri ve girdi maliyetleri etkili olmaya devam etti"
Enerji fiyatları kasımda yüzde 5,95 artarken, bu dönemde uluslararası enerji fiyatları ılımlı seyretti. TL'deki görünümle birlikte yüzde 14,25'le katı yakıt, yüzde 13,96'yla tüp gaz ve yüzde 12,34'le akaryakıt gruplarında yüksek aylık artışlar kaydedildi. Böylece yıllık enerji enflasyonu kasımda 6,38 puan yükselerek yüzde 32,14 oldu.
Gıda ve alkolsüz içecekler fiyatları kasımda yüzde 3,92 artarken, grup yıllık enflasyonu bir önceki yıldaki yüksek bazın da etkisiyle 0,30 puan gerileyerek yüzde 27,11'le yüksek seyrini korudu. Yıllık enflasyon, işlenmemiş gıda grubunda 3,98 puan düşüşle yüzde 25,22'ye geriledi, işlenmiş gıda grubunda ise 3,15 puan artışla yüzde 28,86'ya yükseldi.
İşlenmemiş gıda enflasyonundaki gerilemede temelde taze meyve-sebze fiyatları etkili olurken, mevsimsellikten arındırılmış veriler eylül ayından bu yana taze meyve-sebze grubunda gözlenen düzeltmenin sebze kaynaklı olarak bu dönemde de sürdüğüne işaret etti.
Bu dönemde, diğer işlenmemiş gıda grubu genelinde fiyatlar yüzde 5,47'yle önemli ölçüde yükselirken, et, yumurta, patates, kuruyemiş ve bakliyat fiyatlarındaki artışlar öne çıktı. Bu gelişmelerde tarımsal kuraklık, kur gelişmeleri ve girdi maliyetleri etkili olmaya devam etti.
İşlenmiş gıdada aylık fiyat artışı yüzde 4,83'le hızlandı. Bu dönemde genele yayılan yüksek artışlar görülmekle birlikte özellikle tarımsal kuraklık ve uluslararası tahıl fiyatlarında gözlenen olumsuz seyir ile kur gelişmelerinin yansımalarının hissedildiği ekmek ve tahıllar grubundaki aylık yüzde 7,20'lik yükseliş dikkati çekti.
Öte yandan, kırmızı et fiyatlarındaki artışların etkilerinin izlendiği işlenmiş et ürünleri, uluslararası yağ fiyatlarının etkilerinin görüldüğü katı-sıvı yağlar ile şeker ve şekerle bağlantılı ürün grupları öne çıktı. Bu gelişmeler sonucunda taze meyve ve sebze dışı gıda grubunda yıllık enflasyon 2,23 puan yükselerek yüzde 29,76'ya ulaştı.

"Tüketici fiyatları üzerinde üretici fiyatları kaynaklı baskılar sürdü"
Yurt içi üretici fiyatları kasım ayında yüzde 9,99 artarken, yıllık enflasyon 8,31 puan yükselişle yüzde 54,62 oldu.
Alt gruplar geneline yayılan yüksek fiyat artışlarında TL'deki gelişmeler ve tarımsal ürünler başta olmak üzere emtia fiyatlarındaki yüksek seyir belirleyici olmaya devam ederken, tedarik zincirindeki aksamalar tekrar belirginleşti. Bu dönemde petrol ve ana metal hariç imalat sanayi fiyatlarının eğilimi önemli ölçüde yükseldi.
Ana sanayi gruplarına göre incelendiğinde, yıllık enflasyon enerji ve ara mallarında daha belirgin olmak üzere tüm alt gruplarda yükseldi. En belirgin artış ise yüzde 13,33 ile enerji grubunda gerçekleşti. Bu gelişmede elektrik enerjisinin üretim ve dağıtımı, rafine edilmiş petrol ürünleri, gaz imalatı ve kömür imalatı öne çıktı.
Aylık yüzde 11,55 yükselen ara malları fiyatlarında demir-çelik ile diğer metaller, tekstil iplik ve elyafları, kimyasal ve plastik ürünler dikkati çekerken, diğer alt kalemlerde de belirgin artışlar izlendi. Sermaye mallarındaki fiyat artışında ise metal yapı ürünleri, motorlu kara taşıtları ile bunların parça ve aksesuarları ve makineler ön plana çıktı. Dayanıklı tüketim malları fiyatları mobilya, mücevherat ve ev aletleri öncülüğünde yükselirken, dayanıksız tüketim mallarındaki artışta et ürünleri, tekstil ürünleri, katı-sıvı yağlar ile diğer gıda ürünleri belirleyici oldu.
Bu gelişmelerle tüketici fiyatları üzerinde üretici fiyatları kaynaklı baskılar sürdü.



Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
TT

Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)

Harvard Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan Pol Antras, Suudi Arabistan’ın küresel ticaretteki dönüşüm sahnesinde istisnai bir model sunduğunu ve geleneksel gelişmekte olan piyasa kalıplarından köklü şekilde farklılaştığını belirtti. Antras, küreselleşmenin sona ermediğini, aksine ‘parçalı entegrasyon’ adıyla yeniden şekillendiğini vurguladı. Şarku’l Avsat’a konuşan Antras, Suudi Arabistan’ın vizyonu ve yapısal reformlarının, ülkeyi dünyadaki bu parçalı entegrasyon sürecinden faydalanabilecek avantajlı bir konuma getirdiğini söyledi. Antras, ülkenin lojistik ve yapay zekâ alanındaki yatırımlarının, küresel krizlerin yarattığı gürültüyü aşan sürdürülebilir büyümenin gerçek motoru olduğunu kaydetti.

Pol Antras, modern dönemin önde gelen ekonomi teorisyenlerinden biri olarak kabul ediliyor ve Harvard Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapıyor. Uluslararası ticaret konusundaki araştırmaları, şirketlerin üretim süreçlerini sınırlar ötesinde nasıl organize ettiklerini ve küresel değer zincirlerini anlamada çığır açıcı nitelikte.

Geleneksel ekonomi sınıflandırmalarını eleştirerek konuşmasına başlayan Antras, “Gelişmekte olan piyasaların uluslararası ticaret dönüşümünden nasıl faydalandığı konusunda genel ifadeler kullanmak çok zor. Bunun nedeni, genellikle ülkeleri kıtalarda veya benzer gruplarda toplama eğilimimizdir” dedi. Antras, ‘gelişmekte olan piyasalar’ kavramının altında çok farklı sanayi yapılarının saklı olduğunu vurgulayarak Suudi Arabistan’ın durumunu örnek gösterdi: “Bazı ekonomiler büyük ölçüde imalat ihracatına dayanıyor ve ticari entegrasyon ile pazar erişimi onların hayat damarları. Buna karşılık Suudi Arabistan gibi bir ekonomi, çok fazla ihraç yapmasına rağmen Çin ile temel ürünlerinde çok az rekabetle karşılaşıyor.” Bu durumun Suudi Arabistan için eşsiz bir fırsat yarattığını belirten Antras, “Suudi Arabistan için bu dönem, Çin’den daha düşük maliyetle mal temin etmek veya daha önce yalnızca ABD pazarına giden ürün çeşitlerine erişim sağlamak için büyük bir fırsat” dedi.

Gelişmekte olan piyasaların ‘damping’ ve rekabet baskısıyla nasıl başa çıkması gerektiği sorulduğunda Antras, açık bir tavsiye verdi: “Bence gelişmekte olan piyasalar olabildiğince az korumacı eğilim göstermeli. Bu kolay olmayacak; çünkü Çin’in ihracat artışı bazı yerel üreticileri etkileyecek ve onları koruma yönünde siyasi baskı yaratacak. Ancak geleceğe doğru yol, kendinizi çok taraflı sisteme bağlı bir ekonomi olarak konumlandırmak, yabancı üreticilerin pazara girmesine izin vermek ve aynı zamanda yerli üreticilerin dış pazarlara açılmasını teşvik etmektir. Büyük ülkelerin uygulamalarını taklit etmekten tamamen kaçınmalıyız.”

Yerel sanayilerin korunmasıyla ilgili olarak ise Antras şu ifadeleri kullandı: “Evet, Çin’in damping uygulamaları bazı ülkelerde ciddi kaygı yaratıyor, çünkü bu ülkelerin yerli üretim tabanları Çin ürünleriyle doğrudan rekabet ediyor. Ancak Suudi Arabistan için endişe daha az; çünkü Çin ürünleriyle doğrudan çatışan bir üretim tabanı yok. Aslında ucuz ithalat, Suudi tüketiciye fayda sağlayabilir. Eğer bir sektör zarar görürse, insanları korumanın daha iyi yolları var: kredi planları sağlamak, sübvansiyonlar vermek veya şirketlerin iş modellerini yeniden düşünmelerine ve geliştirmelerine yardımcı olmak gibi.”

Küreselleşme ölmedi... sadece ‘parçalandı’

‘Küreselleşmenin sona erip ermediği’ sorusuna yanıt veren Antras, yeni bir kavram ortaya koyarak şöyle dedi: “Bence küreselleşme bitmedi, ben bunu ‘parçalı entegrasyon’ (Fragmented Integration) olarak adlandırıyorum. Entegrasyon süreci devam edecek, ancak ticaret anlaşmaları farklı yollarla yapılacak. Artık sadece çok taraflı müzakerelere güvenemeyiz; çünkü bu anlaşmalara bağlılık hissi dünya genelinde azaldı. Anlaşmalar imzalanmaya devam edecek, ancak süreç daha karmaşık olacak ve belirsizlik en belirgin özellik olarak kalacak.”

Faiz ve yapay zekâ: madalyonun diğer yüzü

Yüksek faiz oranlarının gelişmekte olan ülkelerin karmaşık sanayilere geçiş planları üzerindeki etkisine de değinen Antras, “Yüksek faiz oranları, gelişmekte olan piyasaların karşılaştığı risk primiyle birlikte, yatırımları şüphesiz sınırlıyor. İhracat, kredi, yatırım ve kalite iyileştirmesi gerektiriyor. Ancak faizlerin yükselmesinin temel bir nedeni var; bu, yapay zekâ ve teknolojik değişim kaynaklı yüksek büyüme beklentilerini yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Antras, bu büyümenin aynı zamanda çözüm sunduğunu belirterek şöyle devam etti: “Eğer bu büyüme potansiyeli gerçekleşirse, verimlilik önemli ölçüde artacak ve KOBİ’ler talebi daha iyi öngörebilecek, daha önce keşfedilmemiş pazarlara erişim sağlayacak. Dolayısıyla evet, faizler kısa vadede olumsuz bir güç, ancak gerçek bir büyüme potansiyelinden kaynaklanıyorsa durum o kadar da kötü olmayabilir.”

İş kaygısı ve devlet müdahalesi

Antras, işgücü piyasasına ilişkin derin endişelerini de dile getirdi. Önümüzdeki zorlukların çift yönlü ve ciddi olduğunu belirten Antras, Çin’in rekabeti ile yapay zekâ aracılığıyla otomasyonun işgücü üzerindeki etkisinin birleştiğini vurguladı. Antras, “İşgücünün geleceği konusunda ciddi endişelerim var; Çin’den gelen yoğun ihracat rekabeti, yapay zekâ ile işlerin otomatikleşmesiyle birleşirse, özellikle genç işçiler arasında ciddi işgücü piyasası sıkıntılarına yol açabilir” dedi.

Bu durumun piyasaya bırakılmaması gerektiğini söyleyen Antras, “Burada hükümet müdahalesine acil ihtiyaç var; bu müdahale, büyük mali kaynaklar ve yüksek düzeyde hazırlık gerektiriyor” dedi. Tek çözümün ‘verimlilik şartı’ olduğunu belirten Antras sözlerini şöyle noktaladı: “Yeni teknolojiler beklenen ölçüde verimliliği artırırsa, bu büyüme hükümetlere zarar görenleri telafi etmek ve insan kaynaklarını yeniden eğitmek için gerekli mali alanı sağlayacaktır. Başarı, kısa vadeli olumsuz etkileri yönetmek ile uzun vadeli stratejik kazançlara yatırım yapmak arasında hassas bir denge kurmakta yatıyor.”


Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
TT

Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih bugün yaptığı açıklamada, krallığın Suriye'nin Halep kentindeki iki havaalanının geliştirilmesi için çeşitli aşamalarda 7,5 milyar riyal (2 milyar dolar) yatırım yapacağını söyledi.

Yatırım Bakanı Halid bin Abdulaziz el-Falih başkanlığındaki üst düzey Suudi heyeti, Suudi Arabistan Krallığı ile Suriye Arap Cumhuriyeti arasındaki ekonomik ve yatırım iş birliğini güçlendirmeyi ve ortak projelerin pratik uygulamasına yönelik ikili ortaklıkları ilerletmeyi amaçlayan resmi bir ziyaretin başlangıcı olarak bu sabah Suriye'nin başkenti Şam'a geldi.

El-Falih, "Nas" şirketinin ülke dışındaki ilk yatırımı olan "Nas Syria" adlı bir havayolu şirketinin kurulduğunu duyurdu.

El-Falih ayrıca, Suriye'deki büyük projelere yatırım yapmaya adanacak olan Elaf Yatırım Fonu'nu da başlattı.

Suriye Yatırım Otoritesi Başkanı Talal el-Hilali ise ülkesinin telekomünikasyon altyapısını geliştirmek, iletişim ağlarını ve internet kalitesini modernize etmek için Suudi Arabistan ile bir anlaşma imzalayacağını duyurdu.

Açıklamada, Suudi Arabistan ile vatandaşların yaşamlarını doğrudan etkileyen hayati sektörleri hedefleyen bir dizi stratejik anlaşmanın imzalanacağı da belirtildi.

Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından yayınlanan basın açıklamasında, Suudi heyetinin ziyaretinin "iki kardeş ülke arasındaki stratejik ortaklığı destekleme, kalkınma projelerini desteklemede özel sektörün rolünü güçlendirme ve ortak çıkarlara hizmet eden ve gelecek dönemdeki kalkınma eğilimlerine ayak uyduran sürdürülebilir bir ekonomik entegrasyon yolu oluşturma çerçevesinde gerçekleştiği" ifade edildi.

Açıklamada, bu ziyaretin "Krallık ile Suriye arasındaki ekonomik ortaklıkta ileri bir aşamayı temsil ettiği, geçen yıl düzenlenen bir dizi toplantı ve forumun devamı niteliğinde olduğu ve bu toplantılar ve forumlar sonucunda karşılıklı yatırımı teşvik etmek ve bir dizi hayati sektörde ortak çalışma mekanizmalarını etkinleştirmek amacıyla bir dizi anlaşmanın imzalandığı" belirtildi. Açıklamada ayrıca, "Bu sürekli çabalar, iki ülke arasındaki stratejik uyumu teyit ederek hem Suudi hem de Suriye özel sektörleri için ekonomik kalkınmayı destekleme ve yatırım fırsatlarını genişletme konusunda büyük bir hedef çerçevesinde ortak ekonomik entegrasyonu derinleştirme amacını ortaya koymaktadır." ifadelerine yer verildi.


Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
TT

Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)

Altın ve gümüşte üst üste kırılan rekorların ardından gelen düşüş mercek altına alındı. 

Wall Street Journal'ın (WSJ) analizinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanlığı'na Kevin Warsh'u aday göstermesinin ardından değerli metallerde sert düşüş yaşandığına dikkat çekiliyor. 

Analize göre yatırımcılar, Warsh'un enflasyona karşı "şahin bir politika" izleyeceğini ve Fed'in başına atanmasının doların güçlenmesini sağlayacağını düşünüyor. Financial Times'ın analizinde de benzer bir noktaya işaret ediliyor. 

Fed'in bağımsızlığıyla ilgili endişeler, mayıstan bu yana doların değerinin düşmesinde önemli rol oynadı. 

Trump ise doların seyrinde olumsuz bir durum olmadığını savunarak "Bence harika gidiyor" demişti. 

Analizde, Warsh'un adaylığının duyurulmasıyla altın ve gümüşte hızlı satışlar başladığı vurgulanıyor. Diğer yandan değerli metallerdeki düşüşün, "piyasa temellerinin öngördüğünün çok ötesine çıkan çılgın alımların sonucu olduğuna" da dikkat çekiliyor. 

Trump'ın cuma günkü açıklamasında "çok zeki, çok iyi ve güçlü" diye nitelediği Warsh'un adaylığını duyurmasıyla dolarda da toparlanma görüldü. 

Değerli metallerin değişken seyrinde spekülasyonların da önemli rol oynadığına işaret ediliyor. 

En uç spekülasyonların, "vatandaşların külçe gümüş almak için sıraya girdiği" Çin'den geldiği belirtiliyor. Çin sınır polisinin, Hong Kong'dan ülkeye yaklaşık 227 kilogram gümüş kaçırmaya çalışan iki kişiyi geçen hafta yakalaması da gündem olmuştu. 

Çin yönetimi, yatırım çılgınlığının risklerini azaltmak için UBS gümüş vadeli işlem fonu da dahil 5 emtia fonunun ticaretini cuma günü askıya almıştı. 

Öte yandan sert satışlara rağmen WSJ analistleri, özellikle altın ve bakırda yükselişin sürebileceği tahminini paylaşıyor. 

Fed-Beyaz Saray çekişmesi

Fed Başkanı Jerome Powell'la Trump arasındaki çekişme, ABD Merkez Bankası'nın bağımsızlığıyla ilgili endişeleri artırıyor. 

Tartışma Fed ofis binalarının yenilenmesini kapsayan çok yıllı projeyle ilgili. Beyaz Saray'ın proje için öngördüğü bütçe 1,9 milyar dolardı. Ancak işçilik ve malzeme fiyatlarındaki artış, tasarım değişiklikleri ve asbestle kurşun kirliliği gibi öngörülemeyen sorunlar nedeniyle maliyet 2,5 milyar dolara çıkmıştı.

ABD Başkanı, Powell'ın dolandırıcılık yaptığını ima ederek süreci kötü yönettiğini öne sürmüştü. Fed başkanı ise hakkındaki iddiaları reddederek, binaların renovasyon masraflarının uzun vadede kendini amorti edeceğini belirtmişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Financial Times