Sudan: Göstericiler iktidarın sivillere devrini talep ediyor

Sudan Cumhurbaşkanlığı Sarayı çevresindeki gösterilerde iktidarın sivillere devredilmesini talep edildi. Yüz binlerce eylemci bariyerleri yıkarak oturma eylemi çağrısı yaptı.

19 Aralık’ta Hartum’daki Cumhurbaşkanlığı önündeki eylemciler (AFP)
19 Aralık’ta Hartum’daki Cumhurbaşkanlığı önündeki eylemciler (AFP)
TT

Sudan: Göstericiler iktidarın sivillere devrini talep ediyor

19 Aralık’ta Hartum’daki Cumhurbaşkanlığı önündeki eylemciler (AFP)
19 Aralık’ta Hartum’daki Cumhurbaşkanlığı önündeki eylemciler (AFP)

Sudan, 19 Aralık’ta yaygın protestolara tanık oldu. Öyle ki eylemciler, polis ve güvenlik güçlerinin mermi ve göz yaşartıcı gaz kullanmasına ve çok sayıda kişinin yaralanmasına rağmen Cumhurbaşkanlığı Sarayı çevresindeki ve saraya bağlanan caddelerdeki büyük güvenlik bariyerlerini aşmayı başardı.
Saray çevresinde protestocular ile güvenlik güçleri arasında dün akşam geç saatlere kadar vur-kaç olayları devam etti. Sudan’daki halk hareketine önderlik eden ‘Direniş Komiteleri’, eylemcilere iktidar sivillere devredilene kadar Cumhurbaşkanlığı sarayının önünde oturma eylemi yapmaları çağrısında bulundu.
Sudan devriminin tanık olduğu en büyük gösteriye katılan çok sayıda eylemci mermilerin hedefi oldu. Yüz binlerce barışçıl devrimci, askeri yetkililerin Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na giden yolların önüne koyduğu sıkı güvenlik bariyerlerini aştı ve eylemciler, yetkililerin 19 Aralık’ta erken saatlerde kapattığı Hartum’un merkezine giden köprüleri de zorla geçişlere açtı. Göz yaşartıcı gaz, ses bombası ve mermilerin yoğun şekilde kullanılması bile ülkenin dört bir yanından gelen kalabalıkların, Hartum’un merkezindeki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na ulaşmasını engellemedi. Bazı eylemciler nehri geçmek için tekneler kullandı.
Sudanlı askeri yetkililer, “Hartum’un merkezine kuvvetlerin konuşlandırılmasını ve şehir merkezine giden tüm köprülerin kapatılmasını” içeren katı bir önlem paketi uygularken, ancak eylemciler ise köprüleri zorla açmayı ve bariyerleri kaldırmayı başardılar. Öyle ki köprüleri kapatan askeri güçler ise geri çekilmek zorunda kaldı. Bazı ordu güçleri ve ‘Tek halk, tek ordu’ sloganları atan eylemciler arasında ise ‘kenetlenme haline’ tanık olundu.
Direniş Komiteleri, askeri darbenin devrilmesi ve sivil bir hükümetin kurulması talebiyle, 19 Aralık 2018 devriminin üçüncü yıl dönümüyle eş zamanlı olarak, (yerel açıdan Cumhuriyet Sarayı olarak bilinen) Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı hedef alan milyonluk bir yürüyüş düzenlenmesi çağrısında bulundu. Bu çerçevede Cumhurbaşkanlığı Sarayı, ilk kez toplanma alanı olarak belirlendi.
Güvenlik makamları, eylemcilerin Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na ulaşmasını engellemek için ‘Fetihab, Mavi Nil, Şambat, el-Mak Nemr, el-Ceyş ve el-Manşiyye’ köprülerini geçişlere kapattı. Ancak eylemcilerin yoğunluğu ve kalabalık olması, bu köprüleri koruyan polis ve ordu güçlerini geri çekilmeye zorladı. Bu durum da Hartum’un kuzeyinden, Omdurman’dan ve Nil’in doğusundan gelen isyancıların Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na zorla geçişlerine izin verdi.
Eski Kültür ve Enformasyon Bakanı Faysal Muhammed Salih, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, dünkü yürüyüşün Sudan’da büyük bir günü temsil ettiğini, Sudan tarihinin bir aşamasını sonlandırdığını ve yeni bir aşama için bir sayfa açtığını söyledi. “Darbenin devrildiği ve Sudan halkının iradesinin kazandığı çok açık” diyen Faysal Muhammed, “Sokakların, kendi saflarından çıkan ve yeni sahnenin görüntüsünü düzelten bir siyasi liderliğe ihtiyacı var” şeklinde konuştu. Yetkili, Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, yardımcısı Muhammed Hamdan Hamideti ve askeri bileşenin diğer temsilcilerinin bulunduğu aşamanın sona erdiğini sivillerin silahlı kuvvetler için yeni bir liderliğine ihtiyacı olduğunu açıkladı. Faysal Muhammed Salih, “Bir sonraki aşama, özellikleri henüz oluşmamış, zor ve karmaşık bir aşamadır. Ancak Ekim darbesi öncesi koşullara bile geri dönmenin mümkün olmadığı açık. Eski haliyle sivil- asker ortaklığı artık kabul edilemez. Askeri kurum için tartışılması ve tanımlanması gereken yeni bir rol var” değerlendirmesinde bulundu.
Salih, Sudan tarihindeki anlık aşamanın en önemli görevinin, ‘Halk Direniş Komiteleri ile siyasi ve sivil güçler arasında acil ve samimi bir diyalog başlatmak ve bir sonraki dönemde ülkedeki yönetimin geleceği hakkında net bir vizyon oluşturmak’ olduğunu ifade etti.
Gazeteci, insan hakları savunucusu ve ‘İnsan Hakları Gazetecileri’ kurucusu Faysal el-Baker ise “Bugün ortaya çıkan kitleler, geçiş aşamasında reform yapma veya 25 Ekim öncesine geri dönme konuşmalarının ötesine geçti. Sloganlarını da açıkça dile getirdi: Müzakere yok, tanıma yok, pazarlık yok, katılım yok” dedi. Bu durum, Sudan halkının şanlı devrimini tamamlamak için başkentte ve bölgelerde tavırlarında kararlı oldukları anlamına geliyor. Aynı şekilde Baker, Direniş Komiteleri’nin temsil ettiği devrimci rejimi devirecek güçlerin ve devrim sloganına (Özgürlük, Barış ve Adalet) inanan herkesin, ‘yeni bir tarihi mucize yaratacak nitelikte ve ‘ülkeyi diktatörlük karşısında ileri bir adıma taşıma yeteneğine sahip’ olduğunu’ dile getirdi. Faysal el-Baker, “Uzun bir sivil savaş. Ama halkımız şu önemli söze ulaşmak için uygun taktikleri alacak bilgi ve beceriye sahiptir: Devrim devamlıdır ve zafer kesindir” şeklinde konuştu.
Yaralı sayısı konusunda belgelenmiş bir bilgi bulunmazken, sivil kuruluşlar en az iki kişinin gerçek mermilerle yaralandığını, aşırı göz yaşartıcı gaz ve plastik mermi kullanımı nedeniyle onlarca kişinin yaralandığını ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı ve çevre sokaklarda ise ses bombalarının yoğun şekilde duyulduğunu bildirdi.
Yürüyüşe Sudan’ın çeşitli eyaletlerinden yaya olarak gelen devrimciler de katıldı. Geçen cumartesi günü Hasahisa, Medeni, Sennar ve el-Ubeyd şehirlerinden devrimciler başkent Hartum’a akın etti. Başkent Hartum’un sokaklarından da yüz binlerce insan Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na yürürken, saraya giden yolu kapatan polis ve ordu güçleri ile çatışmalara girdiler. Ancak göstericiler, polis ve ordu güçlerini geri çekilmeye ve barikatları kaldırmaya zorladılar ve darbe karşıtı hareketin başlamasından bu yana ilk kez Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın ana meydanına ulaştılar.
Eylemci Hale Şaruni, askeri darbeyi devirmek ve orduyla ortaklık olmadan tam bir sivil hükümet kurmak için sokağa çıktığını söyledi. “Taleplerimizi gerçekleştirmeye çok yakınız ve tüm taleplerimiz karşılanana kadar devrimimize devam edeceğiz” diyen Şaruni, devrimcileri de kararlı ve uyumlu olmaya ve yürüyüşlerine sonuna kadar devam etmeye çağırdı.
Gazeteci ve siyasi aktivist Darra Kambo, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bugünün Sudan tarihindeki en büyük halk hareketine tanık olduğunu söyledi. Kambo, “Bu, Sudan tarihinde ve ülkedeki darbelerin geleceği açısından çok önemli bir gün ve Sudan’daki askeri darbelere kesin olarak son verdi” dedi. Kambo ayrıca, “Ömrünün kısalığına rağmen bu, Sudan’ı yöneten son darbedir” şeklinde konuştu.
Halk Direniş Komiteleri, tüm vatandaşları Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na gitmeye, önünde oturma eylemi düzenlemeye ve Sudan’ı askeri milislerin yönetiminden kurtarmaya çağırdı. Komiteler ayrıca, tüm devrimci, profesyonel ve siyasi güçlere ise ‘radikal değişim taleplerinin arkasında birleşme ve askeri totaliter yönetimden kurtulma’ çağrısı yaptı. Direniş Komiteleri, “Devrimin görevlerini yerine getirmek ve rejimi devirmek için Sudan Halk Sarayı’nın önünde bir oturma eylemi ilan ediyoruz” dedi.
Dünkü protestolar sadece Hartum ile sınırlı değildi. Öyle ki Sudan’daki onlarca şehir, aynı hedefler için çağrıda bulunan kitlesel gösterilere tanık oldu. Şehirlerde sesli yürüyüşler düzenlendi. Vad Medeni, Hasahisa, Sennar, Damazin, Singa, el-Ubeyd, el-Faşir, Nyala, Dongola, Atbarah, Halfa, Port Sudan, Kassala, Kadarif ve diğer şehirler de protesto gösterilerine tanık oldu.
Hartum’daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde toplanan yüz binlerce kişinin eylemine yönelik ilk siyasi tepki, Ulusal Ümmet Partisi’nden geldi. Parti, ordu liderlerini ‘sivil otoriteyi halka devretmeye ve ülkede demokratik geçiş yolunu yeniden kurmaya’ çağırdı. En büyük siyasi partilerden biri olan Ümmet Partisi, 19 Aralık’ta yaptığı açıklamada “Ülkenin tüm şehirlerinde ortaya çıkan kalabalıklar, demokrasinin geri döndüğünü ve diktatörlük ve darbeler döneminin sonsuza kadar bittiğini açıkça teyit ediyor” dedi.
Parti, silahlı kuvvetlere ve diğer teşkilatlara da Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde toplanan kitleleri korumak için çalışma çağrısında bulundu.
Öte yandan devrime öncülük eden Sudan Meslek Odaları Birliği (SPA), tam yetkiyi devrim güçlerine devretmeye çağırırken, düzenli güçlere de halkın safına katılma ve barışçıl toplantıya yönelik her türlü girişimi engelleme çağrısında bulundu. SPA, vatandaşlara ve tüm devrimcilere ise saray çevresindeki topluluklara katılmaları ve saraya giden tüm yolları barikatlarla kapatmaları için ‘acil çağrı’ yaptı.
Geçen Ekim’de, Genelkurmay Başkanı iktidara geldikten sonra, hükümeti Egemenlik Konseyi ve Bakanlar Kurulu ile feshetti. Başbakan Abdullah Hamduk, bazı bakanlar, Egemenlik Konseyi’ndeki liderler, ‘30 Haziran 1989 Rejiminin Etkilerini Ortadan Kaldırma Komitesi’ liderleri ve özellikle de Egemenlik Konseyi üyesi Muhammed el-Fekki Süleyman tutuklandı. Burhan, ülkede olağanüstü hâl ilan ederken, daha sonra ise halkın baskısıyla geri adım atarak, Başbakan Abdullah Hamduk ile bir siyasi bildiri imzaladı. Ardından Hamduk, yeniden görevine döndü.
Ancak eylemciler ve halk liderler anlaşmayı reddettiler ve anlaşmayı, devrime karşı bir ‘ihanet’ olarak nitelendirdiler. Egemenlik Konseyi Başkanı, Hızlı Destek Kuvvetleri komutanı da olan yardımcısı ve askeri konsey üyeleri tarafından temsil edilen askeri bileşenle her türlü ortaklığı reddettiklerini vurguladılar. O günden bu yana şehre dönüş çağrısı yapan ve darbeci güçlerin aşırı şiddet uyguladığı protesto gösterileri durmadı. Gösteriler, 45 kişinin ölümüne ve yüzlerce kişinin yaralanmasına neden oldu. Ancak bu da eylemcileri protestolarını sürdürmekten caydırmadı.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.