Sudan: Göstericiler iktidarın sivillere devrini talep ediyor

Sudan Cumhurbaşkanlığı Sarayı çevresindeki gösterilerde iktidarın sivillere devredilmesini talep edildi. Yüz binlerce eylemci bariyerleri yıkarak oturma eylemi çağrısı yaptı.

19 Aralık’ta Hartum’daki Cumhurbaşkanlığı önündeki eylemciler (AFP)
19 Aralık’ta Hartum’daki Cumhurbaşkanlığı önündeki eylemciler (AFP)
TT

Sudan: Göstericiler iktidarın sivillere devrini talep ediyor

19 Aralık’ta Hartum’daki Cumhurbaşkanlığı önündeki eylemciler (AFP)
19 Aralık’ta Hartum’daki Cumhurbaşkanlığı önündeki eylemciler (AFP)

Sudan, 19 Aralık’ta yaygın protestolara tanık oldu. Öyle ki eylemciler, polis ve güvenlik güçlerinin mermi ve göz yaşartıcı gaz kullanmasına ve çok sayıda kişinin yaralanmasına rağmen Cumhurbaşkanlığı Sarayı çevresindeki ve saraya bağlanan caddelerdeki büyük güvenlik bariyerlerini aşmayı başardı.
Saray çevresinde protestocular ile güvenlik güçleri arasında dün akşam geç saatlere kadar vur-kaç olayları devam etti. Sudan’daki halk hareketine önderlik eden ‘Direniş Komiteleri’, eylemcilere iktidar sivillere devredilene kadar Cumhurbaşkanlığı sarayının önünde oturma eylemi yapmaları çağrısında bulundu.
Sudan devriminin tanık olduğu en büyük gösteriye katılan çok sayıda eylemci mermilerin hedefi oldu. Yüz binlerce barışçıl devrimci, askeri yetkililerin Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na giden yolların önüne koyduğu sıkı güvenlik bariyerlerini aştı ve eylemciler, yetkililerin 19 Aralık’ta erken saatlerde kapattığı Hartum’un merkezine giden köprüleri de zorla geçişlere açtı. Göz yaşartıcı gaz, ses bombası ve mermilerin yoğun şekilde kullanılması bile ülkenin dört bir yanından gelen kalabalıkların, Hartum’un merkezindeki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na ulaşmasını engellemedi. Bazı eylemciler nehri geçmek için tekneler kullandı.
Sudanlı askeri yetkililer, “Hartum’un merkezine kuvvetlerin konuşlandırılmasını ve şehir merkezine giden tüm köprülerin kapatılmasını” içeren katı bir önlem paketi uygularken, ancak eylemciler ise köprüleri zorla açmayı ve bariyerleri kaldırmayı başardılar. Öyle ki köprüleri kapatan askeri güçler ise geri çekilmek zorunda kaldı. Bazı ordu güçleri ve ‘Tek halk, tek ordu’ sloganları atan eylemciler arasında ise ‘kenetlenme haline’ tanık olundu.
Direniş Komiteleri, askeri darbenin devrilmesi ve sivil bir hükümetin kurulması talebiyle, 19 Aralık 2018 devriminin üçüncü yıl dönümüyle eş zamanlı olarak, (yerel açıdan Cumhuriyet Sarayı olarak bilinen) Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı hedef alan milyonluk bir yürüyüş düzenlenmesi çağrısında bulundu. Bu çerçevede Cumhurbaşkanlığı Sarayı, ilk kez toplanma alanı olarak belirlendi.
Güvenlik makamları, eylemcilerin Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na ulaşmasını engellemek için ‘Fetihab, Mavi Nil, Şambat, el-Mak Nemr, el-Ceyş ve el-Manşiyye’ köprülerini geçişlere kapattı. Ancak eylemcilerin yoğunluğu ve kalabalık olması, bu köprüleri koruyan polis ve ordu güçlerini geri çekilmeye zorladı. Bu durum da Hartum’un kuzeyinden, Omdurman’dan ve Nil’in doğusundan gelen isyancıların Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na zorla geçişlerine izin verdi.
Eski Kültür ve Enformasyon Bakanı Faysal Muhammed Salih, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, dünkü yürüyüşün Sudan’da büyük bir günü temsil ettiğini, Sudan tarihinin bir aşamasını sonlandırdığını ve yeni bir aşama için bir sayfa açtığını söyledi. “Darbenin devrildiği ve Sudan halkının iradesinin kazandığı çok açık” diyen Faysal Muhammed, “Sokakların, kendi saflarından çıkan ve yeni sahnenin görüntüsünü düzelten bir siyasi liderliğe ihtiyacı var” şeklinde konuştu. Yetkili, Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, yardımcısı Muhammed Hamdan Hamideti ve askeri bileşenin diğer temsilcilerinin bulunduğu aşamanın sona erdiğini sivillerin silahlı kuvvetler için yeni bir liderliğine ihtiyacı olduğunu açıkladı. Faysal Muhammed Salih, “Bir sonraki aşama, özellikleri henüz oluşmamış, zor ve karmaşık bir aşamadır. Ancak Ekim darbesi öncesi koşullara bile geri dönmenin mümkün olmadığı açık. Eski haliyle sivil- asker ortaklığı artık kabul edilemez. Askeri kurum için tartışılması ve tanımlanması gereken yeni bir rol var” değerlendirmesinde bulundu.
Salih, Sudan tarihindeki anlık aşamanın en önemli görevinin, ‘Halk Direniş Komiteleri ile siyasi ve sivil güçler arasında acil ve samimi bir diyalog başlatmak ve bir sonraki dönemde ülkedeki yönetimin geleceği hakkında net bir vizyon oluşturmak’ olduğunu ifade etti.
Gazeteci, insan hakları savunucusu ve ‘İnsan Hakları Gazetecileri’ kurucusu Faysal el-Baker ise “Bugün ortaya çıkan kitleler, geçiş aşamasında reform yapma veya 25 Ekim öncesine geri dönme konuşmalarının ötesine geçti. Sloganlarını da açıkça dile getirdi: Müzakere yok, tanıma yok, pazarlık yok, katılım yok” dedi. Bu durum, Sudan halkının şanlı devrimini tamamlamak için başkentte ve bölgelerde tavırlarında kararlı oldukları anlamına geliyor. Aynı şekilde Baker, Direniş Komiteleri’nin temsil ettiği devrimci rejimi devirecek güçlerin ve devrim sloganına (Özgürlük, Barış ve Adalet) inanan herkesin, ‘yeni bir tarihi mucize yaratacak nitelikte ve ‘ülkeyi diktatörlük karşısında ileri bir adıma taşıma yeteneğine sahip’ olduğunu’ dile getirdi. Faysal el-Baker, “Uzun bir sivil savaş. Ama halkımız şu önemli söze ulaşmak için uygun taktikleri alacak bilgi ve beceriye sahiptir: Devrim devamlıdır ve zafer kesindir” şeklinde konuştu.
Yaralı sayısı konusunda belgelenmiş bir bilgi bulunmazken, sivil kuruluşlar en az iki kişinin gerçek mermilerle yaralandığını, aşırı göz yaşartıcı gaz ve plastik mermi kullanımı nedeniyle onlarca kişinin yaralandığını ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı ve çevre sokaklarda ise ses bombalarının yoğun şekilde duyulduğunu bildirdi.
Yürüyüşe Sudan’ın çeşitli eyaletlerinden yaya olarak gelen devrimciler de katıldı. Geçen cumartesi günü Hasahisa, Medeni, Sennar ve el-Ubeyd şehirlerinden devrimciler başkent Hartum’a akın etti. Başkent Hartum’un sokaklarından da yüz binlerce insan Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na yürürken, saraya giden yolu kapatan polis ve ordu güçleri ile çatışmalara girdiler. Ancak göstericiler, polis ve ordu güçlerini geri çekilmeye ve barikatları kaldırmaya zorladılar ve darbe karşıtı hareketin başlamasından bu yana ilk kez Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın ana meydanına ulaştılar.
Eylemci Hale Şaruni, askeri darbeyi devirmek ve orduyla ortaklık olmadan tam bir sivil hükümet kurmak için sokağa çıktığını söyledi. “Taleplerimizi gerçekleştirmeye çok yakınız ve tüm taleplerimiz karşılanana kadar devrimimize devam edeceğiz” diyen Şaruni, devrimcileri de kararlı ve uyumlu olmaya ve yürüyüşlerine sonuna kadar devam etmeye çağırdı.
Gazeteci ve siyasi aktivist Darra Kambo, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bugünün Sudan tarihindeki en büyük halk hareketine tanık olduğunu söyledi. Kambo, “Bu, Sudan tarihinde ve ülkedeki darbelerin geleceği açısından çok önemli bir gün ve Sudan’daki askeri darbelere kesin olarak son verdi” dedi. Kambo ayrıca, “Ömrünün kısalığına rağmen bu, Sudan’ı yöneten son darbedir” şeklinde konuştu.
Halk Direniş Komiteleri, tüm vatandaşları Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na gitmeye, önünde oturma eylemi düzenlemeye ve Sudan’ı askeri milislerin yönetiminden kurtarmaya çağırdı. Komiteler ayrıca, tüm devrimci, profesyonel ve siyasi güçlere ise ‘radikal değişim taleplerinin arkasında birleşme ve askeri totaliter yönetimden kurtulma’ çağrısı yaptı. Direniş Komiteleri, “Devrimin görevlerini yerine getirmek ve rejimi devirmek için Sudan Halk Sarayı’nın önünde bir oturma eylemi ilan ediyoruz” dedi.
Dünkü protestolar sadece Hartum ile sınırlı değildi. Öyle ki Sudan’daki onlarca şehir, aynı hedefler için çağrıda bulunan kitlesel gösterilere tanık oldu. Şehirlerde sesli yürüyüşler düzenlendi. Vad Medeni, Hasahisa, Sennar, Damazin, Singa, el-Ubeyd, el-Faşir, Nyala, Dongola, Atbarah, Halfa, Port Sudan, Kassala, Kadarif ve diğer şehirler de protesto gösterilerine tanık oldu.
Hartum’daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde toplanan yüz binlerce kişinin eylemine yönelik ilk siyasi tepki, Ulusal Ümmet Partisi’nden geldi. Parti, ordu liderlerini ‘sivil otoriteyi halka devretmeye ve ülkede demokratik geçiş yolunu yeniden kurmaya’ çağırdı. En büyük siyasi partilerden biri olan Ümmet Partisi, 19 Aralık’ta yaptığı açıklamada “Ülkenin tüm şehirlerinde ortaya çıkan kalabalıklar, demokrasinin geri döndüğünü ve diktatörlük ve darbeler döneminin sonsuza kadar bittiğini açıkça teyit ediyor” dedi.
Parti, silahlı kuvvetlere ve diğer teşkilatlara da Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde toplanan kitleleri korumak için çalışma çağrısında bulundu.
Öte yandan devrime öncülük eden Sudan Meslek Odaları Birliği (SPA), tam yetkiyi devrim güçlerine devretmeye çağırırken, düzenli güçlere de halkın safına katılma ve barışçıl toplantıya yönelik her türlü girişimi engelleme çağrısında bulundu. SPA, vatandaşlara ve tüm devrimcilere ise saray çevresindeki topluluklara katılmaları ve saraya giden tüm yolları barikatlarla kapatmaları için ‘acil çağrı’ yaptı.
Geçen Ekim’de, Genelkurmay Başkanı iktidara geldikten sonra, hükümeti Egemenlik Konseyi ve Bakanlar Kurulu ile feshetti. Başbakan Abdullah Hamduk, bazı bakanlar, Egemenlik Konseyi’ndeki liderler, ‘30 Haziran 1989 Rejiminin Etkilerini Ortadan Kaldırma Komitesi’ liderleri ve özellikle de Egemenlik Konseyi üyesi Muhammed el-Fekki Süleyman tutuklandı. Burhan, ülkede olağanüstü hâl ilan ederken, daha sonra ise halkın baskısıyla geri adım atarak, Başbakan Abdullah Hamduk ile bir siyasi bildiri imzaladı. Ardından Hamduk, yeniden görevine döndü.
Ancak eylemciler ve halk liderler anlaşmayı reddettiler ve anlaşmayı, devrime karşı bir ‘ihanet’ olarak nitelendirdiler. Egemenlik Konseyi Başkanı, Hızlı Destek Kuvvetleri komutanı da olan yardımcısı ve askeri konsey üyeleri tarafından temsil edilen askeri bileşenle her türlü ortaklığı reddettiklerini vurguladılar. O günden bu yana şehre dönüş çağrısı yapan ve darbeci güçlerin aşırı şiddet uyguladığı protesto gösterileri durmadı. Gösteriler, 45 kişinin ölümüne ve yüzlerce kişinin yaralanmasına neden oldu. Ancak bu da eylemcileri protestolarını sürdürmekten caydırmadı.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.