Sudan: Göstericiler iktidarın sivillere devrini talep ediyor

Sudan Cumhurbaşkanlığı Sarayı çevresindeki gösterilerde iktidarın sivillere devredilmesini talep edildi. Yüz binlerce eylemci bariyerleri yıkarak oturma eylemi çağrısı yaptı.

19 Aralık’ta Hartum’daki Cumhurbaşkanlığı önündeki eylemciler (AFP)
19 Aralık’ta Hartum’daki Cumhurbaşkanlığı önündeki eylemciler (AFP)
TT

Sudan: Göstericiler iktidarın sivillere devrini talep ediyor

19 Aralık’ta Hartum’daki Cumhurbaşkanlığı önündeki eylemciler (AFP)
19 Aralık’ta Hartum’daki Cumhurbaşkanlığı önündeki eylemciler (AFP)

Sudan, 19 Aralık’ta yaygın protestolara tanık oldu. Öyle ki eylemciler, polis ve güvenlik güçlerinin mermi ve göz yaşartıcı gaz kullanmasına ve çok sayıda kişinin yaralanmasına rağmen Cumhurbaşkanlığı Sarayı çevresindeki ve saraya bağlanan caddelerdeki büyük güvenlik bariyerlerini aşmayı başardı.
Saray çevresinde protestocular ile güvenlik güçleri arasında dün akşam geç saatlere kadar vur-kaç olayları devam etti. Sudan’daki halk hareketine önderlik eden ‘Direniş Komiteleri’, eylemcilere iktidar sivillere devredilene kadar Cumhurbaşkanlığı sarayının önünde oturma eylemi yapmaları çağrısında bulundu.
Sudan devriminin tanık olduğu en büyük gösteriye katılan çok sayıda eylemci mermilerin hedefi oldu. Yüz binlerce barışçıl devrimci, askeri yetkililerin Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na giden yolların önüne koyduğu sıkı güvenlik bariyerlerini aştı ve eylemciler, yetkililerin 19 Aralık’ta erken saatlerde kapattığı Hartum’un merkezine giden köprüleri de zorla geçişlere açtı. Göz yaşartıcı gaz, ses bombası ve mermilerin yoğun şekilde kullanılması bile ülkenin dört bir yanından gelen kalabalıkların, Hartum’un merkezindeki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na ulaşmasını engellemedi. Bazı eylemciler nehri geçmek için tekneler kullandı.
Sudanlı askeri yetkililer, “Hartum’un merkezine kuvvetlerin konuşlandırılmasını ve şehir merkezine giden tüm köprülerin kapatılmasını” içeren katı bir önlem paketi uygularken, ancak eylemciler ise köprüleri zorla açmayı ve bariyerleri kaldırmayı başardılar. Öyle ki köprüleri kapatan askeri güçler ise geri çekilmek zorunda kaldı. Bazı ordu güçleri ve ‘Tek halk, tek ordu’ sloganları atan eylemciler arasında ise ‘kenetlenme haline’ tanık olundu.
Direniş Komiteleri, askeri darbenin devrilmesi ve sivil bir hükümetin kurulması talebiyle, 19 Aralık 2018 devriminin üçüncü yıl dönümüyle eş zamanlı olarak, (yerel açıdan Cumhuriyet Sarayı olarak bilinen) Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı hedef alan milyonluk bir yürüyüş düzenlenmesi çağrısında bulundu. Bu çerçevede Cumhurbaşkanlığı Sarayı, ilk kez toplanma alanı olarak belirlendi.
Güvenlik makamları, eylemcilerin Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na ulaşmasını engellemek için ‘Fetihab, Mavi Nil, Şambat, el-Mak Nemr, el-Ceyş ve el-Manşiyye’ köprülerini geçişlere kapattı. Ancak eylemcilerin yoğunluğu ve kalabalık olması, bu köprüleri koruyan polis ve ordu güçlerini geri çekilmeye zorladı. Bu durum da Hartum’un kuzeyinden, Omdurman’dan ve Nil’in doğusundan gelen isyancıların Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na zorla geçişlerine izin verdi.
Eski Kültür ve Enformasyon Bakanı Faysal Muhammed Salih, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, dünkü yürüyüşün Sudan’da büyük bir günü temsil ettiğini, Sudan tarihinin bir aşamasını sonlandırdığını ve yeni bir aşama için bir sayfa açtığını söyledi. “Darbenin devrildiği ve Sudan halkının iradesinin kazandığı çok açık” diyen Faysal Muhammed, “Sokakların, kendi saflarından çıkan ve yeni sahnenin görüntüsünü düzelten bir siyasi liderliğe ihtiyacı var” şeklinde konuştu. Yetkili, Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, yardımcısı Muhammed Hamdan Hamideti ve askeri bileşenin diğer temsilcilerinin bulunduğu aşamanın sona erdiğini sivillerin silahlı kuvvetler için yeni bir liderliğine ihtiyacı olduğunu açıkladı. Faysal Muhammed Salih, “Bir sonraki aşama, özellikleri henüz oluşmamış, zor ve karmaşık bir aşamadır. Ancak Ekim darbesi öncesi koşullara bile geri dönmenin mümkün olmadığı açık. Eski haliyle sivil- asker ortaklığı artık kabul edilemez. Askeri kurum için tartışılması ve tanımlanması gereken yeni bir rol var” değerlendirmesinde bulundu.
Salih, Sudan tarihindeki anlık aşamanın en önemli görevinin, ‘Halk Direniş Komiteleri ile siyasi ve sivil güçler arasında acil ve samimi bir diyalog başlatmak ve bir sonraki dönemde ülkedeki yönetimin geleceği hakkında net bir vizyon oluşturmak’ olduğunu ifade etti.
Gazeteci, insan hakları savunucusu ve ‘İnsan Hakları Gazetecileri’ kurucusu Faysal el-Baker ise “Bugün ortaya çıkan kitleler, geçiş aşamasında reform yapma veya 25 Ekim öncesine geri dönme konuşmalarının ötesine geçti. Sloganlarını da açıkça dile getirdi: Müzakere yok, tanıma yok, pazarlık yok, katılım yok” dedi. Bu durum, Sudan halkının şanlı devrimini tamamlamak için başkentte ve bölgelerde tavırlarında kararlı oldukları anlamına geliyor. Aynı şekilde Baker, Direniş Komiteleri’nin temsil ettiği devrimci rejimi devirecek güçlerin ve devrim sloganına (Özgürlük, Barış ve Adalet) inanan herkesin, ‘yeni bir tarihi mucize yaratacak nitelikte ve ‘ülkeyi diktatörlük karşısında ileri bir adıma taşıma yeteneğine sahip’ olduğunu’ dile getirdi. Faysal el-Baker, “Uzun bir sivil savaş. Ama halkımız şu önemli söze ulaşmak için uygun taktikleri alacak bilgi ve beceriye sahiptir: Devrim devamlıdır ve zafer kesindir” şeklinde konuştu.
Yaralı sayısı konusunda belgelenmiş bir bilgi bulunmazken, sivil kuruluşlar en az iki kişinin gerçek mermilerle yaralandığını, aşırı göz yaşartıcı gaz ve plastik mermi kullanımı nedeniyle onlarca kişinin yaralandığını ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı ve çevre sokaklarda ise ses bombalarının yoğun şekilde duyulduğunu bildirdi.
Yürüyüşe Sudan’ın çeşitli eyaletlerinden yaya olarak gelen devrimciler de katıldı. Geçen cumartesi günü Hasahisa, Medeni, Sennar ve el-Ubeyd şehirlerinden devrimciler başkent Hartum’a akın etti. Başkent Hartum’un sokaklarından da yüz binlerce insan Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na yürürken, saraya giden yolu kapatan polis ve ordu güçleri ile çatışmalara girdiler. Ancak göstericiler, polis ve ordu güçlerini geri çekilmeye ve barikatları kaldırmaya zorladılar ve darbe karşıtı hareketin başlamasından bu yana ilk kez Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın ana meydanına ulaştılar.
Eylemci Hale Şaruni, askeri darbeyi devirmek ve orduyla ortaklık olmadan tam bir sivil hükümet kurmak için sokağa çıktığını söyledi. “Taleplerimizi gerçekleştirmeye çok yakınız ve tüm taleplerimiz karşılanana kadar devrimimize devam edeceğiz” diyen Şaruni, devrimcileri de kararlı ve uyumlu olmaya ve yürüyüşlerine sonuna kadar devam etmeye çağırdı.
Gazeteci ve siyasi aktivist Darra Kambo, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bugünün Sudan tarihindeki en büyük halk hareketine tanık olduğunu söyledi. Kambo, “Bu, Sudan tarihinde ve ülkedeki darbelerin geleceği açısından çok önemli bir gün ve Sudan’daki askeri darbelere kesin olarak son verdi” dedi. Kambo ayrıca, “Ömrünün kısalığına rağmen bu, Sudan’ı yöneten son darbedir” şeklinde konuştu.
Halk Direniş Komiteleri, tüm vatandaşları Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na gitmeye, önünde oturma eylemi düzenlemeye ve Sudan’ı askeri milislerin yönetiminden kurtarmaya çağırdı. Komiteler ayrıca, tüm devrimci, profesyonel ve siyasi güçlere ise ‘radikal değişim taleplerinin arkasında birleşme ve askeri totaliter yönetimden kurtulma’ çağrısı yaptı. Direniş Komiteleri, “Devrimin görevlerini yerine getirmek ve rejimi devirmek için Sudan Halk Sarayı’nın önünde bir oturma eylemi ilan ediyoruz” dedi.
Dünkü protestolar sadece Hartum ile sınırlı değildi. Öyle ki Sudan’daki onlarca şehir, aynı hedefler için çağrıda bulunan kitlesel gösterilere tanık oldu. Şehirlerde sesli yürüyüşler düzenlendi. Vad Medeni, Hasahisa, Sennar, Damazin, Singa, el-Ubeyd, el-Faşir, Nyala, Dongola, Atbarah, Halfa, Port Sudan, Kassala, Kadarif ve diğer şehirler de protesto gösterilerine tanık oldu.
Hartum’daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde toplanan yüz binlerce kişinin eylemine yönelik ilk siyasi tepki, Ulusal Ümmet Partisi’nden geldi. Parti, ordu liderlerini ‘sivil otoriteyi halka devretmeye ve ülkede demokratik geçiş yolunu yeniden kurmaya’ çağırdı. En büyük siyasi partilerden biri olan Ümmet Partisi, 19 Aralık’ta yaptığı açıklamada “Ülkenin tüm şehirlerinde ortaya çıkan kalabalıklar, demokrasinin geri döndüğünü ve diktatörlük ve darbeler döneminin sonsuza kadar bittiğini açıkça teyit ediyor” dedi.
Parti, silahlı kuvvetlere ve diğer teşkilatlara da Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde toplanan kitleleri korumak için çalışma çağrısında bulundu.
Öte yandan devrime öncülük eden Sudan Meslek Odaları Birliği (SPA), tam yetkiyi devrim güçlerine devretmeye çağırırken, düzenli güçlere de halkın safına katılma ve barışçıl toplantıya yönelik her türlü girişimi engelleme çağrısında bulundu. SPA, vatandaşlara ve tüm devrimcilere ise saray çevresindeki topluluklara katılmaları ve saraya giden tüm yolları barikatlarla kapatmaları için ‘acil çağrı’ yaptı.
Geçen Ekim’de, Genelkurmay Başkanı iktidara geldikten sonra, hükümeti Egemenlik Konseyi ve Bakanlar Kurulu ile feshetti. Başbakan Abdullah Hamduk, bazı bakanlar, Egemenlik Konseyi’ndeki liderler, ‘30 Haziran 1989 Rejiminin Etkilerini Ortadan Kaldırma Komitesi’ liderleri ve özellikle de Egemenlik Konseyi üyesi Muhammed el-Fekki Süleyman tutuklandı. Burhan, ülkede olağanüstü hâl ilan ederken, daha sonra ise halkın baskısıyla geri adım atarak, Başbakan Abdullah Hamduk ile bir siyasi bildiri imzaladı. Ardından Hamduk, yeniden görevine döndü.
Ancak eylemciler ve halk liderler anlaşmayı reddettiler ve anlaşmayı, devrime karşı bir ‘ihanet’ olarak nitelendirdiler. Egemenlik Konseyi Başkanı, Hızlı Destek Kuvvetleri komutanı da olan yardımcısı ve askeri konsey üyeleri tarafından temsil edilen askeri bileşenle her türlü ortaklığı reddettiklerini vurguladılar. O günden bu yana şehre dönüş çağrısı yapan ve darbeci güçlerin aşırı şiddet uyguladığı protesto gösterileri durmadı. Gösteriler, 45 kişinin ölümüne ve yüzlerce kişinin yaralanmasına neden oldu. Ancak bu da eylemcileri protestolarını sürdürmekten caydırmadı.



Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Gazze’de barış planının hayata geçirilmesinin önemini, ateşkesin kalıcı biçimde sürdürülmesini, yeniden imar sürecinin başlatılmasını ve bölge halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını ele aldı.

Türk kaynaklara göre, Erdoğan ile Kral II. Abdullah, cumartesi günü İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkiler ile bunların farklı alanlarda geliştirilme yollarını değerlendirdi; bölgesel ve uluslararası gelişmeleri masaya yatırdı.

Ürdün Kralı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye yaptığı kısa ziyaret kapsamında, iki lider önce baş başa bir görüşme gerçekleştirdi, ardından iki ülke heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı yapıldı.

Görüşmelerde Gazze’deki son durum ve barış planının ikinci aşamasının uygulanması ayrıntılı biçimde ele alındı. Taraflar, ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, devam eden İsrail ihlallerini kınadı; insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılmasının önemine ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimin reddedilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Toplantılarda ayrıca Suriye’deki gelişmeler de ele alındı. Erdoğan ve Kral II. Abdullah, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının, ülkenin istikrarını sarsmaya yönelik girişimlerin reddedilmesinin ve Suriyelilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli şekilde dönüşlerinin sağlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Kaynaklara göre, ikili ve genişletilmiş görüşmelerde bölgedeki diğer gelişmeler de değerlendirildi; taraflar, bölgesel istikrarın sağlanması için iş birliği ve ortak çalışma iradesini teyit etti.

efrgt87kı8
Erdoğan ile Ürdün Kralı’nın, iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Görüşmelere Türkiye tarafında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılırken, Ürdün tarafından da muhatap isimler yer aldı.

Ürdün Kralı’nın Türkiye ziyareti, Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü (Bab el-Hava) sınır kapısı üzerinden Türkiye ve Yunanistan’a yönelik kara taşımacılığının 15 yıl aradan sonra yeniden başlatılmasının hemen ardından gerçekleşti.

Ulaştırma bakanlıkları arasında yürütülen ortak koordinasyon ve çabalar sonucunda gümrük ve idari engellerin kaldırılmasıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında, cuma günü üç tır deneme amaçlı olarak Türkiye topraklarına giriş yaptı.

Söz konusu adımın, bölgesel kara taşımacılığı haritasında nitelikli bir sıçrama yaratması ve Ürdün’ü, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa kıtasına bağlayan önemli bir ticaret hattını yeniden canlandırması bekleniyor. Bu hat, Cilvegözü (Bab el-Hava) ve Öncüpınar (Bab es-Selame) sınır kapıları üzerinden işleyecek.


Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.