Cezayir, Rusya’nın Sahel’de artan nüfuzuna karşı sessizliğini koruyor

“Bunun Fransa'ya askeri olarak bölgeden geri çekilmesi için baskı yapmakla ilgilisi yok”

Malililerin sokağa çıkması, Fransa'nın bölgedeki nüfuzunun azaldığının bir göstergesi olarak görülüyor. (Sosyal medya)
Malililerin sokağa çıkması, Fransa'nın bölgedeki nüfuzunun azaldığının bir göstergesi olarak görülüyor. (Sosyal medya)
TT

Cezayir, Rusya’nın Sahel’de artan nüfuzuna karşı sessizliğini koruyor

Malililerin sokağa çıkması, Fransa'nın bölgedeki nüfuzunun azaldığının bir göstergesi olarak görülüyor. (Sosyal medya)
Malililerin sokağa çıkması, Fransa'nın bölgedeki nüfuzunun azaldığının bir göstergesi olarak görülüyor. (Sosyal medya)

Ali Yahi
Cezayir, Rusya’nın Afrika’nın Sahel Bölgesi’ndeki nüfuzuna karşı sessiz kalmaya devam ediyor. Ancak Cezayir’in diğer ülkelerin iç işlerine müdahale edilmemesi ilkesini savunurken bu konudaki sessizliğinin sürmesi bir takım sorulara neden oluyor. Bu konunun daha da ilginçleşmesine neden olan ise Fransa’nın askeri olarak bölgeden geri çekilmesi karşısında Rusya’nın nüfuzunun artmasında Cezayir'in gizli rolünün sorgulaması oldu.

Dikkat çekici varlık
Rusya’nın Sahel Bölgesindeki nüfuzu son aylarda dikkat çekici bir şekilde yeniden ortaya çıktı. Bu nüfuz, Fransa’nın askeri olarak bölgeden geri çekilmesiyle ilişkilendirildi. Konu, bir şekilde siyaset alanında ve basında geniş yankı uyandırdı ve daha fazla dillendirilmeye başlandı. Cezayir'in bu dosyayı görmezden gelmesi, bölgedeki yabancı varlığa şiddetle karşı çıktığı ve uluslararası toplumu ülkelerin içişlerine karışmamaya çağırdığı düşünüldüğünde, bir takım soru işaretlerinin ortaya çıkmasına neden oluyor.
Mali’de geçtiğimiz mayıs ayında ülke yönetimine ve Fransa’nın ülkedeki askeri varlığına karşı düzenlenen protesto gösterileri sırasında başkent Bamako’nun merkezinde Rus bayrakları taşındı. Bu gelişme Kıta’daki, özellikle Sahel Bölgesi’ndeki siyasi haritayı değiştirmeye yönelik bir dönüşümü ortaya çıkardı.  Bu, özellikle Mali'deki darbeci yönetimin Mali ordusunu eğitmek için Rus güvenlik şirketi Wagner Grubu'na bağlı paralı askerlerle anlaşmasından sonra Batı ülkelerinden gelen yoğun eleştirileri dahi geride bırakan bir adım oldu.
Rusya, Orta Afrika, Cibuti ve Sudan gibi çeşitli Afrika ülkelerinde diplomatik, askeri veya kültürel olarak varlık gösterdikten sonra şimdi de nüfuzunu Sahel Bölgesi’ne doğru genişletmek istiyor. Fransa’nın sert bir şekilde eleştirdiği ve ardından Mali ile askeri iş birliğini kısa bir süreliğine askıya almasına neden olan darbenin, çeşitli şehirlerdeki protestolarda Rusya bayraklarının ortaya çıkardığı Mali-Rusya yakınlaşmasını gün yüzüne çıkardığı düşünülüyor. Aynı şekilde Rusya’nın Mali’ye yeni yönetim lehine büyük askeri desteği ve sağladığı devasa savaş teçhizatı da Moskova'nın bölgedeki niyetini ortaya çıkarmaya yeterli gibi görünüyor.

Pragmatik olarak rıza göstermek
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı haberde konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler Profesörü Abdulvahhab Hafiyan şunları söyledi:
“Cezayir'in bu sessizliği, Rusya'nın çıkarına davrandığı ve zarar vermediği sürece Sahel Bölgesi’ne müdahalesinden pragmatik bir şekilde memnun olduğunu gösteriyor.
Bu sessizliği Fransa gibi Cezayir ve Rusya arasında bölgedeki askeri güçlerini çıkarmak için üstü kapalı bir uzlaşı olarak değerlendiren büyük ülkelerde huzursuzluğa neden olabileceğini belirten Hafiyan, Cezayir’in özellikle çıkarları ilkelerden önce dikkate alan pragmatik mantığı benimsemeye açıkça eğilimli hale gelen komşu ülkelere karşı, diğer ülkelerin iç işlerine karışmama ilkesine bağlılığı çerçevesinde sessizliğini sürdürmesinin bu huzursuzluğu körükleyebileceğini belirtti.
Hafiyan sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sahel Bölgesi’nde çıkarı olan herkes, Rusya'nın yaptığı gibi doğrudan ya da Fransa ve Fas'ın yaptığı gibi uluslararası koruma kalkanları aracılığıyla müdahale etme eğiliminde olduğundan, bölge yavaş yavaş Balkanlaşmaya doğru ilerliyor. Cezayir, coğrafi konumunun sağladığı bir silaha sahip olsa da uluslararası bir müdahale kararı alınması durumunda kendi çıkarlarına hizmet eden taraftan dolayı etkili de olabilir. Ya da sahada doğrudan bir aktör olmak için gerekli araçlara sahip olmadığında geri çekilmek zorunda kalıp eski yıllardaki durumuna geri de dönebilir.”

Anlaşmalar, tehditler ve dönüşüm
Cezayir ve Rusya arasında birkaç dosya üzerinde mutabakat olmasına ve Sovyetler Birliği döneminden bu yana iki tarafı birbirine bağlayan güçlü ilişkiler bulunmasına rağmen Cezayir Dışişleri Bakanlığı, Cezayir'in Rusya merkezli Wagner Grubu’nu Mali’ye getirme faaliyetlerini finanse etmek için Malili yetkililerle anlaştığı yönündeki iddiaları yalanladı.
Fransa, Mali'deki hükümete Wagner Grubu’nun paralı askerleriyle bir anlaşma imzalaması halinde yaptırım uygulama tehdidinde bulunurken Bamako, Dışişleri Bakanı Abdoulaye Diop’un 11 Kasım'da Moskova'ya yaptığı ziyaret sırasında Rusya ile diplomatik faaliyetlerini yoğunlaştırdığını duyurdu. Ziyareti sırasında Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile bir basın toplantısı düzenleyen Bakan Diop, “Ülkemiz ne zaman zor bir durumla karşı karşıya kalsa Rusya yanımızda oldu, bize yardım etti ve destek verdi. Yine böyle zor ve karmaşık bir süreçten geçiyoruz. Bu yüzden dostumuzdan yardım isteyebiliriz” ifadelerini kullandı.
Cezayir ayrıca anayasaya yeni bir madde ekleyerek Fransa’nın Mali'deki nüfuzunun azalmasından yararlanmaya çalıştı. Bu ek madde ile Sahel Bölgesi’nde askeri müdahaleye kapı aralandı. Cezayir artık parlamentonun onayına tabi olarak yurt dışına muharebe birimleri gönderebilecek.

İmkansız ittifaklar
Askeri konularda uzman bir isim olan Ekrem Harif, gazetecilere yaptığı bir açıklamada şu değerlendirmelerde bulundu:
“Rusya ve Cezayir’in Afrika’yı Fransa’nın nüfuzundan kurtarma konusunda aynı yaklaşıma sahip olduklarını söylenebilir. Fakat iki güç arasında bir ittifak kurulması imkansız. Rusya’nın ya da resmi olarak Rusya'yı temsil etmeyen Wagner’in Sahel Bölgesi’nde veya Mali'de herhangi bir varlığından söz etmek mümkün değil. Bu yüzden Cezayir bir müttefik, arabulucu veya başka bir rol üstlenemez.”

“Müdahale olarak kabul edilemez”
Afrika uzmanı Uluslararası İlişkiler Profesörü Mebruk Kahi’nin değerlendirmesi ise şöyle oldu:
“Cezayir, Bamako'da ülkeyi yöneten bir otorite ve Mali de egemen bir devlet olduğu için egemenliğine, iç ve dış seçeneklerine saygı duyuyor. Herhangi bir taraftan baskı ve dikteyi reddeder ve bunları iç işlerine müdahale olarak kabul eder. Bamako hükümeti özel bir Rus güvenlik şirketi ile sözleşme yapmak istiyor. Diğer yandan Kremlin, bu şirketle resmi olarak ilişiğinin olmadığını açıkladı. Tüm bunlar çerçevesinde Cezayir müdahale edemez. Çünkü resmi açıklamalarda bir ilişki bulunmuyor. Rusya'nın bölgedeki varlığı, her şeyden önce bölgeyi istikrarsızlaştırmayı değil, NATO’yu utandırmayı ve kendi topraklarından bu kadar uzakta kafa karışıklığı yaratmayı amaçlıyor. Rusya’nın Mali’ye girmesi müdahale olarak değerlendirilemez. Çünkü Bamako hükümetinin talebi üzerine geliyor ve Bamako hükümeti bu konuda herhangi bir baskı altında da değil. Suriye’de olduğu gibi Rus ordusunun varlığı söz konusu olmadığından Fransa’ya bölgeden çekilmesi için baskı yapılması da pek olası değildir. Fransızların Mali’de geri çekilmesinin başka gerekçeleri var.”



Mısır’da yoksulluk tartışması, hükümetin icraatlarını açıklayacağı konferans öncesinde gündemde

Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)
Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)
TT

Mısır’da yoksulluk tartışması, hükümetin icraatlarını açıklayacağı konferans öncesinde gündemde

Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)
Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)

Mısır’da bazı milletvekilleri, hükümetin icraatlarını kamuoyuna açıklamak üzere düzenlemesi beklenen konferans öncesinde, ülkedeki yoksulluk oranlarına ilişkin soru önergesi verdi. Yoksulluk oranları birkaç yıldır açıklanmazken, bölgesel çalkantıların derinleştirdiği ekonomik krizler nedeniyle bu oranların yükseldiği tahmin ediliyor.

Mısır Temsilciler Meclisi’nden dokuz milletvekili, çarşamba günü hükümete ülkedeki yoksulluk oranlarının hangi seviyeye ulaştığını sordu. Yoksulluk oranı, 2019-2020 dönemine ilişkin Eylül 2020’de açıklanan son resmî verilere göre yüzde 29,7 olarak kaydedilmişti.

Milletvekilleri, “Hükümetin, milletvekillerinin denetim mekanizmaları aracılığıyla sunduğu talepler üzerine gelir ve harcama araştırmasını Meclis’e göndereceğine defalarca söz vermesine rağmen, söz konusu araştırma henüz yayımlanmadı” ifadelerini kullandı.

Milletvekilleri ayrıca, “2021’den bu yana Mısır’daki yoksulluk oranlarını bilmeden hükümetin icraatları nasıl değerlendirilebilir?” sorusunu yöneltti.

Hükümet, geçtiğimiz dönemde izlenen politikaları, bunların sonuçlarını ve söz konusu adımlar atılmasaydı neler yaşanabileceğini kamuoyuna anlatmak amacıyla ulusal bir forum düzenlemeyi planlıyor. Hükümet Sözcüsü Muhammed Adil’e göre forumda vatandaşların önerileri ve görüşleri de dinlenecek.

Adil, çarşamba akşamı televizyonda yaptığı açıklamada, 19-24 Ekim tarihleri arasında düzenlenmesi planlanan foruma ait resmî internet sitesi üzerinden vatandaşların kayıt yaptırabileceğini, görüşlerini iletebileceğini ve katılım talebinde bulunabileceğini belirtti. Adil, birkaç gün önce açılan sitenin bugüne kadar bir milyondan fazla ziyaret aldığını kaydetti.

Sürekli gündeme gelen bir tartışma

Mısır’da yoksulluk oranları ve bu oranların neden açıklanmadığına ilişkin tartışmalar yeni değil. Milletvekillerinin soru önergesinde de belirtildiği üzere, bu konu belirli aralıklarla yeniden gündeme geliyor.

Reform ve Kalkınma Partisi’nin Meclis Grup Başkanı ve soru önergesini veren dokuz milletvekilinden biri olan İrin Said yaptığı açıklamada, kendisinin ve bazı milletvekillerinin önceki yasama döneminde de benzer soru önergeleri sunduğunu, ancak henüz somut sonuçlara veya doğrulanmış bilgilere ulaşamadıklarını belirtti.

dfg
Kahire'nin merkezindeki işçi sınıfının yoğun olarak yaşadığı semtlerden biri. (Şarku’l Avsat)

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, geçen aralık ayında yaptığı açıklamada, yoksulluk oranının 2020’de açıklanan seviyenin bir miktar üzerine çıktığını kabul etmiş, ancak artışın boyutunu paylaşmamıştı. Bazı basın kuruluşlarının haberlerinde ise yoksulluk oranının yaklaşık yüzde 34’e yükseldiği öne sürüldü.

Yazar ve siyasi analist Cemal Esad, hükümetin yoksulluk oranlarını açıklamamasını eleştirdi. Esad, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, “Enflasyon ve diğer ekonomik göstergelere ilişkin açıklanan rakamlar bile vatandaşların sokakta hissettiği gerçeklerden daha düşük. Peki, bir de hiç açıklanmayan rakamları düşünün” ifadelerini kullandı.

Mısır’da yıllık enflasyon oranı geçen ağustos ayında yüzde 14,5 olarak kaydedildi. Bu oran temmuz ayında yüzde 14,9 düzeyindeydi.

Siyasi açıdan zor bir mesele

Siyaset sosyolojisi profesörü Said Sadık, hükümetin milletvekillerinin talebine kısa süre içinde cevap vererek yoksulluk oranlarını açıklamasını beklemediğini söyledi. Sadık, dokuz milletvekilinden biri olan Muhammed Fuad’ın, talebin altı ay önce hükümete iletilmesine rağmen henüz sonuç alınamadığını belirten açıklamasına dikkat çekti.

Sadık, hükümetin yoksulluk oranlarını açıklamaya hazır olmadığını kaydetti. Bu ay düzenlenmesi planlanan ulusal forumda büyük olasılıkla farklı göstergelerin öne çıkarılacağını belirten Sadık, bunlar arasında gayrisafi yurt içi hasıla büyümesi, işsizliğin 2025’te yüzde 6,3’e gerilemesi, bütçede faiz dışı fazla verilmesi, sosyal koruma paketleri, kara yolları, elektrik santralleri ve limanlara yönelik yatırımlar ile bölgesel krizlerin etkilerinin aşılması ve mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi gibi başlıkların yer alacağını ifade etti.

Sadık’a göre yeni yoksulluk oranlarının açıklanması “siyasi açıdan zor bir mesele”. Sadık, “Rakam yükselirse hükümetin başarı söylemine ilişkin şüpheler artar. Güncel bir araştırma olmadan düşüş açıklanırsa da bu rakamlara inanılmayabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Milletvekili Ravya Muhtar da hükümetten, ekonomik politikaların vatandaşların gelirleri ve yaşam standartları üzerindeki gerçek etkisini ortaya koyacak güncel ve kapsamlı verileri paylaşmasını istedi.

Dokuz milletvekilinden biri olan Muhtar yaptığı açıklamada, “Hükümetin performansını ve başarılarını, yoksulluk oranlarındaki ve vatandaşların gelirlerindeki değişimi gösteren güncel veriler olmadan eksiksiz biçimde değerlendirmek mümkün değil” ifadelerini kullandı.

Sadık ise hükümetin yoksulluk sorununu, etkilerini hafifletmeye yönelik politikalarla ele aldığını belirtti. Bu politikalar arasında gıda yardımları, yoksulluk sınırının altındaki kesimlere yönelik Tekafül ve Kerame sosyal yardım programları, maaş artışları ve olağanüstü destek paketleri bulunuyor. Sadık’a göre bu önlemler, enflasyonun vatandaşlar üzerindeki etkisini sınırlandırmayı amaçlıyor.


Irak: İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampı SİHA’larla vuruldu

Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
TT

Irak: İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampı SİHA’larla vuruldu

Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)

Irak Kürdistan Bölgesi Terörle Mücadele Birimi, dün akşam İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kaldığı bir kampın, Erbil vilayetine bağlı Xebat ilçesinde iki insansız hava aracıyla (İHA) hedef alındığını açıkladı. Kamp, Bağdat’ın yaklaşık 450 kilometre kuzeyinde bulunuyor.

Bölgedeki Terörle Mücadele Birimi tarafından yapılan açıklamada, kurumun elde ettiği bilgilere göre Erbil vilayetinin Xebat ilçesine bağlı Rizgari nahiyesindeki İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampına dün akşam patlayıcı yüklü iki SİHA ile saldırı düzenlendiği belirtildi.

Açıklamada, saldırıda can kaybı yaşanmadığı kaydedildi.


Suriye bayrağı Haseke’de ilk kez göndere çekildi

Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)
Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)
TT

Suriye bayrağı Haseke’de ilk kez göndere çekildi

Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)
Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)

Suriye’nin Haseke kentinde, 29 Ocak 2026 tarihli anlaşmanın uygulanmasına ilişkin son bir haftada yaşanan hızlı gelişmeler kapsamında, Özgürlük Meydanı’nda dün ulusal bayrak en yüksek direğe çekildi. Törene çok sayıda vatandaş ve resmî yetkili katılırken, hükümet yetkilileri de yargı sistemini yeniden işler hâle getirmek amacıyla Adalet Sarayı’nda incelemelerde bulundu.

Haseke Vali Yardımcısı Ahmed el-Hilali Şarku’l Avsat’a yaptığı kısa açıklamada, kent merkezindeki ana meydanda ulusal bayrağın geniş halk ve resmî katılımla göndere çekildiğini belirtti. Hilali, törene Haseke Valisi Nureddin Ahmed’in yanı sıra bölgeden Halk Meclisi üyelerinin, askerî yetkililerin ve güvenlik yetkililerinin katıldığını söyledi.

Tören sırasında kentin farklı mahallelerinden gelen vatandaşlar ana meydanda toplandı. Kalabalık, devletin vilayet üzerindeki kontrolünü tamamen sağlaması yönünde sloganlar attı.

Etkinlik, katılımcıların ve vatandaşların güvenliğini, kamu ve özel mülklerin korunmasını sağlamak amacıyla kent genelinde, özellikle merkezde yoğun iç güvenlik güçlerinin konuşlandırıldığı bir ortamda gerçekleştirildi.

Suriye’de eski rejimin devrilmesinden bu yana ilk kez Haseke kent merkezinde Suriye bayrağının göndere çekilmesi sırasında Suriyeli yetkililer (Haseke Valiliği)
Suriye’de eski rejimin devrilmesinden bu yana ilk kez Haseke kent merkezinde Suriye bayrağının göndere çekilmesi sırasında Suriyeli yetkililer (Haseke Valiliği)

Haseke İç Güvenlik Güçleri tören öncesinde yayımladığı açıklamada, toplu etkinlikler sırasında silah taşınmasını ve havai fişek kullanılmasını yasakladı. Açıklamada, güvenliği bozabilecek veya vatandaşların hayatını tehlikeye atabilecek davranışlardan kaçınılması gerektiği vurgulandı. Güvenlik güçleri, ihlallere müsamaha gösterilmeyeceğini ve sorumlular hakkında gerekli yasal işlemlerin uygulanacağını bildirdi.

Adalet Sarayı’nda inceleme

Haseke kent merkezinde bayrak töreni düzenlenirken Vali Yardımcısı Hilali, vilayetin başsavcısı Yargıç Gazi eş-Şeyh İbrahim ile birlikte Adalet Sarayı binasında incelemelerde bulundu. Hilali, ziyaretin amacının “yargı sistemini işler hâle getirmek için uygun koşulları hazırlamak” olduğunu belirtti.

Bu gelişmelerden önce, feshedilen Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) bağlı unsurların Adalet Sarayı çevresindeki mevzilerinden çekilmesinin ardından çarşamba günü bölgede iç güvenlik güçlerinin varlığı artırılmıştı. SDG’ye bağlı Terörle Mücadele Güçleri (HAT) ise salı günü mevzilerini İç Güvenlik Güçleri’ne teslim etti. Böylece hükümetin kent genelindeki güvenlik varlığı da güçlendirildi.

Şarku’l Avsat’a konuşan aktivistlere göre, bu gelişmelerin ardından Suriye Genel İstihbarat Teşkilatı Başkanı Tümgeneral Abdulkadir Tahhan ile Dış İstihbarat Başkanı Tuğgeneral Abdurrahman ed-Dabbağ, geniş bir güvenlik heyetiyle Haseke’ye geldi.

Devletin kontrolünün genişletilmesi talebi

Son gelişmeler, Haseke vilayetindeki çeşitli kent ve kasabalarda geçen cuma namazının ardından düzenlenen kitlesel barışçıl gösterilerin sonrasında yaşandı. Göstericiler, devlet otoritesinin tesis edilmesini ve devlet kurumlarının vilayetin bütün bölgelerindeki varlığının güçlendirilmesini talep etmişti.

Söz konusu gösteriler, SDG’nin ağustos ayının sonunda feshedildiğinin duyurulmasının ardından düzenlendi. Bu karar, 29 Ocak 2026’da Suriye hükümetiyle imzalanan anlaşma kapsamında alındı. Anlaşma, eski Özerk Yönetim’in sivil, güvenlik ve askerî kurumlarının devlet yapısına entegre edilmesini öngörüyordu.

Buna karşın Arap topluluğunun temsilcileri, entegrasyon süreci devam etmesine rağmen, Suriye devletinin vilayetin geniş kesimlerinde fiilî kontrol sağlayamadığını belirtiyor.

Kuzey Suriye’de yaşayan ve sosyal medyada faaliyet gösteren Arap topluluğu mensubu aktivist Suheyb el-Ya‘rubi, Haseke’deki sevinç gösterilerini yansıtan videolar paylaştı. Görüntülerden birinde yaşlı bir adamın bayrak göndere çekilirken “Allahuekber” diye bağırdığı görüldü.

Suriye bayrağının göndere çekilmesi törenine katılan resmî yetkililer ile vatandaşların güvenliğini sağlamak amacıyla Haseke kentinde alınan güvenlik önlemleri (Haseke Medya Müdürlüğü)
Suriye bayrağının göndere çekilmesi törenine katılan resmî yetkililer ile vatandaşların güvenliğini sağlamak amacıyla Haseke kentinde alınan güvenlik önlemleri (Haseke Medya Müdürlüğü)

El-Ya‘rubi, görüntülere eşlik eden paylaşımında, “Haseke halkının bugün yaşadığı sevinci görenler, son yıllarda ne kadar büyük baskı ve sıkıntılar yaşadıklarını anlayabilir” ifadelerini kullandı. Aktivist ayrıca, “İki yıl boyunca rejimin düşmesinin sevincinden mahrum bırakılmaktan daha ağır ne olabilir?” diye yazdı.

Taleplerimiz devlet kurumlarının bölgeye dönmesiydi

Haseke’deki Arap aşiretlerine mensup ve geçen cuma günü düzenlenen gösterilere katılım çağrısı yapan aktivist İbrahim el-Halebi, kentteki hızlı gelişmelerin Suriye hükümetinin halk hareketinin taleplerine verdiği bir cevap olduğunu söyledi.

El-Halebi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, feshedilen SDG’nin entegrasyon anlaşmasının maddelerini uygulamakta uzun süre oyalandığını belirtti. Bu maddelerin başında devlet egemenliğinin tesis edilmesi, tutukluların serbest bırakılması ve yerinden edilenlerin geri dönmesinin sağlanmasının geldiğini ifade eden El-Halebi, bunun halk arasındaki gerilimi artırdığını belirtti.

El-Halebi ayrıca, SDG bünyesindeki bazı güvenlik ve siyasi çevrelerin Kürdistan İşçi Partisi’ne (PKK) bağlı olduğunu ve entegrasyon sürecine karşı çıktığını öne sürdü. Bu çevrelerin, Haseke’deki farklı toplumsal kesimleri kışkırtan tutumlar sergilediğini ifade etti.

Mevcut koşullarda güvenliğin sağlanması ve devlet kurumlarının bölgeye girişi için askerî bir operasyonun uygun olmayacağını düşündüklerini belirten el-Halebi, bu nedenle vilayet genelinde, özellikle Haseke kent merkezinde kitlesel gösteriler düzenlenmesi çağrısında bulunduklarını söyledi.

El-Halebi, amaçlarının devlete ve tüm taraflara Haseke’nin Suriye’nin bir parçası olduğunu hatırlatmak olduğunu belirterek, taleplerinin herhangi bir etnik, dinî veya toplumsal gruba karşı yöneltilmediğini vurguladı. “Taleplerimiz devlet kurumlarının bölgeye girmesi, güvenliğin sağlanması, tutukluların serbest bırakılması ve yerinden edilenlerin geri dönmesiydi” dedi.

Suriye bayrağının göndere çekilmesi töreni sırasında Haseke kentinde devletin güvenlik güçleri, (Haseke Medya Müdürlüğü)
Suriye bayrağının göndere çekilmesi töreni sırasında Haseke kentinde devletin güvenlik güçleri, (Haseke Medya Müdürlüğü)

El-Halebi, gösterilerin önemli sonuçlar doğurduğunu savunarak, Genel İstihbarat Teşkilatı Başkanı’nın, yardımcısının ve geniş bir güvenlik heyetinin Haseke’ye geldiğini, ardından Adalet Sarayı’nın teslim edildiğini ve ulusal bayrağın Özgürlük Meydanı’ndaki en yüksek direğe çekildiğini söyledi. Binlerce kişinin meydanda toplanarak “Bir, bir; Suriye halkı birdir” sloganını attığını belirtti.

Halk hareketinin Suriye devletinin Haseke vilayetinde tam egemenlik kurmasına kadar devam edeceğini ifade eden el-Halebi, yaşananları bir etnik veya dinî grubun diğerine karşı zaferi olarak görmediklerini söyledi. Bunun Suriye halkının iradesinin zaferi olduğunu savunan el-Halebi, devlet dairelerinin ve kamu hizmetlerinin yeniden faaliyete geçmesini, güvenliğin sağlanmasını, tutukluların serbest bırakılmasını ve yerinden edilenlerin geri dönmesini beklediklerini dile getirdi.

Haseke vilayetinde, aralarında el-Halebi ve el-Ya‘rubi’nin de bulunduğu kuzey Suriye’deki aktivistlerin çağrısıyla yarın bugün yeni gösteriler düzenlenmesi için hazırlıklar sürüyor. “Tek bayrak, vatanın bayrağıdır” sloganıyla yapılması planlanan gösterilerde, Suriye’deki bütün toplumsal kesimleri temsil ettiği belirtilen ulusal bayrağın göndere çekilmesi hedefleniyor.