Afrika Kupası için geri sayım başladı... Süper Lig'den 12 kulüp, 20 futbolcudan en az 3 hafta faydalanamayacak

Afrika Uluslar Kupası, 9 Ocak-6 Şubat 2022 arasında düzenlenecek, Süper Lig'den 12 kulüp, 20 futbolcusundan en az 3 hafta faydalanamayacak / Fotoğraf: AA
Afrika Uluslar Kupası, 9 Ocak-6 Şubat 2022 arasında düzenlenecek, Süper Lig'den 12 kulüp, 20 futbolcusundan en az 3 hafta faydalanamayacak / Fotoğraf: AA
TT

Afrika Kupası için geri sayım başladı... Süper Lig'den 12 kulüp, 20 futbolcudan en az 3 hafta faydalanamayacak

Afrika Uluslar Kupası, 9 Ocak-6 Şubat 2022 arasında düzenlenecek, Süper Lig'den 12 kulüp, 20 futbolcusundan en az 3 hafta faydalanamayacak / Fotoğraf: AA
Afrika Uluslar Kupası, 9 Ocak-6 Şubat 2022 arasında düzenlenecek, Süper Lig'den 12 kulüp, 20 futbolcusundan en az 3 hafta faydalanamayacak / Fotoğraf: AA

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle 2022'ye ertelenen Afrika Uluslar Kupası, 9 Ocak 2022'de başlıyor. 
Türkiye ve Avrupa'dan birçok oyuncunun boy göstereceği organizasyon, sezon ortasında oynanacak olması nedeniyle kulüplerin "korkulu rüyası" haline gelmiş durumda.
Turnuvanın yaklaşık bir ay sürecek olması ve gönderilen her oyuncunun kendi takımının en az üç maçını kaçıracak olması bu durumun başlıca nedenlerinden. 
Yaşanacak olası bir sakatlık durumunda kulüpler, bu boşluğu doldurabilmek için hem zaman hem de ekonomik harcama yapmak zorunda kalabilir.
Süper Lig kulüpleri, hem şampiyonluk hem de orta sıralardaki mücadelelerinde oyuncularından yararlanamayacak olması da işleri içinden çıkılamaz bir hale dönüştürebilir.

Zirve yarışındaki takımlar önemli isimlerinden faydalanamayacak
12 Süper Lig kulübü, 9 Ocak-6 Şubat 2022 tarihleri arasında düzenlenecek turnuvaya toplam 20 futbolcu gönderecek.
Süper Lig'den Afrika Uluslar Kupası'na oyuncu gönderen kulüplerden en çok Hatayspor etkilenecek. 
Ligde beşinci sırada yer alan Hatay temsilcisi, Munir ile Ayoub El Kaabi'yi Fas, Adama Traore'yi de Mali Milli Takımı'na gönderdiği için en az üç maç bu oyuncularından faydalanamayacak. 
Lider Trabzonspor, ikinci yarının ilk üç maçına Jean Kouassi (Fildişi) ve Djaniny'den (Yeşil Burun) yoksun çıkacak. 
Ligde üçüncü sırada yer alan Medipol Başakşehir de Yeşil Burun Adaları Milli Takımı'na gönderdiği Carlos Ponck'a bu süreçte forma giydiremeyecek.
Sivasspor ile Galatasaray da turnuvaya ikişer oyuncu gönderdi. Kırmızı-beyazlılar Max Gradel (Fildişi Sahilleri) ile Faycal Fajr (Fas), sarı-kırmızılılarda ise Mustafa Muhammed (Mısır) ile Sofiane Feghouli (Cezayir) söz konusu süreçte takımlarından ayrı kalacak.
Öte yandan Alanyaspor Famara Diedhiou (Senegal), Awaziem (Nijerya), Yeni Malatyaspor Oussama Haddadi (Tunus), Tetteh (Gana), Gaziantep FK Steven Caulker (Sierra Leone), Kayserispor Mame Thiam (Senegal), Altay Andre Poko (Gabon), Adana Demirspor Simon Deli (Fildişi Sahilleri) ve Fatih Karagümrük de Ahmed Musa'dan (Nijerya) yoksun olarak maçlara çıkacak.

Umut Eken / Fotoğraf: Independent Türkçe
"Buna çare bulunamayacak ve böyle devam edecek gibi görünüyor"
Spor yazarı Umut Eken, turnuvaya 20 futbolcu gönderecek Süper Lig kulüplerinin durumunu Independent Türkçe'ye değerlendirdi
Afrika Uluslar Kupası'nın sezonun ortalarına denk gelmesini "uzun zamandır çare bulunamamış konulardan biri" olarak nitelendiren Eken, şöyle konuştu:
"Bu durum kıtalar arasındaki farktan kaynaklanıyor. Örneğin Avrupa Şampiyonalarını UEFA uyarlayabiliyor ama başka bir kıta, başka bir yönetim şekli olduğu için bence buna çare yok. Hani 'ligler bittikten sonra yapılsın' derler ama öyle bir alternatif de çok güç, çok zahmetli. Çünkü Afrika kıtasında olan biten bir şeyden bahsediyoruz. Mevsimsel etkiler ve diğer birçok etkiler var. Sanki buna çare bulunamayacak ve böyle devam edecek gibi görünüyor."

"Turnuvaya Afrikalı futbolcular önemle bakıyor, vitrin olarak görüyorlar"
Eken, bu konunun sadece Türkiye'de değil Avrupa'da da gündeme getirildiğini ancak turnuvanın ertelenmesiyle ilgili futbolculara yöneltilen sorularda oyuncuların ciddi tepkiler gösterdiğini dile getirdi:
"Bu yüzden Afrika Kupası'nın saygınlığıyla ilgili de tartışmalar oluyor. Geçen günlerde Ajaxlı Haller, Afrika Uluslar Kupası'yla ilgili soruya 'Bu, Avrupalı bir futbolcuya sorulur muydu?' diyerek tepki göstermişti. Afrikalı futbolcular, turnuvaya çok önemle bakıyorlar. Kendi liglerinin yanı sıra turnuvayı vitrin olarak görüyorlar. Afrika kökenli olup Avrupa'da güçlü ülkelerin formalarını giyen birçok oyuncu var ama Afrikalılar vatandaşlıklarını değiştirmediler ve Afrikalı olmayı tercih ettilerse milli takımlarına tutkuyla bağlı kalıyorlar. Benim izlenimim bu. Afrika Kupası bizim için Türk futbol severler için ve kulüpler için belki önemli değil ama Afrikalı futbolcular bu turnuvaya çok önem veriyorlar."
 
"Bugünkü ekonomik koşullarda, hangi kulüp transfere kaynak ayıracak?"
Türkiye'de 12 kulüpten 20 futbolcunun turnuvaya gideceğini hatırlatan Eken, bu durumun şampiyonluk yarışından uzak kalan Üç Büyükler için bir fırsat olarak görüldüğünü ancak bu durumun üst sıralardaki takımları çok etkilemeyeceği görüşünde. 
Eken, "Geçmiş yıllarda özellikle şampiyonluk potasındaki takımlar turnuvayı kendileri için tehdit gördüklerinde ara transfer çare olmuştu. Afrika Kupası evet handikaplı ama gidecek futbolcular belli olduğunda da Türk kulüplerinin elinde bir opsiyon oluyor. O da ne? Ara transfer dönemi. Tabii bugün geldiğimiz bu ekonomik koşullarda, hangi kulüp ne kadar transfere kaynak ayıracak ya da ayırmak isterler mi? Çünkü Galatasaray, Beşiktaş, Fenerbahçe'nin konumu çok da hedef kovalar durumda değil üstelik bu şartlarda, bu ekonomik düzende şampiyonluktan da kopmuşken..." değerlendirmesinde bulundu. 

"Üç takım da oyuncu performansına odaklı değil, 'Üç Büyükler' için bir fırsat yaratmayacak gibi görünüyor"
Turnuvanın bu yıl üst sıraları zorlayan Trabzonspor, Başakşehir ve beşinci sıradaki Hatayspor'u etkileyeceğini ancak söz konusu takımların da bireysel değil takım performanslarıyla öne çıktığını belirten Eken, şunları kaydetti:
"Djaniny, bu seneki performansıyla Trabzonspor için önemli oyunculardan biri. Abdullah Hoca alternatif yaratmaya çalışacaktır. Kouassi yeni transfer. Takımda hangi ölçüde yer edineceğini kestirmek güçtü. Hatayspor etkilenecektir. Çünkü Hatay'ın oyuncuları gerçekten iskelet kadrodaki önemli isimler. Yerleri kolay kolay doldurulabilecek oyuncular değiller. Başakşehir'in kadrosu her şeye rağmen geniş.  Büyük problem yaşamazlar gibi düşünüyorum. Bu bahsettiğimiz takımlar da formda ve bu sezon belli bir standartta oynayan üç takım. Herhangi bir oyuncunun performansına odaklı takımlar değiller. 'Üç Büyükler'in geride kalması bu durumda onlara bir fırsat yaratmayacak gibi görünüyor."

"Bir teknik adam ya da yönetici, 'Afrika Kupası'ndan dolayı sıkıntıya girdik' dememeli"
Alanyaspor, Yeni Malatya, Gaziantep, Kayserispor, Adana Demirspor gibi takımların eksik oyuncularından etkileneceğini söyleyen Eken, "Hepsi takımları için çok önemli oyuncular. Mesela Altay'da Poku, Kayseri'de Thiam önemli isimler ama kulüpler burada büyük bir şaşkınlık yaşamamalı. Afrika Kupası'nın ne zaman, hangi tarihte olacağı belli. Buna göre programlarını, planlarını yapmış olmalıydılar. Yani herhangi bir teknik adam ya da yönetim, 'Biz, Afrika Kupası'ndan dolayı sıkıntıya girdik' diyememeli, dememeli. Bu lüksleri olmamalı" şeklinde görüş belirtti. 

"Alternatif isimlere fırsat yaratmak lazım, kim bilir belki de boynuz kulağı geçer"
Geçmişte bu durumdaki takımların eksik isimlerden yeni yıldızlar kazandıklarını aktaran Eken, sözlerini şöyle noktaladı:
"Evet oyuncuların hepsi kendi takımları için çok önemli ama diğer taraftan da bu oyuncuların yerine alternatif olarak forma giyecek isimlere de fırsat yaratmak lazım. Kim bilir belki de boynuz kulağı geçer. Geçmişte örneklerini gördük. Trabzonspor'da Burak Yılmaz'la Onur'un ayrılığı sonrası Uğurcan Çakır kaleye geçti, Yusuf Yazıcı daha fazla fırsat bulmaya başladı. Yusuf Avrupa'ya gitti iki sezondur orada. Uğurcan Çakır da şu anda herhalde Türkiye'nin en iyi 2-3 kalecisinden biri ve Avrupalıların gözdesi. Çok genç yaşta. Çok ciddi isim yapmış milli takım kalecisini olmuş ve belki de Avrupa'ya gidecek. Bu tür krizler bu tür fırsatları yaratabiliyor. O açıdan da bakmak lazım."
Independent Türkçe
 



Floyd Mayweather-Mike Tyson maçı iptal mi oldu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Floyd Mayweather-Mike Tyson maçı iptal mi oldu?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Floyd Mayweather'ın Mike Tyson'la yapması planlanan maç, farklı bir "Demir Mike"ın Mayweather'ın bir sonraki rakibi olacağını iddia etmesiyle belirsizliğe girdi.

Eylülde Mayweather'ın 2026 baharında Tyson'la ringe çıkacağı ve iki Amerikalı boks efsanesinin gösteri maçında karşı karşıya geleceği duyurulmuştu.

O zamanlar tarih veya yer teyit edilmemiş olsa da 59 yaşındaki Tyson daha sonra maçın martta Afrika'da yapılacağını iddia etmişti.

Şimdiyse eski kickboks şampiyonu Mike Zambidis'in sosyal medyada Mayweather'la bir maçın tanıtımını yapmasıyla durum karıştı.

Zambidis, Instagram'da maçın tarihini 27 Haziran ve mekanını memleketi Yunanistan'ın başkenti Atina'daki Oaka Arena olarak belirten bir poster paylaştı.

Poster ayrıca etkinliğin "dünya çapında canlı yayımlanacağını" da ima ediyordu ancak yayıncı açıklanmadı. Organizatörler Mayweather Promotions, Zambidis Club ve Front Row Fight Series olarak listelendi.

Zambidis gönderide "Tarih yazılmak üzere" ifadesini kullanırken, Mayweather henüz posteri veya böyle bir dövüşle ilgili herhangi bir detayı paylaşmadı.

dvfgt
Mike Zambidis (sağda), sosyal medyada Floyd Mayweather'la dövüşünün tanıtımını yaptı (@ironmikezambidisofficial/Instagram)

48 yaşındaki boksör, en son Ağustos 2024'te John Gotti III'le bir gösteri maçında karşı karşıya gelmişti. Bu maç, 5 sıkletteki eski dünya şampiyonunun 2017'de profesyonel boks kariyerini sonlandırdıktan sonra çıktığı çok sayıda gösteri maçından biriydi.

Öte yandan 45 yaşındaki Zambidis kickboksta birden fazla şampiyonluğa sahip. Son kickboks maçı, Mayweather'la olası karşılaşmasından tam 11 yıl önce, 27 Haziran 2015'teydi.

Zambidis'in bu paylaşımının Mayweather-Tyson karşılaşması için ne anlama geldiği belirsiz. Bu maçın Tyson'ın YouTuber Jake Paul tarafından profesyonel müsabakada puanla yenilmesinden yaklaşık 18 ay sonra gerçekleşmesi planlanıyordu.

Mayweather'ın adı ayrıca 2015'te tüm zamanların en kazançlı boks maçında puanla yendiği rakibi Manny Pacquiao'yla rövanş maçı için de geçiyor.

Independent Türkçe


Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
TT

Buzda strateji ve hassasiyet: Curling hakkında her şey

Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)
Curling, 1998'den beri kış olimpiyatlarında yer alıyor (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu hafta buz üstünde milimetrik hesaplarla yapılan bir mücadele olan Curling'i inceliyoruz.

Curling, buz üzerinde oynanan takım sporları arasında en farklılarından biri. Bu sporda karşı karşıya gelen iki takım, yaklaşık 20 kilogram ağırlığındaki taşları, buz yüzeyinde belli bir hedefe en yakın olacak biçimde yerleştirmeye çalışıyor.

Her takımda 4 oyuncu var ve her oyuncu belirli bir sırayla taşı kaydırıyor. Amaç, bu taşları "ev" adı verilen çemberin merkezine ulaştırmak.

Oyun boyunca en yakın taşların sayısı kadar puan alınıyor ve toplamda en çok puanı toplayan takım maçı kazanıyor.

Curling, özel olarak hazırlanmış bir buz pistinde oynanıyor. Pistler genellikle 45 metre uzunluğunda ve 5 metre genişliğinde.

Ev, içi boyalı dairelerden oluşuyor ve puanlar, taşların merkeze olan uzaklığına göre hesaplanıyor. Buz, üzerine su püskürtülerek pürüzlü hale getiriliyor. Bu taşın pist üzerinde daha kontrollü kaymasını sağlıyor.

Oyun, her iki takımın da taşlarını sırayla gönderdiği "end"ler üzerinden ilerliyor. Bir end, her takımın belirlenmiş sayıda taşı hedefe göndermesiyle tamamlanıyor.

Karşılaşmalar genellikle 10 end sürüyor. Ancak bazı kulüp ve turnuva formatlarında 8 endlik maçlar da var. Her end sonunda en yakın taşı olan takım puan alıyor.

Kökeni 16. yüzyıla uzanan Curling, İskoçya'nın donmuş göletlerinde oynanan bir oyun olarak doğdu.

İskoç göçmenlerin Kuzey Amerika'ya taşıdığı bu oyun, zaman içinde standartlaşarak uluslararası bir spor haline geldi.

Günümüzde kış olimpiyatlarında ve dünya şampiyonlarında düzenli olarak müsabakalar gerçekleştiriliyor. 

Curling eşsiz bir strateji oyunu çünkü taşları hedefe yaklaştırırken rakibin taşlarını da engellemek veya dışarı atmak gerek. Bu nedenle spor bazen "buz üzerinde satranç" diye anılıyor.

Her oyuncunun nişan alması, taşın hızını ve yönünü doğru hesaplaması gerek çünkü pist üzerinde minik eğimler ve buz yüzeyinin pürüzlü yapısı taşın rotasını etkiliyor.

Taşlar hafifçe döndürülerek, yani "curl" yapılarak atılıyor, sporun adı da buradan geliyor.

Takımların her oyuncusu genellikle iki taş atıyor ve takım sırasıyla lead, second, third ve skip pozisyonlarına göre atış yapıyor. Takımın kaptanı olan skip, hem stratejiyi belirliyor hem de genellikle son taşları atıyor. Bir takımın her taşla yaptığı hamle, o endin sonucunu doğrudan etkiliyor.

Curling stratejisinin önemli bir parçası da "süpürme" tekniği. Taş buz üzerinde kayarken diğer oyuncular pistin yüzeyini süpürüyor. Bu süpürme, buz yüzeyinin pürüzlü tabakasını geçici olarak ısıtarak taşın daha uzun mesafe gitmesini sağlıyor. Ayrıca süpürme işlemi, taşın rotasını daha düz tutmak veya istenen eğriliği azaltmak için de kullanılıyor.

Bu kontrollü buz ısıtma ve temizleme, takımların taşın hedefe daha doğru ve hızlı ulaşmasını sağlıyor.

Süpürme ekipmanları da dikkatle düzenleniyor. Modern süpürge başlıkları sentetik malzemelerden yapılırken, sadece onaylı modeller yarışlarda kullanılabiliyor. 2010'ların ortalarında bu konuda bir tartışma yaşanmış ve yeni başlık teknolojilerinin oyunu fazla etkilemesi sonucu kurallarda standardizasyon getirilmişti.

Bu da süpürmenin sadece taktiksel değil aynı zamanda kurallar çerçevesinde yapılması gerektiğini gösteriyor.

Curling maçlarında kullanılan taşlar, özel granit türünden üretilir ve her biri yaklaşık 20 kilogram ağırlığında. Bu taşlara sap takılır; takımlar genellikle kırmızı ya da sarı sap renkleriyle kendi taşlarını ayırt eder. Buz üzerinde taşın bırakılma anı, kullanılan teknik ve rakip süpürme performansı taşın son konumunu belirler.

Oyunun içinde pek çok özel terim de var. Mesela "hog line" adı verilen çizgiyi geçmeden taş pistte kabul edilmiyor.

Bunun gibi kurallar oyunun stratejik yönünü güçlendiriyor. Aynı zamanda "blank end" denen, end sonunda hiç puan kazanmayan durum da var; bu durumda avantaj bir sonraki enddeki son taşı atma hakkıyla devam ediyor.

Bugün curling Kanada, İskoçya, İsveç gibi ülkelerde güçlü oyuncularıyla dikkat çekiyor ve bunun yanısıra dünya genelinde yaygınlaşma çabaları da sürüyor.

Curling'in farklı versiyonları da var. 4 kişilik takımların yanı sıra, iki oyunculu karışık çiftler gibi formatlar da yarış programlarında yer alıyor. Ayrıca tekerlekli sandalye curling gibi engelli sporcular için uyarlanmış formatlar da bulunuyor; burada süpürme yapılmıyor ve taşlar farklı yöntemlerle atılıyor.

Bu spor izleyenlere hem fiziksel beceri hem de stratejik derinlik sunuyor. Taşları hedefe yaklaştırmak için yapılan hesaplamalar, süpürme taktikleri ve takım koordinasyonu, curling'i buzun üzerinde farklı bir savaş haline getiriyor. Curling izlenebilirliği yüksek, düşünce ve beceri birleşimini sunan özgün bir kış sporu olarak her sezon heyecan yaratıyor.

Kaynaklar: World Curling, NBC, Olympics


Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
TT

Buzda ne kadar hızlı kayılabilir: Sürat pateni hakkında her şey

Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)
Sürat pateni, 1924’te ilk Kış Olimpiyat Oyunları programına girerek dünya sahnesine çıktı (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba. Kış sporları serimizde bu haftaki konumuz sürat pateni. 

Sürat pateninde amaç, buz üzerindeki en hızlı sporcu veya takım olmak. Patenleriyle oval pistte kayan sporcular, rakiplerinden çok kronometreyle yarışıyor.

Dışarıdan bakıldığında basit görünen bu spor, işin içine girildiğinde ciddi bir teknik bilgi, güçlü bacaklar ve yüksek konsantrasyon gerektiriyor. Küçük bir denge kaybı ya da geç bir hamle, saniyenin onda biriyle ölçülen kritik farklara yol açıyor.

Yarışlar genellikle 400 metrelik standart bir buz pistinde yapılıyor. Oval pistte iki düzlük ve iki dönüş var. Sporcular pistte ikili gruplar halinde start alıyor. Aynı anda piste çıkan iki patenci birbirine rakip gibi görünse de asıl mücadele zamana karşı veriliyor. Günün sonunda en iyi süreyi yapan sporcu kazanıyor.

Sürat pateninin kökleri epey eskiye dayanıyor. Donmuş göller ve kanallar üzerinde kayarak yol alan Kuzey Avrupa halkları, bu hareketi zamanla yarışa dönüştürüyor.

Özellikle Hollanda, sürat pateninin gelişiminde önemli rol oynuyor. 19. yüzyılın sonlarında kurallar netleşiyor, uluslararası yarışlar düzenlenmeye başlıyor. 

Bu sporda kullanılanlar, günlük buz patenlerinden son derece farklı. Bıçaklar daha uzun ve neredeyse tamamen düz bir yapıya sahip.

Bu sayede patenci buzla daha uzun süre temas ediyor ve her itişte daha fazla hız üretiyor. Modern sürat patenlerinde kullanılan "clap skate" sistemiyse bıçağın topuktan ayrılmasına izin veriyor. Bu mekanizma, itiş sırasında gücün daha verimli aktarılmasını sağlıyor.

Sporcular yarış boyunca alçak bir pozisyonda kayıyor. Dizler kırık, gövde öne eğik, kollar çoğu zaman sırtın arkasında kilitli. Bu duruş, hava direncini azaltıyor ve hızın korunmasını sağlıyor.

Ancak bu pozisyonu dakikalar boyunca koruyabilmek için ciddi bir bacak gücü ve kondisyon gerek.

Sürat pateninde farklı mesafeler var ve her mesafe ayrı bir yaklaşım gerektiriyor.

500 ve 1000 metre gibi kısa yarışlarda patlayıcı çıkış ve ilk saniyeler büyük önem taşıyor. 5 bin ve 10 bin metre gibi uzun mesafelerdeyse tempo kontrolü, nefes düzeni ve doğru çizgi seçimi öne çıkıyor. Sporcular yarış boyunca hızlarını bilinçli şekilde ayarlıyor ve son turlara enerjilerini saklıyor.

Kısa pist patencileri genellikle saatte yaklaşık 48 km hıza ulaşırlarken, uzun pist sporcuları ortalama 56 km'de seyrediyor.

Takım takip yarışları, sürat pateninin en dikkat çekici formatlarından biri. Bu yarışlarda üç patenciden oluşan takımlar piste birlikte çıkıyor. Amaç, takımın üçüncü sporcusunun bitiş çizgisini geçtiği anda elde edilen süreyi en iyi seviyeye taşımak. Sporcular dönüşümlü olarak öne geçiyor, rüzgar direncini paylaşıyor ve birlikte bir ritim yakalamaya çalışıyor.

Bir diğer ilgi çekici formatsa toplu start. Bu yarışta sporcular aynı anda start alıyor ve doğrudan birbirleriyle mücadele ediyor. Sprint puanları, pozisyon savaşları ve son turdaki ataklar, bu disiplini izleyici açısından epey heyecanlı hale getiriyor. Klasik sürat pateninden farklı olarak burada taktik ve anlık kararlar çok daha belirleyici oluyor.

Yarışlar sıkı kurallarla yönetiliyor. Sporcuların pist değişim noktalarında çizgilere uyması gerekiyor. İç hattaki patenci her zaman öncelikli sayılıyor ve dış hattan gelen sporcu geçiş sırasında dikkatli davranmak zorunda kalıyor. Kurallara aykırı bir hamle, zaman cezası ya da diskalifiyeyle sonuçlanabiliyor. Bu da sporcuları hem hızlı hem kontrollü olmaya zorluyor.

Uluslararası sürat pateni organizasyonlarını Uluslararası Buz Pateni Federasyonu düzenliyor. Dünya Kupası etapları sezon boyunca farklı ülkelerde yapılıyor ve sporcular genel klasman puanları için mücadele ediyor. Sezonun zirvesiyse 5 ayaktan oluşan Dünya Şampiyonası ve Olimpiyat Oyunları oluyor. Milano–Cortina 2026 Kış Olimpiyatları’nda sürat pateni, yine en fazla madalya dağıtan branşlardan biri olarak öne çıkıyor.

Sürat pateni iki ana başlık altında ele alınıyor. Uzun pist sürat pateni, 400 metrelik pistte yapılan klasik disiplinleri kapsıyor. Kısa pist sürat pateniyse daha küçük bir pistte, çok sayıda sporcunun aynı anda yarıştığı, temasın ve taktik savaşlarının daha yoğun olduğu bir format sunuyor. İki disiplin aynı temele dayansa da izleme deneyimi epey farklı oluyor.

Tarih boyunca bu spor unutulmaz anlara sahne oldu. Olimpiyatlarda üst üste kazanılan altın madalyalar, kırılan dünya rekorları ve teknolojik gelişmeler sürat pateninin sürekli evrilmesini sağlıyor. Bugün sporcular, geçmişe kıyasla çok daha hızlı kayıyor ancak hata payı da aynı ölçüde azalıyor.

Sürat pateni, izleyiciye sessiz ama yoğun bir gerilim sunuyor. Tribünlerde alkışlar kısa sürüyor, asıl heyecan bitiş çizgisinde kronometre durduğunda yaşanıyor. Çünkü bu sporda fark çoğu zaman gözle değil, ekranda beliren rakamlarla anlaşılıyor. Buzun üzerinde geçen her saniye, emeğin ve tekniğin net bir karşılığına dönüşüyor.

Kaynaklar: Red Bull, Olympics, ISU, USOPM