Viyana müzakereleri yeniden başlarken İran'da Avrupa’ya uyarı

Tahran, Rusya ve Çin’in müzakere sürecinde oynadığı rolü savundu

İran Dışişleri Bakanlığı tarafından dağıtılan ve dün Viyana'daki Palais Coburg Oteli’nde Bakeri Kani ve Avrupa ​troykasının müzakerecilerinin bir araya geldiği toplantıdan bir kare
İran Dışişleri Bakanlığı tarafından dağıtılan ve dün Viyana'daki Palais Coburg Oteli’nde Bakeri Kani ve Avrupa ​troykasının müzakerecilerinin bir araya geldiği toplantıdan bir kare
TT

Viyana müzakereleri yeniden başlarken İran'da Avrupa’ya uyarı

İran Dışişleri Bakanlığı tarafından dağıtılan ve dün Viyana'daki Palais Coburg Oteli’nde Bakeri Kani ve Avrupa ​troykasının müzakerecilerinin bir araya geldiği toplantıdan bir kare
İran Dışişleri Bakanlığı tarafından dağıtılan ve dün Viyana'daki Palais Coburg Oteli’nde Bakeri Kani ve Avrupa ​troykasının müzakerecilerinin bir araya geldiği toplantıdan bir kare

İran ile dünya güçleri arasında 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmayı canlandırmayı amaçlayan müzakereler, geçtiğimiz yılın sonundan birkaç gün önce sekizinci turuyla Avustralya’nın başkenti Viyana’da yeniden başlamıştı. Yeni yıl kutlamalarından kaynaklı lojistik nedenlerle üç günlüğüne ara verilen müzakere turuna dün kaldığı yerden devam edildi. Ancak müzakereler halen Batılı ülkelerin rahatsızlıklarını dile getirdikleri şekilde yavaş ilerliyor ve herhangi bir hızlanmaya dair bir işaret göstermiyor. Tahran, son günlerde her ne kadar Avrupalıların ‘gerçekçiliğe’ yaklaştıklarını vurgulasa da gayri resmi toplantılar öncesinde Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatibzade’nin dilinden, ‘müzakere penceresinin sonsuza kadar açık kalmayacağı’ konusunda uyardı.
İran’ın baş müzakerecisi Ali Bakeri Kani başkanlığındaki müzakere heyeti, dün sabah saatlerinde Viyana'ya geldi. Gün boyunca diğer müzakerecilerle herhangi bir görüşmeye katılmayan heyet, İran'ın resmi haber ajansı IRNA tarafından yayınlanan fotoğraflara göre Kasım Süleymani'nin iki yıl önce ABD tarafından düzenlenen hava saldırısında öldürülmesinin yıldönümünde, İran’ın Viyana’daki Büyükelçiliğinde Süleymani için düzenlenen törene katıldı.
İran baş müzakerecisi Bakeri Kani,  Avrupa ​​troykasının müzakerecileriyle görüşmeden önce, öğle saatlerinden itibaren müzakerelerin yapıldığı Palais Coburg Oteli’nde olan Avrupa Birliği (AB) Viyana müzakereleri koordinatörü Enrique Mora ile görüşmek için ancak öğleden sonra geç saatlerde otele geldi.
Mora, İran ve Avrupa troykasının müzakere heyetleriyle yaptığı görüşmelerin hemen ardından ABD’nin müzakere heyetinin kaldığı otele giderek burada ABD’nin İran Özel Temsilcisi Robert Malley ile görüştü.
Batılı diplomatlar, bu ayın sonları veya Şubat ayı başlarında İran ile bir anlaşmaya varmak istediklerini ve heyetler istişarelerde bulunmak üzere ülkelerine dönseler bile görüşmelerin müzakerelerin sonuna kadar sekizinci tur çerçevesinde yapılacağını doğrulamışlardı.
İran’ın Bakeri Kani başkanlığındaki yeni müzakere heyetiyle müzakerelerin sekizinci turu, müzakerecilerin daha önce yapılan altı turda İran’ın Abbas Arakçi başkanlığındaki eski müzakere heyetiyle ulaştığı eski taslağın yerine İbrahim Reisi’nin cumhurbaşkanı seçilmesiyle kurulan yeni İran hükümeti tarafından yeni noktaların eklendiği yeni taslakla değiştirilen yedinci turda üzerinde anlaşmaya varılan taslak çerçevesinde başladı.
Müzakereleri yakından takip eden kaynaklar, Batı ülkelerinin birkaç gün önce ara verilen sekizinci turdaki müzakerelerin gidişatından memnun olduklarını, ancak halen çok yavaş ilerliyor olmasından rahatsızlık duyduklarını söylediler. Kaynaklar, müzakerelerin bir an önce bir anlaşmaya varılmasını sağlayacak yeterli hızda ilerlemediğini söylediler.
Aynı kaynaklar, bu haftaki müzakerelerin iki paralel yol üzerinde, yani ABD yaptırımlarının kaldırılması yolu ve İran'ın nükleer taahhütlerine geri dönme yoluna odaklanılacağını belirttiler. Geçtiğimiz günlerde İran heyetinin talep ettiği ve müzakerelerin önündeki en büyük engeli teşkil eden garantiler konusuna ağırlık verilmişti.
ABD tarafı halen İran'ın müzakere ve anlaşmaya varma niyetini sorgularken, kaynaklar, müzakerelerin başarısız olma ihtimalinin bulunduğunu söylediler. Müzakerecilerin bir anlaşmaya varmanın imkansız olduğu sonucuna vardıkları bir gün gelebilir, ancak müzakere eden tarafların anlaşmadan ayrılmak istediklerini düşünmek güç.
İran tarafı, müzakerelere katılsa da nükleer programına ilerlemeye kaydetmeye devam etmesinden endişelenen Batılı taraflarca belirtilen süre kısıtlamalarını reddettiğini ifade etti. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Said Hatibzade, Batılı diplomatların dile getirdikleri “Önümüzde aylar değil, haftalar var” şeklindeki ifadelere atıfta bulunarak İran’ın ‘yapay süreleri kabul etmeyeceğini’ bir kez daha vurguladı. Buna karşın Fransa, İngiltere ve Almanya’dan diplomatlar geçtiğimiz hafta ‘yapay süreler belirlemediklerini ve İran'ın nükleer programında ilerleme olmasının, nükleer anlaşmanın yakında hiçbir değeri olmayacağı anlamına geleceğini’ yinelediler.
Ancak “Top artık karşı tarafın sahasında” diyen Hatibzade, ‘müzakerelerde karşı tarafın yükümlülüklerini yerine getirme konusunda çok az bir ilerleme kaydedildiğini’ söyledi. Hatibzade, “Bugün top, Batılıların sahasında. Bu, mümkün olan en kısa sürede iyi bir anlaşmaya varmak istediklerini göstermeleri için bir fırsat” şeklinde konuştu.
İran ve 4+1 grubunun (Çin, Fransa, Rusya, İngiltere ve Almanya) güvence verme ve doğrulama ilkesi konusunda ortak bir tutuma sahip olduklarını söyleyen Hatibzade, “Avrupa troykasına bu dönemde izlediği yoldan uzak durmasını tavsiye ediyorum” dedi.
Hatibzade, Rusya'nın BM Viyana Ofisi Nezdinde Daimi Temsilcisi Büyükelçi Mihail Ulyanov’un, İran'ın Viyana'daki bazı tutumlarından geri adım atmasıyla ilgili sözlerine dair bir soruyu, “Bugün ortak bir taslağa ulaşıyorsak, bunun nedeni Batılıların en önde gelen taleplerinden geri adım atmaları gerektiğini anlamalarıdır. Bugün bir geri adım atılmasına, daha doğrusu nükleer anlaşma çerçevesinin dışında taleplerde bulunamayacaklarını ve nükleer anlaşmadaki taahhütlerinden daha azını yerine getirmekle yetinemeyeceklerini anlayan Batılı tarafların gerçeğine şahit oluyoruz” ifadelerini kullandı.
Ulyanov, ABD ve İran heyetleri arasındaki müzakerelerde, gayri resmi olarak arabuluculuk rolü oynuyor. Bir yandan İran’ın baş müzakerecisi Bakeri Kani ile diğer yandan ülkesinin müzakere heyetine başkanlık eden ABD'nin İran Özel Temsilcisi Robert Malley ile sık sık ikili görüşmeler yapıyor.
Ancak Ulyanov'un sözlerini ve İran’ın müzakere heyetine yöneltilen eleştirileri önemsizmiş gibi göstermeye çalışan Hatibzade, “İran, Rusya ve Çin arasında hem Viyana müzakerelerinde hem de diğer konularda iş birliği ve ortak tutumlar söz konusu” diye konuştu. İran'ın Çin ve Rusya’nın müzakerelerdeki rolü konusundaki tutumuna ilişkin başka bir soruya ise Hatibzade, “Çin ve Rusya, Avrupa troykasının aksine Alzheimer gibi bir hastalığa sahip değiller. Nükleer anlaşmayı feshetmeye, diğer herhangi bir tarafın anlaşmanın sorumluluğunu üstlenmesini engellemeye ve firmaların İran pazarında faaliyet göstermesini önlemeye çalışanın ABD tarafı olduğunu ve bugün hiçbir politikasını değiştirmeden Viyana'da boy gösterdiğini biliyorlar” yanıtını verdi.
İran'da Ulyanov ve Robert Malley'in ikili görüşmesine ait fotoğraf üzerinden başlayan Rusya'nın İran adına ABD ile müzakere edip etmediğine dair tartışmalara değinen Hatibzade, Viyana'da diyalog ve müzakere mekanizmaları olduğunu, ancak bazılarının marjinal konuları gündeme getirmek istediğini ve bu temelde yanlış bir izlenim bıraktıklarını söyledi. İran, Çin ve Rusya arasında üçlü bir mekanizma olduğuna işaret eden Hatibzade, “4+1 grubu ile ABD arasındaki mekanizmalara müdahale etmeyeceğiz. İkili veya çok taraflı görüşmeler ilk kez gerçekleşmiyor ve bu da Rusya'yı ilgilendirmiyor” dedi.
Öte yandan Rusya'nın BM Viyana Ofisi Nezdinde Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ulyanov, geçtiğimiz hafta Foreign Policy dergisine verdiği demeçte, Rusya ve Çin'in İran'ı, görüşmeler sırasında nükleer anlaşmanın hükümlerinden ziyade yaptırımlara odaklanmaktaki ısrarı başta olmak üzere bazı sert tutumlarından vazgeçmeye ikna ettiğini söylemişti. İran'ın dini lideri Ali Hamaney'e yakınlığıyla bilinen Keyhan gazetesi konuyla ilgili haberinde, “Ulyanov ile Malley arasındaki görüşmeye dair fotoğrafların dağıtılması, paralı basına yeni bir psikolojik kampanya başlatması için bir bahane verdi. Şimdi, ‘Neden doğrudan ABD ile pazarlık yapmıyoruz?’ diyorlar” ifadelerine yer verdi. Gazete, eleştirmenleri Rusya ve Çin ile yapılan iş birliği anlaşmaları ‘ciddileştikten’ sonra Batılılar adına bir vekalet savaşı yürütmekle suçladı. Ayrıca eleştirileri İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin Moskova'ya yapacağı ziyarete bağladı.
Aynı şekilde hükümetin sözcüsü olarak görülen ‘İran’ gazetesi, Rusya'nın nükleer müzakerelerdeki rolünü savunmak için haberinde “İran’ın müzakere heyeti, bir yanda Çin ve Rusya, diğer yanda Avrupa ve ABD arasındaki zorlukları ve çekişmeleri zekice kullanıyor” yazdı.
İran, Rusya ve Çin arasındaki ortak yaklaşımın sadece müzakerelerle sınırlı olmadığının altını çizen gazete, üç ülkenin, yıllardır kapsamlı ve stratejik ortak iş birlikleri ile birbirlerine bağlandıklarını ve bunu da çeşitli alanlarda gösterdiklerini vurguladı. Gazete, “Yeni hükümet, doğuya yönelme stratejisinin başlı başına çok önemli bir konu olduğunu kanıtladı” yazdı. Eski hükümete yakın analistler ve yurtdışında yayın yapan basın kuruluşları, müzakerelerde mevcut durumun aksini yansıtmaya çalışmakla suçlayan gazete, “İran, müzakerelerde başarı elde etti, ama çoklu diyaloglar, özellikle Çin ve Rusya ile olan diyaloglar, bu ilerlemede büyük rol oynadılar” ifadelerine yer verdi.
İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi'ne yakınlığıyla bilinen Noor News haber ajansı ise Cumartesi günü yayınladığı haberde, Rusya'nın müzakerelerdeki rolünü eleştirenleri sert bir dille eleştirdi.



Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.


İran Cumhurbaşkanı: ABD ile görüşmeler ‘ileriye doğru bir adım’

Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
TT

İran Cumhurbaşkanı: ABD ile görüşmeler ‘ileriye doğru bir adım’

Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün yaptığı açıklamada, cuma günü ABD ile gerçekleştirilen görüşmelerin ‘ileriye doğru bir adım’ olduğunu belirtti. Pezeşkiyan, Tahran’ın herhangi bir tehdide tolerans göstermeyeceğini vurguladı. Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise ülkesinin uranyum zenginleştirme konusundaki kararlılığını yineleyerek, Tahran’ın ABD’nin müzakereleri sürdürme konusundaki ciddiyetine ilişkin ‘şüpheleri’ olduğunu açıkladı.

Pezeşkiyan, X platformunda yaptığı paylaşımda, “Bölgedeki dost ülkelerin yürüttüğü takip çabaları sayesinde gerçekleşen İran-ABD görüşmeleri, ileriye doğru bir adım teşkil etti” ifadesini kullandı.

Pezeşkiyan, görüşmelerin her zaman barışçıl çözümler bulma stratejisinin bir parçası olduğunu belirterek, nükleer konusundaki yaklaşımlarının Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nda açıkça yer alan haklara dayandığını söyledi. Pezeşkiyan, İran halkının her zaman saygıya saygıyla karşılık verdiğini ancak güç diline hiçbir şekilde tolerans göstermediğini kaydetti.

Arakçi bugün yaptığı açıklamada, Tahran’ın uranyum zenginleştirme konusunda kararlı olduğunu ve savaşla tehdit edilse dahi bu tutumundan geri adım atmayacağını söyledi. Arakçi, hiçbir tarafın İran’a ne yapması gerektiğini dikte etme hakkına sahip olmadığını vurguladı.

Arakçi, Tahran’da düzenlenen Ulusal Dış Politika ve Dış İlişkiler Tarihi Konferansı’nda yaptığı konuşmada, “Görüşmeler, İran’ın haklarına saygı duyulup bu haklar tanındığında sonuç verir. Tahran dayatmaları kabul etmez” dedi.

Arakçi, hiçbir tarafın İran’dan uranyum zenginleştirmeyi sıfırlamasını talep etme hakkı olmadığını belirterek, buna karşın Tahran’ın nükleer programına ilişkin her türlü soruya yanıt vermeye hazır olduğunu ifade etti.

Diplomasi ve müzakerelerin temel yol olduğunu belirten Arakçi, “İran hiçbir dayatmayı kabul etmez. Çözümün tek yolu müzakerelerdir. İran’ın hakları sabittir. Bugün hedefimiz, İran halkının çıkarlarını korumaktır” diye konuştu.

Arakçi, bazı taraflarda ‘bize saldırdıklarında teslim olacağımız’ yönünde bir kanaat bulunduğunu belirterek, “Bu asla gerçekleşmez. Biz diplomasinin de savaşın da (her ne kadar savaşı istemesek de) ehliyiz” uyarısında bulundu.

Arakçi, daha sonra düzenlenen bir basın toplantısında, “Karşı tarafın uranyum zenginleştirme konusunu kabul etmesi gerektiğini, bunun müzakerelerin temeli olduğunu” söyledi. Arakçi, görüşmelerin devamının ‘karşı tarafın ciddiyetine bağlı’ olduğunu belirterek, Tahran’ın barışçıl nükleer enerji hakkından asla geri adım atmayacağını vurguladı.

Arakçi, “İran’a yeni yaptırımların uygulanması ve bazı askerî hamleler, karşı tarafın ciddiyeti ve gerçek müzakerelere hazır olup olmadığı konusunda şüpheler uyandırıyor” dedi. Ayrıca, Tahran’ın ‘tüm göstergeleri değerlendireceğini ve müzakerelerin sürdürülüp sürdürülmeyeceğine karar vereceğini’ ifade etti.

Arakçi, karşı tarafla dolaylı görüşmelerin olumlu sonuç elde etmeye engel teşkil etmediğini belirterek, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya çerçevesinde yürütüleceğini, İran’ın füze programının hiçbir zaman görüşmelerin ana konusu olmadığını söyledi.

Yeni müzakere turunun tarihi henüz belirlenmedi; bu konuda Umman Dışişleri Bakanı ile istişare edileceği kaydedildi.

İran ve ABD, cuma günü Umman’da nükleer görüşmeler gerçekleştirdi. Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceğine dair endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi.

Arakçi, Umman’ın başkenti Maskat’ta yapılan görüşmelerin ardından, “Tehditlerden ve baskılardan vazgeçilmesi, herhangi bir diyalog için şarttır. Tahran yalnızca kendi nükleer konusunu görüşür… ABD ile başka bir konuyu tartışmayacağız” dedi.

Taraflar, uzun süredir devam eden Tahran-Batı nükleer anlaşmazlığının çözümü için diplomasiyi yeni bir şansa kavuşturma konusunda istekli olduklarını ifade ederken, ABD Dışişleri Bakanı Marko Rubio, çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington’un görüşmelerin nükleer programın yanı sıra balistik füze programı, İran’ın bölgede silahlı gruplara verdiği destek ve ‘kendi halkıyla ilişkisi’ konularını da kapsamasını istediğini söyledi.

İranlı yetkililer ise defalarca, bölgedeki en büyük füze stoklarından birine sahip olan ülkenin füze konusunu müzakerelerde gündeme getirmeyeceklerini belirtti. Daha önce, Tahran’ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını talep ettiği açıklanmıştı.

Washington açısından ise İran içinde yürütülen uranyum zenginleştirme faaliyetleri, potansiyel olarak nükleer silah üretimine yol açabilecek bir süreç olarak görülüyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtın silah amaçlı kullanılmasına dair herhangi bir niyetinin bulunmadığını yineliyor.