Sudan: Hamduk’un istifası ülke siyasetinde bomba etkisi yaptı

Sudan Cumhurbaşkanı Hartum’daki bir eylemci (EPA)
Sudan Cumhurbaşkanı Hartum’daki bir eylemci (EPA)
TT

Sudan: Hamduk’un istifası ülke siyasetinde bomba etkisi yaptı

Sudan Cumhurbaşkanı Hartum’daki bir eylemci (EPA)
Sudan Cumhurbaşkanı Hartum’daki bir eylemci (EPA)

Sudan Başbakanı Dr. Muhammed Hamduk’un görevinden istifa ettiğini açıklaması ülkedeki siyasi krizi ve bölünmeyi derinleştirdi. İstifa, Sudan siyasi arenasında bomba etkisi yarattı.
Dolayısıyla Sudan’ı çilesinden çıkarmak, onu istikrarlı ülkeler saflarına taşımak, ilerleme ve refah kaydetmek amacıyla Hamduk’a yüklenen umutlar buharlaşmış görünüyor.
Hamduk, istifa mektubunda birinci ve ikinci hükümetlerinin büyük zorluklarla karşı karşıya kaldığını söyleyerek sahneden çekildi. Bunun sonucunda iki ortak olan ordu ve siviller arasındaki mesafe ve bölünme baş gösterdi. Bu durum, hükümetin ve toplumun tüm bileşenlerine yansıdı ve çeşitli düzeylerde devletin performansını ve başarısını etkiledi.
Hamduk, en tehlikeli şeyin, bu bölünmelerin yansımalarının topluma ve onun çeşitli bileşenlerine ulaşması olduğunu belirtmişti. Nefret söylemi, ihanet ve ötekinin dışlanması olguları ortaya çıktı. Herkes arasındaki diyalog ufku kapandı. Tüm bunlar, geçiş sürecini kırılgan, engeller ve zorluklarla dolu hale getirdi.
Hamduk’un istifası, siyasi ve popüler unsurlar arasında yaygın olarak beklenmesine ve yaklaşık iki haftadır dillerde olmasına rağmen yeni uçurumlar ve yeni boşluklar ortaya çıkardı. Kaosa ve ötesine daha fazla kayma korkusunun kapılarını açtı.
Geçen pazar gününden bu yana siyasi arena, istifanın yarattığı bu boşluk ortasında bu ülkenin akıbetine dair pek çok soru gündeme getirdi. “Hamduk’un yerine geçecek bir sonraki isim kim?” sorusu da bu sorular arasında yer alıyor. Ayrıca sorular arasında; “Ordunun 25 Ekim’deki uygulamalarından bu yana geçersiz kılınan anayasal belge yokluğunda yeni başbakanı atamaya anayasal olarak kim yetkili?”, “Sadece Genelkurmay Başkanı Korgeneral Abdulfettah el-Burhan tarafından atanan mevcut Egemenlik Konseyi’nin yeni bir başbakan atama hakkı var mı?” ve “İlerleyen günlerde uzlaşı sağlanacak diğer bir taraf var mı?” soruları da bulunuyor.
Ancak öyle görünüyor ki ordu komutanları olacakların farkında. Korgeneral Abdulfettah el-Burhan, geçen pazartesi günü üst düzey ordu liderleriyle yaptığı görüşmede, bir hafta içerisinde tüm Sudanlıların uzlaşı sağladığı belirli görevlere sahip bağımsız bir geçici hükümet kurmanın gerekli olduğunu belirtti. Haberler ayrıca, yeni bir başbakanın belirlenmesi konusunda anlaşmaya varmak için sivil bileşenle bir araya gelecek bir mini komite kurulduğunu ortaya koydu.
Ancak bu noktada soru şu; Ordunun ortaya koymayı planladığı bu uygulamalara sivil bileşen nasıl tepki verecek? Onu tatmin edecek mi yoksa durum yeniden mi kötüleşecek?
Sudan Ümmet Partisi genel başkan yardımcısı İbrahim el-Emin, “Sudan Genelkurmay Başkanı’nın 25 Ekim’de açıkladığı, sivil ortağını iptal ettiği, hükümeti feshettiği ve geçiş dönemini düzenleyen anayasal belgedeki hükümleri iptal ettiği uygulamalar, sivil bileşenin gözünde tam bir darbedir. Bu nedenle yeni bir başbakanın atanması dahil bundan sonra verilen kararlar anayasaya aykırıdır” açıklamasında bulundu. Emin, “Şu anda yeni bir başbakan seçmeye yetkili bir anayasal organ yok. Ülke artık işleri istedikleri gibi yöneten küçük bir grup insan tarafından yönetiliyor” dedi.
İbrahim el-Emin, “Genelkurmay Başkanı Korgeneral Abdulfettah el-Burhan’ın önünde ‘darbeye devam etmesi ve yeni bir başbakan ataması’ için iki durum var. Bu durumda daha fazla reddedilme ve bölünme, halk öfkesi, şiddet ve kan dökülmesiyle karşı karşıya kalacak. Belki de darbesini yeniden gözden geçirip cesur kararlar vererek devam eden çöküşü durduracak” dedi.
Öte yandan Hamduk’un iki hükümetindeki eski Maliye Bakanı İbrahim el-Bedevi de dahil olmak üzere hükümete başkanlık etmesi önerilen bazı isimler medyaya sızdırıldı. İbrahim’in kendisi de birden fazla taraflar temasa geçtiğini belirtti. Ancak bu ulusal misyona atanmayı kabul ettiğini açıklamadan önce, Devrim Gençleri bloğu da dahil ulusal bir konsensüsün varlığını şart koştu.
Aynı şekilde adaylıklar, Sudan’ın Washington Büyükelçisi Nureddin Sati’ye de işaret ediyor. Sati, Şarku’l Avsat’a belirttiğine göre sosyal medya organları üzerinde kendisini bu pozisyona aday gösteren bazı mesajlar mevcut. Ancak adaylığı kabul etmeyeceğini ifade etti. Bir sonraki başbakanı seçmek için kendi aralarında istişarelerde bulunması ve ülkenin içinde bulunduğu krizden kurtulmasında ana rolü oynaması gerekenlerin, tüm bileşenleriyle birlikte sivil devrimin güçleri olduğuna inanıyor. Sati, “Bu, devrim güçlerinin farklılıklarının üstesinden gelme yeteneklerini kanıtlamaları ve geçiş döneminin geri kalanı için bir yol haritası ve ortak bir çalışma programı üzerinde anlaşmaları için bir fırsattır” dedi.
Egemenlik Konseyi ve Hamduk’un halefini seçmeye yetkili olup olmadığı hakkında ise Nureddin Sati, “Egemenlik Konseyi, bir başbakan atamaya yetkili değil. Ancak misyonu, sivil bileşen tarafından seçilen başbakanı onaylamaktır” dedi. Hamduk’un siyaset sahnesinden çekilmesinin ‘durumu karmaşıklaştırdığına, anayasal bir boşluğa yol açtığına ve sivil ve askeri bileşenler arasındaki denklemde bir dengesizlik yarattığına’ dikkati çekti.
Ülkenin siyasi ufkunun tıkanması nedeniyle en kötü ihtimallerle karşı karşıya olduğunu vurgulayan Sati, “Anayasal meşruiyet yeniden sağlanmadıkça ve Egemenlik Konseyi başkanlığının sivil bileşene devretmek ve ülkeyi güvenliğe götürecek tam yürütme yetkilerine sahip bir sivil hükümet oluşturmak için anayasal belgede kararlaştırılanlar uygulanmadıkça ve gençlerin sesleri dinlenmedikçe işler düzelmeyecektir. Gençler, değişimin gerçek güçleri ve geleceğe şekil verenlerdir” şeklinde konuştu. 
Ancak önde gelen bir gazeteci ve siyasi analist olan Cemil el-Fadıl, Hamduk’un siyaset sahnesinden ayrılmasının birçok faydası olduğuna ve devrimci hareketin ivmesini ve gücünü geri kazanabilecek olumlu bir durum ortaya koyduğuna inanıyor. Fadıl, Hamduk’u kısa süre önce ‘ordunun uzun süredir giydiği ve Sudan devriminin hedeflerinden gizlediği, ama şu an düşen bir burka veya maskeye’ benzetti. Fadıl ayrıca, Hamduk’un istifasının “tüm gerici zihniyetlerin siyasi arenadan tasfiyesinin” önünü açtığını ifade etti.
Aynı şekilde Fadıl, “Hamduk’un varlığı, ordu generallerinin ve demokrasinin ilk (1960’lar), ikinci (80’ler) ve üçüncü (2019) dönemlerinde okuduğu aynı kitap aracılığıyla eski siyasi pratiğin eski görüntülerini üretmeye çalışan eski siyasi kulübün çıkarınaydı” şeklinde konuştu.
Cemil el-Fadıl, “Hamduk, siyaset sahnesine yerleştirilmiş yabancı bir cisim gibiydi. Dokuları devrimin ruhuna tam olarak uymuyor. Uluslararası çalışanların zihniyeti, kişiliğine hükmetmeye devam etti ve üstleriyle bir nevi isyanla ilgilenmesini engelledi. Devrim temelde bir isyan durumudur, bir reddetme durumudur ve bir güç ifadesidir. Birçok kazanım elde etme ve bunlara bağlı kalma girişimidir. Bunu, göz ardı etmemek gerek. Bu nedenle Hamduk’un istifası, devrim güçlerinin parıltılarını yeniden kazanmaları için nadir bir fırsattır” ifadelerini kullandı.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.