Hamaney: Düşmanlarla müzakere teslim olmak anlamına gelmez

Hamaney’in 9 Ocak’ta video konferans aracılığıyla yaptığı konuşmadan bir görüntü
Hamaney’in 9 Ocak’ta video konferans aracılığıyla yaptığı konuşmadan bir görüntü
TT

Hamaney: Düşmanlarla müzakere teslim olmak anlamına gelmez

Hamaney’in 9 Ocak’ta video konferans aracılığıyla yaptığı konuşmadan bir görüntü
Hamaney’in 9 Ocak’ta video konferans aracılığıyla yaptığı konuşmadan bir görüntü

İran rejiminin lideri “Rehber” Ali Hamaney, ‘bir noktada’ müzakere etmenin ‘düşmana teslim olmak’ anlamına gelmediğini söyledi. Açıklama, İran’ın nükleer anlaşmayı kurtarmak için Viyana müzakerelerinde ‘ilerleme’ hakkında konuşması sırasında geldi.
Hamaney, resmi internet sitesinde 9 Ocak’ta yayınlanan açıklamasında, “Düşmanla pazarlık etmek, konuşmak ve anlaşmak, ona teslim olmak anlamına gelmez. Bugüne kadar teslim olmadık, bundan sonra da teslim olmayacağız” dedi.
Şarku’l Avsat’ın Fransız haber ajansı AFP’den aktardığı habere  göre Hamaney, konuşmasında doğrudan Viyana görüşmelerine değinmedi. Ancak Kasım ayı sonlarında Viyana’da nükleer anlaşmayı canlandırmak için müzakerelerin yeniden başlamasından bu yana genel olarak müzakere konusuna ilk kez yaklaştı.
İran resmi ajansları da Hamaney’in ‘ABD’ye ölüm’ sloganından vazgeçmeyi reddedici açıklamasını aktarırken, Rehber’in ‘Bu slogan, müstekbir ABD’nin İslam Cumhuriyeti’ne sürekli düşmanlığının nedenidir’ diyenleri de eleştirdiğini belirtti. Ali Hamaney, “ABD, İran İslam Cumhuriyeti’ne düşmanlığın tüm silahlarıyla donanmış durumda” diyerek, dini rejiminin kıskançlığını, ‘mantıksız ve şiddetli’ olarak nitelendirenleri de eleştirdi.
Rehber, 1978 yılında Kum halkının Şah rejimine karşı protestolarının yıldönümü münasebetiyle düzenlenen geleneksel törende açıklamada bulundu.
Hamaney, “Kibirli düşmana teslim olmamak devrimin ilkelerinden biridir. Düşmana ve kibrine teslim olmamalı, düşmanın kibrine müsamaha gösterilmemelidir” şeklinde konuştu. Rehber, düşmanın gündemlerinden birinin ‘temas ağlarında ve yabancı medyadaki kapsamlı propaganda yoluyla İran halkını devrimin ilkelerine karşı duyarsızlaştırmak’ olduğu konusunda uyarırken, sistematik bir duyarsızlığı da halka karşı geniş ve çeşitli yumuşak savaşın bir parçası olarak nitelendirdi. Hameney ayrıca, aydınlar, kalem sahipleri ve sosyal medya aktivistlerini de ‘planla mücadele etmeye’ çağırdı.
Hamaney, Devrim Muhafızları dış operasyonlar sorumlusu Kasım Süleymani’nin ölüm yıldönümü münasebetiyle de açıklamada bulunurken, ABD’nin bu hamlesini de ‘yanlış hesapların devamı’ olarak nitelendirdi.
İran, hala nükleer anlaşma tarafları (Fransa, Birleşik Krallık, Rusya, Çin ve Almanya) ile 2015 nükleer programı anlaşmasını canlandırma amacıyla Viyana’da görüşmelerde bulunuyor. ABD, bu görüşmelere dolaylı olarak katılıyor.
Son günlerde ister İran tarafında olsun ister ve Ruslar ve Çinliler olsun, müzakerelere katılanların açıklamaları görüşmelerde bir miktar ilerleme kaydedildiğini yansıtırken, Batılılar ilerleme hakkında çok az çekinceyle konuşuyor.
Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ise geçen cumartesi günü bir televizyon kanalına verdiği röportajda “İran tarafının girişimleri ve gerçekleşen müzakereler bizi iyi bir yola soktu” dedi. Abdullahiyan, “İyi bir anlaşmaya yakınız. Ancak bunu kısa sürede yapabilmek için karşı tarafın da devreye girmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. İran’ın müzakereleri uzatmak istemediğini söyleyen Bakan, “Ancak ülkenin hak ve çıkarlarını savunmamız bizim için önemli” dedi. Hüseyin Emir Abdullahiyan, “Karşı taraflardan ciddi bir irade ortaya koyulursa, en kısa sürede iyi bir anlaşmaya varabileceğimize inanıyorum. Mevcut durumda gidişatı olumlu ve ileriye dönük olarak değerlendiriyoruz” ifadelerini kullandı.
Tahran, Fransa’nın görüşmelerdeki performansını eleştirmesi sonrasında İranlı yetkililer de müzakerelere yaklaşırken, Batılıların ‘pozisyonlarına’ değindi.
AFP’ye göre Abdullahiyan, “Dün Fransa, kötü polis rolünü oynuyordu, ancak bugün rasyonel davranıyor. Dün ABD tarafının kabul edilemez talepleri vardı, ama bugün gerçeklere adapte olduğunu görüyoruz” diyerek, “Günün sonunda iyi bir anlaşma, tüm tarafların memnun olduğu bir anlaşmadır” şeklinde konuştu.
İran ve nükleer anlaşma taraflarının cumartesi günü geç saatlerde sona eren toplantısının ardından IRNA ajansı muhabirleri, İran baş müzakerecisi Ali Bakıri Kani’ye anlaşmazlıkların azalıp azalmadığını ve müzakerelerde ilerleme kaydedilip kaydedilmediğini sordu. İranlı yetkili, yalnızca ‘evet’ yanıtını vermekle yetindi.
Öte yandan İranlı bir gazetecinin Twitter hesabı aracılığıyla yaptığı yoruma cevaben Rus yetkili Mikhail Ulyanov, “Bu değerlendirmeyi paylaşıyoruz, ancak gerekli çözüme ulaşmak ek zaman ve çaba gerektirecek” dedi.
‘Cihane Sanat’ gazetesi, 9 Ocak’taki başyazısında, bazı İranlı çevreler tarafından dile getirilen ‘iyimserliğin’, diplomatların, özellikle de Batılı diplomatların açıklamalarında yer almadığını belirtti. Gazete, “Sadece İranlı yetkililer değil, Rus ve Çinli yetkililer de müzakerelerin gidişatı hakkında çekinceyle konuşuyor ve görüşmelerin gidişatının olumlu olduğunu söylüyorlar. Batı, İran’ın aceleci olmamasını ve Çin ve Rusya’daki müttefiklerinden aldığı desteği, İran’ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı denetiminden uzaklaştırmak nükleer yeteneklerini ilerletmek için zaman kazanma girişimi olarak yorumluyor” ifadelerine yer verdi.
Bazı tarafların, anlaşmadaki yakınlaşmadan ve doların fiyatında kaydedilen önemli düşüşten bahsettiğine dikkati çeken gazete, “Karmaşık ve kronik çatışmalar, yavaş yavaş sıkıcı ve dayanılmaz hale gelir. Bu karmaşık süreci sürdürmek, İran’dan faydalanan taraf için bile çekiciliğini kaybedecektir” dedi.
İran internet sitelerinin geçen cuma günü yayınladıklarına göre İranlı müzakerecilerden oluşan medya ekibinin üyesi Mustafa Huş Caşm, ABD’lilerin ‘tavizler veya geçici bir anlaşma elde etmek için’ baskı uyguladıklarını söyledi. Caşm, “Bu planın bileşenlerinden biri de toplumumuzda psikolojik baskıyı ve olumlu beklentiler tavanını yükseltmektir. Yani Şubat ayına kadar anlaşma olmazsa İran toplumu şaşkına uğrayacaktır” dedi. “Böyle bir durumda müzakerecilerimiz, sokakların şok olacağı korkusunun ağırlığı altında müzakere sürecini sürdürmek zorundadır” diyen yetkili, beklenti tavanının yükseltilmesinin ‘şok etkisi yaratacağını ve beklenti olmadan döviz kurlarının yüksek kalacağını’ kaydetti.
Öte yandan İbrahim Reisi ve ekibi, ekonomik dalgalanmaların ve dolar kurunun Viyana’daki müzakerelerle hiçbir ilgisi olmadığını yüksek sesle açıklasa da ‘Cihane Sanat’ gazetesi, 9 Ocak’ta hükümet üzerindeki kamuoyu baskısına ve İranlı vatandaşların müzakerelerin akıbetini belirleme talebine değindi. Vatandaşlar, birçok şeyin müzakereler ve sonuçlarıyla ilgili olduğuna inanıyor.
Diğer taraftan Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, cuma günü yaptığı açıklamada ‘görüşmelerin ilerlediğini, ancak zamanın tükenmekte olduğunu’ söyledi. “Hızlı bir şekilde anlaşmaya varamazsak, müzakere edilecek hiçbir şey kalmayacak” diyen Fransız Bakan, İran’ın uranyum zenginleştirme alanında kaydettiği önemli ilerlemenin, kendisini nükleer silah edinmeye daha da yaklaştırdığını vurguladı. Le Drian ayrıca, “Bir anlaşmaya varabileceğimiz kanaatindeyim. Çok fazla irade ile biraz iyimserim” dedi.
Nisan ayında başlayan müzakereler, Haziran ayından itibaren yaklaşık beş ay süreyle askıya alındı. Müzakereler, daha sonra Kasım ayı sonlarında yeniden başladı. Görüşmeler sırasında Tahran, Washington’un anlaşmadan çekilmesinin ardından yeniden uyguladığı yaptırımları kaldırmanın ve ABD’nin anlaşmadan geri çekilme eylemini tekrarlanmayacağının garantisini almanın öncelik olduğunu vurguladı. Buna karşılık ABD ve Avrupalı taraflar, İran’ın anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerine tam olarak saygı göstermesinin önemine odaklandı. İran, ABD’nin anlaşmadan geri çekilmesine yanıt olarak 2019’da yükümlülüklerini ihlal etmeye başladı.
Batılı diplomatlar, Ocak sonu veya Şubat başında bir atılım yaşanacağını umuyor. Ama en zorlu konularda dair keskin anlaşmazlıklar devam ediyor. Ayrıca İran, Batılı güçler tarafından dayatılan herhangi bir süreyi reddediyor.



Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türk kaynaklar, Ankara’nın bölgede yeni bir savaşın önlenmesi ve iki ülke arasında yeni müzakere turlarının canlandırılması amacıyla İran ile ABD arasında bir iletişim kanalı oluşturmayı hedeflediğini bildirdi.

Kaynaklar, bugün (Cumartesi) Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Türkiye’nin dolaylı kanal oluşturma seçeneklerini öncelikleri arasına aldığını, olası müzakere süreçlerine ev sahipliği yapmaya hazırlandığını ve önümüzdeki dönemde diplomatik çözümlere odaklandığını daha net biçimde ortaya koymayı planladığını söyledi. Bu yaklaşımın, bölgede askerî tırmanma riskinin arttığı bir dönemde benimsendiği vurgulandı.

Kaynaklara göre Türkiye’nin hâlihazırda yürüttüğü diplomatik girişimler İran dosyasında en uygun seçenek olarak görülüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın attığı adımların, İran ve ABD’yi müzakere masasında buluşturma yönünde olduğu ifade edildi.

dervg
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Son saatlerde İran ve Türk medyasında arabuluculuğun mahiyetine ilişkin farklı senaryolar dile getirilse de, kaynaklar Washington ile Tahran arasında sunulan Türk önerisinin ayrıntılarına girmekten kaçındı. Türkiye’nin iki tarafı yakınlaştırma çabalarının, “hiçbir tarafın yeni bir savaş istemediği bir bölgede en iyi ve ilk seçenek” olduğu kaydedildi.

Arabuluculuk ve diğer kanallar

Kaynaklar, arabuluculuğun ABD’nin İran’a yeni bir saldırı düzenleme seçeneğinin önüne geçmeyi amaçlayan “diğer kanallarla” birlikte yürüyeceğini belirtti. Bu kanallar arasında Suudi Arabistan ile ABD arasındaki temaslar, İran ile Rusya arasındaki görüşmeler ile Mısır’ın Suudi Arabistan, Türkiye ve bölgedeki diğer ülkelerle yürüttüğü çabalar yer alıyor.

ABD ve İran’ın Türk arabuluculuğuna olumlu yaklaştığı, Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yoğun temasları ile bunun ortaya çıktığı ifade edildi. Bu çerçevede, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin cuma günü İstanbul’u ziyaret ederek mevkidaşı Fidan’la görüşmesi ve her iki bakanın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edilmesi hatırlatıldı.

dthy
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (Reuters)

 Türk arabuluculuğuna olumlu baktığını belirterek, Türkiye’nin İran nükleer dosyasına ilişkin geçmiş müzakere süreçlerindeki rolünü ve önceki tutumlarını değinen Arakçi, “Türkiye’nin İran konusunda her zaman çok iyi tutumları ve son derece yapıcı görüşleri oldu. Özellikle geçen haziranda İran ile İsrail arasında yaşanan 12 günlük savaş sırasında Türkiye’nin yapıcı yaklaşımını gördük” dedi.

Arakçi, İstanbul’daki temaslarının ardından Türk medyasına yaptığı açıklamada, Erdoğan’ın diplomasi yoluyla bölge için eş zamanlı kazanımlar elde edilebileceğini vurguladığını aktardı. Türkiye’nin bölgesel bir çözüm için çalıştığını belirten Arakçi, bu çabalara olumlu baktıklarını ve başarı umduklarını, kendisinin de bölge ülkeleriyle bu konuda görüşmeler yürüttüğünü söyledi.

Müzakereye eğilim

Ülkesinin ABD ile nükleer dosya ve diğer konularda dolaylı ve ön koşulsuz müzakerelere açık olduğunu yineleyen Arakçi, Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan arasında üçlü bir görüşme olasılığını ise dışladı.

Türk medyasında, Arakçi’nin İstanbul ziyaretinden önce Erdoğan’ın Trump’a, Pezeşkiyan’la birlikte çevrim içi üçlü bir görüşme önerdiği ve Trump’ın buna olumlu yaklaştığı iddiaları yer almıştı. Ancak Arakçi, “Buna hâlâ çok uzağız… ABD ile gerçekten ciddi ve göstermelik olmayan müzakereler yürütmek istiyorsak, bunun için sağlam bir başlangıç zeminine ihtiyaç var” dedi.

frg
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

Fidan ile İstanbul’daki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Arakçi, İran’ın müzakerelere her zaman açık olduğunu, ancak “askerî tehdit” veya “ön koşullar” altında müzakere etmeyeceğini vurguladı. ABD ile doğrudan müzakereler için şu aşamada bir zemin görmediğini belirtti.

İran’ın herhangi bir saldırıya karşılık vermeye hazır olduğunu söyleyen Arakçi, ABD’nin bir yandan askerî saldırıdan, diğer yandan müzakerelerden söz ettiğini, geçen hazirandaki saldırının sonuçlarından ders çıkarmadığını savundu. Bu kez verilecek yanıtın “çok sert ve güçlü” olacağını kaydetti.

Olası bir saldırının yalnızca iki taraf arasında kalmayacağını, bölgeye yayılacağını belirten Arakçi, bunun kimsenin istemediği bir senaryo olduğunu vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump ise İran’a yönelik askerî saldırı tehditlerini artırırken, Orta Doğu’daki askerî varlığını güçlendirdi ve “Abraham Lincoln” uçak gemisini bölgeye gönderdi. Trump, cuma günü yaptığı açıklamada, “İran’ın saldırıdan kaçınmak için bir anlaşma yapmak istediğini söyleyebilirim” dedi. İran’a süre tanıyıp tanımadığı sorusuna ise, “Evet, verdim. Bu süreyi yalnızca Tahran biliyor. Umarım anlaşmaya varılır; olursa daha iyi olur, olmazsa ne olacağını görürüz” yanıtını verdi.

ABD’nin hedefi

Türk strateji uzmanı İbrahim Kılıç, televizyon açıklamasında ABD’nin birincil hedefinin İran’daki rejimi devirmek olmadığını söyledi. İran ile Venezuela modelleri arasında fark bulunduğunu belirten Kılıç, ABD’nin başlıca taleplerinin uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin durdurulması, zenginleştirilmiş uranyumun teslimi ve İran’ın vekilleri aracılığıyla bölgeyi istikrarsızlaştırma çabalarından vazgeçmesi olduğunu ifade etti.

brftgrft
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Bu taleplerin amacının İran’ın İsrail için oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırmak olduğunu belirten Kılıç, ABD’nin geçen haziranda üç İran nükleer tesisini vurmasını ve yıllardır uyguladığı yaptırımları bu çerçevede değerlendirmek gerektiğini söyledi. Kılıç’a göre Washington’un istediği “itaatkâr bir hükümet”, ancak İran’ın ikili devlet yapısı (dini otorite ve yürütme) nedeniyle bunun kolay olmadığına dikkat çekti.

Türkiye Ulusal İstihbarat Akademisi Başkan Yardımcısı Hakkı Uygur da ABD’nin İran’a yönelik planlarının belirsizliğine işaret ederek, İran’ın herhangi bir saldırıyı “topyekûn savaş ilanı” sayacağını açıklamasının durumu daha da karmaşık hale getirdiğini söyledi. Kısa vadede rejim değişikliğinin olası görünmediğini belirten Uygur, yoğun hava saldırılarıyla önce “özgürleştirilmiş bölgeler” oluşabileceğini, zamanla bunun rejim değişikliğine evrilebileceğini dile getirdi.

Geniş etki alanı

İran Araştırmaları Merkezi Başkanı Serhan Afacan, olası bir ABD saldırısından en çok İran’ın zarar göreceği konusunda görüş birliğine vardı. Afacan, Türkiye’nin rolü nedeniyle doğrudan hedef olabileceğine dair yorumlar yapıldığını, ancak bunun abartılmaması gerektiğini söyledi.

İki isim, Türkiye açısından en büyük risklerin güvenlik ve göç olduğunu, Irak’ta sınırlı, Suriye’de ise daha geniş bir etki alanı bulunduğunu vurguladı. Afacan, İran’da binlerce Afgan göçmenin bulunduğunu ve bu grubun Türkiye üzerinden Batı’ya yönelmek istediğinin bilindiğini hatırlattı.

Afacan, Ankara’nın temel kaygısının İran’a yönelik olası bir saldırının Pakistan’dan Türkmenistan’a, Azerbaycan’dan Türkiye’ye ve Körfez ülkelerine uzanan geniş bir coğrafyada istikrarsızlık yaratması olduğunu sözlerine ekledi.


Suriye’de yeni gerilim sinyali: İran, rejim kalıntılarını yeniden mi örgütlüyor?

Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
TT

Suriye’de yeni gerilim sinyali: İran, rejim kalıntılarını yeniden mi örgütlüyor?

Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde

Suriye Televizyonu sitesinin haberine göre İran, Aralık ayının başından bu yana, Beşşar Esad’ın firari kardeşi Mahir Esad’ın denetiminde bulunan ve İran’la bağlantılı Dördüncü Tümen’in kalıntılarını yeniden örgütleyerek Suriye’deki durumu tırmandırmaya çalışıyor.

Site, bölgesel güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberinde, İran’ın bu süreçte Dördüncü Tümen’in eski komutanlarından Gıyath Dalla’nın yanı sıra eski Askerî İstihbarat Başkanı Tümgeneral Kemal Hasan ve Dördüncü Tümen’de görev yapmış Tümgeneral Gassan Bilal’i kullandığını aktardı.

Kaynaklara göre, son aylarda Irak sınırındaki kamplarda, Lübnan’ın Hermel bölgesinde ve Suriye’nin doğusunda PKK bağlantılı grupların kontrolündeki alanlarda onlarca eski Dördüncü Tümen ve askerî istihbarat subayını barındıran İran Devrim Muhafızları, bu isimlerin Suriye’ye geri dönmesini ve Esad rejiminin eski unsurlarını yeniden toparlayarak yeni bir güvenlik operasyonları dalgası başlatmayı hedefliyor.

fevfe
Arakçi ile Esad’ı bir araya getiren son görüşmeden bir kare (Arşiv_ İran Dışişleri Bakanlığı)

Öte yandan New York Times gazetesi de yakın zamanda yayımladığı bir haberde, bu hareketliliğe katılan kişilerle yapılan röportajlara ve aralarındaki yazışmalara dayanarak, eski rejim kadrolarının Suriye’de yeniden nüfuz tesis etmeye kararlı olduklarını yazdı. Haberde, 13 yılı aşkın süredir devam eden iç savaşın ardından ülkede hâlâ ciddi gerilimlerin sürdüğüne dikkat çekildi.

Gazete ayrıca, Esad rejiminin bazı eski üst düzey isimlerinin sürgünde silahlı bir isyan hareketi inşa etmeye çalıştığına, bunlardan birinin ise Washington’da milyonlarca dolarlık bir lobi faaliyeti yürüttüğüne dair güvenilir bilgilere ulaşıldığını aktardı. Bu girişimlerin, Esad’ın mensubu olduğu ve birçok üst düzey askerî ve güvenlik yetkilisinin geldiği Alevi topluluğunun kalesi sayılan Suriye kıyı bölgesinde kontrol sağlamayı hedeflediği belirtildi.

gt
Dördüncü Tümen Generali Gıyath Süleyman Dalla (Sosyal Medya)

Şarku’l Avsat’ın Suriye Televizyonu’ndan aktardığı bilgilere göre İran’ın Suriye’de gerilimi tırmandırmaktaki temel hedeflerinden biri, İran sınırına bitişik Irak sahasında üzerindeki Amerikan baskısını hafifletmek. ABD’nin Bağdat’a gönderdiği özel temsilcinin, Iraklı silahlı gruplara kendilerini feshetmeleri yönünde baskı yaptığına dikkat çekilirken, Suriye’deki bir tırmanmanın bu çabaları oyalayıcı bir unsur olarak kullanılması amaçlanıyor.

xvfg
İran Devrim Muhafızları’na bağlı Fatimiyun unsurları, Suriye’nin doğusundaki Deyrizor’da (Arşiv)

Habere göre, önümüzdeki dönemde Lübnan Hizbullahı üzerindeki silahsızlanma baskısının artması ve buna paralel olarak İran’a yönelik muhtemel yeni bir İsrail saldırısının gündeme gelmesi bekleniyor.

Esad rejiminin kalıntılarının yeniden sahaya sürülmesi, Tahran ve Hizbullah’a daha geniş bir manevra alanı kazandıracak ve yalnızca savunmada kalmak yerine daha esnek hamleler yapabilmelerine imkân tanıyacak. Ayrıca bu unsurların, İsrail’in olası askerî hareketlerini önceden tespit etmek amacıyla istihbarat ve gözetleme faaliyetlerinde kullanılabileceği değerlendiriliyor.


İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor
TT

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz  bugün (Cuma) yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın nükleer tesislerine yönelik yakın bir İsrail askeri saldırısı uyarısında bulunmasından kısa bir süre sonra İsrail ordusunun İran'a karşı “önleyici bir saldırı” başlattığını duyurdu.

Buna karşılık İran silahlı kuvvetleri İsrail'e karşılık vermede “sınır tanımayacaklarını” vurguladı.

Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada şöyle denildi: “Kudüs'ü işgal eden rejim tüm kırmızı çizgileri aştığına göre ... Bu suça karşılık vermenin sınırı olmayacaktır.”

Şu ana kadar yaşanan gelişmelerden bazıları...

  • Yükselen Aslan Operasyonu: Cuma günü şafak vakti İsrail, Natanz'daki Ahmedi Ruşen uranyum zenginleştirme kompleksi de dahil olmak üzere İran'daki çok sayıda nükleer ve askeri tesisin yanı sıra birçoğu suikasta kurban giden üst düzey askeri komutanların evlerine “kesin ve önleyici” saldırılar düzenledi.
  • Hedef alınan İranlı liderler: Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami, Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri ve Ortak Operasyonlar Dairesi Komutanı General Gulam Ali Raşid öldürüldü.
  • Nükleer bilim adamlarına yönelik suikastlar: Saldırılarda başta Muhammed Mehdi Tahrani ve Feridun Abbasi olmak üzere altı nükleer bilim adamı öldürüldü.
  • İran'ın tepkisi: Tahran Tel Aviv'e doğru çok sayıda füze ile karşılık verdi.

*İran Devrim Muhafızları: Füze saldırımızda ülkemizi vurmak için kullanılan İsrail askeri merkezlerini ve hava üslerini hedef aldık.

*Washington'un İran füzelerine karşı İsrail'e yardım ettiğini söyleyen ABD'li bir yetkili: “ABD'nin İsrail'i hedef alan füzelerin düşürülmesine yardımcı olduğunu teyit ediyorum” dedi.

*İsrail medyasında yer alan haberlere göre acil servisler İran'ın füze saldırısında ikisi ağır olmak üzere 40 kişinin yaralandı.

*CNN'e konuşan İsrailli yetkili şu ifadeleri kullandı: "Bakanlar Kurulu şu anda İran'ın füze saldırısına verilecek yanıtı görüşmek üzere toplanıyor."

*İsrail Savunma Bakanlığı İran'a ait onlarca hava savunma sistemi hedefinin imha edildiğini duyurdu.

*İsrail ordusu , gerekli olduğu sürece operasyonlara devam etmeye hazır olduğunu açıkladı.

*İsrail ordusu, Hemedan ve Tebriz de dahil olmak üzere İran Hava Kuvvetleri'ne ait askeri üslere saldırdığını ve imha ettiğini açıkladı.

*Trump, Washington'un bölgesel güvenlik ve istikrarın korunması amacıyla krizin çözümüne yönelik çabalara katılmaya hazır olduğunu teyit etti.

*Suudi Arabistan Nükleer Düzenleme Kurumu: Krallığın çevresi herhangi bir radyolojik sonuca karşı güvenlidir.

*Katar Emiri Trump ile telefonda görüşerek gerilimin azaltılması ve diplomatik çözümlere ulaşılması gerektiğini vurguladı.

*İran hava sahası Cumartesi gününe kadar kapalı kalacak.

*İran Televizyonu: Hava savunma sistemleri ilk kez iki İsrail F-35 savaş uçağını düşürdü.

*İran'a yönelik daha fazla saldırıda bulunma sözü veren Netanyahu yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Son 24 saat içinde üst düzey askeri komutanları, önde gelen nükleer bilim adamlarını, rejimin en önemli uranyum zenginleştirme tesislerini ve balistik füze cephaneliğinin büyük bir bölümünü ortadan kaldırdık. Daha fazlası gelecek... Rejim kendisine ne yapıldığını ya da ne yapılacağını bilmiyor. Hiç bu kadar savunmasız olmamıştı."

*İsrail ordusu: İran İsrail'e en az 100 roket fırlattı, bunların çoğu engellendi ya da hedefe ulaşmadı

*ABD Enerji Bakanı: Ortadoğu'daki mevcut durumun küresel enerji kaynakları üzerindeki olası etkilerini izlemek üzere Ulusal Güvenlik Konseyi ile yakın işbirliği içerisinde çalışıyoruz.

*İran , Fordo ve İsfahan tesislerinde sınırlı hasar olduğunu doğruladı.

*UAEA Genel Direktörü Rafael Grossi Güvenlik Konseyi'ni bilgilendirdi:

*Nükleer tesislerin güvenliğini teyit etmek üzere İranlı yetkililerle temas halindeyiz.

*İran, Natanz uranyum zenginleştirme tesisinin İsrail saldırılarının ilk dalgası sırasında hedef alındığını doğruladı.

*İranlı yetkililer bize Fordo ve İsfahan'daki iki nükleer tesisin saldırıya uğradığını bildirdi.

*İran'ın yüzde 60'a kadar zenginleştirilmiş uranyum ürettiği bir yer üstü tesisi imha edildi.

*Natanz'daki yeraltı zenginleştirme tesislerine yönelik bir saldırı olduğuna dair herhangi bir belirti yok ancak güç kaynağına yönelik saldırı santrifüjlere zarar vermiş olabilir.

*Sebepleri ya da koşulları ne olursa olsun nükleer tesisler asla saldırıya uğramamalıdır.

*İsrail Savunma Bakan, "İran, İsrail'deki sivil yerleşim yerlerine roket atarak kırmızı çizgileri aşmıştır. İran rejimi ağır bir bedel ödeyecektir" dedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı, "İran rejimi her zamankinden daha zayıftır ve bu İran halkının rejime karşı durması için bir fırsattır. Netanyahu'dan İran halkına: Ben ve İsrail halkı sizinle birlikteyiz. İran'ın balistik füze cephaneliğinin büyük bir bölümünü imha ettik. İsrail, İran'a karşı tarihin en büyük askeri operasyonlarından birini başlattı. İranlıları baskıcı ve şeytani rejime karşı birleşmeye çağırıyorum."

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve ABD Başkanı Ortadoğu'da güvenlik, barış ve istikrarın sağlanması için birlikte çalışmaya devam etmenin önemine vurgu yaptılar.

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve ABD Başkanı itidal, gerilimi azaltma ve tüm anlaşmazlıkların diplomatik yollarla çözülmesinin önemini ele aldı.

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi, İranlı hacıların tüm ihtiyaçlarının karşılanması ve anavatanlarına ve ailelerine güvenli bir şekilde dönmeleri için koşullar hazır olana kadar kendilerine tüm hizmetlerin sağlanması talimatı verdi.

*İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İsrail'in askeri ve nükleer tesislere yönelik büyük saldırısının ardından ülkesinin itidal çağrılarını reddettiğini vurguladı.

*İsrail itfaiyesi İran'dan atılan roketin ardından binada mahsur kalanları kurtardı.

*İsrail itfaiyesi İran'ın füze saldırısının yol açtığı büyük olaylara müdahale ettiğini duyurdu

*İran devlet televizyonu: İsrail'e dördüncü roket dalgası fırlatıldı

*İsrail ordu sözcüsü İran medyasında yer alan bir savaş uçağının düşürüldüğü ve pilotun yakalandığı haberlerini yalanladı