Irak’ta ilk meclis oturumu şokunun ardından Şii cephenin dağılmaması amacıyla arabuluculuk girişimleri başlayacak

Kürt ve Sünni partiler Federal Mahkeme’nin ‘en büyük meclis bloğu’ meselesiyle ilgili vereceği kararı beklemek üzere geriye çekildi.

Irak Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi, pazar günü seçilen iki yardımcısı Hakim ez-Zamili ve Şahevan Abdullah’ın arasında oturuyor. (Reuters)
Irak Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi, pazar günü seçilen iki yardımcısı Hakim ez-Zamili ve Şahevan Abdullah’ın arasında oturuyor. (Reuters)
TT

Irak’ta ilk meclis oturumu şokunun ardından Şii cephenin dağılmaması amacıyla arabuluculuk girişimleri başlayacak

Irak Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi, pazar günü seçilen iki yardımcısı Hakim ez-Zamili ve Şahevan Abdullah’ın arasında oturuyor. (Reuters)
Irak Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi, pazar günü seçilen iki yardımcısı Hakim ez-Zamili ve Şahevan Abdullah’ın arasında oturuyor. (Reuters)

Irak’ta Sünni Araplar, Takaddum (İlerleyiş) Partisi lideri Muhammed el-Halbusi’yi yeniden Meclis Başkanı seçerek ‘meclis başkanlığı savaşını’ kendi lehine çözerken, Şiilerin ‘en büyük meclis bloğu savaşı’ ile Kürtlerin ‘cumhurbaşkanı adayı savaşı’ her türlü olasılığa açık bir şekilde sürüyor. Mesut Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) son dönemde ‘cumhurbaşkanı adayı savaşında’ yönetim ortağı Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) lehine verdiği tavizin şartlı olduğu ortaya çıktı. 
KDP iki gün öncesine kadar cumhurbaşkanı adayının kendi saflarından seçilmesinde ısrar ederek, adaylık için eski Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari, mevcut Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin ve önde gelen yöneticilerinden Fadıl Mirani isimlerini adaylık için dillendiriyordu. Ancak Mirani, önceki gün partisi adına yaptığı açıklamada, Meclis Başkanı İkinci Yardımcısının KDP saflarından seçilmesinden dolayı cumhurbaşkanlığı koltuğu hakkından feragat ettiklerini zımnen ilan etti. Bunun üzerine KYB önceki gün, kendi cumhurbaşkanı adayının, partinin önde gelen yöneticisi ve mevcut Cumhurbaşkanı Berhem Salih olduğunu duyurdu. KYB Salih’in ikinci dönem cumhurbaşkanı adaylığına oy birliği ile seçildiğini belirtti.
Pazar günü yapılan ilk meclis oturumunda Kürt ve Sünni partiler Meclis’teki Şii milletvekillerinin çoğunluğunu oluşturan Sadr Hareketi ile birlikte hareket ederek Meclis Başkanlığı’nı (Sünni Başkan Muhammed el-Halbusi, Birinci Yardımcısı Sadr Hareketi üyesi Şii Hakim ez-Zamili, İkinci Yardımcısı KDP üyesi Kürt Şahevan Abdullah) seçti. Kürt ve Sünni partiler bu seçimden sonra ‘en büyük meclis bloğu’ meselesinde Şii taraflardan birinin aleyhine olacak şekilde diğer bir Şii tarafla ittifak kurmama kararı aldılar.
En büyük meclis bloğu tartışması yerinde saymaya devam ediyor. Zira yaptığı ittifak ve koalisyonlarla Meclis’te 88 milletvekiline ulaştığını söyleyen Koordinasyon Grubu en büyük meclis bloğunu oluşturmayı beklerken, 75 milletvekili bulunan Sadr Hareketi ise Koordinasyon Grubu vekillerinin davranışları sebebiyle meşruiyeti tartışmalı hale gelen ilk meclis oturumunun seyriyle ilgili Federal Mahkeme’ye itiraz başvurusunda bulundu.
Kürt ve Sünni partiler en büyük meclis bloğu savaşın dahil olmak istemiyor
Kürt ve Sünni partilerin ‘en büyük meclis bloğu savaşına’ dahil olmak istememesi, olarak Koordinasyon Grubu ve Sadr Hareketi arasında bir orta yol bulunmasını kolaylaştırıyor. Ancak KDP ve KYB’nin girdiği ‘cumhurbaşkanı adayı savaşının’ sonuçlanması için Şiilerin gösterilecek adayı bir an önce onaylaması gerekiyor.
Federal Mahkeme iki gün içinde ilk meclis oturumunun meşruiyeti meselesini çözüme kavuşturursa, KDP ve KYB, Cumhurbaşkanı Salih’in ikinci dönem adaylığıyla ilgili lehte ve aleyhteki kampanyalarına kaldıkları yerden devam edecek. KYB, Salih’i yeniden seçtirebilmek için 220 milletvekilinin oyunu almalı. Zira cumhurbaşkanı adayının sunulacağı oylamada Meclis’in üçte ikisinin evet oyu vermesi gerekiyor. Salih’in yeniden seçilmesini reddeden KDP ise onun aleyhinde bir kamuoyu oluşturmaya çalışıyor. KDP, Meclis Başkanı İkinci Yardımcısı’nın kendi saflarından seçilmesinin ardından cumhurbaşkanı adayı çıkarma hakkından vazgeçse de KYB’den Salih’in yerine başka bir aday göstermesini talep ediyor. Bağdat’ta KDP’nin baskı ve dayatmalarına boyun eğmek istemeyen KYB ise bu talebi reddediyor.
Şii cephede Sadr Hareketi ile Koordinasyon Grubu arasındaki anlaşmazlıklar devam ederken, kulislerden sızdırılan bilgilere göre, özellikle Kürt ve Sünni ortakların çıkarlarını en büyük ortakları olan Şiilerden üstün tutmaya başlaması sebebiyle bir kısmı Irak dışından (İran ve Lübnan) etkili bazı Şii isimler iki taraf arasındaki buzları eritmek için arabuluculuk girişimlerinde bulunacak. Son seçim sonuçları Şiileri iki rakip grup haline getirdi. Bir tarafta seçimin galibi ve ulusal çoğunluk hükümeti kurmak isteyen Mukteda es-Sadr liderliğindeki Sadr Hareketi, diğer tarafta ise bazı Şii siyasi liderlerin öncülüğünde Koordinasyon Grubu çatısı altında toplanan diğer Şii parti ve gruplar bulunuyor. Bu parti ve grupların amacı, İran’ın bile kontrol edemediği Sadr’a karşı ortak pozisyon almak.
Mecliste en fazla milletvekilinin bulunduğu partiye liderlik eden ve kendisine sadık bir tabanı bulunan Sadr’ın Koordinasyon Grubu çatısı altındaki rakipleri, kesin olmayan seçim sonuçlarının ardından 3 ay süren gösteri ve oturma eylemlerinden sonra etkilerini kaybetti. Nitekim Federal Mahkeme en nihayetinde seçim sonuçlarını onayladı. Koordinasyon Grubu, Sadr’ın çoğunluk hükümeti kurma talebiyle kendilerini yeni dönemde siyaset sahnesinin dışına itmeye çalıştığı görüşünde.
Halihazırda önümüzdeki dönemle ilgili iki ihtimal bulunuyor: Ya Şii partiler 2018 seçiminden sonra olduğu gibi en büyük meclis bloğunun seçilememesi sebebiyle uzlaşacak ve ‘en büyük meclis bloğunu’ kuracak -ki o dönem denklemin en zayıf halkaları olan Sünniler ve Kürtlerin de katılımıyla kırılgan bir Şii uzlaşısı kurulmuştu- ya da Şiiler arasında sokağa taşması muhtemel çatışmalarla sonuçlanacak bir bölünme meydana gelecek. Çok sayıda silahlı grubun lideri, Şii cephenin parçalanmasından Sünnileri ve Kürtleri sorumlu tutuyor. Bu parçalanmışlık itirafıyla birlikte Şiiler arasında bir anlaşmaya varılamaması halinde Koordinasyon Grubu mensupları ile ilk meclis oturumuna kefenle katılan Sadr Hareketi mensupları arasında sokağa taşması muhtemel çatışmalar çıkabilir.



Sur’daki kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında Lübnanlı bir asker hayatını kaybetti

İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
TT

Sur’daki kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında Lübnanlı bir asker hayatını kaybetti

İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)

Lübnan ordusu bugün yaptığı açıklamada, ülkenin güneyindeki Sur kentinde bir askeri kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında bir askerin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Bu saldırı, Hizbullah ile İsrail arasında çatışmaların başlamasından bu yana ordu noktalarına yönelik ilk doğrudan hedef alma olarak kayda geçti.

Lübnan ordusu tarafından yapılan açıklamada, el-Amiriye bölgesinde, el-Kalile-Sur yolu üzerindeki bir kontrol noktasının hedef alındığı, saldırı sonucu bir askerin yaşamını yitirdiği ve diğer askerlerin yaralandığı belirtildi. Yaralı sayısına ilişkin detay verilmedi.

2 Mart’ta başlayan çatışmalardan bu yana Lübnan ordusu, güney ve doğu bölgelerinde görev yerleri dışında İsrail ateşi sonucu hayatını kaybeden sekiz asker için taziye açıklaması yayımladı.

Öte yandan, İsrail ordusunun yedi mahalle için tahliye uyarısı yapmasının ardından, bu sabah Beyrut’un güney banliyösüne hava saldırısı düzenlendi. Üç gün aradan sonra bölgeye gerçekleştirilen ilk saldırı sonrası hedef alınan noktadan dumanlar yükseldi. Sürekli saldırılar ve tahliye uyarıları nedeniyle bölge sakinlerinin büyük kısmının daha önce göç ettiği belirtildi.

İsrail ordusu ise yaptığı açıklamada, Beyrut’ta Hizbullah’a ait olduğunu öne sürdüğü ‘altyapı hedeflerini’ vurduğunu bildirdi.

sdvsd
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (AFP)

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, X platformundaki resmi hesabından yaptığı açıklamada, Beyrut’un güney banliyölerinde yaşayanlara acil tahliye uyarısında bulundu. Adraee, özellikle Haret Hreik, el-Gubeyri, el-Leyleki, el-Hadath, Burc el-Baracne, Tahvita el-Gadir ve eş-Şiyah mahallelerinin hedef alınabileceğini belirtti.

Adraee açıklamasında, “İsrail ordusu, Beyrut’un güneyindeki farklı bölgelerde Hizbullah’a ait askeri altyapıyı hedef almaya devam ediyor. Size zarar vermek niyetinde değiliz, bu nedenle güvenliğiniz için derhal tahliye olmanız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün yaptığı açıklamada, orduya Lübnan’daki ‘tampon bölgeyi genişletme’ talimatı verdiğini duyurdu.

Netanyahu, yayımladığı video mesajda, “Lübnan’da mevcut tampon bölgenin daha da genişletilmesi için orduya talimat verdim” dedi. Bu adımın amacının, Hizbullah mensuplarının olası saldırı riskini tamamen ortadan kaldırmak ve sınır hattında tanksavar füzesi atışlarını engellemek olduğunu ifade etti.


Mısır: Sisi'ye suikast düzenlemeyi planlamakla suçlanan Hasm Örgütü üyeleri gözaltına alındı

Mısır İçişleri Bakanlığı Genel Merkezi (Bakanlığın Facebook sayfası)
Mısır İçişleri Bakanlığı Genel Merkezi (Bakanlığın Facebook sayfası)
TT

Mısır: Sisi'ye suikast düzenlemeyi planlamakla suçlanan Hasm Örgütü üyeleri gözaltına alındı

Mısır İçişleri Bakanlığı Genel Merkezi (Bakanlığın Facebook sayfası)
Mısır İçişleri Bakanlığı Genel Merkezi (Bakanlığın Facebook sayfası)

Mısır İçişleri Bakanlığı, Mısır tarafından terör örgütü olarak sınıflandırılan Müslüman Kardeşler Örgütü’ne bağlı terör hareketi ‘Hasm’ üyelerinin, ‘devletin güçlerine zarar vermeyi amaçlayan terör eylemleri planlamak ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'ye suikast girişiminde bulunmak’ suçlamasıyla gözaltına alındığını duyurdu.

Bakanlık tarafından dün yapılan açıklamada, Hasm Hareketi üyelerine yönelik operasyonlar kapsamında Müslüman Kardeşler Örgütü liderlerinden Mahmud Muhammed Abdulvunis'i gözaltına aldığını duyurdu.

Bakanlık, bunun devlete zarar vermeyi amaçlayan eylemlere karışan Hasm Hareketi üyelerinin takibi kapsamında gerçekleştiğini ve bu eylemler arasında, 7 Temmuz'da Mısır güvenlik güçlerinin baskınlarından önce, hareketin iki üyesi olan Ahmed Muhammed Abdurezzak ve İhab Abdulatif Muhammed'in güvenlik ve ekonomik tesislerin yanı sıra başkanlık uçağını hedef alan operasyonlar gerçekleştirmeye zorlanmasının da yer aldığını ekledi. Açıklamaya göre hareket üyelerine ait bir sığınağa yapılan baskın sonucunda iki Hasm üyesi öldürüldü.

Bakanlığın açıklamasında, terörist Ali Mahmud Abdulvunis'in birçok terör davasında müebbet hapis cezasına çarptırıldığını belirtildi. Bu davalardan başlıcaları arasında, ‘başkanlık uçağını hedef almaya teşebbüs’ ve ‘Şehit Yarbay Macid Abdurrazık suikastı’ ile ilgili 2022 yılına ait 120 numaralı dava yer alıyor.

vvf
2013 yazında yanan Müslüman Kardeşler Örgütü’nün Kahire'deki merkezi (Getty)

İçişleri Bakanlığı'nın açıklaması, Müslüman Kardeşler (İhvan-ı Müslimin) üyesinin planladığı terör eylemleri ve Hasm Hareketi’ne mensup diğer üyeler hakkındaki itiraflarına eşlik etti.

Abdulvunis, aralarında Menufiye vilayetindeki el-Acezi Kontrol Noktası’na düzenlenen saldırı, Tanta şehrindeki polis eğitim merkezine düzenlenen bombalı saldırı (bu saldırıda çok sayıda polis memuru şehit oldu ve yaralandı) ve el-Obur şehrinde evinin önünde öldürülen Tuğgeneral Adil Ragai'nin suikastı da dahil olmak üzere birçok terör eylemine katıldığını itiraf etti.

Ayrıca, Müslüman Kardeşlerin kaçak liderlerinden Yahya Musa’nın (Hasm Hareketi’nin kurucusu) talimatıyla 2016 yılında komşu ülkelerden birine sızdığını, Hişam Aşmavi (idam edildi) tarafından kurulan el-Murabitun Örgütü’nün liderleriyle temas kurduğunu ve Hasm Hareketi üyelerini uçaksavar füzeleri, ağır silahlar ve patlayıcıların kullanımı konusunda eğitmek üzere komşu ülkelerden birinde bir kamp kurduğunu da anlattı.

Abdulvunis, yurtdışına kaçan Hasm Hareketi liderleri Yahya Musa, Muhammed Refiqk İbrahim Menna, Alaa Ali Ali el-Samahi ve Muhammed Abdulhafız Abdullah Abdulhafiz ile birlikte 2019 yılı boyunca ülkede bazı terör eylemleri gerçekleştirmeyi planladıklarını ve hareketin eğitimli unsurlarını bomba yüklü araçlar hazırlamaya yönlendirdiklerini, bunlardan birinin Kahire’nin orta kesimlerindeki Onkoloji Enstitüsü önünde patladığını açıkladı. Ayrıca 2025 yılında, yurtdışında bulunan teröristler Mahmud Şehte Ali el-Ced ve Mustafa Ahmed Muhammed Abdulvehhab'ı, saldırı eylemleri gerçekleştirmek üzere ülkeye dönmeye cesaretlendirdiklerini itiraf eden Abdulvunis, ancak güvenlik güçleri tarafından tespit edilip yakalandıkları için bunu başaramadıklarını ifade etti.

scds
Mısır'da Müslüman Kardeşler üyelerinin yargılandığı, daha önce yapılan bir duruşmadan bir kare (AFP)

Hasm Hareketine atfedilen son operasyonlar 2019 yılında gerçekleşti. Mısırlı yetkililer, o yıl Hasm Hareketi’ni Kahire’deki Onkoloji Enstitüsü çevresinde 22 kişinin ölümüne ve onlarca kişinin yaralanmasına yol açan bir araba bombalamasına karışmakla suçlamıştı. Ayrıca, hareketin 2016 yılında, Mısır'ın eski Müftüsü Ali Cuma ve Başsavcı Yardımcısına saldırı hazırlığında olduğu ve Fayum ilindeki Tamiya Emniyet Müdürü'ne suikast düzenlediği iddia ediliyor. Hasm Hareketi 2019 yılında kendisini resmi olarak ilan etmişti.

Uluslararası terörle mücadele uzmanı Hatem Sabir’e göre Mısır İçişleri Bakanlığı'nın Hasm Hareketi üyelerinin gözaltına alındığını duyurması, Müslüman Kardeşlerin Mısır'ı terör eylemleriyle hedef almaya devam ettiğini gösterdi. Şarku’l Avsat’a konuşan Sabir, Müslüman Kardeşler örgütünün artan bölgesel zorluklara rağmen Mısır'ı hedef almaya devam ettiğini söyledi.

Başta Genel Rehberlik Konseyi Başkanı Muhammed Bedii olmak üzere Müslüman Kardeşler liderlerinin çoğu, 2013 yılında İhvan’ın iktidardan ayrılmasının ardından Mısır'da meydana gelen ‘şiddet ve cinayet’ davaları nedeniyle Mısır hapishanelerinde tutulurken, diğer üyeler ise ülke dışında ikamet ediyor.

Sabir, yakalanan teröristin, aralarında başkanlık uçağının hedef alınması da dahil olmak üzere itiraf ettiği terör eylemlerinin, ‘bazı istihbarat teşkilatlarının örgütü desteklediğini yansıttığını’ belirtti, ancak bu istihbarat teşkilatlarının adı açıklamaktan kaçındı. Bu tür operasyonların planlanmasının herhangi bir örgüt veya hareketin kapasitesini aştığını söyleyen Sabir, bu operasyonların temel amacının Mısır devletinin siyasi ve ekonomik kapasitesine zarar vermek olduğunu vurguladı.

Öte yandan Mısır İçişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, ülkenin güvenliğini ve istikrarını sarsmayı hedefleyen Müslüman Kardeşler örgütü ve destekçilerinin planlarına karşı kararlılıkla mücadeleye devam edeceğini teyit etti.


Şera, Esed’in devrilmesinden bu yana ilk kez Almanya’yı ziyaret ediyor

Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, Berlin’de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’yı kabul etti. (AP)
Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, Berlin’de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’yı kabul etti. (AP)
TT

Şera, Esed’in devrilmesinden bu yana ilk kez Almanya’yı ziyaret ediyor

Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, Berlin’de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’yı kabul etti. (AP)
Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, Berlin’de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’yı kabul etti. (AP)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera bugün Almanya’da Alman yetkililerle görüşmeler gerçekleştiriyor. Bu ziyaret, Şera’nın ülkeye ilk ziyareti olurken, temaslarda Ortadoğu’daki savaş, Suriye’nin yeniden inşası ve Berlin yönetiminin Suriyeli mültecilerin geri dönüşüne yönelik çabalarının ele alınması bekleniyor.

Beşşar Esed’in 2024 yılında devrilmesinin ardından Almanya’ya ilk kez giden Şera, Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier ile bir araya geldi. Şera’nın günün ilerleyen saatlerinde Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile görüşmesi planlanıyor.

Geçtiğimiz yıl, 14 yıl süren yıkıcı çatışmanın ardından yeniden inşa sürecini desteklemek amacıyla Suriye’ye yönelik birçok uluslararası yaptırım kaldırılmıştı.

Almanya Hükümet Sözcüsü Stefan Kornelius, Merz ile Şera arasındaki görüşmelerde Ortadoğu’daki savaş, Suriye’deki siyasi durum, yeniden inşa çabaları ve Suriyelilerin ülkelerine dönüşü konularının ele alınacağını açıkladı.

Şera ayrıca Berlin’de, Suriye’nin ekonomik toparlanma ve yeniden inşa perspektiflerinin ele alınacağı bir foruma katılacak. Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Esed rejiminin sona ermesinin ardından Avrupa Birliği (AB) ve Birleşmiş Milletler (BM) başta olmak üzere birçok yaptırımın kaldırıldığını ve bunun ekonomik toparlanmanın temellerini oluşturduğunu ifade etti.

ergfrt
Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, Berlin’deki Bellevue Sarayı önünde Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’yı kabul etti. (AP)

Ziyaret öncesinde Almanya İçişleri Bakanlığı, Suriye Afet Yönetimi Bakanlığı’na destek sağlanması ve acil durum birimlerinin eğitilmesine yardımcı olunmasını öngören yeni bir girişim açıkladı. Öte yandan Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Suriye’de kaybolan Alman gazeteci Eva Maria Michelmann konusunun da görüşmelerde ele alınıp alınmayacağı yönündeki soruya, Berlin yönetiminin meseleyi değerlendirdiği yanıtını verdi.

Sığınma talebinin gerekçeleri

Suriye’deki çatışma yıllarında yaklaşık 1 milyon Suriyeli Almanya’ya sığındı. Bu kişilerin önemli bir bölümü, 2015-2016 yıllarında göç akınının zirve yaptığı dönemde ülkeye ulaştı. Suriye’deki çatışmalar, 2011 yılında eski yönetimin protestolara yönelik kanlı müdahalesi sonrası başlamıştı.

Almanya’da geçtiğimiz yıl mayıs ayında göreve gelen muhafazakâr Başbakan Friedrich Merz ise aşırı sağcı Almanya İçin Alternatif (AfD) partisinin yükselişiyle mücadele ederken düzensiz göçü sınırlama çabalarını artırdı.

Merz, geçen yıl yaptığı açıklamada, Suriye’de savaşın sona ermesiyle birlikte Suriyelilerin Almanya’ya sığınma talebinde bulunmaları için ‘artık herhangi bir gerekçe kalmadığını’ ifade etmişti.

gthyju
Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, Berlin’deki Bellevue Sarayı’nda Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera’nın yanında duruyor. (AP)

Alman hükümeti geçtiğimiz aralık ayında, suç işleyen bazı Suriyelilerin ülkelerine geri gönderilmesi uygulamasını yeniden başlattı. Ancak bu uygulama şu ana kadar yalnızca çok sınırlı sayıda vaka için gerçekleştirildi.

Başbakan Friedrich Merz, birçok Suriyelinin gönüllü olarak ülkelerine dönmesi gerektiğini vurguladı. Bu açıklama, ülkede devam eden hak ihlalleri ve güvensiz koşullara dikkat çeken aktivistler tarafından eleştirildi.

Şera’nın Almanya ziyareti, başlangıçta ocak ayında planlanmıştı. Ancak ziyaret, Suriye hükümet güçleri ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki çatışmaları sonlandırma çabaları nedeniyle ertelenmişti.

Bu arada, Suriye’deki Süryani Hristiyan azınlığın temsilcileri, ‘ülkenin tarihi çeşitliliğini tanıyan ve kurumsal olarak güçlendiren kapsayıcı bir siyasi yaklaşım’ çağrısında bulundu. Öte yandan Berlin’de mültecilerin Suriye’ye geri gönderilmesi planına karşı bir gösteri düzenlendi.