Sadr ve müttefikleri Kazimi'nin Başbakanlığına sıcak bakıyor

Mukteda es-Sadr ve müttefikleri, Irak’ta Tahran tarafından desteklenen partilerin popülaritesi düşerken Şii gruplar ve milislerle mücadelesinde Kazimi’yi destekledi

Görev süresi sona eren Başbakan Mustafa el-Kazimi'nin görevine devam etmesinin arzu edildiğine dair güçlü göstergeler var (AFP)
Görev süresi sona eren Başbakan Mustafa el-Kazimi'nin görevine devam etmesinin arzu edildiğine dair güçlü göstergeler var (AFP)
TT

Sadr ve müttefikleri Kazimi'nin Başbakanlığına sıcak bakıyor

Görev süresi sona eren Başbakan Mustafa el-Kazimi'nin görevine devam etmesinin arzu edildiğine dair güçlü göstergeler var (AFP)
Görev süresi sona eren Başbakan Mustafa el-Kazimi'nin görevine devam etmesinin arzu edildiğine dair güçlü göstergeler var (AFP)

Müeyyid et-Turfi
Irak’ta Sadr hareketinin lideri Mukteda es-Sadr ile Sünni ve Kürt müttefikleri, yeni koalisyonlarının Temsilciler Meclisi’nin açılış oturumu sırasında yeni hükümetin kurulmasını engelleyen büyük itirazlara rağmen Cumhurbaşkanlığı, Meclis Başkanlığı ve Başbakanlık makamlarına kendi adaylarını dayatma gücüne dair önemli mesajlar göndermeyi başardılar. Tekaddum Partisi (İlerici Parti) lideri Muhammed Halbusi’nin, Meclis’teki oylamada228 milletvekilinden 200’ünün oyuyla bir kez daha Meclis Başkanı seçilmesi, Sadr Grubu, Azm Hareketi, Tekaddum, Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) ve bazı bağımsız milletvekillerinden oluşan yeni koalisyonun gücünün göstergesi olarak görüldü.

Yeni koalisyon, Kazimi’nin başbakanlık görevine devam etmesine sıcak bakıyor
Koalisyonda yer alan taraflar, görev süresi sona eren Başbakan Mustafa el-Kazimi’nin özellikle iktidara geldiği Mayıs 2020 tarihinden bu yana Şii gruplar ve milislerle devam eden mücadelesinde Kazimi’yi desteklediklerinden ve İran'a yakın Şii partilerin çoğunu bir araya getiren Koordinasyon Çerçevesi Koalisyonu’nun yaşananlardan sonra nüfuzu azaldığından ikinci bir dönem için görevine devam etmesine sıcak bakıyorlar. 
Meclis’te 76 sandalyeye sahip olan Sadr Grubu, Meclis Başkanı ve iki vekilinin seçilmesinin ardından ikinci kez Meclisi Başkanı seçilen Muhammed el-Halbusi’ye Irak Anayasası’nın yeni hükümeti kurmakla görevli kişiyi aday gösterme hakkını verdiği ‘en büyük meclis bloğunun’ duyurması talebinde bulundu.
Koordinasyon Çerçevesi Koalisyonu, 88 milletvekiline sahip olması nedeniyle kendisini ‘en büyük meclis bloğu’ olarak sunma girişiminde bulunmuş, ancak Koalisyon çatısı altındaki bağımsız beş milletvekilinin Koalisyon’a katılmak için attıkları imzaların yanlış olduğunu teyit etmeleriyle en büyük Şii bloğunu temsil eden Koalisyon’un güvenilirliği sarsılmıştı.

Başbakanlığa aday isimler
Sadr Grubu’na yakın kaynaklar, Sadr Grubu’nun görev süresi sona eren Başbakan Kazimi ile birlikte dört ismi daha aday gösterebileceğini, bu isimlerin ise Bakanlar Kurulu Genel Sekreteri Hamid Naim el-Gazi, Meysan Valisi Ali Devai, eski İletişim Bakanı Muhammed Tevfik Allavi ve eski Başbakan Haydar el-İbadi olduklarını belirtti.
Bu isimler arasında şimdiye kadar öne çıkan en güçlü aday, Koordinasyon Çerçevesi Koalisyonu çatısı altındaki bazı tarafları, göreve devam etmesini kabul etmeye ikna etme girişimiyle Başbakan Kazimi oldu. Kazimi, bu girişim çerçevesinde son olarak Fetih İttifakı lideri Hadi el-Amiri ile yeni hükümetin kurulması ve ülkedeki son durumu görüşmek üzere aylar sonra ilk kez Amiri’nin ofisinde bir araya geldi.

Üçlü ittifak
Siyaset bilimi profesörü Ahmed el-Meyali, son gelişmelere yönelik yaptığı değerlendirmede, bir sonraki hükümeti Mukteda es-Sadr, Muhammed el-Halbusi ve Mesut Barzani arasındaki ittifakın kurabileceğini söyledi. Halbusi'nin Meclis Başkanı seçildiği, yeni meclisin ilk oturumunda, yeni ittifakın birçok sorunu çözebilecek yeteneğe sahip olduğunu kanıtladığından başbakan adaylarını belirleyebileceklerini belirten Prof. Meyali, “Bir sonraki sürecin yönetimi, taraflar arasındaki çıkar alışverişine dayalı olduğundan stratejik bir ittifak olacaktır” ifadelerini kullandı.
Kazimi'nin başbakanlık görevini üstlenme şansına sahip olduğunu düşünen Prof. Meyali, ancak cumhurbaşkanlığı, meclis başkanlığı ve başbakanlık makamlarına yeni isimlerin adaylığı konusunda bir fikir birliği olmadığını ve özellikle Koordinasyon Çerçevesi Koalisyonu güçlerinden bir takım itirazlar olduğundan Kazimi’yi bir sonraki dönem içinbaşbakan olarak pazarlamanın zor olduğunu belirtti. Prof. Meyali, Kazimi’yi yeniden aday göstermeyi düşünen taraflarınsunabilecekleri birçok seçeneğe ve isme sahip olduğunun ve bu isimlerin yerel ve bölgesel düzeyde kabul gördüğünün de altını çizdi.
Bir sonraki aşamada siyasi istikrarı sağlamak için yeni birhükümetin kurulması sürecinin Şii-Şii diyaloguna ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Prof. Meyali, Mukteda es-Sadr’ın tüm Şiileri temsil etmediğini belirterek bir uzlaşıya varması ve olumsuz tutumlardan uzakta kabul edilebilir bir şahsiyet olarak hareket etmesi gerektiğine işaret etti.

İbadi, başbakanlığa aday önemli isimlerden biri
Eski Başbakan Haydar el-İbadi'nin, yeni dönemde başbakanlık görevine aday olma şansına sahip olacağını düşünen Prof. Meyali, özellikle İbadi'nin lideri olduğu Zafer (Nasr) Koalisyonu, Koordinasyon Çerçevesi Koalisyonu’nda yer aldığından Sadr için kabul edilebilir bir aday olduğunu ve bununda İbadi’nin bir sonraki başbakan olmak için gerekli özellikleri taşımasını sağladığını vurguladı.
Öte yandan gazeteci yazar Ali Beyder, Halbusi'nin Meclis Başkanı olmasının ardından Başbakan Mustafa el-Kazimi'nin başbakanlık görevine devam etme şansının arttığını söyledi. Temsilciler Meclisi'ndeki diğer partilerin buna karşı çıkabileceğini düşünen Beyder’e göre Halbusi’nin yeniden Meclis Başkanı seçilmesinin, bazı sürprizler yahut köklüdeğişiklikler olmadıkça, Kazimi’nin başbakan adayı seçilmesisadece bir zamanlama meselesi.
Mustafa Kazimi’nin, Sadr hareketine yakınlığı, Sünniler ve Kürtlerin desteğini alması ve uluslararası tutumlar gibi başbakanlık görevine aday gösterilmesi için birçok neden olduğuna dikkati çeken Beyder, “Diğer taraflar Kazimi'nin başbakan olarak atanmasına karşı çıkıyor. Bu yüzden önlerinde iki seçenek var, ya silaha başvuracaklar ya da sessiz muhalefete dönecekler ki bu daha olası” yorumunda bulundu.

İran’a yakın Koordinasyon Çerçevesi Koalisyonu partilerinin onurunu kurtarmak
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre siyaset bilimci Aziz Ceber, Sadr'ın adaylığını reddeden Koordinasyon Çerçevesi Koalisyonu’nun onurunu kurtarmak için Kazimi dışında bir isim aday gösterebileceğini söyledi. Kazimi’nin başbakanlık görevine devam etmesi düşüncesinin Sadr hareketi ve lideri Mukteda es-Sadr tarafından geniş çapta kabul gördüğünü ve Kazimi’nin ikinci bir dönem daha başbakan olması ihtimalinin yüksek olduğunu belirten Ceber, bunun yanında Koordinasyon Çerçevesi Koalisyonu liderlerinin seçimlerin tekrarlanmasını sağlayamamaları ve yönelimlerini destekleyen egemen pozisyonlar elde edememelerinin ardından cumhurbaşkanlığı, meclis başkanlığı ve başbakanlık makamlarındaki isimlerin yerine yeni isimlerin getirilmemesi gerektiğini de vurguladı. Ceber, Koordinasyon Çerçevesi Koalisyonu liderlerinin onurlarını kurtaracak bir dal aradıklarını ve belki de Kazimi’nin görev süresinin devam etmemesi için çabalayabileceklerini söyledi.

Sadr’ın kaybı
Ceber, Mukteda es-Sadr'ın, Koordinasyon Çerçevesi Koalisyonu liderlerinin bu arayışları çerçevesinde Kazimi'nin başbakanlık görevinin devam etmesini engellemesinin, Sadr’ın kazanımlar sağlamada birçok büyük fırsatı kaybetmesi anlamına geleceğini de sözlerine ekledi. Kazimi’nin beyaz kapaklı kitapta vizyonlarını sunduğu ve önümüzdeki dönemdeki çalışmalarını üzerlerine inşa edebileceği bazı başarılar elde ettiğine dikkati çeken Ceber, Sadr hareketinin başbakanlık görevini üstlenebilecek isimlere sahip olmadığını öne sürdü. Ceber, bir sonraki başbakanın seçilmesinin istikrarın önünü açacağını, ancak muhalefetin karşı çıkması halinde ülkenin yeni bir Yemen’e veya Sudan'a dönüşmemesini umduğunu söyledi.

Kazimi’nin şansı yüksek
Gazeteci yazar Basim eş-Şerii ise Başbakan Kazimi’nin göreve dönem şansının, Halbusi’nin ezici bir çoğunlukla yeniden Meclis Başkanı seçildiği Meclis’teki ilk oturumundan sonra oldukça yükseldiğini belirtti. Bu oturumun, Sadr'ınoluşturduğu ittifakın gücünü ve rakibi Koordinasyon Çerçevesi Koalisyonu’nu önemli ölçüde geride bırakma yeteneğini ortaya koyduğunu söyleyen Şerii, bununla birlikte Koordinasyon Çerçevesi Koalisyonu’nun, büyük güçlere Irak'ın siyasi ve sosyal durumu için uygunsuz hale gelen önerilerini kabul ettiremediğini de vurguladı.
Temsilciler Meclisi'nin ilk oturumunda zayıf ve güçsüz görünen ve Meclis’teki çoğunluğu etkileyemeyen Koordinasyon Çerçevesi Koalisyonu’nun itirazlarına rağmen çoğunluğun Kazimi'nin ikinci dönem için adaylığına sıcak baktığını söyleyen Şerii, bu durumun, Mukteda es-Sadr'ıKoordinasyon Çerçevesi Koalisyonu’nu görmezden gelmeye devam etmeye ve Arap ülkeleri ve uluslararası camianın büyük desteğini alan Kazimi'yi ikinci bir dönem için aday göstermeye iteceğine işaret etti.
Şeri’i değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
“Kazimi ile birlikte Hamid el-Gazi, Ali Devai, Muhammed Tevfik Allavi ve Haydar el-İbadi gibi başbakanlık makamına aday önde gelen isimler var. Özellikle Haydar İbadi, Kazimi'yireddetmekte ısrar etmeleri durumunda Koordinasyon Çerçevesi Koalisyonu ve bazı siyasi partiler için önemli bir seçenek gibi görünüyor. Gerçekler, bir sonraki başbakanın İran'ın müttefiklerinden ve Koordinasyon Çerçevesi Koalisyonu liderlerinden uzak olacağını ve Tahran ile İran yanlısı gruplara, Irak hükümetinin birçok yerel ve uluslararası dosyayla ilgili çalışmalarını etkileyecek şekilde yakın olan eski Başbakan Adil Abdulmehdi deneyiminin tekrarlanmayacağını gösteriyor.”



Irak bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesi sürecini tamamlıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
TT

Irak bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesi sürecini tamamlıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi makamları, bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesinin ilanı dolayısıyla resmî bir tören düzenlemeye hazırlanıyor. Böylece Kürdistan Bölgesi’nde Peşmerge Bakanlığı’nın dışında herhangi bir Kürt silahlı gücünün bulunmadığı yeni bir döneme geçilmesi hedefleniyor.

Şarku’l Avsat’ın Irak Haber Ajansı’ndan (INA) aktardığına göre, Kürdistan Bölgesi Başkanlığı Sözcüsü Dilşad Şehab, bugün “peşmerge güçlerinin birleştirilmesinin ilan edileceğini ve 21 Eylül’den sonra Peşmerge Bakanlığı bünyesi dışında hiçbir peşmerge gücünün kalmayacağını” söyledi. Şehab, bu adımın güçlerin bakanlık çatısı altında birleştirilmesi için uzun süredir yürütülen çalışmaların sonucu olduğunu belirtti.

Şehab, birleştirme sürecinin 2016 yılında başladığını ve özellikle siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle geçen yıllarda önemli zorluklarla karşılaşıldığını ifade etti. Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani’nin yürüttüğü çabaların yanı sıra, koalisyon güçleri ve dost ülkelerin desteğinin bu zorlukların aşılmasına ve birleşme sürecinin tamamlanmasına katkı sağladığını kaydetti.

Şehab ayrıca, sürecin tamamlanmasının ilan edileceği törenin, Kürdistan Bölgesi Başkanı’nın himayesinde ABD Savunma Bakanlığı ile Kürdistan Peşmerge Bakanlığı arasında imzalanan mutabakat zaptının dördüncü yıl dönümünde gerçekleşeceğini belirtti. Söz konusu mutabakat, peşmerge güçlerinin birleştirilmesini ve bu güçlere destek sağlanmasını amaçlıyordu.

Irak’taki bütün silahlı grupların, Irak’a destek veren uluslararası koalisyon güçlerinin ülkeden tamamen çekilmesini tamamlamasının ardından, silahlarını en geç bu ayın 30’una kadar devlete teslim etmeleri bekleniyor.

Irak hükümeti, silahların teslim edilmesi dosyasına ilişkin bir mekanizma üzerinde anlaşmaya varmak amacıyla başta Hizbullah Tugayları, Ensarullah el-Evfiya, El-Nuceba, Seyyidü'ş Şüheda, Seraya Evliyaü'd Dem ve Ehli Kehf olmak üzere silahlı grupların temsilcileriyle müzakereler yürütüyor.


Halep’in güneyinde Suriye ordusuna ait silah depolarında patlamalar

İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
TT

Halep’in güneyinde Suriye ordusuna ait silah depolarında patlamalar

İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)

Halep’in güney kırsalındaki bölgeler, bugün sabaha karşı Suriye ordusuna ait silah depolarında meydana gelen patlama sesleriyle sarsıldı.

Halep Sivil Savunma Operasyonları Komutanı Faysal Muhammed Ali, “Halep’in güneyindeki el-İys bölgesinde patlamaların devam etmesi, ambulans ve kurtarma ekiplerinin olay yerine ulaşmasını engelliyor” dedi.

Ali, Suriye Haber Ajansı’na (SANA) yaptığı açıklamada, sivilleri patlamaların meydana geldiği bölgeye yaklaşmamaları konusunda uyardı.

Halep Valisi Azzam el-Garib de el-İys ve çevresinde patlamalar meydana gelmesi nedeniyle bölge halkına bölgeye gitmemeleri çağrısında bulundu. Garib, “Herkesten evlerinden çıkmamalarını, patlama bölgelerine gitmemelerini ve güvenlikleri ile müdahale ekiplerinin güvenliği için bu alanların yakınında toplanmamalarını rica ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Garib ayrıca, “Hastaneler ile ambulans ve acil müdahale ekipleri teyakkuz halinde. İlgili makamlar sahadaki durumu takip ediyor ve her türlü acil duruma müdahale ediyor” dedi.

Suriye İçişleri Bakanlığı ise “el-İys’teki patlamaların ardından Şam-Halep uluslararası yolunun, İbcla Üniversitesi kavşağı ile Han Tuman Köprüsü’nde Halep yönünden trafiğe kapatıldığını” duyurdu.

Patlamaların meydana geldiği bölgeye yakın el-İys ve ez-Zerbe sakinleri, durumu korkutucu olarak nitelendirdi. Bölge sakinleri, onlarca füzenin havada uçtuğunu ve patlamaların bölgede büyük paniğe yol açtığını belirtti.

Şarku’l Avsatın DPA’dan aktardığına göre Halep’in güneyindeki el-İkarda bölgesinde yaşayanlar, “el-İys ve Tel Hediye beldelerinde şiddetli patlama sesleri duyuluyor. Füzelerin havada uçtuğu ve patladığı görüldü” dedi.

Bölge sakinleri ayrıca, “Hiç kimse askeri mevzilere yaklaşamıyor. Mevziilerde çok sayıda asker bulunuyor ancak onlardan ne durumda olduğu bilinmiyor” ifadelerini kullandı.

Halep kentinde yaşayanlar da patlama seslerinin kentten yaklaşık 30 kilometre uzaklıktaki el-İys beldesinden açıkça duyulduğunu belirtti.

El-İys bölgesi ve Halep’in güneyindeki diğer bölgelerin, muhalif grupların Halep’e girmesinin ardından İdlib vilayetine ve buradan Şam’a doğru ilerlediği dönemde İran Devrim Muhafızları ve Lübnan Hizbullahı güçlerinin kontrolünde olduğu belirtiliyor.


Dera’da bir DEAŞ hücresi ele geçirildi... Suriye’de örgütten geriye ne kaldı?

Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
TT

Dera’da bir DEAŞ hücresi ele geçirildi... Suriye’de örgütten geriye ne kaldı?

Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)

İsmail Derviş

Suriye İçişleri Bakanlığı perşembe günü, ülkenin güneyindeki Dera vilayetinde emniyet güçlerinin yürüttüğü takip ve kovuşturma operasyonları sonucunda, es-Sanameyn şehrinde üç personelin öldürülmesinden sorumlu hücreye ulaşıldığını açıkladı.

Dera Emniyet Müdürü Tuğgeneral Hüsam Memun et-Tahhan, Suriye resmi haber ajansı SANA’ya yaptığı açıklamada, güvenlik takibinin hücrenin Muhsin el-Heymed ile ‘el-Keşki’ lakaplı Ahmed el-Osman tarafından yönetildiğini ortaya çıkardığını belirtti. Tahhan, arama ve tarama faaliyetleri sırasında güvenlik güçlerinin söz konusu iki şahsın evinde silah, mühimmat, patlamaya hazır el yapımı patlayıcılar ve patlayıcı yapımında kullanılan ekipmanlar ele geçirdiğini bildirdi.

Suriye güvenlik kaynaklarından yapılan açıklamada ise “Emniyet güçleri, Dera’nın es-Sanameyn şehrinde aralarında DEAŞ terör örgütüne bağlı bir hücrenin de bulunduğu birkaç suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenledi… Bu suç hücreleri arasında yakın bir koordinasyon olduğu tespit edildi. Aranan beş kişi gözaltına alındı ve yakın zamanda adalete teslim edilecekler” ifadelerine yer verildi.

Perşembe günü erken saatlerde, Dera’nın kuzey kırsalındaki es-Sanameyn’de aranan bir kişiyi yakalamaya yönelik güvenlik görevi icra edilirken Suriye emniyet güçlerinden üç personel hayatını kaybetmiş, diğerleri de yaralanmıştı. Yerel kaynaklara göre hayatını kaybeden kişilerin Mustafa Saadettin, Sallum el-Masalime ve Nail es-Safadi olduğu bildirildi.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Dera’daki operasyonda DEAŞ isminin öne çıkması, özellikle Suriye Demokratik Güçleri (SDG) dosyasının kapanması, yapının feshedilerek Suriye devletine tamamen entegre edildiğinin duyurulmasıyla birlikte son aylarda eylemleri önemli ölçüde azalan terör örgütü tehlikesini yeniden gündeme taşıyor. Ancak bu durum akıllara şu soruyu getiriyor: DEAŞ saflarını yeniden düzenlemeye mi çalışıyor, yoksa kendisiyle mücadele eden Uluslararası Koalisyon’a üye olan Suriye hükümetine yönelik eylemlerini sürdürmeyi mi hedefliyor?

Yeni gerçekliğe uyum sağlama aşaması

Askerî ve siyasi araştırmacı İsmet el-Absi, “DEAŞ terör örgütünün arazi kontrolü sağlayan bir yapı olarak geleneksel anlamda geri dönüşünden söz edilemez. Ancak yeniden konumlanma ve uyum sağlama çabası içeren bir evreyle karşı karşıyayız. Es-Sanameyn şehrinde ve başka yerlerde yaşananlar, terör örgütünün geri döndüğünün bir göstergesi değil; aksine, örgütün uyuyan ve dağınık bir hücre ağına dönüştüğünün bir kanıtıdır. Dera’da meydana gelen olaylar ise örgütün, Suriye hükümetinin hızlı yanıt verme kapasitesinin sınırlarını test etme girişimiydi” değerlendirmesinde bulundu.

El-Absi sözlerine şöyle devam etti: “SDG dosyasının çözüme kavuşturulmasının ardından örgütün eylemleri ciddi oranda azaldı; ancak asıl gerileyen şey görünür operasyonlar oldu. Bu durum, değişen bölgesel ve uluslararası güvenlik ortamıyla bağlantılıdır. Nitekim ABD ve Uluslararası Koalisyon’un askerî üslerden çekilerek buraları Suriye hükümetine devretmesi, güvenlik sorumluluğunu tamamen Şam’a yükledi. Bu değişim, örgütü yeni kurulan birleşik Suriye ordusundan gelecek nokta atışı darbelerden kaçınmak amacıyla taktiksel bir sessizlik veya operasyonel fetret dönemine girmeye zorladı.”

Yapısı olmayan hücreler

Diğer yandan Suriyeli gazeteci Muhammed Beşir Derbike, “DEAŞ bazı ağlarını yeniden inşa etmeye çalışıyor ancak kendisini askerî bir güç olarak tanımlayacak şekilde yapılandırmıyor. Dera’da yaşananlar, sınırlı çatışmalara girebilecek hücrelerin varlığının sürdüğüne işaret ediyor. Yine de örgütün Suriye’nin güneyinde veya ülke genelindeki başka bir bölgede büyük bir varlığa sahip olduğu söylenemez; aksine, merkezî komuta yapısıyla bağı bulunmayan ve merkeziyetsiz bir sistemle hareket eden bazı uyuyan hücreler söz konusu” ifadelerini kullandı.

Derbike değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Suriye toprakları son aylarda DEAŞ açısından neredeyse tam bir sessizlik dönemine tanıklık etti; nitekim Dera’daki son çatışmadan önce büyük etki yaratan herhangi bir eyleme rastlamadık. Bu gözden kayboluş süreci, SDG’nin entegrasyon aşamalarının başlamasıyla start aldı. Bunun temel nedeni ise kuzey ve doğudaki güvenlik boşluğunun büyük ölçüde ortadan kalkmasıdır. Zira SDG’nin feshedilerek devlet kurumlarına entegre edilmesi, DEAŞ’ın aralarındaki rekabetten faydalandığı güç haritasını değiştirdi. Örgüt geçtiğimiz şubat ayında, ‘Geçici Suriye Hükümeti’ne karşı yeni bir eylem safhası’ adını verdiği süreci ilan etmişti; ancak bu eylemler mart ayından itibaren geriledi veya durma noktasına geldi. Yine de eylem sayısındaki düşüş ile örgüt tehdidinin tamamen sona ermesini birbirine karıştırmamak oldukça önemli.”

DEAŞ’ın Suriye’deki geleceği ne olacak?

Derbike değerlendirmesini şu ifadelerle noktaladı: “Mevcut veriler ışığında DEAŞ’ın kısa ve orta vadeli geleceği; örgütlü bir yapıdan ziyade birbirinden bağımsız, hareketli hücreler şeklinde olacaktır. Uzun sessizlik dönemlerinin ardından zaman zaman sınırlı bir eyleme veya saldırıya tanık olabiliriz. Bir başka deyişle, örgütün son derece zayıf olduğunu ancak fırsatları ve güvenlik açıklarını kollayıp istismar etmeye çalıştığını söyleyebiliriz. Buna karşılık, Suriye devleti güvenlik birimlerini birleştirmeyi, sınırları ve çöl bölgelerini denetim altına almayı, cezaevleri ile kamplar sorununu çözmeyi başardıkça örgütün hareket alanı da daralacaktır. Ancak yeni güvenlik boşlukları veya yerel çatışmalar ortaya çıkarsa DEAŞ bunlardan sızmaya ve bunları kullanmaya çalışacaktır. Dolayısıyla Dera’da son yaşananlar örgüt açısından medya propagandası bakımından önemli olsa da askerî açıdan bir kazanım sağlamamaktadır.”