Hükümet harcamalarının artması Libya ekonomisini zorluyor

Libya Merkez Bankası Dibeybe hükümetinin 18 milyar dolar harcadığını teyit etti ve ekonomistler hükümetin kemerleri sıkması gerektiğini söyledi.

Dibeybe hükümeti kendisine tahsis edilen 18 milyar dolar tutarındaki bütçenin tamamını harcadı (Reuters)
Dibeybe hükümeti kendisine tahsis edilen 18 milyar dolar tutarındaki bütçenin tamamını harcadı (Reuters)
TT

Hükümet harcamalarının artması Libya ekonomisini zorluyor

Dibeybe hükümeti kendisine tahsis edilen 18 milyar dolar tutarındaki bütçenin tamamını harcadı (Reuters)
Dibeybe hükümeti kendisine tahsis edilen 18 milyar dolar tutarındaki bütçenin tamamını harcadı (Reuters)

Zayed Hediyye
Libya Merkez Bankası'nın geçen yıl boyunca devletin hazinesine giren gelirlerin boyutuna karşılık devlet harcamalarının hacmine ilişkin yayınladığı yıllık rapor, siyasi ve güvenlik gerilimlerine bağlı olarak geçtiğimiz yıllarda ciddi krizler yaşayan ülke ekonomisi hakkında yeni endişelere yol açtı. Genel seçimlerin ertelenmesiyle siyasi ve güvenlik gerilimlerinin devam etmesi bekleniyor ve siyasi krizin en azından bu yılın ortasına kadar devam edeceğine dair işaretler mevcut.
Ekonomi analistleri, geçtiğimiz aylarda partizan veya siyasi talepler nedeniyle petrol yataklarını kapatma hadisesinin tekrar gündeme gelmesiyle birlikte petrol ithalatının kesintisiz bir dalgalanmaya tanık olduğu bir dönemde, özellikle ülkenin mali stoğu hükümet harcamalarını karşılamak için döviz rezervlerinin bir kısmını geri çekmek zorunda kalmışken, Merkez Bankası’nın raporunun ortaya koyduğu hükümet harcamalarındaki büyük artışın ülke ekonomisi ve mali stok üzerindeki etkilerine dair uyarıda bulundular.

Döviz açığı
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, Libya Merkez Bankası yıllık mali raporunda, 2021 yılının döviz kullanımlarından kaynaklanan mali açığı nakit rezervlerden 1 milyar 600 milyon dolar kesinti yaparak kapattığını belirtti.
Söz konusu raporda Merkez Bankası, geçen yılki hükümet harcamalarının hacminin 24,5 milyar dolar olduğunu ve harcamaların ticari bankaların ihtiyaçlarını döviz ve vesikalı kredi satımı ile beslemek ve toplamda 17,18 milyar dolara ulaşan ilaç transferleri ile yurtdışı eğitimleri arasında değiştiğini açıkladı. Ayrıca Maliye Bakanlığı aracılığı ile yapılan devlet harcamasının 5,8 milyar dolar olduğunu kaydetti.
Merkez Bankası petrol satışından elde edilen gelirden bankaya havale edilen döviz hacminin 22,9 milyar dolar olduğunu ve bunun kendisini harcama açığını kapatmak için rezervlere başvurmak zorunda bıraktığını belirtti. Merkez Bankası geçen yıl müşterilerin ticari bankalardan nakit çekim hacminin 35 milyar dinara (yaklaşık 7,25 milyar dolar) ulaştığını, bankalar tarafından Libya Merkez Bankası'nın ihracattan sorumlu bölümlerine tedarik edilen miktarın ise 9 milyar dinar (1,8 milyar dolar) olduğunu bildirdi.
Raporda genel işlem hacminin 6,3 milyar dinar (1,3 milyar dolar) azaldığı ve banka şubelerinin kasalarında 2,7 milyar dinar (yarım milyar dolar) likidite ayırdığı ortaya konuldu. Merkez Bankası bunu geçen yıl likidite sağlamaya ilişkin planı için bir başarı olarak görüyor.

En büyük bütçe
Merkez Bankası Abdulhamid ed-Dibeybe başkanlığındaki Ulusal Birlik Hükümeti'nin (UBH) kendisine tahsis edilen 86 milyar Libya dinarı (18 milyar dolar) değerindeki tüm bütçeyi harcadığını belirtti. Bu, ülke tarihine bir hükümetin yaptığı en büyük harcama olarak geçti.
UBH tarafından yayınlanan resmi verilere göre geçen yılki harcama oranlarında, ülkenin 2012 yılında kaydettiği en yüksek harcama seviyesine kıyasla Abdulhamid ed-Dibeybe hükümetinin geçen yıl mart ayında göreve başladığı tarihten aralık ayına kadar yüzde 79'luk bir artış kaydedildi.
Hükümet tarafından yayınlanan veriler, 2012'de 68,5 milyar dinar (14 milyar dolar) hacmindeki harcamaya kıyasla 2021 yılı harcamalarının 86 milyar dinara çıktığını ortaya koyuyor.
Dibeybe hükümetinin harcama oranları, Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ve geçici hükümetler döneminde 38,5 milyar dinar (8 milyar dolar) harcama yapıldığı kaydedilen 2020 yılına oranla yüzde 103’lük bir artış gösterdi.

Hükümete yönelik geniş çaplı eleştiriler
Ülkenin mali ve ekonomik durumuna uygun olmadığı söylenen devlet harcamaları hacminde önemli bir artış olduğunu gösteren Merkez Bankası raporunda yer alan ayrıntılar, ekonomi ile ilgili ciddi endişelere yol açtı. Bazı analistler, hükümetin harcamaları genişletmek yerine minimuma indirecek bir kemer sıkma politikasıyla ülkenin mali ve ekonomik durumuyla ilgilenmesi gerektiğini savundu.
Bingazi Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nden Profesör Atiyye el-Fayturi hükümet harcamaları hacmindeki bu denli artışın “bir gerekçesinin olamayacağını ve bundan istenseydi kaçınılabileceğini” söyledi. Fayturi “2020 ile 2021'de yapılan harcamalar arasında bir kıyaslama yapıldığında geçen yılın harcamalarının bir önceki yılın bütçesinin iki katından fazla olduğu anlaşıldı. Döviz kurunun değişmesinin ve devlet sektöründeki bazı çalışan grupların maaşlarının artırılmasının tesirini göz önünde bulundursak bile bu, harcamaların bu seviyeye çıkmasını etkilemez” ifadelerini kullandı.
Fayturi açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı:
“Raporun üçüncü bölümü yani Kalkınma Bölümü'ndeki harcama ayrıntıları, çeşitli projelere 17,4 milyar dinar (yaklaşık 3 milyar dolar) harcandığına işaret ediyor. Peki soru şu: Bunca paranın harcandığı bu projeler nerede? Bu kadar harcama yapılmasına rağmen tamamlanma aşamasındalar mı? Merkez Bankası, net ve öngörülü bir politika izlemesinden ötürü değil, petrol fiyatlarındaki artıştan dolayı devlet harcamalarındaki artışın yol açtığı zarardan kaçındı. Merkez Bankası'ndan yayınlanan raporda, ödemelerin dengesi stabilken genel bütçenin fazla verdiği veya petrol şirketlerinin borçlarının tahsil edilmesi durumunda fazla verebileceği anlaşılıyor. Tüm bunlar geçen yıl boyunca petrol fiyatlarının yükselmesinden ötürü oldu. Geçen yıl petrol fiyatları 72 ila 85 dolar arasında değişirken 2020 yılı boyunca fiyatlar bazen varil başına 30 doların altına düştü. Peki bir varil petrolün fiyatı 50 doların altına düşerse Libya'nın akıbeti ne olacak? Hükümetin ve Merkez Bankası’nın bu soruya cevap vermesini bekliyoruz.”

Beklenen zorluklar
Bu bağlamda ekonomistler, yeni yılda beklenen hükümet harcamaları hacminin daha da artmasının etkilerine ilişkin uyarılar yapıyorlar. Özellikle Libya devletinin gelir hacminin yüzde 90’ından fazlasını oluşturan petrol fiyatlarında yeni bir düşüşe tanık olunması durumunda, beklenen bu artış ülkeyi iflasın eşiğine getirebilir.
Ekonomi analisti Abdulhamid el-Fadil konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Harcama hacminin 70 ila 75 milyar dinarı geçmeyeceği varsayılıyordu. Ancak harcama hacminin büyük olduğunu fark ettik. Bunun, yakın zamanda onaylanan maaş artışlarının bir sonucu olarak 2022'de 50 ila 55 milyar dinara ulaşması beklenen maaşlar ve geçen sene 17 milyar dinarı aşan kalkınma artışı gibi bazı konulardaki harcamalarda beklenen artışla birlikte birtakım olumsuz yansımaları olabilir. Yerel ve uluslararası raporlara göre geçici bir hükümet olmasına ve yolsuzluğun kol gezdiği bir ülke olmasına bakıldığında kalkınma için harcanan bu rakam çok fazla. Bu yüzden benzer koşullar ışığında bu miktarın kalkınmaya tahsis edilmesini büyük bir risk olarak görüyorum.”
Fadil açıklamasının devamında “Gelecek yılın bütçesi yaklaşık 100 milyar Libya dinarı (20,8 milyar dolar) hacminde. Tehlike geçtiğimiz yıllarda şahit olduğumuz gibi harcama hacmindeki artışın para arzında bir artışa yol açacak olmasında yatıyor. Bu durumda Merkez Bankası döviz kurunda yeni düzenlemeler yaparak dinarın değerini artırmak zorunda kalacak. Böylece geçen yıl olduğu gibi bu hamleleri kapsamlı bir ekonomik karışıklık izleyecek” ifadelerini kullandı.



Irak bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesi sürecini tamamlıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
TT

Irak bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesi sürecini tamamlıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi makamları, bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesinin ilanı dolayısıyla resmî bir tören düzenlemeye hazırlanıyor. Böylece Kürdistan Bölgesi’nde Peşmerge Bakanlığı’nın dışında herhangi bir Kürt silahlı gücünün bulunmadığı yeni bir döneme geçilmesi hedefleniyor.

Şarku’l Avsat’ın Irak Haber Ajansı’ndan (INA) aktardığına göre, Kürdistan Bölgesi Başkanlığı Sözcüsü Dilşad Şehab, bugün “peşmerge güçlerinin birleştirilmesinin ilan edileceğini ve 21 Eylül’den sonra Peşmerge Bakanlığı bünyesi dışında hiçbir peşmerge gücünün kalmayacağını” söyledi. Şehab, bu adımın güçlerin bakanlık çatısı altında birleştirilmesi için uzun süredir yürütülen çalışmaların sonucu olduğunu belirtti.

Şehab, birleştirme sürecinin 2016 yılında başladığını ve özellikle siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle geçen yıllarda önemli zorluklarla karşılaşıldığını ifade etti. Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani’nin yürüttüğü çabaların yanı sıra, koalisyon güçleri ve dost ülkelerin desteğinin bu zorlukların aşılmasına ve birleşme sürecinin tamamlanmasına katkı sağladığını kaydetti.

Şehab ayrıca, sürecin tamamlanmasının ilan edileceği törenin, Kürdistan Bölgesi Başkanı’nın himayesinde ABD Savunma Bakanlığı ile Kürdistan Peşmerge Bakanlığı arasında imzalanan mutabakat zaptının dördüncü yıl dönümünde gerçekleşeceğini belirtti. Söz konusu mutabakat, peşmerge güçlerinin birleştirilmesini ve bu güçlere destek sağlanmasını amaçlıyordu.

Irak’taki bütün silahlı grupların, Irak’a destek veren uluslararası koalisyon güçlerinin ülkeden tamamen çekilmesini tamamlamasının ardından, silahlarını en geç bu ayın 30’una kadar devlete teslim etmeleri bekleniyor.

Irak hükümeti, silahların teslim edilmesi dosyasına ilişkin bir mekanizma üzerinde anlaşmaya varmak amacıyla başta Hizbullah Tugayları, Ensarullah el-Evfiya, El-Nuceba, Seyyidü'ş Şüheda, Seraya Evliyaü'd Dem ve Ehli Kehf olmak üzere silahlı grupların temsilcileriyle müzakereler yürütüyor.


Halep’in güneyinde Suriye ordusuna ait silah depolarında patlamalar

İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
TT

Halep’in güneyinde Suriye ordusuna ait silah depolarında patlamalar

İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)

Halep’in güney kırsalındaki bölgeler, bugün sabaha karşı Suriye ordusuna ait silah depolarında meydana gelen patlama sesleriyle sarsıldı.

Halep Sivil Savunma Operasyonları Komutanı Faysal Muhammed Ali, “Halep’in güneyindeki el-İys bölgesinde patlamaların devam etmesi, ambulans ve kurtarma ekiplerinin olay yerine ulaşmasını engelliyor” dedi.

Ali, Suriye Haber Ajansı’na (SANA) yaptığı açıklamada, sivilleri patlamaların meydana geldiği bölgeye yaklaşmamaları konusunda uyardı.

Halep Valisi Azzam el-Garib de el-İys ve çevresinde patlamalar meydana gelmesi nedeniyle bölge halkına bölgeye gitmemeleri çağrısında bulundu. Garib, “Herkesten evlerinden çıkmamalarını, patlama bölgelerine gitmemelerini ve güvenlikleri ile müdahale ekiplerinin güvenliği için bu alanların yakınında toplanmamalarını rica ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Garib ayrıca, “Hastaneler ile ambulans ve acil müdahale ekipleri teyakkuz halinde. İlgili makamlar sahadaki durumu takip ediyor ve her türlü acil duruma müdahale ediyor” dedi.

Suriye İçişleri Bakanlığı ise “el-İys’teki patlamaların ardından Şam-Halep uluslararası yolunun, İbcla Üniversitesi kavşağı ile Han Tuman Köprüsü’nde Halep yönünden trafiğe kapatıldığını” duyurdu.

Patlamaların meydana geldiği bölgeye yakın el-İys ve ez-Zerbe sakinleri, durumu korkutucu olarak nitelendirdi. Bölge sakinleri, onlarca füzenin havada uçtuğunu ve patlamaların bölgede büyük paniğe yol açtığını belirtti.

Şarku’l Avsatın DPA’dan aktardığına göre Halep’in güneyindeki el-İkarda bölgesinde yaşayanlar, “el-İys ve Tel Hediye beldelerinde şiddetli patlama sesleri duyuluyor. Füzelerin havada uçtuğu ve patladığı görüldü” dedi.

Bölge sakinleri ayrıca, “Hiç kimse askeri mevzilere yaklaşamıyor. Mevziilerde çok sayıda asker bulunuyor ancak onlardan ne durumda olduğu bilinmiyor” ifadelerini kullandı.

Halep kentinde yaşayanlar da patlama seslerinin kentten yaklaşık 30 kilometre uzaklıktaki el-İys beldesinden açıkça duyulduğunu belirtti.

El-İys bölgesi ve Halep’in güneyindeki diğer bölgelerin, muhalif grupların Halep’e girmesinin ardından İdlib vilayetine ve buradan Şam’a doğru ilerlediği dönemde İran Devrim Muhafızları ve Lübnan Hizbullahı güçlerinin kontrolünde olduğu belirtiliyor.


Dera’da bir DEAŞ hücresi ele geçirildi... Suriye’de örgütten geriye ne kaldı?

Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
TT

Dera’da bir DEAŞ hücresi ele geçirildi... Suriye’de örgütten geriye ne kaldı?

Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)

İsmail Derviş

Suriye İçişleri Bakanlığı perşembe günü, ülkenin güneyindeki Dera vilayetinde emniyet güçlerinin yürüttüğü takip ve kovuşturma operasyonları sonucunda, es-Sanameyn şehrinde üç personelin öldürülmesinden sorumlu hücreye ulaşıldığını açıkladı.

Dera Emniyet Müdürü Tuğgeneral Hüsam Memun et-Tahhan, Suriye resmi haber ajansı SANA’ya yaptığı açıklamada, güvenlik takibinin hücrenin Muhsin el-Heymed ile ‘el-Keşki’ lakaplı Ahmed el-Osman tarafından yönetildiğini ortaya çıkardığını belirtti. Tahhan, arama ve tarama faaliyetleri sırasında güvenlik güçlerinin söz konusu iki şahsın evinde silah, mühimmat, patlamaya hazır el yapımı patlayıcılar ve patlayıcı yapımında kullanılan ekipmanlar ele geçirdiğini bildirdi.

Suriye güvenlik kaynaklarından yapılan açıklamada ise “Emniyet güçleri, Dera’nın es-Sanameyn şehrinde aralarında DEAŞ terör örgütüne bağlı bir hücrenin de bulunduğu birkaç suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenledi… Bu suç hücreleri arasında yakın bir koordinasyon olduğu tespit edildi. Aranan beş kişi gözaltına alındı ve yakın zamanda adalete teslim edilecekler” ifadelerine yer verildi.

Perşembe günü erken saatlerde, Dera’nın kuzey kırsalındaki es-Sanameyn’de aranan bir kişiyi yakalamaya yönelik güvenlik görevi icra edilirken Suriye emniyet güçlerinden üç personel hayatını kaybetmiş, diğerleri de yaralanmıştı. Yerel kaynaklara göre hayatını kaybeden kişilerin Mustafa Saadettin, Sallum el-Masalime ve Nail es-Safadi olduğu bildirildi.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Dera’daki operasyonda DEAŞ isminin öne çıkması, özellikle Suriye Demokratik Güçleri (SDG) dosyasının kapanması, yapının feshedilerek Suriye devletine tamamen entegre edildiğinin duyurulmasıyla birlikte son aylarda eylemleri önemli ölçüde azalan terör örgütü tehlikesini yeniden gündeme taşıyor. Ancak bu durum akıllara şu soruyu getiriyor: DEAŞ saflarını yeniden düzenlemeye mi çalışıyor, yoksa kendisiyle mücadele eden Uluslararası Koalisyon’a üye olan Suriye hükümetine yönelik eylemlerini sürdürmeyi mi hedefliyor?

Yeni gerçekliğe uyum sağlama aşaması

Askerî ve siyasi araştırmacı İsmet el-Absi, “DEAŞ terör örgütünün arazi kontrolü sağlayan bir yapı olarak geleneksel anlamda geri dönüşünden söz edilemez. Ancak yeniden konumlanma ve uyum sağlama çabası içeren bir evreyle karşı karşıyayız. Es-Sanameyn şehrinde ve başka yerlerde yaşananlar, terör örgütünün geri döndüğünün bir göstergesi değil; aksine, örgütün uyuyan ve dağınık bir hücre ağına dönüştüğünün bir kanıtıdır. Dera’da meydana gelen olaylar ise örgütün, Suriye hükümetinin hızlı yanıt verme kapasitesinin sınırlarını test etme girişimiydi” değerlendirmesinde bulundu.

El-Absi sözlerine şöyle devam etti: “SDG dosyasının çözüme kavuşturulmasının ardından örgütün eylemleri ciddi oranda azaldı; ancak asıl gerileyen şey görünür operasyonlar oldu. Bu durum, değişen bölgesel ve uluslararası güvenlik ortamıyla bağlantılıdır. Nitekim ABD ve Uluslararası Koalisyon’un askerî üslerden çekilerek buraları Suriye hükümetine devretmesi, güvenlik sorumluluğunu tamamen Şam’a yükledi. Bu değişim, örgütü yeni kurulan birleşik Suriye ordusundan gelecek nokta atışı darbelerden kaçınmak amacıyla taktiksel bir sessizlik veya operasyonel fetret dönemine girmeye zorladı.”

Yapısı olmayan hücreler

Diğer yandan Suriyeli gazeteci Muhammed Beşir Derbike, “DEAŞ bazı ağlarını yeniden inşa etmeye çalışıyor ancak kendisini askerî bir güç olarak tanımlayacak şekilde yapılandırmıyor. Dera’da yaşananlar, sınırlı çatışmalara girebilecek hücrelerin varlığının sürdüğüne işaret ediyor. Yine de örgütün Suriye’nin güneyinde veya ülke genelindeki başka bir bölgede büyük bir varlığa sahip olduğu söylenemez; aksine, merkezî komuta yapısıyla bağı bulunmayan ve merkeziyetsiz bir sistemle hareket eden bazı uyuyan hücreler söz konusu” ifadelerini kullandı.

Derbike değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Suriye toprakları son aylarda DEAŞ açısından neredeyse tam bir sessizlik dönemine tanıklık etti; nitekim Dera’daki son çatışmadan önce büyük etki yaratan herhangi bir eyleme rastlamadık. Bu gözden kayboluş süreci, SDG’nin entegrasyon aşamalarının başlamasıyla start aldı. Bunun temel nedeni ise kuzey ve doğudaki güvenlik boşluğunun büyük ölçüde ortadan kalkmasıdır. Zira SDG’nin feshedilerek devlet kurumlarına entegre edilmesi, DEAŞ’ın aralarındaki rekabetten faydalandığı güç haritasını değiştirdi. Örgüt geçtiğimiz şubat ayında, ‘Geçici Suriye Hükümeti’ne karşı yeni bir eylem safhası’ adını verdiği süreci ilan etmişti; ancak bu eylemler mart ayından itibaren geriledi veya durma noktasına geldi. Yine de eylem sayısındaki düşüş ile örgüt tehdidinin tamamen sona ermesini birbirine karıştırmamak oldukça önemli.”

DEAŞ’ın Suriye’deki geleceği ne olacak?

Derbike değerlendirmesini şu ifadelerle noktaladı: “Mevcut veriler ışığında DEAŞ’ın kısa ve orta vadeli geleceği; örgütlü bir yapıdan ziyade birbirinden bağımsız, hareketli hücreler şeklinde olacaktır. Uzun sessizlik dönemlerinin ardından zaman zaman sınırlı bir eyleme veya saldırıya tanık olabiliriz. Bir başka deyişle, örgütün son derece zayıf olduğunu ancak fırsatları ve güvenlik açıklarını kollayıp istismar etmeye çalıştığını söyleyebiliriz. Buna karşılık, Suriye devleti güvenlik birimlerini birleştirmeyi, sınırları ve çöl bölgelerini denetim altına almayı, cezaevleri ile kamplar sorununu çözmeyi başardıkça örgütün hareket alanı da daralacaktır. Ancak yeni güvenlik boşlukları veya yerel çatışmalar ortaya çıkarsa DEAŞ bunlardan sızmaya ve bunları kullanmaya çalışacaktır. Dolayısıyla Dera’da son yaşananlar örgüt açısından medya propagandası bakımından önemli olsa da askerî açıdan bir kazanım sağlamamaktadır.”