Akile Salih, Libya’daki siyasi ve anayasal sahnede karışıklığa neden oldu

TM Başkanı Akile Salih, mevcut hükümetin feshedilmesini, görevi kötüye kullanmaktan soruşturulmasını ve yeni bir anayasa hazırlama biriminin oluşturulmasını talep etti.

Libya Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih mevcut hükümetin ve anayasa hazırlama biriminin feshedilerek bunlara alternatif birimler oluşturulmasını istedi. (AFP)
Libya Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih mevcut hükümetin ve anayasa hazırlama biriminin feshedilerek bunlara alternatif birimler oluşturulmasını istedi. (AFP)
TT

Akile Salih, Libya’daki siyasi ve anayasal sahnede karışıklığa neden oldu

Libya Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih mevcut hükümetin ve anayasa hazırlama biriminin feshedilerek bunlara alternatif birimler oluşturulmasını istedi. (AFP)
Libya Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih mevcut hükümetin ve anayasa hazırlama biriminin feshedilerek bunlara alternatif birimler oluşturulmasını istedi. (AFP)

Zayed Hediyye
Libya Temsilciler Meclisi, seçim sürecinin geçen yılın sonlarında sekteye uğraması ardından harekete geçti. Seçim sürecini kurtarma yönünde son dokunuşlarını yaptığı yeni yol haritasının özelliklerine ilişkin açıklamada bulundu. Ancak konuya dair belirsizlikler sürüyor. Temsilciler Meclisi ve Yüksek Komisyon'dan kaynaklar ise seçimlerin önümüzdeki yaz, Haziran - Ağustos ayları arasında düzenleneceği görüşündeler.  
Mevcut hükümet ve Anayasa Kurucu Heyeti’ne ilişkin siyasi ve anayasal bir krizi ateşleyen Libya Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih, bu kurumların bir an önce feshedilerek alternatiflerinin kurulması gerektiğini vurguladı. Bu açıklamalar; mevcut krize siyasi bir çözümün yollarını engelleme ve kartları karıştırma girişimi, aynı zamanda ülkenin birlik ve istikrarına yönelik açık bir tehdit olarak değerlendirildi.   

Dört yönlü yeni harita
Libya Temsilciler Meclisi salı günü düzenlenen oturumunda, seçim sürecindeki engelleri aşma yönünde üzerinde çalıştığı yeni yol haritası için Yüksek Komisyon ile koordineli bir şekilde dört ana hat belirledi. Abdulhamid Dibeybe başkanlığındaki Ulusal Birlik Hükümeti’nin (UBH) kaderinin belirleneceği oturum en az bir hafta için ertelenmişti.

Yol Haritası Komisyonu Başkanı Nasreddin Muhenna, söz konusu oturumda yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Komisyon, şu an genel seçimleri destekleme yönünde anayasa, yürütme organı, güvenlik ve ulusal uzlaşı olmak üzere dört temel üzerine duruyor. Trablus'taki Anayasa Kurucu Heyeti ve aynı zamanda bu birimin yayınladığı taslak karşıtları ile Bingazi’de bir araya gelen Komisyon, bu taslağı değerlendirmenin artık mümkün olmadığı kanaatine vardı. Bu nedenle bir sonraki oturumda, ülke için yeni bir anayasa taslağının hazırlanmasına ilişkin çeşitli öneriler sunulacak. Yürütme organı konusu, Yol Haritası Komisyonu’nun karşı karşıya kaldığı en kolay dosya sayılıyor. Zira Libya Siyasi Diyalog Forumu tarafından onaylanan önceki haritada, UBH yetkilerinin yanı sıra görevinin bitiş tarihi de belirtilmişti. Yeni bir yürütme organının oluşturulması meselesi, bir bütün olarak Meclis’e bırakılmıştır. Milletvekillerinin önerileri değerlendirildikten sonra yeni hükümetin kurulması için oylama yapılabilir.”

En az 6 ay
Libya Ulusal Yüksek Seçim Komisyonu Başkanı İmad es-Sayih, seçimlerin muntazam bir şekilde yeniden organize edilmesi için komisyonun 6 ila 8 ay süreye ihtiyacı olduğunu öne sürdü.
Tobruk'taki Temsilciler Meclisi'nde söz alan Başkan Sayih’İn açıklaması şöyle oldu:
“Geçtiğimiz 24 Aralık'ta, yani devlet başkanlığı ve milletvekili seçimleri iptal edildiğinde yaşananların tekrarlanmaması için seçim yasalarının acilen gözden geçirilmesi gerekiyor. Devlet başkanlığı seçimlerinde yarışacak adayların dosyalarına ilişkin temyiz kurulları tarafından verilen kararlar, Temsilciler Meclisi'nin Devlet Başkanı Seçim Kanunu'nda yer alan adaylık şartlarına ilişkin hükümleriyle çelişmesi açısından seçimlerin önündeki en büyük engeli teşkil etmişti. Kabul edilmeyenlerin tamamı, yargı kararlarıyla adaylığa geri döndü.”
Diğer yandan Akile Salih, Yol Haritası Komisyonu’nu Başsavcı es-Sadik es-Sur, Ulusal Yüksek Seçim Komisyonu ve seçim sürecine ilişkin diğer taraflarla iletişime geçmeye, nihai raporu ocak ayı öncesinde meclise sunmaya çağırdı.
Salih, komisyonu seçimlerin gerçekleşmesine yönelik engellerin kaldırılması için gerekli aşamaları belirli bir yol haritası doğrultusunda netleştirmeye, seçimlerin yeniden düzenlenmesi için bir tarih belirlemeye çağırdı.

Siyasi ve anayasal kriz
Akile Salih, Pazartesi günü Temsilciler Meclisi’nde yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“UBH’nin görev süresi, güvenin geri çekilmesi kararıyla son verilmiş, belirlenen süre 24 Aralık'ta sona ermiştir. Başsavcı, göreve başladığı günden bu yana bu hükümetin harcamalarını araştırıyor. Bu soruşturmalar, UBH’nin yetkiyi kötüye kullanmasını da kapsamalı. Trablus Merkez Bankası Başkanı Sıddık el-Kebir, Başsavcı Sadik es-Sur ve denetleyici makamlar, Temsilciler Meclisi'nin önceden onayı olmadan hükümete fon aktarmayacaktır.”
Salih, kendi deyimiyle ülkedeki pek çok taraf tarafından kabul edilmeyen anayasaya alternatif olarak yeni bir anayasa hazırlamak için Libya, Trablus, Sirenayka ve Fizan olmak üzere üç bölgeyi kapsayacak yeni bir anayasa komitesinin kurulmasını talep etti.

Kişisel görüş
UBH ise Akile Salih’in söz konusu talebine Sözcüsü Muhammed Hammude’nin okuduğu bildiri ile yanıt verdi:
“Akile Salih’in görev süresinin sona erdiğine dair açıklamaları, parlamentonun takındığı resmi bir tutum değildir. Üyeleri için bağlayıcılığı yoktur. Bu açıklamalar, onun kişisel görüşünü yansıtmaktadır. Zira çok sayıda milletvekili, onun bu tutumuna katılmamaktadır. Nitekim bu hükümet, uluslararası himayedeki yol haritası mucibince siyasi anlaşma kapsamında teşkil edilmiştir.” 
Hükümetin iktidarın devrine karşı olduğunu vurgulayan Hammude, hükümetin genel seçimlerin ardından seçilmiş bir otoriteye devredileceğini bildirdi.

Paralel kurumlar
Anayasanın Hazırlanmasından Sorumlu Kurucu Heyet Başkanı el-Ceylani Erhuma ise Akile Salih’in ülke için yeni bir anayasa hazırlamak üzere yerel, Arap ve uluslararası uzmanların desteğiyle söz konusu bölgeyi temsil eden 30 kişilik bir komite kurma talebini reddetti. Erhuma, konuyla ilgili şu açıklamada bulundu:
“Akile Salih’in ifadeleri, ülkede yeni bir anayasal krizin oluşmasına yol açacaktır. Zira heyetin hukuki statüsüne el değilmesi, meşruiyetten yoksun paralel kurumların oluşmasına ve krizin uzamasına yol açacaktır. Temsilciler Meclisi'nin görevi, anayasa taslağına dair referanduma dek geçiş dönemini yönetmekle sınırlıdır. Komisyon’un 2017’de tamamladığı anayasa taslağı, gerekli çoğunluğu aşan bir çoğunluk tarafından oylanmıştı. Böylece bunu kabul veya reddetme hakkı, yalnızca Libya halkının eline geçmiştir. İç veya dış herhangi bir oluşumun kurucu organın anayasal yetkisini ihlal etme hakkı yoktur. Temsilciler Meclisi Başkanı veya başka bir taraf, seçilmiş kurucu organın yasal statüsünü etkileme yetkisine sahip değildir.”
 
Anayasa Komisyonu üyesi İdris Bufayed ise açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Başsavcı es-Sadik es-Sur ve İdari Kontrol Birimi Başkanı Akile Salih’i durdurmalı ve hakkında soruşturma başlatmalıdır. Zira Salih’in söz konusu açıklamaları, Anayasa Bildirgesi'nin ciddi bir ihlali, hukuka karşı bir darbe niteliğindedir. İmzası ve mührü ile çıkarılan kusurlu kanun da buna dahildir. Başsavcı es-Sadik es-Sur ve İdari Kontrol Birimi Başkanı, Salih’i derhal görevden almalıdır. Üzerindeki dokunulmazlık kaldırılmalı, anayasayı ihlal etmek, devleti aşırı tehlikeye maruz bırakmak suçlamasıyla aleyhinde soruşturma açılmalıdır.”



Irak bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesi sürecini tamamlıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
TT

Irak bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesi sürecini tamamlıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi makamları, bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesinin ilanı dolayısıyla resmî bir tören düzenlemeye hazırlanıyor. Böylece Kürdistan Bölgesi’nde Peşmerge Bakanlığı’nın dışında herhangi bir Kürt silahlı gücünün bulunmadığı yeni bir döneme geçilmesi hedefleniyor.

Şarku’l Avsat’ın Irak Haber Ajansı’ndan (INA) aktardığına göre, Kürdistan Bölgesi Başkanlığı Sözcüsü Dilşad Şehab, bugün “peşmerge güçlerinin birleştirilmesinin ilan edileceğini ve 21 Eylül’den sonra Peşmerge Bakanlığı bünyesi dışında hiçbir peşmerge gücünün kalmayacağını” söyledi. Şehab, bu adımın güçlerin bakanlık çatısı altında birleştirilmesi için uzun süredir yürütülen çalışmaların sonucu olduğunu belirtti.

Şehab, birleştirme sürecinin 2016 yılında başladığını ve özellikle siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle geçen yıllarda önemli zorluklarla karşılaşıldığını ifade etti. Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani’nin yürüttüğü çabaların yanı sıra, koalisyon güçleri ve dost ülkelerin desteğinin bu zorlukların aşılmasına ve birleşme sürecinin tamamlanmasına katkı sağladığını kaydetti.

Şehab ayrıca, sürecin tamamlanmasının ilan edileceği törenin, Kürdistan Bölgesi Başkanı’nın himayesinde ABD Savunma Bakanlığı ile Kürdistan Peşmerge Bakanlığı arasında imzalanan mutabakat zaptının dördüncü yıl dönümünde gerçekleşeceğini belirtti. Söz konusu mutabakat, peşmerge güçlerinin birleştirilmesini ve bu güçlere destek sağlanmasını amaçlıyordu.

Irak’taki bütün silahlı grupların, Irak’a destek veren uluslararası koalisyon güçlerinin ülkeden tamamen çekilmesini tamamlamasının ardından, silahlarını en geç bu ayın 30’una kadar devlete teslim etmeleri bekleniyor.

Irak hükümeti, silahların teslim edilmesi dosyasına ilişkin bir mekanizma üzerinde anlaşmaya varmak amacıyla başta Hizbullah Tugayları, Ensarullah el-Evfiya, El-Nuceba, Seyyidü'ş Şüheda, Seraya Evliyaü'd Dem ve Ehli Kehf olmak üzere silahlı grupların temsilcileriyle müzakereler yürütüyor.


Halep’in güneyinde Suriye ordusuna ait silah depolarında patlamalar

İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
TT

Halep’in güneyinde Suriye ordusuna ait silah depolarında patlamalar

İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)

Halep’in güney kırsalındaki bölgeler, bugün sabaha karşı Suriye ordusuna ait silah depolarında meydana gelen patlama sesleriyle sarsıldı.

Halep Sivil Savunma Operasyonları Komutanı Faysal Muhammed Ali, “Halep’in güneyindeki el-İys bölgesinde patlamaların devam etmesi, ambulans ve kurtarma ekiplerinin olay yerine ulaşmasını engelliyor” dedi.

Ali, Suriye Haber Ajansı’na (SANA) yaptığı açıklamada, sivilleri patlamaların meydana geldiği bölgeye yaklaşmamaları konusunda uyardı.

Halep Valisi Azzam el-Garib de el-İys ve çevresinde patlamalar meydana gelmesi nedeniyle bölge halkına bölgeye gitmemeleri çağrısında bulundu. Garib, “Herkesten evlerinden çıkmamalarını, patlama bölgelerine gitmemelerini ve güvenlikleri ile müdahale ekiplerinin güvenliği için bu alanların yakınında toplanmamalarını rica ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Garib ayrıca, “Hastaneler ile ambulans ve acil müdahale ekipleri teyakkuz halinde. İlgili makamlar sahadaki durumu takip ediyor ve her türlü acil duruma müdahale ediyor” dedi.

Suriye İçişleri Bakanlığı ise “el-İys’teki patlamaların ardından Şam-Halep uluslararası yolunun, İbcla Üniversitesi kavşağı ile Han Tuman Köprüsü’nde Halep yönünden trafiğe kapatıldığını” duyurdu.

Patlamaların meydana geldiği bölgeye yakın el-İys ve ez-Zerbe sakinleri, durumu korkutucu olarak nitelendirdi. Bölge sakinleri, onlarca füzenin havada uçtuğunu ve patlamaların bölgede büyük paniğe yol açtığını belirtti.

Şarku’l Avsatın DPA’dan aktardığına göre Halep’in güneyindeki el-İkarda bölgesinde yaşayanlar, “el-İys ve Tel Hediye beldelerinde şiddetli patlama sesleri duyuluyor. Füzelerin havada uçtuğu ve patladığı görüldü” dedi.

Bölge sakinleri ayrıca, “Hiç kimse askeri mevzilere yaklaşamıyor. Mevziilerde çok sayıda asker bulunuyor ancak onlardan ne durumda olduğu bilinmiyor” ifadelerini kullandı.

Halep kentinde yaşayanlar da patlama seslerinin kentten yaklaşık 30 kilometre uzaklıktaki el-İys beldesinden açıkça duyulduğunu belirtti.

El-İys bölgesi ve Halep’in güneyindeki diğer bölgelerin, muhalif grupların Halep’e girmesinin ardından İdlib vilayetine ve buradan Şam’a doğru ilerlediği dönemde İran Devrim Muhafızları ve Lübnan Hizbullahı güçlerinin kontrolünde olduğu belirtiliyor.


Dera’da bir DEAŞ hücresi ele geçirildi... Suriye’de örgütten geriye ne kaldı?

Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
TT

Dera’da bir DEAŞ hücresi ele geçirildi... Suriye’de örgütten geriye ne kaldı?

Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)

İsmail Derviş

Suriye İçişleri Bakanlığı perşembe günü, ülkenin güneyindeki Dera vilayetinde emniyet güçlerinin yürüttüğü takip ve kovuşturma operasyonları sonucunda, es-Sanameyn şehrinde üç personelin öldürülmesinden sorumlu hücreye ulaşıldığını açıkladı.

Dera Emniyet Müdürü Tuğgeneral Hüsam Memun et-Tahhan, Suriye resmi haber ajansı SANA’ya yaptığı açıklamada, güvenlik takibinin hücrenin Muhsin el-Heymed ile ‘el-Keşki’ lakaplı Ahmed el-Osman tarafından yönetildiğini ortaya çıkardığını belirtti. Tahhan, arama ve tarama faaliyetleri sırasında güvenlik güçlerinin söz konusu iki şahsın evinde silah, mühimmat, patlamaya hazır el yapımı patlayıcılar ve patlayıcı yapımında kullanılan ekipmanlar ele geçirdiğini bildirdi.

Suriye güvenlik kaynaklarından yapılan açıklamada ise “Emniyet güçleri, Dera’nın es-Sanameyn şehrinde aralarında DEAŞ terör örgütüne bağlı bir hücrenin de bulunduğu birkaç suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenledi… Bu suç hücreleri arasında yakın bir koordinasyon olduğu tespit edildi. Aranan beş kişi gözaltına alındı ve yakın zamanda adalete teslim edilecekler” ifadelerine yer verildi.

Perşembe günü erken saatlerde, Dera’nın kuzey kırsalındaki es-Sanameyn’de aranan bir kişiyi yakalamaya yönelik güvenlik görevi icra edilirken Suriye emniyet güçlerinden üç personel hayatını kaybetmiş, diğerleri de yaralanmıştı. Yerel kaynaklara göre hayatını kaybeden kişilerin Mustafa Saadettin, Sallum el-Masalime ve Nail es-Safadi olduğu bildirildi.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Dera’daki operasyonda DEAŞ isminin öne çıkması, özellikle Suriye Demokratik Güçleri (SDG) dosyasının kapanması, yapının feshedilerek Suriye devletine tamamen entegre edildiğinin duyurulmasıyla birlikte son aylarda eylemleri önemli ölçüde azalan terör örgütü tehlikesini yeniden gündeme taşıyor. Ancak bu durum akıllara şu soruyu getiriyor: DEAŞ saflarını yeniden düzenlemeye mi çalışıyor, yoksa kendisiyle mücadele eden Uluslararası Koalisyon’a üye olan Suriye hükümetine yönelik eylemlerini sürdürmeyi mi hedefliyor?

Yeni gerçekliğe uyum sağlama aşaması

Askerî ve siyasi araştırmacı İsmet el-Absi, “DEAŞ terör örgütünün arazi kontrolü sağlayan bir yapı olarak geleneksel anlamda geri dönüşünden söz edilemez. Ancak yeniden konumlanma ve uyum sağlama çabası içeren bir evreyle karşı karşıyayız. Es-Sanameyn şehrinde ve başka yerlerde yaşananlar, terör örgütünün geri döndüğünün bir göstergesi değil; aksine, örgütün uyuyan ve dağınık bir hücre ağına dönüştüğünün bir kanıtıdır. Dera’da meydana gelen olaylar ise örgütün, Suriye hükümetinin hızlı yanıt verme kapasitesinin sınırlarını test etme girişimiydi” değerlendirmesinde bulundu.

El-Absi sözlerine şöyle devam etti: “SDG dosyasının çözüme kavuşturulmasının ardından örgütün eylemleri ciddi oranda azaldı; ancak asıl gerileyen şey görünür operasyonlar oldu. Bu durum, değişen bölgesel ve uluslararası güvenlik ortamıyla bağlantılıdır. Nitekim ABD ve Uluslararası Koalisyon’un askerî üslerden çekilerek buraları Suriye hükümetine devretmesi, güvenlik sorumluluğunu tamamen Şam’a yükledi. Bu değişim, örgütü yeni kurulan birleşik Suriye ordusundan gelecek nokta atışı darbelerden kaçınmak amacıyla taktiksel bir sessizlik veya operasyonel fetret dönemine girmeye zorladı.”

Yapısı olmayan hücreler

Diğer yandan Suriyeli gazeteci Muhammed Beşir Derbike, “DEAŞ bazı ağlarını yeniden inşa etmeye çalışıyor ancak kendisini askerî bir güç olarak tanımlayacak şekilde yapılandırmıyor. Dera’da yaşananlar, sınırlı çatışmalara girebilecek hücrelerin varlığının sürdüğüne işaret ediyor. Yine de örgütün Suriye’nin güneyinde veya ülke genelindeki başka bir bölgede büyük bir varlığa sahip olduğu söylenemez; aksine, merkezî komuta yapısıyla bağı bulunmayan ve merkeziyetsiz bir sistemle hareket eden bazı uyuyan hücreler söz konusu” ifadelerini kullandı.

Derbike değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Suriye toprakları son aylarda DEAŞ açısından neredeyse tam bir sessizlik dönemine tanıklık etti; nitekim Dera’daki son çatışmadan önce büyük etki yaratan herhangi bir eyleme rastlamadık. Bu gözden kayboluş süreci, SDG’nin entegrasyon aşamalarının başlamasıyla start aldı. Bunun temel nedeni ise kuzey ve doğudaki güvenlik boşluğunun büyük ölçüde ortadan kalkmasıdır. Zira SDG’nin feshedilerek devlet kurumlarına entegre edilmesi, DEAŞ’ın aralarındaki rekabetten faydalandığı güç haritasını değiştirdi. Örgüt geçtiğimiz şubat ayında, ‘Geçici Suriye Hükümeti’ne karşı yeni bir eylem safhası’ adını verdiği süreci ilan etmişti; ancak bu eylemler mart ayından itibaren geriledi veya durma noktasına geldi. Yine de eylem sayısındaki düşüş ile örgüt tehdidinin tamamen sona ermesini birbirine karıştırmamak oldukça önemli.”

DEAŞ’ın Suriye’deki geleceği ne olacak?

Derbike değerlendirmesini şu ifadelerle noktaladı: “Mevcut veriler ışığında DEAŞ’ın kısa ve orta vadeli geleceği; örgütlü bir yapıdan ziyade birbirinden bağımsız, hareketli hücreler şeklinde olacaktır. Uzun sessizlik dönemlerinin ardından zaman zaman sınırlı bir eyleme veya saldırıya tanık olabiliriz. Bir başka deyişle, örgütün son derece zayıf olduğunu ancak fırsatları ve güvenlik açıklarını kollayıp istismar etmeye çalıştığını söyleyebiliriz. Buna karşılık, Suriye devleti güvenlik birimlerini birleştirmeyi, sınırları ve çöl bölgelerini denetim altına almayı, cezaevleri ile kamplar sorununu çözmeyi başardıkça örgütün hareket alanı da daralacaktır. Ancak yeni güvenlik boşlukları veya yerel çatışmalar ortaya çıkarsa DEAŞ bunlardan sızmaya ve bunları kullanmaya çalışacaktır. Dolayısıyla Dera’da son yaşananlar örgüt açısından medya propagandası bakımından önemli olsa da askerî açıdan bir kazanım sağlamamaktadır.”