Irak: Kazımi yeni dönemde ‘güçlü’ bir başbakan adayı olarak sahneye dönüyor

Sadr, Maliki’yi yeni hükümetten uzaklaştırma hususunda ısrar ederek Koordinasyon Grubu’nu zor durumda bırakıyor.

Kazımi DEAŞ tarafından öldürülen Albay Yasir el-Curani’nin ailesini karşıladı (INA)
Kazımi DEAŞ tarafından öldürülen Albay Yasir el-Curani’nin ailesini karşıladı (INA)
TT

Irak: Kazımi yeni dönemde ‘güçlü’ bir başbakan adayı olarak sahneye dönüyor

Kazımi DEAŞ tarafından öldürülen Albay Yasir el-Curani’nin ailesini karşıladı (INA)
Kazımi DEAŞ tarafından öldürülen Albay Yasir el-Curani’nin ailesini karşıladı (INA)

Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr, İran’ın Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin kendisiyle gerçekleştirdiği görüşmelerle ilgili tavrını henüz açıklamamakla birlikte, Koordinasyon Grubu çatısı altındaki Şii siyasi parti ve gruplardan sadece bir kısmının yeni hükümete katılmalarını kabul etme yönündeki tavrından taviz verdiğini gösteren bir adım atmadı. Herhangi bir yetkili veya heyet ile yaptığı görüşmelerde ulusal çoğunluk hükümetinin kurulmasında ısrarcı olduğunu vurgulamaktan geri durmayan Sadr, Kaani ile görüşmesinden sonra sessizliğini koruyor. Fakat Sadr, Irak Meclis Başkanı İkinci Yardımcısı Şahevan Abdullah Kerkük’teki evine düzenlenen silahlı saldırıdan sonra Twitter hesabından “direniş iddiasında bulunanlar” diye nitelediği silahlı grupları sert bir dille eleştirdi.
Sadr’ın Sünni müttefikleri Takaddum (İlerleyiş) Partisi ile Azim Koalisyonu ve Kürt müttefiki Kürdistan Demokrat Partisi’nin (KDP) Bağdat’taki parti binalarına yapılan saldırıları ve Abdullah’ın evine yapılan saldırıyı henüz herhangi bir silahlı grup üstlenmedi. Siyasi gözlemcilere göre, Sadr’ın bu silahlı grupları sert bir dille eleştirmesi, daha önce Twitter hesabından paylaştığı mesajda Fetih Hareketi’ni ima ederek, halen haklarında iyi düşündüğünü söylediği tarafları kurduğu ittifaka dahil etmek için çabalamaya devam ettiğini gösteriyor.
Fetih Koalisyonu, Kanun Devleti Koalisyonu, Ulusal Hikmet Akımı, Nasr koalisyonu, Ulusal Sözleşme ve Yüksek Konsey gibi Şii parti ve grupların bir araya geldiği Koordinasyon Grubu isimli çatı kuruluşun tarafları neredeyse günü birlik toplantılar düzenliyorlar ancak önceki toplantılardan da alışıldığı üzere kısa açıklamalarla geçiştiriyorlardı. İranlı Komutan İsmail Kaani ile Lübnan Hizbullah’ının Irak İşleri Sorumlusu Vecih Kevserani’nin Irak’a gerçekleştirdikleri ziyaretten birkaç gün öncesine kadar Koordinasyon Grubu düzenlediği toplantılardan sonra yaptığı kısa açıklamalarda yeni hükümetin kurulmasına ilişkin tüm meselelerde grubun tüm üyelerinin hemfikir olduğunu vurguluyordu. Ancak bu durum son 4 gün içinde değişti. Toplantı sonuçları gizli kalmaya başlayınca Koordinasyon Grubu taraflarından birine yakın medya kuruluşu veya bir parti yöneticileri aracılığıyla bilgi sızdırılmaya başlandı. Şarku’l Avsat’ın konuya yakın kaynaklardan edindiği bilgilere göre, özellikle Sadr’ın sadece çoğunluk hükümeti kurma fikrinde ısrar etmesi değil aynı zamanda Koordinasyon Grubu çatısı altındaki tüm tarafların yeni hükümete katılmasını kesin bir dille reddetmesi sebebiyle Koordinasyon Grubu artık zor durumda. Sadr, Koordinasyon Grubu’nun bir üyesi olan Kanun Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki’yi hükümetin dışında bırakmaya çalışıyor. Aynı kaynaklara göre, Kanun Devleti’nin seçimlerde kazandığı 34 sandalyenin Koordinasyon Grubu’nun Meclis’teki sandalyelerinin yarısını oluşturduğunu dikkate alan Koordinasyon Grubu’nun diğer üyeleri, Maliki’yi hükümetin dışında tutmayı kabul etmeleri halinde 75 sandalye kazanan Sadr karşısında zayıf bir konuma düşmekten endişe ediyorlar.
Geçtiğimiz günlerde bu krize çözüm bulmak amacıyla bir öneri gündeme getirildi. Bu öneriye göre, Sadr’ın Maliki ile kişisel bir meselesinden dolayı bu tavrını sürdürecek olması nedeniyle Kanun Devleti Koalisyonu’ndan bazı milletvekillerin Koordinasyon Grubu üyesi diğer partilere geçmesi fikri öne sürüldü. Ancak Kanun Devleti Milletvekili Sargam el-Maliki bu öneriyi reddetti. Maliki yaptığı açıklamada, “Kanun Devleti, azınlıklardan iki sandalyenin eklendikten sonra 35’e ulaşan Meclis’teki sandalye sayısıyla Koordinasyon Grubu içindeki esas gücü temsil ediyor. Sadr Hareketi ile Koordinasyon Grubu arasındaki krizden çıkış için Kanun Devleti’nden bazı vekillerin Koordinasyon Grubu’nun diğer partilerine dağıtılması fikri öne sürülüyor. Kanun Devleti Koordinasyon Grubu çadırı altında kenetlenmiş ve organize olmuş bir durumda. Koordinasyon Grubu da aynı şekilde kenetlenmiş durumda. Herhangi bir geri çekilme veya Koordinasyon Grubu dışında bir koalisyon söz konusu değil” dedi.
Bu açıklama ve farklı başlıklar altında dile getirilen diğer öneriler, Koordinasyon Grubu içinde anlaşmazlıkların olduğunu ancak şimdiye kadar gün yüzüne çıkmadığını bizzat gösteriyor. Sadr’ın tavrı ise halen aynı.
Söz konusu siyasi hamleler ve görüşler, aralarında mevcut Başbakan Mustafa el-Kazımi’nin de yer aldığı başbakan adaylarına yansıyacak. Başbakan Kazımi, Cumhurbaşkanı Berhem Salih ve Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi’nin önümüzdeki dönem yeniden seçilmesine karşı siyasetin gösterdiği veto kartı, Halbusi’nin tekrar meclis başkanı seçilmesi ve Salih’in yeniden aday olmasıyla pratikte hükmünü yitirdi. Başbakan adayı ise en büyük meclis bloğu tarafından seçilecek. Koordinasyon Grubu geçtiğimiz süreçte kendini en büyük meclis bloğu sunarak, başbakan adayını kendisi belirleyeceği yönünde açıklamalar yapıyordu.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.