İran, Rusya'nın Viyana'da geçici bir anlaşma imzalanması önerisini reddetti

Washington, altı aylık geçici anlaşma planını öğrendiğinde herhangi bir tepki göstermezken ABD’nin müzakere heyeti içinde bir takım anlaşmazlıklar yaşanıyor

Avrupa ülkelerinin heyetleri dün Viyana'da İran'ın baş müzakerecisi Ali Bakıri Kani ile görüştüler (ISNA)
Avrupa ülkelerinin heyetleri dün Viyana'da İran'ın baş müzakerecisi Ali Bakıri Kani ile görüştüler (ISNA)
TT

İran, Rusya'nın Viyana'da geçici bir anlaşma imzalanması önerisini reddetti

Avrupa ülkelerinin heyetleri dün Viyana'da İran'ın baş müzakerecisi Ali Bakıri Kani ile görüştüler (ISNA)
Avrupa ülkelerinin heyetleri dün Viyana'da İran'ın baş müzakerecisi Ali Bakıri Kani ile görüştüler (ISNA)

Rusya'nın İran'a ABD’nin bilgisi dahilinde İran'ın nükleer programına başta yüzde 20 ve yüzde 60 oranlarında uranyum zenginleştirmesinin dondurulması olmak üzere bir takım kısıtlamalar getirilmesi karşılığında ABD yaptırımlarının gevşetilmesini öngören bir anlaşma yapılması önerisinin detaylarının sızdırılmasının ardından İran’ın resmi haber ajansları, Tahran’ın Avusturya'nın başkenti Viyana’daki müzakerelerde altı aylık ‘geçici bir anlaşmaya’ varılmasına dair bir planı ele aldığı iddialarını vakit kaybetmeden yalanladı.
Viyana’daki nükleer anlaşma müzakereleri dün, ikili ve çok taraflı düzeylerde toplantılarla devam etti. İran'ın yarı resmi ajansı ISNA, İran’ın baş müzakereci Ali Bakıri Kani’nin, Avrupa Birliği’nin (AB) nükleer müzakerelerden sorumlu koordinatörü Enrique Mora’nın katılımıyla Avrupa ülkelerinin müzakere heyetlerinin temsilcileri ile bir araya geldiğini bildirdi. Bu görüşmeyle eş zamanlı olarak 2015 yılında İran ile P5+1 grubu (ABD, Rusya, Çin İngiltere, Fransa ve Almanya) arasında imzalanan nükleer anlaşmanın hükümlerinin yeniden uygulanmasına yönelik müzakerelere katılan taraflardan uzmanların yer aldığı çalışma grupları düzeyinde toplantılar düzenlendi. ABD’nin, İran tarafının itirazı nedeniyle müzakereleri dolaylı olarak yürüttüğü biliniyor.
ABD merkezli NBC News’in haberine göre biri ABD Senatosu’ndan bir yetkili, diğeri eski bir ABD’li yetkili ile Viyana’daki müzakereleri yakından takip eden dört kişi olmak üzere ABD’li yetkililer Rusya ile İran arasında geçici anlaşmaya ilişkin görüşmelerin ABD’nin bilgisi dahilinde gerçekleştiğini aktardılar. Ancak ABD Başkanı Joe Biden yönetiminden üst düzey bir yetkili, geçici bir ‘düzenlemenin’ ciddi bir şekilde tartışılmadığını söyledi.
ABD’li yetkili yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Rusya ile İran arasındaki herhangi bir görüşmeden söz edemesek de, bu noktada böyle bir geçici düzenlemeyi ciddi olarak tartışmayacağımızdan eminiz. Ne basın üzerinden geçici bir anlaşmayı müzakere edeceğiz ne de müzakerelerle ilgili belirli iddialar hakkında yorum yapacağız. Programımız, işleyen bir saate değil, İran'ın nükleer programınki ilerlemenin teknik olarak değerlendirmesine dayanıyor. İran heyetiyle doğrudan görüşmeler yapmayı tercih ederdik. Bunun daha faydalı olacağına inanıyorduk, ama İran bunu reddetti.”

Altı aylık geçici bir anlaşma
Kaynaklara göre Viyana’daki müzakerelerin oturum aralarında Rusya ve İran tarafından tartışılan geçici anlaşma önerisi, Tahran’ın yüzde 60'a kadar saflıkta uranyum zenginleştirmeyi bırakmasını ve bu seviyede edindiği mevcut stokunu belki Rusya'ya ihraç ederek elden çıkarmasını öngörüyor. Öneri ayrıca gelişmiş santrifüjlerin yanı sıra uranyum zenginleştirme düzeyinin yüzde 20 olarak sınırlandırılmasını içeriyor. İran hükümeti ise bunun karşılığında Güney Kore, Japonya ve Irak'taki yabancı banka hesaplarında dondurulmuş haldeki 10 milyar dolarlık petrol gelirinin kendisine verilmesini istiyor.  
Aynı kaynaklara göre geçici anlaşma altı aylık olarak planlanırken altı ayın sona ermesinin ardından uzatma seçeneği de bulunuyor.

Karmaşık plan
NBC News’in haberine göre Biden yönetimi içinde, müzakerelerde İran ile dünya güçleri arasında 2015 yılında resmi adı Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) olan nükleer anlaşmadaki hükümlere tüm tarafların yeniden uyması konusunda zamanın tükenmekte ve İran’ın, nükleer silah üretecek düzeye her zamankinden daha yakın olduğuna dair endişeler arttı.
ABD'li yetkililerin Viyana’daki müzakerelerde ‘önemli anlaşmazlıkların halen devam ettiğini’ söyledikleri aktarılan haberde, İran nükleer programı kapsamında nükleer bir bomba üretmek için yeterli bölünebilir malzemenin elde edileceği bir noktaya ulaşılmasına fazla zaman kalmadığı vurgulandı.
Habere göre geçici bir anlaşma aynı zamanda İran'ın nükleer programını yavaşlatmaya yardımcı olabilir ve müzakerecilerin genel bir anlaşmayı tam olarak uygulamaya koymaları için daha fazla zaman verebilir.
Haberde ayrıca Washington ve Tahran'da geçici anlaşmaya destek almanın zorluğuna işaret edildi. Beyaz Saray’ın, KOEP’i yenilemeye yönelik ilk adımın geçici bir ‘düzenleme’ olduğunda ısrar etmesi halinde Cumhuriyetçilerden ve Demokratların ılımlı kanadından bazı üyelerin Biden yönetiminden söz konusu düzenlemeyi gözden geçirmesi için Senato’ya sunmasını talep etmesi bekleniyor.
Nükleer anlaşmadan sonra çıkarılan bir yasa gerekiyor. ABD Senatosu, herhangi bir yeni nükleer anlaşmayı uygulamaya koyulmadan önce gözden geçirmeli ve onaylamalıdır. İran Nükleer Anlaşması’nı İnceleme Yasası, Senato’ya bunu yapması için 60 günlük bir süre veriyor.
Rusya’nın önerisiyle ilgili konuşan bir kaynak, öneriyi nükleer anlaşmanın hükümlerini tam olarak uygulamaya yönelik ‘geçici bir adım’ olarak nitelendirdi. Kaynak, “Bu, alternatif bir anlaşma değil. Daha ziyade anlaşma noktasına giden yolun bir kısmını kat etmeye yönelik bir uzlaşı” ifadelerini kullandı.

Tahran kapıyı kapatıyor
Uzmanlar ve eski yetkililer, Rusya tarafından önerilen geçici bir anlaşmanın, Tahran'ın daha kapsamlı müzakerelerde sahip olduğu avantajı kaybetmesine neden olabileceğini düşünüyorlar. Aynı zamanda yaptırımların sınırlı bir şekilde gevşetilmesinin, İran'ın eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani hükümetini, Batı’ya taviz vermeye istekli ve İran'a ekonomik getirisi olmayan bir yönetim olarak gösteren İran'ın yeni katı hükümeti için siyasi olarak yıkıcı olacağına inanıyorlar.
İran'ın Birleşmiş Milletler’deki (BM) misyonu, kapalı kapılar ardında yapılan tartışmalardaki yeni ayrıntılarla ilgili olarak ABD ile Viyana'da doğrudan görüşmeler yapılmasına karşı olduklarını ve İran'ın hedeflerinin yaptırımların hafifletilmesini kapsadığını belirtti. Misyon, ABD’nin nükleer anlaşmaya İran’ın istediği teminatları vererek geri dönmesiyle ilgili olarak ise “Bu herhangi bir geçici anlaşma kapsamında gerçekleşemez. Bu yüzden böyle bir teklif reddedilmelidir. İran, KOEP kapsamındaki taahhütlerle tutarlı, güvenilir ve kalıcı bir anlaşma arayışı içerisinde. Söz konusu iki kriteri karşılamayan hiçbir anlaşma bizim gündemimizde değil” açıklamasında bulundu.
İran’ın BM misyonunun açıklamasıyla birlikte İran basını da hiç vakit kaybetmeden geçici anlaşma önerisini reddetti. İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) yakın Tasnim Haber Ajansı, hükümetin Viyana’daki müzakereler bağlamında nükleer anlaşmayı canlandırmaya yönelik herhangi bir geçici anlaşma planını kabul etmeyeceğini vurguladı.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’ne bağlı Nour News Haber Ajansı, geçici anlaşma fikrinin Biden yönetimi tarafından nükleer taahhütlerin uygulanmasından kaçınmak ve aynı zamanda 2020 yılındaki ABD başkanlık seçimlerinde Demokratların sloganları çerçevesinde gösterişli bir başarı kaydetmek için ortaya atıldığını öne sürdü.
Nour News, müzakerelerdeki diğer tarafların açıklamalarını yok saymakta ısrar ederken ‘ABD basınını ve bazı Batılı uzmanları geçici anlaşma adını kullanarak süreci bozmaya çalışmakla’ suçladı. Ajans, Batı'nın müzakerelere devam etmek için ‘zaman tükeniyor’ iddiasının da aynı bağlamda geldiğini kaydetti.
Ajans, Batılıların İran’ın nükleer silah elde etme seviyesine ulaşmak için müzakereler sırasında zaman kazanmaya çalıştığına ilişkin korkularını ise ‘Batılı tarafların, ABD algısının inandırıcı bir konu haline getirilmesi amacıyla müzakerelerde psikolojik baskı uygulama projesinin büyük bir parçası’ olarak nitelendirdi.
İran'ın resmi haber ajansı IRNA ise İranlı yetkililerin, geçici bir anlaşmayla ilgili herhangi bir görüşme gerçekleştirmediklerini aktardı. Ajans, “İran, nükleer anlaşma müzakerelerini doğru yönde yönetti ve şimdi siyasi kararlar alarak ciddiyetini kanıtlama sırası ABD'de” ifadelerini kullandı.
Ajans, İran’ın Viyana’daki müzakere heyetine yakın bir kaynağın, “Bu anlaşma, İran İslam Cumhuriyeti'nin gündeminde yer almıyor” dediğini aktardı.
Geçici bir anlaşmayla ilgili herhangi bir değerlendirmenin yapıldığının reddedilmesinden on gün önce, İran Şura Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı Milletvekili Vahid Celalzade, İran'ın müzakerelere katılan ülkelerden geçici bir anlaşma yapılması için bir teklifte bulunulduğunu söylediğini hatırlatan IRNA’nın haberine göre Celalzade, Tahran'ın son teklifi henüz ne kabul ne reddettiğini, ancak halen teklifi değerlendirdiğini belirtti. Komisyon Sözcüsü Ebu el-Fadıl Umeviyye, ‘geçici anlaşmanın istedikleri bir sonuç olmadığını’ belirterek bu konuda ileri sürülen fikirlerin ‘ciddi olmadıklarına’ işaret etti.
Tasnim Haber Ajansı ise, geçici anlaşma önerisini, ‘Biden'ın İran’ın müzakere araçlarını etkisiz hale getirmek için kurduğu diplomatik bir tuzak’ olarak değerlendirdi. Tasnim’e göre geçici anlaşma, ‘süre kısıtlamaları, nükleer silah edinmekten kaçınma, müzakerelerin bir an önce sonuca ulaştırılması ihtiyacı ve anlaşma taahhütlerine eş zamanlı olarak uymaya başlama’ gibi müzakerelerde psikolojik bir ortamın yaratılması için öne sürülen konulardan biri.

Verimli iş birliği
Öte yandan Rusya'nın BM Viyana Ofisi Nezdinde Daimi Temsilcisi Büyükelçi Mikhail Ulyanov, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, ‘Zaman, Viyana’daki müzakerelere katılanlara bağlı’ dedi. Ulyanov, “Zaman büyük önem taşısa da nükleer anlaşmanın geleceğine ilişkin müzakerelerin sonucunu belirleyen ana faktör olmamalıdır. Gerekirse müzakereciler çalışmalarını hızlandırmalılar” yazdı.
ABD merkezli The Wall Street Journal (WSJ) gazetesinden bir muhabirin, Cuma günü AB’li üst düzey bir yetkilinin açıklamalarından alıntı yaptığı bir tweete yorum yapan Ulyanov, “Nihai bir anlaşmaya varmak için doğru yolda olduğumuzu düşünüyorum” dedi. Rus yetkili, birçok konuda sınırlı da olsa ilerleme kaydedildiğine işaret etse de “En büyük endişem içerikten çok zamanla ilgili. Çok yavaş gittiğimizi hissediyorum. Zaman yüzünden uygun bir çözüm bulamamamız büyük bir hata olur. Fakat sanırım er ya da geç bir anlaşmaya varacağız” ifadelerini kullandı.
Diğer taraftan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile Cuma günü Cenevre'de yaptığı görüşme sırasında Viyana’da bir anlaşmaya varılması sürecinin hızlandırması Rusya’yı sahip olduğu nüfuzu ve İran ile olan ilişkisini kullanmaya çağırdı. Blinken, nükleer anlaşmayı ‘Washington ve Moskova arasında güvenlik konularında olası iş birliğinin bir örneği’ olarak değerlendirdi.
Rus diplomat Ulyanov, Twitter hesabından konuyla ilgili yaptığı paylaşımda, “Rusya-ABD ilişkileri çok kötü durumda, ancak İran konusunda verimli bir şekilde çalışabildik” dedi.
Blinken, Perşembe günü Fransa, Almanya ve İngiltere’deki Avrupalı ​​meslektaşlarıyla, nükleer anlaşmayı kurtarma şansının birkaç hafta içinde tükeneceği konusunda fikir birliğine vardı. Fransız bir diplomatik kaynak, temel konularda ilerleme olmadığını söyledi.
DMO’ya yakın Civan gazetesi, dün, Avrupalıların Viyana’daki müzakerelerin hızlandırılması konusundaki ısrarını protesto etti. Gazete, müzakereleri yakından takip eden İranlı kaynaklardan, İran’ın adımlarında (Tahran’ın verdiği sözlerde) ilerleme olduğu, ama diğer adımlarda, özellikle Batılı tarafların yaptırımları kaldırma taahhütlerine ilişkin herhangi bir ilerleme olmadığını aktardı. Gazeteye göre bu durum Batılı tarafları müzakerelerin hızlandırılması konusunda konuşmaya itiyor.



Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Ankara, Washington ile Tahran arasında “dolaylı kanal” arayışında

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, İstanbul’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da katılımıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’yi kabulü (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türk kaynaklar, Ankara’nın bölgede yeni bir savaşın önlenmesi ve iki ülke arasında yeni müzakere turlarının canlandırılması amacıyla İran ile ABD arasında bir iletişim kanalı oluşturmayı hedeflediğini bildirdi.

Kaynaklar, bugün (Cumartesi) Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Türkiye’nin dolaylı kanal oluşturma seçeneklerini öncelikleri arasına aldığını, olası müzakere süreçlerine ev sahipliği yapmaya hazırlandığını ve önümüzdeki dönemde diplomatik çözümlere odaklandığını daha net biçimde ortaya koymayı planladığını söyledi. Bu yaklaşımın, bölgede askerî tırmanma riskinin arttığı bir dönemde benimsendiği vurgulandı.

Kaynaklara göre Türkiye’nin hâlihazırda yürüttüğü diplomatik girişimler İran dosyasında en uygun seçenek olarak görülüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın attığı adımların, İran ve ABD’yi müzakere masasında buluşturma yönünde olduğu ifade edildi.

dervg
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Son saatlerde İran ve Türk medyasında arabuluculuğun mahiyetine ilişkin farklı senaryolar dile getirilse de, kaynaklar Washington ile Tahran arasında sunulan Türk önerisinin ayrıntılarına girmekten kaçındı. Türkiye’nin iki tarafı yakınlaştırma çabalarının, “hiçbir tarafın yeni bir savaş istemediği bir bölgede en iyi ve ilk seçenek” olduğu kaydedildi.

Arabuluculuk ve diğer kanallar

Kaynaklar, arabuluculuğun ABD’nin İran’a yeni bir saldırı düzenleme seçeneğinin önüne geçmeyi amaçlayan “diğer kanallarla” birlikte yürüyeceğini belirtti. Bu kanallar arasında Suudi Arabistan ile ABD arasındaki temaslar, İran ile Rusya arasındaki görüşmeler ile Mısır’ın Suudi Arabistan, Türkiye ve bölgedeki diğer ülkelerle yürüttüğü çabalar yer alıyor.

ABD ve İran’ın Türk arabuluculuğuna olumlu yaklaştığı, Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yoğun temasları ile bunun ortaya çıktığı ifade edildi. Bu çerçevede, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin cuma günü İstanbul’u ziyaret ederek mevkidaşı Fidan’la görüşmesi ve her iki bakanın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edilmesi hatırlatıldı.

dthy
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi (Reuters)

 Türk arabuluculuğuna olumlu baktığını belirterek, Türkiye’nin İran nükleer dosyasına ilişkin geçmiş müzakere süreçlerindeki rolünü ve önceki tutumlarını değinen Arakçi, “Türkiye’nin İran konusunda her zaman çok iyi tutumları ve son derece yapıcı görüşleri oldu. Özellikle geçen haziranda İran ile İsrail arasında yaşanan 12 günlük savaş sırasında Türkiye’nin yapıcı yaklaşımını gördük” dedi.

Arakçi, İstanbul’daki temaslarının ardından Türk medyasına yaptığı açıklamada, Erdoğan’ın diplomasi yoluyla bölge için eş zamanlı kazanımlar elde edilebileceğini vurguladığını aktardı. Türkiye’nin bölgesel bir çözüm için çalıştığını belirten Arakçi, bu çabalara olumlu baktıklarını ve başarı umduklarını, kendisinin de bölge ülkeleriyle bu konuda görüşmeler yürüttüğünü söyledi.

Müzakereye eğilim

Ülkesinin ABD ile nükleer dosya ve diğer konularda dolaylı ve ön koşulsuz müzakerelere açık olduğunu yineleyen Arakçi, Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan arasında üçlü bir görüşme olasılığını ise dışladı.

Türk medyasında, Arakçi’nin İstanbul ziyaretinden önce Erdoğan’ın Trump’a, Pezeşkiyan’la birlikte çevrim içi üçlü bir görüşme önerdiği ve Trump’ın buna olumlu yaklaştığı iddiaları yer almıştı. Ancak Arakçi, “Buna hâlâ çok uzağız… ABD ile gerçekten ciddi ve göstermelik olmayan müzakereler yürütmek istiyorsak, bunun için sağlam bir başlangıç zeminine ihtiyaç var” dedi.

frg
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

Fidan ile İstanbul’daki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Arakçi, İran’ın müzakerelere her zaman açık olduğunu, ancak “askerî tehdit” veya “ön koşullar” altında müzakere etmeyeceğini vurguladı. ABD ile doğrudan müzakereler için şu aşamada bir zemin görmediğini belirtti.

İran’ın herhangi bir saldırıya karşılık vermeye hazır olduğunu söyleyen Arakçi, ABD’nin bir yandan askerî saldırıdan, diğer yandan müzakerelerden söz ettiğini, geçen hazirandaki saldırının sonuçlarından ders çıkarmadığını savundu. Bu kez verilecek yanıtın “çok sert ve güçlü” olacağını kaydetti.

Olası bir saldırının yalnızca iki taraf arasında kalmayacağını, bölgeye yayılacağını belirten Arakçi, bunun kimsenin istemediği bir senaryo olduğunu vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump ise İran’a yönelik askerî saldırı tehditlerini artırırken, Orta Doğu’daki askerî varlığını güçlendirdi ve “Abraham Lincoln” uçak gemisini bölgeye gönderdi. Trump, cuma günü yaptığı açıklamada, “İran’ın saldırıdan kaçınmak için bir anlaşma yapmak istediğini söyleyebilirim” dedi. İran’a süre tanıyıp tanımadığı sorusuna ise, “Evet, verdim. Bu süreyi yalnızca Tahran biliyor. Umarım anlaşmaya varılır; olursa daha iyi olur, olmazsa ne olacağını görürüz” yanıtını verdi.

ABD’nin hedefi

Türk strateji uzmanı İbrahim Kılıç, televizyon açıklamasında ABD’nin birincil hedefinin İran’daki rejimi devirmek olmadığını söyledi. İran ile Venezuela modelleri arasında fark bulunduğunu belirten Kılıç, ABD’nin başlıca taleplerinin uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin durdurulması, zenginleştirilmiş uranyumun teslimi ve İran’ın vekilleri aracılığıyla bölgeyi istikrarsızlaştırma çabalarından vazgeçmesi olduğunu ifade etti.

brftgrft
Hakan Fidan ile Abbas Arakçi’nin İstanbul’da düzenlenen ortak basın toplantısı sırasında (AFP)

Bu taleplerin amacının İran’ın İsrail için oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırmak olduğunu belirten Kılıç, ABD’nin geçen haziranda üç İran nükleer tesisini vurmasını ve yıllardır uyguladığı yaptırımları bu çerçevede değerlendirmek gerektiğini söyledi. Kılıç’a göre Washington’un istediği “itaatkâr bir hükümet”, ancak İran’ın ikili devlet yapısı (dini otorite ve yürütme) nedeniyle bunun kolay olmadığına dikkat çekti.

Türkiye Ulusal İstihbarat Akademisi Başkan Yardımcısı Hakkı Uygur da ABD’nin İran’a yönelik planlarının belirsizliğine işaret ederek, İran’ın herhangi bir saldırıyı “topyekûn savaş ilanı” sayacağını açıklamasının durumu daha da karmaşık hale getirdiğini söyledi. Kısa vadede rejim değişikliğinin olası görünmediğini belirten Uygur, yoğun hava saldırılarıyla önce “özgürleştirilmiş bölgeler” oluşabileceğini, zamanla bunun rejim değişikliğine evrilebileceğini dile getirdi.

Geniş etki alanı

İran Araştırmaları Merkezi Başkanı Serhan Afacan, olası bir ABD saldırısından en çok İran’ın zarar göreceği konusunda görüş birliğine vardı. Afacan, Türkiye’nin rolü nedeniyle doğrudan hedef olabileceğine dair yorumlar yapıldığını, ancak bunun abartılmaması gerektiğini söyledi.

İki isim, Türkiye açısından en büyük risklerin güvenlik ve göç olduğunu, Irak’ta sınırlı, Suriye’de ise daha geniş bir etki alanı bulunduğunu vurguladı. Afacan, İran’da binlerce Afgan göçmenin bulunduğunu ve bu grubun Türkiye üzerinden Batı’ya yönelmek istediğinin bilindiğini hatırlattı.

Afacan, Ankara’nın temel kaygısının İran’a yönelik olası bir saldırının Pakistan’dan Türkmenistan’a, Azerbaycan’dan Türkiye’ye ve Körfez ülkelerine uzanan geniş bir coğrafyada istikrarsızlık yaratması olduğunu sözlerine ekledi.


Suriye’de yeni gerilim sinyali: İran, rejim kalıntılarını yeniden mi örgütlüyor?

Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
TT

Suriye’de yeni gerilim sinyali: İran, rejim kalıntılarını yeniden mi örgütlüyor?

Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde
Dördüncü Tümen iddiaları Suriye gündeminde

Suriye Televizyonu sitesinin haberine göre İran, Aralık ayının başından bu yana, Beşşar Esad’ın firari kardeşi Mahir Esad’ın denetiminde bulunan ve İran’la bağlantılı Dördüncü Tümen’in kalıntılarını yeniden örgütleyerek Suriye’deki durumu tırmandırmaya çalışıyor.

Site, bölgesel güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberinde, İran’ın bu süreçte Dördüncü Tümen’in eski komutanlarından Gıyath Dalla’nın yanı sıra eski Askerî İstihbarat Başkanı Tümgeneral Kemal Hasan ve Dördüncü Tümen’de görev yapmış Tümgeneral Gassan Bilal’i kullandığını aktardı.

Kaynaklara göre, son aylarda Irak sınırındaki kamplarda, Lübnan’ın Hermel bölgesinde ve Suriye’nin doğusunda PKK bağlantılı grupların kontrolündeki alanlarda onlarca eski Dördüncü Tümen ve askerî istihbarat subayını barındıran İran Devrim Muhafızları, bu isimlerin Suriye’ye geri dönmesini ve Esad rejiminin eski unsurlarını yeniden toparlayarak yeni bir güvenlik operasyonları dalgası başlatmayı hedefliyor.

fevfe
Arakçi ile Esad’ı bir araya getiren son görüşmeden bir kare (Arşiv_ İran Dışişleri Bakanlığı)

Öte yandan New York Times gazetesi de yakın zamanda yayımladığı bir haberde, bu hareketliliğe katılan kişilerle yapılan röportajlara ve aralarındaki yazışmalara dayanarak, eski rejim kadrolarının Suriye’de yeniden nüfuz tesis etmeye kararlı olduklarını yazdı. Haberde, 13 yılı aşkın süredir devam eden iç savaşın ardından ülkede hâlâ ciddi gerilimlerin sürdüğüne dikkat çekildi.

Gazete ayrıca, Esad rejiminin bazı eski üst düzey isimlerinin sürgünde silahlı bir isyan hareketi inşa etmeye çalıştığına, bunlardan birinin ise Washington’da milyonlarca dolarlık bir lobi faaliyeti yürüttüğüne dair güvenilir bilgilere ulaşıldığını aktardı. Bu girişimlerin, Esad’ın mensubu olduğu ve birçok üst düzey askerî ve güvenlik yetkilisinin geldiği Alevi topluluğunun kalesi sayılan Suriye kıyı bölgesinde kontrol sağlamayı hedeflediği belirtildi.

gt
Dördüncü Tümen Generali Gıyath Süleyman Dalla (Sosyal Medya)

Şarku’l Avsat’ın Suriye Televizyonu’ndan aktardığı bilgilere göre İran’ın Suriye’de gerilimi tırmandırmaktaki temel hedeflerinden biri, İran sınırına bitişik Irak sahasında üzerindeki Amerikan baskısını hafifletmek. ABD’nin Bağdat’a gönderdiği özel temsilcinin, Iraklı silahlı gruplara kendilerini feshetmeleri yönünde baskı yaptığına dikkat çekilirken, Suriye’deki bir tırmanmanın bu çabaları oyalayıcı bir unsur olarak kullanılması amaçlanıyor.

xvfg
İran Devrim Muhafızları’na bağlı Fatimiyun unsurları, Suriye’nin doğusundaki Deyrizor’da (Arşiv)

Habere göre, önümüzdeki dönemde Lübnan Hizbullahı üzerindeki silahsızlanma baskısının artması ve buna paralel olarak İran’a yönelik muhtemel yeni bir İsrail saldırısının gündeme gelmesi bekleniyor.

Esad rejiminin kalıntılarının yeniden sahaya sürülmesi, Tahran ve Hizbullah’a daha geniş bir manevra alanı kazandıracak ve yalnızca savunmada kalmak yerine daha esnek hamleler yapabilmelerine imkân tanıyacak. Ayrıca bu unsurların, İsrail’in olası askerî hareketlerini önceden tespit etmek amacıyla istihbarat ve gözetleme faaliyetlerinde kullanılabileceği değerlendiriliyor.


İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor
TT

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail İran'a saldırdı ... Tahran yanıt veriyor

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz  bugün (Cuma) yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın nükleer tesislerine yönelik yakın bir İsrail askeri saldırısı uyarısında bulunmasından kısa bir süre sonra İsrail ordusunun İran'a karşı “önleyici bir saldırı” başlattığını duyurdu.

Buna karşılık İran silahlı kuvvetleri İsrail'e karşılık vermede “sınır tanımayacaklarını” vurguladı.

Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada şöyle denildi: “Kudüs'ü işgal eden rejim tüm kırmızı çizgileri aştığına göre ... Bu suça karşılık vermenin sınırı olmayacaktır.”

Şu ana kadar yaşanan gelişmelerden bazıları...

  • Yükselen Aslan Operasyonu: Cuma günü şafak vakti İsrail, Natanz'daki Ahmedi Ruşen uranyum zenginleştirme kompleksi de dahil olmak üzere İran'daki çok sayıda nükleer ve askeri tesisin yanı sıra birçoğu suikasta kurban giden üst düzey askeri komutanların evlerine “kesin ve önleyici” saldırılar düzenledi.
  • Hedef alınan İranlı liderler: Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami, Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri ve Ortak Operasyonlar Dairesi Komutanı General Gulam Ali Raşid öldürüldü.
  • Nükleer bilim adamlarına yönelik suikastlar: Saldırılarda başta Muhammed Mehdi Tahrani ve Feridun Abbasi olmak üzere altı nükleer bilim adamı öldürüldü.
  • İran'ın tepkisi: Tahran Tel Aviv'e doğru çok sayıda füze ile karşılık verdi.

*İran Devrim Muhafızları: Füze saldırımızda ülkemizi vurmak için kullanılan İsrail askeri merkezlerini ve hava üslerini hedef aldık.

*Washington'un İran füzelerine karşı İsrail'e yardım ettiğini söyleyen ABD'li bir yetkili: “ABD'nin İsrail'i hedef alan füzelerin düşürülmesine yardımcı olduğunu teyit ediyorum” dedi.

*İsrail medyasında yer alan haberlere göre acil servisler İran'ın füze saldırısında ikisi ağır olmak üzere 40 kişinin yaralandı.

*CNN'e konuşan İsrailli yetkili şu ifadeleri kullandı: "Bakanlar Kurulu şu anda İran'ın füze saldırısına verilecek yanıtı görüşmek üzere toplanıyor."

*İsrail Savunma Bakanlığı İran'a ait onlarca hava savunma sistemi hedefinin imha edildiğini duyurdu.

*İsrail ordusu , gerekli olduğu sürece operasyonlara devam etmeye hazır olduğunu açıkladı.

*İsrail ordusu, Hemedan ve Tebriz de dahil olmak üzere İran Hava Kuvvetleri'ne ait askeri üslere saldırdığını ve imha ettiğini açıkladı.

*Trump, Washington'un bölgesel güvenlik ve istikrarın korunması amacıyla krizin çözümüne yönelik çabalara katılmaya hazır olduğunu teyit etti.

*Suudi Arabistan Nükleer Düzenleme Kurumu: Krallığın çevresi herhangi bir radyolojik sonuca karşı güvenlidir.

*Katar Emiri Trump ile telefonda görüşerek gerilimin azaltılması ve diplomatik çözümlere ulaşılması gerektiğini vurguladı.

*İran hava sahası Cumartesi gününe kadar kapalı kalacak.

*İran Televizyonu: Hava savunma sistemleri ilk kez iki İsrail F-35 savaş uçağını düşürdü.

*İran'a yönelik daha fazla saldırıda bulunma sözü veren Netanyahu yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Son 24 saat içinde üst düzey askeri komutanları, önde gelen nükleer bilim adamlarını, rejimin en önemli uranyum zenginleştirme tesislerini ve balistik füze cephaneliğinin büyük bir bölümünü ortadan kaldırdık. Daha fazlası gelecek... Rejim kendisine ne yapıldığını ya da ne yapılacağını bilmiyor. Hiç bu kadar savunmasız olmamıştı."

*İsrail ordusu: İran İsrail'e en az 100 roket fırlattı, bunların çoğu engellendi ya da hedefe ulaşmadı

*ABD Enerji Bakanı: Ortadoğu'daki mevcut durumun küresel enerji kaynakları üzerindeki olası etkilerini izlemek üzere Ulusal Güvenlik Konseyi ile yakın işbirliği içerisinde çalışıyoruz.

*İran , Fordo ve İsfahan tesislerinde sınırlı hasar olduğunu doğruladı.

*UAEA Genel Direktörü Rafael Grossi Güvenlik Konseyi'ni bilgilendirdi:

*Nükleer tesislerin güvenliğini teyit etmek üzere İranlı yetkililerle temas halindeyiz.

*İran, Natanz uranyum zenginleştirme tesisinin İsrail saldırılarının ilk dalgası sırasında hedef alındığını doğruladı.

*İranlı yetkililer bize Fordo ve İsfahan'daki iki nükleer tesisin saldırıya uğradığını bildirdi.

*İran'ın yüzde 60'a kadar zenginleştirilmiş uranyum ürettiği bir yer üstü tesisi imha edildi.

*Natanz'daki yeraltı zenginleştirme tesislerine yönelik bir saldırı olduğuna dair herhangi bir belirti yok ancak güç kaynağına yönelik saldırı santrifüjlere zarar vermiş olabilir.

*Sebepleri ya da koşulları ne olursa olsun nükleer tesisler asla saldırıya uğramamalıdır.

*İsrail Savunma Bakan, "İran, İsrail'deki sivil yerleşim yerlerine roket atarak kırmızı çizgileri aşmıştır. İran rejimi ağır bir bedel ödeyecektir" dedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı, "İran rejimi her zamankinden daha zayıftır ve bu İran halkının rejime karşı durması için bir fırsattır. Netanyahu'dan İran halkına: Ben ve İsrail halkı sizinle birlikteyiz. İran'ın balistik füze cephaneliğinin büyük bir bölümünü imha ettik. İsrail, İran'a karşı tarihin en büyük askeri operasyonlarından birini başlattı. İranlıları baskıcı ve şeytani rejime karşı birleşmeye çağırıyorum."

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve ABD Başkanı Ortadoğu'da güvenlik, barış ve istikrarın sağlanması için birlikte çalışmaya devam etmenin önemine vurgu yaptılar.

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve ABD Başkanı itidal, gerilimi azaltma ve tüm anlaşmazlıkların diplomatik yollarla çözülmesinin önemini ele aldı.

*Suudi Arabistan Veliaht Prensi, İranlı hacıların tüm ihtiyaçlarının karşılanması ve anavatanlarına ve ailelerine güvenli bir şekilde dönmeleri için koşullar hazır olana kadar kendilerine tüm hizmetlerin sağlanması talimatı verdi.

*İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İsrail'in askeri ve nükleer tesislere yönelik büyük saldırısının ardından ülkesinin itidal çağrılarını reddettiğini vurguladı.

*İsrail itfaiyesi İran'dan atılan roketin ardından binada mahsur kalanları kurtardı.

*İsrail itfaiyesi İran'ın füze saldırısının yol açtığı büyük olaylara müdahale ettiğini duyurdu

*İran devlet televizyonu: İsrail'e dördüncü roket dalgası fırlatıldı

*İsrail ordu sözcüsü İran medyasında yer alan bir savaş uçağının düşürüldüğü ve pilotun yakalandığı haberlerini yalanladı