Libya’da askeri gerilim tekrar yükseliyor

Trablus’ta askeri hareketlilik yeniden başlarken geçici yönetim sessizliğini koruyor. Williams, Libya’nın başkenti Trablus’ta daha fazla sayıda ülkenin büyükelçiliklerinin çalışmalarına devam etmelerini bekliyor

Bingazi'de çok sayıda subayın mezun olduğu törende Libya Ulusal Ordusu’nun (LUO) Yıldırım Kuvvetleri Birliği’nden bir kare (AFP)
Bingazi'de çok sayıda subayın mezun olduğu törende Libya Ulusal Ordusu’nun (LUO) Yıldırım Kuvvetleri Birliği’nden bir kare (AFP)
TT

Libya’da askeri gerilim tekrar yükseliyor

Bingazi'de çok sayıda subayın mezun olduğu törende Libya Ulusal Ordusu’nun (LUO) Yıldırım Kuvvetleri Birliği’nden bir kare (AFP)
Bingazi'de çok sayıda subayın mezun olduğu törende Libya Ulusal Ordusu’nun (LUO) Yıldırım Kuvvetleri Birliği’nden bir kare (AFP)

Libya’nın başkenti Trablus’taki askeri hareketlilik son birkaç saat içinde ani bir şekilde yeniden başlarken ülkedeki geçici yönetim kurumları bu konuda sessizliğini koruyor. Yerel basın, Cuma akşamı geç saatlerde, ülkenin batısındaki Mısrata şehrinden yola çıkan tank ve ağır askeri araçların Trablus’a giriş yaptığını aktardı. Askeri konvoya ait görüntülerde tank taşıyan kamyonların Mısrata'dan yola çıktıkları, el-Humus kentinden geçerek Trablus’a doğru ilerledikleri görüldü.
Sosyal medya sitelerinde Başkanlık Konseyi’ne bağlı Güvenlik ve İstikrarı Destekleme Birimi Şefi Abdulgani el-Kikli, Nevasi Güçleri Komutanı Mustafa Kaddur ve Trablus Devrimciler Tugayı’nın önde gelen liderlerinin katıldığı acil kodlu bir toplantının fotoğrafları paylaşıldı. Toplantının gündemiyle ilgili olarak ise herhangi bir bilgi edinilemedi.
Bazı gözlemcilere göre bu son askeri hareketlilik, Muhammed el-Menfi başkanlığındaki Başkanlık Konseyi ile Başbakan Abdulhamid Dibeybe liderliğindeki Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) tarafından temsil edilen geçici yönetime bağlı silahlı gruplar tarafından başlatıldı. Gözlemciler, Menfi ve Dibeybe’nin aynı grupların haftalar önce benzer bir askeri hareketliliği karşısında da sessiz kaldıklarını hatırlattılar.
Menfi ve Dibeybe’den resmi bir açıklama yapılmazken, İçişleri Bakanlığı, başkent Trablus'ta Özel Harekat Gücü'ne bağlı güvenlik devriyelerinin konuşlandırıldığını, kamu ve özel mülkleri korumak ve kanun kaçakları ile aranan kişileri yakalamak amacıyla güvenliği sağlamak için sabit ve mobil kontrol noktaları açtıklarını gösteren fotoğraflar yayınladı.
Trablus’taki askeri gelişmeleri görmezden gelen Başbakan Abdulhamid ed-Dibeybe, dün, dışişleri ve gençlik bakanlarının eşliğinde bir milyon ağaç dikme projesinin açılışına katıldı. Hükümetten yapılan açıklamada, çeşitli illerde yürütülen bir kampanya çerçevesinde hayata geçirilen projenin, ülke genelinde bir milyon ağaç dikilmesinin yanı sıra gençleri çevreyi koruma konusunda gönüllü olmaya teşvik etmeyi amaçladığı belirtildi.
Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, BM’nin Libya Özel Temsilcisi Stephanie Williams’ı, “Libya'daki tüm taraflarla iletişim kurduğunu ve seçimlerin yapılmasını sağlayacak koşulları oluşturma umuduyla her türlü arabuluculuk faaliyetini yürüttüğünü” söyleyerek savundu. BM Genel Sekreteri, bu yılın ilk yarısında seçimlerin yapılmasının Libya halkı için çok önemli olduğunu vurguladı.
Bu arada yarın BM Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) BM Siyasi İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary DiCarlo’nun Libya hakkındaki raporunun dinlenmesi ve Libya Yaptırımlar Komitesi Başkanı'na Libya hakkında brifing vermesi için bir toplantı gerçekleşecek. Toplantıda bu ayın sonunda görev süresi sona erecek olan BM Libya Destek Misyonu (UNSMIL) görev süresinin uzatılmasına ilişkin oylamanın yapılması planlanıyor.
Diğer taraftan BM Genel Sekreteri'nin Libya Özel Danışmanı Stephanie Williams, Libya Kabile Liderleri Konseyi Birliği Başkanı Ömer eş-Şamhi ile bir görüşme gerçekleştirdiklerini ve görüşmenin ‘verimli’ geçtiğini söyledi. Şamhi’nin kendisini Libya'nın doğusundaki el-Ebrak beldesine davet ettiğini belirten Williams, Libya halkının kendini temsil edecek isimleri seçme ve kurumların demokratik meşruluğunu yenileme arzularının gerçekleşmesi için seçimlerin bir an önce yapılmasının önemini vurguladı. Williams, Hollanda'nın Trablus Büyükelçisi Dolph Hochjoenich ile Cuma günü Trablus'ta yaptıkları görüşmede ise, geçiş döneminde adaletin sağlanmasına, hesap verebilirliğe ve ulusal uzlaşıya odaklanmanın yanı sıra seçim sürecinin Libya Siyasi Diyalog Forumu’nda (LSDF) belirlenen takvimdeki gibi doğru yolda ilerlemesinin önemine işaret etti.
Williams yaptığı açıklamada, toplantı sırasında Hollanda'nın İsviçre ile birlikte eş başkanlığını yaptığı Libya konulu Berlin Konferansı’ndan çıkan İnsan Hakları ve Uluslararası İnsancıl Hukuk Çalışma Grubu’nun ‘etkin’ olarak nitelediği çalışmalarının ele alındığını söyledi. Katar’ın Trablus Büyükelçisi Halid ed-Duseri ile de görüşen Williams, görüşmenin ardından Libya'da daha fazla ülkenin büyükelçilerinin çalışmalarına devam etmesini umduğunu söyledi. Williams, Katar’ın Trablus Büyükelçisi Duseri’nin ülkesinin, BM’nin çabalarına olan tam desteğini dile getirdiğini belirterek toplantıda uluslararası toplumun Libya halkını ve Libya'daki seçim sürecine birleşik ve güçlü bir şekilde destek vermesine ihtiyaç duyulduğunun vurgulandığını aktardı.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.