Mısır ve Cezayir, yaklaşan Arap zirvesinde ortak tutum alacak

Sisi ve Tebbun’un Kahire’deki görüşmeleri, ‘Libya krizi, Filistin davası, Nahda (Hedasi) Barajı ve Afrika kıtasının güvenliğine’ odaklandı

Sisi, Tebbun ile ikili görüşmelerde bulundu. Toplantıyı, iki ülke heyetlerinin huzurunda genişletilmiş bir görüşmeler oturumu takip etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Sisi, Tebbun ile ikili görüşmelerde bulundu. Toplantıyı, iki ülke heyetlerinin huzurunda genişletilmiş bir görüşmeler oturumu takip etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır ve Cezayir, yaklaşan Arap zirvesinde ortak tutum alacak

Sisi, Tebbun ile ikili görüşmelerde bulundu. Toplantıyı, iki ülke heyetlerinin huzurunda genişletilmiş bir görüşmeler oturumu takip etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Sisi, Tebbun ile ikili görüşmelerde bulundu. Toplantıyı, iki ülke heyetlerinin huzurunda genişletilmiş bir görüşmeler oturumu takip etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Ahmed Abdulhekim
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, 25 Ocak Salı günü yaptığı açıklamada Mısırlı mevkidaşı Abdulfettah es-Sisi ile ‘Cezayir’deki Arap Zirvesi’ne hazırlık olarak istişareleri genişletme gerekliliği’ konusunda uzlaşı sağladığını belirtti. Tebbun, Kahire’deki görüşmelerinin sona ermesinin ardından düzenlenen bir basın toplantısında iki ülkenin ‘iki taraf arasındaki görüşmelerin vizyon ve bakış açıları üzerinde tam bir uzlaşıya vardığını’ söyledi.
Mısır Cumhurbaşkanlığı’na göre ise Cezayir Cumhurbaşkanı ile yapılan görüşmelerde, Arap ulusal güvenliğini korumak amacıyla ortak Arap eylem mekanizmasını kurma gerekliliğine vurgu yapıldı.
Sisi, Cumhurbaşkanı Tebbun ile “Libya’da cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin yapılması gerektiği” konusunda da uzlaşı sağladıklarını söylerken, “Yabancı güçlerin ve paralı askerlerin Libya’dan istisnasız şekilde ve belirli bir süre zarfında ayrılmaları gerektiği konusunda da ortak bir anlayış var. Mısır’ın su güvenliği konusu ele alındı ve önemli bir konu olarak Mısır’ın su haklarının korunma gereği hususunda fikir birliği sağlandı” açıklamasında bulundu.

Görüş birliği
Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Bessam Radi’ye göre Sisi, Tebbun ile gerçekleştirdiği ikili görüşmenin ardından iki ülkeden heyetlerin de varlığıyla genişletilmiş bir oturum düzenledi. Görüşmeler sırasında iki taraf, Kahire ve Cezayir arasında, ortak öneme sahip bölgesel meselelere ilişkin periyodik ve yoğun istişare ve koordinasyonu en üst düzeyde sürdürmenin önemine dikkati çekti. Bu durum, iki ülkenin aralarındaki sağlam stratejik ittifakı derinleştirme taahhüdünü yansıtıyor.
Bessam Radi, görüşmelerin ortak öneme sahip bir dizi bölgesel ve uluslararası konuda görüş alışverişine sahne olduğunu söylerken, iki tarafın da coğrafi çevrelerinde halihazırda meydana gelen gelişmelere yönelik olarak iki ülke arasındaki ortak çabaların ve güçlü koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiğine dair uzlaşı sağladığını ifade etti.
Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü, “Mısır ve Cezayir arasındaki stratejik ortaklık, özellikle Sahel bölgesindeki askeri ve enformasyonel işbirliği ve koordinasyon yoluyla bölgesel düzeyde terörizm ve her türlü organize suçla mücadele çabaları çerçevesinde ortaya koyuldu” dedi. Radi, “Libya meselesine ilişkin gelişmeler ele alındı. İki Cumhurbaşkanı, Libya’nın istikrarı, birliği ve toprak bütünlüğü ve ulusal kurumlarının korunmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam etme gerekliliğine dikkati çekti. Ayrıca mevcut dönemin hassasiyeti ortasında Libya krizini çözme mekanizmalarına ilişkin vizyon ve pozisyonların koordinasyonunu yoğunlaştırma konusunda anlaştılar. Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri düzenleyerek, geçiş aşamasını sona erdirmenin ve Libya halkının bu konudaki arzularının gerçekleşmemesini engellemenin yanı sıra, özellikle Mısır ve Cezayir ulusal güvenliği üzerindeki doğrudan etkisi olmak üzere, ateşkesi sağlamlaştırmak ve tüm yabancı güçleri, paralı askerleri ve yabancı savaşçıları Libya topraklarından çıkarmak için çalışılması gerektiğini vurguladılar” şeklinde konuştu.
Görüşmeler sırasında ayrıca, üç ülkenin çıkarlarını da dikkate alarak, barajın doldurulması ve işletilmesi konusunda adil, dengeli ve bağlayıcı bir yasal anlaşmaya varılmasının önemli olduğu belirtilirken, Nil suları meselesi, Nahda Barajı müzakerelerine ilişkin son gelişmeler ve bölgesel istikrarın korunması konusu da ele alındı. Görüşmeler ayrıca, tüm tarafların gerekli iyi niyet ve siyasi iradeyi göstermesi çağrısı yapıldı.

İş birliği ve koordinasyonu yoğunlaştırmak
Kahire’deki görüşmelerin sona ermesinin ardından Mısır Cumhurbaşkanlığı, Cezayir Cumhurbaşkanının Mısır’a yönelik ilk ziyareti münasebetiyle ortak bir açıklama yaptı. Bu çerçevede iki taraf, ikili ilişkilerin stratejik ve seçkin bir doğaya sahip olduğunu söylerken, “Her düzeyde istişare ve koordinasyon mekanizmaları harekete geçirilirken, iki ülke arasındaki ikili işbirliği çerçevelerini ilerletme hususunda da uzlaşı sağlandı” dedi. Cumhurbaşkanlığı ayrıca, “Görüşmelerde iki ülke arasındaki ekonomik işbirliği ilişkileri ele alındı. Karşılıklı ticaret değişim oranlarını artırmanın, ortaklıkları güçlendirmenin ve farklı alanlarda deneyim alışverişinde bulunmanın yanı sıra iki Cumhurbaşkanı, bunları geliştirmek, karşılıklı yatırımları artırmak ve her iki ülkedeki yatırımlardan maksimum faydayı sağlamak için çalışmaya devam etme arzularını dile getirdi” değerlendirmesinde bulundu.
Arap ulusal güvenliğinin bölünmez bir bütün olduğu, onu korumak için Arap dayanışmasının gerektiği ve ortak Arap eylem mekanizmalarının hareket geçirilmesi gerektiği inancına dayanarak yapılan ortak açıklamada, “İki Cumhurbaşkanı, önümüzdeki dönemde Arap Birliği çerçevesinde ortak Arap eylem mekanizmalarını harekete geçirmek için koordinasyonu yoğunlaştırmaya yöneldi” denildi. Uluslararası ve bölgesel düzeyde iki lider, Arap, Afrika, Akdeniz ve uluslararası düzeylerde iki ülke arasındaki koordinasyonun önemine dikkati çekerek, iki ülkenin çıkarlarını en üst düzeye çıkaracak şekilde istişare ve koordinasyon sağlanması gerektiğini vurguladı. İki lider, bölgenin karşı karşıya olduğu ciddi zorluklar ortasında Arap ulusal güvenliğini korumanın önemli olduğunu söylerken, ulus devlet kavramını güçlendirme, kurumlarının rolünü destekleme ve Arap ülkelerinin iç işlerine dış müdahale girişimlerini reddetme ihtiyacına dikkati çekti.
Filistin davasına ilişkin olarak ise ortak açıklamada, Filistin halkının ‘4 Haziran 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız devletlerini kurma ve ilgili bölgesel ve uluslararası çabaları harekete geçirme’ arzu ve umutlarını gerçekleştirme gerekliliğine değinildi. Aynı şekilde Libya krizine ilişkin gelişmeler de masaya yatırılırken iki cumhurbaşkanı, bu kardeş ülkenin yaşadığı krizin çözümünün, Libya’nın birliğini ve egemenliğini garanti altına alacak şekilde, halk arasındaki mutabakatla olması gerektiğini vurguladı. Tüm yabancı güçlerin, paralı askerlerin ve yabancı savaşçıların Libya topraklarından çıkışı çağrısında bulunan iki cumhurbaşkanı, Libya cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin Libya halkının özgür iradesini ifade etmesine ve meşru özlemlerini gerçekleştirmesine olanak tanıyacak şekilde yapılması gerektiğini ifade etti.
Öte yandan iki cumhurbaşkanı, Afrika kıtasında barış ve güvenliğin sağlanması amacıyla son derece önemli olduğu için Sudan’daki durumun istikrarını desteklemenin, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı duymanın gerektiğini ifade etti.
Sahel ve Sahra bölgesinde, tanık olunan mevcut güvenlik koşulları ortasında, terörist ve radikalizm yanlısı grupların bu bölgedeki faaliyetlerinin genişlemesini önlemek için istikrarı sağlama çabalarının desteklenmesinin önemli olduğu belirtildi.
İki cumhurbaşkanı, 2063 Afrika Kalkınma Gündemi hedeflerine ulaşmak üzere, Afrika Birliği (AfB) ve bölgesel ekonomik gruplar arasındaki koordinasyon yoluyla kıtasal ve ekonomik entegrasyonun sağlanması için AfB sisteminin yükseltilmesi yolunda ortak iş birliğinin önemine dikkat çekti. Ayrıca AfB’nin rolünü geliştirmek için ortak eylem gerektiğine de vurgu yapıldı.
Aynı şekilde Nahda Barajı konusunu ve Nil sularının Mısır halkı açısından önemini de görüşen iki cumhurbaşkanı, Mısır, Sudan ve Etiyopya’nın çıkarlarını adil ve hakkaniyetli bir şekilde gerçekleştirerek, Nahda Barajı’nın doldurulması ve işletilmesi sürecini düzenleyen bağlayıcı bir yasal anlaşmaya varılması gerektiği konusuna dikkati çekti.
Terörün her türlü tezahürüyle mücadele alanında işbirliğini güçlendirme talimatı da veren taraflar, uluslararası topluma ise (tüm terör örgütleriyle mücadele ederek, yeni unsurları kendine çekme yeteneklerini baltalayarak ve fon kaynaklarını kurutarak) ‘bu olguyu çeşitli güvenlik, ekonomik, toplumsal, kalkınma, entelektüel ve ideolojik boyutlarıyla ele almak için kapsamlı bir yaklaşım benimseme’ çağrısında bulundu.
Kahire’ye yönelik bu ziyaret, Cezayir Cumhurbaşkanı’nın Aralık 2019’da göreve başlamasından bu yana ilk ziyaret oldu. Ziyaret ayrıca, bir Cezayir cumhurbaşkanının yaklaşık yirmi yıldır Mısır’a yaptığı ilk ‘resmi’ ziyaret niteliğinde. Cezayir’in geçici cumhurbaşkanı Abdulkadir bin Salih de Temmuz 2019’da Afrika Uluslar Kupası finaline katılmak amacıyla Mısır’a ziyarette bulunmuştu.



El-Zeydi: Irak, Rusya ile her alanda iş birliği yollarını geliştirmeyi hedefliyor

Irak Başbakanı Ali Falih el-Zeydi, Bağdat’ta Rus heyetini kabul etti, (Irak Başbakanlık Ofisi)
Irak Başbakanı Ali Falih el-Zeydi, Bağdat’ta Rus heyetini kabul etti, (Irak Başbakanlık Ofisi)
TT

El-Zeydi: Irak, Rusya ile her alanda iş birliği yollarını geliştirmeyi hedefliyor

Irak Başbakanı Ali Falih el-Zeydi, Bağdat’ta Rus heyetini kabul etti, (Irak Başbakanlık Ofisi)
Irak Başbakanı Ali Falih el-Zeydi, Bağdat’ta Rus heyetini kabul etti, (Irak Başbakanlık Ofisi)

Irak Başbakanı Ali Falih el-Zeydi, bugün yaptığı açıklamada, hükümetinin özellikle iki ülke arasındaki tarihsel ortaklıklar doğrultusunda Rusya ile bütün alan ve sektörlerde iş birliğini geliştirmeyi hedeflediğini söyledi.

Zeydi, Rusya Federasyonu Askeri-Teknik İşbirliği Federal Servisi Başkanı Dmitriy Şugayev ve beraberindeki heyeti, Rusya’nın Bağdat Büyükelçisi’nin de katılımıyla kabul etti. Görüşmede Zeydi, Irak’ın Rusya ile ikili ilişkilerine verdiği önemi ve bu ilişkilerden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Rus yetkili ise ülkesinin Irak ile ikili ilişkileri geliştirme konusundaki kararlılığını vurguladı. Moskova’nın terörle mücadele, bölgesel ve uluslararası güvenliğin güçlendirilmesi amacıyla Irak’la ortak koordinasyonu sürdürme isteğini yineledi.

Şarku’l Avsat’ın DPA’dan aktardığına göre Irak hükümetinden yapılan açıklamada, görüşmede iki ülke arasındaki askeri iş birliğinin geliştirilmesi ve çeşitli anlaşmalar ile mutabakat zabıtlarının hayata geçirilmesi yoluyla ikili ilişkilerin ve ortak çalışmaların güçlendirilmesinin ele alındığı belirtildi.

Görüşmelerde ayrıca Irak güvenlik güçlerinin farklı birimlerinin kapasitesinin desteklenmesi ve geliştirilmesine yönelik iş birliği olanakları da değerlendirildi.


Cezayir’de “Kara On Yıl” söylemi sanal dünyada neden şimdi geri dönüyor?

Hükümet karşıtı protesto sırasında Cezayirli kadınlar sloganlar atıyor; protesto hareketi 8 Mart 2021'de sokaklara geri döndü (AFP)
Hükümet karşıtı protesto sırasında Cezayirli kadınlar sloganlar atıyor; protesto hareketi 8 Mart 2021'de sokaklara geri döndü (AFP)
TT

Cezayir’de “Kara On Yıl” söylemi sanal dünyada neden şimdi geri dönüyor?

Hükümet karşıtı protesto sırasında Cezayirli kadınlar sloganlar atıyor; protesto hareketi 8 Mart 2021'de sokaklara geri döndü (AFP)
Hükümet karşıtı protesto sırasında Cezayirli kadınlar sloganlar atıyor; protesto hareketi 8 Mart 2021'de sokaklara geri döndü (AFP)

Rabia Abdusselam

Sosyal medya son zamanlarda, dini ve laik akımlar arasında edep ve ahlak, kamusal alanda görünüm ve giyim kuşam konusunda tekrarlanan tartışmaları yeniden canlandıran, hararetli bir fikri çatışma alanına dönüştü. Bu dijital tartışma artık basit görüş ayrılığı değil; keskin bir şekilde çatışmacı boyutlar kazandı. Bunlar, geçmişte ülkeyi Kara On Yıl'ın (yaklaşık 1992 ile 2002 yılları arasında on yıl süren kanlı ve şiddetli silahlı çatışma dönemi) labirentine sürükleyen başlangıç ​​noktasını ve ilk kıvılcımı oluşturan aynı şiddet yüklü tonu taşıyor.

Bu keskin kutuplaşmanın özellikleri, bugün dijital alanı bölen şiddetli sanal çatışma ile somutlaşıyor. Muhafazakâr akım, kamu ahlakını ve toplumun değer sistemini koruma bahanesiyle, edep standartlarının ve kamusal alanlarda kılık kıyafete, davranışlara daha sıkı kontrollerin getirilmesini talep eden geniş çaplı dijital kampanyalar yürütüyor. Öte yandan, “ahlaki vesayet” ve bireysel özgürlükleri boğma olarak tanımladıkları girişimleri kategorik olarak reddeden kadınlardan ve aktivistlerden oluşan bir cephe bulunuyor. Bu iki akım arasında bazıları, arşivdeki videoları paylaşarak ve o karanlık dönemde ihanete kurban gidenlerin isimlerini anarak “kan ve gözyaşı” yıllarını hatırlatıyor.

Bu sert söylem bizi temel sorularla yüzleştiriyor: Sadece kamusal görünümle ilgili geçici bir tartışma ile mi karşı karşıyayız, yoksa toplum on yıllardır ertelenmiş olan kimlik ve birlikte yaşama sorularıyla yeniden mi yüzleşiyor? Ve sanal tartışmalar kolektif istikrarı tehdit eden bölünmelere dönüşmeden önce bu endişe verici kutuplaşma döngüsünü nasıl kırabiliriz?

Dağlardan kutuplaşmış ekranlara

Dijital kutuplaşmanın giderek artmasına ilişkin endişeleri yansıtan dikkat çekici bir siyasi değerlendirmede, Yeni Nesil Partisi Genel Başkanı Dr. Lakhdar Amokrane yaptığı açıklamaya devletin dayanıklılığına ve ülkenin kolektif bilincine vurgu yaparak başladı. Amokrane, “2026 Cezayir’i hiçbir şekilde 1990’ların Cezayir’i değil. Bugün devletimiz daha güçlü, toplumumuz derin bir dönüşüm geçirdi ve halkımız o dönemde çok ağır bir bedel ödedi” dedi.Ancak Amokrane, sözlerini sürdürürken mevcut duruma ilişkin bazı göstergeler konusunda endişe ve kaygı taşıdığını da dile getirdi.

Amokrane “Ülke 1990'ların bataklığına düşme tehlikesini aşmış olsa da bölünmeye yol açan mekanizmalar, aşırılıkçı söylemler, ötekini düşman olarak gösterme girişimleri, farklı olma hakkının reddi ve nihayetinde ihanet suçlamaları ve temelsiz kimlik çatışmalarıyla beslenerek yeni biçimlerde tekrar ortaya çıkmaya başlıyor” uyarısında bulundu.

Parti lideri şuna da dikkat çekti “Bu çatışmanın dağlardan telefon ekranlarına ve sanal platformlara kayması tehlikesi bulunuyor. Zira artık yorumlar, paylaşımlar ve sistematik dijital kampanyalar etrafında dönüyor. Bu kampanyalar, Cezayirlileri eşi benzeri görülmemiş bir sözlü şiddetle birbirine düşürüyor.” Bu şiddetin, ‘silahsız, ancak toplumsal dokunun bütünlüğü için asla sonuçsuz kalmayacak bir savaş’ olarak tanımladığı durumun sonuçlarını hafifletmek için kolektif bir durup düşünme anını gerektirdiğini de söyledi.

Dijital alanda, ahlakı korumak için edebin dayatılmasını talep eden muhafazakâr bir akım ile “ahlaki vesayeti” reddeden kadınlar ve aktivistler ve “Kara On Yıl” boyunca yaşanan “kan ve gözyaşı” yıllarını hatırlatanlar arasında keskin bir kutuplaşma ortaya çıktı

Bu uyarının boyutlarını anlamak için Cezayir bilincinde acının büyüklüğünü özetleyen çeşitli adlarla bilinen bu trajik döneme geri dönülmeli. Bu adların en bilinenleri “Kara On Yıl”, “Kan ve Gözyaşı Yılları” ile “Ulusal Trajedi”dir. O dönemde özellikle de 1990'larda, sosyal medya platformları henüz doğmamıştı. Dahası o dönemde büyük krizin kanlı ayrıntıları, dağların zirvelerinde ve mağaralarında, derin ormanlarda ve silahlı çatışmaların kaleleri ve sahneleri haline gelen izole köylerde ve mezralarda yaşanmıştı.

O yıllar ardında korkunç insani, psikolojik ve sosyal kayıplar bıraktı; bu kayıpların derin yaraları, birçok Cezayirlinin bilincinde ve hayal gücünde canlı olarak varlığını sürdürüyor. Ne var ki hatırlanma ve temsil edilme biçimi iki nesil arasında farklılık gösteriyor; yaşanan dehşetlere tanık olan ve kanlı olayların ayrıntılarını dakika dakika yaşayan bir nesil ile 21. yüzyılda veya krizin son anlarında doğan bir nesil. Bu yeni nesil, o dönemi ancak sözlü tarih, medya ve ebeveynlerinden duydukları bazı birinci elden anlatımlar aracılığıyla tanıyor.

Kimlik mücadelesi

 Çatışma eski savaş alanından sanal alana kayarken, mevcut tartışmanın doğasının ve derinliğinin ikincil önemde konularla ilgili olmadığı açıkça ortaya çıkıyor. Şarku’l Avsat’ın al Majalla'dan aktardığı analize göre görünüş ve giyimle ilgili mevcut anlaşmazlıklar, göründüğü kadar yüzeysel veya geçici değil.

cxhnmh
5 Eylül 2024'te yapılan son cumhurbaşkanlığı seçiminden önce Cezayir'in Oran kentindeki bir meydanda fotoğraf çektiren kadınlar, (AFP)

Bu bağlamda, Cezayir'deki “İyi Yönetim Cephesi”nin Başkanı İsa Belhadi yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Yüzeyde sosyal veya kültürel gibi görünen bu tartışmalar, derinlemesine kimlik, referans, bireysel özgürlükler, anlaşmazlığın sınırları ve toplum içindeki birlikte yaşamanın doğasıyla ilgili daha geniş soruları ortaya çıkarıyor.”

Belhadi, tarihsel hafızanın tuzaklarına karşı uyarıda bulunarak sözlerine şöyle devam etti: “Cezayir, siyasi, entelektüel ve sosyal farklılıklar keskin kutuplaşmaya dönüştüğünde ağır bir bedel ödedi. Bu nedenle, 1990'ların söylemini tarihsel bağlamının dışında kullanmak topluma hizmet etmez, aksine gerilim ve korku ortamı yaratmaya katkıda bulunabilir.”

Ona göre sorun, fikir anlaşmazlıklarının özünde değil, medeni diyalog mekanizmalarının yokluğunda yatıyor; “fikir çeşitliliği toplumu zenginleştirir, ancak gerçek kriz, bu doğal farklılıkları dışlama araçlarına, ihanet ve dinden dönme suçlamalarına ve insanların görünüşlerine, inançlarına veya aidiyetlerine göre sınıflandırılmasına dönüştürüldüğünde, sosyal medya, barışçıl bir arada yaşamayı garanti eden sorumlu diyalog alanı yerine, önyargıların alanı haline geldiğinde başlar ve kötüleşir.”

Hukuki düzenleme çekici ile farkındalık örsü arasında

Bu gergin gerçeklikle karşı karşıya kalındığında, temel ve acil bir soru öne çıkıyor: Bu olgu nasıl ele alınabilir ve tehlikeli sonuçları nasıl sınırlandırılabilir?

Bu kutuplaşma etrafındaki kamuoyu tartışması iki ana seçenek arasında gidip geliyor. Birincisi, dijital kaosu dizginlemek, kışkırtma ve nefret içeren söylemleri suç saymak ve gizliliği korumak için katı ve kararlı yasalar çıkarmayı içeriyor. Bu bağlamda, İyi Yönetim Cephesi Başkanı İsa Belhadi şunları söyledi: “Hiçbir ülke ne kadar açık olursa olsun, özellikle bu alan kışkırtma, nefret söylemi yayma veya bireylerin onurunu ve gizliliğini ihlal etme aracı haline geldiğinde, dijital alanı kullanımını düzenleyecek yasal bir çerçeve olmadan bırakamaz.” Belhadi, “Bu düzenleme özgürlüğün kısıtlanması değil, aksine korunmasıdır; çünkü sorumluluk olmadan özgürlük, görüşlerini özgürce ifade edenler de dahil olmak üzere herkese zarar veren bir kaosa dönüşür” değerlendirmesinde bulundu.

İyi Yönetim Cephesi Başkanı İsa Belhadi, yaptığı açıklamada, “Yüzeyde sosyal bir tartışma gibi görünen şey, derinlemesine kimlik, referans, bireysel özgürlükler ve birlikte yaşamayla ilgili daha geniş soruları ortaya çıkarıyor. Bu da 1990'ların tartışmalarını bağlamından kopararak yeniden canlandırabilir, gerilim ve korku atmosferi yaratabilir” dedi

Ancak diğer yandan parti lideri, bu alandaki herhangi bir yasanın, “muhalefeti susturmak veya kamu düzenini sağlama veya koruma bahanesiyle karşıt görüşleri yargılamak için bir araç haline gelmesini önlemek için kesin kurallara tabi olması gerektiğini” belirterek, belirsiz metinlerin genellikle belirtilen amaçlarından çok uzak amaçlar için kullanıldığını gösteren tarihsel deneyime atıfta bulundu. Buradan yola çıkarak Belhadi, bağımsız yargı denetimi altında, eleştiri ile iftira ve anlaşmazlık ile hakaret arasında kesin ayrım yapan, net ilkelere dayalı bir yasal çerçeve hazırlanması çağrısında bulundu.

Hukukun gücünü toplumun olgunluğuyla birleştiren bu dengeli yaklaşıma dayanarak Belhadi, fikir, giyim veya kişisel inanç farklılıklarının asla anavatan için bir tehdit oluşturmadığını, aksine canlılığının ve çoğulculuğunun kesin kanıtı olduğunu vurguladı. Ona göre gerçek tehlike çeşitliliğin kendisinde değil, bazılarının bu çeşitliliği açık bir çatışma alanına dönüştürme çabasında ve başkalarının koşullarını ve geçmişlerini gerçekten bilmeden ön yargılı hükümlerde bulunma kolaylığında yatmaktadır. Ayrıca gençlere doğrudan seslenerek, dijital dünyanın gürültüsünün yurttaşlarından hayali bir düşman yaratmasına izin vermemeleri konusunda da onları uyardı.

fvbgnt
Cezayir'de, 20. yüzyılın başlarından itibaren geleneksel şarkılarıyla ünlü merhum Cezayirli şarkıcı el-Hac Muhammed el-Anka'nın bir duvar resminin önünden geçen insanlar, 15 Eylül 2024 (AFP)

Sözlerini, “Çeşitliliği ve çok yönlü karakteriyle Cezayir, atılması gereken bir yük değil, aksine akıllıca yönetilmesi ve yatırım yapılması gereken büyük bir ulusal varlıktır” diyerek sarsılmaz bir inançla sonlandırdı. Tarihi boyunca en zorlu sınavlardan geçme kudretini ve direncini kanıtlamış olan Cezayir halkının, “bugün de bu hararetli dijital tartışmayı yeni bir krizin başlangıcı değil, kolektif tarihsel büyüme için fırsata dönüştürebileceğine” olan tam güvenini dile getirdi.

*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


Suriye ve İsrail gerilimi düşürmek için harekete geçti

Suriye Dışişleri Bakanı Esad el-Şeybani, Reuters ajansına röportaj verirken, (Reuters)
Suriye Dışişleri Bakanı Esad el-Şeybani, Reuters ajansına röportaj verirken, (Reuters)
TT

Suriye ve İsrail gerilimi düşürmek için harekete geçti

Suriye Dışişleri Bakanı Esad el-Şeybani, Reuters ajansına röportaj verirken, (Reuters)
Suriye Dışişleri Bakanı Esad el-Şeybani, Reuters ajansına röportaj verirken, (Reuters)

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile İsrail istihbarat servisi Mossad’ın Direktörü Roman Gofman, iki ülke arasındaki gerilimi düşürme çabaları kapsamında dün bir araya geldi. Görüşmenin, kısa süre önce Ebu Zuhur Hava Üssü’nü hedef alan saldırının ardından gerçekleştiği belirtildi. ABD merkezli Axios’a konuşan ve konu hakkında bilgi sahibi iki kaynak, toplantı yapıldığını doğrularken yer konusunda bilgi vermedi.

İsrail medyasına konuşan bir kaynak, görüşmeleri “iyi” olarak nitelendirdi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre Şeybani ajansa verdiği röportajda, Şam’ın İsrail ile güvenlik anlaşmasına ilişkin müzakerelerin yakın zamanda yeniden başlamasını beklediğini söyledi. Söz konusu anlaşmanın İsrail güçlerinin Suriye topraklarından çekilmesine zemin hazırlamasını umduklarını belirten Şeybani, İsrail’e “tarihi bir fırsatı” değerlendirme çağrısında bulunarak diplomasi kapısının açık olduğunu vurguladı.

Şeybani, “İran-İsrail savaşının ardından müzakereler donduruldu. Bu süreci tamamlamak için müzakerelerin yakın zamanda yeniden başlamasını umuyoruz” şeklinde konuştu.

Şam’ın İsrail’e yönelik güveninin şu anda bulunmadığını belirten Şeybani, “Şu anda İsrail’e güvenmiyoruz. Onunla iletişim kuruyoruz, ancak şu aşamada güven söz konusu değil” ifadelerini kullandı. Şeybani, hava üssünü hedef alan saldırının ardından iki taraf arasındaki iletişimin kesildiğini de belirtti.

Şeybani, “İletişim kurulması gerekiyor. Özellikle de Suriye’nin güvenliğini sürekli tehdit eden bir tarafla” diyerek, ancak bu iletişimin sonuç vermemesi halinde buna ihtiyaç duymadıklarını belirtti ve “Eğer sonuç getirmeyecekse böyle bir iletişimi kesinlikle istemiyoruz” ifadelerini kullandı.

İsrail Başbakanlık Ofisi ise Reuters’ın konuya ilişkin yorum talebine cevap vermedi.