Afganistan’ın uluslararası varlıklarının kullanımı için çabalar sürüyor

İİT Genel Sekreteri Hüseyin Taha: Afgan varlıklarının dondurulması kararını iptal için istişareler yürütülüyor

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Hüseyin İbrahim Taha
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Hüseyin İbrahim Taha
TT

Afganistan’ın uluslararası varlıklarının kullanımı için çabalar sürüyor

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Hüseyin İbrahim Taha
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Hüseyin İbrahim Taha

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Hüseyin İbrahim Taha, İİT ve İslam Kalkınma Bankası'nın ekonomik krizin çözülmesine yardımcı olacak şekilde Afgan varlıklarının dondurulması kararını iptal için uluslararası taraflarla istişarelerde bulunduğunu söyledi.
İİT’nin, İslam Kalkınma Bankası'na Afganistan'daki insani krizden etkilenenlere insani ve kalkınma yardımlarını desteklemeyi amaçlayan güven fonunun kurulmasını hızlandırma çağrısında bulunan Genel Sekreter Şarku'l Avsat'a konuştu: “İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Özel Elçisinin, İslam İşbirliği Teşkilatı'nın kararını uygulama yolları konusunda Taliban ile görüşmek için yakın zamanda Kabil'i ziyaret etmesi bekleniyor. Bu durum Taliban tarafından memnuniyetle karşılanıyor”.
Yemen dosyasına ilişkin olarak Taha, örgütün Husi milislerin Kızıldeniz, Babu’l-Mendeb Boğazı ve Aden Körfezi'nde oluşturduğu tehditleri kınadığını söyledi. Taha, “Uluslararası deniz seyrüseferinin güvenliğini ve emniyetini tehdit eden bölgesel ve uluslararası sularda savaş gemilerine yönelik saldırıların yanı sıra İİT, balistik füzeler başta olmak üzere Husi milislerine silah tedarik edilmesini de kınıyor. Mezhepsel çatışmaları körükleyen politikalar durdurulmalı ve terörist grupları desteklemekten ve finanse etmekten kaçınılmalı” açıklamalarında bulundu.
Diğer yandan İslam Kalkınma Bankası'nın kuruluşundan 2021 yılının üçüncü çeyreğinin sonuna kadar toplam fonlama ödeneklerinin 157,1 milyar dolar olduğunu söyleyen Genel Sekreter, “İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkelerdeki işsizlik oranı 2020 yılındaki yüzde 6,5 olan küresel ortalamaya kıyasla yüzde 7,1'e ulaştı. İİT ülkelerindeki gençler arasında işsizlik oranı 2020 yılı için yüzde 14,4 ile küresel ortalamanın üzerinde seyretti”.

İİT ve Afganistan
Hüseyin Taha, İİT’nin İslam Zirvesi Başkanlığı’nı yürüten Suudi Arabistan'ın daveti üzerine ve Pakistan'ın ev sahipliğinde Afganistan'daki insani duruma ilişkin Dışişleri Bakanları Konseyi'nin olağanüstü toplantılar düzenlediğini kaydetti.
İİT Genel Sekreteri geçen Aralık ayında gerçekleştirilen bu toplantının, bu yılın ilk çeyreğinde Afganistan'daki insani krizden etkilenenlere insani ve kalkınma yardımlarını yönlendirmek amacıyla İslam Kalkınma Bankası çatısı altında bir güven fonu oluşturmayı kararlaştırdığını belirtti.
Ayrıca, İslam'da hoşgörü ve ılımlılık, eğitime eşit erişim, İslam'da kadın hakları ve diğer hayati konularda Afganistan ile ilişki kurmak için Uluslararası İslam Fıkıh Akademisi tarafından yönetilen seçkin din alimlerinden ve hukukçulardan oluşan bir heyet oluşturulmasına karar verildi.
Hüseyin Taha, “Fonun kuruluşunu hızlandırmak için İslam Kalkınma Bankası ile koordineli olarak, fonun mali kaynaklarını harekete geçirmek için bağışçı ülkelerle iletişime geçerek diplomatik çabalarımızı başlattık.  Geçtiğimiz yıllarda Afgan halkına çeşitli insani yardım hizmetleri sunmak için çalışan örgütün Afganistan'ın başkentinde ofisi bulunuyor. Ofisin insani yardım sağlamadaki görevlerini yerine getirmesini sağlamak için insan kadroları ve mali kaynaklar sağlamanın yollarını tartışmak üzere üye devletlerle de yoğun istişareler başlatıldı” dedi.
Taha, İİT’nin Kabil'deki ofisinin direktörüne derhal işyerine gitmesi ve ofisin insani faaliyetlerini, Birleşmiş Milletler ve çeşitli kurumları başta olmak üzere uluslararası kuruluşlarla işbirliğini ve koordinasyonunu doğrudan denetlemesi talimatını verdi. İİT Genel Sekreteri, “Ofisin özellikle İslam Kalkınma Bankası'nda vakıf fonunun kurulmasından ve insani yardım programımızın fiilen başlatılmasından sonra insani yardım operasyonlarına katkıda bulunmada somut bir rol oynamasını bekliyoruz. Ayrıca bazı üye devletlerin Afganistan'a insani yardımlarını ofis aracılığıyla sağlamasını bekliyoruz. İİT’nin Afgan gruplarıyla görüşme konusundaki tutumu net ve tutarlı. Afgan liderliğindeki barış sürecine tam destek veriyoruz ve tüm tarafların tüm anlaşmazlıkları çözmek için barışçıl diyalog taahhüdünde bulunmalarını umuyoruz. Uluslararası ve insancıl hukuka ve uluslararası insan hakları standartlarına saygı gösterilmeli”.
Hüseyin Taha konuşmasını şöyle sürdürdü: “İİT, Dışişleri Bakanları Konseyi tarafından kendisine verilen yetkiye uygun olarak hareket ediyor ve konseyin kararları arasında siyasi ve ekonomik angajman görevini üstlenmek üzere Genel Sekreter'in özel bir temsilcisinin atanması var. İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Özel Temsilcisinin, İslam İşbirliği Teşkilatı'nın kararını uygulama yolları konusunda Taliban ile görüşmek için yakın zamanda Kabil'i ziyaret etmesi bekleniyor. Bu Taliban tarafından memnuniyetle karşılanıyor. Nakit tükenmesiyle ilgili olarak, Afgan varlıklarının dondurulması kararının iptali aslında ekonomik krizin çözülmesine yardımcı olacak”.
Afganistan yönetimi, İİT ve İslam Kalkınma Bankası'ndan bu önemli konuda uluslararası taraflarla istişarelerde bulunmalarını talep ediyor.
Afganistan konferansının bitiminden hemen sonra İİT’nin, Afganistan'ı desteklemek için üye devletler ve uluslararası ortaklarla sürekli istişareler yürüttüğünü vurgulayan Genel Sekreter, “Vakıf fonunun kurulması ve üye devletlerden bağışların alınması Afgan ekonomisinin desteklenmesine büyük katkı sağlayacak” diye konuştu.
Afganistan'daki kuraklık sorunu hakkında yöneltilen bir soruya cevaben Genel Sekreter, “Afganistan için Gıda Güvenliği Programını başlatmak, İİT'nin hedeflerinden biridir. Bu İİT için bir gıda güvenliği rezerv sisteminin kurulması yoluyla olur. Bu konuyu DSÖ, üye devletler ve uluslararası ortaklarla birlikte takip edeceğiz.”

Krediler ve en az gelişmiş ülkeler
İİT’deki toplam 57 üye ülkeden 21'i az gelişmiş ülkeler arasında kabul ediliyor. Geri kalan ülkeler orta gelirli gelişmekte olan ülkeler olarak sınıflandırılıyor. Bu az gelişmiş ülkelerden 18'i Afrika'dadır ve bu ülkelerin karşılaştığı kalkınma zorluklarının nedeni düşük üretim kapasitelerinde yatmaktadır. Bu da büyümede yavaşlamaya, yatırım eksikliğine ve kapalı piyasalara, ayrıca zayıf destekleyici politikalara ve eskiyen altyapıya yol açar.
Örgütün daha fazla çaba gösterdiğini ifade eden Hüseyin Taha, “Afrika'nın Kalkınması Programı, Kalkınma için İslami Dayanışma Fonu ve 2005 yılında 12 milyar dolarlık sermaye ile onaylanan diğer fonlar yoksulları destekleyen faaliyetleri teşvik etmeyi amaçlamaktadır. İİT 22 Afrika üye ülkesinde bu program kapsamında finansman için toplam 480 proje onaylandı ve çoğu proje tarım, ulaşım, enerji, su ve sanitasyon ve eğitim ve sağlık alanlarında gelişme kaydetmeyi hedefliyor.
Dayanışma Fonu, İslam İşbirliği Teşkilatı üye ülkelerindeki proje ve programları finanse etmek için 858,4 milyon dolarlık krediler ve hibeler sağladı. Bu miktarın yaklaşık yüzde 96'sı İslam İşbirliği Teşkilatı'nın en az gelişmiş ülkelerine gitti.
İİT İslam Kalkınma Bankası, ekonomik ve sosyal kalkınmayı teşvik etmek için krediler, teknik yardım, hibeler ve sermaye yatırımları sağlayarak İİT üye ülkelerine yardımcı olur.
Bu bağlamda Taha, İslam Kalkınma Bankası'nın kurulduğu 1975 yılından 2021 yılının üçüncü çeyreğinin sonuna kadar toplam finansman ödeneklerinin 157,1 milyar dolar olduğunu vurgulamak gerektiğini söylüyor. Buna ek olarak Taha, İİT üye devletlerini ve diğer potansiyel bağışçıları, İİT üye ülkeleri arasında ortaklık, karşılıklı yardımlaşma ve dayanışma idealleri doğrultusunda devamlı ekonomik büyümeyi yakalamak için İİT üye devletlerine yardım etmeyi sürdürmeyi talep ediyor.
İİT’nin başta en az gelişmiş ülkeler olmak üzere ihtiyaç sahibi İİT ülkelerine çeşitli sektörlerde mali ve teknik yardım sağlamak için bol kaynağa sahip üye ülkelerle iletişim kurduğunu vurgulayan Taha, Suudi Arabistan Krallığı'nın en az gelişmiş ülkelerin 6 milyar dolara varan borçlarını insani gerekçelerle iptal etme girişimine de ayrıca dikkat çekti.
İslam Kalkınma Bankası tarafından İslam İşbirliği Teşkilatı'nın Afrika üye ülkelerine sağlanan toplam finansman, 2021 yılının üçüncü çeyreği sonunda 25,1 milyar doları buldu. Bu miktar arasında İİT’nin Afrika'nın Kalkınması için özel program çerçevesinde gelen 480 projeyi finanse etmek üzere gereken 5 milyar doları da içermektedir.
Hüseyin Taha, İslam Ülkeleri İstatistik, Ekonomik ve Sosyal Araştırma ve Eğitim Merkezi (SESRIC), İslam Ticareti Geliştirme Merkezi, İslami Eğitim, Bilim ve Kültür Organizasyonu (ISESCO), İslam Ülkeleri Standartlar ve Metroloji Enstitüsü ve İslam Ticaret ve Sanayi Odası gibi ilgili İİT kurumlarının, Afrika üye devletlerinin yararına İslam Ülkeleri için kapasite geliştirme projeleri ve diğer maddi olmayan projeleri uyguladığını açıkladı.

Sürdürülebilir projeler
Sürdürülebilir projeler, yoksulluk ve işsizlik konusuna değinen Genel Sekreter, İİT’nin Afrika üye ülkelerindeki projeleri desteklediğini söyledi. Bunların arasında Batı Afrika'daki sınır aşan parklarda ve korunan alanlarda turizmin sürdürülebilir kalkınması için tasarlanan bölgesel projeler ve Dakar ve Port Sudan'ı birbirine bağlayan demiryolu projesi yer alıyor.
Hüseyin Taha, “Turizm altyapısının geliştirilmesi ve küçük ve orta ölçekli şirketlerin ilerlemesi yoluyla iç turizmi artırmaya çalıştığımız bu proje için Dünya Turizm Örgütü fizibilite çalışmasını finanse etti. Örgütün, mal ve hizmet taşımacılığını kolaylaştırmak için Batı ve Doğu Afrika'daki örgüte üye ülkelerin demiryolu ağlarını entegre etmek için Dakar ve Port Sudan'ı birbirine bağlayan toplam uzunluğu 10 bin kilometreye varan demiryolu projesini destekliyoruz” şeklinde konuştu.
Yoksulluk ve işsizlikle ilgili olarak, Hüseyin Taha, pandemi sonrası küresel tahminlerin iyimser görünmediğini belirterek şunları söyledi: “Önümüzdeki yıllarda küresel genç işsizlik oranının artması beklenirken işsizlik rakamları gençlerin işgücü piyasasında karşılaştığı zorlukların gerçek boyutunu yansıtmıyor. İİT üye ülkelerindeki ortalama işsizlik oranı, 2020'deki küresel ortalama olan yüzde 6,5'e kıyasla yüzde 7,1 oldu. Ayrıca, İİT ülkelerindeki genç işsizlik oranı, küresel ortalamanın önemli ölçüde üzerinde. İİT ülkelerindeki ortalama genç işsizlik oranı, 2020'de yüzde 14,4 ile aynı yıldaki yüzde 13,7'lik küresel ortalamanın üzerinde seyretti”.
Diğer yandan İİT bünyesinde, istihdam, sosyal koruma, mesleki eğitim ve öğretim, gençler için iş fırsatları yaratmak için beceri geliştirme, profesyonel okuryazarlık, mikrofinans desteği gibi çeşitli programlar başlatıldı.

Husi tehditleri ve terör
Genel Sekreter, İran destekli Husi grubunun oluşturduğu tehditlerle ilgili olarak, Taha, örgütün Husi milislerin Kızıldeniz, Bab el-Mendeb Boğazı ve Aden Körfezi'nde sürdürdüğü tehditleri kınadığını söyledi. Taha, “Uluslararası deniz seyrüseferinin güvenliğini ve emniyetini tehdit eden bölgesel ve uluslararası sularda savaş gemilerine yönelik saldırıların yanı sıra İİT, Husi milislerine silah tedarik edilmesini de kınıyor” açıklamalarında bulundu.
İİT Genel Sekreteri Hüseyin Taha, “İİT, Yemen'deki Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu'nun Yemen'i, halkını ve meşru devlet otoritelerini savunmak için attığı askeri adımları destekliyor. İİT aynı şekilde şiddetli Husi saldırıları karşısında Suudi Arabistan ve BAE'ye ve güvenlik ve istikrarlarını korumak için attıkları tüm adımlara ve önlemlere desteğini ifade ediyor. Teşkilat Yemen'in birliği, egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünün yanında durmaya, içişlerine karışmayı reddetmeye, Yemen halkıyla dayanışma içinde olmaya ve onların özgürlük, demokrasi, sosyal adalet ve kapsamlı kalkınma özlemlerine bağlı. İİT Körfez girişiminde ve yürütme mekanizmasında temsil edilen üç referansa, ulusal diyalogun sonuçlarına ve ilgili BM Güvenlik Konseyi kararları, özellikle 2216 (2015) sayılı karara dayalı olarak kapsamlı bir siyasi çözüme ulaşmak için siyasi sürecin yeniden başlatılmasını desteklemektedir” dedi.
Terörle mücadele bağlamında açıklamalarda bulunan Genel Sekreter, teşkilatın terörle mücadele için çalışan örgütlerin ön saflarında yer aldığını ifade etti. Hüseyin Taha, “İİT, 1994 yılında Uluslararası Terörle Mücadele Davranış Kuralları'nı ve 1999 yılında Uluslararası Terörizmle Mücadele İslam İşbirliği Teşkilatı Sözleşmesi'ni kabul ederek bu olgu hakkında açık ve ilkeli bir tutum formüle eden ilk uluslararası örgütler arasındadır” dedi.
Hüseyin Taha Sahel ve Sahra bölgesinde birçok terörist grubun aktif olduğunu ve bu gruplarla mücadele edebilmek için İİT’nin, üye devletlerini, başta Sahel Beşlisi olmak üzere ilgili ülkelerin savunma ve güvenlik güçlerine destek sağlamaya teşvik ettiğini sözlerine ekledi.
Hüseyin Taha üyeleri ve uluslararası toplumu, terör örgütü DEAŞ'ın yabancı terörist savaşçıları örgüte almasını önlemek için Güvenlik Konseyi kararlarını uygulamaya devam etmeye ve terörist sızmalarını önlemek için gerekli önlemleri almaya çağırdı.



Moskova’nın Güney Kafkasya'daki duruma ilişkin tavrında değişiklik

Beyaz Saray'da Bakü ve Erivan arasında imzalanan anlaşma sırasında ABD Başkanı Donald Trump, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan objektiflere imzalarını gösterirken (AFP)
Beyaz Saray'da Bakü ve Erivan arasında imzalanan anlaşma sırasında ABD Başkanı Donald Trump, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan objektiflere imzalarını gösterirken (AFP)
TT

Moskova’nın Güney Kafkasya'daki duruma ilişkin tavrında değişiklik

Beyaz Saray'da Bakü ve Erivan arasında imzalanan anlaşma sırasında ABD Başkanı Donald Trump, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan objektiflere imzalarını gösterirken (AFP)
Beyaz Saray'da Bakü ve Erivan arasında imzalanan anlaşma sırasında ABD Başkanı Donald Trump, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan objektiflere imzalarını gösterirken (AFP)

Rusya’nın Ermenistan Büyükelçisi Sergey Kuperskin, Rusya’nın Ermenistan ile ABD arasındaki ‘Trump'ın Uluslararası Barış ve Refah Yolu’ projesini yakından takip ettiğini ve bu girişime katılma olasılığını görüşmeye hazır olduğunu açıkladı.

Bu açıklama, yüzyıllardır Moskova'nın hayati etki alanı ve Rusya'nın zayıf noktası olarak kabul edilen Güney Kafkasya bölgesinde artan Amerikan faaliyetlerine ilişkin Rusya'nın tutumunda bir değişiklik olduğunu gösterdi. Bu bölge, defalarca dalgalanmalara ve Rusya'nın etkisine yönelik tehditlere tanık oldu.

edrft
Ermenistan ve Azerbaycan arasında anlaşmanın imzalanmasının ardından Beyaz Saray'da Donald Trump, İlham Aliyev ve Nikol Paşinyan tokalaşırken, 8 Ağustos 2025 (Reuters)

Azerbaycan'ı güney Ermenistan üzerinden Nahçıvan bölgesine (Ermenistan'ın adlandırmasına göre Nahichevan) bağlayan tartışmalı ‘Zengazur Koridoru’ kara projesine atıfta bulunan Kuperskin, ülkesinin ‘projeyle ilgili gelişmeleri takip ettiğini ve diğer hususların yanı sıra, Ermenistan Cumhuriyeti'ndeki demiryolu sektörünün bakımı ve geliştirilmesinde Rusya ile Ermenistan arasındaki yakın işbirliğini de dikkate alarak, müzakerelere katılmaya ve bu girişime katılma olasılığını görüşmeye hazır olduğunu’ söyledi.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov daha önce bu konuyu belirsiz ifadelerle ele almıştı. Lavrov, “Bu projenin somut pratik detayları henüz şekillenmeye başladı ve projenin başlatılması biraz zaman alacak” dedi.

tvrfv
Soldan sağa: Azerbaycan, Kazakistan, Rusya, Beyaz Rusya, Özbekistan, Tacikistan ve Ermenistan liderleri 10 Ekim'de Duşanbe'deki BDT zirvesinin yapıldığı binaya doğru ilerlerken (EPA)

Rusya Dışişleri Bakanlığı Enformasyon ve Basın Dairesi Başkanı Mariya Zaharova da Rusya'nın, Rusya Demiryollarının benzersiz uzmanlığından yararlanmak da dahil olmak üzere, projeye katılım seçeneklerini araştırmaya hazır olduğunu duyurdu.

Moskova, geçtiğimiz yıl ağustos ayında Washington'da Ermenistan ve Azerbaycan arasında varılan anlaşmanın bazı ayrıntılarına ilişkin çekincelerini daha önce dile getirmişti. Bakü ve Erivan arasındaki barış çabalarından duydukları memnuniyeti dile getiren Rus yetkililer, ABD'ye bölgede doğrudan varlık gösterme hakkı verilmesine ilişkin ayrıntılara açıkça memnuniyetsizliklerini ifade ettiler.

Azerbaycan ve Ermenistan tarafları, ABD'nin himayesinde düzenlenen ve onlarca yıldır taraflar arasında doğrudan arabuluculuk yapan Moskova'nın davet edilmediği bir toplantıda, barış ve on yıllardır süren çatışmanın sona ermesi için bir ön anlaşma imzaladı. İki ülke arasında barışın tesis edilmesi ve ilişkilerin güçlendirilmesine ilişkin anlaşma, Azerbaycan ile Ermenistan üzerinden Nahçıvan Özerk Bölgesi'ni birbirine bağlayan bir koridorun oluşturulmasına ilişkin bir madde içeriyordu. Bu konu, iki ülke arasında önemli bir anlaşmazlık noktasıydı.

dcfgtyhu
Dağlık Karabağ'daki Azerbaycan kontrol noktası, Ağustos 2023 (AFP)

Erivan, ‘Trump'ın Uluslararası Barış ve Refah Yolu’ olarak adlandırılan koridorun kurulması için ABD ve üçüncü taraflarla iş birliği yapmayı kabul etti. Bu gelişme, özellikle projeyi uygulamak için Amerikan şirketlerinin davet edilmesi konusundaki tartışmaların artmasıyla, Rusya ve İran’ın bölgedeki çıkarlarına doğrudan bir tehdit oluşturdu ve ABD’nin uzun vadeli ekonomik, ticari ve güvenlik varlığının kurulması anlamına geliyordu. Moskova, Washington'u doğrudan eleştirmekten kaçınırken, bazı yetkililer sadece dolaylı olarak memnuniyetsizliklerini dile getirdiler. İran ise, bu koridorun kendisini Kafkasya'dan izole edeceği ve sınırlarına yabancı bir varlık getireceği endişesiyle, koridorun kurulmasına şiddetle karşı çıktı.

Birkaç gün önce, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan ile yaptığı görüşmede, Erivan'ın Washington'a kendi topraklarındaki koridorda bir pay vereceğini doğruladı. ABD Dışişleri Bakanlığı, yüzde 74'ü ABD'ye ait olacak şekilde, bu arazide demiryolu ve karayolu altyapısının inşasından sorumlu olacak bir şirket kurulacağını açıkladı. Dışişleri Bakanlığı'nın çerçeve metninde belirtildiği üzere, projenin ABD'nin yatırımlarına ve ‘kritik ve nadir minerallere’ ABD pazarına erişimine olanak sağlaması bekleniyor. Rubio, toplantı sırasında “Anlaşma, egemenlik ve toprak bütünlüğünden ödün vermeden ekonomik faaliyete ve refaha nasıl açılabileceğimizi gösteren, dünya için bir model olacak” dedi. “Bu, Ermenistan için, ABD için ve ilgili herkes için iyi olacak” diye ekleyen Rubio, Trump yönetiminin artık ‘anlaşmayı uygulamak için’ çalışacağını vurguladı.

sdfrgth
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan (sağda), Erivan'da İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı görüşmede imzalanan anlaşma belgelerini değiş-tokuş ederken (EPA)

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ise Azerbaycan'ı Nahçıvan'a bağlayan koridorun güvenliğinin ‘üçüncü bir ülke değil, Ermenistan tarafından’ garanti edileceğini vurguladı.

Rusya'nın projeye ilişkin tutumundaki gelişme ve projeye katılma isteği konusunda görüşmelerin başlamasına, Moskova'nın Avrupa ile daha geniş bir iş birliğine yönelmeden önce Rusya'nın yakın müttefiki olan Ermenistan'a gönderilen mesajlar eşlik etti.

Bakan Lavrov, birkaç gün önce Ermenistan Ulusal Meclisi Başkanı Alen Simonyan ile yaptığı görüşmede şunları söyledi:

"Ermenistan'ın, Avrupa Birliği (AB) ve Avrupa Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) üyelerinin Rusya'ya stratejik bir yenilgi yaşatmak amacıyla açıkça savaş ilan ettiği bu durumun arkasındaki nedenleri tam olarak anladığını, şüphe ve hatta yalanlar saçan bir anlatının iki ülkemizin kamuoyunu domine etmemesini içtenlikle umuyorum.”

Ülkesinin ‘hiçbir ortağının herhangi bir yönde dış ilişkiler geliştirmesine asla itiraz etmediğini’ vurgulayan Lavrov, ancak Rusya’nın AB’deki muhataplarının, söz konusu ülkeyi sürekli olarak ‘ya bizimle ya da onlarla’ şeklindeki iki seçenek arasında seçim yapmaya zorladığını belirtti.


Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
TT

Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinden dün yapılan açıklamada, Netanyahu'nun çarşamba günü Washington'da ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya gelerek İran ile müzakereleri görüşeceği bildirildi.

Reuters'ın aktardığı açıklamada, Netanyahu'nun ‘(İran ile) yapılacak herhangi bir müzakerede balistik füzelerin sınırlandırılması ve İran'ın bölgedeki vekillerine verilen desteğin durdurulmasının yer alması gerektiğine inandığı’ belirtildi.

Reuters'a göre çarşamba gün  yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump’ın geçtiğimiz yıl ocak ayında göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ile Trump arasında yapılacak yedinci görüşme olacak. Öt yandan İsrail basınına göre Netanyahu, Trump'a İsrail'in İran'ın nükleer programını tamamen yok etme kararlılığını vurgulayacak.

İran ile ABD arasında geçtiğimiz cuma günü Umman'da nükleer dosyasına ilişkin görüşmeler gerçekleştirdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceği yönündeki endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi. Ancak Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan görüşmelerin ardından, ‘tehditlerin ve baskının kaldırılması herhangi bir diyalogun başlaması için şart’ olduğunu vurgulayan Arakçi, “(Tahran) sadece nükleer meselesini görüşecek... ABD ile başka hiçbir konuyu görüşmeyeceğiz” dedi.

Öte yandan her iki taraf da Tahran ile Batı arasında uzun süredir devam eden nükleer anlaşmazlığı çözmek için diplomasiye yeni bir şans vermeyi kabul ettiklerini belirtti. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, geçtiğimiz çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington'ın müzakerelerin İran'ın nükleer programı, balistik füze programı ve bölgedeki silahlı gruplara verdiği desteğin yanı sıra ‘kendi halkına davranış biçimini’ de kapsaması istediğini söyledi.

İranlı yetkililer, bölgedeki en büyük füze programlarından biri olan İran'ın füze programını tartışmayacaklarını defalarca kez belirtmiş ve Tahran'ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını istediğini söylemişlerdi.

Diğer taraftan Washington’a göre nükleer bombaya giden potansiyel bir yol olan İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri kırmızı çizgiyi oluşturuyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtı silah amaçlı kullanma niyetinde olmadığını vurguluyor.


Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
TT

Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)

İsrail haber sitesi Ynet dün, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ABD Başkanı Donald Trump'a İsrail'in İran nükleer projesini tamamen ortadan kaldırma kararlılığını teyit edeceğini bildirdi.

İnternet sitesi, iyi bilgilendirilmiş bir kaynağa atıfta bulunarak, "İsrail'in tutumu, İran nükleer programının tamamen ortadan kaldırılması, uranyum zenginleştirmenin durdurulması, zenginleştirme kapasitesinin durdurulması ve zenginleştirilmiş uranyumun İran topraklarından çıkarılması konusunda ısrar etmek olacaktır" dedi.

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre kaynak, "İsrail, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı müfettişlerinin İran'a geri dönmesini ve şüpheli bölgelere sürpriz ziyaretler yapılmasını talep ediyor" ifadelerini kullandı.

Ynet haber sitesi, kaynağın şu sözlerini aktardı: "İran ile yapılacak herhangi bir anlaşma, İsrail'i tehdit edemeyeceklerinden emin olmak için füze menziline 300 kilometrelik bir sınır getirmelidir."

Ofisi dün yaptığı açıklamada, Netanyahu'nun önümüzdeki çarşamba günü Washington'da Trump ile görüşeceğini duyurdu.