Somaliland, ABD-Çin çatışma hattına mı girdi?

Somaliland’da 20 yılı aşkın bir süredir siyasi ve güvenlik açısından önemli bir istikrar yaşanıyor. (AFP)
Somaliland’da 20 yılı aşkın bir süredir siyasi ve güvenlik açısından önemli bir istikrar yaşanıyor. (AFP)
TT

Somaliland, ABD-Çin çatışma hattına mı girdi?

Somaliland’da 20 yılı aşkın bir süredir siyasi ve güvenlik açısından önemli bir istikrar yaşanıyor. (AFP)
Somaliland’da 20 yılı aşkın bir süredir siyasi ve güvenlik açısından önemli bir istikrar yaşanıyor. (AFP)

Mahmud Abdi
Somaliland, 20 yılı aşkın bir süredir siyasi ve güvenlik açısından istikrara sahne oluyor. Ülke, Afrika Boynuzu'ndaki herhangi bir siyasi oluşumun tanık olmadığı bir oranda oy kullanılan seçimler vasıtasıyla yönetim devrine tanık oldu. Somaliland’da 20 yıl içerisinde dört cumhurbaşkanı yönetimi devralırken Etiyopya ve Kenya iki cumhurbaşkanı gördü. Eritre ve Cibuti ise önemli bir değişikliğe tanık olmadı. Güney Sudan'a gelince; iç savaş bataklığına saplanmış durumda. Ayrıca bu süre içerisinde Sudan Devlet Başkanı Ömer el-Beşir ülke çapındaki protestoların ardından askeri bir darbeyle devrildi.
Somaliland'ın kendisi gibi uluslararası alanda tanınmayan birçok siyasi oluşumla dostluk kurma çabalarına ve tanınan ülkelerle ilişkilerini artırma arzusuna rağmen bu yoldaki kararlılığı 'Liberland' ve 'The Kingdom of the Yellow Mountain' (Sarı Dağ Krallığı) gibi kağıt üzerinde var olan siyasi oluşumların temsilcilerini bile kabul etmesini sağladı. Ancak 2017 yılının sonlarında koltuğunu devralan Cumhurbaşkanı Musa Bihi Abdi döneminde Uzak Doğu'ya yönelinmesi diplomatik hareketlilik açısından bir dönüm noktası oldu. Çin Komünist Partisi'nin Somaliland Ulusal Hizmet mensupları için Çin'e gönderilen 'gayri resmi' bir eğitim misyonu konusunda uzlaşı sağlanamaması, Hargeisa yönetiminde gelecekte Çin'in dikkate alınmaması ve özellikle bu Asya devi karşısında Batı-ABD tarafına yönelinmesi kararının verilmesine neden oldu.

ABD teşviki ve bölgeye yönelik tutumların değişmesi
Elbette Somali, 1970’lerin sonundan ve Sovyet uzmanlarının sınır dışı edilmesinden bu yana ABD’nin nüfuz alanı içinde kaldı. Somaliland’daki siyasi tabaka bu gerçeklikle yaşadı. Somaliland sömürge döneminde himaye devleti olan İngiltere ile ilişkilerinin iyi olmasından ve ABD’nin iyi bir müttefiki olmasından yararlandı. Bu, Washington'da bir yönetim değişikliği olması durumunda Somaliland'ın ABD politikasındaki dalgalanmalardan etkilenmemesini sağladı. Özellikle Avrupa Birliği (AB) ülkeleri Hargeisa'daki duruma ilgi gösterdi. Avrupa somut kalkınma projelerinin finansmanına katkı sağlayıp gittikçe yerleşmeye başlayan demokratik geleneklere övgüde bulundu.
Ancak Batı'nın Abiy Ahmed’e yönelik tutumundaki değişiklik ve ABD’nin Addis Ababa ile savaş içerisinde olan Tigray Halk Kurtuluş Cephesi’ne (TPLF) dolaylı yoldan kucak açması Çin’in hem Etiyopya hem de Cibuti'deki nüfuzunun büyüklüğüne gecikmiş bir tepki olarak geldi. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığına göre Çin’in bu ülkelerdeki nüfuzu bir gecede değil, 30 yıl süren birikimler ve uzun merhaleler sonucunda oluştu. Bu bağlamda Abiy Ahmed'in Tigray bölgesinde sivillere karşı savaş suçuna varan ihlaller gerçekleştirdiği yönündeki suçlamalar arttı ve Batı dışındaki ülkelerden gelen silah tedariki kısıtlandı. Bu da Ahmed’i Cibuti’nin limanlarından geçiremediği ürünleri ülkeye getirmek için Somaliland’daki Berbera Limanı’na sığınmak zorunda bıraktı. Bu durum Hargeisa'daki hükümete bölgede ağırlığı olan komşusunun önünde manevralar yapmak için geniş alan verdi.

Etiyopya: Baskıların başarısızlığı ve müttefikin zayıflaması
Başbakan Abiy Ahmed'in ‘sıfır sorun’ ve ‘bölgesel birleşme’ politikaları ile Etiyopya'nın bölgesel siyaseti için daha iyi bir konum inşa etmeye başlaması kendisini Somali'deki siyasi gerçekliğin çıkmazına soktu. Böylece Somaliland'ı eşi görülmemiş baskılar altında bıraktı, Cibuti'nin konumunu ikinci plana itti ve Kenya'nın Somali'deki nüfuzunu olumsuz yönde etkiledi. Bu, bölgedeki daha deneyimli politikacıların genç Etiyopyalı liderin hareketlerini gözetlediği bir ortam oluşmasına yol açtı.
Yapılan değerlendirmeler bu durumun, bir taraftan Kenya’nın Hargeisa’ya yönelmesi, diğer taraftan da Cibuti'den geçen Etiyopya ticari ürünlerine uygulanan vergilerin ve gümrük tarifelerinin yükseltilmesinden başlayarak peş peşe gelecek ve yavaş yavaş Ahmed’in ilerlemesini kıracak karışıklıklar yaratacağı yönünde.
Abiy Ahmed'in hedefinin, bir yandan Eritre limanları dosyasının yavaş ilerlemesi ve diğer yandan da Etiyopya'nın Cibuti-Eritre sınır anlaşmazlığına kısmi çözümler bulmak için acele edilmesine ilişkin çekinceler ışığında Etiyopya için yeni limanlar bulmak olabilir. Hargeisa ve Mogadişu arasındaki müzakerelerin yeniden başlaması için Ahmed’in Musa Bihi Abdi’den kendisini Somali Devlet Başkanı Muhammed Abdullah Fermacu ile bir araya getirme planını saklayıp müttefiki Fermacu lehinde Abdi’ye baskı yapmak üzere Addis Ababa’ya gelmeye zorlaması dikkat çekici. Bu durum özellikle Hargeisa’nın gençlik hareketinin faaliyetlerine devam etmesiyle Fermacu’nun siyasi ve güvenlik ile ilgili sıkıntıları yönetmede başarısız olacağı üzerine bahse girmesi ve Mogadişu’da Fermacu ile girilen çatışmada önceden yaşanılan ciddi sıkıntılardan çok daha basit olduğunu düşünen kıdemli bir siyasi tabakanın olmasıyla ön plana çıktı. Somaliland’daki siyasetçileri Etiyopya devletinin temsil ettiği ağırlığa rağmen Etiyopya yönetimine güvensizlik ve küçümseyici bir şekilde bakmaya itti.

Büyük bir çatışmaya girmenin riskleri
Etiyopya Başbakanı’nın hamlelerindeki acelecilik, Çin’in Hargeisa’ya karşı tepeden bakma şeklinde tanımlanabilecek tavrı ve iki ülkenin uluslararası arenadaki değişimlerle birlikte Mogadişu'nun Somaliland'da saha nüfuzunun olmadığı gerçeğini görmezden gelmeleri öneml bir etkiye neden oldu. Ayrıca Batı’nın Çin’e karşı teyakkuza geçmesi Somaliland’ın Tayvan Çin Demokratik Cumhuriyeti ile müzakerelere kapı aralayarak Taipei’ye temsilcisini göndermesi ve ardından Tayvan’ın Hargeisa'da temsilcilik ofisi açmasına izin vererek Addis Ababa ve müttefiki Pekin ile pamuk ipliğine bağlı olan ilişkisini kesmesine yol açtı.
Bu Somaliland’ın Hargeisa’yı ziyaret eden Çin heyetini soğuk bir şekilde karşılayıp sundukları önerilerin ve uyarıların hepsini reddederek kısasa kısas bir şekilde cevap vermesine zemin hazırladı. Bu da Çin Dışişleri Bakanlığı’nın medya araçları aracılığıyla Somaliland’a karşı öfkeli ve tehditkar açıklamalar yayınlamasına ve ‘Somali’nin egemenliği ve toprak bütünlüğü ile güvenliğinin korunması’ şiarını tekrar etmesine sebep oldu. Somaliland’daki siyasi tabaka ise Çin’in olumsuz tavrının, ülkelerinin bölgesel siyasette oynadıkları önemli rolü öne çıkarmaya yaradığı görüşünde. Bununla birlikte Etiyopya rejiminde, Çin'in öfkesinin yanında yer alarak siyasi konumlarını sağlamlaştırma niyetinde olan güç sahibi tarafların hareketlendiğine dair işaretler var. Söz konusu taraflar bunu, Somaliland’daki siyasi durumu etkileyip Somali-Etiyopya sınırının her iki tarafındaki aşiret etkileşimlerinden yararlanarak hareket ettirilebilecek yerel siyasi çekişmeleri kullanarak yapma niyetinde. Tüm bunlar ve Etiyopya donanmasının inşa edilmesi dosyasının ortaya atılması, Etiyopya medyasında 2014 yılında Dubai Port World ile imzalanan anlaşmanın yüzde 19'luk payıyla Berbera Limanı’nın sahibi olduğu yönündeki iddiaların patlak vermesi ve akabinde Somaliland Maliye Bakanı Saad Ali Şire’nin böyle bir payın olmadığını açıklamasının ardından Batı tarafından Etiyopya’nın Zeyla Limanı’nı ele geçirmeyi planladığına ilişkin uyarılar arttı. Bu durum Somaliland'ın olası yansımalarına rağmen resmi olarak ABD-Çin cephe hattına girdiği anlamına geliyor.



Moskova’nın Güney Kafkasya'daki duruma ilişkin tavrında değişiklik

Beyaz Saray'da Bakü ve Erivan arasında imzalanan anlaşma sırasında ABD Başkanı Donald Trump, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan objektiflere imzalarını gösterirken (AFP)
Beyaz Saray'da Bakü ve Erivan arasında imzalanan anlaşma sırasında ABD Başkanı Donald Trump, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan objektiflere imzalarını gösterirken (AFP)
TT

Moskova’nın Güney Kafkasya'daki duruma ilişkin tavrında değişiklik

Beyaz Saray'da Bakü ve Erivan arasında imzalanan anlaşma sırasında ABD Başkanı Donald Trump, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan objektiflere imzalarını gösterirken (AFP)
Beyaz Saray'da Bakü ve Erivan arasında imzalanan anlaşma sırasında ABD Başkanı Donald Trump, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan objektiflere imzalarını gösterirken (AFP)

Rusya’nın Ermenistan Büyükelçisi Sergey Kuperskin, Rusya’nın Ermenistan ile ABD arasındaki ‘Trump'ın Uluslararası Barış ve Refah Yolu’ projesini yakından takip ettiğini ve bu girişime katılma olasılığını görüşmeye hazır olduğunu açıkladı.

Bu açıklama, yüzyıllardır Moskova'nın hayati etki alanı ve Rusya'nın zayıf noktası olarak kabul edilen Güney Kafkasya bölgesinde artan Amerikan faaliyetlerine ilişkin Rusya'nın tutumunda bir değişiklik olduğunu gösterdi. Bu bölge, defalarca dalgalanmalara ve Rusya'nın etkisine yönelik tehditlere tanık oldu.

edrft
Ermenistan ve Azerbaycan arasında anlaşmanın imzalanmasının ardından Beyaz Saray'da Donald Trump, İlham Aliyev ve Nikol Paşinyan tokalaşırken, 8 Ağustos 2025 (Reuters)

Azerbaycan'ı güney Ermenistan üzerinden Nahçıvan bölgesine (Ermenistan'ın adlandırmasına göre Nahichevan) bağlayan tartışmalı ‘Zengazur Koridoru’ kara projesine atıfta bulunan Kuperskin, ülkesinin ‘projeyle ilgili gelişmeleri takip ettiğini ve diğer hususların yanı sıra, Ermenistan Cumhuriyeti'ndeki demiryolu sektörünün bakımı ve geliştirilmesinde Rusya ile Ermenistan arasındaki yakın işbirliğini de dikkate alarak, müzakerelere katılmaya ve bu girişime katılma olasılığını görüşmeye hazır olduğunu’ söyledi.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov daha önce bu konuyu belirsiz ifadelerle ele almıştı. Lavrov, “Bu projenin somut pratik detayları henüz şekillenmeye başladı ve projenin başlatılması biraz zaman alacak” dedi.

tvrfv
Soldan sağa: Azerbaycan, Kazakistan, Rusya, Beyaz Rusya, Özbekistan, Tacikistan ve Ermenistan liderleri 10 Ekim'de Duşanbe'deki BDT zirvesinin yapıldığı binaya doğru ilerlerken (EPA)

Rusya Dışişleri Bakanlığı Enformasyon ve Basın Dairesi Başkanı Mariya Zaharova da Rusya'nın, Rusya Demiryollarının benzersiz uzmanlığından yararlanmak da dahil olmak üzere, projeye katılım seçeneklerini araştırmaya hazır olduğunu duyurdu.

Moskova, geçtiğimiz yıl ağustos ayında Washington'da Ermenistan ve Azerbaycan arasında varılan anlaşmanın bazı ayrıntılarına ilişkin çekincelerini daha önce dile getirmişti. Bakü ve Erivan arasındaki barış çabalarından duydukları memnuniyeti dile getiren Rus yetkililer, ABD'ye bölgede doğrudan varlık gösterme hakkı verilmesine ilişkin ayrıntılara açıkça memnuniyetsizliklerini ifade ettiler.

Azerbaycan ve Ermenistan tarafları, ABD'nin himayesinde düzenlenen ve onlarca yıldır taraflar arasında doğrudan arabuluculuk yapan Moskova'nın davet edilmediği bir toplantıda, barış ve on yıllardır süren çatışmanın sona ermesi için bir ön anlaşma imzaladı. İki ülke arasında barışın tesis edilmesi ve ilişkilerin güçlendirilmesine ilişkin anlaşma, Azerbaycan ile Ermenistan üzerinden Nahçıvan Özerk Bölgesi'ni birbirine bağlayan bir koridorun oluşturulmasına ilişkin bir madde içeriyordu. Bu konu, iki ülke arasında önemli bir anlaşmazlık noktasıydı.

dcfgtyhu
Dağlık Karabağ'daki Azerbaycan kontrol noktası, Ağustos 2023 (AFP)

Erivan, ‘Trump'ın Uluslararası Barış ve Refah Yolu’ olarak adlandırılan koridorun kurulması için ABD ve üçüncü taraflarla iş birliği yapmayı kabul etti. Bu gelişme, özellikle projeyi uygulamak için Amerikan şirketlerinin davet edilmesi konusundaki tartışmaların artmasıyla, Rusya ve İran’ın bölgedeki çıkarlarına doğrudan bir tehdit oluşturdu ve ABD’nin uzun vadeli ekonomik, ticari ve güvenlik varlığının kurulması anlamına geliyordu. Moskova, Washington'u doğrudan eleştirmekten kaçınırken, bazı yetkililer sadece dolaylı olarak memnuniyetsizliklerini dile getirdiler. İran ise, bu koridorun kendisini Kafkasya'dan izole edeceği ve sınırlarına yabancı bir varlık getireceği endişesiyle, koridorun kurulmasına şiddetle karşı çıktı.

Birkaç gün önce, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan ile yaptığı görüşmede, Erivan'ın Washington'a kendi topraklarındaki koridorda bir pay vereceğini doğruladı. ABD Dışişleri Bakanlığı, yüzde 74'ü ABD'ye ait olacak şekilde, bu arazide demiryolu ve karayolu altyapısının inşasından sorumlu olacak bir şirket kurulacağını açıkladı. Dışişleri Bakanlığı'nın çerçeve metninde belirtildiği üzere, projenin ABD'nin yatırımlarına ve ‘kritik ve nadir minerallere’ ABD pazarına erişimine olanak sağlaması bekleniyor. Rubio, toplantı sırasında “Anlaşma, egemenlik ve toprak bütünlüğünden ödün vermeden ekonomik faaliyete ve refaha nasıl açılabileceğimizi gösteren, dünya için bir model olacak” dedi. “Bu, Ermenistan için, ABD için ve ilgili herkes için iyi olacak” diye ekleyen Rubio, Trump yönetiminin artık ‘anlaşmayı uygulamak için’ çalışacağını vurguladı.

sdfrgth
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan (sağda), Erivan'da İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı görüşmede imzalanan anlaşma belgelerini değiş-tokuş ederken (EPA)

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ise Azerbaycan'ı Nahçıvan'a bağlayan koridorun güvenliğinin ‘üçüncü bir ülke değil, Ermenistan tarafından’ garanti edileceğini vurguladı.

Rusya'nın projeye ilişkin tutumundaki gelişme ve projeye katılma isteği konusunda görüşmelerin başlamasına, Moskova'nın Avrupa ile daha geniş bir iş birliğine yönelmeden önce Rusya'nın yakın müttefiki olan Ermenistan'a gönderilen mesajlar eşlik etti.

Bakan Lavrov, birkaç gün önce Ermenistan Ulusal Meclisi Başkanı Alen Simonyan ile yaptığı görüşmede şunları söyledi:

"Ermenistan'ın, Avrupa Birliği (AB) ve Avrupa Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) üyelerinin Rusya'ya stratejik bir yenilgi yaşatmak amacıyla açıkça savaş ilan ettiği bu durumun arkasındaki nedenleri tam olarak anladığını, şüphe ve hatta yalanlar saçan bir anlatının iki ülkemizin kamuoyunu domine etmemesini içtenlikle umuyorum.”

Ülkesinin ‘hiçbir ortağının herhangi bir yönde dış ilişkiler geliştirmesine asla itiraz etmediğini’ vurgulayan Lavrov, ancak Rusya’nın AB’deki muhataplarının, söz konusu ülkeyi sürekli olarak ‘ya bizimle ya da onlarla’ şeklindeki iki seçenek arasında seçim yapmaya zorladığını belirtti.


Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
TT

Netanyahu, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelecek

Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)
Trump ve Netanyahu'nun Washington'da gerçekleşen daha önceki bir görüşmeden (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinden dün yapılan açıklamada, Netanyahu'nun çarşamba günü Washington'da ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya gelerek İran ile müzakereleri görüşeceği bildirildi.

Reuters'ın aktardığı açıklamada, Netanyahu'nun ‘(İran ile) yapılacak herhangi bir müzakerede balistik füzelerin sınırlandırılması ve İran'ın bölgedeki vekillerine verilen desteğin durdurulmasının yer alması gerektiğine inandığı’ belirtildi.

Reuters'a göre çarşamba gün  yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump’ın geçtiğimiz yıl ocak ayında göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ile Trump arasında yapılacak yedinci görüşme olacak. Öt yandan İsrail basınına göre Netanyahu, Trump'a İsrail'in İran'ın nükleer programını tamamen yok etme kararlılığını vurgulayacak.

İran ile ABD arasında geçtiğimiz cuma günü Umman'da nükleer dosyasına ilişkin görüşmeler gerçekleştirdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceği yönündeki endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi. Ancak Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan görüşmelerin ardından, ‘tehditlerin ve baskının kaldırılması herhangi bir diyalogun başlaması için şart’ olduğunu vurgulayan Arakçi, “(Tahran) sadece nükleer meselesini görüşecek... ABD ile başka hiçbir konuyu görüşmeyeceğiz” dedi.

Öte yandan her iki taraf da Tahran ile Batı arasında uzun süredir devam eden nükleer anlaşmazlığı çözmek için diplomasiye yeni bir şans vermeyi kabul ettiklerini belirtti. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, geçtiğimiz çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington'ın müzakerelerin İran'ın nükleer programı, balistik füze programı ve bölgedeki silahlı gruplara verdiği desteğin yanı sıra ‘kendi halkına davranış biçimini’ de kapsaması istediğini söyledi.

İranlı yetkililer, bölgedeki en büyük füze programlarından biri olan İran'ın füze programını tartışmayacaklarını defalarca kez belirtmiş ve Tahran'ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını istediğini söylemişlerdi.

Diğer taraftan Washington’a göre nükleer bombaya giden potansiyel bir yol olan İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri kırmızı çizgiyi oluşturuyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtı silah amaçlı kullanma niyetinde olmadığını vurguluyor.


Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
TT

Netanyahu, Trump'a İran nükleer projesinin tamamen ortadan kaldırılmasının gerekliliğini vurgulayacak

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025'te Florida'da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)

İsrail haber sitesi Ynet dün, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun ABD Başkanı Donald Trump'a İsrail'in İran nükleer projesini tamamen ortadan kaldırma kararlılığını teyit edeceğini bildirdi.

İnternet sitesi, iyi bilgilendirilmiş bir kaynağa atıfta bulunarak, "İsrail'in tutumu, İran nükleer programının tamamen ortadan kaldırılması, uranyum zenginleştirmenin durdurulması, zenginleştirme kapasitesinin durdurulması ve zenginleştirilmiş uranyumun İran topraklarından çıkarılması konusunda ısrar etmek olacaktır" dedi.

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre kaynak, "İsrail, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı müfettişlerinin İran'a geri dönmesini ve şüpheli bölgelere sürpriz ziyaretler yapılmasını talep ediyor" ifadelerini kullandı.

Ynet haber sitesi, kaynağın şu sözlerini aktardı: "İran ile yapılacak herhangi bir anlaşma, İsrail'i tehdit edemeyeceklerinden emin olmak için füze menziline 300 kilometrelik bir sınır getirmelidir."

Ofisi dün yaptığı açıklamada, Netanyahu'nun önümüzdeki çarşamba günü Washington'da Trump ile görüşeceğini duyurdu.