Black Mirror’ın kabusu gerçekleşiyor: Robot köpekler ABD-Meksika sınırında

Eğitim aldığı esnada bir robot köpek (ABD İç Güvenlik Bakanlığı)
Eğitim aldığı esnada bir robot köpek (ABD İç Güvenlik Bakanlığı)
TT

Black Mirror’ın kabusu gerçekleşiyor: Robot köpekler ABD-Meksika sınırında

Eğitim aldığı esnada bir robot köpek (ABD İç Güvenlik Bakanlığı)
Eğitim aldığı esnada bir robot köpek (ABD İç Güvenlik Bakanlığı)

ABD İç Güvenlik Bakanlığı kısa süre önce ABD-Meksika sınırında devriye gezmesi için robot köpekleri kullanma planını açıkladı.
Bakanlık yetkilileri, hayati tehlike arz eden risklere maruz kalmalarını azaltarak Sınır Polisi personelinin güvenliğini artırabilecek bir “güç çarpanı” olarak gördüğü robot köpeklerin özelliklerini kamuoyu ile paylaştı.
ABD, Meksika sınırındaki Gümrük ve Sınır Koruma (CBP) varlığını güçlendirmek amacıyla güney sınırlarında robot köpekleri test etmeye başladı.
EuroNews'un haberine göre, girişim, insan hakları ve medeni haklar savunucuları ve bazı siyaset insanları arasında infial yarattı.
Demokrat Kongre Üyesi Alexandria Ocasio-Cortez, Twitter'daki haberlere "Her iki partinin de sonu gelmez kamu parasını militarizasyona akıtmadaki başarılarını ispat için dişleri ve tırnağıyla savaşmaları utanç verici" diyerek tepki gösterdi.
Şarku’l Avsat’ın CNN International’dan aktardığına göre robot köpeklerin eğitimiyle ilgili, bakanlığın yayınladığı fotoğraflar hakkında “bilim kurgu sahnesine benziyor”. CNN, bakanlığın açıklamasının bazı insanları şaşırttığını ve korkuttuğunu kaydetti. Görüntüler akla “Black Mirror” dizisinin Metalkafa bölümünü getirdi. İnsanlar, robot köpekleri bu dizideki sahnelerle karşılaştırdı ve bu da köpeklerin, insanları kovalayabilme yetenekleriyle ilgili endişelerin artmasına neden oldu. Bu nedenle köpekler sosyal medyada tepki dalgasına yol açtı.
Güney Sınır Toplulukları İttifakı Direktörü Vicki Gubica, Güvenlik Bakanlığı’nın robot köpekleri kullanmasını eleştirdi. Gubica, “vergi mükelleflerinin parasının endişe verici şekilde ve aşırı israf edilerek harcandığını” söyleyerek bu parayı, “Sınır muhafızlarını sorumlu tutmak için sistemler geliştirmeye harcamanın” daha iyi olduğunu belirtti. Gubica ayrıca, sınırın askeri bölgeye dönüştürülmesinin yerel nüfusu ve göçmenleri riske atması konusunda uyardı.
Gubica açıklamasına şunları ekledi: “Zaten kullandıkları ve azaltmaları gerektiğini düşündüğümüz başka teknolojiler var. Bunun üzerine bir de yerel toplulukta da değil, savaş tiyatroları gibi çok agresif bir şey için yaratılmış başka bir tür korkutucu gözetim teknolojisi ekliyorlar”.
Buna karşılık, İç Güvenlik Bakanlığı sözcüsü, “projenin hala araştırma ve geliştirme aşamasında olduğunu ve köpeklerin konuşlandırılması için bir zaman belirtilmediğini” ifade etti.
İç Güvenlik Bakanlığı, robot köpeklerin test edilmesi sırasında üzerlerine farklı tipte kameralar ve sensörler yerleştirildiğini ve onları uzaktan çalıştıran kişilere gerçek zamanlı olarak veri iletildiğini söyledi.
İç Güvenlik Bakanlığı Bilim ve Teknoloji Programı Direktörü Brenda Long, “güney sınırının insanlar ve hayvanlar için ıssız bir yer olduğunu ve tam da bu nedenle makinelerin orada başarılı olabileceğini” belirtti.
Robot köpeklerin İç Güvenlik Bakanlığı tarafından test edilmesini sağlayan Philadelphia merkezli Ghost Robotics şirketi, robot köpek fikrini savundu ve endişe uyandıracak hiçbir şey olmadığını söyledi.
Şirketin CEO’su Jeren Barrick, “Doğru olanı yapmaya odaklandık” dedi. Barrick aynı zamanda, “ulusal güvenlik ve ülke için doğru olanı yapmak istediklerini” ifade etti.
Jeren Barrick, robot köpeklerin bilimkurguda tasvir edilmesi ve bazen sosyal medyada çarpıtılması ile gerçek teknoloji arasında uçurum olduğunu vurguladı.
Barrick, sözlerine şöyle devam etti: “Robot köpek, 4 ayak üzerinde hareket eden ve dört saat içinde tamamen kapanan ve pille çalışan bir bilgisayar. Hiçbir şeyi kontrol etmesine imkan yok. O, insan tarafından kontrol edilen bir robot.”

Robotlar ne yapıyor?
Robot köpekler, orduyla çalışan bir güvenlik teknolojisi şirketi olan Ghost Robotics tarafından üretiliyor. Ghost Robotics, hafif silah üretiminde uzmanlaşmış olan Sword International ile ortaklaşa, robota 30x optik zoom, karanlıkta nişan almayı sağlayan termal kamera ve 2 km etkili menzile sahip insansız bir tüfek ekleyerek epeyce tartışmaya yol açmışlardı.
Ancak sınır boyunca konuşlandırılması planlanan robotlar silahsız.
ABD İç Güvenlik Bakanlığı'nın (DHS) blogunda yer alan bir makalede robot köpeklerin CBP personelinin "destek pençesi" olacakları ifade edilyor.
DHS Bilim ve Teknoloji Müdürlüğü program yöneticisi Brenda Long, "Güney sınırı insanlar ve köpeklerin başa çıkabilecekleri bir yer değil, tam da o yüzden bir makine orada mükemmel iş görebilir." dedi.

Boston Dynamics robotları artık kapıları açabiliyor
Ghost Robotics'in baş ürün sorumlusu Gavin Kenneally'ye göre, robotlar "kum, kaya ve tepeler dahil her türlü doğal arazinin yanı sıra merdiven gibi insan yapımı ortamları" da aşabiliyor.
Plan, makinelerin sınırda devriye gezmesi, yol alırken video çekmeleri ve çevrelerini taramalarını kapsıyor. Bu durum, sınıra yakın yerlerde yaşayanların rızaları olmaksızın gözetlenmesine imkan vermesi dolayısıyla da mahremiyet kaygılarını gündeme getiriyor.
Elektronik Sınır Vakfı, kolluk güçlerine yalnızca belirli veya aşırı durumlar için tahsis edilen teknolojilerin daha sonra bu kayıtların dışında kullanıldıklarını hatırlatarak, yetki aşımı olasılığı dolayısıyla gelişmelerden duydukları rahatsızlığı dile getirdi.
Honolulu polis müdürlüğü, geçtiğimiz yıl Boston Dynamics'in ürettiği robot köpeklere yatırım yapmış ama sonunda polis bu robotları evsizleri göz taramasından geçirmek için kullanmaya kalkınca ağır eleştirilere uğramıştı. New York'ta da polis, halkın tepkisi karşısında bu robot köpekleri kullanmaktan vazgeçmek zorunda kaldı.
ABD-Meksika sınırında sığınmacıların uğradığı muameleler
DHS'ye daha fazla güç ve teknoloji tahisis edilmesi de bazı çevrelerde ayrıca tedirginlik yaratıyor. Bu bakanlık, son yıllarda sınırda  sığınmacılara yönelik muamelelri nedeniyle soruşturma altındaydı.
İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), 2016 ve 2021 arasında başta CBP görevlileri ve Sınır Devriyeleri olmak üzere çeşitli DHS bileşenlerinde sığınma başvurusunda bulunanlara yönelik bedensel ve cinsel istismar dahil olmak üzere suistimal ve istismar konulu 160 iç soruşturma raporunun işleme konulduğunu ortaya çıkardı.
İnsan hakları kuruluşları uyarıyor: "Yapmayın"
Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU) Twitter'da "DHS'nin robot devriye köpeklerini sınırlarında kullanma planı, inşa halinde bir sivil özgürlükler felaketidir" dedi.
"Hükümet bu tehlikeli teklifi geri çekmeli ve Biden yönetimi, ülkemizin göçmen karşıtı bir distopyaya kaymasını frenlemeli".
Robot köpeklerin sınır boyunca demirbaş olarak bulundurulup bulundurulmayacağı ve projenin maliyeti henüz açıklanmadı, ancak DHS, denemeyi "başarılı" olarak nitelendirdi. Blogda yer alan makalede "Gelecekte, sahada robot 'Fido'nun CBP personeliyle  yan yana yürüdüğünü görürseniz şaşırmayın" denildi.



Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.


İran Cumhurbaşkanı: ABD ile görüşmeler ‘ileriye doğru bir adım’

Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
TT

İran Cumhurbaşkanı: ABD ile görüşmeler ‘ileriye doğru bir adım’

Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün yaptığı açıklamada, cuma günü ABD ile gerçekleştirilen görüşmelerin ‘ileriye doğru bir adım’ olduğunu belirtti. Pezeşkiyan, Tahran’ın herhangi bir tehdide tolerans göstermeyeceğini vurguladı. Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise ülkesinin uranyum zenginleştirme konusundaki kararlılığını yineleyerek, Tahran’ın ABD’nin müzakereleri sürdürme konusundaki ciddiyetine ilişkin ‘şüpheleri’ olduğunu açıkladı.

Pezeşkiyan, X platformunda yaptığı paylaşımda, “Bölgedeki dost ülkelerin yürüttüğü takip çabaları sayesinde gerçekleşen İran-ABD görüşmeleri, ileriye doğru bir adım teşkil etti” ifadesini kullandı.

Pezeşkiyan, görüşmelerin her zaman barışçıl çözümler bulma stratejisinin bir parçası olduğunu belirterek, nükleer konusundaki yaklaşımlarının Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nda açıkça yer alan haklara dayandığını söyledi. Pezeşkiyan, İran halkının her zaman saygıya saygıyla karşılık verdiğini ancak güç diline hiçbir şekilde tolerans göstermediğini kaydetti.

Arakçi bugün yaptığı açıklamada, Tahran’ın uranyum zenginleştirme konusunda kararlı olduğunu ve savaşla tehdit edilse dahi bu tutumundan geri adım atmayacağını söyledi. Arakçi, hiçbir tarafın İran’a ne yapması gerektiğini dikte etme hakkına sahip olmadığını vurguladı.

Arakçi, Tahran’da düzenlenen Ulusal Dış Politika ve Dış İlişkiler Tarihi Konferansı’nda yaptığı konuşmada, “Görüşmeler, İran’ın haklarına saygı duyulup bu haklar tanındığında sonuç verir. Tahran dayatmaları kabul etmez” dedi.

Arakçi, hiçbir tarafın İran’dan uranyum zenginleştirmeyi sıfırlamasını talep etme hakkı olmadığını belirterek, buna karşın Tahran’ın nükleer programına ilişkin her türlü soruya yanıt vermeye hazır olduğunu ifade etti.

Diplomasi ve müzakerelerin temel yol olduğunu belirten Arakçi, “İran hiçbir dayatmayı kabul etmez. Çözümün tek yolu müzakerelerdir. İran’ın hakları sabittir. Bugün hedefimiz, İran halkının çıkarlarını korumaktır” diye konuştu.

Arakçi, bazı taraflarda ‘bize saldırdıklarında teslim olacağımız’ yönünde bir kanaat bulunduğunu belirterek, “Bu asla gerçekleşmez. Biz diplomasinin de savaşın da (her ne kadar savaşı istemesek de) ehliyiz” uyarısında bulundu.

Arakçi, daha sonra düzenlenen bir basın toplantısında, “Karşı tarafın uranyum zenginleştirme konusunu kabul etmesi gerektiğini, bunun müzakerelerin temeli olduğunu” söyledi. Arakçi, görüşmelerin devamının ‘karşı tarafın ciddiyetine bağlı’ olduğunu belirterek, Tahran’ın barışçıl nükleer enerji hakkından asla geri adım atmayacağını vurguladı.

Arakçi, “İran’a yeni yaptırımların uygulanması ve bazı askerî hamleler, karşı tarafın ciddiyeti ve gerçek müzakerelere hazır olup olmadığı konusunda şüpheler uyandırıyor” dedi. Ayrıca, Tahran’ın ‘tüm göstergeleri değerlendireceğini ve müzakerelerin sürdürülüp sürdürülmeyeceğine karar vereceğini’ ifade etti.

Arakçi, karşı tarafla dolaylı görüşmelerin olumlu sonuç elde etmeye engel teşkil etmediğini belirterek, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya çerçevesinde yürütüleceğini, İran’ın füze programının hiçbir zaman görüşmelerin ana konusu olmadığını söyledi.

Yeni müzakere turunun tarihi henüz belirlenmedi; bu konuda Umman Dışişleri Bakanı ile istişare edileceği kaydedildi.

İran ve ABD, cuma günü Umman’da nükleer görüşmeler gerçekleştirdi. Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceğine dair endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi.

Arakçi, Umman’ın başkenti Maskat’ta yapılan görüşmelerin ardından, “Tehditlerden ve baskılardan vazgeçilmesi, herhangi bir diyalog için şarttır. Tahran yalnızca kendi nükleer konusunu görüşür… ABD ile başka bir konuyu tartışmayacağız” dedi.

Taraflar, uzun süredir devam eden Tahran-Batı nükleer anlaşmazlığının çözümü için diplomasiyi yeni bir şansa kavuşturma konusunda istekli olduklarını ifade ederken, ABD Dışişleri Bakanı Marko Rubio, çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington’un görüşmelerin nükleer programın yanı sıra balistik füze programı, İran’ın bölgede silahlı gruplara verdiği destek ve ‘kendi halkıyla ilişkisi’ konularını da kapsamasını istediğini söyledi.

İranlı yetkililer ise defalarca, bölgedeki en büyük füze stoklarından birine sahip olan ülkenin füze konusunu müzakerelerde gündeme getirmeyeceklerini belirtti. Daha önce, Tahran’ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını talep ettiği açıklanmıştı.

Washington açısından ise İran içinde yürütülen uranyum zenginleştirme faaliyetleri, potansiyel olarak nükleer silah üretimine yol açabilecek bir süreç olarak görülüyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtın silah amaçlı kullanılmasına dair herhangi bir niyetinin bulunmadığını yineliyor.