Rusya: Batı ile ilişkilerde ‘dönüşü olmayan bir noktaya’ yakınız

Kremlin, Batı’ya karşı sert bir ton kullanmaya başlarken yaptırımlara karşı ‘iyi hazırlandığını’ açıkladı

Dün Malta'nın başkenti Valletta'da Rusya'nın Ukrayna'ya karşı başlattığı saldırıya karşı düzenlenen protesto gösterisi sırasında elinde barış çağrısı yapan bir pankart tutan Ukraynalı küçük bir kız (Reuters)
Dün Malta'nın başkenti Valletta'da Rusya'nın Ukrayna'ya karşı başlattığı saldırıya karşı düzenlenen protesto gösterisi sırasında elinde barış çağrısı yapan bir pankart tutan Ukraynalı küçük bir kız (Reuters)
TT

Rusya: Batı ile ilişkilerde ‘dönüşü olmayan bir noktaya’ yakınız

Dün Malta'nın başkenti Valletta'da Rusya'nın Ukrayna'ya karşı başlattığı saldırıya karşı düzenlenen protesto gösterisi sırasında elinde barış çağrısı yapan bir pankart tutan Ukraynalı küçük bir kız (Reuters)
Dün Malta'nın başkenti Valletta'da Rusya'nın Ukrayna'ya karşı başlattığı saldırıya karşı düzenlenen protesto gösterisi sırasında elinde barış çağrısı yapan bir pankart tutan Ukraynalı küçük bir kız (Reuters)

Kremlin, dün, Batı ülkelerinin Rusya'yı uluslararası toplumdan izole etme ve ağır yaptırımlar uygulama yolunda devam eden çalışmaları nedeniyle eleştirilerini daha da sertleştirdi. Kremlin, ayrıca Ukrayna’ya yönelik askeri operasyonunun kapsamının genişletildiğini duyurdu. Öte yandan Rus güçleri Ukrayna’nın başkenti Kiev’e ve büyük şehirlerine saldırılar düzenledi. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Moskova’nın Batı ile ilişkilerde ‘dönüşü olmayan bir noktaya’ yaklaştığını söylerken, Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitry Medvedev, “Büyükelçilikleri kapatmanın zamanı geldi” uyarısında bulundu.
Kremlin, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ‘Kiev’in barış görüşmelerini reddetmesinin’ ardından askeri operasyonların kapsamının genişletilmesi talimatı verdiğini duyurdu. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, yaptığı açıklamada, “Putin, Ukrayna tarafıyla müzakereleri başlatma girişimlerinde ilerleme kaydedilmesine fırsat vermek amacıyla Ukrayna'daki Rus birliklerinin ilerlemeyi durdurması talimatı verdi. Ancak karşı tarafın diyalogu reddetmesi nedeniyle, bugün (dün) öğleden sonra Rus güçleri, operasyon planına göre ilerlemeye devam etti. Peskov, Rus birliklerin ilerleyişinin durdurulması sırasında karşı tarafın birkaç yerde düşmanca saldırılarına devam ettiğini de sözlerine ekledi.
Öte yandan Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkan Danışmanı Oleksiy Arestovich, yaptığı açıklamada, “Kiev, bir diyalog başlatmak için kabul edilemez koşullar dayattığından Moskova ile müzakere masasına oturmayı reddetti” ifadelerini kullandı. Rusya’nın arabulucular aracılığıyla öne sürdüğü şartların kendileri için yetersiz olduğunu ifade eden Arestovich, “Bu bizi teslim olmaya zorlama girişimiydi. Onlara, bu saldırılara katılan Minsk'te değil, Varşova'da yahut herhangi bir tarafsız başkentte farklı koşullarda diyaloga hazır olduğumuzu söyledik” dedi.
Rus milletvekilleri tarafından yapılan açıklamalara göre Moskova, Kiev'den Kırım'ı Rus toprağı olarak tanımasını ve son gelişmeleri dikkate alarak Ukrayna'da barış için mevcut koşulları kabul etmesini istedi.
Bu arada Peskov, ülkesinin Batı’nın daha önce ve son dönemde uyguladığı yaptırımlara karşı ‘çok iyi hazırlandığını’ söyledi.
Kremlin Sözcüsü sözlerini şöyle sürdürdü: “Ciddi yaptırımlar uygulanıyordu. Bunlara son birkaç gün içinde birkaç yaptırım paketi daha eklendi. Bunun için çok ciddi ve uzun süredir hazırlanıyoruz. Esasen bunlar öngörülebilir şeyler. Bundan sonra ilgili kurumlar arasında ek analiz ve çalışma koordinasyonuna ihtiyaç duyulacaktır. Elbette tüm ekonomik alanların ve sistemlerin sorunsuz çalışması amacıyla yaptırımların neden olduğu zararı en aza indirmek için derhal harekete geçtik. Bunun için gerekli tüm imkanlara ve yeteneklere sahibiz.”
Bu arada Moskova dün, Türkiye'nin Rus savaş gemilerinin İstanbul ve Çanakkale boğazlarından geçişini askıya alma olasılığını engellemeye çalıştı. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, yaptığı bir açıklamada, Ukrayna'nın talebi üzerine Türkiye’nin Montrö Antlaşması’nın maddeleri uyarınca boğazlardan savaş gemilerinin geçişini durdurabileceğini söylemişti. Bunun üzerine Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Türk mevkidaşı ile yaptığı görüşmede, kendisine Rusya'nın Ukrayna’ya karşı askeri operasyon başlatma kararının nedenleri ve bu konudaki gelişmeler hakkında bilgi verdi. Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Türkiye’nin boğazları kapatma olasılığına değinilmezken Lavrov'un Türk mevkidaşından Ankara’nın bu yönde bir karar almamasını isteyip istemediği de bilinmiyor.
Diğer taraftan Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Batı'ya karşı eleştirilerini sertleştirdi. Zaharova, Batı medyasında yer alan haberler ve Ukrayna'daki durumla ilgili değerlendirmelerin ‘çılgın bir evden yükselen çığlıklar’ gibi olduğunu söyledi. Zaharova, “Batılı mevkidaşlarımızdan özellikle Anglosaksonlar ve onlarla bağlantılı olanlardan gelen değerlendirmeler, bana çılgın bir evden yükselen çığlıkları çağrıştırıyor. Açıklamalarımızı iyileştirmemiz gerektiğini düşünmüyorum. Bunu inkar edemem” şeklinde konuştu.
 ‘Batı’da iktidarı ve mikrofonu eline geçirenlerin birçoğunun, gerçekten çılgın insanlar olduğu’ izlenimini edindiğini söyleyen Zaharova, “Hiçbir bilgisi olmayanlar, sadece dünyanın değil, kendi ülkelerinin de gerçeklerini bilmiyorlar. Sırf bilgisizliklerinden dolayı bir ülkenin sınırlarını diğerinden ayırmazlar” dedi.
Zaharova, düzenlediği basın toplantısında, “Rusya ile Batılı ülkeler arasındaki ilişkiler, geri dönüşü olmayan bir noktanın başladığı çizgiye çok yaklaştı. Hatta o noktaya çoktan ulaştık” ifadelerini kullandı.
Rusya’nın yaptırımlardan önce olduğu gibi ABD ile çalışmayı uzun süre önce bıraktığını belirten Rus yetkili, normal siyasi, ticari ve ekonomik ilişkilerin yeniden inşası gibi bir durumun söz konusu olmadığını açıkladı.
Bakanlık Sözcüsü, sözlerini şöyle sürdürdü: “Toplu güvenlik bağlamında bir diyalogumuz oldu ve çok şey önerdik. Bu olmayınca bir sonraki aşamaya geçtik. Toplu güvenliği tartışmak istemiyorsanız da neleri garantilediğimizin anlaşılmasını istiyoruz. Diyalog seçeneğini de terk ettiklerinde, hayati çıkarlarımızdan yola çıktık. Onlar (Batılı ülkeler) ikili ilişkiler, ekonomik kalkınma, mali ve insani alan lehinde sonuç verecek herhangi bir diyalog veya müzakere önerisinde bulunmadılar. Kötü gidişatı önleyecek özel temaslar dahi kurmadılar. İkili ilişkiler ya da karşılıklı çıkarlar, kapsamlı konular olmasa da işbirliğine işaret eder. Bunların hiçbiri sağlanmadı.”
Zakharova, Batılı ülkelerin bunun yapmak yerine “Merhaba, ya buraya gel ya da defol... Artık sana ihtiyacımız yok” tutumunda çok kaba bir davranış şekli sergilemeyi seçtiklerini kaydetti.
Avrupa Konseyi'nin Rusya'nın üyeliğini askıya alma kararını ‘siyasi’ olarak nitelendiren Zakharova, “Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin bu açıkça siyasi olarak alınmış kararı, Avrupa Konseyi'nin bağımsızlığını kaybettiğinin, Batı bloğunun ve onun uzantılarının çifte standartları içinde bir itaatkar aracına dönüştüğünün bir başka kanıtı oldu” diye konuştu.
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Rusya'nın teşkilattaki tüm temsil haklarının askıya alınması yönünde oy kullanmıştı.
Öte yandan Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitry Medvedev, Rus yetkililer arasında Batı'ya karşı kullanılan aynı sert tonla, Rusya'ya yaptırım uygulayan ülkelerle ilişkilerinin gözden geçirilebileceği konusunda uyardı. Medvedev, “ABD Dışişleri Bakanlığı'ndaki cahiller bile, yaptırımların hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini ve Rusya'nın Donbass'ı korumak amacıyla başlatılan ve tüm hedeflere ulaşıncaya kadar devam edecek olan askeri operasyonunu etkilemeyeceğini bilir” diye yazdı.
İyi haberlerin de olduğunu söyleyen Medvedev, “Yaptırımlar, stratejik istikrar konusundaki diyalogun kesilmesi de dahil olmak üzere, yaptırım uygulayan ülkelerle tüm ilişkilerin gözden geçirilmesi için mükemmel bir fırsat olabilir” dedi.
Prensipte diplomatik ilişkilerin gerekli olmadığını ifade eden Medvedev, “Büyükelçilikleri kapatmanın zamanı geldi. Birbirimize yalnızca silah dürbünlerinin ardından bakarak iletişime devam edebiliriz” ifadelerini kullandı.
Batı’nın yurtdışındaki Rus vatandaşlarının ve Rus şirketlerinin fonlarına el koymaya yönelik tehditlerine ilişkin olarak ise Medvedev, “Rusya da buna Rusya'daki yabancıların ve yabancı şirketlerin fonlarına el koyarak ya da belki de düşman bölgelerinde kayıtlı kişilerin mallarını kamulaştırarak benzer şekilde karşılık vermelidir” yazdı. Yaptırımların, Rusya'da iktidar ve halk arasındaki birliği ve bağı güçlendireceğine inandığını belirten Medvedev, alaycı bir üslupla “Hiçbir şey iktidarı, yetkilileri ve hemen hemen tüm vatandaşlarımızı, ABD’lilerin ve Avrupalıların sevgisinden daha fazla yaklaştıramaz. Bekle ve gör!” dedi.
 



Türkiye, İran'daki gerilimi azaltmak ve dış müdahale tehdidini önlemek için çabalarını yoğunlaştırdı

İran'daki protestolardan (AP)
İran'daki protestolardan (AP)
TT

Türkiye, İran'daki gerilimi azaltmak ve dış müdahale tehdidini önlemek için çabalarını yoğunlaştırdı

İran'daki protestolardan (AP)
İran'daki protestolardan (AP)

Türkiye, İran'daki durumdan endişe duyduğunu ifade etti ve yabancı müdahale korkusu nedeniyle bölgedeki gerilimi azaltmak için diyalogun gerekliliğini vurguladı.

Doğu komşusundaki gelişmeleri yakından takip eden Türkiye, gerilimi azaltmak ve İran'daki protestoları daha fazla can kaybı yaşanmadan ve bölgesel istikrarı tehdit etmeden barışçıl bir şekilde çözmek için yoğun çabalar başlattı.

Yoğun iletişim

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 24 saat içinde İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi'yi iki kez telefonla aradı. Bu görüşmelerin arasında, Ankara'daki Dışişleri Bakanlığı merkezinde ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile bir görüşme gerçekleştirdi.

 Fidan, bu akşam Dışişleri Bakanlığı merkezinde ABD Büyükelçisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmede (Türk Dışişleri Bakanlığı)Fidan, Dışişleri Bakanlığı merkezinde ABD Büyükelçisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmede (Türk Dışişleri Bakanlığı)

Dışişleri Bakanlığı kaynakları, Fidan'ın bugün Arakçi ile yaptığı telefon görüşmesinde, İran'daki son gelişmeleri ele aldığını ve görüşmenin ardından Barrack ile İran'daki gergin durum ve bölgesel meseleleri ele alan görüşmeler yaptığını bildirdi.

Kaynaklar, Fidan'ın Arakçi'yi ikinci kez aradığını ve görüşmede mevcut bölgesel gerginliklerin çözümü için müzakerelerin gerekliliğini vurguladığını belirtti.

Türkiye'nin gelişmeleri yakından takip ettiğini ve Başkan Donald Trump'ın "yardım geliyor" açıklamasının ardından olası bir ABD askeri müdahalesi konusunda diplomatik kanallar aracılığıyla ABD ile temas halinde olduğunu ifade etti.

İsrail'in manipülasyonu

Cuma günü yaptığı açıklamalarda Fidan, İran'ın bölgedeki ülkelerle “gerçek bir uzlaşma ve iş birliği” içinde olması gerektiğini vurguladı ve bölgede yaşanan protestoların çok güçlü bir mesaj verdiğini belirtti.

Arakçi, Fidan'ın 30 Kasım'da Tahran ziyaretinde kendisini karşılarken (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

Arakçi, Fidan'ın 30 Kasım'da Tahran ziyaretinde kendisini karşılarken (Türkiye Dışişleri Bakanlığı)

30 Kasım'da iki ülke arasındaki ilişkiler ve bölgedeki gelişmeleri görüşmek üzere Tahran'ı ziyaret eden Fidan, “Gerçek nedenlerden ve yapısal sorunlardan kaynaklanan bu protestolar, İran'ın dış düşmanları tarafından manipüle ediliyor. Bizim yapmaya çalıştığımız şey, bölgenin istikrarı buna bağlı olduğu için her iki tarafa, öncelikle Amerikalılara fayda sağlayacak bir anlaşmayı desteklemek.”

Tahran'daki protestolar sırasında öldürülen bir güvenlik görevlisinin cenaze törenine binlerce kişi katıldı (AFP)Tahran'daki protestolar sırasında öldürülen bir güvenlik görevlisinin cenaze törenine binlerce kişi katıldı (AFP)

Fidan, İsrail'in Mossad'ının protestoları manipüle etme girişimlerini gizlemediğini ve sosyal medya hesapları üzerinden İran halkını açıkça isyana çağırdığını belirterek, geçmişte de benzer çağrılar yapıldığını, ancak o dönemde İran halkının farklılıklarını bir kenara bırakarak düşmanın saldırısı karşısında birleştiğini kaydetti.

Protestoların bu seferki niteliğinin farklı olduğunu, savaşın yokluğunda ve tepkilere yol açan diğer gerçek sorunların varlığında gerçekleştiğini açıklayan yetkili şunları ifade etti: "İsrail'in bu durumu istismar etmeye çalıştığını görüyoruz ve bu elbette rejime çok güçlü bir mesaj gönderiyor ve eminim ki rejim bunu dikkate alacaktır."

Fidan, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın da bu konuda açıklamalarda bulunduğunu belirterek, “Ancak İran halkı sorunun ne olduğunu, kime yaradığını ve nasıl tepki vereceğini çok iyi bildiği için İsrail'in umduğu sonucun gerçekleşmeyeceğine kesin olarak inanıyorum” ifadelerini kullandı.

Yabancı müdahaleye karşı uyarı

Türkiye, İran'a yönelik herhangi bir dış müdahalenin ülkede ve bölgedeki krizleri daha da kötüleştireceği uyarısında bulunarak, mevcut sorunların çözümü için ABD ile İran arasında müzakereler yapılması çağrısında bulundu.

Adalet ve Kalkınma Partisi sözcüsü Ömer Çelik (X hesabından)Adalet ve Kalkınma Partisi sözcüsü Ömer Çelik (X hesabından)

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin genel başkan yardımcısı ve parti sözcüsü Ömer Çelik, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) üyesi olan Türkiye'nin, “İran toplumu ve hükümeti içindeki bazı sorunlara” rağmen, İran'da kaos görmek istemediğini söyledi.

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında, pazartesi gecesi yapılan partinin Merkez Yürütme Kurulu toplantısının ardından düzenlenen basın toplantısında Çelik, “İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın da söylediği gibi, bu sorunlar İran toplumu içindeki iç etkileşimler ve İran ulusal iradesi yoluyla çözülmelidir” dedi.

Çelik, “Yabancı müdahalenin daha kötü sonuçlara yol açacağına ve özellikle İsrail'in kışkırttığı müdahalenin daha büyük krizlere yol açacağına inanıyoruz” diye devam etti.

 Bahçeli, Milliyetçi Hareket Partisi'nin meclis grubu önünde konuşurken (Parti hesabı VX)Bahçeli, Milliyetçi Hareket Partisi'nin meclis grubu önünde konuşurken (Parti hesabı VX)

Milliyetçi Hareket Partisi lideri ve Cumhur İttifakı'nda Adalet ve Kalkınma Partisi'nin ortağı olan Devlet Bahçeli, İran'ın siyasi ve bölgesel güvenliği ve istikrarının "Türkiye için ölüm kalım meselesi" olduğuna inanıyor.

Bahçeli dün partisinin parlamento grup toplantısında yaptığı konuşmada, ABD ve İsrail'in İran'a karşı “saldırgan tutumunu” “konvansiyonel savaşa bir adım daha yaklaşmak” olarak nitelendirerek, İran'daki protestolar ile 2013 yılında İstanbul'da başlayan ve daha sonra Türkiye geneline yayılan, Erdoğan hükümeti devirmeyi amaçlayan “Gezi Parkı” olayları arasındaki benzerliklerin dikkatle değerlendirilmesi çağrısında bulundu. İran'daki “Azerbaycanlı Türklere” bu olaylardan uzak durmaları ve İran'a yabancı müdahaleye yol açabilecek meselelere karışmamaları yönünde dolaylı bir mesaj gönderdi.

Bahçeli, uluslararası hukuku hiçe sayan mevcut politikalarıyla Amerika Birleşik Devletleri'ni "hasta bir adama" benzeterek şunları söyledi: "19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu 'hasta adam' olarak tanımlanmıştı ve günümüz dünyasında gerçek hasta adam Amerika Birleşik Devletleri'dir. İnsanlığını büyük ölçüde yitirmiş, içten içe yozlaşmış toplumuyla, kristal bir vazo gibi 50 parçaya ayrılacağı günler çok uzak değil."


İran gerilimi sürüyor: ABD'nin Ortadoğu'da nerelerde askeri üsleri var?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

İran gerilimi sürüyor: ABD'nin Ortadoğu'da nerelerde askeri üsleri var?

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’daki protestolara devam edilmesi çağrısı yaparak “yardım yolda” mesajı vermesinin ardından, Tahran yönetiminden sert bir karşılık geldi. İran, ABD’nin kendisine yönelik olası bir saldırısı halinde bölgede bulunan Amerikan askeri üslerini hedef alacağını açıkladı.

ABD'nin bölgedeki başlıca askeri üslerinin listesi şöyle:

Türkiye

Türkiye ve ABD'nin birlikte faaliyet gösterdiği Adana'daki İncirlik Hava Üssü'nde ABD'nin nükleer başlıkları bulunuyor. Üs aynı zamanda uluslararası koalisyonun DEAŞ örgütüne karşı yürüttüğü operasyonlar için kullanılıyor. Üste 1,465 ABD ordusu mensubu görev yapıyor.

Bahreyn

Sorumluluk alanı Basra Körfezi, Kızıldeniz, Arap Denizi ve Hint Okyanusu'nun bir kısmını kapsayan ABD Donanması Beşinci Filosu'nun karargâhı Basra Körfezi'ndeki Bahreyn'de bulunuyor.

Katar

Başkent Doha'nın dış kesimlerindeki çölde yer alan ve 24 hektarlık bir alana yayılan el Udeid Hava Üssü, batıda Mısır'dan doğuda Kazakistan'a kadar uzanan geniş bir bölgede ABD askeri operasyonlarını yöneten ABD Merkez Komutanlığı'nın ileri karargâhı olarak kullanılıyor. Ortadoğu'daki en büyük ABD üssü olan bu üste yaklaşık 10,000 asker bulunuyor.

ABD Merkez Komutanlığı Ocak ayında yaptığı açıklamada bölgesel ortaklarla birlikte entegre hava ve füze savunmasını geliştirmek üzere el Udeid'de yeni bir koordinasyon birimi (MEAD-CDOC) kurduklarını duyurdu. Yeni birimin, bölgedeki güçlerin Ortadoğu genelinde hava ve füze sorumluluklarını koordine etme ve paylaşma şeklini geliştireceği belirtildi.

Kuveyt

ABD Ordusu Merkez Komutanlığı'nın ileri karargâhı olan Arifjan Kampı ve Irak sınırına yaklaşık 40 km mesafede bulunan, izole ve engebeli bir ortamda olması sebebiyle "Kaya" olarak bilinen Ali el Salem Hava Üssü de dâhil olmak üzere ABD'nin ülkede çok sayıda askeri tesisi bulunuyor.

Ayrıca ABD ordusunun internet sitesine göre, 2003'teki Irak Savaşı sırasında kurulan ve Kuveyt'te bulunan Buehring Kampı, Irak ve Suriye'de görev yapan ABD birliklerinin intikali için kullanılmıştı.

Birleşik Arap Emirlikleri

ABD Hava Kuvvetleri Merkez Komutanlığı'nın belirttiğine göre, Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) başkenti Abu Dabi'nin güneyinde yer alan ve BAE Hava Kuvvetleri ile ortak kullanılan el Dhafra Hava Üssü, ABD Hava Kuvvetleri tarafından İslam Devleti militan örgütüne karşı operasyonlarda ve bölgedeki keşif görevlerinde kullanılıyor.

ABD Donanması'nın Ortadoğu'da kullandığı en büyük liman olan Dubai'deki Jebel Ali Limanı, resmî olarak askeri üs değil ancak ABD'nin uçak gemileri ve diğer gemileri tarafından sıklıkla kullanılıyor.

Irak

Beyaz Saray'ın belirttiğine göre ABD, Irak güvenlik güçlerini desteklemek ve NATO misyonuna katkıda bulunmak üzere Anbar bölgesinin batısındaki Ayn el Asad Hava Üssü'nde varlığını sürdürüyor. ABD'nin İranlı General Kasım Süleymani'yi öldürmesine misilleme olarak İran 2020'de üssü hedef almıştı.

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nde yer alan Erbil Hava Üssü, ABD ve koalisyon güçlerince eğitimler ve savaş tatbikatları için kullanılıyor. ABD'nin Kongre Kütüphanesi'nin 2024 tarihli bir raporuna göre üs, Irak'ın kuzeyinde eğitim, istihbarat paylaşımı ve lojistik koordinasyon faaliyetleri için kullanılıyor.

Suudi Arabistan

Beyaz Saray'ın paylaştığı bir belgeye göre ABD'nin 2024'te Suudi Arabistan'da 2,321 askeri bulunuyordu. ABD'nin ülkedeki askerleri, hava ve füze savunma faaliyetleri için Suudi Arabistan ordusuyla birlikte çalışıyor ve ABD askeri uçaklarının faaliyetleri için destekleyici görevlerde bulunuyor.

ABD askerlerinden bazıları Riyad'ın yaklaşık 60 km güneyindeki Prens Sultan Hava Üssü'nde konuşlanmış durumda. Prens Sultan Hava Üssü'nde Patriot ve THAAD hava savunma sistemleri bulunuyor.

Ürdün

Başkent Amman'ın 100 km kuzeydoğusundaki Ezrak kentinde bulunan Muwaffaq el Salti Hava Üssü, ABD'nin Kongre Kütüphanesi'ne göre Levant bölgesinde görev yapan ABD Hava Kuvvetleri Merkezi 332. Hava Seferi Filosu'na ev sahipliği yapıyor.

Indepenent Türkçe, Reuters


Uydu görüntüsü olay yarattı: Malezyalılar yeni Venezuela olmaktan korkuyor

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Uydu görüntüsü olay yarattı: Malezyalılar yeni Venezuela olmaktan korkuyor

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD Büyükelçiliği'nin ülkenin çarpıcı bir uydu görüntüsünü paylaşmasının ardından, Donald Trump yönetimini tiye  alan Malezyalılar petrollerinin olmadığını iddia ediyor.

Kuala Lumpur'daki elçilik, Uluslararası Uzay İstasyonu'ndan çekilen ve Malezya'nın göklerinde yükselen bulutların arasından şimşeklerin çaktığını gösteren 2016 tarihli çarpıcı bir uydu fotoğrafını paylaştı.

Büyükelçilik, sosyal medya platformlarında paylaşılan gönderiye şöyle yazdı:

Malezya, hiç bu kadar elektrikli görünmemiştin. Bu parlak beyaz noktalar şehir ışıkları değil, bir fırtına sisteminin içinde meydana gelen devasa şimşek çakmaları. Bu açıdan bakana kadar canlı, nefes alan bir gezegende yaşadığımızı unutmak kolay. İster fırtınanın altında olun ister üstünde, manzara muhteşem.

Görünüşte zararsız olan bu paylaşım, internette Malezyalıların kendileriyle dalga geçen bir mizah dalgasına yol açtı ve kullanıcılar, Trump yönetiminin Venezuela'ya saldırısından sonra Washington'ın dikkatini ülkelerine çevirmemesi için şaka yollu çağrıda bulundular.

Facebook'ta en çok beğenilen yorum şöyleydi:

Lütfen başkanınıza petrolümüz olmadığını söyleyin. Sadece Saji yemeklik yağımız var.

Bazılarıysa Malezya'nın insanların ağaçlarda yaşadığı az gelişmiş bir ülke olduğu klişesini kullandı.

Bir kullanıcı, "Gördüğünüz gibi, ormanda yaşıyoruz. Vücutlarımızı ısıtmak için ateş yakıyoruz" dedi.

Bir diğeriyse, "Şehirlerimiz yok. Hepimiz ağaçlarda yaşıyoruz. (Not: Petrolümüz yok)" diye şaka yaptı.

Alif Sazali adlı bir kullanıcıysa, "Sevgili Trump... Ormanda yaşıyoruz... Petrol yok, sadece kaplan ve timsah var" diye espri yaptı.

Facebook'ta Mohd Raffi Merusin, Malezya'nın ham petrolü olmadığını, "sadece bol miktarda palm yağı ve fırtınaları" olduğunu iddia etti.

Instagram'da ise aynı fotoğraf yüzlerce yorum aldı ve bazıları "Biz bir sonraki Venezuela mıyız?" diye sordu.

Bir başkasıysa ABD'ye, "Brunei veya Singapur'u tercih edebilirsiniz" diye öneride bulundu.

Bazı yorumcular, gözetim ve müdahaleye yönelik eleştirilerde bulundu. Ina Abd Rahman adlı kullanıcı, "Hiçbir uyarı yapılmadan, ABD Büyükelçiliği'nin Malezya'nın uydu görüntüsünü yayımlaması epey garip" dedi.

Petrol şakaları, ABD'nin bu ay Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun yakalanmasının ardından Venezuela'nın petrolünü "süresiz" kontrol etme sözü vermesinin ardından geldi.

Başkan Trump, ABD'nin Venezuela'yı ele geçireceğini ve petrol rezervlerinden yararlanacağını iddia etti. Ayrıca Venezuela'nın ABD'ye 30-50 milyon varil "yaptırımlı petrol" sağlayacağını duyurdu.

Trump, daha sonra Grönland'ı ele geçirme arzusunu yineleyerek, ABD'nin "isteseler de istemeseler de Grönland'la ilgili bir şeyler yapacağını" söyledi.

Trump yönetimi, Danimarka topraklarını ele geçirmek için askeri güç kullanma ihtimalini masadan kaldırmayı defalarca reddetti.

Independent Türkçe