Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman'dan The Atlantic'e çarpıcı açıklamalar: Ülkesindeki reform süreci, Biden'la ilişkileri, Kaşıkçı cinayeti...

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman
TT

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman'dan The Atlantic'e çarpıcı açıklamalar: Ülkesindeki reform süreci, Biden'la ilişkileri, Kaşıkçı cinayeti...

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman

ABD'nin en köklü dergilerinden The Atlantic, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'la çok geniş bir söyleşi yayımladı. Yılda 10 sayı yayımlayan The Atlantic'in Nisan 2022 sayısı için hazırlanan 24 sayfalık söyleşi, derginin internet sitesinde de bugün yayına girdi.
İki yıldır kendi ülkesi dışında bir yayın organına ilk kez konuşan Muhammed bin Selman, derginin genel yayın yönetmeni Jeffrey Goldberg ve yazarı Graeme Wood'a ülkesindeki reform sürecinden ABD Başkanı Joe Biden hakkındaki değerlendirmelerine kadar pek çok konuda çarpıcı açıklamalar yaptı.
Prens Selman'la biri Suudi Arabistan'ın Başkenti Riyad'da diğeri de Kızıldeniz yakınlarında bir sarayda olmak üzere iki kez görüştüklerini belirten Wood'un yazısı özellikle gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın Türkiye'de öldürülmesiyle ilgili yaptığı açıklamalar üzerinden dünya basınında hızla haberleştirildi.
Yazıda, Prens'in reform çabalarının ülkede etkisinin görüldüğüne dikkat çekildi. Prens Selman'a muhalif kişilerin bile Suudi Arabistan'ın ekonomik ve toplumsal olarak "uykudan uyandığını" söylediği kaydedildi. Prens Selman da G20 ülkeleri arasında gittikçe yükseldiklerinin altını çizdi.
Riyad'da gerçekleştirilen görüşmede Goldberg'ün, Veliaht Prens'e "Eleştiri kaldırabilecek durumda mısınız?" diye sorduğu aktarıldı. Prens'in cevabıysa şöyle oldu:
“Soru için çok teşekkür ederim. Kaldıramayacak durumda olsaydım bugün sizinle oturup bu soruyu dinlemezdim.”
Prens, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesi emrini kendisinin verip vermediği sorusuna, bunu yapmadığının "apaçık" ortada olduğu yanıtını verdi:
“Bu beni incitiyor. Duygular açısından bu beni ve Suudi Arabistan'ı incitiyor. Özellikle gazetecilerinki olmak üzere duyulan öfkeyi anlıyorum. Duygularına saygı duyuyorum. Ama bizim de burada duygularımız var.”
Wood, bin Selman'ın kendisine yakın iki kişiye "Kaşıkçı olayı başıma gelen en kötü şeydi. Çünkü bütün reform planlarımı mahvedebilirdi" dediğini de yazdı.

Masuniyet karinesini hatırlattı
Veliaht Prens ayrıca Kaşıkçı cinayetinde kendi haklarının ihlal edildiğini savundu:
“İnsan hakları yasalarının bana uygulanmadığını hissediyorum İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 11. maddesi herhangi bir kişinin, suçluluğu kanıtlanana kadar masum olduğunu belirtir.”

"Hayatımda yazısını okumadım"
Prens Selman ayrıca Kaşıkçı'nın hedef alınacak kadar önemli biri olmadığını savundu:
“Kaşıkçı'nın herhangi bir yazısını hayatımda hiç okumadım.”
Prens, suikast timiyle ilgili soruya da şu yanıtı verdi:
“Eğer biz böyle şeylere girişecek olsaydık, Kaşıkçı listedeki ilk bin kişi arasında bile olmazdı. Herhalde herhangi bir kişi için böyle bir operasyon yapacaksanız bu operasyon profesyonel olurdu, ayrıca bu kişi de ilk binden biri olurdu.”
Wood, "Bizim iş görme biçimimiz bu değil" diyen Prens Selman'ın "Ama eğer böyle şeyler yapacak olsak daha profesyonel kişilerle çalışır ve daha önemli hedefler seçerdik" vurgusunda bulunduğunu ifade etti.

"Guantanamo ve Afganistan cezasız kaldı"
Muhammed bin Selman, Kaşıkçı cinayetinin "büyük bir hata" olduğunun altını çizdi. Başka bir suikast timi vakasının olmaması için "elinden geleni yaptığını" vurguladı. 
Kaşıkçı cinayetinin sorumlularının cezalandırıldığını da hatırlatan Prens Selman Afganistan'daki düğünlerin bombalanması veya Guantanamo'daki işkenceler gibi olayların sorumlularının cezasız kaldığını söyledi.

"Biden'ın ne düşündüğü umrumda değil"
Prens Muhammed Bin Selman, ABD Başkanı Joe Biden'ın kendisini yanlış anlayıp anlamadığının umurunda olmadığını söyledi.
"Basitçe, umurumda değil. ABD'nin çıkarlarını düşünmek Biden'a kalmış" diyen Prens Selman iki ülkenin birbirinin iç işlerine karışmaması gerektiğini ifade etti.

Hayata geçen reformlar
Dergide "Mutlak Güç" başlığıyla yayımlanan röportajda ülkesindeki reform sürecinden de bahseden Prens Selman, petrol dışı milli gelir artışından, ülkesine gelen doğrudan yabancı yatırıma kadar pek çok konuda gelişme kaydedildiğini vurgulayarak şöyle dedi:
Ekonomik başarı, konserler, toplumsal reformlar hepsi hayata geçti. Biz bu söyleşiyi 2016’da yapıyor olsaydık iyimser beklentiler içinde olduğumu söyleyebilirdiniz. Ama yaptık şimdi kendi gözlerinizle görebilirsiniz.
Röportaj yayımlanmasının hemen ardından Reuters, Al-Monitor, Forbes ve Bloomberg gibi yayınlarda haberleştirildi.
 



Suudi Arabistan, dünyanın çeşitli ülkelerinden 1000 umreciyi ağırlayacak

İki Kutsal Caminin Koruyucusu Kral Salman bin Abdulaziz (Şarku’l Avsat)
İki Kutsal Caminin Koruyucusu Kral Salman bin Abdulaziz (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan, dünyanın çeşitli ülkelerinden 1000 umreciyi ağırlayacak

İki Kutsal Caminin Koruyucusu Kral Salman bin Abdulaziz (Şarku’l Avsat)
İki Kutsal Caminin Koruyucusu Kral Salman bin Abdulaziz (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz, dünyanın çeşitli ülkelerinden 1000 kadın ve erkek umrecinin kendi özel himayesinde ağırlanmasını onayladı. Söz konusu program, Suudi Arabistan İslami İşler, Davet ve İrşad Bakanlığı tarafından yürütülen “Haremeyn-i Şerifeyn Hizmetkârı Hac, Umre ve Ziyaret Misafirleri Programı” kapsamında gerçekleştirilecek.

Programın 1448 Hicri yılı boyunca dört aşamada uygulanacak ilk etabında, 16 Asya ülkesini temsilen 250 kadın ve erkek umreci yer alacak. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre katılımcılar; Endonezya, Doğu Timor, Filipinler, Malezya, Kamboçya, Tayland, Vietnam, Myanmar, Laos, Singapur, Çin, Japonya, Güney Kore, Hong Kong, Tayvan ve Moğolistan’dan gelecek.

Programa genel koordinatör olarak nezaret eden İslami İşler Bakanı Şeyh Dr. Abdüllatif Al eş-Şeyh, Kral Selman bin Abdülaziz ile Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Selman’a teşekkür ederek, Suudi yönetiminin İslam’a ve Müslümanlara hizmet konusundaki kararlılığını takdir etti. Al eş-Şeyh, dünyanın farklı ülkelerindeki Müslümanların umre ve ziyaret ibadetlerini kolaylık ve huzur içinde yerine getirebilmeleri için gösterilen sürekli çabanın önemine vurgu yaptı.

Bakan Al eş-Şeyh, söz konusu davetin Suudi Arabistan liderliğinin İslam dünyasındaki kardeşlik bağlarını güçlendirme vizyonunu yansıttığını, ayrıca Krallığın âlimler, din adamları ve İslam toplumlarında etkili şahsiyetlerle iletişim köprüleri kurmaya yönelik insani ve dini misyonunun bir göstergesi olduğunu ifade etti.

Programın başlangıcından bu yana önemli başarılara imza attığını belirten Al eş-Şeyh, 140’tan fazla ülkeden misafirin bu girişimden yararlandığını, gelişmiş bir operasyonel sistem çerçevesinde sunulan kapsamlı hizmetlerin programın hedeflerine ve Suudi Arabistan’ın İslam’a ve Müslümanlara hizmet etme vizyonuna katkı sağladığını kaydetti.


Umman, Hürmüz Boğazı’nda gemilere geçici bir deniz koridoru açıyor

Geçici koridordan geçmek isteyen gemiler, Uluslararası Denizcilik Örgütü ile koordinasyon sağlıyor, (Umman)
Geçici koridordan geçmek isteyen gemiler, Uluslararası Denizcilik Örgütü ile koordinasyon sağlıyor, (Umman)
TT

Umman, Hürmüz Boğazı’nda gemilere geçici bir deniz koridoru açıyor

Geçici koridordan geçmek isteyen gemiler, Uluslararası Denizcilik Örgütü ile koordinasyon sağlıyor, (Umman)
Geçici koridordan geçmek isteyen gemiler, Uluslararası Denizcilik Örgütü ile koordinasyon sağlıyor, (Umman)

Umman Sultanlığı, dün yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı’ndan geçecek tüm gemiler için Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) ile yerel yetkili makamlar tarafından belirlenen koordinatlar çerçevesinde geçici bir deniz koridoru sağlandığını duyurdu.

Açıklamada, Umman’ın bu seçenek üzerinde IMO ile birlikte çalıştığı ve boğazdan geçmek isteyen gemilerin geçiş için ilgili kurumlarla koordinasyon sağlaması gerektiği belirtildi. Bu adımın, Umman’ın Hürmüz Boğazı’na ilişkin sorumluluğu ve küresel ekonomi açısından taşıdığı önem doğrultusunda, uluslararası hukuk ve deniz hukuku ilkelerine bağlılık çerçevesinde atıldığı ifade edildi.

Ayrıca söz konusu düzenlemenin, boğazda geçiş serbestisini garanti altına aldığı ve herhangi bir geçiş ücreti uygulanmadığı vurgulandı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre açıklama, ABD ile İran arasında yürütülen girişimlerin ve çabaların sonucuyla uyumlu olduğu şeklinde değerlendirildi.


Suudi Arabistan, BM Güvenlik Konseyi'nde Suriye'nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne desteğini yineledi

Dr. Abdülaziz el-Vasıl (arşiv - Birleşmiş Milletler)
Dr. Abdülaziz el-Vasıl (arşiv - Birleşmiş Milletler)
TT

Suudi Arabistan, BM Güvenlik Konseyi'nde Suriye'nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne desteğini yineledi

Dr. Abdülaziz el-Vasıl (arşiv - Birleşmiş Milletler)
Dr. Abdülaziz el-Vasıl (arşiv - Birleşmiş Milletler)

Suudi Arabistan, Arap Grubu adına yaptığı açıklamada, Suriye'nin birliği, egemenliği ve toprak bütünlüğüne destek verdiğini, ayrıca Suriye devletinin ülke genelinde egemenliğini tesis etmeye yönelik çabalarını desteklediğini vurguladı.

Bu açıklama, Suudi Arabistan'ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Dr. Abdülaziz el-Vasıl tarafından, BM Güvenlik Konseyi'nin Suriye'deki insani ve siyasi durumu ele almak üzere düzenlediği oturumda yapıldı.

Arap Grubu, Suriye'nin teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarılması çağrısında bulunarak, uluslararası toplumun ülkede devam eden geçiş sürecine destek vermesinin istikrarın güçlendirilmesine ve insani koşulların iyileştirilmesine katkı sağlayacağını belirtti.

Grup ayrıca, Suriye hükümetinin DEAŞ terör örgütü ve terörizmin tüm biçimleriyle mücadelesine destek verdiğini ifade ederken, bu süreçte gerekli desteğin sağlanabilmesi için uluslararası toplumun ortak çaba göstermesinin önemine dikkat çekti.

Arap Grubu, uluslararası toplumu Suriyeli sığınmacılara ev sahipliği yapan ülkelere yönelik desteği artırmaya ve genişletmeye çağırarak, bu ülkelerin insani ve ekonomik yükü tek başlarına üstlenmemesi gerektiğini vurguladı.

Öte yandan Arap Grubu, İsrail'in Suriye topraklarına yönelik tekrarlanan askeri müdahalelerini ve saldırılarını en sert ifadelerle kınadı. Bu eylemlerin Suriye'nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün açık bir ihlali olduğu belirtildi.

Açıklamada ayrıca, İsrail'in 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması'na tam olarak uyması, işgal altındaki Suriye toprağı Golan'dan derhal ve koşulsuz şekilde çekilmesi gerektiği yönündeki çağrı yinelendi.