Cezayir Sahel’deki terör tehdidinden endişeli

Cezayir, terörle mücadele için Afrika’da güvenlik seferberliğinin artırılması çağrısı yaptı.

Sahel bölgesinde art arda yaşanan terör saldırıları bölge ülkelerinin korkularını artırdı (Cezayir Devlet Radyosu)
Sahel bölgesinde art arda yaşanan terör saldırıları bölge ülkelerinin korkularını artırdı (Cezayir Devlet Radyosu)
TT

Cezayir Sahel’deki terör tehdidinden endişeli

Sahel bölgesinde art arda yaşanan terör saldırıları bölge ülkelerinin korkularını artırdı (Cezayir Devlet Radyosu)
Sahel bölgesinde art arda yaşanan terör saldırıları bölge ülkelerinin korkularını artırdı (Cezayir Devlet Radyosu)

Ali Yahi
Afrika’nın Sahel bölgesindeki istikrarsız güvenlik durumu, Cezayir’i endişelendirmeye devam ediyor. Öyle görünüyor ki Fransa başta olmak üzere yabancı güçlerin bölgeden çekilmesi, Sahel’in güvenlik ve istikrarını tehdit eden geniş çaplı operasyonlar yürüten silahlı grupların önünü açacak. Bu durum, Afrika’da güvenlik seferberliğinin artırılması çağrısı yapan Cezayir’i endişelendirmeye başladı.

Art arda gelen saldırılar
Sahel’de hükümet güçlerini ve sivilleri hedef alan tekrarlı saldırılar, güvenlik ve istikrarının hedef alındığına inanan Cezayir de dahil, bölge ülkelerinin endişelerini tırmandırdı. Mali’de terör saldırıları gerçekleştirilirken, onlarca asker öldü veya yaralandı. Bu saldırı, 5 binden fazla askeri bulunan Fransızlar başta olmak üzere yabancı güçlerin geri çekildiğinin ilan edilmesinden bu yana bölgenin tanık olduğu ‘kırılgan’ duruma dair gerçekleri ortaya çıkarmış oldu.
Mali ordusu, ülkenin merkezindeki Mondoro kampına düzenlenen saldırı sonucu 27 askerin öldüğünü, 21’i ağır 33 askerin yaralandığını ve 7 askerin de kayıp olduğunu bildirerek, ordunun 47 teröristi etkisiz hale getirmeyi başardığına dikkati çekti. Ordu, söz konusu saldırının Malili güçlere karşı aylardır yapılan en kanlı saldırı olduğunu söyledi.

Cezayir’in endişesi
Saldırının ardından Cezayir, “Bu yeni ölümcül saldırılar ve haksız suçlar, bir kez daha Sahel bölgesi ülkelerinin güvenliğini, istikrarını ve kalkınmasını tehdit eden bu belayı ortadan kaldırmak için bölgesel ve uluslararası açıdan ortak çabalarımızı gerektiriyor” dedi. Cezayir, insanlığın onurunu korumak için hızlı ve etkili bir toplu yanıt vermek amacıyla, Afrika’yı ve uluslararası toplumu bir bütün olarak daha fazla seferberlik yürütmeye çağırdı. Cezayir ayrıca, Mali’nin, halkının birliği çerçevesinde bu belanın ortaya çıkardığı devasa zorluklarla mücadele edebileceğine inandığını vurguladı.
Cezayir Dışişleri Bakanlığı, Nijer, Mali ve Burkina Faso’yu vuran saldırıların ardından yaptığı açıklamada, “Son haftalarda Sahel ve Sahra’daki birçok ülkede kaydedilen ciddi terör saldırılarındaki artış, Cezayir açısından büyük bir endişe kaynağı” dedi. Bakanlık, “Sivil halka yönelik bu terör eylemleri, insanlığa karşı suç niteliği taşımakta ve Afrika kıtasının toplu güvenliği ile uluslararası barış ve güvenlik açısından rahatsız edici bir tehdit oluşturmaktadır” ifadelerini kullandı. Bu belayı ortadan kaldırmak için toplu eylem hızını artırmak amacıyla bölgesel ve uluslararası işbirliğine hazır olduğunu ifade eden Bakanlık, ‘bu belaya karşı kıtasal tepkiyi daha da etkinleştirmek ve yükseltmek için toplu seferberliği güçlendirme’ çağrısında bulundu.
Benzeri görülmemiş riskler ve zorluklar, Cezayir’in geniş sınırlarını çevreleyen yeni bir güvenlik koşulu oluşturdu. Bu zorluklar, bölgedeki krizleri kontrol altına almak ve terörist grupları kuşatmak için farklı cephelerde ve düzeylerde harekete geçmeyi gerektiriyor. Ancak öyle görünüyor ki vahşi ve kanlı terör saldırılarının devam etmesi, hukuksuzluğun, ‘taraflarca planlanan kaosla bölgeyi tehdit edecek şekilde’ sahnenin hakimi haline geldiğini gösteriyor.

İki başlı plan
Uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. Dr. Abdulvahhab Hafyan, “Mali’deki durum, Fransa’nın geri çekilmesinin yarattığı boşluk ve merkezi devletin zayıflığının bir sonucu olarak bir güvenlik açığı öngörüyor. Öyle ki bölge, nitelikli terör operasyonlarına ve teröristlerin olay yerine önemli ölçüde geri dönüşüne tanık oldu” dedi.
Hafyan, “Teröristlerin, güçlerini geri çektikten sonra onları Mali’deki merkezi devleti zayıflatmak için bir araç ve kart olarak kullanan Fransa’nın denetiminde bölgede faaliyet gösterdiğini öne sürenler var. Iyad Ag Ghaly liderliğindeki İslam ve Müslümanları Destekleme Grubu (JNIM) tarafından şu anda ortaya koyulan şey de budur” açıklamasında bulundu.
Abdulvahhab Hafyan, “Sahel’deki terörist gruplar, gelecek stratejilerinde komşu ülkelere başarısızlık ve huzursuzluk ihraç etmek için bir kaynak olmayı hedefliyor ve Cezayir listenin başında yer alıyor” dedi.
Bu görüş, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Fransız müdahalesinin Mali’de devletin çöküşünü engellediği yönündeki ifadesiyle çelişiyor.
Hafyan, “Cezayir iki başlı bir planla aktör haline geldi. Bunların ilki, başarısızlığa rehin kalmasın diye Mali’deki askeri konseye ve merkezi otoriteye destek sağlamak” dedi. Yetkili, “Bu durum, Cezayir, Nijer ve Mali arasında bir boşluğa tanık olan sınır üçgeninin karşısında ve kabilelerin bulunduğu bölgenin kuzeyinde etnik kutuplaşma yaşanıyor” dedi.
Hafyan, “Radikalizm radikalizmi besler. Dolayısıyla kaynakları boşaltmak gerekiyor. Çünkü güvenlik yaklaşımında askeri boyut başarısız oldu ve bu nedenle kapsamlı bir kalkınma yaklaşımının benimsenmesi gerekiyor. Afrika ülkelerinde kalkınma boyutu olan bir güvenlik yaklaşımının benimsenmesi hususunda gerçek sorunlar var. Bunların başında ise ‘kıtanın ortak çıkarlarına pragmatik bir bakış açısıyla’ bakan etkili liderlerin eksikliği geliyor. Ayrıca Afrika kıtasının çoğu ülkesinde kalkınma girişimlerini etkileyebilecek meşruiyet krizleri yaşanıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Seferberliğin anlamı
Öte yandan siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler uzmanı Selma Teusarin, yaptığı açıklamada “Cezayir’in güvenlik seferberliği ile anlatmak istediği şey, iki düzeyde anlaşılabilir: Birincisi, terörizme karşı bölgesel ve kıtasal olarak ortak güvenlik çabalarını güçlendirmek, ikincisi ise askeri ve güvenlik yönüne verilen önemi artırmaktır” dedi.
Teusarin, “Cezayir’in terörle mücadele çağrısı, kıtaya fayda sağlıyor. Bu nedenle ülkeler, bu sınır ötesi zorluklara çözüm bulmak için çabalarını yoğunlaştırmaya çalışmalıdır” ifadelerini kullandı.
Mali’nin Cezayir ile Fransa arasında bir savaş alanı olduğu artık bir sır değil. Fransa merkezli ‘Le Figaro’ gazetesinin haberine göre Cezayirli bir diplomat, “Fransızlar, Mali’den ayrıldıkları için ellerimizi ovuşturduğumuza inanıyor. Bu durum, Rusların çıkarına. Ama söylemeye çalıştığımız şu ki, bir çözüm yok” dedi.
Gazete, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’un Mali’deki koşulların ‘bir yoksulluk ve kalkınma meselesi’ olduğu yönündeki ifadelerine atıfta bulunurken, ülkesindeki ordunun bataklığa dalmayacağını vurguladı. Gazete ayrıca, ülkesinin ‘Fransız Afganistan’ını Paris ve Cezayir arasındaki tekrarlı yanlış anlaşılmaların bir konusu olarak gördüğünü dile getirirken, bu yanlış anlaşılmaların Ekim 2021’den bu yana Fransız askeri uçaklarına Cezayir semalarında uçma yasağı getirilmesiyle daha da kötüleştiğini belirtti.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.