Fransa’dan Rusya'nın Ukrayna'ya açtığı savaşın seyrine ilişkin bir okuma

Paris, Moskova'ya yönelik yeni bir yaptırım paketi üzerinde çalışıyor

Paris, Ukrayna ve Rusya’nın yaptığı ‘iyimser’ açıklamaların ‘anlamsız ve iç politikaya yönelik’ olduğunu düşünüyor (AFP)
Paris, Ukrayna ve Rusya’nın yaptığı ‘iyimser’ açıklamaların ‘anlamsız ve iç politikaya yönelik’ olduğunu düşünüyor (AFP)
TT

Fransa’dan Rusya'nın Ukrayna'ya açtığı savaşın seyrine ilişkin bir okuma

Paris, Ukrayna ve Rusya’nın yaptığı ‘iyimser’ açıklamaların ‘anlamsız ve iç politikaya yönelik’ olduğunu düşünüyor (AFP)
Paris, Ukrayna ve Rusya’nın yaptığı ‘iyimser’ açıklamaların ‘anlamsız ve iç politikaya yönelik’ olduğunu düşünüyor (AFP)

Fransa, Ukrayna ile Rusya arasında gerçekleşen ‘müzakere düzeyine ulaşmadığını ve bugüne kadar elle tutulur bir sonuç vermeyen tartışmalar çerçevesinde kaldığını’ düşündüğü aralıklı müzakere sürecine şüpheyle yaklaşıyor. Paris, Kiev ve Moskova’nın aralarındaki ihtilafa rağmen zaman zaman yaptıkları ‘iyimser’ açıklamaların ‘anlamsız ve her iki tarafın da iç politikasına yönelik’ olduğunu düşünüyor.
Fransız kaynaklar, Ukrayna ile Rusya arasındaki görüşmelerden sonuç alma noktasında yaşanan gecikmenin nedenlerini Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in 24 Şubat’ta yani, Rusya’nın Ukrayna topraklarında askeri operasyonlara başlattığı gün yaptığı konuşmada öne sürdüğü ‘azami’ taleplerine ve Rusya’nın müzakere heyetinin, iki taraf arasındaki görüşmelerde şimdiye kadar geri adım atmadığı bu taleplerle ilgili tutumuna bağlıyorlar.  Aynı kaynaklar, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un bu yüzden Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenski ile neredeyse her gün telefonla görüştüğünü ve Paris’in Rusya tarafından öne sürülen dört şartı (Ukrayna'nın tarafsız olması, Ukrayna ordusunun silahsızlandırılması, Rusya'nın Kırım üzerindeki egemenliğinin ve Donetsk ve Lugansk bölgelerinin bağımsızlığının tanınması. Rusya bunlara ek olarak Ukrayna’daki Nazi kökenli örgütlerin kökünün kazınmasını istiyor) ‘kabul edilemez ve müzakereler için ciddi bir temel oluşturamaz’ olarak değerlendirdiğini söylediler. Öte yandan Ukrayna’nın müzakere heyeti, ateşkes yapılması, ardından Rus güçlerinin Ukrayna'da işgal ettikleri bölgelerden çekilmesi ve Ukrayna’nın güvenliğinin somut bir şekilde garanti altına alınması şartlarına bağlı kalmaya devam ediyor. Fransız kaynaklara göre Rusya'nın şartlarının kabul edilmesi Ukrayna'yı egemenliği olmayan ve ‘başkasına bağlı bir devlet’ haline getirecek.
Paris, Rus ordusunun bombardımanları ve kuşatma operasyonları devam ederken müzakerelerin bir sonuca ulaşmasının mümkün olmadığını düşünüyor. Bu yüzden de Ukrayna’nın durumunu ‘şakağına dolu bir tabanca dayanmış halde müzakere masasına oturmak zorunda bırakılan bir kişiye’ benzetiyor. Ukranya Devlet Başkanı Zelenski ülkesinin tarafsız olduğu konusunda açık ifadeler kullansa da Paris, Zelenski’nin bu ifadeleri ‘güçlü güvenlik garantileri’ elde etme meselesiyle birleştirdiğine dikkat çekiyor. Fransız kaynaklara göre Ukrayna, tarafsızlık dosyasını, ister Kuzey Atlantik Antlaşması’na (NATO) ister herhangi bir askeri ittifaka katılmaktan ya da üye olmaktan kesinlikle vazgeçmek olarak görüyor.  Ukrayna için istenen bedelin, 1994 yılında elde ettiğinden farklı olması gerekiyordu. Ukrayna, 1994 tarihli ‘Budapeşte Muhtırası’ ile elde ettiği garantiler karşılığında nükleer silahlarından vazgeçmeyi kabul etmişti. Kiev'in ‘güçlü garantiler’ ile ilgili anlayışı, bu garantilerin ‘yasal olarak zorunlu’ olması gerektiği anlamına geliyor.
Paris, Moskova ve Kiev arasındaki garantiler kavramında geniş bir çatışma beklerken, Ukrayna'nın istediği garantileri sağlayabilecek tarafların kimler olduğu, bunların Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) daimi üyeleriyle sınırlı mı kalacağı yoksa başka tarafların da mı olacağı konusunda farklı yaklaşımlar söz konusu. Kiev'in Türkiye'nin garantörler arasında yer almasını istediği biliniyor.
Rusya’nın askeri operasyonlarıyla ilgili, operasyonların durması ya da ateşkesin kabul edilmesi yahut iki taraf arasındaki müzakerelerde bir ilerleme kaydedilmesi şeklinde bir değişiklik bekleniyor. Avrupa Birliği (AB) ve NATO'nun yanı sıra G7 ülkelerinin temsil ettiği Batı, yaptırım silahıyla Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i askeri hesaplarını değiştirmeye, Ukrayna'daki hedeflerini azaltmaya ve nihayet müzakereleri ‘ciddi olarak’ kabul etmeye zorlamaya çalışıyorlar. Fransız kaynaklar, bu bağlamda Paris’in Rusya'ya yönelik yeni bir yaptırım paketi üzerinde çalıştığını ve beklenen değişiklik olmadığı sürece yaptırımların seyrinin ‘sistematik ve tutarlı’ bir şekilde devam edeceğini belirttiler.
Paris, önümüzdeki hafta ABD Başkanı Joe Biden ve G7 liderlerinin katılımıyla yapılacak olan AB ve NATO toplantıların, yaptırımlarla izlenecek rotanın belirlenmesi açısından büyük önem taşımasını bekliyor. Ancak Putin'in, Batılı olan ve Batılı olmayan ülkelerce uygulanan ve Rusya’nın ekonomisine, savaş planlarına, hedeflerine ve yaklaşımlarına yansımaları olan yaptırımlara yönelik tepkisini ‘tahmin edememeleri ve zamanlamayı bilmemeleri’ Batılı ülkelerin en çok zorlandıkları mesele olmaya devam ediyor. Tüm bunların yanı sıra Paris, Putin'in siyasi ve yurtiçindeki konumunun Kırım'ı ilhak ettiği ve Donbas bölgesindeki ayrılıkçıları desteklediği 2014 yılındaki kadar sağlam olmadığını düşünüyor. Fransız kaynaklar, buradan yola çıkarak, Moskova'yı yaklaşımını değiştirmeye zorlamak için sunulabilecek fırsatın değerlendirilmesi amacıyla iletişimin sürdürülmesinin önemli olduğunu vurguladılar. Fakat Batılıların söz konusu değişikliği öngörmek için yeterli bilgiye ve tahminlere sahip olmaması en büyük soru işareti olmaya devam ediyor.
Batı ülkeleri, Rusya’ya uygulanan çeşitli yaptırımlar ve Ukrayna ordusuna yönelik giderek artan askeri desteğin yanı sıra iki ana hat üzerinde çalışıyorlar. Bunlardan birincisi, Rusya ve Çin arasında Moskova'ya uygulanan yaptırımların ağırlığını kıracak olan bir ittifakın kurulmasını engellemek, ikincisi ise, Rusya’ya karşı uluslararası arenada uygulanan tecridin sıkılaştırılması. Fransız kaynaklar, Batılıların Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un Moskova ile Pekin arasındaki yakın ilişkiye ilişkin açıklamasına rağmen Rusya'yı uluslararası kurumlarda abluka altına almak ve temsil edilmekten hoşlandığı platformlardan dışlamak istediklerini ortaya koydular. Paris, Pekin’in tutumunun ‘değişebilirliğine’ ve Moskova'ya yakın olmasına rağmen ‘Rusya’nın Ukrayna'ya açtığı savaşa rehin olmak istemediğini’ düşünüyor.
Paris, askeri düzeyde ise Rusya'nın askeri olarak izlediği yoldaki olası herhangi bir değişikliğin, savaş hedeflerinin değiştiği anlamına gelmeyeceğine inanıyor. Rus güçlerinin, Ukrayna’nın güneyinde ve doğusunda kaydettiği ilerlemelerden sonra Paris, Rusya’nın bir sonraki hedefinin iki yönlü olacağını, yani bir yandan Kiev'i, diğer yandan Karadeniz kıyısındaki stratejik öneme sahip Odessa'yı kuşatacağını düşünüyor. Avrupa’nın stratejisine göre ise Rusya’nın Ukrayna'da devam eden savaşa dair iki hedefi var. Birincisi, Belarus topraklarında Rusya’ya ait nükleer silahların konuşlandırılması olasılığı da dahil olmak üzere Belarus'un Rusya’nın askeri ve savunma sistemine entegre edilmesi. İkincisi, NATO üyeliğini engelleyerek Ukrayna'nın tamamen etkisiz hale getirilmesi.



Rusya ve NATO “gri bölge” savaşında

Polis, Dublin–Varşova güzergâhındaki demiryolu hattının bir bölümünün patlayıcılarla tahrip edildiği olay yerinde inceleme yapıyor. (EPA)
Polis, Dublin–Varşova güzergâhındaki demiryolu hattının bir bölümünün patlayıcılarla tahrip edildiği olay yerinde inceleme yapıyor. (EPA)
TT

Rusya ve NATO “gri bölge” savaşında

Polis, Dublin–Varşova güzergâhındaki demiryolu hattının bir bölümünün patlayıcılarla tahrip edildiği olay yerinde inceleme yapıyor. (EPA)
Polis, Dublin–Varşova güzergâhındaki demiryolu hattının bir bölümünün patlayıcılarla tahrip edildiği olay yerinde inceleme yapıyor. (EPA)

Rusya ile Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) arasındaki mücadele, Ukrayna’daki savaş alanlarının ve geleneksel askeri caydırıcılık dengelerinin ötesine geçti. Varşova’da bir ABD vatandaşına yönelik olduğu öne sürülen Rus suikast planının engellenmesi, Moskova’nın Starlink’e rakip bir uydu ağı kurma çalışmalarını hızlandırması ve Batı’nın Rusya’yı Avrupa genelinde sabotaj eylemleri ve siber saldırılar düzenlemekle suçlamasının artması, doğrudan savaş eşiğinin altında yürütülen çok boyutlu mücadelenin safhaları olarak öne çıkıyor.

Polonya güvenlik güçleri, 30 Temmuz’da Lublin yakınlarında bir tarlaya düşen mühimmatın bulunduğu bölgede inceleme yapıyor. (Reuters)
Polonya güvenlik güçleri, 30 Temmuz’da Lublin yakınlarında bir tarlaya düşen mühimmatın bulunduğu bölgede inceleme yapıyor. (Reuters)

Bu gelişmeler, asıl tehlikenin tek olaydan ziyade, kaynağı ve niyeti kısa sürede ortaya konulması zor olan operasyonların birikmesinden kaynaklandığını gösteriyor. Bu durum NATO’yu sürekli bir sınamayla karşı karşıya bırakıyor: Moskova’yı, muğlak operasyonu veya bilinçli bir provokasyonu açık çatışmaya dönüştürmeden nasıl caydırabilir?

Suikast sınırları aşıyor

Polonya Başbakanı Donald Tusk, ülkesinin güvenlik birimlerinin Varşova’da Ukrayna asıllı bir ABD vatandaşına yönelik Rusya bağlantılı bir suikast planını engellediğini açıkladı. Tusk, hedef alınan kişinin Putin rejimini “rahatsız eden” biri olduğunu belirtti.

Polonya makamları, ABD istihbaratıyla yürütülen ortak operasyonun ardından 7 Ağustos’ta, Rus istihbarat servisleri tarafından işe alındığından şüphelenilen bir Rus vatandaşını gözaltına aldı. Varşova, hedef alınan kişinin kimliğini veya faaliyetlerinin niteliğini açıklamadı. Ancak müdahalenin operasyonun gerçekleştirilmesinden hemen önceki son aşamada yapıldığını ifade etti.

Polonya’da 18 Aralık 2025’te Entegre Muharebe Komuta Sistemi’nin (IBCS) faaliyete hazır olduğunun duyurulması sırasında Patriot füze sistemleri. (Reuters)
Polonya’da 18 Aralık 2025’te Entegre Muharebe Komuta Sistemi’nin (IBCS) faaliyete hazır olduğunun duyurulması sırasında Patriot füze sistemleri. (Reuters)

Tusk, olayı Polonya’nın suçlamalarının doğru olması halinde Rusya’nın başka NATO üyesi ülkede bir ABD vatandaşını öldürmeye yönelik ilk girişimi olarak nitelendirdi. Bu durum, NATO’nun kolektif savunmayı düzenleyen 5. maddesinin otomatik olarak devreye gireceği anlamına gelmiyor. Ancak hedefin ittifakın lider ülkesi olan ABD vatandaşı olması ve eylemin NATO’nun doğu kanadının temel ülkelerinden Polonya’da gerçekleştirilmesinin planlanması, iddia edilen Rus suikast operasyonlarını daha hassas bir duruma sokuyor.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, Ukrayna Cumhurbaşkanı ile birlikte. (Reuters)
Polonya Başbakanı Donald Tusk, Ukrayna Cumhurbaşkanı ile birlikte. (Reuters)

Varşova, olayı demiryolu hatlarına yönelik sabotajlar, siber saldırılar, kundaklamalar ve Rus devletine doğrudan bağlanması zor operasyonlarda suç şebekelerinin kullanılmasını kapsayan daha geniş bir çerçevede değerlendiriyor.

Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre üç Batılı istihbarat yetkilisi yaptıkları açıklamada, Kremlin karşıtları ve Ukrayna destekçilerine yönelik tasfiye girişimlerinin 2022’deki geniş çaplı işgalden beri Avrupa’da arttığını belirtti. Moskova ise kamuoyuna açık istihbarat kanıtlarının yetersizliği ve operasyonların kaynaklarını ve yöntemlerini açığa çıkarmanın güç olması nedeniyle bu tür eylemlerdeki sorumluluğu genellikle reddediyor.

Elon Musk’ın Starlink hizmetine ait bir reklam, SpaceX’in halka arzının ardından New York’taki Times Square’deki bir ekranda görülüyor. (AFP)
Elon Musk’ın Starlink hizmetine ait bir reklam, SpaceX’in halka arzının ardından New York’taki Times Square’deki bir ekranda görülüyor. (AFP)

Mücadele yörüngeye taşınıyor

Daha uzun vadeli bir diğer meydan okuma ise Rusya’nın Starlink’e egemen bir alternatif olarak geliştirdiği “Rasvet” (Şafak) adlı uydu ağı.

Reuters’ın haberine göre Ukrayna Askerî İstihbarat Başkan Yardımcısı Tümgeneral Vadim Skibitski, Moskova’nın bu ağdaki uyduları planlanandan “çok daha hızlı” bir şekilde fırlatmaya başladığını söyledi.

Mart ayında 16 uydudan oluşan bir grup fırlatıldı; bunu temmuz ayında bir başka fırlatma izledi. Ukraynalı bir yetkili, ağ kapsamında yörüngede bulunan araçların sayısını yaklaşık 40 olarak tahmin etti. Ancak fiilen çalışan uydu sayısının bunun altında olduğu değerlendiriliyor.

Polonya Başbakanı Donald Tusk ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Ukrayna konulu Gdansk Zirvesi’ne katılmak üzere birlikte gidiyor. (Arşiv-Reuters)
Polonya Başbakanı Donald Tusk ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Ukrayna konulu Gdansk Zirvesi’ne katılmak üzere birlikte gidiyor. (Arşiv-Reuters)

Rusya, 2027 yılına kadar 292 uyduya, 2035’e kadar ise 924 uyduya ulaşmayı planlıyor. Ağ şu anda uydular Ukrayna üzerinden geçerken yalnızca kesintili iletişim sağlayabiliyor. Ancak ileride uzun mesafelerde insansız hava araçlarının doğrudan kontrol edilmesine, bunların anlık olarak yönlendirilmesine ve karadaki saldırıya açık altyapıya daha az bağımlı, daha güvenli askeri iletişim sağlanmasına imkân tanıyabilir.

Projenin önemi, Kiev’in Rus güçlerinin gri piyasadan elde ettiği Starlink terminallerini devre dışı bırakması konusunda SpaceX’i ikna etmesinin ardından daha da arttı.

Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Zelenskiy’nin Varşova’ya gerçekleştirdiği ziyaret sırasında. (AP)
Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Zelenskiy’nin Varşova’ya gerçekleştirdiği ziyaret sırasında. (AP)

Moskova’nın çıkardığı ders açık: Komuta ve kontrol kapasitesi, kritik anda devre dışı bırakabilecek yabancı şirkete ait bir hizmete dayandırılamaz. Bu nedenle Rasvet yalnızca ticari bir proje değil, Rusya’nın operasyonlarını Batı’nın siyasi ve teknolojik kararlarına karşı daha dayanıklı hâle getirme girişimi olarak görülüyor.

Bununla birlikte, Rusya’nın hedefleri; büyük ölçekli fırlatma ihtiyaçları, yaptırımlar ve bazı gelişmiş bileşenlerdeki eksiklikler nedeniyle oldukça iddialı. Dolayısıyla Rasvet giderek büyüyen bir tehdit oluştursa da şu aşamada Starlink’in tam anlamıyla yerini alabilmiş değil.

Lockheed Martin tarafından üretilen geliştirilmiş Patriot PAC-3 MSE füzesinin modeli. (Reuters)
Lockheed Martin tarafından üretilen geliştirilmiş Patriot PAC-3 MSE füzesinin modeli. (Reuters)

ABD Savaş Bakanlığı Politikalardan Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Elbridge Colby, Pentagon’un nükleer stratejiyi gözden geçirdiğini ve başkana Rusya veya Çin’le yaşanabilecek bölgesel bir çatışmada taktik nükleer silahların kullanımına ilişkin daha geniş seçenekler sunulmasını değerlendirdiğini açıkladı.

Ancak NATO’nun acil sınavı nükleer düzeyin altında kalıyor: İHA’ları düşük maliyetle etkisiz hâle getirecek yöntemler geliştirmek, bunların kaynağını daha hızlı belirlemek, karşılık verme kurallarını ortaklaştırmak ve havaalanları ile enerji ve iletişim ağlarını korumak.

Moskova baskı aracı olarak belirsizliğe bel bağladığı ve NATO da doğrudan çatışmaya yol açmayacak bir caydırıcılık arayışını devam ettirdiği sürece, “gri bölge savaşı” iki taraf arasındaki çatışmanın en tehlikeli biçimi olmaya aday. Resmen ilan edilmeyen bu savaş, her an kontrol altına alınması zor bir krize yol açabilir.


Amerikan üssüne yönelik operasyon sonrasında kaybolan üç İranlı pilot Katar'da tutuluyor

Doha'nın güneyindeki El Udeyd ABD hava üssünün görüntüsü (Arşiv- AFP)
Doha'nın güneyindeki El Udeyd ABD hava üssünün görüntüsü (Arşiv- AFP)
TT

Amerikan üssüne yönelik operasyon sonrasında kaybolan üç İranlı pilot Katar'da tutuluyor

Doha'nın güneyindeki El Udeyd ABD hava üssünün görüntüsü (Arşiv- AFP)
Doha'nın güneyindeki El Udeyd ABD hava üssünün görüntüsü (Arşiv- AFP)

İran Genelkurmay Başkanlığı, yarı resmî Fars Haber Ajansı tarafından bugün yayımlanan açıklamasında, Katar’ın elinde bulunduğunu öne sürdüğü üç İranlı pilotun serbest bırakılmasının sağlanması için Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nden yardım talep ettiğini duyurdu.

Genelkurmay Başkanlığı, pilotların mart ayında İran’ın Katar’daki “düşman askeri üssü” olarak nitelendirdiği hedefe yönelik operasyon sırasında uçaklarının vurulmasının ardından alıkonulduğunu belirtti. Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığı habere göre İran tarafı, pilotların Katar tarafından tutulduğunu iddia ediyor.

İran Ordusu Hava Kuvvetleri Komutan Yardımcısı Mesud Caferi ise geçen hafta İran’ın ISNA haber ajansına yaptığı açıklamada, Katar’daki El Udeyd Üssü’ne düzenlenen saldırının ardından, cenazesi İran’a getirilen Mecid Kazımi dışında operasyona katılan diğer üç pilotun akıbetinin netlik kazanmadığını söylemişti.

Caferi, söz konusu operasyonun, THAAD ve Patriot hava savunma sistemlerinin yanı sıra ABD ve Katar’a ait hava devriyelerinin bulunduğu bir ortamda, iki adet Su-24 savaş uçağıyla gerçekleştirildiğini belirtti. Pilotların Körfez üzerinde son derece alçak irtifada uçtuğunu belirtti.

Hava Kuvvetleri Komutan Yardımcısı ayrıca İranlı pilotların operasyonu GPS kullanmadan, aldıkları eğitim ve sahip oldukları yerli imkân ve kabiliyetlere dayanarak gerçekleştirdiğini ifade etti.


ABD'nin uçak gemisindeki kriz nasıl başladı?

Trump, USS Abraham Lincoln'ın 9 aylık görev süresinin "yeterince uzun bile olmadığını" söylemişti (Reuters)
Trump, USS Abraham Lincoln'ın 9 aylık görev süresinin "yeterince uzun bile olmadığını" söylemişti (Reuters)
TT

ABD'nin uçak gemisindeki kriz nasıl başladı?

Trump, USS Abraham Lincoln'ın 9 aylık görev süresinin "yeterince uzun bile olmadığını" söylemişti (Reuters)
Trump, USS Abraham Lincoln'ın 9 aylık görev süresinin "yeterince uzun bile olmadığını" söylemişti (Reuters)

ABD'nin İran savaşında kullandığı USS Abraham Lincoln uçak gemisiyle ilgili lojistik sorunlar çatışmanın ilk günlerinde başlamış.

New York Times'ın aktardığına göre gemiyle ilgili ikmal sorunları, İran'ın 28 Şubat'ta Bahreyn'deki ABD üssüne düzenlediği füze ve drone saldırılarının ardından ortaya çıktı.

Tahran yönetimi, bu operasyonu ABD'yle İsrail'in aynı gün savaşı başlattığı saldırılara misilleme olarak yapmıştı.

Haberde, saldırıda ağır hasar gören Bahreyn Deniz Kuvvetleri Destek Üssü'nün ABD donanması için önemli bir lojistik merkez olduğu vurgulanıyor.

Bunun ardından Pentagon, Hint Okyanusu'ndaki Diego Garcia adasında yer alan ABD üssünü yeni ikmal ve lojistik merkezi olarak belirlemiş. Ancak Britanya Denizaşırı Toprağı olan adadaki üssün, bu konuda yetersiz kaldığı ifade ediliyor.

Ayrıca İran, adadaki üsse 20 Mart'ta füze saldırısı düzenlemişti. Füzelerden biri Hint Okyanusu'na düşmüş, diğeriyse Amerikan savaş gemisi tarafından havada vurulmuştu.

Yaklaşık 9 aydır karaya yanaşmayan USS Abraham Lincoln'da görev yapan askerlerin ruh sağlığına ve gemideki yaşam koşullarına ilişkin haberler de ABD kamuoyunda tartışma yarattı.

CNN, 13 Ağustos'taki haberinde iki denizcinin gemiden atlayarak intihar etmeye kalkıştığını öne sürmüştü.

Uzatılan görev süresi boyunca mürettebatın temel malzeme eksikliği, hijyen sorunları, posta dağıtımında aksamalar ve ciddi gıda kısıtlamalarıyla karşı karşıya kaldığı iddia edilmişti.

Savunma Bakanı Hegseth ise iddiaları reddederek uçak gemisindeki koşullara ilişkin haberleri "çarpıtma" diye nitelemişti. ABD Senatosu'nun Demokrat Azınlık Lideri Chuck Schumer ise gemideki durumla ilgili haberlerin ardından Hegseth'in görevden alınması çağrısında bulunmuştu.

ABD Başkanı Donald Trump, dünkü açıklamasında iddiaların asılsız olduğunu savunurken, USS Abraham Lincoln'ın yakın zamanda benzer bir savaş gemisiyle değiştirileceğini söyledi.

Amerikan basınına göre USS Abraham Lincoln'ın yerine USS George Washington gönderilecek. Ancak uçak gemisinin bölgeye ne zaman varacağına dair bilgi paylaşılmıyor.

ORtadoğu'da görev yapan ABD donanmasına ait uçak gemisi USS George H.W. Bush da 31 Mart'tan bu yana karaya yanaşmadı.

Independent Türkçe, New York Times, CNN