Husiler, Suudi Arabistan’daki enerji tesislerine saldırdı

Arap Koalisyonu’nun hava savunma sistemleri, SİHA ve balistik füze saldırılarını önlerken uluslararası arenadan saldırıya kınama geldi.

Husilerin Cidde’de hedef aldığı petrol tesisinde yangın çıktı. (AP)
Husilerin Cidde’de hedef aldığı petrol tesisinde yangın çıktı. (AP)
TT

Husiler, Suudi Arabistan’daki enerji tesislerine saldırdı

Husilerin Cidde’de hedef aldığı petrol tesisinde yangın çıktı. (AP)
Husilerin Cidde’de hedef aldığı petrol tesisinde yangın çıktı. (AP)

Yemen’de meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu, Husilerin ‘terörist saldırılarına rağmen’ Yemenlilerin kendi aralarında yapacakları istişareleri desteklemek adına itidalli davranmaya devam ettiklerini duyurdu. Arap Koalisyonu’ndan yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Körfez İşbirliği Konseyi himayesinde 29 Mart'ta Riyad'da gerçekleştirilecek Yemenliler arasındaki istişarelerin yapılabilmesi için, Yemenli kardeşlerimiz için itidalli davranıyoruz. Görüşmelerin başarısız olması için çaba gösteren Husileri ağır ihlallerinde ısrar etmemeleri ve Koalisyon’un sabrını sınamamaları konusunda uyarıyoruz." 
Arap Koalisyonu’nun açıklamasında, Husilerin son dönemlerde Suudi Arabistan’a yönelik silahlı insansız hava araçları (SİHA), havan topları ve balistik füzelerle 16 terörist saldırı gerçekleştirdiği, en son dün Cidde’de Saudi Aramco şirketine ait bir petrol dağıtım tesisinin hedef aldığı belirtildi. Söz konusu saldırının, Sana Havaalanı ve Hudeyde şehrinden yapıldığı kaydedildi.  
Arap Koalisyonu Sözcüsü Türki el-Maliki, Cidde’de Saudi Aramco’ya ait petrol dağıtım tesisinin, cuma sabahı 05:25 sularında Husi teröristlerce hedef alındığını belirterek saldırı sonrasında çıkan yangının müdahale söndürüldüğünü ve herhangi bir can kaybının yaşanmadığını aktardı. Maliki, Husilerin ekonomi açısından hayati önemdeki tesisleri hedef alan saldırıları artırmasının, küresel enerji güvenliğini tehdit etme amacı taşıdığını vurguladı.  
Arap Koalisyonu’ndan yapılan açıklamada, Suudi Arabistan hava savunmasının son iki gün içinde 9 adet ‘kamikaze tipi’ İHA’yı imha ettiği, söz konusu terörist girişimlerin Suudi Arabistan Krallığı’ndaki hayati enerji tesislerini ve sivilleri hedef aldığı belirtildi. Suudi Arabistan hava savunma sistemlerinin dün Cazan bölgesine atılan bir balistik füzeyi ve Necran’ı hedef alan üç silahlı İHA’yı da düşürdüğü bilgisi verilen açıklamada, saldırıların gerçekleştirildiği noktaların tespit edildiği ve tam bir teyakkuz halinde, muhtemel saldırılara karşı önlemler alındığı kaydedildi. Zahran şehrindeki su depolarına yönelik terörist saldırıda maddi zarar oluştuğu, çevredeki evlerin ve araçların camlarının kırıldığı ancak herhangi bir yaralanmanın olmadığı ifade edildi. Açıklamada ayrıca Suudi Arabistan'ın güneyindeki Samta kentinde bulunan elektrik dağıtım santralinin vurulduğu, saldırının ardından çıkan yangının kontrol altına alındığı belirtildi.  
Açıklamada, Körfez İşbirliği Konseyi himayesinde 29 Mart'ta Riyad'da gerçekleştirilecek Yemenliler arasındaki istişareleri desteklemek adına itidalli davranıldığı ve uygun görülen bir zamanda söz konusu saldırılara karşılık verileceği ifade edildi.  
Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı'ndan bir yetkili dün akşam saatlerinde Cidde’nin kuzeyindeki bir petrol ürünleri dağıtım tesisi ile Cazan bölgesindeki bir petrol istasyonun roketlerle hedef alındığını, herhangi bir can kaybı, yaralanma ya da kayda değer bir maddi zarar oluşmadığını bildirildi.
Suudi yetkili, Krallığın farklı bölgelerinde ekonomik açıdan hayati önemdeki tesislere ve sivillere yönelik bu saldırıların, tüm uluslararası yasa ve normların ihlali anlamına geldiğini vurguladı. Suudi Arabistan’ın daha önce de Husi milislerin petrol tesislerine yönelik sabotaj saldırıları nedeniyle küresel piyasalara petrol arzında yaşanabilecek aksaklıklardan sorumlu olmayacağını açıkladığını hatırlattı.  
Enerji Bakanlığı yetkilisi, Suudi Arabistan'ın uluslararası toplumu Husilerin saldırılarına karşı defalarca uyardığını belirtti. İran'ın, bölgedeki petrol ve gaz üretim sahalarını hedef alan Husi milislerine gelişmiş İHA ve balistik füze desteği sağlamasının, petrol ve gaz arzında ciddi sorunlara yol açtığını ve bu durumun küresel enerji güvenliğini tehdit ettiğini vurguladı. Suudi yetkili, İran’a baskı kurulmaz ve Husilerin saldırılarının önüne geçilmezse, Suudi Arabistan’ın petrol arz yükümlülüklerini yerine getirmekte zorlanacağı ve bu durumun küresel piyasalara olumsuz etkileri olacağını vurguladı.
Ukrayna savaşı nedeniyle küresel ekonominin çalkantılar yaşadığı bu dönemde enerji kaynaklarına yönelik Husi saldırılarının sadece Suudi Arabistan’a değil, tüm küresel ekonomiye yönelik olduğunu belirten yetkili uluslararası güçleri, saldırıları gerçekleştirenler ve destekleyenlerle mücadele etmeye çağırdı. 

Uluslararası arenadan kınama
Husilerin terör saldırıları, uluslararası çevrelerce kınandı. İngiltere Başbakanı Boris Johnson da Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları kınayan isimler arasındaydı. Johnson, Twitter hesabından yaptığı açıklamada “Sivillerin hayatını tehlikeye atan bu saldırılar kabul edilemez ve durdurulmalıdır” ifadesini kullandı. Reuters haber ajansı, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Jalina Porter’ın “Washington, Husilerin Suudi Arabistan’daki petrol tesislerine saldırılarını şiddetle kınıyor. Bu saldırılar asla kabul edilemez” açıklamasını aktardı. Kuveyt de Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını kınadı. Kuveyt Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Bu korkakça yapılmış terör saldırısı sadece bölgedeki istikrarı, Suudi Arabistan’daki tesisleri ve sivilleri hedef almıyor, aynı zamanda bu zor süreçte küresel enerji kaynaklarını da hedef alıyor. Uluslararası toplum bir an önce harekete geçmeli ve saldırının faillerini cezalandırmalıdır.”
Bahreyn’de saldırıları ‘korkakça gerçekleştirilmiş terör eylemi’ olarak niteleyerek kınadı. Arap Koalisyonu’nun ve Suudi Arabistan ordusunun teyakkuzunun büyük facialar yaşanmasını önlediğine işaret edilen açıklamada, Bahreyn’in her zaman Suudi Arabistan’la dayanışma içinde olduğu vurgulandı. Ürdün de Husilerin artan saldırılarını kınadı ve Suudi Arabistan’la dayanışma içinde olduğunu, terörle mücadelesine tam destek verdiğini duyurdu.  
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Husi milislerin saldırılarını şiddetle kınadı. İİT Genel Sekreteri Hüseyin İbrahim Taha açıklamasında şunları söyledi:
“Kan dökülmesinin önüne geçilmesi amacıyla, Yemenli kardeşleri diyalog için bir araya getirmek için aralıksız çabalar sarf edilirken Husi milislerin düşmanca uygulamalarında ısrar etmesini en güçlü şekilde kınıyoruz.”
Taha, Arap Koalisyonu’nun Yemen diyalog sürecini desteklemek için ‘itidalli davranmasını’ da erdemli bir davranış olarak gördüklerini ve takdir ettiklerini, Suudi Arabistan’ı teröre karşı aldığı önlemlerde desteklediklerini vurguladı. 
Körfez İşbirliği Konseyi de Husi milislerin hayati önemdeki tesisleri ve sivilleri hedef almasını kınadı. Konsey Genel Sekreteri Dr. Nayef el-Hacraf da şu aıklamada bulundu:
“Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik terörist saldırıları asla kabul edilemez. Bu saldırıları şiddetle kınıyoruz. Husilerin saldırılarını arttırması, küresel enerji güvenliğine ciddi tehlike oluşturuyor. Uluslararası toplum bu ihlallere karşı sağlam ve kararlı bir duruş sergilemelidir.”
Hacraf ayrıca Suudi Arabistan ordusunu saldırıları engelleme noktasında gösterdiği başarılara da övgüde bulundu.



Şarku'l Avsat'a konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye-Suudi Arabistan ilişkileri bölgesel barış ve istikrar için stratejik öneme sahip

Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cidde’de gerçekleştirilen önceki bir görüşmeden bir kare (Arşiv - SPA)
Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cidde’de gerçekleştirilen önceki bir görüşmeden bir kare (Arşiv - SPA)
TT

Şarku'l Avsat'a konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye-Suudi Arabistan ilişkileri bölgesel barış ve istikrar için stratejik öneme sahip

Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cidde’de gerçekleştirilen önceki bir görüşmeden bir kare (Arşiv - SPA)
Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cidde’de gerçekleştirilen önceki bir görüşmeden bir kare (Arşiv - SPA)

Suudi Arabistan’a resmi ziyaret gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye-Suudi Arabistan ilişkilerinin bölgesel barış, istikrar ve refah açısından stratejik öneme sahip olduğunu vurguladı. Erdoğan, İran ve ABD arasında arabuluculuk yapmaya hazır olduklarını belirterek, gerilimi artıracak adımlardan kaçınılması gerektiğini ifade etti.

Bölgesel güvenlik mekanizmaları önerisi

Erdoğan, krizlerin önlenmesine yönelik bölgesel güvenlik mekanizmalarının kurulması çağrısında bulundu. Ziyaretinin gündeminde, başta Gazze’deki ateşkes ve Suriye’deki durum olmak üzere bölgesel meselelerin görüşülmesi, ikili ilişkilerin güçlendirilmesi ve somut adımlar atılması hedeflerinin bulunduğunu aktardı.

Türkiye-Suudi Arabistan İşbirliği

Şarku'l Avsat'a konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye ve Suudi Arabistan’ın tarihi ve köklü ilişkilere sahip iki dost ülke olduğunu belirterek, savunma sanayii işbirliğinin güven tesis etmeyi, kapasiteyi artırmayı ve teknolojiyi geliştirmeyi amaçladığını söyledi. Erdoğan, “Bu ilişkiyi yalnızca ikili gündemle sınırlı görmedik; bu değerli dostluk, bölgemizde barış, istikrar ve refah için stratejik öneme sahiptir” dedi.

fergb
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haziran 2022’de Ankara’daki görüşmeleri sırasında (SPA)

Erdoğan, ekonomik ilişkilerin ötesinde, koordinasyon ve ortak akılla istikrar sağlayacak bir yaklaşımın benimsendiğini ifade ederek, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile önceki görüşmelerde bölgesel ve uluslararası meselelerin ele alındığını ve ortak çalışmanın artırılmasına yönelik kararlılığın teyit edildiğini söyledi.

İkili ve bölgesel gündem

Cumhurbaşkanı, ziyaretin temel amacının bölgesel konularla ilgili istişareleri derinleştirmek ve ikili ilişkileri ileriye taşımak olduğunu belirtti. Ziyaret kapsamında iş dünyasıyla toplantıların da yapılacağı, ekonomik işbirliğinin güçlendirilmesinin hedeflendiği vurgulandı.

Gazze’de kalıcı ateşkesin sağlanması, sivillerin korunması, insani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve zorunlu göçlerin sona erdirilmesi gerektiğini ifade eden Erdoğan, ikinci aşama barış planının başarısının ateşkesin güçlendirilmesine ve yeniden imar çalışmalarına bağlı olduğunu söyledi. Türkiye’nin BM Güvenlik Konseyi üyesi olarak bu süreçte aktif rol oynayacağını belirtti.

efgthju
Erdoğan, geçen ekim ayında Gazze’de barış için Şarm El-Şeyh Anlaşması’na katılmıştı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Erdoğan, İsrail’in Gazze’deki saldırıları ve yerinden edilmeleri sona erdirmeden herhangi bir çözümün mümkün olamayacağını vurguladı. Ateşkesin güçlendirilmesi, insani yardımların ulaştırılması ve yeniden imarın acilen başlatılması gerektiğini söyledi. BM Güvenlik Konseyi kararına uygun olarak İsrail’in Gazze’den kademeli şekilde çekilmesi gerektiğini belirten Erdoğan, Türkiye’nin bu süreçte aktif rol oynayacağını ifade etti.

Güvenlik ve insanî önlemler

Erdoğan, barış gücü veya uluslararası misyon tartışmalarına ilişkin olarak, bu tür mekanizmaların yalnızca sivilleri koruma, insani yardımları ulaştırma ve kalıcı barışı sağlama amacıyla anlamlı olacağını ifade etti. Türkiye’nin gerekli koşullar sağlandığında, Gazze’de barışı sağlamak için askerî katkı da dahil olmak üzere her türlü desteğe hazır olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı, çözümün tek bir ülkenin veya tarafın varlığıyla sınırlandırılamayacağını belirterek, barış planının doğru koşullar, doğru otorite ve doğru hedefler üzerine kurulması gerektiğini vurguladı. Erdoğan, çözümün meşruiyet kaynağının yalnızca Filistin halkının iradesi olduğunu ifade etti.

Türkiye’nin rolünün, kalıcı ateşkes, adil barış, insani yardımlara erişim ve yeniden imar ile siyasi çözümü desteklemek olduğunu söyledi.

Suriye’de barış ve birlik

Erdoğan, Suriye’de hükümet ile “Suriye Demokratik Güçleri” arasındaki uzlaşma çabalarına değinerek, ülkenin savaş ve bölünme yıllarının ağır bedellerini ödediğini belirtti. Türkiye’nin önceliğinin Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumak, ulusal birliği güçlendirmek ve devlet otoritesini tüm ülkeye yaymak olduğunu vurguladı.

evfedrv
Erdoğan, 24 Mayıs 2025’te Dolmabahçe Sarayı’nda Şara’yi kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Cumhurbaşkanı, çatışma bölgelerinin daraltılması ve sağlanan anlaşmaların ilerleme kaydettiğini, ancak saha gelişmelerinin tek başına kalıcı kazanımlar için yeterli olmadığını ifade etti. Toplumsal uzlaşının sağlanması ve merkezi hükümete destek verilmesinin önemine işaret eden Erdoğan, bunun kuzeydoğu Suriye’den güneyine, sahil bölgelerinden tüm ülkeye uygulanması gerektiğini söyledi.

Erdoğan, Suriye’nin komşularına tehdit oluşturmayan, terör örgütlerine alan açmayan ve tüm toplumsal bileşenlerini eşit vatandaşlık temelinde kucaklayan bir ülke olmasının bölgesel istikrar açısından kritik önemde olduğunu vurguladı. Türkiye’nin bu sürece Suudi Arabistan ve diğer dost ülkelerle birlikte aktif destek sağlayacağını belirtti.

Sudan’da barış çabaları

Sudan’daki savaşın bininci gününe yaklaşılırken Erdoğan, Türkiye’nin diplomatik çabalarla barış ve istikrarın sağlanmasına katkıda bulunduğunu söyledi. Türkiye’nin Sudan’da güvenilir bir dış aktör olarak mevcut çabaları güçlendirdiğini belirten Erdoğan, TİKA ofisinin ve Türk Ziraat Bankası şubesinin açılması, THY seferleri ile bölgesel bağlantının artırıldığını ifade etti.

Türkiye’nin insani yardımlar kapsamında Sudan’a 12 bin 600 ton malzeme ve 30 bin çadır gönderdiğini hatırlatan Erdoğan, tarım, madencilik ve enerji alanlarındaki iş birliğinin sürdüğünü ve yeniden imar çalışmalarının değerlendirildiğini söyledi. Erdoğan, Türkiye’nin Suudi Arabistan, ABD ve Mısır ile iş birliğine de önem verdiğini belirtti.

Somali ve İsrail’in tanıma kararı

Erdoğan, İsrail’in Somaliland’ı tanıma kararının meşruiyetinin olmadığını ve Türkiye’nin Somali’nin toprak bütünlüğünü savunmaya devam edeceğini vurguladı. Erdoğan, Netanyahu hükümetinin eylemlerinin Afrika Boynuzu’nda istikrarı tehdit ettiğini ve bu adımların tüm Afrika kıtasına risk oluşturduğunu belirtti. Erdoğan, bölgesel aktörlerin ve uluslararası kuruluşların bu karara karşı tavır almasını desteklediklerini ifade etti.

İran ve bölgesel arabuluculuk

Erdoğan, ABD-İran geriliminin önlenmesine yönelik olarak Türkiye’nin, Suudi Arabistan ve Pakistan gibi bölge ülkeleriyle yürüttüğü istişare ve koordinasyon girişimlerine değindi. Türkiye’nin herhangi bir savaşın çıkmasına izin vermeyeceğini, diplomasi ve ortak akılla çözüm üretme ilkesini benimsediğini vurguladı. Erdoğan, Türkiye’nin İran’daki gelişmeleri yakından takip ettiğini ve istikrarın sağlanmasına önem verdiğini belirtti.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, resmi ziyaret kapsamında Riyad’a ulaştı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, resmi ziyaret kapsamında Riyad’a ulaştı
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan, resmi ziyaret kapsamında Riyad’a ulaştı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, resmi ziyaret kapsamında Riyad’a ulaştı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, beraberindeki heyetle birlikte Salı günü Suudi Arabistan’a resmi bir ziyaret kapsamında Riyad’a geldi.

Erdoğan’ı Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman bin Abdülaziz, Riyad Belediye Başkanı Prens Faysal bin Abdülaziz bin Ayyaf, refakatçi bakan sıfatıyla Ticaret Bakanı Dr. Macid el-Kasabi, Suudi Arabistan’ın Türkiye Ankara Fehd Ebu’n-Nasr, Türkiye’nin Riyad Büyükelçisi Emrullah İşler ile bölge polis müdür vekili Tümgeneral Mansur bin Nasır el-Uteybi karşıladı.


Suudi Arabistan’da petrol dışı sektör 2026’ya güçlü başladı, iyimserlik arttı

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)
TT

Suudi Arabistan’da petrol dışı sektör 2026’ya güçlü başladı, iyimserlik arttı

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)

Suudi Arabistan’da petrol dışı özel sektör, yerel ve dış talepteki belirgin artışın etkisiyle 2026 yılına güçlü bir başlangıç yaptı. Riyad Bankası Satın Alma Yöneticileri Endeksi’ne (PMI) ilişkin son veriler, toplam maliyet baskılarındaki artışa rağmen ticari faaliyette genişlemenin sürdüğünü, istihdam ve satın alma seviyelerinin güçlendiğini ortaya koydu.

Endeks performansı ve faaliyet koşulları

Ana endeks, Ocak ayında 56,3 puan olarak kaydedildi. Aralık ayındaki 57,4 puanlık seviyenin altına inerek son altı ayın en düşük düzeyine gerilemesine rağmen, endeksin 50 puanlık eşik değerin üzerinde kalması iş koşullarında güçlü bir iyileşmeye işaret etti. Araştırmada, şirketlerin yeni projeler ve devam eden müşteri taleplerine yanıt olarak üretimi artırdığı, bunun da yerel ekonominin dayanıklılığını yansıttığı belirtildi.

İhracat siparişleri ve üretimde güçlü artış

Yılın başında büyümeye katkı sağlayan bir diğer unsur, ihracat talebindeki artış oldu. Yeni ihracat siparişleri, Ekim 2025’ten bu yana en hızlı artışını kaydetti. Bu ivme, Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri ile Asya pazarlarından gelen güçlü taleple desteklendi. Üretim tarafında ise ankete katılan şirketlerin yaklaşık yüzde 23’ü Ocak ayında üretim artışı bildirdi; yalnızca yüzde 2’si daralma yaşadığını belirtti. Bu veriler, genişlemenin güçlü seyrini teyit etti.

Maliyet baskıları ve istihdam

Maliyetler cephesinde, girdi fiyatlarındaki enflasyon ikinci ay üst üste hızlandı. Şirketler, satın alma maliyetleri ve ücretlerdeki artışın, özellikle metal, yakıt ve teknoloji fiyatlarındaki yükselişten kaynaklandığını ifade etti. Bu durum, birçok şirketin artan maliyetleri satış fiyatlarına yansıtmasına yol açtı.

İstihdamda ise Ocak ayında büyüme devam etti. Şirketler, artan faaliyetleri desteklemek amacıyla teknik uzmanlığa sahip personel istihdam etmeye yöneldi. Bununla birlikte, istihdam artış hızı yavaşlayarak son 12 ayın en düşük seviyesine indi; geçen yılın son aylarında kaydedilen rekor düzeylerin gerisinde kaldı.

Ekonomik görünüm ve beklentiler

Sonuçlara ilişkin değerlendirmede bulunan Riyad Bankası Kıdemli Ekonomisti Dr. Naif el-Gayt, “Petrol dışı özel sektör 2026’nın başında, güçlü iç talep ve sürdürülebilir ticari faaliyetlerin desteğiyle büyümeyi sürdürdü” dedi. Sektörün, talepteki sağlam temeller ve arz koşullarındaki iyileşme sayesinde yeni yıla yüksek bir dayanıklılıkla girdiğini vurgulayan el-Gayt, temkinli bir iyimserliğin hâkim olduğunu ifade etti.

İleriye dönük olarak şirket güveni Aralık ayına kıyasla belirgin biçimde arttı. Gelecek üretim endeksindeki yükseliş, özellikle imalat sektöründe önümüzdeki döneme ilişkin ticari faaliyete dair artan güveni yansıttı.