Dünya İslam Birliği Genel Sekreteri Muhammed el-İsa, ABD’de Evanjelist liderlerle buluştu

Küresel İnanç Forumu 2022’nin onur konuğu olan İsa, nefret söylemlerinin suç olarak kabul edilmesi çağrısında bulundu.

Dünya İslam Birliği Genel Sekreteri Muhammed el-İsa, Küresel İnanç Forumu’nu düzenleyen Evanjelist liderlerle forumun katılımcılarıyla buluştu. (Şarku’l Avsat)
Dünya İslam Birliği Genel Sekreteri Muhammed el-İsa, Küresel İnanç Forumu’nu düzenleyen Evanjelist liderlerle forumun katılımcılarıyla buluştu. (Şarku’l Avsat)
TT

Dünya İslam Birliği Genel Sekreteri Muhammed el-İsa, ABD’de Evanjelist liderlerle buluştu

Dünya İslam Birliği Genel Sekreteri Muhammed el-İsa, Küresel İnanç Forumu’nu düzenleyen Evanjelist liderlerle forumun katılımcılarıyla buluştu. (Şarku’l Avsat)
Dünya İslam Birliği Genel Sekreteri Muhammed el-İsa, Küresel İnanç Forumu’nu düzenleyen Evanjelist liderlerle forumun katılımcılarıyla buluştu. (Şarku’l Avsat)

Dünya İslam Birliği (Rabıta) Genel Sekreteri Dr. Muhammed el-İsa, fanatizm, ayrımcılık ve adaletsizliğe yer olmayan bir dünya inşa edilmesine herkesin katkı sağlaması gerektiği açıklamasında bulundu. Nefret söyleminin tüm kanunlarda suç olarak kabul edilmesi çağrısında bulunan İsa, bölünme ve şiddetin başlıca sebebinin nefret söylemi olduğunu ve bahanelerinin hoşgörüyle karşılanmaması gerektiğini vurguladı.  
ABD’de Evanjelist Kilise’nin ev sahipliğinde gerçekleşen Küresel İnanç Forumu 2022'nin onur konuğu olan İsa, forumun açılış konuşmasında gerçek ilerlemenin dini ve etnik kimliklerden bağımsız olarak, herkes için ‘iyi bir dünya’ yaratma arzusunun, cesaret ve kararlılıkla sergilenmesiyle mümkün olacağını belirtti. İsa sözlerini şöyle sürdürdü:
“Daha iyiye doğru bir değişim kolay olmayacaktır. İlk başta bunu kabullenmek zor gelecektir. Sonra da eyleme dökülmesinde zorluklarla karşılaşılacaktır. Bunun sağlanması için uzun bir zaman gerekebilir. Dolayısıyla bu hususta sağlam ve kararlı bir vizyona sahip olunması zorunluluktur.”  
‘Sıradışı Müttefikler Gelişmiş Toplumları Birlikte İnşa Ediyor’ sloganıyla ABD’nin Teksas, Kansas ve Maryland eyaletlerinde Evanjelist Kilisesi tarafından düzenlenen, Küresel İnanç Forumu 2022 oturumlarına, ABD devlet yetkilileri, uluslararası örgütler ve ABD’li Müslüman örgütlerin temsilcileri katıldı. Dünya İslam Birliği Genel Sekreteri Muhammed el-İsa, Evanjelist cemaatin insani değerlere olan bağlılığını övdü ve ‘güvenilir müttefikler’ olarak nitelediği Evanjalistlerin ‘dostluğundan’ duyduğu memnuniyeti ifade etti.  
Muhammed el-İsa açılış konuşmasında, bin iki yüz İslam alimi tarafından imzalanan Mekke Belgesi’ni tanıttı. Mekke Belgesi olarak adlandırılan bildiriyi, İslam alimlerinin önemli çağdaş meselelere karşı ortak görüşünü yansıtan ilk İslami konsensüs olarak tanımlayan İsa, Mekke Belgesi’nin tarihi kongresine 139 ülkeden farklı mezhebi temsilen 4 bin 500 kişiden fazla din aliminin ve düşünürün katıldığına dikkat çekti.
Mekke Belgesi’nin çağdaş İslam tarihinde en önemli belge olduğunu vurgulayan İsa, söz konusu belgede aşırılıkla mücadele edilmesine odaklanıldığını ve çağdaş sorunların ele alındığını ifade etti. Daha önce görülmemiş bir geniş katılımla onaylanan belgenin, İslam ülkeleri tarafında resmi olarak da desteklendiğinin altını çizdi. İslam ülkeleri dışişleri bakanlarının toplantısında Mekke Belgesi’nin dini, kültürel ve eğitim kurumlarında temel referans olarak alınmasının kararlaştırıldığını vurguladı.   
Dr. İsa ‘ortak insani değerlere’ odaklanılması gerektiğini belirttiği açıklamasının devamında şu ifadeleri kulandı:
“Farklı dinlere ve kültürlere mensup insanların bir araya gelerek birbiri ile temas kurması son derece önemlidir. Herkesin diyalog içinde olması için güvenli alan ve imkanların sağlanması zorunluluktur. Herkesin şunun farkına varmasını sağlamalıyız; ortak değerlerimiz barış içinde hatta ittifak içinde yaşamamızı gerektiriyor. Bugün buradaki diyalogumuzun ortak değerlerimizin desteklenmesi hususunda güçlü bir ittifakla sonuçlanmasından dolayı mutluyum.’
Evanjelist cemaati liderlerinden Bob Robert de açıklamasında şunları söyledi:
“Dr. İsa’nın forumumuzun bu yılki onur konuğu olmasından duyduğum memnuniyeti ifade etmeliyim. Kendisi Müslüman toplulukları temsil eden Mekke merkezli bir kurumun başında bulunuyor. Aynı zamanda dünya barışına, dinler, kültürler ve medeniyetler arası diyaloga sunduğu katkılarla da tanınıyor. Bizler Dünya İslam Birliği’nin, dünya barışı ve toplumsal barışa katkı sağlayan seçkin girişimlerini takdir ediyoruz. Dünya İslam Birliği ile küresel barışı tesis etme, din ve kültürlerin takipçileri arasındaki olumsuz boşlukları kapatmak için birlikte çalışıyoruz. Bu ortaklıktan onur duyuyoruz. Bağnazlar tarafından benimsenen nefret ve ırkçı söylemlere karşı birlikte hareket ediyoruz. Mekke Belgesi son derece önemlidir. Bu belge ile İslam medeniyetinin gerçek yüzü dünyaya sunuldu. Bu belgedeki maddeler adalet, insan hakları ve insan onuruna saygı ilkelerinin pekiştirilmesine katkı sağladı.” 
Eski ABD Uluslararası Dini Özgürlükler Elçisi Sam Brownback de dünya barışının ancak üç semavi dinin mensuplarının birbirleriyle iletişim kurmaları, diyalogu benimsemeleri ve şiddeti reddetmeleri halinde sağlanabileceğini söyledi. Brownback, üç dinin temel değerlerinin, şiddeti dışladığını ve barışı telkin ettiğini vurguladığı açıklamasında “Hepimiz tek bir atada birleşiyoruz; o da İbrahim’dir. Bizler kardeşiz. Bunu daima hatırlamalıyız” ifadesini kullandı.  
Eski ABD Uluslararası Dini Özgürlükler Elçisi David Saberstei de Dr. İsa tarafından sunulan ‘çalışma belgesinin’ farklı dillere çevrilerek dünya genelinde dağıtılması gerektiğini söyledi.  
Birleşmiş Milletler (BM) Dünya Gıda Programı (WFP) İcra Direktörü David Beasley de “Dünyadaki kriz bölgeleri ve çatışma alanları bize şu önemli şeyi öğretiyor: Dinlerin mensupları arasında iletişim eksikliği olduğunda herkesin zararına olan acı felaketler yaşanabiliyor” açıklamasında bulundu.   
İnsan hakları aktivisti Kristen Kane de şunları söyledi:
"İnsan ticareti mağdurlarının dini geçmişlerine baktığımızda, muhtelif dinlere mensup olduklarını görürüz. Yani bu vahşeti işleyenler dinler arasında bir ayrım yapmıyor. İnsan ticareti ve modern köleliğin sonlandırılmasını ancak bütün dinlere mensup olanların birlikte hareket etmesi imümkün kılabilir.”  
Dünya İslam Birliği Genel Sekreteri Muhammed el-İsa, üç farklı Amerikan eyaletinde onlarca Evanjelist liderle bir araya geldi. İsa’nın konuşma yaptığı etkinliklere Evanjelist cemaatinden binlerce kişi katıldı. İsa’nın katılımı ‘istisnai bir olay’ olarak değerlendirildi. Küresel İnanç Forumu’nun sonuç bildirisinde, Dünya İslam Birliği’nin ortak değerler üzerinde çalışmak için güçlü ve güvenilir bir müttefik olduğu vurgulandı.  



Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
TT

Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)

Suudi Arabistan, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) el-Kuvek Askeri Hastanesi'ne, Dünya Gıda Programı'na (WFP) ait bir yardım konvoyuna ve yerinden edilmiş sivilleri taşıyan bir otobüse yönelik gerçekleştirdiği suç teşkil eden saldırıları şiddetle kınadı. Bu saldırılar, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca silahsız sivilin ölümüne ve Sudan'ın Kuzey ve Güney Kordofan eyaletlerindeki yardım tesislerine ve konvoylarına zarar verilmesine yol açtı.

Suudi Arabistan, Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yayınlanan açıklamada, bu eylemlerin tamamen haksız ve tüm insani normların ve ilgili uluslararası anlaşmaların açık bir ihlali olduğunu teyit etti. Krallık, HDK'nin bu ihlallere derhal son vermesini ve uluslararası insani hukuk ve 11 Mayıs 2023'te imzalanan Cidde Deklarasyonu (Sudan'daki Sivillerin Korunmasına İlişkin Taahhüt) uyarınca, ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırılmasını sağlama konusundaki ahlaki ve insani yükümlülüğüne uymasını talep etti.

Suudi Arabistan, Sudan'ın birliğini, güvenliğini ve istikrarını, meşru kurumlarının korunmasını ve yabancı müdahaleyi reddettiğini yineledi. Ayrıca, siyasi bir çözümü desteklediklerini iddia etmelerine rağmen, bazı tarafların yasadışı silah, paralı asker ve yabancı savaşçıların sürekli akışını kınadı. Bu davranış, çatışmayı uzatmanın ve Sudan halkının acılarını artırmanın önemli bir faktörüdür.

Sudan Doktorlar Ağı'na göre, HDK'nin Dubeyker bölgesinden Kuzey Kordofan Eyaleti'ndeki el-Rahad şehrine yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırması sonucu, aralarında sekiz çocuk ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi öldü.


Arap-Sloven görüşmelerinde barış planının başarısını sağlamaya yönelik çabalar ele alındı

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Arap-Sloven görüşmelerinde barış planının başarısını sağlamaya yönelik çabalar ele alındı

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Ljubljana'da dün yapılan Arap-Sloven görüşmelerinde, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan barış planının ilerletilmesi ve 1967 sınırları içinde, Doğu Kudüs'ün başkenti olduğu, iki devletli çözüme dayalı bağımsız ve egemen Filistin devletini içeren net bir siyasi ufka doğru ilerleme çabaları ele alındı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdulati, Bahreynli mevkidaşı Abdullatif el-Zayani, Ürdün Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ayman Safadi ve Katar Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Sultan Al-Muraikhi ile birlikte Slovenya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri ve Avrupa İşleri Bakanı Tanja Fajon ile kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdi.

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün yapılan genişletilmiş görüşmelerden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün yapılan genişletilmiş görüşmelerden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı, özellikle de Gazze'deki durumu iyileştirmenin yollarını görüştüler. Ateşkes anlaşmasına uyulması ve hükümlerinin tam olarak uygulanmasının yanı sıra Gazze Şeridi'ne yeterli ve sürekli insani yardımın ulaştırılmasının sağlanmasının gerekliliğini vurguladılar.

Bakanlar ayrıca işgal altında bulunan Batı Şeridi'ndeki durumu da ele aldılar; İsrail'in oradaki yasadışı tek taraflı önlemlerinin ve işgal altındaki Kudüs'te İslami ve Hristiyan kutsal yerlerine yönelik ihlallerinin durdurulmasının gerekliliğini vurguladılar; bu ihlaller gerilimi artırdığını ve gerilimi azaltma çabalarını baltaladığını belirttiler.

Prens Faysal bin Ferhan, dün Slovenya'nın başkenti Ljubljana'da düzenlenen genişletilmiş görüşmeler oturumunda (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Prens Faysal bin Ferhan, dün Slovenya'nın başkenti Ljubljana'da düzenlenen genişletilmiş görüşmeler oturumunda (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar ayrıca Slovenya'nın Filistin halkının meşru haklarına verdiği desteği ve iki devletli çözüm temelinde Filistin Devleti'ni tanımasını da takdir ettiler.

Görüşmelerde bölgedeki gelişmeler, müzakere ve diyalog yoluyla gerilimlerin azaltılması yolları ve Rusya-Ukrayna krizinin çözümüne yönelik çabalar da ele alındı.


Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ziyaret, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerde yeni bir ivme sağladı ve ticaret, enerji ile ortak yatırımlar alanlarında yeni iş birliği ufukları açtı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çarşamba günü Riyad’a yaptığı ziyaretin ardından yayımlanan ortak bildiride, iki ülkenin siyasi ve ekonomik ortaklıklarını ileriye taşıma konusundaki kararlılığı vurgulandı.

Bildiride, Riyad’ın Suudi Arabistan 2030 Vizyonu ile Ankara’nın Türkiye Yüzyılı Vizyonu’nun sunduğu fırsatlardan yararlanarak ekonomik ve yatırım ortaklığını derinleştirme konusunda mutabık kaldığı belirtildi. Bu çerçevede, petrol dışı ticaretin geliştirilmesi, özel sektörün rolünün güçlendirilmesi ve Suudi-Türk İş Konseyi’nin etkinleştirilmesi öncelikler arasında yer aldı.

Enerji alanında iş birliği

Enerji alanı, iki tarafın da özel önem verdiği başlıklar arasında öne çıktı. Ortak bildiride; petrol, petrokimya ve yenilenebilir enerji alanlarında iş birliğinin yanı sıra elektrik enterkoneksiyonu, temiz hidrojen ve enerji tedarik zincirleri konularının ele alındığı, bunun enerji güvenliği ve sürdürülebilirliğini güçlendireceği vurgulandı.

xdfvgthy
Erdoğan’ın ziyareti kapsamında Riyad’da yenilenebilir enerji alanında iş birliği anlaşmasının imzalanması sırasında Suudi Arabistan ve Türkiye enerji bakanları (Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’nın X hesabından)

Taraflar ayrıca, küresel enerji dönüşümünü desteklemek amacıyla madencilik ve kritik mineraller alanında iş birliğini teyit etti. Ziyaret kapsamında toplanan Suudi-Türk Koordinasyon Konseyi toplantısında enerji, adalet, uzay ile araştırma-geliştirme alanlarını kapsayan çok sayıda anlaşma ve mutabakat zaptı imzalandı.

Bu çerçevede, enerji alanındaki stratejik iş birliğini somutlaştırmak amacıyla Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman ile Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar arasında, 2 milyar dolarlık yenilenebilir enerji yatırımlarını kapsayan bir anlaşma imzalandı. Anlaşma, yenilenebilir enerji santrali projelerinde iş birliğini öngörüyor.

Anlaşmanın; yenilenebilir enerji, yeşil teknolojiler alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi, yüksek kaliteli projelerin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesini desteklemeyi, enerji arz güvenliğini artırmayı ve düşük karbonlu ekonomiye geçişi hızlandırmayı hedeflediği belirtildi.

dfgthy
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Riyad’da Suudi ve Türk heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirilen geniş kapsamlı toplantıda (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Bu kapsamda, Türkiye’de toplam 5 bin megavat kurulu güce sahip güneş enerjisi santrali projelerinin iki aşamada geliştirilmesi planlanıyor. İlk aşamada Sivas ve Karaman illerinde toplam 2 bin megavat kapasiteli iki güneş enerjisi santrali kurulacak. İkinci aşamada ise taraflar arasında belirlenecek çerçeve doğrultusunda 3 bin megavat ilave kapasite hayata geçirilecek.

İlk aşama projelerinin, Türkiye’deki diğer yenilenebilir enerji santrallerine kıyasla son derece rekabetçi elektrik satış fiyatları sunacağı belirtilirken, yaklaşık 2 milyar dolarlık yatırımla hayata geçirilecek bu santrallerin 2 milyondan fazla Türk hanesine elektrik sağlayacağı ifade edildi. Üretilen elektriğin, devlete ait bir Türk şirketi tarafından 30 yıl süreyle satın alınacağı, projelerin uygulanması sırasında yerli ekipman ve hizmetlerden azami ölçüde yararlanılacağı kaydedildi.

Türkiye’ye doğrudan yatırımlar ivme kazandı

Türkiye Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, anlaşmanın imzalanmasına ilişkin değerlendirmesinde, bunun Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırım akışına önemli bir katkı olduğunu söyledi.

Şimşek, çarşamba günü X platformundaki paylaşımında, Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırımların hızlandığını ve bunun uygulanan ekonomik programa duyulan güveni yansıttığını belirtti. Suudi Arabistan ile imzalanan anlaşma kapsamında yenilenebilir enerji projelerine yönlendirilecek 2 milyar dolarlık yatırımın, yeşil dönüşümü hızlandıracağını, enerji güvenliğini güçlendireceğini ve enerji ithalatına olan yapısal bağımlılığı azaltacağını vurguladı.

Şimşek, 2025 yılının ilk 11 ayında Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı yatırımların 12,4 milyar dolara ulaştığını, bunun 2024’ün aynı dönemine göre yüzde 28 artış anlamına geldiğini kaydetti.

Son iki yılda Suudi Arabistan-Türkiye ekonomik ilişkilerinde kaydedilen hızlı gelişme, ticaret hacmine de yansıdı. Türkiye’nin bu ilişkilere verdiği önemin bir göstergesi olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, Riyad ziyaretine, Suudi Arabistan ile ticari ve ekonomik ilişkileri geliştirmekle ilgilenen yaklaşık 200 şirket temsilcisinden oluşan geniş bir iş heyetiyle katıldı.

Özel sektörün iki ülke arasındaki ortaklıkta kilit rol oynadığı vurgulanırken, Erdoğan’ın ziyareti kapsamında toplanan Suudi-Türk Ekonomi Forumu Konseyi’nde, ortak projelerin uygulanmasında yeni bir aşamaya geçilmesi hedefi dile getirildi.

Ticarette hızlanan büyüme

Türk şirketlerinin Suudi Arabistan’daki doğrudan yatırımları 2 milyar doları aşmış durumda. Bu yatırımlar; imalat, gayrimenkul, inşaat, tarım ve ticaret gibi çeşitli sektörlere yayılıyor.

Türkiye Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Suudi Arabistan ile ticaretin hızla büyüdüğünü belirterek, yurt dışında Türk müteahhitlik şirketlerinin faaliyetlerinde bir miktar yavaşlama görülmesine rağmen, Suudi Arabistan’da hâlen çok önemli projeler yürütüldüğünü söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Suudi Arabistan’ın resmi kurumlarından aktardığı verilere göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025 yılında yaklaşık 8 milyar dolara ulaştı ve bir yıl içinde yüzde 14 büyüme kaydetti. Geçen yılın sonuna kadar Suudi Arabistan’da faaliyet gösteren Türk şirketleri için 1473 yatırım kaydı düzenlendi.

fgt
3 Şubat’ta Riyad’da gerçekleştirilen Suudi-Türk Yatırım İş Birliği Forumu’ndan bir kare (Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın X hesabından)

Suudi Arabistan, Türkiye’ye ham petrol ve petrokimya ürünleri ihraç ederken; Türkiye’den halı, inşaat amaçlı işlenmiş taşlar, tütün ürünleri, gıda ve mobilya gibi çeşitli ürünler ithal ediyor.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2015’te 5,59 milyar dolar, 2016’da 5,007 milyar dolar, 2017’de 4,845 milyar dolar, 2018’de 4,954 milyar dolar ve 2019’da 5,107 milyar dolar oldu.

Kovid-19 salgını nedeniyle 2020 ve 2021’de yaşanan düşüşün ardından ticaret yeniden yükselişe geçti; 2022’de 6,493 milyar dolar, 2023’te 6,825 milyar dolar olan ticaret hacmi, 2024’te 7 milyar doların üzerine çıktı.

2025’te Türkiye’nin Suudi Arabistan’a ihracatı 3 milyar 149,6 milyon dolara ulaştı; toplam ticaret hacmi ise yaklaşık 8 milyar dolar olarak kaydedildi.