Burhan’ın Afrika ve Arap ülkeleri turunun amacı askeri mi sivil mi?

Sudan Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan’ın turunda, Rönesans (Nahda) Barajı dosyası, suyun bölünmesi ve el-Fuşka toprakları üzerinde Etiyopya ile yaşanan sınır çatışması gibi Hartum’un sonsuza kadar kapatmak istediği bölgesel dosyalar da ele alındı.

Sudan Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan, Afro-Arap turunun sonunda Çad Askeri Geçiş Konseyi (AGK) Başkanı Korgeneral Muhammed İdris Deby ile bir araya geldi. (Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi)
Sudan Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan, Afro-Arap turunun sonunda Çad Askeri Geçiş Konseyi (AGK) Başkanı Korgeneral Muhammed İdris Deby ile bir araya geldi. (Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi)
TT

Burhan’ın Afrika ve Arap ülkeleri turunun amacı askeri mi sivil mi?

Sudan Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan, Afro-Arap turunun sonunda Çad Askeri Geçiş Konseyi (AGK) Başkanı Korgeneral Muhammed İdris Deby ile bir araya geldi. (Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi)
Sudan Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan, Afro-Arap turunun sonunda Çad Askeri Geçiş Konseyi (AGK) Başkanı Korgeneral Muhammed İdris Deby ile bir araya geldi. (Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi)

İsmail Muhammed Ali
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan’ın 25 Ekim 2021’de ülkede olağanüstü hal ilan etmesi ve Anayasal Bildiri Anlaşması’nı askıya almasıyla patlak veren Sudan krizi gerek bölgede gerekse uluslararası arenada tartışılmaya devam ediliyor. Birçok gözlemci, Burhan’ın 10 Mart’ta Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile başlayan ve ardından Suudi Arabistan, Uganda ve Mısır ile devam ederek Çad’da sonlanan, beş Arap ve Afrika ülkesini kapsayan son yurt dışı turunu gerginliğin sürekli olarak arttığı, Sudan'da ortaya çıkan kaos ortamıyla ilişkilendirdiler. Sudan güvenlik güçlerinin aşırı şiddet kullanarak müdahale ettikleri gösterilerde bugüne kadar 93 kişi yaşamını yitirdi.  
Peki, Burhan’ın son yurt dışı turunda Sudan'ın siyasi krizden çıkış yoluna dair neler tartışıldı? Burhan'ın ziyaret ettiği beş Arap ve Afrika ülkesi hangi ortak paydada buluşuyorlar?

Bölgesel dosyalar
Sudanlı askeri ve siyasi ilişkiler uzmanı Tümgeneral İsmail Mezub, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Burhan’ın bazı dost ve komşu Arap ve Afrika ülkelerine yaptığı son ziyaret turunun Sudan'ın iç siyasi, ekonomik ve güvenlik durumunu açıklamak için dış diplomasi yönünde atılmış bir adım olduğunu belirtti. Belki de yakında sivil bir hükümetin kurulması ve bir başbakanın atanması sürecine hazırlık olabileceğini düşündüğünü ifade eden Mezub dolayısıyla böyle bir adımın atılması için özellikle Sudan’ın dost ve kardeş ülkelerin desteğine ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Meczub, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu tur öncesinde, Burhan ve yardımcısına karşı birkaç hamle yapıldığını belirtmeliyiz. Ziyaretler sırasında Sudan'ın Afrika Birliği (AfB) üyeliğinin eski haline getirilmesi, Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi (IGAD) başkanlığının devam etmesine ilişkin anlaşma ve Sudan hükümeti ile silahlı hareketler arasında 3 Ekim 2020'de Cuba'da (Güney Sudan) imzalanan barış anlaşmasının başta iç güvenlik düzenlemeleri protokolü ve Cuba’daki barış görüşmelerine katılmayan diğer silahlı grupların sürece dahil edilmesi olmak üzere şartlarının uygulanması gibi başka dosyaların da ele alındığını unutmamalıyız. Burada Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey (SPLM-N) lideri Abdulaziz el-Hılu ve Sudan Kurtuluş Hareketi (SLM-AM) lideri Abdulvahid Muhammed Nur’u kastediyorum.”

Hükümetin büyük sıkıntısı
Sudanlı uzman Mezub değerlendirmesinin gündeme birçok başlığın geldiğine dikkat çekti:
“Ziyaret turunda ayrıca Rönesans (Nahda) Barajı dosyası, suların bölünmesi ve Sudan ile Etiyopya arasındaki el-Fuşka toprakları üzerinde yaşanan sınır çatışması gibi Sudan'ın sona erdirmek ve sonsuza dek kapatmak istediği bölgesel dosyaların yanı sıra yeni hükümet için endişe yaratabilecek ve başta ekonomi olmak üzere gerçekleştirmek isteyeceği çeşitli reformları engelleyebilecek diğer dosyalar da ele alındı. Birleşmiş Milletler (BM) Sudan Temsilcisi Volker Peretz'in Hartum hükümetinden ve Burhan'ın 25 Ekim 2021’de olağanüstü hal ilan etmesinden ve hükümetin sivil kanadıyla ortaklığı sona ermesinden bu yana ordunun siyaset sahnesinden çekilmesini talebiyle düzenlenen protesto gösterilerinin devam etmesinden memnun olmayan BM Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) sunduğu rapor çerçevesinde BM’nin Sudan’daki Entegre Geçiş Yardım Misyonu (UNITAMS) ile Sudan krizinde beklenen gelişmeler tartışıldı.”
Ülkede yaşananların siyasi kriz açısından hükümete büyük sıkıntılar yaşattığına şüphe olmadığını vurgulayan Mezub sözlerini şöyle sürdürdü:
“Buna karşın herkes için kabul edilebilir çözümlere ulaşmak ve ülke için istenen istikrarı sağlamak için krizin taraflarından yeterli ve gerekli tavizler verilerek milli iradenin ortaya konması ve ülkenin çıkarlarının dikkate alınması gerekiyor.”

Güvenli çıkış
Sudanlı yazar Cemil el-Fadıl da Burhan'ın BAE, Suudi Arabistan ve Mısır'ı kapsayan Arap dünyasına yaptığı ziyaretin temel özelliğinin, bu üç ülkenin bölgesel eksenler oyunu çerçevesinde adeta bir ittifak gibi birbirlerine olan bağlılıkları olduğuna dikkat çekti. Bunun, Sudan'daki iç durum üzerinde önemli etkisi olan bir ittifak olduğunu vurgulayan Fadıl şunları söyledi:
“Geçiş dönemi üzerinde etkileri olduğu açık olan ittifak, geçiş hükümetinde askeri kanada daha yakındı. (Burhan’ın) Uganda ziyareti, özellikle IGAD grubu üzerinde etkili bir ülke olması ve Batılı ülkeler için Afrika kıtasında bir polis rolü oynaması nedeniyle Afrika’da önemli bir oyuncu olmasından kaynaklanırken Çad ziyareti de her iki ülkenin şu an yaşadıkları iç gerilimlerin gölgesinde içeride istikrar arayışında oynadıkları belirli rol çerçevesinde gerçekleşti.”
Sudanlı yazar Fadıl, Burhan'ın ziyaret turu sırasında özellikle Hartum hükümetinin Troyka ülkeleri, Avrupa Birliği (AB) üyeleri ve ABD tarafından uygulanan baskılardan rahatsız olmasından ve BM Sudan Temsilcisi Volker Peretz'in Sudan'daki duruma ilişkin BMGK’da yaptığı konuşmasından duyduğu hoşnutsuzluktan dolayı ülkesindeki siyasi krizi Batı'da etkili olan ülkeler aracılığıyla çözmenin anahtarlarını aradığını söyledi. Peretz'in BMGK’daki konuşması, Sudan’da resmi çevrelerde itirazlarla karşılanırken Peretz’in ülkeden sınır dışı edilmesi çağrıları yapılmasına neden oldu.

"Rus ayısı"
Fadıl açıklamasında, Burhan’ın ziyaret turunun, başta Sudan Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Muhammed Hamdan Dagalo’nun Rusya’nın Ukrayna'ya savaş açmasından iki gün önce Moskova'yı ziyaret etmesi ve ‘Rus ayısı’na yakın bir tutum sergilemesinin ardından ‘generallerin boynundaki ipleri çözme girişiminin bir parçası’ olduğunu belirtti. Fadıl ayrıca bu girişimlerin sürekli sokaklara dökülen milyonlarca göstericinin attıkları ‘üç hayır’ (İsrail'le barışa hayır, İsrail'i tanımaya hayır, İsrail'le müzakereye hayır!) sloganından rahatsız olduğu bir dönemde ordunun ya güvenli bir şekilde iktidarı bırakması ya da sınırlı yetkilerle de olsa hükümete katılması için bir formül bulma çabalarını yansıttığını vurguladı.



Topçu takviyesi... İsrail, Güney Lübnan’daki işgalini genişletmeyi mi planlıyor?

Güney Lübnan’daki Litani Nehri yakınlarında bulunan İsrail askerleri (Arşiv – İsrail ordusu)
Güney Lübnan’daki Litani Nehri yakınlarında bulunan İsrail askerleri (Arşiv – İsrail ordusu)
TT

Topçu takviyesi... İsrail, Güney Lübnan’daki işgalini genişletmeyi mi planlıyor?

Güney Lübnan’daki Litani Nehri yakınlarında bulunan İsrail askerleri (Arşiv – İsrail ordusu)
Güney Lübnan’daki Litani Nehri yakınlarında bulunan İsrail askerleri (Arşiv – İsrail ordusu)

İsrail, Güney Lübnan’daki işgalini genişletme tehditlerinin dozunu artırdı. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Hizbullah’ın İsrail ile İran arasında yaşanabilecek olası bir çatışmaya dahil olması halinde Nebatiye ve Litani bölgelerinin de İsrail’in ‘kalıcı güvenlik bölgesi’ olarak tanımladığı alana dahil edilebileceğini söyledi. Bu tehditler, İsrail güçlerinin hangi bölgeleri kontrol altına almaya çalışabileceği ve daha geniş çaplı bir kara harekâtı düzenlemeye ne ölçüde hazır olduğu konusunda soru işaretlerine yol açtı. Söz konusu gelişmeler, İsrail’deki Knesset seçimleri yaklaşırken bölgede askeri hareketliliğin sürdüğü bir dönemde yaşanıyor.

Katz daha önce, güneyde geniş bir bölgenin sakinlerinin Zahrani ve Avali nehirlerine kadar uzanan alanlardan, ayrıca Beyrut’un güney banliyölerinden tahliye edilebileceği tehdidinde bulunmuştu. Bir milyondan fazla kişinin yerinden edilebileceğini belirten Katz, İsrail ordusunun bir kara harekâtı düzenlemeye hazır olduğunu da vurgulamıştı.

Bu tehditler, İsrail güçlerinin stratejik öneme sahip yüksek kesimlere doğru konuşlanmasını genişletmesinin ardından geldi. Nebatiye yakınlarındaki Şakif Kalesi ve Ali et-Tahir Tepesi, bu bölgelerin başında geliyor. Reyhan, Saced ve Cebel er-Refi tepeleri de İsrail hava saldırılarına maruz kaldı. Bu gelişmeler, İsrail’in yüksek kesimler ve coğrafi geçiş güzergâhları üzerindeki kontrolünü genişletme ihtimaline ilişkin soru işaretlerini artırıyor.

İsrail, doğal coğrafi engeller oluşturmaya çalışıyor

Emekli Tuğgeneral Fadi Davud, İsrail’in tehditlerinin Hizbullah’ı hedef almak ve askeri yapısını dağıtmakla sınırlı olmadığını, başka siyasi ve coğrafi hedeflerle de bağlantılı olduğunu söyledi. Davud, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Askeri mevziler ve kara operasyonları, kapsamı veya derinliği ne olursa olsun, sahadaki askeri manevra anlayışına hizmet etmelidir. Bu manevra da kendi başına büyük bir siyasi hedefe hizmet eder” dedi. İsrail’in hedefinin Hizbullah’ın merkezlerini vurmak ve askeri yapısını dağıtmakla sınırlı kalmadığını belirten Davud, bunun ötesinde coğrafya ve toprak üzerindeki kontrolle bağlantılı hedefler bulunduğunu ifade etti.

ascfghyv
Litani Nehri’nin güneyinde İsrail güçlerinin kontrolündeki bölgelerde sistematik yıkım ve tahribat operasyonları… Bint Cubeyl, 22 Nisan 2026 (AFP)

Davud, “Lübnan’ın güneyindeki İsrail hareketliliğini değerlendirmek için Suriye’nin güneyinde, özellikle Kuneytra kırsalı ve Cebel eş-Şeyh bölgesinde yaşananlara da bakmak gerekiyor. Görünen o ki iki süreç birbiriyle bağlantılı ve birbirini tamamlıyor. İsrail, güvenlik bölgeleri oluşturmak için coğrafyayı kullanmaya dayalı bir yaklaşım izliyor” diye konuştu.

İsrail’in niyetlerinin yalnızca açıklamalardan hareketle değil, sahadaki gelişmeler temelinde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Davud, “İsrail henüz ulaşmayı hedeflediği aşama hattına varmış değil. İlerleme mesafesi ne kadar olursa olsun, her askeri ilerleyiş birbirini izleyen aşamalar doğrultusunda gerçekleşir” dedi.

Davud, “İstenen ilerleme yalnızca 100 metreyle sınırlı olsa bile her askeri operasyon aşamalara ayrılır. Önce ateş hazırlığı yapılır ve kanatlar güvence altına alınır, ardından saldırı başlatılır ve mevziler tahkim edilir” ifadelerini kullandı. Askeri aşama hatlarının genellikle saldıran güçlerin konuşlanmalarını sağlamlaştırmasına ve savunmalarını düzenlemesine olanak tanıyan doğal coğrafi engellere dayandığını belirtti.

gbh
İsrail bombardımanı sonucu hasar gören ve yıkılan binaların arasında nargile içen bir vatandaş… Nebatiye, 23 Haziran 2026 (AFP)

Davud, “Önemli olan İsrail’in ne söylediği değil, sahada ne yaptığı ve hangi noktalara ulaşmaya çalıştığı” diyerek, İsrail güçlerinin belirgin bir coğrafi hatta ulaşmayı hedeflediğini belirtti. Davud, İsrail’in varlığını sağlamlaştırmasına imkân verecek coğrafi bir engele dayanmadan bir bölgenin ortasında duramayacağını ifade etti.

İsrail’in askeri hedeflerinin Sayda’nın kuzeyindeki Avali Nehri’ne kadar uzanabileceği ihtimalini gündeme getiren Davud, “İsrail güçlerinin Avali Nehri hattına ulaşması ve bu hattı kontrol altına alması, güvenlik kuşağının Lübnan topraklarının derinliklerine doğru genişletilmesi anlamına gelir. Bu hattın kontrol altına alınması, güneyinde kalan bütün bölgeleri, et-Tuffah bölgesi ve çevresindeki köyler de dahil olmak üzere, etkileyecektir” değerlendirmesinde bulundu.

İran’la bağlantılı bir gerginlik

Emekli Tuğgeneral Naci Melaib ise İsrail’in tehditlerini, yaklaşan İsrail seçimleri çerçevesinde İran’la olası bir çatışmaya yönelik askeri hazırlıklarla ilişkilendirdi.

Melaib, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın Avali Nehri’ne kadar ulaşılabileceğine ilişkin sözlerinin, tehditlerin artık Nebatiye veya Litani bölgesiyle sınırlı kalmadığını, Sayda ve çevresini de kapsayan daha geniş bir coğrafyaya yayıldığını gösterdiğini söyledi. Tehditlerin yalnızca güney bölgelerini değil, Beyrut’un güney banliyölerini de kapsadığına dikkati çeken Melaib, bunun seçimler yaklaşırken İsrail söyleminde ciddi bir tırmanış yaşandığını ortaya koyduğunu belirtti.

Melaib, tehditlerin sahadaki önemli bir askeri hareketlilikle eş zamanlı gerçekleştiğini ifade ederek, 282. Topçu Tugayı’nın Hizbullah’ın kullandığı insansız hava araçlarına (İHA) karşı mücadele ve çatışmalar sırasında tahliye operasyonları gibi konuları kapsayan geniş çaplı tatbikatlarını tamamladığını söyledi. Melaib, “Tugay, tatbikatların sona ermesinin hemen ardından Lübnan’ın güneyine geçti. Bu durum, İsrail’in mevcut birliklerine ek olarak, askeri emir verilmesi halinde harekete geçmeye hazır ilave bir topçu gücüne sahip olduğu anlamına geliyor” dedi.

İsrail’in askeri operasyonlarını genişletme ihtimalinin belirli coğrafi noktalarla sınırlı olmadığını vurgulayan Melaib, bunun daha çok İsrail’in alacağı karara ve İsrail ile İran arasında yaşanabilecek yeni bir çatışmaya Hizbullah’ın ne ölçüde dahil olacağına bağlı olduğunu belirtti. Gelişmelerin farklı yönlerde ilerleyebileceğini kaydeden Melaib, İran’ın İsrail seçimleri dönemini saldırılar düzenlemek veya seçimlerin seyrini etkilemek için değerlendirmesi ya da İsrail’in seçimlerden önce veya seçimler sırasında İran’a karşı savaşı genişletme yoluna gitmesi ihtimallerine işaret etti.

Melaib, İran’la çatışmanın genişletilmesi ihtimalinin ABD ile İsrail arasında da ele alındığını belirtti. İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in, İsrail açısından ağır sonuçlar doğurabilecek bir çatışmaya girilmesinin olası etkilerine ilişkin çekincelerini dile getirdiğini aktaran Melaib, özellikle İsrail’in askeri açıdan böyle bir çatışmaya hazır olmaması ve seçimlerin yaklaşması nedeniyle bu endişelerin önem taşıdığını ifade etti.

Hizbullah’ın hazırlıklarına ilişkin değerlendirmesinde ise Melaib, Lübnan güvenlik güçlerinin örgütle bağlantılı patlayıcı yüklü bir kamyonu ele geçirmesinin, ülkeye giren tek kamyonun bu olduğu anlamına gelmediğini söyledi. Başka kamyonların da denetimlere takılmadan geçmiş olabileceğini belirten Melaib, bunun yeni bir bölgesel çatışmanın başlaması halinde Hizbullah’ın olası bir askerî harekâta hazırlanıyor olabileceği ihtimalini gündeme getirdiğini kaydetti. Melaib, “Bugün asıl soru, İsrail’in hangi noktaları kontrol altına almaya çalışacağı değil, operasyonları genişletmeye yönelik siyasi ve askeri kararın alınıp alınmayacağıdır” dedi.

Sahadaki gelişmeler

Sahada ise İsrail savaş uçakları, Nebatiye’ye bağlı Kafr Tebnit’e şiddetli bir hava saldırısı düzenledi. Saldırılar, Sur ve Bint Cubeyl’de hava ve topçu ateşinin yoğunlaşmasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Mansuri’ye üç, Zıbkin Vadisi’ne ise bir hava saldırısı düzenlendi. Topçu ateşi Beraşit, Haddase, Haris’in çevresi, Zıbkin ve Şakra çevresini hedef aldı. Şafak vakti ise Mansuri ve Mecdel Zevn bombalandı. İsrail savaş uçakları Sur ve çevresindeki köylerin üzerinde taciz uçuşları gerçekleştirirken Mansuri ve Beyt es-Seyyad üzerine aydınlatma fişekleri attı. Lübnan Sağlık Bakanlığı, Haddase’ye düzenlenen hava saldırısında 4 yaşındaki bir çocuk da dahil olmak üzere iki kişinin yaralandığını açıkladı. Kfar Şuba’da ise İsrail güçleri, Lübnanlı çiftçilerin zeytin hasadı yapmak üzere topraklarına girmesini engelledi. Sınır köylerinde yaşayanların tarım arazilerine ulaşmakta yaşadığı zorluklar da devam ediyor.


Trump, Denzel Washington'a atfedilen uydurma sözü paylaştı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Trump, Denzel Washington'a atfedilen uydurma sözü paylaştı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD Başkanı Trump, oyuncu Denzel Washington'a atfedilen uydurma bir sözü içeren X’teki gönderinin ekran görüntüsünü paylaştı. Uydurma sözde İlk Gün'ün (Training Day) yıldızı, televizyon sunucusuyken siyasete atılan Trump'tan daha "cesur" veya daha "zeki" birini görmediğini iddia ediyor.

Trump, pazartesi günü Truth Social'da, "Red Eagle Updates" adlı X kullanıcısının paylaşımının görselini yayımladı. Bu paylaşımda iki Oscar'lı Washington'ın Trump'ı "harika bir dost ve daha da iyi bir başkan" diye nitelediği, başkanın "sarsılmaz bir destekçisi" olduğunu ifade ettiği öne sürülüyordu.

Paylaşılan sözler şöyleydi:

Hayatım boyunca pek çok kişiyle çalıştım, Donald Trump'tan daha cesur, daha zeki ya da Amerika'yı daha fazla düşünen biriyle hiç tanışmadım. O harika bir dost ve daha da iyi bir başkan. Onun sarsılmaz bir destekçisi olmaktan gurur duyuyorum ve bunun için asla özür dilemeyeceğim. Tanrı Amerika'yı ve başkanımızı korusun.

Ancak Federal Seçim Komisyonu kayıtlarına göre yıllar içinde Demokrat adaylara onbinlerce dolarlık bağışta bulunan Washington, hiçbir zaman böyle bir şey söylemedi.

Doğrulama sitesi Snopes, kamuya açık bilgiler üzerinde kapsamlı bir araştırma yaptı ve Washington'ın sözkonusu ifadeleri kullandığına dair hiçbir kanıt bulamadı.

rgth5yj
Başkan Donald Trump, Akademi Ödüllü oyuncuya atfedilen sahte bir sözü paylaştı (Warner Bros.)

Aynı sözler, Rolling Stones'un solisti Mick Jagger ve oyuncu Matthew McConaughey gibi diğer tanınmış isimlere de yanlış bir şekilde atfedilmişti. Oysa bu isimlerin hiçbiri 47. başkana kamuoyu önünde destek vermedi.

Başkanın sosyal medya paylaşımı, gelecek ay yapılacak seçime kadar neredeyse her gün sahada olacağı yoğun bir ara seçim kampanyası sürecinde geldi.

Cumhuriyetçilerin, Temsilciler Meclisi'ndeki kontrolü kaybetmesi ve Senato'daki sayılarının, Demokratların o kanatta da çoğunluğu elde edeceği bir seviyeye düşmesi bekleniyor.

Trump'ın halk nezdindeki onay oranı ikinci döneminin en düşük seviyesinde seyrediyor. Pew Araştırma Merkezi'nin 28 Eylül'le 4 Ekim ​​arasında 5 bin 62 yetişkinle gerçekleştirdiği anket, onay oranını yüzde 30, onaylanmama oranını ise yüzde 68 olarak gösteriyor. Bu da temmuzdan bu yana 4 puanlık düşüş demek.

Reuters/Ipsos'un geçen pazartesi yayımladığı ankette de onay oranı yüzde 32 olarak belirlendi. Bu, ilk kez eylülde kaydedilen ve rekor düzeyde düşük olan oranla aynı seviye. CBS News/YouGov'un 30 Eylül'le 2 Ekim ​​arasında 2 bin 166 yetişkinle yaptığı ankette ise onay oranı yüzde 39 olarak tespit edildi.

Pew anketi ayrıca kendisini Trump destekçisi diye tanımlayanların yüzde 67'sinin onun performansını onayladığını gösteriyor. Bu oran, göreve başlamasından sonraki haftalarda yapılan benzer bir ankete kıyasla yaklaşık 30 puanlık düşüşe işaret ediyor. Cumhuriyetçilerin yalnızca yüzde 39'u ülkedeki gidişattan memnun olduğunu belirtiyor. Oysa bu oran, Trump'ın göreve başladığı dönemde yüzde 65 seviyesindeydi.

Independent Türkçe


Grönland, Trump'ı yalanladı: Devasa maden faaliyetleri yok

Grönland, 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı (Reuters)
Grönland, 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı (Reuters)
TT

Grönland, Trump'ı yalanladı: Devasa maden faaliyetleri yok

Grönland, 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı (Reuters)
Grönland, 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı (Reuters)

Grönland yönetimi, ABD Başkanı Donald Trump'ın adada "devasa petrol, doğal gaz ve maden arama faaliyetlerine" başlanacağı duyurusunu yalanladı.

Trump, sosyal medyada 13 Ekim'deki paylaşımında adada "devasa petrol, doğal gaz ve maden arama faaliyetlerinin başlamak üzere olduğunu" yazmıştı.

ABD'ye yönelik gelecekte herhangi bir saldırının Grönland üzerinden geçmek zorunda kalacağını savunan Trump, adaya yerleştirilecek savunma sistemleriyle bunların hepsini etkisiz hale getirileceğini iddia etmişti.

Danimarka'ya bağlı özerk bir bölge olan Grönland'ın Madencilik Bakan Yardımcısı Jorgen Hammeken-Holm ise CNN'e açıklamasında adada ABD'li şirketlerin faaliyet yürüttüğünü fakat Trump'ın savunduğu gibi "büyük çaplı maden arama çalışmalarından çok uzak olunduğunu" ifade etti.

Hammeken-Holm, "Halihazırda birçok küçük çaplı keşif çalışması yürütülüyor ancak bunların faaliyete geçmesi yıllar alabilir" diye ekledi.

Danimarka Dışişleri Bakanlığı'ndan gönderilen açıklamada da ABD'nin Grönland'daki maden arama faaliyetlerini adanın yasal gereklilikleri çerçevesinde yapmak zorunda olduğunu bildirildi.

Bakanlık ayrıca ABD, Danimarka ve Grönland arasında geçen ay imzalanan anlaşmanın bu durumu değiştirmediğini vurguladı:

Anlaşma, Grönland'daki doğal kaynaklara erişim hakkında ABD'li yatırımcılara, diğer NATO ülkeleri, AB ülkeleri ve NATO ortaklarından gelen yatırımcılara kıyasla herhangi bir ayrıcalık tanımıyor.

Trump, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ve Grönland Başbakanı Jens Frederik Nielsen'ın imzaladığı anlaşma kapsamında Beyaz Saray, adada "geniş çaplı askeri varlık oluşturma sürecine derhal başlanacağını" bildirmişti.

Anlaşmayla ABD'nin, adanın güneyindeki Narsarsuaq'ta ve doğu kıyısındaki Mestersvig'de iki askeri üs kurması öngörülüyor. Ayrıca Grönland'daki tek aktif Amerikan askeri tesisi olan Pituffik Uzay Üssü de genişletilebilir.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte de anlaşmadan memnuniyet duyduklarını açıklamıştı.

Ancak Amerikan medyasındaki analizlerde, Grönland'ı defalarca işgalle tehdit eden Trump'ın adayı ABD kontrolüne alma hedefine ulaşamayarak büyük bir geri adım attığı yazılmıştı.

Sözkonusu anlaşma, ABD'yle Danimarka arasında Grönland'ın savunmasına ilişkin 1951'de imzalanan sözleşmeyi genişletiyor. Ancak geçen ay düzenlenen anlaşma metninde petrol veya doğalgaz arama faaliyetlerine ilişkin açık maddeler bulunmuyor. Diğer yandan "maden alanında işbirliği" ve "ekonomik kalkınmayla ticaretin teşvikine" değinilirken, bunlar hakkında da ayrıntılara yer verilmiyor.

Independent Türkçe, CNN, NBC News