Hamaney’in müdahalesinin ardından milletvekillerinin müzakere heyetine yönelik eleştirileri azaldı

İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu üyeleri, DMO’nun ABD ve Avrupa ülkelerinin yaptırım listelerinden çıkarılmasında ısrar ediyorlar

Ali Hamaney’in internet sitesinde yayınlanan İran Cumhurbaşkanı ve Meclis Başkanı’nın geçtiğimiz Salı günü üst düzey yetkililer arasında düzenlenen toplantıdan yan yana durdukları bir fotoğraf
Ali Hamaney’in internet sitesinde yayınlanan İran Cumhurbaşkanı ve Meclis Başkanı’nın geçtiğimiz Salı günü üst düzey yetkililer arasında düzenlenen toplantıdan yan yana durdukları bir fotoğraf
TT

Hamaney’in müdahalesinin ardından milletvekillerinin müzakere heyetine yönelik eleştirileri azaldı

Ali Hamaney’in internet sitesinde yayınlanan İran Cumhurbaşkanı ve Meclis Başkanı’nın geçtiğimiz Salı günü üst düzey yetkililer arasında düzenlenen toplantıdan yan yana durdukları bir fotoğraf
Ali Hamaney’in internet sitesinde yayınlanan İran Cumhurbaşkanı ve Meclis Başkanı’nın geçtiğimiz Salı günü üst düzey yetkililer arasında düzenlenen toplantıdan yan yana durdukları bir fotoğraf

İran’ın Dini Lideri (Rehber) Ali Hamaney’in geçtiğimiz Salı günü, Avusturya’nın başkenti Viyana’da nükleer anlaşmayı canlandırmak amacıyla yapılan müzakerelere katılan İran heyetinin diğer tarafların ‘abartılı talepleri’ karşısında ‘iyi bir şekilde direndiğini’ belirterek övmesinin ardından, İran Şura Meclisi’nden müzakere heyetine yönelik sert eleştirilerin yönü değişti. Öte yandan İran’ın resmi basını milletvekillerinin iki hafta boyunca baskı yaptığı İranlı diplomatları destekleyen bir kampanya başlattı.
İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Sözcüsü Mahmud Abbaszade Mişkini, İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) yakın Tesnim Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, Viyana’daki müzakerelerin Şubat ayı ortalarında ‘iyi bir noktaya’ ulaştığını söyledi. Şubat ayı ortalarında taraflar arasındaki anlaşmazlıkların yüzde 80'inin sözlü olarak çözüldüğünü belirten Mişkini, İran'ın tüm taraflar için de bir kazan-kazan anlaşması arayışı içerisinde olduğunu ancak Batılı ülkelerin, özellikle de ABD’nin, müzakereleri gerçekçi olmayan bahanelerle gündeminden uzaklaştırdıklarını söyledi. Mişkini, Batı ülkelerine atıfla “Daha fazla ayrıcalık elde etmek amacıyla oyuna başvurdular” dedi.
Anlaşmanın uygulanmasına yönelik garantilerin müzakerelerde öne çıkan konular arasında yer aldığını ifade eden Mişkini, “Amerikalılar bu konuda direniyorlar, bu yüzden müzakereler durdu. Bugün, müzakerelerin sonuçları Batılı ülkelerin alacakları karara bağlı. Top onların sahasında. Amerikalılar, yaptırımları kaldırmak ve yapılan anlaşmalara uymak için anlaşmanın uygulanacağına dair garantileri sağlamalı” ifadelerini kullandı.
Tahran ile Washington arasında yaklaşık bir yıldır bazen ara verilerek devam eden dolaylı görüşmeler geçtiğimiz haftalarda sekteye uğradı. Her iki taraf da geriye kalan meselelerin çözülememesinin sorumlusu olarak karşı tarafı suçladı. Washington'ın DMO’yu ABD'nin  ‘yabancı terör örgütleri’ (FTO) listesinden çıkarıp çıkarmayacağı müzakerelerin öne çıkan konuları arasında yer alırken Washington, Tahran’ın İran sınırları dışında görev yapan DMO’nun yurt dışı kolu Kudüs Gücü'nün faaliyetlerinin neden olduğu bölgedeki gerilimi azaltma konusunda vereceği garantiler karşılığında DMO'yu FTO’dan çıkarmayı düşünüyor.
Viyana’daki müzakerelerin başarısız olması durumunda İran'ın alternatif seçeneklere başvuracağı konusunda uyaran Mİşkini, “Batılılar oyunu bozarlarsa, ciddiyet ve iyi niyet göstermez ve müzakere masasını devirirlerse, bu durumda değerlendireceğimiz başka seçeneklerimiz de var” şeklinde konuştu. İran'ın santrifüj üretimi alanında kaydettiği ilerlemeyi, ABD ile nükleer anlaşmayı canlandırmayı amaçlayan dolaylı müzakerelere bağlayan Mişkini, “Yeni nesil santrifüjlerin üretiminde geçtiğimiz yıllarda dikkat çekici bir ilerleme kaydettik. Bu gelişme, müzakere heyetinin bir takım takas taleplerinde bulunmalarını sağladı. Nükleer programımızdaki gelişmelerin ardından Batılılar müzakere talebinde bulundular. Bugün İran ve müzakere heyeti avantajlı konumda” yorumunda bulundu.
Mişkini, geçtiğimiz Cuma günü, ‘Didban İran’ adlı haber sitesine yaptığı açıklamada ise İran ve Viyana’daki müzakerelere katılan tarafların, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) güvenlik kameralarının kayıtlarına nasıl erişeceği ve Tahran’ın 23 Şubat’tan itibaren askıya aldığı Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması kapsamında uygulanan Ek Protokol çerçevesindeki faaliyetleri nasıl doğrulayacağı konusunda henüz bir anlaşmaya varmadığını belirtti.
Mişkini, dün, yine aynı haber sitesine yaptığı açıklamada, DMO’nun ABD Dışişleri Bakanlığı'nın yaptırımlar listesinden çıkarılmasının İran'ın şartlarından biri olduğunu vurgulayarak “Sadece DMO’ya değil, DMO’nun listedeki (FTO) tüm uzantılarına uygulanan yaptırımlar kaldırılmalı” diye konuştu.
İran’ın ‘haksız’ olarak nitelediği tüm yaptırımların kaldırmasının ardından UAEA’nın tüm hassas faaliyetleri doğrulamasına izin vereceğinin altını çizen Mişkini, bunun kendilerinin doğal hakları olduğunu, İran’a uygulanan yaptırımlar nedeniyle kendilerine ne ilaçların ne de ilaç üretmek için gereken malzemelerin verildiğini söyledi.
İranlı Milletvekili sözlerini şöyle sürdürdü:
“ABD’nin ve Avrupa’nın haksız, yasadışı ve mantıksız bir şekilde yaptırım uyguladığı tüm devlet kurumlarına yönelik yaptırımları kaldırmaya çalışıyoruz. Özel ve ek ayrıcalıklar aramıyoruz ama artık bize baskı yapmamalarını istiyoruz. Tüm devlet kurumlarına uygulanan yaptırımları kaldırmak istiyoruz. DMO da bu kurumlardan biri.”
Mişkini, bu açıklamaları, İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan'ın geçtiğimiz Pazartesi günü, İran Meclisi’nin Viyana’daki müzakere taraflarınca müzakereler geçtiğimiz Mart ayının başlarında durmadan önce oluşturulan 27 sayfalık taslağa yönelttiği eleştirilerin ardından, diplomatik kurumlar ile Meclis arasında yaşanan gerilimi azaltmak amacıyla Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu üyelerini kabul etmesinin ardından yaptı. O sıra İran kırmızı çizgilerden geri adım atıldığı yönündeki suçlamalarla karşı karşıya kaldıktan Dışişleri Bakanlığı, daha sonra böyle bir taslağın olduğuna dair haberleri görmezden gelirken Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'ye yakın sert muhafazakar çizgideki bazı milletvekilleri, taslaktan bazı detayları yayınladılar.
Öte yandan İran’ın resmi basını, muhafazakar kesimden yetkililer ve sosyal medya kullanıcıları tarafından yayılan eleştirilerin aksine, nükleer anlaşma müzakerelerine katılan İran heyetini destekleyici bir kampanya başlattı. Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu üyeleri, özellikle İran rejiminde son sözün sahibi olan Dini Lider Ali Hamaney'in geçtiğimiz Salı günü İran’ın müzakere heyetine yönelik eleştirilere müdahale ederek, ‘müzakere heyetinin karşı tarafın abartılı taleplerine direnmesinden duyduğu memnuniyeti’ ifade etmesinin ardından durumu sakinleştirmeye devam ettiler. Hamaney, Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve selefi eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve 2015 yılında nükleer anlaşma için yapılan müzakerelerde İran heyetine başkanlık yapan eski Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif liderliğindeki üst düzey yetkililerin katıldığı toplantı öncesi yaptığı konuşmada, “Ülke adına planlar hazırlamak için nükleer müzakereleri beklemeyin ve ilerleyin” dedi. İran’ın Dini Lideri, “Müzakereler olumlu, yarı olumlu ya da olumsuz sonuçlara ulaşsa da işinizin aksamasına izin vermeyin. Müzakere heyeti, müzakerelerin gidişatı hakkında Cumhurbaşkanı ve Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’ni bilgilendirir, kararlar alır ve ilerler” ifadeleri kullandı.
Ulusal Güvenlik ve Dış Poltika Komisyonu Başkan Yardımcısı Abbas Muktedai, dün İran'ın resmi haber ajansı IRNA’ya yaptığı açıklamada, “Rehberin tavsiyeleri çerçevesinde içerideki meseleleri müzakerelerle ilişkilendirmemeliyiz” şeklinde konuştu. Muktedai, bir önceki hükümetin müzakere yoluyla engelleri ve sorunları gündeme getirdiğini iddia ettiğini, ancak hükümetin görev süresi sonunda, karşı tarafın yükümlülüklerine uymadan bir takım sözler verdiklerini anladıklarını ifade etti.
İran’ın müzakere heyetinin Batılıları sinirlendirdiğini söyleyen İsfahan Milletvekili Muktedai, bununla birlikte nükleer dosyanın yönetimine ilişkin içeride de bir takım tutarsızlıklar olduğunu vurguladı. Viyana’daki nükleer anlaşma müzakerelerinin milli bir mesele olduğunu belirten Muktedai, “Bu mesele partizan bir konu olarak görülmemeli. Hepimiz, ülke çıkarların korunması, düşmanlara taviz verilmemesi ve tüm devlet kurumlarının tek ses olması için müzakere heyetini desteklemek için çaba göstermeliyiz. Hakaret olmadan performansa yönelik eleştiri, müzakere heyetinin gücünü artıracaktır” dedi. Müzakere heyetinin, ‘İran’ın kırmızı çizgilerinden geri adım attığı’ iddialarını yalanlayan Muktedai, “Müzakere heyeti, en üst makamdan verilen emirleri yerine getiriyor” yorumunda bulundu.
IRNA Haber Ajansı’na konuşan Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu üyesi Milletvekili Şehriyar Haydari ise müzakere heyetinin her müzakere turundan sonra Komisyon’a rapor verdiğini belirtirken Dışişleri Bakanlığı'nın heyetle ‘iyi işler’ yaptığını vurguladı. Müzakerelerde ilerleme kaydedildiğini, ancak ‘ABD’nin uydurduğu marjinal sorunlar’ olduğunu belirten Haydari, “Ukrayna'daki gelişmeler, müzakerelerin seyrini bir dereceye kadar etkiledi” dedi. İranlı Milletvekili, İran’a uygulanan ekonomik yaptırımlar kaldırılana kadar müzakerelerin devam etmesini umduğunu ifade etti.
Buna karşın İran'ın yarı resmi Mehr Haber Ajansı, bazı milletvekillerine Hamaney'in müzakereler sonuçlanıncaya kadar müzakerelerin ülkenin iç işleriyle ilişkilendirilmemesini istemesinin nedenlerini sordu. Meclis kararlarının uygulanmasını denetleyen 90. Madde Komisyonu üyelerinden Milletvekili Mahmud Nebeviyan, bu soruya, “Batılılar, ekonomiyi müzakerelere bağlamakta ısrar ettiler” yanıtını verdi. Nebeviyan, uluslararası basının Viyana’daki müzakerelere olan ilgisinin İran ekonomisini müzakerelere bağlı kalmaya mahkum etmeye yönelik olduğunu öne sürdü.
Nebeviyan, yaklaşık iki hafta önce, DMO’ya yakın Fars Haber Ajansı’nda anlaşma taslağının detaylarını içeren bir makale yayınlamış ve mevcut hükümeti, önceki hükümetin müzakerelerdeki stratejisini sürdürmek ve İran’ın kırmızı çizgilerinden ödün vermekle suçlamıştı.
Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu üyelerinden Milletvekili İbrahim Rızai ise “Amerikalılar, İran halkının bugün müzakere masasında diplomatlarımızı destekleyen sakin tutumundan korkuyorlar. Bu yüzden halkımızın bu ruh halini bozmak ve ekonomiyi müzakerelere bağımlı hale getirmek istiyorlar” şeklinde konuştu. Halkı ve yetkilileri ABD basının eleştirilerine aldanmamaları çağrısında bulunan Rızai, “ABD'nin yeniden anlaşmadan çekilmeyeceğine dair garantiler almayı ve doğrulama sürecini uygulamayı içeren özel stratejiye göre ilerlemek zorundayız” ifadelerini kullandı.



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe