Fas Başbakanı Ahnuş, enflasyonla mücadele planını Meclis’e sundu

Fas Başbakanı Ahnuş Meclis’teki aylık oturumda (Fas Parlamentosu)
Fas Başbakanı Ahnuş Meclis’teki aylık oturumda (Fas Parlamentosu)
TT

Fas Başbakanı Ahnuş, enflasyonla mücadele planını Meclis’e sundu

Fas Başbakanı Ahnuş Meclis’teki aylık oturumda (Fas Parlamentosu)
Fas Başbakanı Ahnuş Meclis’teki aylık oturumda (Fas Parlamentosu)

Fas Başbakanı Aziz Ahnuş, ülkede artan enflasyonla mücadele için harekete geçti. Ahnuş, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, Kovid-19 salgını ve iklim değişikliğinin yansımalarının, Fas'ın enerji yeterliliğini sağlama ve gıda güvenliğini koruma ile ilgili büyük stratejilerin uygulanmasını hızlandırmasının önemini vurgulayan nedenlerinden olduğunu söyledi.
Ahnuş, Meclis’te düzenlenen aylık oturum sırasında yaptığı açıklamada, Fas’ın, dünyanın geri kalanı gibi, ekonomik belirsizlik, ardışık sorunlar ve yüksek fiyatlar aşamasından geçtiğini belirterek, özellikle sosyal yön dahil hükümetin programında yer alan tüm yükümlülüklere bağlılığı vurguladı.
Halkın satın alma gücünü korumak, sosyal sektörlere yatırım yapmak ve koruyucu işlevi güçlendirmenin hükümetin yerine getirmeye çalışacağı ulusal görevlerden olduğuna dikkati çeken Ahnuş, “Fas ve küresel ekonominin içinden geçtiği zorlu bir dönemin ortasında olduğumuz doğru. Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, pandemi sonrası aşama ve yağış azlığının mali ve ekonomik dengeler üzerinde bir etkiye sahip yansımaları olacağına şüphe yok. Ancak sizi temin ederim ki, hükümet, özellikle sosyal açıdan, anayasal güveninizi kazanan programda yer alan tüm taahhütlerine bağlı kalmakta” şeklinde konuştu.
Bu zorlu ekonomik durumun mali sonuçlarıyla yüzleşmek için gerekli kaynakları sağlamak ve kamu mali dengelerini korumak için çalışmaya devam etmekte kararlı olduklarına atıfta bulunan Başbakan, sosyal korumanın genelleştirilmesi başta olmak üzere Maliye (Bütçe) Kanunu çerçevesinde taahhüt edilen programlara fon sağlamaya devam edeceklerini bildirdi. Ahnuş, sosyal koruma genelleştirme çalıştaylarının, hükümetin ilk haftalarında, en az 20 kararnamenin onaylanmasıyla büyük ilerleme kaydettiğine işaret ederek, esas olarak özel bir faaliyette bulunan ve sayıları 3.5 milyonu aşan profesyoneller, bağımsız çalışanlar ve ücretsiz çalışanların hedeflendiğini, aynı zamanda  11 milyon hak sahibinin bu faaliyetten yararlanabilmesinin sağlanacağına değindi. Başbakan, Nisan ayının başına kadar Sosyal Güvenlik Kurumu'na kayıtlı olanların sayısının bir milyon 700 bini aştığını söyledi.
Başbakan, Fas Kralı 6’ıncı Muhammed’in mevcut yasama yılının sonbahar oturumunun açılışı sırasında Parlamentoya hitaben yaptığı konuşmada, özellikle birçok zorluk, risk ve tehditle dolu bir durumda Fas'ın konumunu güçlendirmek ve yüksek çıkarlarını savunmak için üç stratejik boyuta değindiğine atıfta bulunarak, bunların egemenlik, sağlık enerji, sanayi ve gıda gibi konularla ön plana çıktığını bildirdi.
Hükümetin, Faslı ailelerin satın alma gücünü korumak için fiyatlara ilişkin tüm gelişmeleri takip etmeye en büyük önceliği verdiğini ve istikrarını sağlamak için bir dizi önlem aldığına değinen Ahnuş, fiyatların istikrara kavuşturulması, uygun ve olağan seviyelerinin korunması için profesyonellerle koordinasyonun yapıldığını vurguladı. Ahnuş, hükümetin Ramazan ayı boyunca Fas pazarına özellikle enerji ve gıda olmak üzere düzenli ve yeterli hammadde tedarik etmeye devam edeceğini de söylerken, ulaşım için verilecek ayrı destekle dünyada akaryakıt fiyatlarındaki benzeri görülmemiş artış karşısında ulaşım fiyatlarının istikrarını korumak için farklı meslek kategorilerine ait yaklaşık 180 bin aracın tahsis edileceğini kaydetti. Başbakan ayrıca, hükümetin yüksek hammadde fiyatlarının ulusal işletmeler, özellikle de kamu alımları çerçevesinde faaliyet gösteren küçük ve orta ölçekli işletmeler üzerindeki etkilerini sınırlamak için gerekli önlemleri alacağını bildirdi.
Fas Başbakanı, Takas Fonu (Temel Malzeme Destek Fonu) tahsislerinin 2021 sonunda 21,1 milyar dirhem (2,11 milyar dolar) olduğunu açıkladı. Takas fonunun yükümlülüklerinin, 2022 finans yasası beklentilerine kıyasla 15 milyar dirhemden (1,5 milyar dolar) daha fazla artmasının beklendiğini söyleyen Ahnuş, tüm makro-ekonomik göstergelerin 2021'in sonunda ve 2022'nin başında olduğuna dikkat çekerek, bunun 17 milyar dirhem (1,7 milyar dolar) olarak belirlendiğini aktardı. Başbakan bu durumun zorlu uluslararası ve ulusal durum karşısında ekonominin direncini gösterdiğini bildirdi.
Açıklamasında sosyal koruma programını finanse etmek için gerekli kaynaklara da işaret eden Ahnuş, 2022 yılı için Sosyal Koruma ve Sosyal Uyum Destek Fonu’na 13.4 milyar dirhem (1.34 milyar dolar)  tahsis edildiğini, bunun yaklaşık 4,2 milyar dirheminin hali hazırda Ramid sisteminden yararlanan savunmasız gruplar için zorunlu sağlık sigortasının yaygınlaştırılmasına tahsis edileceğini aktardı. Başbakan, tahmini olarak 5 milyar dirhemin (500 milyon dolar) ise özellikle eğitim başta olmak üzere çeşitli sosyal programları finanse etmek için tahsis edildiğini ifade etti.
Fas hükümetinin Kral 6’ncı Muhammed’in direktiflerinin uygulanmasıyla başlatılan ulusal sağlık sistemi reformunu sürdürmek için çalıştığını söyleyen Ahnuş, mevcut küresel sağlık krizinin yarattığı artan zorluklar göz önüne alındığında sosyal koruma ile ilgili büyük sosyal çalıştayların başarısı için gerekliliklerin olduğuna işaret etti. Ahnuş, sağlık ocaklarının gelişmesi için gerekli mali kaynakların seferber edilerek sağlık arzının iyileştirilmesine yönelik çalışmaların yürütüleceğini kaydetti.
Ayrıca hükümetin, devlet okulunun bilgi aktarımı ve sosyal ilerleme şeklindeki ikili rolünü yeniden kurmasını sağlamak için gerekli önlemleri alarak eğitim reformunu sürdüreceğine atıfta bulunan Ahnuş, ilköğretimin yaygınlaştırılmasını hızlandırmak,  dört yaşın altındaki çocuklar için kabul mekanizmaları geliştirmek, erken çocukluk gelişimi konusunda uzmanlaşmış eğitimcilerin oluşturulması ve ayrıca çocukların temel bilgilerini ilk aşamadan güçlendirmeye çalışacaklarını söyledi. Başbakan, özellikle köylerde ihtiyaç sahiplerin grupların eğitimine destek vermek adına ulaşım ve okul beslenmelerinin geliştirileceğini aktardı. Başbakan, öğretmenlere yönelik eğitim sistemi reformunun pekiştirilmesi ve eğitim merkezlerinin rehabilitasyonu için yeni bir programının başlatılması adına çalışmalar yapılacağını ifade etti.
Diğer yandan Ahnuş, hükümetin, kamu alımları sisteminin reformu çerçevesinde bir dizi önlemi kabul ederek küçük girişimcilerin yararına ek prosedürleri güçlendirerek girişimcilik girişimini teşvik etmeye devam edeceğini belirtti. Bunların arasında kamu alımlarına öncelik verilmesi, müteahhitler arası birliğin teşvik edilmesi, taşeron sözleşmelerinin yapılması, İntilaaqah programına yeni bir dinamizm kazandırılması ve 7 Nisan'da başlatılan “Forsa” programının devreye alınması yer alıyor. Bu girişimlerin ve toplam ödeneklerin 1,25 milyar dirhem (125 milyon dolar) olduğu tahmin ediliyor.
Başbakan, hükümetin, bu proje ve tedbirlere paralel olarak, yatırım tüzüğünün hazırlanmasını tamamlayarak ve 6. Muhammed Fonu da dahil olmak üzere kamu yatırımlarının hızını artırarak istihdamı canlandırmaya yönelik çabalarını sürdüreceğine işaret ederek, tüm bölgelerde başlatılan ve bu yıl 2,25 milyar dirhem (225 milyon dolar) bütçe ayrılan bir projeye değindi. Projeyle yeşil üretim, endüstriyel dönüşüm, altyapı, turizm, geleneksel sanayi ve sosyal ekonomi gibi sektörel politikalar uygulanmaya devam edecek.



Suriye ve İsrail gerilimi düşürmek için harekete geçti

Suriye Dışişleri Bakanı Esad el-Şeybani, Reuters ajansına röportaj verirken, (Reuters)
Suriye Dışişleri Bakanı Esad el-Şeybani, Reuters ajansına röportaj verirken, (Reuters)
TT

Suriye ve İsrail gerilimi düşürmek için harekete geçti

Suriye Dışişleri Bakanı Esad el-Şeybani, Reuters ajansına röportaj verirken, (Reuters)
Suriye Dışişleri Bakanı Esad el-Şeybani, Reuters ajansına röportaj verirken, (Reuters)

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile İsrail istihbarat servisi Mossad’ın Direktörü Roman Gofman, iki ülke arasındaki gerilimi düşürme çabaları kapsamında dün bir araya geldi. Görüşmenin, kısa süre önce Ebu Zuhur Hava Üssü’nü hedef alan saldırının ardından gerçekleştiği belirtildi. ABD merkezli Axios’a konuşan ve konu hakkında bilgi sahibi iki kaynak, toplantı yapıldığını doğrularken yer konusunda bilgi vermedi.

İsrail medyasına konuşan bir kaynak, görüşmeleri “iyi” olarak nitelendirdi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre Şeybani ajansa verdiği röportajda, Şam’ın İsrail ile güvenlik anlaşmasına ilişkin müzakerelerin yakın zamanda yeniden başlamasını beklediğini söyledi. Söz konusu anlaşmanın İsrail güçlerinin Suriye topraklarından çekilmesine zemin hazırlamasını umduklarını belirten Şeybani, İsrail’e “tarihi bir fırsatı” değerlendirme çağrısında bulunarak diplomasi kapısının açık olduğunu vurguladı.

Şeybani, “İran-İsrail savaşının ardından müzakereler donduruldu. Bu süreci tamamlamak için müzakerelerin yakın zamanda yeniden başlamasını umuyoruz” şeklinde konuştu.

Şam’ın İsrail’e yönelik güveninin şu anda bulunmadığını belirten Şeybani, “Şu anda İsrail’e güvenmiyoruz. Onunla iletişim kuruyoruz, ancak şu aşamada güven söz konusu değil” ifadelerini kullandı. Şeybani, hava üssünü hedef alan saldırının ardından iki taraf arasındaki iletişimin kesildiğini de belirtti.

Şeybani, “İletişim kurulması gerekiyor. Özellikle de Suriye’nin güvenliğini sürekli tehdit eden bir tarafla” diyerek, ancak bu iletişimin sonuç vermemesi halinde buna ihtiyaç duymadıklarını belirtti ve “Eğer sonuç getirmeyecekse böyle bir iletişimi kesinlikle istemiyoruz” ifadelerini kullandı.

İsrail Başbakanlık Ofisi ise Reuters’ın konuya ilişkin yorum talebine cevap vermedi.


Medeniyet Kartalları... Mısır ile Çin arasındaki askeri ilişkilere yeni bir ivme

Medeniyet Kartalları 2026 Tatbikatı’ndan bir kare (Askeri Sözcü)
Medeniyet Kartalları 2026 Tatbikatı’ndan bir kare (Askeri Sözcü)
TT

Medeniyet Kartalları... Mısır ile Çin arasındaki askeri ilişkilere yeni bir ivme

Medeniyet Kartalları 2026 Tatbikatı’ndan bir kare (Askeri Sözcü)
Medeniyet Kartalları 2026 Tatbikatı’ndan bir kare (Askeri Sözcü)

Mısır ile Çin arasındaki askeri ilişkiler, bölgede yaşanan gerilimlerin gölgesinde Medeniyetin Kartalları 2026 ortak hava tatbikatının başlamasıyla yeni bir iş birliği aşamasına giriyor.

İki ülke arasında son iki yılda gerçekleştirilen ikinci tatbikat olma özelliğini taşıyan eğitim, Mısır ile Çin arasındaki askeri ilişkilere yeni bir ivme kazandırıyor. Mısırlı askeri ve stratejik bir uzman, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, tatbikatın ilerleyen dönemde daha kapsamlı bir askeri iş birliğine dönüşebileceğini belirtti. Uzman, bunun Mısır’ın askeri üretimde tedarik kaynaklarını çeşitlendirme politikası çerçevesinde gerçekleşebileceğini ifade etti.

Mısır ordusu, cumartesi akşamı yaptığı açıklamada, Mısır-Çin ortak hava tatbikatı Medeniyet Kartalları 2026’nın başladığını duyurdu. Açıklamada, farklı modellerde çok amaçlı savaş uçaklarının katıldığı tatbikatın, birkaç gün boyunca Mısır’daki çeşitli hava üslerinde gerçekleştirileceği belirtildi. Tatbikatın, iki ülke arasında düzenlenen ortak manevraların ikinci ayağı olduğu kaydedildi.

DFRGTHY
Medeniyet Kartalları 2026 Tatbikatı etkinliklerinden bir kare (Askeri Sözcü)

Tatbikatın ilk aşamalarında, iki taraf arasındaki muharebe anlayışının ortaklaştırılması amacıyla teorik ve uygulamalı dersler gerçekleştiriliyor. Bunun yanı sıra ortak uçuşlar düzenleniyor, planlama çalışmaları ile müşterek hava operasyonlarının yönetimine ilişkin eğitimler veriliyor.

Mısır ordusunun açıklamasına göre tatbikat, katılan güçlerin deneyim paylaşımında bulunmasını ve becerilerini geliştirmesini hedefliyor. Eğitim, Mısır Silahlı Kuvvetleri’nin kardeş ve dost ülkelerin ordularıyla gerçekleştirdiği ortak tatbikatlar programı kapsamında düzenlenirken, farklı askeri alanlarda iş birliği ilişkilerinin desteklenmesi ve güçlendirilmesi amaçlanıyor.

Çin Savunma Bakanlığı Sözcüsü Chen Shi, 14 Ağustos’ta düzenlediği basın toplantısında, tatbikatın eylül ayının başında sona ereceğini belirterek bunun iki ülke hava kuvvetleri arasındaki ikinci ortak eğitim olduğunu söyledi.

Shi’ye göre tatbikatta hava muharebesi taktikleri, hava üstünlüğü operasyonları, muharebe arama ve kurtarma faaliyetlerinin yanı sıra kuvvetlerin sevk ve kullanımına yönelik eğitimlere odaklanılacak. Ortak eğitimin karşılıklı güveni ve iki ülke arasındaki geleneksel dostluğu güçlendirmeye, iki ordu arasındaki uygulamalı iş birliğini derinleştirmeye ve bölgesel barış ile istikrarın sağlanmasına katkıda bulunmaya devam edeceği belirtildi.

Tatbikatın ilk ayağı ise Nisan 2025’te Medeniyet Kartalları 2025 adıyla düzenlenmişti. Mısır’daki hava üslerinden birinde gerçekleştirilen tatbikata, farklı modellerde çok amaçlı savaş uçakları katılmıştı.

Askeri ilişkilere ivme kazandırmak

Askeri ve stratejik uzman Tümgeneral Semir Ferec, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, söz konusu eğitimin iki ülke arasındaki askeri ilişkilerin güçlendirilmesine doğrudan katkı sağladığını belirtti. Ferec, Medeniyet Kartalları tatbikatlarının düzenlenmeye devam etmesinin ilk tatbikatın başarılı olduğunun göstergesi olduğunu ifade etti. Çin savaş uçaklarının ortak eğitim için Mısır’a gelmesinin, Pekin’in bu iş birliğinden önemli ölçüde fayda sağladığını gösterdiğini vurguladı.

Ferec, söz konusu iş birliğinin doğal çerçevesinde değerlendirilmesi ve Mısır’ın dünyanın farklı ülkeleriyle yürüttüğü askeri ilişkilerin bir parçası olarak ele alınması gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Bu tatbikata olduğundan daha fazla anlam yüklememeliyiz. Mısır, ilişkilerini çeşitlendirmesiyle bilinen bir ülke. Dünyada en fazla ortak tatbikat gerçekleştiren ülke Mısır’dır. Biz de diğer ülkeler de bu tatbikatlardan fayda sağlıyoruz.”

Genişleyen iş birliği

Çin ile Mısır arasındaki askeri iş birliği daha önce de İsrail’in endişelerine neden olmuştu. Şubat 2025’te İsrail medyasında, Mısır’ın uzun menzilli havadan havaya füzelerle donatılmış Çin yapımı J-10C savaş uçaklarını edinmesinin İsrail güvenlik kurumlarında ciddi kaygılara yol açtığı yönünde haberler yayımlanmıştı.

İbranice yayın yapan kaynaklar o dönemde, İsrail’i asıl endişelendiren unsurun Çin yapımı savaş uçağı değil, Çin’in uzun menzilli havadan havaya füzesi olduğunu belirtmişti. Mısır Hava Kuvvetleri’nin daha önce sahip olmadığı bu silahın, Mısır savaş uçaklarının İsrail uçaklarını görüş mesafesine girmeden hedef almaya çalışmasına imkân sağlayabileceği ifade edilmişti.

Bunun ardından ABD merkezli National Interest dergisi, aralık ayında Mısır’ın gelişmiş bir insansız hava aracı (İHA) filosu üretmek üzere Çin’e yöneldiğini yazmıştı. Dergi, bu adımın Mısır’ın doğu sınırlarındaki İsrail kaynaklı saldırgan tutumlara karşı koymayı amaçladığını aktarmıştı.

Tatbikatın belirli silah anlaşmalarıyla bağlantılı olduğu yönündeki iddialara da değinen Ferec, J-10 veya başka modellerde savaş uçaklarının satın alınmasına ilişkin konuların mevcut tatbikatın kapsamı dışında olduğunu belirtti. Ferec, “Tatbikatın bununla hiçbir ilgisi yok” dedi.

Ferec, Mısır-Çin askeri ilişkilerinin daha kapsamlı bir ortaklığa doğru ilerlediğine dikkati çekerek, özellikle Mısır’da yerli olarak üretilen insansız hava araçları alanındaki mevcut iş birliğinin önemine işaret etti. Bunun yanı sıra ortak eğitim ve ortak savunma sanayisi üretimi alanlarında da daha fazla askeri iş birliği yapılacağını vurguladı.

Mısır ile Çin arasındaki ilişkilerin köklü bir geçmişi bulunuyor. Geçtiğimiz mayıs ayında iki ülke, 30 Mayıs 1956’da başlayan diplomatik ilişkilerin 70’inci yıl dönümünü kutladı. Mısır, o tarihte Çin ile resmi ilişkiler kuran ilk Arap ve Afrika ülkesi olmuştu.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Mayıs 2024’te Pekin’de, Mısır-Çin Ortaklık Yılı’nın başlatıldığını duyurmuştu. Bu adım, iki ülke arasında ‘kapsamlı stratejik ortaklık’ ilişkilerinin kurulmasının 10’uncu yıl dönümüne denk gelmişti.


Ali et-Tahir savaşı… Hizbullah’ın yeteneklerinin sınanması

Lübnan’ın İsrail ile yürüttüğü müzakereleri protesto etmek amacıyla Hizbullah tarafından düzenlenen bir gösteride, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah’ın fotoğrafını havaya kaldıran bir kadın (AP)
Lübnan’ın İsrail ile yürüttüğü müzakereleri protesto etmek amacıyla Hizbullah tarafından düzenlenen bir gösteride, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah’ın fotoğrafını havaya kaldıran bir kadın (AP)
TT

Ali et-Tahir savaşı… Hizbullah’ın yeteneklerinin sınanması

Lübnan’ın İsrail ile yürüttüğü müzakereleri protesto etmek amacıyla Hizbullah tarafından düzenlenen bir gösteride, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah’ın fotoğrafını havaya kaldıran bir kadın (AP)
Lübnan’ın İsrail ile yürüttüğü müzakereleri protesto etmek amacıyla Hizbullah tarafından düzenlenen bir gösteride, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah’ın fotoğrafını havaya kaldıran bir kadın (AP)

Ali et-Tahir Tepeleri için verilen mücadele, Hizbullah’ı yalnızca tepeyi savunma ve düşmesini önleme kapasitesi açısından değil, aynı zamanda son dönemde geliştirdiği askeri stratejilerin etkinliğini kanıtlama açısından da zorlu bir sınavla karşı karşıya bırakıyor. Zira geleneksel stratejiler, son iki yılda İsrail’in askeri ve teknolojik üstünlüğüne karşı koymakta başarısız oldu.

Peki İsrail, ateş gücü, hava gücü ve istihbarat faaliyetleriyle bölgedeki gücü kuşatarak direniş kapasitesini ortadan kaldırabilecek mi? Yoksa Hizbullah’ın yer altında hazırladığı tahkimatlar, tüneller, depolar ve savaş kapasitesi, İsrail güçlerini yıpratmayı sürdürmesi ve çatışmanın süresini uzatması için ona hareket alanı sağlayabilecek mi?

Manevra kabiliyeti

Emekli Tuğgeneral Beha Helal, Hizbullah’ın askeri durumuna ilişkin değerlendirmesinde, “Toprak, Hizbullah açısından hâlâ stratejik değer taşıyor. Ancak kontrol edilen bir bölgeden açık ve gözetim altındaki bir alana dönüşmesi halinde savunma açısından taşıdığı değer kendiliğinden azalıyor… Hizbullah’ın asıl gücü yalnızca tepenin zirvesini elinde tutmasında değil, özellikle derinlikte ve çevrede faaliyet gösterebilme kapasitesinde yatıyor. Buna karşılık İsrail, hava ve istihbarat üstünlüğünü kalıcı bir kara üstünlüğüne dönüştürmeye çalışıyor” ifadelerini kullandı.

CSDFVBG
Nebatiye şehrinin doğusunda yer alan Ali et-Tahir Tepeleri (Şarku’l Avsat)

Helal, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Hizbullah’ın karşı karşıya olduğu temel zorluk, manevra kabiliyetini korumak. İsrail bölgede kalıcı bir varlık oluşturmayı, yükselti çevresinde bir tampon bölge kurmayı ve Hizbullah’ın hareket etmesini engellemeyi başarırsa, güç dengesi kademeli olarak İsrail’in lehine değişmeye başlar” değerlendirmesinde bulundu.

Bu bağlamda yer altı tahkimatları, savunma tarafının yararlanabileceği en önemli araçlardan biri olarak öne çıkıyor. Bu tahkimatlar, hava üstünlüğünün etkisini azaltmaya, belirli ölçüde süreklilik ve hayatta kalma kapasitesini korumaya ve savaşın yalnızca yüzeyin kontrol altına alınmasıyla sonuçlanmasını engellemeye olanak sağlıyor. Ancak Helal, bombardımanlara karşı koruma sağlayan tahkimatların, çevresindeki bölgenin kuşatılmış veya izole edilmiş bir alana dönüşmesi halinde tersine bir yük haline gelebileceği uyarısında bulundu.

Yer altındaki tesisler izole ceplere mi dönüştü?

Helal’e göre Ali et-Tahir savaşında temel soru da burada ortaya çıkıyor: “Yer altındaki tesisler hâlâ bütünleşik bir manevra ve iletişim ağı oluşturuyor mu, yoksa birbirinden izole ceplere mi dönüştü?”

Helal, karar alma, alınan kararı iletme ve uygulama kapasitesinin yanı sıra baskı altında iletişim kanallarını korumanın Hizbullah’ın karşı karşıya olduğu en önemli sınamalar arasında yer alacağını belirtti. Ancak Hizbullah’ın tarihsel olarak belirli ölçüde ademi merkeziyetçilik ve esneklik üzerine kurulu yapısının, bir mevzinin veya yerel bir komutanlığın hedef alınmasının bütün yapının çökertilmesi için mutlaka yeterli olmayabileceğini ifade etti.

Helal, Hizbullah’ın güçlü yönleri arasında coğrafyaya hâkimiyetini, örgütsel derinliğini, dağlık arazinin özelliklerinden yararlanma kapasitesini ve mevzilerini kaybetmesine rağmen faaliyetlerini sürdürebilme kabiliyetini sıraladı. Buna karşılık en önemli zayıflıkların ise İsrail’in istihbarat ve hava gücündeki üstünlüğü ile kuşatılma riski olduğunu belirtti.

İsrail’in Ali et-Tahir’i Hizbullah’ın daha geniş operasyonel alanından ayırmayı başarmasının, burada bulunan gücü daha zorlu bir savunma pozisyonuyla karşı karşıya bırakacağını söyleyen Helal, köylerin, yolların ve evlerin tahrip edilmesinin de stratejik açıdan ciddi bir baskı oluşturduğunu ifade etti. Helal’e göre bunun nedeni, yerel güçlerin hareket ettiği sosyal ve coğrafi ortamın bir bölümünü hedef alması.

Tünel ağı

Bunun yanı sıra emekli Tuğgeneral George Nader, Ali et-Tahir Tepesi’nin Lübnan Nehri’nin kuzeyindeki geniş bir bölgeye ve güneyindeki geniş kesimlere hâkim olması nedeniyle büyük taktik öneme sahip olduğunu belirtti. Nader, tepenin daha önce İsrail işgali altında bulunması nedeniyle tarihsel bir sembol niteliği taşıdığına da dikkat çekti.

HYJUI
İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki Ali et-Tahir Tepeleri’nin zirvesini hedef alan hava saldırılarının ardından yükselen dumanlar (AFP)

Nader, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, elde ettiği bilgilere göre tepenin Rıdvan Güçleri komutanlığı açısından önemli bir mevzi olduğunu ifade etti. Tepede mühimmat, lojistik, füze ve insansız hava araçları (İHA) ile savaşçılar ve operasyon merkezleriyle bağlantılı yer altı tesisleri ve tünel ağının bulunduğunu belirtti.

Bir pazarlık kozu

Nader, İsrail’in tepeyi kontrol altına almasının, özellikle askeri kontrolü sahada kalıcı bir duruma dönüştürmeyi başarması halinde, müzakerelerin gelecek turlarında elini güçlendireceğini ve şartlarını dayatma kapasitesini artıracağını düşünüyor.

İsrail’in sahip olduğu yıkıcı ve teknolojik kapasitenin bu tesisleri ve tünelleri hedef almasını mümkün kıldığını belirten Nader, bölgede büyük miktarda mühimmat ve füze bulunmasının, kapsamlı bir imha operasyonunun ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

İsrail’in büyük saldırısı

Buna dayanarak Nader, İsrail’in tepeyi kontrol altına almak amacıyla kapsamlı bir saldırı düzenlemesini bekliyor. Nader, bu hedefin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu açısından siyasi boyutlar da taşıyabileceğini düşünüyor. Netanyahu’nun, bölgedeki tepenin kontrolünü Hizbullah’ın güneydeki komuta merkezini vurmayı başardığını göstermek ve kuzeydeki yerleşimlerin güvenliğini güçlendirmek amacıyla kullanmayı hedeflediğini belirten Nader, bunun İsrail’deki seçimler öncesinde önem taşıdığına dikkat çekti.

Hizbullah’ın buna karşı atabileceği adımların ise sınırlı göründüğünü belirten Nader, Litani Nehri’nin güneyinde hareket etmenin zorluğuna işaret etti. Nader’e göre bu durum, Hizbullah’ın İsrail güçlerinin dikkatini dağıtmasını veya bölgede başka hareket cepheleri açarak İsrail ordusunu çabalarını farklı noktalara yöneltmeye zorlamasını güçleştiriyor.