Bağdat ile Erbil hükümeti arasındaki petrol çekişmesi

Irak’tan izin alınmadan IKBY’den çıkarılan ham petrolün satışı yapılmasının hukuka aykırı olduğuna dair mahkeme kararının ardından Bağdat ile Erbil hükümeti arasında petrol tartışması başladı

IKBY Başbakanı Mesrur Barzani (Reuters)
IKBY Başbakanı Mesrur Barzani (Reuters)
TT

Bağdat ile Erbil hükümeti arasındaki petrol çekişmesi

IKBY Başbakanı Mesrur Barzani (Reuters)
IKBY Başbakanı Mesrur Barzani (Reuters)

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY), Bağdat ile Erbil hükümetleri arasındaki tartışmanın giderek büyüdüğü petrol dosyasında kendisine siyasi baskı yapılmasını reddettiğini vurgulayarak Bağdat’ın düşük fiyatlarla ve izinsiz olarak ham petrol sattığı yönündeki suçlamalarını yalanladı.
Erbil, Irak Petrol Bakanı İhsan Abdulcabbar’ın, Irak Yüksek Federal Mahkeme'nin IKBY’nin Irak federal hükümetinin onay olmadan petrol satışının anayasaya aykırı olduğu yönündeki kararının uygulanmasına ilişkin Bağdat ve Erbil arasındaki petrol müzakerelerinin çöktüğü açıklamasına yanıt olarak böyle bir açıklamada bulundu. IKBY Başbakanı Mesrur Barzani, Bakan Abdulcabbar’ın açıklamalarıyla ilgili ilk değerlendirmesinde, bölgenin uluslararası piyasa fiyatlarından daha düşük fiyatlara petrol sattığı iddialarını yalanladı. Barzani ayrıca Irak Petrol Bakanlığı'nı ve Irak Milli Petrol Şirketi’ni (SOMO) petrol şirketlerini tehdit ederek onlara IKBY’den çıkarılan ham petrolü en düşük fiyattan satın almaları için baskı yapmakla suçladı.
Irak’ta düzenlenen erken seçimlerin üzerinden 7 ay geçmesine rağmen yeni bir hükümetin kurulamamasının yanı sıra Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) ve lideri Mesud Barzani'ye Şiileri böldüğü suçlamalarının yöneltildiği boğucu siyasi krizin ortasında Mesrur ​​Barzani, dünkü Bakanlar Kurulu toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında, “Irak Petrol Bakanı’nın IKBY’nin düşük fiyattan petrol sattığı konusunda söyledikleri doğru değil. Satış fiyatları Petrol Bakanlığı, Uluslararası Denetim Şirketi Deloitte ve SOMO tarafından biliniyor. Tüm rakamlar, IKBY hükümetinin elinde kullanılmaya hazır” ifadelerini kullandı.
Petrol Bakanlığı'nın bölgedeki petrol şirketlerini ve bayilerini IKBY petrolünü en düşük fiyattan almaları için tehdit ettiğini de sözlerine ekleyen Barzani, “Eğer Federal Petrol Bakanlığı, IKBY halkının çıkarlarıyla ilgileniyorsa petrol satın alanları tehdit etmemesi gerekir” dedi. Petrol dosyasında IKBY halkı adına IKBY Anayasası’nı ve haklarını geçersiz kılan bireysel kararları kabul etmediklerinin altını çizen Barzani, petrol satışlarıyla ilgili yasal ödenekler alınmasında yasal bir sonuca varılması amacıyla federal hükümetle temasların devam ettiğini söyledi.
Erbil'in Bağdat ile petrol satışı konusunda Iraklıların ve Kürtlerin haklarını güvence altına alan bir anlaşmaya varmak istediğini vurgulayan Barzani, “Bu dosyada IKBY’ye karşı siyasi baskıyı kabul etmiyoruz. Hiçbir kişi veya kuruluşun IKBY halkı adına karar verme hakkı yoktur. Asla aşılamayacak olan bir anayasamız var” şeklinde konuştu.
Barzani, IKBY hükümetinin Irak Yüksek Federal Mahkemesi'nin kararıyla ilgili olarak federal hükümete yanıt verdiğini söyledi, ancak nasıl bir yanıt verildiğine dair detay vermekten kaçındı.
Barzani, devlet memurları ve çalışanlarının maaşlarının ödenmesi amacıyla IKBY hükümetine her ay 200 milyar Irak dinarı gönderilmesinin anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle Irak Yüksek Federal Mahkemesi'nde açılan davayla ilgili olarak ise “Bu davayı kimin açtığını bilmiyoruz. IKBY halkının hakları anayasa ve bütçe kanunu taslağıyla onaylanmıştır” ifadelerini kullandı.
IKBY maaşların ödenmesi için ödeme yapılmasının yasal olup olmadığı ile ilgili bir kafa karışıklığı olduğunu söyleyen Barzani, “IKBY halkına bu şekilde hareket edilmemelidir. Federal hükümetle gelire ilişkin verileri tartışmaya hazırız” dedi.
Diğer taraftan Irak'taki en yüksek yargı mercii olan Yüksek Federal Mahkeme, dün, kamu çalışanlarının ve işçilerin maaşlarının ödenmesi için IKBY hükümetine para gönderilmesi konusuyla ilgili karar duruşmasını önümüzdeki Haziran ayına erteledi. Bir yargı kaynağı, Federal Mali Denetleme Bürosu Başkanı ve IKBY Başbakanı'nın davaya müdahil olmasının ardından davanın 12 Haziran’a ertelenmesine karar verildiğini söyledi.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.