İran’da fiyatlardaki yükselişe karşı başlayan protestolar siyasi bir boyut kazandı

Polis, protestoculara cop ve göz yaşartıcı gazla müdahale etti

Polis, dün akşam Çaharmahal ve Bahtiyari eyaletinin yönetim merkezi olan Şehrekürd kentinde protestocuları dağıtmaya çalıştı (Sosyal medya)
Polis, dün akşam Çaharmahal ve Bahtiyari eyaletinin yönetim merkezi olan Şehrekürd kentinde protestocuları dağıtmaya çalıştı (Sosyal medya)
TT

İran’da fiyatlardaki yükselişe karşı başlayan protestolar siyasi bir boyut kazandı

Polis, dün akşam Çaharmahal ve Bahtiyari eyaletinin yönetim merkezi olan Şehrekürd kentinde protestocuları dağıtmaya çalıştı (Sosyal medya)
Polis, dün akşam Çaharmahal ve Bahtiyari eyaletinin yönetim merkezi olan Şehrekürd kentinde protestocuları dağıtmaya çalıştı (Sosyal medya)

İran’da hükümetin gıda sübvansiyonlarındaki kesintilerine karşı ülke genelinde başlayan protesto gösterileri siyasi bir boyut kazandı. Gösteriler sırasında protestocular, ülkenin üst düzey liderlerini istifaya çağıran sloganlar attılar. Protestocuların sosyal medya üzerinden yaptıkları paylaşımlara göre gösteriler sırasında en az dört protestocu öldü. Ancak bu bilgi resmi kaynaklarda doğrulanamadı.
Çevik kuvvet polisi ve Besic güçleri, İran'ın farklı şehirlerinde başlayan, kötüleşen hayat şartları ve yeni hükümetin fiyatları yükseltme kararlarının protesto edildiği gece gösterilerini cop ve göz yaşartıcı gazla dağıttılar. Protestolar, öğretmenlerin geçtiğimiz Perşembe günü İran Şura Meclisi binasına yürüyüş yapma girişimlerinin ardından sokaklarda ve başlıca meydanlarda sıkı güvenlik önlemleri alınan başkent Tahran'a doğru yaklaşıyor.
Reuters’ın dün temasa geçtiği başkent sakinlerine göre Tahran genelinde güvenlik güçleri yoğun bir şekilde konuşlandırıldı.
Protestocular, başkent Tahran’ın banliyölerinden Karevan semtindeki gösterilerden sosyal medya aracılığıyla bazı görüntüler paylaştılar. Görüntülerde, Çaharmahal ve Bahtiyari eyaletinin Hefşecan kentinde gerçek mermi ile protestocuların üzerine yoğun bir şekilde ateş edildiği görüldü. Görgü tanıkları, ateşin protestocuların İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) bir kolu olan Besic güçlerine ait bir merkeze baskın yapmaya çalışmalarının ardından açıldığını söylediler.
Ülkenin güneybatısındaki Huzistan eyaletinin yönetim merkezi Ahvaz’da yaklaşık iki hafta önce patlak veren protestolar, kuzeydoğudaki Horasan eyaletinin Nişabur kentine ulaştı. Bir gün sonra da ülkenin kuzeybatısındaki Erdebil eyaletine sıçradı.
Reuters, İran resmi haber ajanslarının ülke genelinde sakin havanın yeniden hakim olduğuna işaret edildiğini bildirdi. Ancak protestolar Pazar sabahı da devam etti. Sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlara göre Türkmenistan sınırı yakınlarındaki Goçan şehri, ülkenin kuzeyindeki Reşt şehri ve batısındaki Hemedan şehri dahil İran genelinde en az 40 şehir ve ilçede protesto gösterileri düzenlendi.
Hayat şartlarının bozulmasına karşı yapılan son protestolar, hükümetin un ve ekmek fiyatlarını artırmasının ardından başlarken daha sonra İçişleri Bakanlığı da süt, yağ, yumurta ve tavuk fiyatlarını artıracağı açıklamasında bulundu.
Hükümet, ithal mallara ayrılan doları sübvanse etmeyi ve düşük gelirlilere yaptığı mali yardımları durdurma kararı aldı.
Hükümet, önümüzdeki iki ay içinde belirli miktarda sübvansiyonlu fiyat ekmek için dijital ortamdan kuponlar sunmayı planlıyor. Geriye kalanı ise piyasa fiyatından sunulacak. Diğer gıda maddeleri ise daha sonra eklenecek.
Geçtiğimiz günlerde protestocular ise kent meydanlarına ulaşmaya ya da devlet kurumlarının önünde toplanmaya, ana yollara konuşlandırılan çevik kuvvet polisi ise protestocuları püskürtmeye çalıştı. Yetkililer, protestolar sırasında bir kişinin öldüğünü doğruladılar. Ancak protestoculara göre güvenlik güçlerinin gerçek mermi ile göstericilerin üzerine açtığı ateş sonucunda en az üç protestocu öldürüldü. İran basını protestolarla ilgili bir süre sessiz kaldıktan sonra İran'ın resmi haber ajansı IRNA, Cuma günü protesto gösterilerinin düzenlendiğini bildirdi.
Reuters’ın haberine göre ekmek fiyatlarının yükselmesine karşı başlayan protestolar sırasında bazı dükkanlar kundaklandı, polis onlarca ‘provokatörü’ tutukladı.
Basın, gıda ürünlerindeki artışa karşı başlayan protesto gösterilerine ait görüntülerin sosyal medyada yer almasından günler protestoları haber yaptı. Öte yandan hayat pahalılığına karşı sendikalar tarafından da çok sayıda miting düzenlenirken protestocular, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney ve Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'yi kınayan ve yüksek fiyatlara protesto eden sloganlar attılar.
İran'da resmi olarak açıklanan enflasyon oranı yüzde 40 civarında. Ancak bazı tahminlere göre bu oran yüzde 50'nin üzerinde. İran'ın 82 milyonluk nüfusunun yarısından fazlası yoksulluk sınırının altında yaşıyor.
Dezful şehri Milletvekili Ahmed Avayi, gösterilerde 1 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Avayi, İranlı İşçiler Haber Ajansı’nı (ILNA) yalan haber yaymakla suçladı. Ancak ILNA, Milletvekili Avayi’ye bir ses kaydı ile yanıt verdi. Bunun üzerine Avayi, geri adım atmak zorunda kaldı.
Fiyat artışından duyulan memnuniyetsizliğin ilk işareti İran basınının geçtiğimiz hafta, sosyal medya siteleri üzerinden protesto duyuruları yapılması ve gösterilerden videoların yayınlanmasını önlemek amacıyla internet hizmetlerinin kapalı olduğunu bildirmesi oldu.
Dünyada internete erişim özgürlüğünü izleyen sivil toplum kuruluşu NetBlocks, Cumartesi günü, protestoların ortasında İran'da saatlerce internet kesintisi yaşandığını bildirdi. NetBlocks, bunun yetkililer tarafından protestocuların birbirleriyle iletişim kurmasını ve sosyal medya üzerinden görüntü paylaşmalarını engellemek için atılmış bir adım olabileceğini vurguladı.
Son protesto gösterileri, ABD’nin 2015 yılında İran ile dünya güçleri arasında imzalanan nükleer anlaşmadan çekildiği 2018 yılından bu yana yeniden uyguladığı yaptırımlar altında ekonomiyi ayakta tutmak için mücadele eden İran'ın yöneticileri üzerindeki baskıyı artırıyor. Ayrıca nükleer anlaşmanın canlandırılması amacıyla Avusturya’nın başkenti Viyana’da gerçekleşen müzakereler Mart ayından buna askıya alınmış durumda.
Öte yandan hükümet, ülkenin son birkaç yıldır tanık olduğu ve halkın ekonomiye yönelik öfkesi karşısında iktidardaki rejimin zayıflığını ortaya koyan protestoların yeniden patlak vermesi korkusuyla kararını düşük gelirlilere yönelik sübvansiyonların ‘adil bir şekilde yeniden dağıtılması’ olarak nitelendirdi.
İran’da 2019 yılında akaryakıt fiyatlarındaki ani artışa karşı başlayan protestolar hızla büyüyerek İranlı yöneticilerin karşı karşıya olduğu en büyük zorluklardan biri haline geldi. Protestolar, bastırıldı. Ancak bu, İran İslam Cumhuriyeti’nin 40 yıllık tarihinin en kanlı müdahalesi oldu.
Reuters, 2019 yılındaki protestolarda, bin 500 kişinin hayatını kaybettiğini bildirirken Uluslararası Af Örgütü (UAÖ) 300'den fazla kişinin öldüğünü kaydetti. İranlı yetkililer ise her iki bilgiyi de reddetti.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.