Irak’ta hükümet krizi: Bağımsız milletvekillerinin çözüm girişimi sonuçsuz mu kalacak?

Bakan seçme kriterleri, iki Şii bloğunun taleplerine uymuyor

Irak parlamentosunun geçen Mart ayında düzenlediği bir oturum (EPA)
Irak parlamentosunun geçen Mart ayında düzenlediği bir oturum (EPA)
TT

Irak’ta hükümet krizi: Bağımsız milletvekillerinin çözüm girişimi sonuçsuz mu kalacak?

Irak parlamentosunun geçen Mart ayında düzenlediği bir oturum (EPA)
Irak parlamentosunun geçen Mart ayında düzenlediği bir oturum (EPA)

Irak Meclisi’ndeki bağımsız milletvekilleri, ülkedeki siyasi çıkmazı çözmeye yönelik bir girişim başlattı. Girişim, ‘hiçbir dış tarafın herhangi bir şekilde müdahale etme hakkına sahip olmadığı bir iç ulusal mesele olan’ hükümetin kurulması meselesi de dahil olmak üzere, anayasal yetkilerin tüm aşamalarında uygulanması gerekliliğini şart koşuyor. Girişim ayrıca, art arda gelen hükümetler aracılığıyla geçmiş dönemlerin, başarısızlıklara tanık olduğuna dikkati çekerken, bu nedenle ilgili siyasi bloklara ‘eski şartlar olmaksızın Temsilciler Meclisi’ndeki en kalabalık bloğu oluşturmak için’ kendileriyle birlikte hareket etme çağrısında bulundu.
Cumhurbaşkanının ‘Bakanlar Kurulu başkanlığına bir isim atamakla’ görevlendirilmesi sonrasında bağımsız milletvekilleri bloğunun, siyasi blokların dikteleri ve baskıları olmaksızın bağımsız kişileri kapsayacağı belirtildi. Girişim, tüm silahlı gösterileri sona erdirmek ve yasayı herkese karşı uygulamak için bir hükümet programının yanı sıra Irak anayasasında belirtilen ilke ve koşullara uygun olarak bir cumhurbaşkanı seçilmesinin önemli olduğuna vurgu yaptı.
Siyasi gözlemciler, bu girişimin Irak parlamentosundaki geleneksel siyasi güçlerin tarafsızlığı veya uygulanabilirliği konusundaki şüphelerini artıracağına, ayrıca anayasal şartlara ve (seçimlere katılmayı talep eden en büyük blok tarafından) cumhurbaşkanının seçilmesi ve başbakanın atanması yöntemine saygı gösterilmesi açısından yeni bir gelişme olmayacağına inanıyor. Söz konusu girişim, Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr’ın ve Şii Koordinasyon Çerçevesi’nin girişimlerine bir yanıt olarak geldi. Sadr ve Koordinasyon Çerçevesi girişimleri, kendilerine hükümeti kurmada daha fazla yer kazandırırken, girişimlerinin uzlaştırıcı nitelikte olduğu görülüyordu.
Sadr Hareketi liderinin bölünmüş Şii platformundaki muhaliflerine bir hükümet kurmak için verdiği süre dolarken Sadr ve muhalifleri, iki girişimde bulunarak topu sayıları yaklaşık 40’a ulaşan bağımsız milletvekillerine fırlattı. Bağımsızların, geçen perşembe günü Sadr ve Şii Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin girişimlerine pratik bir yanıt ortaya koymaları gerekiyordu. Ancak aralarında anlaşmazlıkların ortaya çıkması ve ayrıca bağımsız temsilcilerin saflarını bölmeye çalışan siyasi güçler nedeniyle bu yanıt, birçok kez ertelendi. Bir bağımsız milletvekili, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada girişimlerinin ‘siyasi krizi çözmek için pratik bir yol haritası’ içerdiğini söyledi. Milletvekiline göre bu yol haritasının başında, ‘bakanların parlamentodaki mevcut veya eski milletvekilleri veya mevcut ve eski bakanlardan herhangi biri arasından seçilmemesi’ için bağımsızlardan oluşan profesyonel bir hükümetin oluşturulması maddesi geliyor. Bağımsız milletvekili, “Bu şart, bağımsız bir kişi olması gereken başbakan için de geçerlidir” dedi.
Bakanlıklar, bileşenler ve parlamenter ağırlığı olan parlamenter bloklar temelinde ayrılırken, bağımsızlığın nasıl sağlanacağı ile ilgili bir soruya yanıt olarak ise milletvekili, “İki büyük Şii partisinin (Sadr Hareketi ve Koordinasyon Çerçevesi) aylardır yeni hükümeti kurmada başarısız olması, Irak sokaklarında öfke kaynağı haline gelen bir konu. Çözüm vizyonumuz, 22 bakanlıktan oluşan toplam hükümet kabinesinden 11 bakanlık Şii bileşen için tahsis edilen bakanlık kriterlerine dayanmaktadır. Ancak bu pozisyonları, Şii siyasi partilerin ve güçlerin aday gösterilmesiyle değil, bakanlıklar içerisindeki kalifiye unsurlar arasından atadığımız bağımsızlar işgal etmektedir” dedi.
Şarku’l Avsat’ın birden fazla siyasi taraftan edindiği bilgilere göre ancak bu vizyon, her iki Şii parti tarafından da gerekli kabulü görmedi. Zira bu vizyon, bu partileri, kendilerine tahsis edilen kotalardan mahrum bırakmak anlamına geliyor. Bağımsız milletvekillerinin arzusuyla kesişen pozisyonlara dayalı olarak siyasi güçler, bağımsızların tüm projesini bozmak amacıyla kendi eğilimlerine yakın bağımsız milletvekillerine baskı yapmaya çalıştı.
Öte yandan bağımsız milletvekillerine karşı çatışan taraflardan her birinin, gerek başbakan adaylığı gerekse bakan adaylığı konusunda hükümette pay sahibi olmasını sağlayacak çıkış yollarının aranması, bu girişimin ertelenmesine neden olan hususlar arasında yer alıyor. Bu durum, iki tarafın geçtiğimiz dönemde yaşadığı bölünmenin ardından aralarında bir tür yakınlaşmaya yol açmıştı.
Koordinasyon Çerçevesi, başta Nuri el-Maliki liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu, Hadi el-Amiri liderliğindeki Fetih Koalisyonu, Kays Hazali liderliğindeki Asaib Ehlil Hak, Ammar el-Hekim liderliğindeki Hikmet Akımı ve Haydar el-İbadi liderliğindeki Zafer Koalisyonu’nu içeriyor. 



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.