Avrupa’nın Rusya'ya karşı altıncı yaptırım paketinin onayı önündeki engel: Macaristan

Macaristan, altıncı yaptırım paketinin onaylanmasını engellerken Kiev bu tutumu karşısında şaşkınlığını gizlemedi.

Macaristan’da beşinci kez başbakan seçilen Viktor Orban, Avrupa Komisyonu Başkanı'nı ‘iki taraflı oynamakla’ suçlarken Batı'nın 'intihara meyilli' olduğunu söyledi. (EPA)
Macaristan’da beşinci kez başbakan seçilen Viktor Orban, Avrupa Komisyonu Başkanı'nı ‘iki taraflı oynamakla’ suçlarken Batı'nın 'intihara meyilli' olduğunu söyledi. (EPA)
TT

Avrupa’nın Rusya'ya karşı altıncı yaptırım paketinin onayı önündeki engel: Macaristan

Macaristan’da beşinci kez başbakan seçilen Viktor Orban, Avrupa Komisyonu Başkanı'nı ‘iki taraflı oynamakla’ suçlarken Batı'nın 'intihara meyilli' olduğunu söyledi. (EPA)
Macaristan’da beşinci kez başbakan seçilen Viktor Orban, Avrupa Komisyonu Başkanı'nı ‘iki taraflı oynamakla’ suçlarken Batı'nın 'intihara meyilli' olduğunu söyledi. (EPA)

Avrupa Komisyonu, Macaristan ile Rusya'ya yönelik altıncı yaptırım paketine yönelik itirazını geri çekmesi için iki hafta önce müzakerelerde bulunulduğunu bildirdi. Altıncı yaptırım paketi ile ilgili görüşmeler, Macaristan’ın pazartesi akşamı Avrupa Birliği'nin (AB) Dışişleri Bakanları toplantısında, Budapeşte'nin Rusya’ya petrol ithalatı yasağı getirilmesinin telafisi için yaptığı son öneriyi görüşmeye devam etmeyi reddetmesinin ardından çıkmaza girdi. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Macaristan'ın Dışişleri Bakanları toplantısında AB’nin önerisini mevcut haliyle değil dışişleri bakanları düzeyinde daimi büyükelçiler düzeyinde dahi tartışmak istemediğini ve Rusya’ya petrol ithalatı yasağı dosyasının bu ayın sonlarında yapılması planlanan liderler zirvesine taşınmasını istediğini bildirdiğini açıkladı.
Diğer yandan Ukrayna hükümeti, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen tarafından on gün önce Avrupa Parlamentosu'na sunulan ve AB’nin bu ayın başlarından bu yana geçirmeye çalıştığı altıncı yaptırım paketine karşı Macaristan'ın tutumundan duyduğu şaşkınlığı dile getirdi. AB yetkilileri, Macaristan Başbakanı Viktor Orban'ın birkaç gün önce ülkede düzenlenen yasama seçimlerinde kazandığı ezici zaferin ardından beşinci kez başbakan olarak göreve başlaması için düzenlenen yemin töreninde yaptığı konuşmada daha da belirginleşen Macaristan'ın tutumundaki bu sertleşmenin arkasında ‘açıklanmamış’ nedenler olabileceğine dair şüphelerini gizlemiyorlar.
Başbakan Orban, Macaristan Ulusal Meclisi’nde (parlamento) yaptığı konuşmada, Budapeşte’nin bu ayın sonlarında yapılması planlanan olağanüstü zirve sırasında yeni yaptırım paketi müzakerelerini yürütmeye kararlı olduğunu vurguladı. Orban, geçtiğimiz hafta Macar hükümetini ikna etmek için son bir çaba olarak Budapeşte’ye sürpriz bir ziyarette bulunan Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile müzakereleri sürdürmeyi reddettiklerini ve Rusya’ya yönelik altıncı yaptırım paketinin onaylanmasına hazırlık olarak yaptığı görüşmelerin sonucundan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Von der Leyen, Macar hükümetine petrol tesislerinin modernize edilmesi, Macaristan'da iki milyar euro değerinde yeni bir boru hattı ağı inşa etme planı ve Rusya’ya 2025 yılına kadar petrol ithalatı yasağı getirilmesi için bir geçiş dönemi içeren bir teklifte bulunmuştu.
Von der Leyen’i ‘iki taraflı oynamakla’ suçlayan Macaristan Başbakanı, “Önümüzdeki on yıllık savaşın resmi, batı dünyasındaki intihar dalgalarını da içeriyor” ifadelerini kullandı. Rusya’ya petrol ithalatı yasağı getirilmesi durumunda Macaristan’ın enerji sektörü için bazı yenileme çalışmaları yapılması gerektiğini vurgulayan Orban, bu çalışmalarının maliyetinin en az 15 milyar euroya mal olacağını ve Avrupa Komisyonu tarafından vaat edilen iki milyar euronun, Macaristan'a borçlu olunan ancak hukukun üstünlüğü iddiaları nedeniyle aylardır askıya alınmış haldeki para olduğunu söyledi.
Borrell, Macaristan’ın tutumunun aniden sertleşmesi karşısında, altıncı yaptırım paketine ilişkin müzakerelerin çıkmaza girdiğini ve mevcut durumun devlet ve hükümet başkanları düzeyindeki bir zirve dışında aşılmasının artık mümkün olmadığını açıkladı. Pazartesi akşamı düzenlenen Avrupa Konseyi toplantısına katılan Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitriy Kuleba, altıncı yaptırım paketinin onaylanmasıyla karşı karşıya olan bu yeni gecikmeden duyduğu hayal kırıklığını dile getirerek, paketin Rusya'ya petrol ithalatı yasağı olmadan onaylanmasına karşı çıktı. Bakan Kuleba “Gördüklerime inanmak benim için oldukça zor olsa da Macar yetkililerle müzakere eden AB ve bu bir aile meselesi” dedi. Kuleba, Rus petrolüne yaptırım uygulanmadan geçen her günün, Moskova'ya ülkesindeki savaşı finanse etmesi için daha fazla kaynak sağladığını da sözlerine ekledi.
AB dışişleri bakanları, Budapeşte'yi Rusya’ta yönelik altıncı yaptırım paketine itirazını geri çekmeye ikna etmek için ortaya atılan başka bir girişimin de başarısız olduğunu belirtirken Orban, “Macaristan, kırmızı çizgileri geçmediği, yani ülkenin enerji güvenliğini tehdit etmediği sürece yaptırımları veto etmeyecek” diyerek yaklaşmakta olan müzakerelerin çerçevesini belirledi. AB’nin bugün Ukrayna'daki mevcut durumla mücadele için gerekli araçlara sahip olmadığını söyleyen Orban, “Yaptırımlar Rusya'ya diz çöktürebilir. Ancak geriye dönüp baktığımda etkili bir Avrupa bloğu görmediğimi tekrar söylüyorum” şeklinde konuştu.
Litvanya Dışişleri Bakanı Gabrielius Landsbergis, AB üyesi Baltık ülkeleri Rus petrolüne ambargo uygulanmasını öngören bir anlaşmaya varmak için mücadele ederken yaptığı açıklamada, “AB, yeni yaptırım paketi üzerinde anlaşmayı engelleyen bir ülke tarafından rehin alındı” dedi.
İtalya Dışişleri Bakanı Luigi Di Maio, böylesine önemli bir kararın alınamamasının, mümkün olan en kısa sürede üstesinden gelinmesi gereken oybirliğinin oluşması kuralından kaynaklandığını söyledi.
Avrupa Komisyonu'ndan yetkililer ise Budapeşte’nin tutumundan açıkça bir ‘şantaj’ olarak bahsetmeye başladılar. Avrupalı ortakların, son şartlarını yerine getirmesi halinde Orban’ın başka ek taleplerde bulunacağını da göz ardı etmeyen aynı çevreler, Macaristan’ın taleplerinin sürekli çoğalmasının arkasında, pek çok kişinin Orban’ı AB nezdindeki temsilcisi olarak gördüğü Rusya ile koordinasyonunun olmasından korkuyor.
Diğer taraftan Avrupa Komisyonu dün Rusya’nın doğalgaz faturasının Moskova'nın talep ettiği şekilde ruble olarak ödenmesine ilişkin şüpheleri gidermeye çalıştı. Bunun yasak olduğunu açıklayan Komisyon, ancak Rus yetkililerin euro veya dolar cinsinden ödemeleri rubleye çevirmeye karar vermesinin yaptırımların ihlali anlamına gelmediğini de belirtti. Komisyon, Rusya’dan doğalgaz ithal eden Avrupalı şirketlerin euro veya dolar cinsinden ödeme sürecini sonlandırdığını ve rubleye çevrilmelerinin Rusya tarafından yapıldığını doğrulayan açıklamalar yayınlaması gerektiğinin de altını çizdi.



Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)
TT

Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)

Kylian Mbappé ile Jordan Bardella arasında, Fransa’da aşırı sağın yükselişi konusunda yaşanan kamuoyu tartışması yeniden gündeme geldi.

Fransız futbolunun yıldız isimlerinden Mbappe ile aşırı sağ siyasetin yükselen figürü Bardella arasındaki görüş ayrılığı, gelecek yıl yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ulusal Birlik partisinin iktidara gelme ihtimali etrafında şekilleniyor.

İki genç Fransız figür arasındaki bu anlaşmazlık, Fransa’nın kimliği ve geleceği üzerine ülke genelinde süren daha geniş çaplı tartışmanın da küçük bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Göçmen karşıtı söylemleriyle öne çıkan Ulusal Birlik Partisi’nin adayı, seçim atmosferinde dikkat çeken isimlerden biri konumunda bulunuyor.

Real Madrid forması giyen forvet oyuncusu Mbappe (27) ile Ulusal Birlik Partisi lideri Bardella (30) arasında yalnızca üç yaş farkı bulunsa da siyasi görüşleri birbirinden oldukça uzak görünüyor.

Bardella, geçmişte dışlanan aşırı sağ çizginin günümüzdeki temsilcilerinden biri olarak görülüyor. Parti, sınır kontrollerinin sıkılaştırılması ve sosyal yardım sisteminin Fransız vatandaşlarına öncelik verecek şekilde yeniden düzenlenmesi vaatleriyle önemli ölçüde destek kazanmış durumda.

Salı günü yayımlanan Vanity Fair dergisine verdiği röportajda Mbappe, Ulusal Birlik Partisi’nin 2027’de iktidara gelme ihtimali konusunda endişelerini dile getirdi.

dfvfvfd
Kylian Mbappe (Reuters)

Derginin aktardığına göre Mbappe, “İnsanlar bazen para ve şöhrete sahip olduğumuz için bu sorunların bizi etkilemediğini düşünüyor. Ancak bu beni etkiliyor. Çünkü onların iktidara gelmesinin ülkem açısından ne anlama geldiğini ve bunun doğurabileceği sonuçları biliyorum” ifadelerini kullandı.

Mbappe’nin sözcüsü henüz konuya ilişkin yorum talebine yanıt vermedi. Fransız futbolcu daha önce de Ulusal Birlik Partisi’nin UEFA Euro 2024 sırasında yükselişini “felaket” olarak nitelendirmişti.

Düşünce kuruluşu Le Millénaire’den William Thay ise Bardella’nın verdiği yanıtın siyasi açıdan akıllıca olduğunu söyledi. Thay’e göre Mbappe’nin Paris Saint-Germain takımından ayrılmasının ardından Fransa’daki popülaritesi geriledi. Ayrıca bazı kesimler futbolcuyu kibirli bulurken, Real Madrid performansının beklentilerin altında kaldığı değerlendiriliyor.


Avrupa Ticaret Odası: Suudi Arabistan küresel enerji akışını güvence altına aldı

Yanbu Endüstri Limanı (SPA)
Yanbu Endüstri Limanı (SPA)
TT

Avrupa Ticaret Odası: Suudi Arabistan küresel enerji akışını güvence altına aldı

Yanbu Endüstri Limanı (SPA)
Yanbu Endüstri Limanı (SPA)

Avrupa Ticaret Odası’nın Suudi Arabistan’daki Başkanı Kristijonas Gidevillas’a göre uluslararası deniz taşımacılığının dalgalandığı bir dönemde Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz üzerinden sağladığı ihracat kapasitesi, küresel enerji fiyatlarını kontrol altında tutan stratejik bir denge unsuru haline geldi. Gidevillas, Avrupa için alternatif petrol akış yollarının gerçek değerinin, arz sürekliliğini sağlamak ve enflasyon baskılarını hafifletmek olduğunu söyledi.

Gidevillas, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, 2025 yılında 88 milyar avroyu aşan Avrupa–Suudi Arabistan ticaret hacminin, krallığın Avrupa enerji güvenliğinde yapısal bir ortak haline geldiğini gösterdiğini ifade etti. Suudi Arabistan’ın dünyanın en esnek lojistik altyapılarından birine sahip olduğunu vurguladı.

Tek koridor bahsinin Sonu

Gidevillas’a göre Suudi Arabistan’ın hem Basra Körfezi hem de Kızıldeniz üzerinden çift yönlü ihracat kapasitesi geliştirmesi, fiilen tek koridor bahsini ortadan kaldırdı. Bu durum, bölgesel gerilimlerin en yoğun olduğu dönemlerde bile enerji akışının kesintisiz sürmesini sağlıyor.

Bu stratejinin geçici bir tepki değil, küresel ölçekte Suudi Arabistan’ın stratejik değerini artıran yapısal bir hamle olduğunu belirtti.

Avrupa için enerji ve dönüşüm boyutu

Gidevillas, kısa vadede bu koridorun Avrupa için en önemli etkisinin enerji arz güvenliğinden çok fiyat istikrarı olduğunu, uzun vadede ise Suudi Arabistan’ın Avrupa enerji dönüşümünün kilit ortağı haline geldiğini söyledi.

Neom ve Yenbu gibi yeni ihracat merkezlerinin, geleceğin yeşil yakıt tedarik zincirlerinde Suudi Arabistan’ı merkez konuma taşıdığını ifade etti.

cdvfdfd
Avrupa Ticaret Odası’nın Suudi Arabistan’daki Başkanı Kristijonas Gidevillas. (X)

Ayrıca Suudi Arabistan’ın hidrojen ve amonyak ihracatını Avrupa’ya yönlendirdiğini, bunun da Avrupa’nın sanayide karbonsuzlaşma programını desteklediğini belirtti. Mısır üzerinden Avrupa elektrik şebekelerine entegrasyonun da düşük karbonlu enerjiye geçişi güçlendirdiğini ekledi.

Avrupa enerji maliyetlerine yapısal katkı

Gidevillas, Avrupa Birliği’nin Körfez bölgesinden petrol ithalatının yaklaşık yüzde 10 seviyesinde olduğunu hatırlatarak, Hürmüz Boğazı gibi kritik geçişlerde yaşanan aksaklıkların fiziksel arz kıtlığı yaratmaktan çok fiyatları yukarı çektiğini söyledi.

Suudi Arabistan’ın sağladığı koridorun temel katkısının piyasa akışının sürekliliği olduğunu ve bunun Avrupa ekonomisini fiyat şoklarından koruduğunu vurguladı.

Enerji Krizleri ve Avrupa’nın Kırılganlığı

Analizde, 2022’deki Rusya-Ukrayna savaşı sonrası yaşanan enerji krizi hatırlatıldı. O dönemde gaz arzındaki düşüşün Avrupa hükümetlerini yüz milyarlarca avroluk destek paketleri açıklamaya zorladığı belirtildi.

Bugün Hürmüz Boğazı gerilimiyle birlikte Avrupa’nın yeniden yüksek fiyat baskısıyla karşı karşıya olduğu, Suudi Arabistan’ın ise bu süreçte tüketiciyi enflasyon riskinden koruyan bir rol üstlendiği ifade edildi.

Egemen güvenilirlik ve Suudi rolü

Gidevillas, Suudi Arabistan’ın OPEC içindeki konumu ve günlük 12 milyon varile ulaşan üretim kapasitesi sayesinde küresel enerji piyasalarında istikrar sağlayan kilit aktör olduğunu söyledi.

Çift ihracat koridoru sayesinde tek bir deniz yoluna bağımlılığın ortadan kalktığını ve bunun yapısal bir güvenlik avantajı oluşturduğunu vurguladı.

Avrupa’nın kırılganlığına karşı Suudi esnekliği

Avrupa’nın dizel ve jet yakıtı tedarikinde dalgalanmalar yaşadığı, enerji bağımsızlığı konusunda zorluklarla karşı karşıya olduğu belirtilirken, Suudi Arabistan’ın hem üretim hem de petrokimya altyapısıyla en esnek enerji ortaklarından biri haline geldiği ifade edildi.

fdvfdb
Yanbu Ticari Limanı, Suudi Arabistan’ın önemli deniz geçitlerinden biridir. (Mawani)

Gidevillas’a göre Suudi Arabistan yalnızca fiziksel enerji arzını değil, aynı zamanda küresel piyasalardaki jeopolitik baskıyı da dengeleyen bir “sigorta mekanizması” işlevi görüyor.

Gelecek perspektifi: Enerji dönüşümünde Suudi liderlik

Geleceğe ilişkin değerlendirmelerde Gidevillas, Suudi Arabistan’ın hidrokarbonlar alanındaki geleneksel rolünün yanı sıra yeşil hidrojen ve sürdürülebilir enerji üretiminde de küresel liderliğe ilerlediğini söyledi.

Bu dönüşümün, krallığın Avrupa için uzun vadeli stratejik ortak konumunu güçlendireceğini ve küresel enerji sisteminin geleceğinde merkezi bir rol oynayacağını belirtti.


Türkiye: Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırması bölgesel istikrarı zedeler

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
TT

Türkiye: Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırması bölgesel istikrarı zedeler

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, 9 Mart'ta Kıbrıs ziyaretinin başlangıcında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u karşılıyor (Reuters)

Türkiye, Fransa’nın Kıbrıs’a asker konuşlandırmasının bölgesel istikrarı zayıflatacağı uyarısında bulundu. Türk güvenlik kaynakları, adanın güvenlik ve istikrarına ilişkin düzenlemelerin uluslararası anlaşmalarla belirlendiğini ve Türkiye’nin adanın ikiye bölünmüş yapısında garantör ülkelerden biri olduğunu hatırlattı. Ada, kuzeyde Türk, güneyde ise Yunan kesimi olmak üzere ikiye ayrılmış durumda.

Haziran ayında, uluslararası alanda tanınan ve Avrupa Birliği üyesi olan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde Fransa’nın asker konuşlandırmasına ilişkin bir anlaşma imzalanması beklentisi bulunuyor.

Türk Savunma Bakanlığı’na bağlı kaynak, perşembe günü düzenlenen basın bilgilendirmesinde, Fransa’nın Güney Kıbrıs’ta asker konuşlandırma gerekçesinin net olmadığını, ancak bu tür adımların mevcut hassas dengeyi bozarak gerilimi artırabileceğini ifade etti.

“Uluslararası hukuka aykırı”

Türkiye’nin uluslararası hukuka uygun hareket ettiğini vurgulayan kaynak, bölgede barış ve istikrarın korunmasının öncelikli hedef olduğunu belirtti.

Türkiye, 1974’ten bu yana Kıbrıs’ın kuzeyinde asker bulunduruyor ve Fransa’nın Güney Kıbrıs’ta asker konuşlandırmasının 1960 tarihli ve BM tarafından da kabul edilen “Garanti Antlaşması”na aykırı olduğunu savunuyor. Bu anlaşma kapsamında Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık adanın bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü garanti altına almakla yükümlü.

dsdsvds
Kuzey Kıbrıs'taki Türk askerleri (Türkiye Savunma Bakanlığı)

Antlaşmaya göre Kıbrıs Cumhuriyeti herhangi bir siyasi veya ekonomik birlik oluşturamaz ve adanın bölünmesini ya da başka bir devletle birleşmesini destekleyen faaliyetleri engellemek zorundadır. Türkiye, bu çerçevede Yunan tarafının tek başına hareket edemeyeceğini, Türk tarafıyla anlaşma yapılması gerektiğini savunuyor.

Türk askeri kaynak, Fransa’nın girişiminin yalnızca Türkiye ve “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”nin haklarını ihlal etmediğini, aynı zamanda Güney Kıbrıs için de gelecekte güvenlik riskleri doğurabileceğini belirterek, bölgesel istikrarı bozacak adımlardan kaçınılması gerektiğini vurguladı.

Fransa’nın tutumu

Fransa’nın, Avrupa Birliği Antlaşması’nın 42. maddesinde yer alan “karşılıklı savunma” hükmü kapsamında ve AB liderlerinin 24 Nisan’da Lefkoşa’daki zirvede aldığı kararlar doğrultusunda bu adımı değerlendirdiği belirtiliyor.

gretrtg
24 Nisan'da Lefkoşa'da düzenlenen AB liderler zirvesinden bir kare (EPA)

Bu yaklaşımın NATO’nun 5. maddesindeki kolektif savunma ilkesine de benzerlik taşıdığı ifade ediliyor.

Hükümete yakın Sabah'ta gazetesinde yayımlanan bir makalede, köşe yazarı Melih Altınok, Avrupa Birliği ve Kıbrıs'ın ortak savunma maddesini yeniden canlandırarak, garantör güçlerden ve NATO'dan bağımsız olarak Kıbrıs'ın geleceğini şekillendirmeye çalıştığını savundu. Beklenen anlaşmayla ilgili dolaşan haberlere göre, anlaşma Fransız askeri personelinin Kıbrıs'a konuşlandırılması, Lefkoşa ve Paris arasında savunma sanayinde artırılmış işbirliği, askeri teknoloji değişimi, ortak eğitim faaliyetleri ve askeri tesisler için lojistik destek gibi maddeler içeriyor.

Tepkiler

Uluslararası alanda tanınmayan “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”, Güney Kıbrıs’ın Fransız askerlerini adaya davet etme planını “provokatif ve kabul edilemez” olarak nitelendirdi ve bunun adadaki barışı zedeleyeceğini savundu.

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ise Fransa ile yapılması planlanan anlaşmanın savunma ilişkilerini güçlendirmeye yönelik olduğunu açıkladı.

gthyjuk
Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nicos Christodoulides (EPA)

Türk uzmanlar, adada yabancı askeri varlığın tamamen yeni olmadığını, ABD, Yunanistan ve Fransa ile mevcut savunma iş birliklerinin zaten sürdüğünü belirtiyor.

Türk askeri kaynak ayrıca, söz konusu anlaşmanın bölgesel iş birliği ve diyalog çabalarını olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.

Hükümete yakınlığıyla bilinen Milliyet gazetesi ise bu tür girişimlerin bölgedeki güç dengelerini değiştirmeyeceğini, Türkiye’nin askeri kapasitesi ve jeostratejik konumunun belirleyici olmaya devam edeceğini yazdı. Gazete ayrıca, dış aktörlerin sürece dahil edilmesinin gerilimi artırabileceği uyarısında bulundu.