Rusya ve NATO “gri bölge” savaşında

Siyasi suikastlar ve uzay, çatışmanın sınırlarını genişletiyor

Polis, Dublin–Varşova güzergâhındaki demiryolu hattının bir bölümünün patlayıcılarla tahrip edildiği olay yerinde inceleme yapıyor. (EPA)
Polis, Dublin–Varşova güzergâhındaki demiryolu hattının bir bölümünün patlayıcılarla tahrip edildiği olay yerinde inceleme yapıyor. (EPA)
TT

Rusya ve NATO “gri bölge” savaşında

Polis, Dublin–Varşova güzergâhındaki demiryolu hattının bir bölümünün patlayıcılarla tahrip edildiği olay yerinde inceleme yapıyor. (EPA)
Polis, Dublin–Varşova güzergâhındaki demiryolu hattının bir bölümünün patlayıcılarla tahrip edildiği olay yerinde inceleme yapıyor. (EPA)

Rusya ile Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) arasındaki mücadele, Ukrayna’daki savaş alanlarının ve geleneksel askeri caydırıcılık dengelerinin ötesine geçti. Varşova’da bir ABD vatandaşına yönelik olduğu öne sürülen Rus suikast planının engellenmesi, Moskova’nın Starlink’e rakip bir uydu ağı kurma çalışmalarını hızlandırması ve Batı’nın Rusya’yı Avrupa genelinde sabotaj eylemleri ve siber saldırılar düzenlemekle suçlamasının artması, doğrudan savaş eşiğinin altında yürütülen çok boyutlu mücadelenin safhaları olarak öne çıkıyor.

Polonya güvenlik güçleri, 30 Temmuz’da Lublin yakınlarında bir tarlaya düşen mühimmatın bulunduğu bölgede inceleme yapıyor. (Reuters)
Polonya güvenlik güçleri, 30 Temmuz’da Lublin yakınlarında bir tarlaya düşen mühimmatın bulunduğu bölgede inceleme yapıyor. (Reuters)

Bu gelişmeler, asıl tehlikenin tek olaydan ziyade, kaynağı ve niyeti kısa sürede ortaya konulması zor olan operasyonların birikmesinden kaynaklandığını gösteriyor. Bu durum NATO’yu sürekli bir sınamayla karşı karşıya bırakıyor: Moskova’yı, muğlak operasyonu veya bilinçli bir provokasyonu açık çatışmaya dönüştürmeden nasıl caydırabilir?

Suikast sınırları aşıyor

Polonya Başbakanı Donald Tusk, ülkesinin güvenlik birimlerinin Varşova’da Ukrayna asıllı bir ABD vatandaşına yönelik Rusya bağlantılı bir suikast planını engellediğini açıkladı. Tusk, hedef alınan kişinin Putin rejimini “rahatsız eden” biri olduğunu belirtti.

Polonya makamları, ABD istihbaratıyla yürütülen ortak operasyonun ardından 7 Ağustos’ta, Rus istihbarat servisleri tarafından işe alındığından şüphelenilen bir Rus vatandaşını gözaltına aldı. Varşova, hedef alınan kişinin kimliğini veya faaliyetlerinin niteliğini açıklamadı. Ancak müdahalenin operasyonun gerçekleştirilmesinden hemen önceki son aşamada yapıldığını ifade etti.

Polonya’da 18 Aralık 2025’te Entegre Muharebe Komuta Sistemi’nin (IBCS) faaliyete hazır olduğunun duyurulması sırasında Patriot füze sistemleri. (Reuters)
Polonya’da 18 Aralık 2025’te Entegre Muharebe Komuta Sistemi’nin (IBCS) faaliyete hazır olduğunun duyurulması sırasında Patriot füze sistemleri. (Reuters)

Tusk, olayı Polonya’nın suçlamalarının doğru olması halinde Rusya’nın başka NATO üyesi ülkede bir ABD vatandaşını öldürmeye yönelik ilk girişimi olarak nitelendirdi. Bu durum, NATO’nun kolektif savunmayı düzenleyen 5. maddesinin otomatik olarak devreye gireceği anlamına gelmiyor. Ancak hedefin ittifakın lider ülkesi olan ABD vatandaşı olması ve eylemin NATO’nun doğu kanadının temel ülkelerinden Polonya’da gerçekleştirilmesinin planlanması, iddia edilen Rus suikast operasyonlarını daha hassas bir duruma sokuyor.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, Ukrayna Cumhurbaşkanı ile birlikte. (Reuters)
Polonya Başbakanı Donald Tusk, Ukrayna Cumhurbaşkanı ile birlikte. (Reuters)

Varşova, olayı demiryolu hatlarına yönelik sabotajlar, siber saldırılar, kundaklamalar ve Rus devletine doğrudan bağlanması zor operasyonlarda suç şebekelerinin kullanılmasını kapsayan daha geniş bir çerçevede değerlendiriyor.

Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre üç Batılı istihbarat yetkilisi yaptıkları açıklamada, Kremlin karşıtları ve Ukrayna destekçilerine yönelik tasfiye girişimlerinin 2022’deki geniş çaplı işgalden beri Avrupa’da arttığını belirtti. Moskova ise kamuoyuna açık istihbarat kanıtlarının yetersizliği ve operasyonların kaynaklarını ve yöntemlerini açığa çıkarmanın güç olması nedeniyle bu tür eylemlerdeki sorumluluğu genellikle reddediyor.

Elon Musk’ın Starlink hizmetine ait bir reklam, SpaceX’in halka arzının ardından New York’taki Times Square’deki bir ekranda görülüyor. (AFP)
Elon Musk’ın Starlink hizmetine ait bir reklam, SpaceX’in halka arzının ardından New York’taki Times Square’deki bir ekranda görülüyor. (AFP)

Mücadele yörüngeye taşınıyor

Daha uzun vadeli bir diğer meydan okuma ise Rusya’nın Starlink’e egemen bir alternatif olarak geliştirdiği “Rasvet” (Şafak) adlı uydu ağı.

Reuters’ın haberine göre Ukrayna Askerî İstihbarat Başkan Yardımcısı Tümgeneral Vadim Skibitski, Moskova’nın bu ağdaki uyduları planlanandan “çok daha hızlı” bir şekilde fırlatmaya başladığını söyledi.

Mart ayında 16 uydudan oluşan bir grup fırlatıldı; bunu temmuz ayında bir başka fırlatma izledi. Ukraynalı bir yetkili, ağ kapsamında yörüngede bulunan araçların sayısını yaklaşık 40 olarak tahmin etti. Ancak fiilen çalışan uydu sayısının bunun altında olduğu değerlendiriliyor.

Polonya Başbakanı Donald Tusk ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Ukrayna konulu Gdansk Zirvesi’ne katılmak üzere birlikte gidiyor. (Arşiv-Reuters)
Polonya Başbakanı Donald Tusk ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Ukrayna konulu Gdansk Zirvesi’ne katılmak üzere birlikte gidiyor. (Arşiv-Reuters)

Rusya, 2027 yılına kadar 292 uyduya, 2035’e kadar ise 924 uyduya ulaşmayı planlıyor. Ağ şu anda uydular Ukrayna üzerinden geçerken yalnızca kesintili iletişim sağlayabiliyor. Ancak ileride uzun mesafelerde insansız hava araçlarının doğrudan kontrol edilmesine, bunların anlık olarak yönlendirilmesine ve karadaki saldırıya açık altyapıya daha az bağımlı, daha güvenli askeri iletişim sağlanmasına imkân tanıyabilir.

Projenin önemi, Kiev’in Rus güçlerinin gri piyasadan elde ettiği Starlink terminallerini devre dışı bırakması konusunda SpaceX’i ikna etmesinin ardından daha da arttı.

Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Zelenskiy’nin Varşova’ya gerçekleştirdiği ziyaret sırasında. (AP)
Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Zelenskiy’nin Varşova’ya gerçekleştirdiği ziyaret sırasında. (AP)

Moskova’nın çıkardığı ders açık: Komuta ve kontrol kapasitesi, kritik anda devre dışı bırakabilecek yabancı şirkete ait bir hizmete dayandırılamaz. Bu nedenle Rasvet yalnızca ticari bir proje değil, Rusya’nın operasyonlarını Batı’nın siyasi ve teknolojik kararlarına karşı daha dayanıklı hâle getirme girişimi olarak görülüyor.

Bununla birlikte, Rusya’nın hedefleri; büyük ölçekli fırlatma ihtiyaçları, yaptırımlar ve bazı gelişmiş bileşenlerdeki eksiklikler nedeniyle oldukça iddialı. Dolayısıyla Rasvet giderek büyüyen bir tehdit oluştursa da şu aşamada Starlink’in tam anlamıyla yerini alabilmiş değil.

Lockheed Martin tarafından üretilen geliştirilmiş Patriot PAC-3 MSE füzesinin modeli. (Reuters)
Lockheed Martin tarafından üretilen geliştirilmiş Patriot PAC-3 MSE füzesinin modeli. (Reuters)

ABD Savaş Bakanlığı Politikalardan Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Elbridge Colby, Pentagon’un nükleer stratejiyi gözden geçirdiğini ve başkana Rusya veya Çin’le yaşanabilecek bölgesel bir çatışmada taktik nükleer silahların kullanımına ilişkin daha geniş seçenekler sunulmasını değerlendirdiğini açıkladı.

Ancak NATO’nun acil sınavı nükleer düzeyin altında kalıyor: İHA’ları düşük maliyetle etkisiz hâle getirecek yöntemler geliştirmek, bunların kaynağını daha hızlı belirlemek, karşılık verme kurallarını ortaklaştırmak ve havaalanları ile enerji ve iletişim ağlarını korumak.

Moskova baskı aracı olarak belirsizliğe bel bağladığı ve NATO da doğrudan çatışmaya yol açmayacak bir caydırıcılık arayışını devam ettirdiği sürece, “gri bölge savaşı” iki taraf arasındaki çatışmanın en tehlikeli biçimi olmaya aday. Resmen ilan edilmeyen bu savaş, her an kontrol altına alınması zor bir krize yol açabilir.



Brezilya'da kritik seçimin ikinci turu: Lula koltuğunu koruyabilecek mi?

 Solcu Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva'yla radikal sağcı rakibi Flavio Bolsonaro karşı karşıya
Solcu Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva'yla radikal sağcı rakibi Flavio Bolsonaro karşı karşıya
TT

Brezilya'da kritik seçimin ikinci turu: Lula koltuğunu koruyabilecek mi?

 Solcu Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva'yla radikal sağcı rakibi Flavio Bolsonaro karşı karşıya
Solcu Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva'yla radikal sağcı rakibi Flavio Bolsonaro karşı karşıya

80 yaşındaki Lula, yeniden seçilerek dördüncü kez devlet başkanlığı yapmak istiyor (Reuters)

Brezilya'da pazar günü yapılacak ikinci tur seçimden önce Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva'yla rakibi Flavio Bolsonaro arasındaki rekabet kızışıyor.

4 Ekim'deki ilk turda 33,4 milyon kişi sandığa gitmedi. Seçmenlerin yüzde 21,1'ine karşılık gelen bu oran, 1998'den bu yana kaydedilen en yüksek çekimserlik seviyesi oldu.

İlk turda iki aday arasında 2,2 milyon oy farkı vardı. Wall Street Journal'ın analizine göre oy kullanmayan seçmenlerin ikinci tura katılımı sonucu değiştirebilir.

Geçen hafta yayımlanan Quaest anketi, ilk turda oy kullanmayan veya geçersiz oy veren seçmenler arasında İşçi Partili (PT) Devlet Başkanı Lula'nın yüzde 40, radikal sağcı Liberal Parti'nin (PL) adayı olan Senatör Flavio Bolsonaro'nun ise yüzde 36 desteğe sahip olduğunu gösterdi.

Uzmanlar, hastalık ve ulaşım gibi pratik engellerin yanı sıra siyasete yönelik hayal kırıklığının da seçmen katılımındaki düşüşte etkili olduğunu belirtiyor.

Bolsonaro, ilk turu önde tamamlamıştı. Ancak bu hafta yayımlanan anketlerde iki adayın destek oranlarının birbirine yaklaştığı görüldü.

Son haftalardaki kampanyasında Lula, kanunen oy kullanmaları isteğe bağlı olan 70 yaş ve üstü seçmenlere odaklandı. Bu grubun yaklaşık yarısı ilk turda sandığa gitmedi. Brezilya lideri, kendisi 80 yaşında kampanya yürütürken 70 yaş ve üstü kişilerin sandığa gitmekten kaçınmaması gerektiğini söyledi.

Solcu liderin destekçileri de bu kesimi çekebilmek için "Vovó Vota" (Büyükanne Oy Kullanıyor) adlı bir sosyal medya kampanyası yürütüyor.

Lula ve Bolsonaro, ikinci tur öncesindeki son televizyon tartışmasını dün yaptı. Globo kanalında yayımlanan tartışmada Lula, hükümetinin asgari ücreti enflasyonun üzerinde artırdığını ve milyonlarca Brezilyalının açlıktan kurtulmasını sağladığını savundu.

Bolsonaro ise Lula yönetimi altında gıda fiyatlarının arttığını savunurken, hükümetin onayladığı vergi reformunu eleştirdi. Yeni düzenlemelerin tüketiciler üzerindeki vergi yükünü artıracağını öne sürdü.

Yüksek Mahkeme'nin Eylül 2025'te verdiği kararla Jair Bolsonaro, 2022 seçimlerini kaybettikten sonra "demokratik düzeni ortadan kaldırmaya yönelik darbe planı kurmak suçundan" 27 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Bolsonaro, sağlık sorunları nedeniyle Mart 2026'dan bu yana cezasını ev hapsinde çekiyor. Senatör Flavio ise iktidara gelmesi halinde babası hakkında af çıkarmayı vaat ediyor.

Independent Türkçe, Reuters, Wall Street Journal, Folha de S.Paulo


İsrail, Birleşik Krallık'a karşı Falkland kartını oynadı

Milei, nisanda Netanyahu'yla Kudüs'te görüşmüştü (İsrail Başbakanlık Ofisi)
Milei, nisanda Netanyahu'yla Kudüs'te görüşmüştü (İsrail Başbakanlık Ofisi)
TT

İsrail, Birleşik Krallık'a karşı Falkland kartını oynadı

Milei, nisanda Netanyahu'yla Kudüs'te görüşmüştü (İsrail Başbakanlık Ofisi)
Milei, nisanda Netanyahu'yla Kudüs'te görüşmüştü (İsrail Başbakanlık Ofisi)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, Arjantin'in Falkland Adaları üzerindeki hak iddiasının desteklenmesi için talimat verdiği iddia ediliyor.

Telegraph'ın aktardığına göre Netanyahu, Birleşik Krallık (BK) Dışişleri Bakanı Ed Miliband'ın geçen ay Batı Şeria'daki yerleşim yerlerine ekonomik yaptırım uygulama kararının ardından Falkland meselesiyle ilgili tutumunu değiştirmiş.

İsrail, Arjantin'in "Las Malvinas" diye adlandırdığı adalar üzerindeki hak iddiasını resmen desteklediğine dair bir açıklama yapmadı.

Ancak habere göre bu tutum değişikliği, BK'nin İsrail işgali altındaki Batı Şeria'da kurulacak yeni yerleşim bölgelerine yönelik yaptırımları genişletmesi halinde, Tel Aviv'in Buenos Aires'e destek vererek misilleme yapmasına yol açabilir.  

İsrail'in Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Danny Danon, geçen hafta BM Genel Kurulu Dördüncü Komitesi'nde yaptığı konuşmada, Falkland meselesiyle ilgili Buenos Aires ve Londra arasında doğrudan müzakereler yürütülmesi çağrısında bulunmuştu.

Temsilci, "İsrail'in Arjantin halkının bu meseleye verdiği önemi ve ülkenin uluslararası hukuk ilkeleri doğrultusunda diplomatik kanallardan yürüttüğü girişimleri gördüğünü" belirtmişti. Süreçte "tarihi, hukuki ve insani boyutların tümünün dikkate alınması gerektiğini" ifade etmişti.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla gazeteye konuşan Londra yönetimine yakın kaynaklar, İsrail'in Arjantin'le adalar arasındaki "tarihsel bağı" tanımasının, Tel Aviv'in tutumunda önemli bir değişiklik olduğunu söylüyor.

Kaynaklardan biri, Danon'un BM oturumundaki konuşmasıyla ilgili "Bu açıklamanın metni İsrail hükümetinin en üst kademelerince onaylandı. İsrail ilk kez bu anlaşmazlığa dahil oluyor" ifadelerini kullandı.

Britanyalı yetkililere göre Milei, Arjantin'in Falkland Adaları üzerindeki hak iddiasını gündemde tutmak için ABD ve İsrail'in desteğine güveniyor.

İsrail'in Gazze'de yürüttüğü savaşa destek veren Milei, Netanyahu'yla geçen ay New York'ta düzenlenen BM 81. Genel Kurulu'nda bir araya gelmişti. İki lider de birbirinden övgüyle söz etmişti.

Diğer yandan Milei, ABD Başkanı Donald Trump'la da yakın ilişkilere sahip. Arjantin liderinin tartışmalı ekonomi politikalarını savunan Trump, ülkesinin Falkland Adaları konusundaki tutumunu "gözden geçirdiğini" söylemişti.

Arjantin, Britanya Denizaşırı Toprakları'nın parçası olan Falkland Adaları açıklarında BK'nin petrol ve doğalgaz arama faaliyetlerinin durdurulması için 13 Ekim'de Uluslararası Deniz Hukuku Mahkemesine (ITLOS) resmi başvuruda bulunulduğunu duyurmuştu.

Buenos Aires ve Londra, 1833'ten bu yana Britanya'nın yönetimindeki Falkland Adaları'nın egemenliği hakkında uzun süredir anlaşmazlık yaşıyor. 1982'de iki ülke arasında yaşanan Falkland Savaşı'nda 649 Arjantinli asker, 255 Britanyalı asker ve üç ada sakini hayatını kaybetmişti.

Independent Türkçe, Telegraph, Merco Press


ABD’de araç içindeki 1 yaşındaki bebeği vurarak öldüren polis memuru istifa etti

ABD bir polis memuru (Reuters)
ABD bir polis memuru (Reuters)
TT

ABD’de araç içindeki 1 yaşındaki bebeği vurarak öldüren polis memuru istifa etti

ABD bir polis memuru (Reuters)
ABD bir polis memuru (Reuters)

ABD’nin Mississippi eyaletindeki Senatobia kentinin Belediye Başkanı Greg Graves, bir yaşındaki bebeği araç içinde silahla vuran polis memurunun istifa ettiğini açıkladı. Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre olayla ilgili gelişme, eyalet savcılığının memur hakkında cezai kovuşturmaya gerek olmadığına karar vermesinin ardından yaşandı.

Mississippi Başsavcılığı, bu haftanın başında yaptığı açıklamada, aylar süren soruşturmanın ardından Çavuş Hunter Foster’ın güç kullanımının haklı olduğu sonucuna varıldığını ve memurun herhangi bir cezai suç işlemediğinin belirlendiğini duyurmuştu.

Eyalet yönetimi perşembe günü, bir yaşındaki Cohen Wiley’nin vurularak öldürülmesine ilişkin görüntüleri kamuoyuyla paylaştı. Görüntüler arasında Foster’ın üniformasına takılı kamera kayıtları da yer alıyor. Olay, 14 Haziran’da Tennessee eyaletinin Memphis kentinin yaklaşık 65 kilometre güneyinde bulunan Senatobia’daki bir Walmart mağazasının otoparkında meydana gelmişti.

Foster’ın avukatı Martin Zumach, dün kendisiyle iletişime geçildiğinde konu hakkında yorum yapmayı reddetti.

Zumach daha önce yaptığı açıklamada, hareket hâlindeki aracın kendisine doğru ilerlemesi nedeniyle Foster’ın ateş etmekten başka “hiçbir seçeneği” olmadığını savunmuştu. Cohen’in annesi Felicia Wiley ise aracı kullanan arkadaşının polis memurlarının üzerine doğru sürüş yaptığı iddiasını reddetti.

Ailenin avukatı Ben Crump, yayımlanan görüntülerin ölümcül kurşunun aracın yan tarafından ateşlendiğini gösterdiğini belirterek, bunun Foster’ın yakın ve acil bir tehditle karşı karşıya olduğu iddiasını çürüttüğünü savundu. Ailenin talebi üzerine gerçekleştirilen bağımsız otopsinin de aynı sonuca ulaştığı bildirildi. Araca ait bir fotoğrafta, sağ ön yolcu camının kırılmış olduğu görülüyor.

Ailenin hukuk ekibi, olayın aydınlatılması için ABD federal hükümetine ateş açılmasıyla ilgili soruşturma başlatılması çağrısında bulundu.