Lübnan’da seçimlerin ardından ekonomik kriz derinleşti, kuyruklar yeniden ortaya çıktı

Merkez Bankası döviz kurunun yükselişini önlemek için müdahale etti, Bağdat Lübnan’a elektrik üretimi için daha fazla akaryakıt gönderme sözü verdi

Beyrut’ta bir ekmek fırını önünde sıra bekleyen vatandaşlar. (EPA)
Beyrut’ta bir ekmek fırını önünde sıra bekleyen vatandaşlar. (EPA)
TT

Lübnan’da seçimlerin ardından ekonomik kriz derinleşti, kuyruklar yeniden ortaya çıktı

Beyrut’ta bir ekmek fırını önünde sıra bekleyen vatandaşlar. (EPA)
Beyrut’ta bir ekmek fırını önünde sıra bekleyen vatandaşlar. (EPA)

Lübnan’da genel seçimlerin sona ermesinin ardından ekonomik kriz kendini yeniden gösterdi. Ekmek fırınlarının ve akaryakıt istasyonlarının önünde kuyruklar oluştu. Yakıt stoklarındaki azalma nedeniyle elektrik arzı yine düştü. Amerikan doları yerel para birimi karşısında rekor kırdı, serbest piyasada 1 dolar 31 bin Lübnan lirasından işlem gördü. Merkez Bankası çalkantılı piyasaları sakinleştirmek için, döviz arz süresini bir ay süreliğine uzattığını duyurdu.  
Lübnan devleti yerel para biriminin değerini korumak için önlemler almaya girişirken, Irak Başbakanı Mustafa el-Kazımi, Meclis Başkanı Nebih Berri ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, ülkesinin Lübnan’a ‘elektrik üretiminde’ kullanılmak üzere yakıt sağlamaya devam edeceğini teyit etti. Nebih Berri daha önce Irak’tan bu yönde talepte bulunmuştu. Lübnan’da iki elektrik kaynağı bulunuyor. Tüketimin yüzde onu hidroelektrik santrallerinden karşılanırken, diğer kısmı akaryakıt (fuel oil) santralleri tarafından üretiliyor. Irak hükümeti geçmişte yapılan bir anlaşma uyarınca vadeli olarak Lübnan’a akaryakıt tedariği sağlıyor. Lübnan genelinde sadece 4 ila 6 saat elektrik arzı sağlanabiliyor. Günün geriye kalan zamanlarında ise yakıt temelli mobil jeneratörlerle elektrik ihtiyacı karşılanıyor.  
Lübnan Elektrik İdaresi, seçim sürecinde üretim kapasitesini arttırarak, depolarındaki akaryakıt stoklarının büyük bir bölümünü tüketmek zorunda kaldıklarını açıkladı. Küresel piyasalarda ham petrol fiyatlarındaki artış nedeniyle alım yapamadıklarını duyuran Elektrik İdaresi, halihazırda geçmişteki anlaşmalar uyarınca Irak’tan sağlanan akaryakıt miktarlarının ise yetersiz olduğunu kaydetti. Tamamen karanlıkta kalınmaması için önlem olarak kuzeydeki Deyr Ammar Santrali’nde üretimin durdurulduğu, Zahrani Santralinde ise minimum seviyelerde dört gün yeterli olabilecek üretim gerçekleştirilebileceği ifade edildi. Irak’tan ‘akaryakıt’ taşıyan bir tankerin cuma günü Beyrut’a varmasının beklendiği belirtildi.

Lübnan’da bazı akaryakıt istasyonlarında kuyruk oluştu. (EPA) 
Lübnan’da Amerikan doları yerel para birimi karşısında beş aylık en yüksek seviyeyi gördü. Sabah saatlerinde serbest piyasada 31 bin Lübnan Lirasından işlem gören dolar, Merkez Bankası’nın piyasaya döviz sürmesiyle biraz olsun geriledi. Merkez Bankası yenilebilir olmak üzere temmuz ayının sonuna kadar sabit fiyattan dolar arzı gerçekleştireceğini duyurmasının ardından, Lübnan lirası değer kazanarak 30’un altına düştü. Bu süreçte Beyrut’taki bazı ticari mekanlar yerel para birimiyle satışlarında daha fazla zarar etmemek için kepenk indirdi. Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan banka kaynakları, yerel paranın değerinin düşmesinin, Merkez Bankası’nın seçimlerden sonra piyasaya döviz arzı gerçekleştirmeyeceği yönünde çıkan söylentiler nedeniyle yaşandığını aktardı. Lübnan’da yakıt ve buğday ithalatı başta olmak üzere ithalat işlemleri Merkez Bankası’nın sağladığı dövizle doğrudan bağlantılı. Lübnan’ın bazı bölgelerinde dün fırınlar önünde uzun kuyruklar oluştu. Bazı fırınlar un stoklarının bittiği gerekçesiyle kapılarını kapattı. Fırıncılar Birliği Cebel Lübnan temsilcisi Antuan Seyf, ‘Çoğu fırının yeterli stoğu bulunmuyor, tüketime bağlı olarak birkaç günlük stoklarla idare ediyoruz, bu bir kriz durumudur, altı değirmen çalışmalarını durdurdu çünkü buğday ücretlerini ödeyemediler” dedi.
Akaryakıt ithalatında döviz temininde yaşanan gecikmeden kaynaklı sorunlar ve küresel piyasalardaki petrol fiyatlarındaki yükseliş, bazı akaryakıt istasyonlarının geçici olarak kapanmasına yol açtı. Bunun üzerine aktif olan istasyonlarda uzun araç kuyrukları oluştu. Petrol İstasyonları Birliği üyesi George Barraks, Ulusal Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada "Limandaki tankerlerde ve depolarımızda yeterli miktarda benzin bulunuyor, yani yakıt sıkıntısı yok. Sorun döviz ödemeleriyle ilgili gecikmelerden kaynaklandı ve yakın zamanda çözülmesini umuyoruz. Dolayısıyla bir süre sınırlı satışlar yapılması kararlaştırıldı, bazı istasyonlar ise akaryakıtları tükendiği için geçici olarak kapatıldı” dedi.  



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.