Suriye Milli Ordusu ile SDG arasında şiddetli çatışmalar yaşanıyor

Rejim, Miniğ'e takviye kuvvetler gönderdi.

Halep'in kuzeyindeki ‘SDG’ ile temas hatlarına giden ‘Suriye Milli Ordusu’na ait askeri araçlar. (Şarku'l Avsat)
Halep'in kuzeyindeki ‘SDG’ ile temas hatlarına giden ‘Suriye Milli Ordusu’na ait askeri araçlar. (Şarku'l Avsat)
TT

Suriye Milli Ordusu ile SDG arasında şiddetli çatışmalar yaşanıyor

Halep'in kuzeyindeki ‘SDG’ ile temas hatlarına giden ‘Suriye Milli Ordusu’na ait askeri araçlar. (Şarku'l Avsat)
Halep'in kuzeyindeki ‘SDG’ ile temas hatlarına giden ‘Suriye Milli Ordusu’na ait askeri araçlar. (Şarku'l Avsat)

Halep'in kuzeyinde, Suriye Milli Ordusu ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki temas hatları dün ağır bombardımana ve şiddetli çatışmalara sahne oldu. Diğer yandan Suriye rejimi güçleri Halep'in kuzeyindeki Tel Rıfat bölgesine daha fazla askeri takviye (araç ve personel) göndermeye başlarken Türk kuvvetlerin de teyakkuza geçti. Türk keşif uçakları Suriye'nin kuzeyinde, SDG'nin kontrolündeki bölgeler üzerinde yoğun uçuşlar gerçekleştiriyor.
Suriye Milli Ordusu (SMO) gruplarının liderlerinden biri şu açıklamada bulundu:
“Miniğ ve Tel Rıfat bölgesinde (Halep'in 20 kilometre kuzeyinde) temas hatları bir yanda muhalif gruplar ile Türk kuvvetleri, diğer yanda SDG arasında şiddetli bir karşılıklı bombardımana tanık oldu. Miniğ bölgesi yakınlarındaki bir askeri operasyon odası ve diğer noktalar ağır topçu ateşiyle hedef alındı. Bu durum SDG saflarında ölümlere ve yaralanmalara yol açtı.”
Yapılan açıklamalara göre çatışmalara, bölgedeki SDG unsurlarının hareketlerini izleyen ve doğrudan hedef alan yoğun Türk keşif uçağı ve insansız hava aracı uçuşları eşlik etti.
Söz konusu SMO lideri duruma ilişkin şunları söyledi:
“Geçtiğimiz çarşamba sabahı SDG’nin Halep’in kuzeyindeki ana kalesi olan Miniğ Hava Üssü’ndeki Suriye Rejim Lideri Beşşar Esed'in kardeşi Mahir Esed liderliğindeki Dördüncü Tümen güçlerine tanklar, roketatarlar, ağır silahlar, personel taşıyıcılar ve çok sayıda unsurun da dahil olduğu yeni askeri takviyelerin gelişi izlendi. Eş zamanlı olarak rejim güçlerinin benzer takviye güçleri de Tel Rıfat bölgesine gelip ve SDG yanında bir dizi askeri bölgeye konuşlandırıldı ve rejimin bayrakları çekildi.”
Halep kırsalından aktivist Said el-Hasan ise muhalif grupların yanı sıra askeri bir harekata karşı koruma amacıyla Suriye rejimi ile SDG arasında, SDG’nin Halep kırsalındaki ana şehirlerden Tel Rıfat ve Miniğ çekilmesine yol açacak bir anlaşma olmasını uzak bir ihtimal olarak görmüyor. Hasan özellikle de son günlerde çok sayıda SDG’li liderin ailesinin Tel Rıfat'tan ayrılarak Halep'e gittiğinin gözlendiğini ifade etti. Halep'in kuzey doğusunda, şu an SDG kontrolünde olan bazı bölgelerin Türk kuvvetleri ve muhalif grupların kontrolüne geçmesinin SDG'nin bölgedeki etkisini zayıflatacağı ve Suriye'nin kuzeydoğusundaki Fırat'ın doğusundaki Halep Valiliği'nden kalıcı olarak uzaklaştıracağı büyük bir saldırıya maruz kalacağı ihtimalini de dışlamadı.

İran’ın faaliyetleri
Buna ek olarak aktivistler, Halep kırsalındaki birçok bölgenin son zamanlarda askeri düzeyde benzeri görülmemiş İran hamlelerine tanık olduğunu aktardı. Halep kırsalında İranlı milislerin kontrolünde bulunan, Türk nüfuz bölgeleriyle temas hatlarına ve Türkiye tarafından desteklenen muhalif gruplara yakın çok sayıda askeri bölge, devasa takviyelerle güçlendirildi.
Muhalif bir askeri gözlemevine göre İranlı milisler, Suriyeli muhalif grupların ve Türk güçlerinin aynı bölgede SDG'ye yönelik beklenen askeri operasyonlarını genişleteceği endişesiyle Afgan Fatımiyyun Tugayı’nın yaklaşık 400 üyesi ve İran’a bağlı Suriye Hizbullahı üyeleriyle Halep’in kuzeybatısındaki İran'a bağlı Şii çoğunluğun bulunduğu Nubl ve Zehra bölgelerindeki konumlarını güçlendirdi. Safira, Deyr Hafer ve Halep'in kuzeyi ve kuzey doğusundaki diğer bölgeler, İranlı milisler için (orta silahlarla donatılmış dört çekişli araçlar, ağır toplar ve çok sayıda yabancı asker de dahil olmak üzere) büyük askeri takviyelerin gelişine tanık oldu. Takviyeler bu bölgelerdeki çok sayıda gelişmiş askeri bölgeye dağıtıldı.
Gözlemcilere göre İran, özellikle son zamanlarda Halep Valiliği'ndeki çok sayıda askeri alanı milislerinin kontrolünde tuttuğundan, Suriye’nin kuzeyi konusunda Rusya ve Türkiye ile askeri ilişkilerde önemli bir oyuncu olmaya çalışıyor. Bu askeri alanların en önemlileri, Nayrab Havaalanı, askeri depoları, topçu okulu, Askeri Mühendislik Koleji ve Halep şehrini dört bir yandan çevreleyen geniş alanlar olarak ön plana çıkıyor. Rejimin kontrolü altındaki bölgelerde yaşayan Suriyelilerin içinde bulunduğu yoksulluk ve ekonomik koşulların kötüleşmesinden faydalanarak, aylık 150 ile 200 dolar arasında değişen aylık maaş karşılığında bölge halkına mensubiyet kapılarını açarak milislerinin saflarına katılmalarını sağlıyor.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.