Yemen’de ulaşım altyapısının onarım maliyeti 5 milyar dolar

Yemen’de limanlar ve havaalanları gibi ulaşım sektörünü onarmanın maliyeti 5 milyar dolar

Hudeyde Limanı’nda un yükleme süreci (AFP)
Hudeyde Limanı’nda un yükleme süreci (AFP)
TT

Yemen’de ulaşım altyapısının onarım maliyeti 5 milyar dolar

Hudeyde Limanı’nda un yükleme süreci (AFP)
Hudeyde Limanı’nda un yükleme süreci (AFP)

Yemen'deki ulaştırma sektöründeki toparlanma ve yeniden yapılanma için mâli ihtiyaçların beş yılda 363 ila 443 milyon dolar olduğu tahmin ediliyor. Bu tahmin, büyük limanlar ve havaalanları için altyapı onarımları eklendiğinde 5 milyar dolara kadar çıkıyor.
Yemen’de yakın tarihte yapılan bir araştırma, İran destekli darbeci Husi milislerin ulaşım sektörünün altyapısını önemli ölçüde tahrip ettiğini, yollara, köprülere, limanlara ve havaalanlarına zarar verdiğini ortaya koydu. Hayati sektörlerdeki milyarlarca dolarlık zararın yanı sıra şehirlerdeki toplam karayolu ağının yüzde 29'u yüksek derecede hasar görürken, 511.1 km yol ise tamamen yok edildi.
Yemen Araştırma ve Ekonomik Medya Merkezi  tarafından hazırlanan araştırmaya göre, Hazm, Taiz, Saada ve Marib şehirlerindeki karayolu ağının altyapısının yüzde 50’den fazlası zarar gördü.
Yol Bakım Fonu tarafından yapılan hasar tespit raporunda, Saada, Amran, Sana, Taiz, Abyan ve Lahic valiliklerinde 1.241 km'den az olmayan yolun ciddi şekilde hasar gördüğü, birçok kırsal yol projesinin yanı sıra yol ve köprü bakım sözleşmelerinin durdurulduğu,  bunun da birçok işi ve gelir getirme fırsatını kesintiye uğrattı aktarıldı.
Savaş ve Husi milislerce dikilen mayınlar, Sana ve başkentin doğusunda yer alan önemli petrol ve gaz yataklarına bağlayan ve uzunluğu 173 km olan Marib şehri arasındaki otoyolun kapanmasına neden olurken, yerine 418 km uzunluğundaki Zimar ve Beyda vilayetlerinden geçen ve büyük bir kısmı toprak, engebeli ve asfaltsız bir yol açıldı.
Husilerin genişlemesi, ülkenin Kızıldeniz kıyısındaki Muha ve Hudeyde şehirlerini birbirine bağlayan 200 km uzunluğundaki yol da dahil olmak üzere 928 km uzunluğundaki bir dizi önemli stratejik yolun kapatılmasına yol açtı.
Araştırmaya göre, Dali ve Lahic valiliklerine yönelik Husi saldırıları sebebiyle, başkent Sana ve ülkenin ikinci büyük şehri olan Aden arasındaki iki ana yol kapandı. Bu durum kamyonlar veya yolcu otobüsleri için uzun ve uygun olmayan alternatif yolların kullanılmasına yol açarken, iki şehir arasındaki seyahat süresini öncekine göre dört katına çıkardı.
Husi milisler Taiz şehrini kuşatarak, onu çevresine ve diğer valiliklere bağlayan tüm ana yolların kapatılmasına, yolculuğun ise uzun ve dar veya engebeli ve asfaltsız yollardan akması neden oluyor. Araştırmanın yazarlarına göre, bu durum insan trajedisine, kamu ve özel kurumlara ciddi ekonomik kayıplara ve vatandaşlar üzerinde artan yüklere neden oluyor.
Araştırmada, milislerin başkent Sana’nın doğusundaki Sana-Marib, Taiz-Aden yolu gibi ülkenin en önemli şehirlerini birbirine bağlayan çok sayıda hayati yola mayın yerleştirdiğini gösteriyor. Köprülerin yıkıldığı Yemen’de,  yerlerine büyük tankerlerin geçişine izin vermeyecek şekilde molozlar dolduruldu. Hudeyde-Taiz yolu ise hali hazırda kapalı görünüyor.
Sokak aydınlatması da dahil olmak üzere kentsel yol altyapısına verilen toplam hasarın 240 ila 293 milyon dolar arasında olduğu tahmin ediliyor. Şehir içi yollar veya şehirleri birbirine bağlayan uzun yollar, köprüler, limanlar ve havalimanlarının ulaşım sektörüne verdiği zarar 780 dolar ila 953 milyon dolar arasında.
Dünya Bankası, karayolu taşımacılığı ve köprüler sektöründeki hasar maliyetlerinin 500 milyon dolar olarak tahmin ediyor.
Hudeyde, Salif ve Muha limanları, Husi milislerinin kontrolleri ve silah ithalatı kullanmaları nedeniyle ağır hasar aldı. Hudeyde limanı kısmen açık olup, kapasitesinin yaklaşık yüzde 40’ı ile çalışıyor. Muha limanı 2017 yılında kurtarıldığı sırada Husi milislerce ağır hasar aldı.
Aden ve Mukalla limanlarının harap durumdaki ekipmanlarının bakımı için yaklaşık 49 buçuk milyon dolara ihtiyaç duyuyor. Her iki liman, savaşın patlak vermesinden bu yana bakım eksikliği nedeniyle eski altyapı ve ekipmandan mustaripken, Hudeyde Limanı için 50 milyondan fazlasına ihtiyaç var.
Araştırma, savaşın hava taşımacılığının normal çalışma yeteneğini etkilediğini, Sana, Taiz, Aden ve Hudeyde havaalanlarının hazır olmadığını, çalışmanın durdurduğunu veya çok düşük kapasitede çalıştığını ortaya koyuyor.
İran destekli Husiler Sana havaalanının kontrolünü ele geçirip bölgeyi askeri bir kışlanın yanı sıra balistik füze ve insansız hava araçları fırlatmak için bir platforma dönüştürdü. Aden Havalimanı'da şehrin işgali sırasında kasten yıkılmadan önce savaş alanına dönüştü. Husiler yedi yıl boyunca Taiz ve Hudeyde havalimanlarını kontrol ederek askeri kışla olarak kullandı.
Yemen Sanayi ve Ticaret Bakanlığı istatistiklerine göre, havaalanlarının savaş nedeniyle uğradığı zarar, altyapı, seyir ve teknik ekipman, iletişim ekipmanı, radarlar ve seyahatin askıya alınması dahil olmak üzere iki milyar doları buluyor.
Yemen karasularında deniz seyrüseferi, Husi milislerin yerleştirdiği savaş, korsanlık ve deniz mayınları nedeniyle birçok tehlikeye maruz kalıyor. Bu durum nakliye ve deniz sigortası Fiyatlarının artmasının yanı sıra Aden Serbest Bölge projesi gibi savaş başlamadan önce başlamak üzere olan stratejik projelerin askıya alınmasına neden oluyor.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.