Ukrayna’nın AB’ye girme hedefi Putin’i kızdırır mı?

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Zaporijya şehrindeki askeri gelişmeleri takip ediyor (AFP)
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Zaporijya şehrindeki askeri gelişmeleri takip ediyor (AFP)
TT

Ukrayna’nın AB’ye girme hedefi Putin’i kızdırır mı?

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Zaporijya şehrindeki askeri gelişmeleri takip ediyor (AFP)
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Zaporijya şehrindeki askeri gelişmeleri takip ediyor (AFP)

Rus kuvvetlerinin Ukrayna’yı işgal ederek, yakın bir zamanda sona erme belirtisi göstermeyen kanlı bir savaşa başlamasından dört gün sonra, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Avrupa Birliği’ne (AB) katılmak için resmen başvuruda bulundu.
CNN’in haberine göre, Zelenskiy 28 Şubat tarihinde, AB’den Ukrayna’yı yeni bir prosedür kullanarak acilen kabul etmesini istedi.
Zelenskiy, “Hedefimiz tüm Avrupalılarla birlikte olmak, onlarla eşit şartlarda olmak. Bunu hak ettiğimize, bunun mümkün olduğuna eminim” dedi.
Savaşın başlamasından yaklaşık dört ay sonra, Avrupa Komisyonu’nun Ukrayna’nın aday ülke olarak görülüp görülmemesi konusunda yarın görüşünü sunması bekleniyor.
Bunun ardından, AB’nin 27 üye ülkesi komisyonun görüşüne katılıp katılmadıklarına karar verecek.
Ukrayna’nın AB’ye katılıp katılmayacağı ve Rusya’nın buna nasıl tepki vereceği yıllardır tartışmalı bir konu.
2013 yılında, Ukrayna eski Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç’in ani bir kararla AB ile ‘Ukrayna’yı AB’nin yörüngesine çekecek’ bir anlaşmayı imzalamama kararı almasının ardından Avrupa yanlısı protestolar patlak verdi. 
Yanukoviç bunun yerine, Rusya ile daha yakın ilişkiler kurmayı seçti.
Rusya ertesi yıl Donbas’ı işgal etti ve Kırım’ı yasadışı bir şekilde ilhak etti.
Çoğu Avrupa ülkesi kesinlikle Ukrayna’nın arkasında olsa ve savaş çabalarında farklı derecelerde Zelenskiy’e yardım etmiş olsa da, Ukrayna’nın AB dileğinin gerçekleşmesi kesin olmaktan çok uzak.
Siyasi ve prosedürel nedenlerle, AB’nin nihayetinde şu an doğru zaman olmadığına karar vermesi mümkün.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Ukrayna’nın üyelik için değerlendirilmesi gerektiği görüşüne katılsalar bile, bunun gerçekleşmesi yıllar, hatta on yıllar alabilir.

AB’ye katılma prosedürleri neler?
Kağıt üzerinde, süreç nispeten basit. Bir ülke AB’ye katılmak için başvurur ve Komisyon adaylık için değerlendirilip değerlendirilmeyeceğine karar verir. 
Ukrayna’da olduğu gibi, Komisyon muhtemelen üye devletlere yeni bir adayı kabul etmeleri için birkaç yol sunacaktır.
Komisyon’un Ukrayna ile ilgili bazı küçük farklılıklarla birlikte temelde aynı anlama gelen iki seçenek sunacağına inanılıyor.
Yani, Ukrayna’nın katılımı ancak savaş sona erdiğinde ve devlet kurumları birliğe katılmak için gereken kriterleri karşılayabildiğinde düzgün bir şekilde başlayabilir.
Kopenhag Kriterleri, bir aday ülkenin uygun katılım müzakerelerine girmesi için sahip olması gereken, fazla şeffaf olmayan üç grupta toplanıyor.
Bu kriterler, o ülkenin işleyen bir serbest piyasa ekonomisine sahip olup olmadığına, ülke kurumlarının insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi Avrupa değerlerini desteklemeye uygun olup olmadığına ve ülkenin işleyen, kapsayıcı bir demokrasiye sahip olup olmadığına odaklanır.
Ülke bu kriterleri karşıladığını kabul ettiğinde, AB’nin Katılım Müzakereleri Fasılları çerçevesinde 35 başlık altında üyelik görüşmelerine başlayabilir.
Daha sonra, AB üye devletlerinin liderleri kabul ettiğinde, AB Parlamentosu ve her üye devletin hükümetinin yasama organları tarafından onaylanması gerekir.

AB ülkeleri Ukrayna’nın AB'ye katılması konusunda ne düşünüyor?
İşler bu noktada karmaşıklaşmaya başlıyor. 
AB ve 27 üyesi Ukrayna’yı savaş çabalarında geniş çapta desteklerken, şu anda savaşta olan bir ülkenin üyelik sürecini başlatması, her türlü sorunu gündeme getiriyor.
Yıllardır katılım sürecinde olan ve bazı durumlarda iç siyasi istikrarsızlık nedeniyle katılımları yavaşlayan birkaç aday ülke var. 
Bunun bir örneği, hukukun üstünlüğü ve insan hakları konusunda gerileme olduğuna dair endişeler nedeniyle üyelik müzakereleri dondurulan Türkiye örneğidir. 
Sürece halihazırda savaş halinde olan bir ülke ile başlamak, başvuruları benzer şekilde dondurulan diğer aday ülkelerde soru işaretleri yaratacaktır.
Ayrıca Ukrayna’nın yakın zamanda Kopenhag Kriterlerini karşılamaktan hala çok uzak olduğuna dair endişeler de var. 
Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün 2021 Yolsuzluk Algıları Endeksi’ne göre, Ukrayna 180 ülke listesinde 122. sırada yer alıyor.
Rusya ise aynı listede 136. sırada bulunuyor.
Ukrayna’nın bazı bölgelerinin şu anda Rusya tarafından işgal edildiği ve savaşın bitiminden sonra da öyle kalabileceği göz önüne alındığında, önümüzdeki yıllarda durumun düzelip düzelmeyeceğini tahmin etmek zor.
Bazı AB yetkilileri, savaştan sonra Ukrayna’da insan hakları sorununun ne olacağına dair tahminde bulunmanın zor olacağı yönünde endişeleniyor.
Bu pratik soruların ötesinde, siyasi itirazlar da var. 
Başından beri AB’de bulunan birkaç üye ülke, bazı ülkelerin son yıllarda hukukun üstünlüğü gibi konularda geri adım atmasıyla, güç dengesinin doğuya kaymasından endişe duyuyor.
Avrupa düzeni, Macaristan ve Polonya’nın bazı konularda AB kurallarına karşı gevşek davranmasıyla mücadele etti.
Diğer üye ülkeler ise, Ukrayna’nın bloğa girmesinin ardından, savaş nedeniyle harap olan ülkede yapılması gereken büyük çaplı yeniden yapılanma çalışmaları nedeniyle birlik bütçesinin büyük bir kısmının hemen tüketilmesinden endişe duyuyor.
Bazıları ise Ukrayna’yı AB ile uzun ve sancılı bir müzakereye sokmanın şu anda ülkeyi desteklemenin en iyi yolu olmadığı konusundaki endişelerini dile getiriyor.

Süreç ne kadar vakit alır?
Bu gerçekten, savaş bittiğinde Ukrayna’nın hangi durumda olduğuna bağlı. 
Ukrayna’nın, savaşın bitiminden sonra uzun bir süre müzakerelere başlama kriterlerini karşılamaya yaklaşması pek olası görünmüyor.
Ukrayna’nın yeniden inşa projesinin yanı sıra çeşitli derecelerde sıkıyönetim ve sokağa çıkma yasakları altında faaliyet gösteren bir ülkeden, işleyen bir demokrasiye geçiş yapması gerekecek.

AB’ye katılmak Ukrayna için ne anlama geliyor?
Ukrayna, dünyanın en büyük ticaret bloğu AB’nin tek pazarı ve gümrük birliği üyesi olacak. Aynı zamanda AB mahkemelerinin korumasına ve AB bütçesine erişim hakkına da sahip olacak.
AB’ye katılmak, Ukrayna’yı Batı ittifakı ve ABD liderliğindeki küresel sistemin bir parçası olarak kabul edilen ülkeler kulübüne çok açık bir şekilde yerleştirecektir.

Rusya nasıl tepki verir?
Rusya, daha önce AB’ye katılmanın NATO’ya katılmak gibi olacağını vurgulamıştı.
Bu, AB’nin bu kadar açık bir şekilde jeopolitik hale gelmesi nedeniyle geri adım atması daha zor bir nokta.
Rusya, AB üyesi ülkeler olan Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılabilecekleri yönündeki fikre sert tepki verdi. 
Ukrayna’nın Batı ile bu kadar bağlantılı bir kurum tarafından sıcak bir şekilde kucaklandığını görmek, şüphesiz Putin’in agresif davranışına neden olabilir.

Ukrayna’nın başarılı olma olasılığı nedir?
Bu yakında olmayacaktır, ancak AB’nin Rusya’nın işgalinden sonra Ukrayna’yı desteklemek için özel bir çaba göstermesi de muhtemel.
Birçok Avrupalı ​​lider Kiev’de Zelenskiy’yi ziyaret etti.
Bazı yetkililer, gerçek bir savaş yaşanırken Zelenskiy’in yanında fotoğraf çektirdikten sonra 24 Haziran’daki liderler zirvesinden eli boş çıkmayacaklarını düşünüyor.
Von der Leyen, üye ülkelere Ukrayna’nın adaylığını kabul etmenin ihtiyatlı versiyonunu sunarsa, AB’nin bunu doğrudan reddetmesi zor olacaktır.
Ancak AB’nin, hatta bu kriz boyunca bile, beklenmedik şeyler yapma konusunda uzun bir geçmişi var. 
Bu tartışmalar, çoğu zaman vizyonu göremeyen ve birleştiremeyen ülkeler arasında bir yıpratma savaşına dönüşüyor.



Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek için gösteri düzenledi

Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek gösterisi düzenledi (DPA)
Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek gösterisi düzenledi (DPA)
TT

Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek için gösteri düzenledi

Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek gösterisi düzenledi (DPA)
Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek gösterisi düzenledi (DPA)

İsrail ve Hamas arasında iki yıldan uzun süredir devam eden kanlı savaşın harap ettiği Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilere destek olmak için dün Paris'te binlerce kişi gösteri düzenledi.

Organizatörlerin yaklaşık 50 bin, Paris polisinin ise yaklaşık 8 bin 400 kişi olduğunu tahmin ettiği kalabalık, "Gazze, Gazze, Paris seninle" ve "Paris'ten Gazze'ye direniş!" gibi sloganlar atarak yürüdü. Filistin bayrakları ve "Filistin, sessiz kalmayacağız" ve "Soykırımı durdurun" yazılı pankartlar taşıdılar.

Yürüyüşe, başta Boyun Eğmeyen Fransa Partisi lideri Jean-Luc Mélenchon olmak üzere birçok sol görüşlü siyasi isim katıldı.

Fransa-Filistin Dayanışma Derneği Başkanı Anne Tuyon, ateşkesin 10 Ekim'de yürürlüğe girmesinden yedi hafta sonra AFP'ye yaptığı açıklamada, "Henüz hiçbir şeyin yolunda olmadığını unutmamalıyız" dedi. Dernek, gösteriye çağrıda bulunan 80 STK, siyasi parti ve sendikadan biri.

frgt
Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek gösterisi düzenledi (DPA)

"Ateşkes sadece bir sis perdesi... İsrail bunu her gün ihlal ediyor, Gazze'ye insani yardımların girmesini engellemeye devam ediyor ve Gazze'deki altyapıyı ve evleri yıkmaya devam ediyor. Kalıcı bir ateşkes ve soykırımın sona ermesini talep ediyoruz."

ABD'nin arabuluculuğunda varılan ateşkes anlaşmasının şartları uyarınca, İsrail ordusu Gazze Şeridi'nden "sarı hat"ın gerisine çekildi ve bu hat, İsrail'e bölgenin yüzde 50'sinden fazlasının kontrolünü hâlâ sağlıyor.

Ancak, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te İsrail'e saldırmasının ardından patlak veren savaşta ateşkes son derece kırılgan olmaya devam ediyor.

Anne Tuyon, "İsrail'in uluslararası hukuka uymasını sağlamanın tek yolu yaptırımlar uygulanmasıdır" diyerek, işgal altındaki Batı Şeria'da yerleşimci şiddetinin "eşi benzeri görülmemiş boyutlara" ulaştığı "yerleşim faaliyetlerindeki şaşırtıcı hızlanma"yı kınadı.

Tam adını vermek istemeyen 72 yaşındaki Saliha, Gazze'deki "soykırıma" karşı düzenlenen bir yürüyüşe katılmak için geldiğini söyledi.

"Tüm insanlık çaresizce izliyor. Bu tam bir dokunulmazlık," diyerek, "İnsanların bunu görüp de hiçbir şey yapamaması son derece şok edici. Yapabileceğimiz tek şey seferber olmak" ifadelerini kullandı.

İsminin açıklanmasını istemeyen 42 yaşındaki Bertrand ise perşembe günü işgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Cenin'de İsrail polisi ve ordusunun ortak operasyonunda öldürülen iki adamın videolarının da kanıtladığı gibi, "katliam ve soykırımın devam ettiğini" söyledi. Birleşmiş Milletler, "bir başka yargısız infaz gibi görünen" olayın soruşturulması çağrısında bulundu.

Protestocular, ekonomik ve mali yaptırımların olmaması nedeniyle, "Sokaklarda ve seçilmiş yetkililer aracılığıyla baskı yapmaya devam etmeliyiz" diye düşünüyor.


İtalya Suudi Arabistan ile savunma alanında iş birliğini artırmaya hazır

Suudi Arabistan - İtalya Yatırım Forumu önümüzdeki salı günü 500'den fazla İtalyan şirketinin katılımıyla başlayacak (Fotoğraf: Mişal el-Kadir)
Suudi Arabistan - İtalya Yatırım Forumu önümüzdeki salı günü 500'den fazla İtalyan şirketinin katılımıyla başlayacak (Fotoğraf: Mişal el-Kadir)
TT

İtalya Suudi Arabistan ile savunma alanında iş birliğini artırmaya hazır

Suudi Arabistan - İtalya Yatırım Forumu önümüzdeki salı günü 500'den fazla İtalyan şirketinin katılımıyla başlayacak (Fotoğraf: Mişal el-Kadir)
Suudi Arabistan - İtalya Yatırım Forumu önümüzdeki salı günü 500'den fazla İtalyan şirketinin katılımıyla başlayacak (Fotoğraf: Mişal el-Kadir)

İtalya'nın Riyad Büyükelçisi Carlo Baldocci, ülkesinin Suudi Arabistan ile savunma alanındaki iş birliğini derinleştirmeye hazır olduğunu ve bu hayati alanda yerelleştirme, endüstriyel kapasite geliştirme ve beceri geliştirme konularında Vizyon 2030 hedefleriyle tam uyum içinde olduğunu söyledi.

Büyükelçi Baldocci, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, şu an çeşitli İtalyan şirketlerin Suudi ortaklarıyla deniz platformları, helikopterler, elektronik savunma ve gelişmiş gözetleme teknolojileri dahil olmak üzere çok çeşitli sistemler üzerinde iş birliği yaptığını açıkladı.

Büyükelçi Baldocci, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman ile İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'nin geçtiğimiz yıl el-Ula'da gerçekleştirdiği görüşme ve stratejik ortaklık anlaşmasının imzalanmasının enerji, altyapı, kültür, inovasyon ve savunma sektörlerinde iş birliğinin hızla genişlemesine yol açtığını açıkça ifade etti.

Büyükelçinin açıklamaları, Suudi Arabistan-İtalya Yatırım ve İş Forumu'nun salı günü başkent Riyad'da 500'den fazla İtalyan şirketin katılımıyla iki ülke arasında sürdürülebilir endüstriyel ortaklıklar kurmak amacıyla başlamasına eşlik etti.

El-Ula toplantısının meyveleri

İtalya’nın Riyad Büyükelçisi Baldocci, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakan Muhammed bin Selman ile İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'nin katılımıyla el-Ula'da imzalanan stratejik ortaklık anlaşmasının rekor sürede somut ilerlemeler sağladığını açıkladı.

Büyükelçi Baldocci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Enerji, altyapı, kültür, inovasyon ve savunma alanlarında iş birliğinin hızla genişlediğini gördük. 10 milyar avronun üzerinde değere sahip anlaşmaların imzalanması, bu yeni aşamanın derinliğini ve ciddiyetini yansıtıyor. Daha da önemlisi, kurumlarımız arasındaki diyalog daha düzenli, yapılandırılmış ve ileriye dönük hale gelerek, uzun vadeli planlamaya imkan veren bir güven ortamı yarattı.”

cvf
Suudi Arabistan Veliaht Prensi, İtalya Başbakanı'nı geçtiğimiz yıl el-Ula'da ağırladı (SPA)

Savunma iş birliğinin derinleştirilmesi

Ülkesinin Suudi Arabistan ile savunma alanındaki iş birliğini, yerelleştirme, endüstriyel kapasite geliştirme ve beceri geliştirme konularında Vizyon 2030 hedeflerine tam olarak uygun şekilde artırmaya hazır olduğunu vurgulayan İtalya Büyükelçisi Baldocci, İtalyan şirketlerinin, İtalya'nın uluslararası alanda tanınan uzmanlığa sahip olduğu çok çeşitli sistemlerde Suudi Arabistan’dan muadilleriyle ortaklık kurduğunu belirtti. Söz konusu sistemler arasında deniz platformları, helikopterler, elektronik savunma ve ileri gözetleme teknolojileri yer alıyor.

Bu bağlamda, iki ülkenin savunma bakanlıklarının iş birliğiyle Riyad'da düzenlenen İtalyan Sanayi Günleri, İtalyan yeteneklerini sergilemek ve pratik iş birliği biçimlerini tartışmak için önemli bir platform sağlayan Büyükelçi Baldocci, “Bu etkinlik, İtalyan şirketlerinin Krallık'taki kurumlar ve endüstri ile doğrudan iletişim kurmasına ve yerelleştirme, ortak eğitim ve endüstriyel gelişme gibi alanlarda fırsatları keşfetmesine olanak tanıdı. Temeller sağlam ve her iki taraf da bu iş birliğini zaman içinde güçlendirmeye kararlı” ifadelerini kullandı.

Suudi Arabistan-İtalya Yatırım Forumu

İki ülke arasındaki ortaklığın güçlendirilmesinde bir sonraki adımın bu iş birliğinin sürekliliğini sağlamak olduğunu vurgulayan Büyükelçi Baldocci, her iki tarafın da şu anda bakanlıklar, kurumlar ve özel sektör arasındaki koordinasyonu güçlendirmek için çalıştığını ve böylece büyük projelerin net yol haritaları ve ortak öncelikler doğrultusunda ilerlemesini sağlamak için çaba gösterdiğini belirtti.

sdfgt
Suudi Arabistan-İtalya Yatırım Forumu, İtalya’dan 500'den fazla şirketin katılımıyla önümüzdeki salı günü başlayacak (Fotoğraf: Mişal el-Kadir)

İtalyan Büyükelçiye göre, Riyad'da 25 ve 26 Kasım tarihlerinde 500'den fazla İtalyan şirketini bir araya getirecek olan Suudi Arabistan-İtalya Yatırım ve İş Forumu, stratejik ortaklık hedefini sürdürülebilir endüstriyel ortaklıklara, ortak yatırımlara ve daha derin kurumsal diyaloga dönüştürmeye yardımcı olacak önemli bir dönüm noktası olacak. Büyükelçi Baldocci, Suudi Arabistan-İtalya Yatırım ve İş Forumu'nun özel oturumlar ve doğrudan iş toplantıları aracılığıyla bu sektörlerin çoğuna odaklanarak somut ortaklıkları keşfetmek için benzeri görülmemiş bir platform sağlayacağını belirtti.

Vizyon 2030 fırsatları

Suudi Arabistan Vizyon 2030 projesinin İtalya’nın endüstriyel güçleriyle son derece uyumlu bir yatırım ortamı yarattığını belirten Büyükelçi Baldocci, altyapı ve mobilitenin en cazip sektörler arasında yer almaya devam ettiğini, İtalyan şirketlerinin şu anda büyük ölçekli kentsel gelişim projelerine, sürdürülebilir ulaşım çözümlerine ve inşaat işlerine katkıda bulunduğunu ve Vizyon ile bağlantılı stratejik projelerde ek fırsatların ortaya çıkacağını ifade etti.

Büyükelçi Baldocci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Enerji sektöründe, İtalyan grupların yenilenebilir enerji, hidrojen, şebeke modernizasyonu ve enerji verimliliği teknolojileri alanlarında faaliyet göstermesi ile iş birliği hızla genişliyor. Bu alanlar, Suudi Arabistan’ın temiz enerji gündemini hızlandırması açısından öncelikli. Suudi Arabistan’ın yeşil hidrojen konusunda küresel bir merkez olma hedefi, özellikle Avrupa pazarlarına tedarik sağlamak açısından ortak yatırımlar için en umut verici alanlardan birini oluşturuyor.”

xscdfrg
Suudi Arabistan ve İtalya hükümetleri arasında Stratejik Ortaklık Konseyi'nin kurulmasına ilişkin imza töreninden bir kare (SPA)

Suudi Arabistan’ın yapay zeka, siber güvenlik, yarı iletkenler, veri merkezleri ve akıllı şehir uygulamalarına yoğun yatırım yaptığı ileri teknolojilerden de bahseden İtalyan Büyükelçi, ülkesinin endüstriyel otomasyon, özel yazılım, ileri üretim ve dijital çözümler alanlarında bu öncelikleri tamamlayan rekabetçi yeteneklere sahip olduğunu belirtti.

İki ülke arasındaki ticaret hacminin büyümesi

İki ülke arasındaki ticarette görülen güçlü artışın, Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 programı kapsamında geçirdiği dönüşüm ile İtalya’nın sanayisinin kapasiteleri arasındaki yapısal uyumu yansıttığını ifade eden Büyükelçi Baldocci, “İtalya'nın ihracatı, altyapı, enerji dönüşümü ve ileri teknolojiler alanındaki büyük yatırım döngüsünün etkisiyle, makine, ilaç, elektrikli ekipman ve özel endüstriyel bileşenler gibi neredeyse tüm başlıca kalemlerde büyüme kaydetti” dedi.

İtalyan Büyükelçi, ikinci faktörün İtalya'nın Ulusal İhracat Planı’nda Suudi Arabistan’ın öncelikli ülkeler arasında yer alması ve bu sayede İtalyan şirketlerinin Suudi pazarına daha verimli bir şekilde girmesine yardımcı olan tanıtım programları, kurumsal destek araçları ve ticari düzenlemeler başlatması olduğunu söyledi. Büyükelçi Baldocci, İtalyan ihracatının yüzde 28 gibi dikkat çekici bir artışla 6,2 milyar euroya ulaştığını hatırlattı.

Üçüncü faktörün ise iki ülke arasındaki iş ortamının iyileşmesi olduğunu ifade eden Büyükelçi Baldocci, “Kurumsal misyonların yoğunluğu, yatırımı kolaylaştırmak için yeni kanalların etkinleştirilmesi ve ekonomik kurumlar arasındaki yakın diyalog, engellerin azaltılmasına ve ticaret alışverişinin hızlanmasına katkıda bulundu” diye ekledi.


Muhammed bin Selman, Starmer ve Erdoğan ile son gelişmeleri görüştü

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman (Şarku'l Avsat)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman (Şarku'l Avsat)
TT

Muhammed bin Selman, Starmer ve Erdoğan ile son gelişmeleri görüştü

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman (Şarku'l Avsat)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman (Şarku'l Avsat)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman bin Abdulaziz ile Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer arasında dün yapılan telefon görüşmesinde, bölgedeki anlaşmazlıkların diplomatik yollarla çözülmesi gerektiği vurgulandı.

Görüşmede, bölgedeki son gelişmeler ve İsrail'in İran'a yönelik askeri operasyonlarının yansımaları ele alınırken, tüm anlaşmazlıkların diplomatik yollarla çözülmesi ve gerilimin azaltılması için her türlü çabanın sarf edilmesinin önemine değinildi.

Diğer yandan İsrail'in İran'a yönelik saldırısı bağlamında Suudi Arabistan ve Türkiye, gerilimin düşürülmesi ve itidalli davranılması için her türlü çabanın sarf edilmesi gerektiğini ve diyaloğa dönülerek tüm anlaşmazlıkların diplomatik yollarla çözülmesinin önemini vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA’dan aktardığına göre, Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki telefon görüşmesinde, İsrail'in İran'a yönelik saldırısının ardından bölgede yaşanan gelişmeler gözden geçirildi ve söz konusu gelişmelerin krizin çözümüne yönelik mevcut diyaloğun kesintiye uğramasına yol açtığı ifade edildi.

Türk devlet televizyonu TRT, iki tarafın bölgesel ve küresel konuları ele aldığını belirtti. Erdoğan'ın, Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki İsrail'in ‘bölgenin istikrar ve güvenliğine en büyük tehdidi oluşturduğunu’ söylediği ve bu tehdidin İran'a yönelik saldırıyla bir kez daha ortaya çıktığını belirttiği aktarıldı.

Erdoğan, ABD ile İran arasında nükleer müzakereler yoluyla uzlaşma arayışlarının sürdüğü bir dönemde İsrail'in İran'a yönelik saldırısının barış çabalarını baltalamayı amaçladığını ve İsrail saldırılarının İsrail'in ‘bölgesel ve küresel güvenliği sorumsuzca tehdit ettiğini’ bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti.

Görüşme sırasında Erdoğan, ‘bölgenin yeni bir krizi kaldıramayacağı ve yıkıcı bir savaşın bölgedeki tüm ülkelere düzensiz göç dalgaları yaratabileceği’ uyarısında bulunarak, ‘nükleer anlaşmazlığın ancak devam eden müzakereler yoluyla çözülebileceğini’ vurguladı.