Suudi Arabistan ve Fas’tan stratejik ittifak mesajı

Suudi Arabistan ve Fas, Arap dünyasında ortak tutumun ve terörle mücadelenin önemini vurguladı

Fas Başbakanı  Aziz Ahnuş Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan Âl-i Suud’u Rabat’ta kabul etti (SPA)
Fas Başbakanı Aziz Ahnuş Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan Âl-i Suud’u Rabat’ta kabul etti (SPA)
TT

Suudi Arabistan ve Fas’tan stratejik ittifak mesajı

Fas Başbakanı  Aziz Ahnuş Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan Âl-i Suud’u Rabat’ta kabul etti (SPA)
Fas Başbakanı Aziz Ahnuş Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan Âl-i Suud’u Rabat’ta kabul etti (SPA)

Fas, Suudi Arabistan Krallığı ile mutlak dayanışmasını ve Riyad'ın kendi topraklarının ve vatandaşlarının istikrarını ve güvenliğini korumak için aldığı tüm önlemlere verdiği desteği yeniledi.
Bu, Fas-Suudi Arabistan Ortak Komitesi toplantısının 13. oturumunun tutanaklarında geldi. Oturum, Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita ve Suudi mevkidaşı Prens Faysal bin Ferhan Âl-i Suud başkanlığında dün (Perşembe) Rabat'ta yapıldı.
Ortak komite, Yemen topraklarından İran yapımı balistik füzelerin ve insansız hava araçlarının Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki sivil bölgeleri hedef almasını kınadı.
Ortak komite ayrıca Arap ve İslam dünyası ile ilgili konuların yanı sıra uluslararası konuları da tartıştı ve iki ülkenin bu konudaki görüşlerinin uyumunu memnuniyetle kaydetti. İki ülkenin ortak çıkarlarına ulaşılmasını sağlamak ve uluslararası arenada meydana gelen hızlı değişimler ışığında Arap ve İslam milletlerinin sorunlarına hizmet etmek için sürekli koordinasyon ve istişare yapılması gerektiği vurgulandı. Bu bağlamda ortak Arap eyleminin öneminin altı çizildi.
Komite, Arap ülkelerinin dayanışma ve iyi komşuluk değerlerini koruyarak ve devletlerin iç işlerine karışmaktan ve toprak bütünlüklerini tehdit etmekten kaçınarak, birlik ve egemenliklerini savunmaları ve güvenlik ve istikrarlarını güçlendirmeleri gerektiğine vurgu yaptı.
Suriye, Yemen ve Libya gibi Arap ülkelerini etkileyen krizlere siyasi çözüm vurgusu yapan komite, bu çözümün ilgili BM ve uluslararası kararlar uyarınca söz konusu ülkelerin toprak ve ulusal birliklerini koruyan, güvenlik ve istikrarlarını garanti eden ve halklarının kalkınma ve özgürlük isteklerini yerine getiren bir çözüm olması gerektiğini kaydetti.
Fas Krallığı, Suudi Arabistan'ın Yemen'e barış getirmeye yönelik girişimlerine övgüde bulundu. Suudi Arabistan ise Fas Krallığı'nın ilgili Güvenlik Konseyi kararlarına dayanarak ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin gözetiminde Batı Sahra'da uzlaşmaya dayalı gerçekçi bir siyasi çözüm bulma çabalarına yönelik destekleyici duruşunu teyit etti.
Fas Krallığı'nın toprak bütünlüğüne sarsılmaz destek verdiğini komite tutaklarında ifade eden Suudi Arabistan, ayrıca uluslararası hukuka ve Güvenlik Konseyi ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararlarına uygun bir çözüme verdiği desteğin de altını çizdi.
Öte yandan Fas-Suudi Arabistan ortak komitesi, Sahel bölgesinde istikrarı desteklemek, sürdürülebilir kalkınmayı teşvik etmek ve radikalizm, terörizm ve ayrılıkçı hareketlerle mücadele etmek için daha fazla çaba gösterilmesi çağrısında bulundu.
Şarku’l Avsat’ın Suudi Arabistan haber ajansı SPA’dan aktardığı habere göre oturum tutanakları, Suudi Arabistan'ın bu bağlamda Fas Krallığı'nın güvenlik, kalkınma ve insan kaynaklarının oluşumuna odaklanan Sahel bölgesine yönelik üç boyutlu yaklaşımını takdir ettiğini ortaya koydu.
Gerekçeleri ne olursa olsun, aşırılık ve terörizmin tüm biçim ve tezahürlerini kınadığını yenileyen komite, bu tehlikeli belanın bir medeniyet veya din ile bağlantılı olmadığını vurguladı. Ayrıca terörle mücadele etmek, terörü ortadan kaldırmak ve nedenlerini ortadan kaldırmak için ortak bölgesel ve uluslararası çabaların önemini vurgulayan komite, ülkelerin yorulmak bilmez çabalarını ve terörizm ve şiddet içeren aşırıcılıkla mücadele alanında geliştirdikleri öncü girişimleri ele aldı. İki ülke arasında terörle mücadele alanında uluslararası çok taraflı düzeyde koordinasyonun sürdürülmesi gereği vurgulandı.
Öte yandan Suudi Arabistan, Kudüs Komitesi Dönem Başkanı Kral 6. Muhammed'in kutsal şehri savunmak, medeniyet kimliğini korumak ve çeşitli tek tanrılı dinler arasında hoşgörü ve bir arada yaşama sembolü olarak şehrin konumunu korumak için gösterdiği sürekli çabayı övdü.
Komite, Filistin halkıyla sağlam dayanışmasını ve ilgili uluslararası kararlar ve Arap Birliği uyarınca MS 4 Haziran 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen bir devlet kurma haklarını teyit ettiğini yineledi. Bu bağlamda, barış sürecindeki açmazın aşılması için çabaların yoğunlaştırılması ve nihai çözüme ilişkin tüm konuları ele alan bir anlaşmaya varılması çağrısında bulunan Fas-Suudi Ortak Komitesi belirli bir zaman dilimi içinde müzakere sürecinin yeniden başlatılması için çalışılması gerektiğini kaydetti. Komite anlaşmanın Arap Barış Girişimi ve uluslararası meşruiyet kararları temelinde iki devletli çözüme uygun olarak yapılması gerektiğini hatırlattı.
Toplantı tutanakları, ortak komitenin iki ülkenin bölgesel ve uluslararası örgütlerdeki konumlarını ortak çıkar konularında koordine etmenin önemini vurguladığını ortaya koydu. İki taraf ayrıca, bu kuruluşlarda iki ülkenin adaylıklarını desteklemeye devam etmeyi kabul etti ve komite, gerekli koşulları sağlamak için her yılın başında iki ülkenin adaylıkları hakkında önceden bilgi alışverişinde bulunacağı esnek bir mekanizma benimsemeyi kararlaştırdı.
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal Bin Ferhan’ın görüşmeleri
Fas Başbakanı Aziz Ahnuş tarafından kabul edilen Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan Al-Suud, bir dizi bölgesel ve uluslararası meseleyi ve ortak çıkarları ilgilendiren gelişmeleri görüştü. İkili ayrıca iki ülke arasındaki ikili işbirliğini geliştirmenin yollarını ve iki ülke ve halkların ortak çıkarlarına ulaşmak için bunları çeşitli alanlarda geliştirme fırsatlarını da görüştüler.
Suudi Dışişleri Bakanı daha önce Rabat'ta Fas Temsilciler Meclisi Başkanı Raşid et-Talibi el-Alemi ile de bir araya geldi. Bin Ferhan ve Alemi iki ülkenin çıkarlarına ulaşmak için siyasi ve çok taraflı alanlarda işbirliğinin yoğunlaştırılmasının önemine ek olarak, iki ülke arasındaki ikili ilişkileri ve ortak işbirliğinin tüm alanlarında bu ilişkileri geliştirmenin yollarını gözden geçirdi.
Diğer yandan Fas Dışişleri Bakanı Nasır Burita ve Suudi mevkidaşı Prens Faysal bin Ferhan Âl-i Suud, iki ülke arasındaki yüksek düzeydeki işbirliğinden duydukları memnuniyeti dile getirdiler. İki ülkenin liderleri Kral 6. Muhammed ve Kral Selman'ın himayesi sayesinde, Kudüs’ün çeşitli siyasi, ekonomik, kültürel ve sosyal boyutlarda tanık olduğu ivme ve gelişme için takdirlerini sundu. Bu, Fas-Suudi Arabistan Ortak Komitesinin Rabat'taki 13. oturumu vesilesiyle Burita ve Prens Faysal bin Ferhan tarafından yapılan görüşmeler sırasında geldi.
Oturumun tutanakları, iki bakanın iki ülke arasındaki ikili iş birliğinin tüm yönlerinin değerlendirilmesini de içeren verimli kardeşçe görüşmelerde bulunduğunu gösterdi. Görüşmeler, ortak çıkarları ilgilendiren bir dizi bölgesel ve uluslararası meseleyi gözden geçirdi ve bu konudaki görüş uyumunu ve iki kardeş ülke arasındaki koordinasyonu yansıttı.
Komitenin 13-15 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirdiği hazırlık toplantılarında, uzmanlar ve üst düzey yetkililerin memnuniyet verici çalışmaları hakkında iki taraf da bilgilendirildi.
Burita yaptığı açıklamada ülkesinin ve Suudi Arabistan'ın "dostluk bağlarına ve kalıcı dayanışmaya dayanan seçkin bir ilişkiyi ve iki liderliğin bu ilişkiyi en üst düzeye taşıma hırsını" paylaştığını söyledi.
Suudi mevkidaşı ile düzenlediği ortak basın toplantısında Buurita, iki ülke arasındaki ilişkilerin "benzersiz" olduğunu vurguladı. Faslı bakan, Suudi mevkidaşı ile yaptığı görüşmelerin ikili ve bölgesel meseleleri konuşmak için bir fırsat oluşturduğunu da sözlerine ekledi. Bu görüşmelerin, Suudi Arabistan'ın topraklarını korumak ve vatandaşlarına güvence vermek için aldığı tüm önlemlere desteği teyit ettiğini söyleyen Burita, Fas Krallığı'nın yüksek çıkarlarını ilgilendiren konulardaki tutarlı tutumları için Suudi Arabistan Krallığı'na teşekkür ve minnettarlığını ifade etti.



Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede Türkiye ile Suudi Arabistan ikili ilişkileri, bölgesel ve küresel konular ele alındı.

Suudi Veliaht Prensi’nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan aldığı telefon görüşmesi sırasında iki ülke arasındaki ikili ilişkiler gözden geçirilirken, bölgesel ve uluslararası gelişmeler hakkında da görüş alışverişinde bulunuldu.


Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinden sonra Gazze'deki çeteler çöktü mü?

Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
TT

Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinden sonra Gazze'deki çeteler çöktü mü?

Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)

İzzeddin Ebu Ayşe

İsrail, Gazze Şeridi'nde kimliği belirsiz saldırganlar tarafından Halk Güçleri olarak bilinen silahlı milis grubunun lideri Yaser Ebu Şebab'ın öldürüldüğünü duyurur duymaz, grubun birçok üyesi onlara af kapısını açan Gazze hükümetine teslim olmaya başladı.

İsrail'in Hamas’a karşı mücadele etmek için Gazze Şeridi'nde kurulmasını denetlediği silahlı bir milis grubun lideri olan Ebu Şebab, aralık ayı başında öldürüldü. Ölümü, grubunun üyeleri arasında iç anlaşmazlıklara yol açtı.

Af ve diğer girişimler

Gazze'de Hamas yönetimindeki İçişleri Bakanlığı bu durumdan yararlanarak, silahlı milis gruplar ile iş birliği yapanlara “af kapısını” açtı ve onlara af sözü verdi. Bu durum, Filistinli ailelerin ve aşiretlerin, Tel Aviv'in yönlendirmesiyle Gazze sakinlerine karşı suçlar işleyen çetelere katılan evlatlarına verdikleri desteklerini geri çekmeleriyle aynı zamana denk geldi. Hamas’a bağlı güvenlik güçleri de silahlı grupların üyelerine karşı çeşitli operasyonlar düzenledi.

sd
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan, Husam el-Astal'ın Hamas'ı tehdit ettiği bir görüntü (sosyal medya)

Tüm bu faktörler, silahlı milis grupların bir dizi üyesinin Gazze hükümetine teslim olmasına katkıda bulundu. Peki bu, İsrail ordusu tarafından korunan Gazze'deki çetelerin dağılmasını hızlandıracak mı? Mevcut bilgilere göre, İsrail destekli bir çetenin 60 üyesi, Gazze'deki güvenlik güçlerine gönüllü olarak teslim oldu ve güvenlik güçleri davalarını yasal çerçevede işleme koydu. Bu haber İsrail Yayın Kurumu tarafından da doğrulandı.

Teslim olma eylemi, aranan kişilerin ailelerinin doğrudan teması ve aşiret liderlerinin açık desteğiyle gönüllü olarak gerçekleşti. İçişleri Bakanlığı, davalarını ele almak ve yargılama süreçlerini kolaylaştırmak için çalışacağına dair söz verdi.

Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Siyasi analistler, Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından, yerel çeteleri savaşta alternatif araçlar olarak kullanmaya dayanan İsrail projesinde önemli bir değişimin yaşandığına inanıyor.

Gazze'deki hükümetin Medya Ofisi Müdürü İsmail es-Sevabite, “Bu suç çetelerinin başarısızlığına katkıda bulunan faktörler her geçen gün artıyor ve İsrail'in hedeflerini gerçekleştirmekte başarılı olamayacaklar. Bu çeteler, sadece güvenlik güçleriyle değil, Filistin toplumunun tüm kesimleriyle çatışmaya giriyor. Bu da zamanla dağılan bu çetelerin zayıflamasına yol açtı. Güvenlik güçleri, teslim olan tüm üyelerle sorumlu bir şekilde ve hukuka uygun olarak ilgileniyor” dedi.

Aşiret denetimi

Gazze Şeridi'ndeki Yüksek Aşiret Komitesi Başkanı Hüsnü el-Muğni, “Halk Güçleri” grubuna mensup yaklaşık 60 silahlı kişinin Hamas'a teslim olduğunu belirtti. Teslim olma süreci, Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından birkaç aşamada gerçekleşti. Muğni, “Yüksek Aşiret Komitesi bu sürecin organizasyonunu denetledi, onlara af sağladı ve güvenliklerini garanti altına aldı. İsrail, sabıkalı bir grup kişiyi kullanarak onlara kabile veya aşiret temelli bir görünüm kazandırmaya çalıştı, ancak bu başarısız oldu” diye ekledi.

Muğni, “Aşiretler, bu çetelere katılanların tümünün aileleriyle iletişime geçti ve halklarına dönmek isteyenlere yardım teklif etti. Aileleri ve aşiretleri aracılığıyla birçoğunu geri getirmeyi başardılar” diye açıkladı.

Liderliğin ardından çöküş

Siyasi araştırmacı İlham Kreys, “Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesi bu çeteler için bir iç sarsıntı oluşturdu, ancak bu mutlaka tam bir dağılmanın başlangıcı anlamına gelmez. Bununla birlikte, bu, yapılarının kırılganlığının açık bir göstergesi çünkü doğaları gereği bir ideoloji veya gerçek bir örgütlenmeden yoksun gruplardır” diye ekliyor. “Bu çeteler kilit figürlere dayanır, bu nedenle ağırlık merkezini oluşturan liderin öldürülmesi içsel bir boşluğa ve güç mücadelelerine yol açar. Birleşik bir vizyonun yokluğu da buna katkıda bulunurken, liderlik yapısının zayıflığı içsel bir boşluğa ve güç mücadelelerine yol açarak bağların hızla çözülmesine neden olur.”

Kreys, “milislerin saflarındaki hızlanan çöküş, İsrail'in vekalet savaşlarına oynadığı bahsin sınırlarını ortaya koyuyor ve Filistin toplumunda sosyal bir temel veya destekleyici bir ortam oluşturmada yapısal bir başarısızlığı gösteriyor” diye açıklıyor. “Ebu Şebab'ın öldürülmesi, güvenlik ortamını yeniden şekillendiren ve sahada yeni bir gerçeklik yaratan, bu milislerin saflarında psikolojik bir çöküşe yol açan ve birçok üyesinin teslim olmasına neden olan çok önemli bir an oldu. Teslim olanların sayısının artması bekleniyor” diye ekliyor.

Kreys, “Ebu Şabab'ın öldürülmesine yönelik halkın tepkisi, bu gruplara yönelik toplumsal desteğin eksikliğini yansıtıyor. Bu durum da silahlı grup üyelerinin birçoğunun, genel ortamın kendilerine herhangi bir koruma sağlamayacağını fark ettikten sonra teslim olmalarına yol açtı” diye açıklıyor.

Silahlı gruplar güçlerini koruduklarını vurguluyorlar

Buna karşılık, “Halk Silahlı Gücü” Gassan el-Dahini'yi yeni lideri olarak atadığını duyurdu. Dahini, Hamas'a karşı grubunun mücadelesine devam edeceğine söz vererek, “Hamas'tan korkmuyorum. Halk ve özgür kimseler adına, onlarla savaşıyorum, evlatlarını tutukluyorum ve teçhizatlarına el koyuyorum. Liderinin ölümüne rağmen grup halen aktif. Yokluğu acı verici, ancak terörle mücadeleyi durdurmayacak” dedi.

Han Yunus'taki bir diğer silahlı grubun lideri Hussam el-Astal da Yaser Ebu Şebab'ın mezarı başında Dahini ile birlikte bir videoda göründü. Hamas'ı tehdit ederek, “Yaser Ebu Şebab'ın mezarından Hamas'a ve yandaşlarına mesajımızı gönderiyoruz: Mücadeleye devam edeceğiz ve Yaser'in ölümü bizi zayıflatmadı, aksine gücümüzü ve birliğimizi artırdı. Devam edeceğiz ve Hamas'ın sonu gelecek” dedi.

İsrail Ordusu Sözcüsü Nadav Şoşani ise, “Hamas'ın sözde İçişleri Bakanlığı, kendisine karşı çıkmaya cesaret eden her Gazzeliye işkence uyguluyor, infaz ediyor ve zorla kaybettiriyor. Tel Aviv, daha iyi bir gelecek isteyen ve Hamas'ın zulmünü reddeden Gazellilerle birlikte çalışacak. Uzun zamandır Hamas'ın baskıcı pençesinden kurtulmak isteyen birçok Filistinli var” dedi. Şoşani, “Hamas karşıtı grupların başarısız olduğu iddiaları, gerçekliği yeniden yazmaya çalışan çökmekte olan bir hareketin son çırpınışlarından ibarettir” diye de ekledi.


Suudi ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 4,8 büyüdü... Petrol dışı faaliyetler büyümenin yüzde 50'sini oluşturuyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
TT

Suudi ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 4,8 büyüdü... Petrol dışı faaliyetler büyümenin yüzde 50'sini oluşturuyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)

Suudi Arabistan ekonomisi, 2025’in üçüncü çeyreğinde yıllık bazda yüzde 4,8’lik reel büyüme kaydetti. Bu büyüme, ülkenin olumlu ekonomik performansının devam ettiğini gösterirken, petrol dışı faaliyetlerin ana itici güç olduğu gözlendi. Mevsimsel olarak düzeltilmiş reel gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) ise bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,4 arttı.

Suudi Arabistan Genel İstatistik Kurumu’nun (GASTAT) nihai verilerine göre, yıllık büyüme oranı, ekim ayında açıklanan ön tahminlerdeki yüzde 5’lik seviyenin biraz altında kaldı. Buna rağmen 2025’in en hızlı büyümesi olarak kayda geçti.

Yıllık toplam büyümeye en büyük katkıyı, 2,4 puan ile petrol dışı faaliyetler sağladı; bu oran, toplam yüzde 4,8’lik büyümenin yüzde 50’sini oluşturuyor. Petrol faaliyetlerinin katkısı ise 2 puan oldu. GASTAT, petrol dışı faaliyetler için büyüme tahminini yüzde 4,5’ten yüzde 4,3’e düşürürken, petrol faaliyetleri büyüme tahminini ise yüzde 8,2’den yüzde 8,3’e yükseltti.

Büyümede, ağustos sonunda OPEC+ ittifakının gönüllü üretim kesintilerinin sona ermesinin ardından petrol üretimindeki kademeli artışın etkisi oldu. Suudi Arabistan, eylül ayından itibaren günlük 547 bin varil artışla üretimini yükseltti ve kasım ayında buna ek olarak günlük 137 bin varil artış gerçekleştirdi.

Bunun yanı sıra, kamu faaliyetleri ve ürünler üzerinden alınan net vergiler de büyümeye her biri 0,2 puanlık sınırlı katkı sağladı.

Mevsimsel düzeltmelerle (çeyreklik bazda) bakıldığında, petrol ve petrol dışı faaliyetler sırasıyla büyümeye 0,8 ve 0,3 puanlık katkı sağladı.

Faaliyet türlerine göre performansa bakıldığında, tüm ekonomik faaliyetler yıllık bazda pozitif büyüme kaydetti. Üçüncü çeyrekte en hızlı büyüyen sektör, yıllık yüzde 11,9 ve çeyreklik yüzde 3,9 artışla petrol rafinajı oldu. Bunu, ham petrol ve doğalgaz faaliyetleri izledi; bu sektörler yıllık yüzde 7,3, çeyreklik yüzde 3,2 büyüme gösterdi. Elektrik, gaz ve su faaliyetleri ise yıllık yüzde 6,4, çeyreklik yüzde 1 oranında büyüme kaydetti.

Harcamaların bileşenlerine gelince, yıllık ve çeyreklik karşılaştırmalarda farklılıklar gözlendi. Özel nihai tüketim harcamaları yıllık yüzde 2,6 artarken, çeyreklik bazda yüzde 0,6 geriledi. Buna karşın, devletin nihai tüketim harcamaları yıllık yüzde 3,1 düşerken, çeyreklik bazda yüzde 1,4 arttı.

Toplam sabit sermaye oluşumu yıllık bazda yüzde 0,7 azaldı; ancak çeyreklik bazda güçlü bir artışla yüzde 6,2 yükseldi. Bu durum, üçüncü çeyrekte yatırım harcamalarının bir önceki çeyreğe kıyasla arttığını gösteriyor.

Dış ticarette ise performans, ihracattaki güçlü artışla desteklendi. İhracat yıllık yüzde 18,4, çeyreklik yüzde 7,5 yükseldi ve Suudi ürünlerine yönelik dış talebin güçlü olduğunu ortaya koydu. İthalat ise yıllık yüzde 4,3 artarken, çeyreklik bazda yüzde 1,2 azaldı.