Kazımi ‘bin proje okulunun’ temelini attı

Proje, Irak ve Çin arasındaki ‘imara karşılık petrol’ anlaşması kapsamında hayata geçiriliyor.

Bağdat'taki proje okulları için temel atma töreni  düzenlendi. (Irak Başbakanlığı)
Bağdat'taki proje okulları için temel atma töreni  düzenlendi. (Irak Başbakanlığı)
TT

Kazımi ‘bin proje okulunun’ temelini attı

Bağdat'taki proje okulları için temel atma töreni  düzenlendi. (Irak Başbakanlığı)
Bağdat'taki proje okulları için temel atma töreni  düzenlendi. (Irak Başbakanlığı)

Irak Başbakanı Mustafa el-Kazımi dün, ‘imara karşılık petrol’ anlaşması çerçevesinde Irak'ın çeşitli illerinde ‘bin proje okulu’ inşasının temelini attı. Irak ve Çin arasında ‘İhracat Kredisi Sağlamak İçin İşbirliği Çerçevesi Anlaşması’ olarak da bilinen anlaşma Pekin’in Çinli şirketler tarafından uygulanan projeleri finanse etmek için özel bir hesap ile günde 100 bin varil petrol alması karşılığında hayata geçirliyor. Çin’in, Irak tarafından seçilen önemli altyapı projelerinin yanı sıra petrol ve enerji alanında stratejik önemi olan projeleri gerçekleştirmesini kapsıyor. Petrolün varili, dünya piyasasındaki fiyatlarına göre hesaplanıyor.
Kazımi temel atma töreninde yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Bu kutlamada aranızda olmaktan ve Irak illeri genelinde bin okul inşa etme projesinin temelini atmaktan mutluluk duyuyorum. Stratejik öneme sahip olan bu proje, toplumu inşa etmek ve nesillerimizi gelecekte Irak'a hizmet edecek liderler yetiştirmeye doğru yöneltmek için önemlidir. Atalarımızın tarihine ve mirasına değer vermeli ve bununla gurur duymalıyız. Eğitim ve bilimin herhangi bir toplumun ilerlemesinde olmazsa olmaz parçalar olduğuna dikkat etmeliyiz. Ne yazık ki 2003'ten bu yana eğitime özen gösterilmiyor. Bugün halkımıza Irak-Çin anlaşması çerçevesinde bu projeyi tamamlama sözü veriyoruz. Birçok kişi daha önce hükümetin bu anlaşmayı uygulamayı ciddiye almayacağından şüphelenmişti. İşte bugün, toplumumuzun hayatında eğitimin çok önemli ve çocuklarımız için bir gereksinim olduğu mesajını vermek için bu anlaşmanın uygulanmasının temelini atıyoruz.”
Kazımi’nin de belirttiği gibi, Çin ile yapılan çerçeve anlaşması yaklaşık 10 yıldır çoğu başbakanın gündeminde olmasına rağmen eski Başbakan Adil Abdulmehdi döneminde gerçekleşmişti. Eylül 2019'da Çin'i ziyaret eden Abdulmehdi, burada Pekin tarafı ile bir dizi mutabakat zaptı imzalamıştı. Anlaşma meselesi iki yıldan uzun bir süredir Irak'ın gündeminden inmiyor. Anlaşmanın destekçileri ile karşıtları arasında sert tartışmalar yaşanıyor. İran yanlısı eğilimlerin çoğu, görünüşe göre Pekin ve Tahran arasındaki bilinen yakınlıkla ilgili olarak yaşanan siyasi kaygılar nedeniyle anlaşmayı destekleme yönündeyken, diğer eğilimler sağlam Batılı şirketleri ihmal ederek Çin ile anlaşmanın yararını ve bunun sonucunda Irak'ın Washington'ın desteğini kaybetme olasılığı da sorgulanıyor. Ekonomi Uzmanı Imad Abdullatif Salim bir süre önce bu konuda yaptığı değerlendirmede şunları sylemişti:
 “Anlaşmanın kabul edilmesi anayasal bağlamlara uygun değildi. Bu nedenle Adil Abdulmehdi hükümeti bunu imzalama, onaylama ve uygulama karmaşasından kaçınmak için bunu bir iş birliği çerçeve anlaşması olarak adlandırdı. Anlaşmada Irak makamlarının (örneğin, Federal Mali Denetim Divanı) projelerin seçilme veya uygulanma performansının değerlendirilme ve hatta sevk edilme şekline ilişkin herhangi bir denetim rolü olduğundan bahsedilmiyor. Bir yıldan fazla bir süre önce, Kazımi hükümeti Çin ile yapılan anlaşmayı yönetmek, uygulamak ve takip etmek için bir idari konsey kurdu.”
Başbakan Kazımi'nin Mali Danışmanı Mazhar Muhammed Salih de şu açıklamada bulunmuştu:
“Pekin tarafıyla varılan anlaşma, Irak Maliye Bakanlığı tarafından Çin'in ihracat ve kredi sigorta kuruluşu olan Sinosure ile imzalanan bir iş birliği çerçevesi uzlaşısıdır. Irak vatandaşlarının hayatlarına dokunacak altyapı projelerinin uygulanmasıyla petrol gelirlerinin değiş tokuş edilmesine dayanmaktadır.”
Dün Bakanlar Kurulu Genel Sekreterliği, Irak-Çin anlaşmasına göre okul binalarının illere göre dağılımında baz alınacak üç kriter belirledi.
Bakanlar Kurulu Genel Sekreterliği Sözcüsü Haydar Mecid yaptığı basın açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Irak'ta proje okulları projesinin uygulanmasını denetleyen Yüksek Kurul, okul binalarının illere göre dağılımında baz alınacak üç kriteri belirledi. Bunlar; nüfus yoğunluğu, her bölgedeki kerpiçten yapılmış okul sayısı ve sabahçı-öğlenci eğitim sistemi ile çalışan okullardır. İlk etapta toplam 8 bin okuldan bini inşa edilecek. Power China ve Sinotec şirketleri, tüm illerde projeye başladı. Bugün (cumartesi) Bağdat'ta temeller atıldı. Bu, okul binaları ile ilgili krizin aşılmasına katkı sağlayacak ve eğitim sektörünü destekleyecek hayati ve stratejik öneme sahip bir projedir.”
Irak’ta eğitim sektörü, yıllardır okul binalarının sayısındaki ciddi yetersizlikten muzdarip. Bazı raporlar, ülkenin yaklaşık 15 bin okul binasına ihtiyacı olduğunu gösteriyor. Bir sınıftaki öğrenci sayısının bazen 50'ye varmasının yanı sıra mevcut binaların yetersiz ve eskimiş olması yüzünden de sıkıntı yaşanıyor. Tek bir okulda sabahçı-öğlenci sistemi uygulanması da başka bir sorun olarak ön plana çıkıyor. Okul sayısındaki büyük eksiklik ve artan öğrenci sayısının yükünün kaldırılamaması yüzünden Milli Eğitim Bakanlığı iki okulu bu sistem ile bir binada birleştirmek zorunda kalıyor.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.