Cezayir Cumhurbaşkanı ‘birleşme ve el uzatma’ politikasını hızlandırdı

Hükümet ‘sosyal desteğin’ yükünden kurtuluş arıyor.

Tebbun işverenleri ağırlıyor (Cezayir cumhurbaşkanlığı)
Tebbun işverenleri ağırlıyor (Cezayir cumhurbaşkanlığı)
TT

Cezayir Cumhurbaşkanı ‘birleşme ve el uzatma’ politikasını hızlandırdı

Tebbun işverenleri ağırlıyor (Cezayir cumhurbaşkanlığı)
Tebbun işverenleri ağırlıyor (Cezayir cumhurbaşkanlığı)

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun son günlerde, 5 Temmuz’da bağımsızlığın 60’ıncı yılı kutlamaları vesilesiyle duyurulması beklenen ve ‘önemli’ olarak tanımlanan kararların alınmasına hazırlık olarak, hükümet yanlısı partiler ve muhalefetin yanı sıra işveren dernekleri, sivil toplum örgütleri ve siyasi figürlerle görüşmelerini yoğunlaştırdı.
11 partinin üyesi ve 5 sendika yetkilileriyle bir buçuk ay boyunca yapılan görüşmelerde Cumhurbaşkanı iki konuyu ele aldı. Bunlardan ilki iktidarın ‘ülkenin bağımsızlığını hedef alan dış komplolar’ olarak tanımladığı durumla yüzleşmek üzere, siyasi anlaşmazlıkları bir kenara bırakarak iç cephenin güçlendirilmesiydi. İkincisi ise, Tebbun’un yardımların hak edenlere gitmesi ve devlet hazinesi üzerindeki yükün azaltılması amacıyla, devlet destek fonlarını gözden geçirme çalışmasında tüm tarafları, örgütleri ve sendikaları dahil etme niyetiydi. Zira devlet hazinesinden, enerji, un, petrol ve çeşitli hizmet ve ithal malların ücretleri için yılda 18 milyar dolardan fazla harcanıyor.
Büyük devlet kurumlarında veya özel kurumlardaki işverenlerden önde gelenler Perşembe günü, Tebbun ile cumhurbaşkanlığı binasında yaptıkları görüşmeden sonra, yatırımlarda karşılaşılan sorunları ve ekonomik projelerin önündeki engelleri sunduklarını belirttiler. Cumhurbaşkanı bu yılın başında, 2022’nin ekonomik kalkınma yılı olacağını vurgulamıştı. Geçen hafta sonunda ise, yabancı yatırımcıları çekmek, turizm, hizmet sektörü ve madencilik gibi birçok sektörde önemli vergi kolaylıkları ile yeni yatırım yasasının hazır olduğu belirtildi.
Tebbun, iki ay önce sloganı ortaya atılan ‘yeniden uzlaşma politikasının’, aynı zamanda devlete yönelik güveni yeniden sağlamak için uzlaşma anlamına da geldiğini söyledi. İşverenlere yaptığı bu konuşmada, eski Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika döneminde işadamlarının ciddi yolsuzluk davalarına karışmaları sebebiyle, onlarca kişinin hapsedilmesi ve mal varlıklarına el konulmasına gibi işlemler ile maruz kaldıkları kötü imaja atıfta bulundu. Cumhurbaşkanı, 2019 sonunda göreve başladığından beri bürokratik nedenlerle çalışmaları askıya alındığı için, onlarca kuruma canlılığı geri getirmeyi başardığını söyledi. Ekonomik faaliyete dönüş sonucunda 30 bin iş pozisyonu açıldı. Siyasi olarak ise, Tebbun ile görüşen partilerin liderleri, ‘siyasi krizi sona erdirmek ve insan hakları sorununu çözmek için ciddi bir kararlılığı olduğunu’ belirttiler. Açıklamalarına göre, hükümete muhalif ifadeler kullandıkları için tutuklanan 300 kişiyi serbest bırakma sözü aldılar. Bu kişilerin çoğu üç yıl önce beşinci dönem için aday olması engellendikten sonra merhum Cumhurbaşkanı Buteflika’yı deviren halk hareketine mensup kişilerdi. Bu kişilerin, bağımsızlığın 60’ıncı yılının büyük etkinliklerle kutlanacak 5 Temmuz arifesinde özgürlüklerine kavuşacaklarına inanılıyor.
Cumhurbaşkanı, siyasi tabaka ve sivil toplum arasındaki görüşmelerde yer alan en önemli konular arasında, yetkililerin destek politikasını gözden geçirme çabaları yer alıyor. Bu bağlamda, fonların doğrudan, sayıları milyonlara ulaşan düşük gelirli insanlara yönlendirilmesini sağlayacak kesin mekanizmalar inceleniyor. Söz konusu çalışmalar ücretlerin kademeli olarak desteksiz hale getirilmesi için hazırlık kapsamında geliyor. Hükümet, bu planın uygulanması konusunda sorumluluğu tek başına üstlenmemeyi tercih ederek, önceden duyurduğu ve bir ay önce başlatılması için bir tarih belirlediği desteği gözden geçirmek üzere partileri ve sendikaları özel bir komiteye katılmaya davet etti. Ancak, komiteye katılmayı kabul eden İşçi Partisi liderliğinin belirttiğine göre, çalışmalarının başlaması süresiz olarak ertelendi.
Milletvekilleri ve ekonomi uzmanları önceki gün parlamento merkezinde ücretlere yönelik hükümetin destek politikasıyla ilgili bir toplantıda, destek programlarından zenginlerin, fakir ve düşük gelirli gruplara göre daha fazla yararlanmasına katkıda bulunan eşitsizliklerin giderilmesinde etkili olmadığı görülen mevcut sosyal politikanın düzeltilmesi çağrısında bulundular. Ayrıca, sosyal destek için sunulacak aileleri tanımlayacak bir sistemin piyasaya sürülmesinin yanı sıra yardımların ihtiyaç sahibi ailelere ulaşmasını sağlamak üzere ulusal bir kart için dijital mekanizmalar geliştirildiğini vurguladılar.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.