Prens Muhammed bin Selman, Kral 2. Abdullah ile görüştü 

Veliaht Prens’in Kahire ziyaretinde, Mısır ve Suudi Arabistan arasındaki ittifakın derinleştirilmesi kararlaştırıldı  

Ürdün Kralı 2. Abdullah, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ı karşıladı. (SPA) 
Ürdün Kralı 2. Abdullah, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ı karşıladı. (SPA) 
TT

Prens Muhammed bin Selman, Kral 2. Abdullah ile görüştü 

Ürdün Kralı 2. Abdullah, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ı karşıladı. (SPA) 
Ürdün Kralı 2. Abdullah, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ı karşıladı. (SPA) 

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Mısır ve Türkiye’yi de kapsayan bölgesel yurtdışı turu çerçevesinde Ürdün’ü ziyaret etti. Ürdün Kralı 2. Abdullah, Muhammed bin Selman’ı Kraliçe Aliye Havalimanı’nda karşıladı. Başkent Amman’da Hüseyniye Sarayı’nda iki lider arasında gerçekleşen görüşmede ikili ilişkilerin yanı sıra bölgesel konular da ele alındı. Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz'in selamlarını ileten Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Ürdün ile ilişkileri güçlendirmek istediklerini söyledi. Muhammed bin Selman’ın Ürdün ziyareti, Suudi Arabistan’ın bölge ve Arap ülkeleriyle ilişkileri derinleştirerek güçlendirmesi stratejisi kapsamında gerçekleştirildi.  
Muhammed bin Selman dün salı günü Mısır’daki resmi ziyaretini tamamlayarak Ürdün’e geçmişti. Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ı Kahire Havalimanı’ndan uğurlayanlar arasındaydı. Muhammed bin Selman beraberindeki üst düzey heyetle Kahire’de resmi törenle karşılandı. İttihadiye Sarayı’nda iki ülkenin yetkililerinin katıldığı toplantının ardından, Muhammed bin Selman ve Cumhurbaşkanı Sisi ikili görüşme gerçekleştirdi. Toplantılarda iki ülkenin stratejik ilişkilerini geliştirme yolları ele alındı, İslam dünyası ve Arap dünyasıyla ilgili konular masaya yatırıldı. Bölgenin güvenlik ve istikrarını konu alan dosyalar tartışıldı, Arap ülkelerinin ortak hareket etmesine odaklanılarak, terörle mücadele konularına değinildi. Arap ve Müslüman ülkelerin yararına olacak ortak bir vizyonla, güvenlik, istikrar, kalkınma ve barışı sağlamayı amaçlayan derin ve köklü stratejik ortaklık çerçevesinde, ortak çıkarları ilgilendiren bölgesel ve uluslararası siyasi konular tartışıldı. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Mısır'a yaptığı ziyaretin “İki kardeş ülke arasındaki seçkin ilişkilerin pekiştirilmesi ve Mısır’la gerçekleştirilen yoğun istişare ve koordinasyon hızının devam ettirilmesi’’ çerçevesinde gerçekleştiğini vurguladı. Bu ziyaretin, iki ülke arasındaki sağlam stratejik ittifakı daha da güçlendirmesini umduğunu ifade etti.  
İki ülke arasındaki koordinasyon ve istişarenin sürdürülmesinin önemine vurgu yapan Veliaht Prens, Arap aleminin karşılaştığı zorlukların ve sorunların aşılabilmesi, ayrıca Arap ülkelerindeki istikrarı hedef alan dış müdahalelerle mücadele edilebilmesi için koordinasyon ve işbirliğinin güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Muhammed bin Selman, Mısır’ın bölgedeki güvenlik ve istikrarın sağlanmasındaki kritik rolüne övgüde bulundu.  
Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Bessam Radi görüşmeyle ilgili şu açıklamada bulundu: ‘’Cumhurbaşkanı Sisi ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın görüşmesinde, ikili ilişkilerin birçok yönünün geliştirilmesi yönünde hemfikir olundu. Özellikle ekonomi ve yatırım alanlarına odaklanıldı. Mevcut gereksinimler ışığında karşılıklı olarak yatırım fırsatları ve ortak projeler değerlendirildi. Görüşmede bölgesel ve uluslararası arenadaki birçok dosya ele alındı. Bölge ülkelerini ve halklarını tehdit eden tehlikelere karşı ortak çabaların güçlendirilmesinde görüş birliği oluştu. Ayrıca Suudi Arabistan’ın ev sahipliğinde gerçekleşecek olan ve Körfez İşbirliği Konseyi ile Irak, Mısır, Ürdün ve ABD’nin katılım sağlayacağı zirvenin önemi vurgulandı.’’  
Veliaht Prens Muhammed bin Selman Kahire’den ayrıldıktan sonra bir mesaj göndererek Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi’ye misafirperverliği için teşekkür etti. Veliaht Prens mesajında,   
“Sayın Başkan bize ve heyetimize gösterdiğiniz ilgi ve misafirperverliğiniz için teşekkür ederiz. Sizinle yaptığımız görüşmeler son derece verimli geçti ve ülkelerimiz arasındaki seçkin, kardeşçe ilişkilerin sağlamlığını bir kez daha kanıtladı. Haremeyn hizmetçisi Kral Selman bin Abdulaziz ve sizin liderliğinizde, ülkelerimiz arasında her alanda işbirliğinin derinleştirilmesi yönünde karşılıklı güçlü bir arzu bulunuyor. İkili ilişkilerimizin güçlendirilmesi, halklarımızın ve ülkelerimizin çıkarınadır. Ayrıca bölgedeki güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesi için de son derece önemlidir’’ ifadelerini kullandı.  
Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Mısır ziyaretinin, iki ülke arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi, iki ülkenin ve Arap ülkelerinin karşılaştığı zorluklarla mücadele edilmesinde yakın koordinasyonun arttırılması için oldukça önemli fırsatlar barındırdığını söyledi. El Arabiya televizyonuna açıklamada bulunan Samih Şukri, "Mısır ve Suudi Arabistan arasında güçlü bir koordinasyon var, iki ülke de bölgedeki sorunların aşılması noktasında ortak çaba sarf ediyor. Bu ziyaretle ikili ilişkilerin, iki ülke halklarının arzu ettiği seviyeye çıkarılması ve ortak politikalar belirlenmesine odaklanıldı. Bölgede istikrarın sağlanması herkesin çıkarınadır. Suudi Arabistan ile Mısır arasındaki ilişki, iki ülkenin halkalarının ortak çıkarına olacak şekilde gelişim ve kalkınmanın sağlanmasını hedefliyor. Krallık ve Mısır’ın politikaları da bu yönde şekilleniyor’’ dedi. 
Yemen'in Mısır ve Suudi Arabistan için öncelikli bir ülke olduğunu vurgulayan Şükri, Mısır’ın ‘insani mülahazalarla’ Kahire ve Sana arasında uçuşların başlatılmasını kararlaştırdığını ve Birleşmiş Milletler’in insani yardım çabalarını desteklediklerini ifade etti.  
Mısır cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre Cumhurbaşkanı Sisi, Mısır’ın, Körfez ülkelerinin güvenliğini, ulusal güvenliğinin bir parçası olarak gördüğünü belirterek, bölgeyi istikrarsızlaştırmaya yönelik her türlü girişim ve uygulamayı reddettiğini kaydetti. Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Bessam Radi, Cumhurbaşkanı Sisi'nin görüşmede "Suudi liderliği ile istişare ve koordinasyonun güçlendirilmesine yönelik arzusunu ve istekliliğini’’ vurguladığını belirterek, Mısır ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin stratejik ve tarihi olduğunu, ortak geleceğe yönelik siyasi iradenin de bunu gösterdiğini ifade etti.  
Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın Kahire ziyaretine ilişkin dün yayınlanan ortak bildiride, ‘’İki ülke köklü tarihi ilişkilerini gözden geçirmiş, aralarındaki işbirliği ve koordinasyonun, iki ülke halklarının çıkarlarını dikkate alacak bir şekilde her alanda arttırılması ve güçlendirilmesinde hemfikir olunmuştur. Görüşmede bölgedeki ve dünyadaki son gelişmeler tartışılmış, ortak ilgi alanına giren bölgesel ve uluslararası meselelerde, kader birliği uyarınca birlikte hareket edilmesine odaklanılmıştır’’ denildi.  
 Suudi Arabistan ve Mısır, aralarındaki, ekonomik, yatırım ve ticaret ortaklığını güçlendirmeyi ve iki ülke arasındaki ticaret hacmini arttırmayı kararlaştırdı. Suudi 2030 Vizyonu ve Mısır 2030 Vizyonu çerçevesinde ekonomik entegrasyonun sağlanması, yatırım işbirliğinin arttırılması ve her iki ülkenin özel sektörleri arasındaki ortaklıkların teşvik edilmesi üzerinde duruldu. Görüşmelerde, Mısır ile Suudi Arabistan arasında, yatırım ve ticaret alanlarında yaklaşık 8 milyar dolar değerinde 14 anlaşma imzalandı. Ayrıca Suudi Arabistan’ın Mısır’da 30 milyar dolar değerinde yatırım projelerine öncülük etme niyetinde olduğu öne çıktı. Mısır ve Suudi Arabistanlı yetkililer, iki ülke arasındaki ticaret hacminin artmasını ve yatırım kararlarını memnuniyetle karşıladı. İki ülkedeki yatırım hacminin arttırılması için çaba göstereceklerini kaydeden yetkililer, yatırımların önündeki bürokratik engellerin aşılması için de çalışılacağını kaydetti. İki ülke arasında, özel sektördeki ortaklıkların güçlendirilmesi, yenilenebilir enerji, petrol, altyapı ve siber güvenlik de dahil olmak üzere bir dizi hayati sektördeki yatırımların arttırılması kararlaştırıldı. Taraflar ayrıca, iklim, çevre ve denizlerin korunması konularında işbirliği ve koordinasyonun güçlendirilmesi, özellikle tarım alanında iki ülke arasındaki ticaret hacminin arttırılması hususunda anlaştı. Suudi Arabistan tarafı, Mısır hükümeti tarafından yürütülen ekonomik reformları övdü ve iki kardeş halk için istikrar ve refahın sağlanmasını amaçlayan, ekonomik işbirliğini geliştirme konusundaki istekliliğini teyit etti.  
Suudi Arabistan ile Mısır arasındaki görüşmelerde ayrıca, Mısır’ın Şarm eş-Şeyh şehrinde düzenlenecek olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı’na (COP27) eşzamanlı olarak, Yeşil Ortadoğu Zirvesi ve Yeşil Suudi Arabistan Girişimi toplantılarının düzenlenmesi kararlaştırıldı. Mısır ve Suudi Arabistan, sağlık ve eğitim alanlarındaki işbirliğinin arttırılmasına da karar verdi. Taraflar, Birleşmiş Milletler’in salgınla mücadele çabalarını desteklemek, sağlık sektörlerindeki mevcut sorunların giderilmesinde ve muhtemel tehditlerin aşılmasında birlikte hareket etme hususunda anlaştı. Ayrıca yüksek öğretim ve araştırma geliştirme projelerindeki işbirliği seviyesinin yükseltilmesi, her iki ülkedeki üniversite ve araştırma merkezlerinin ortak projeler geliştirmesinin teşvik edilmesi kararlaştırıldı. Taraflar turizm alanında işbirliğinin, iki ülkedeki turizm hareketinin geliştirilmesinin yanı sıra potansiyel turizm rotalarının araştırılması ve her iki ülkenin turizm sektörünün güçlendirilmesi konusunda da anlaşma sağladı. Ayrıca iki ülke arasındaki kültürel etkileşimin bir üst seviyeye çıkarılması ve müşterek kültürel faaliyetlerin düzenlenmesi kararlaştırıldı.  
Suudi Arabistan ve Mısır siyasi alanda, her iki ülkenin güvenlik ve istikrarını sağlama noktasında, tüm siyasi meselelerde işbirliğini geliştirme konusundaki kararlılıklarını ifade etti. Bölgesel ve uluslararası gelişmelere dair ortak çıkarlar nazarından koordinasyon ve istişarelerin arttırılması kararlaştırıldı. Heyetler arası görüşmelerde Filistin meselesi de ele alındı. Taraflar İsrail-Filistin anlaşmazlığının adil ve kapsamlı bir çözüme kavuşturulması hususunda hemfikir olduklarını beyan etti. İsrail-Filistin barışının sağlanması ve iki devletli çözüm temelinde müzakerelerin yeniden başlatılması için gerçek ve etkili girişimlerde bulunulmasının gereği üzerinde duruldu. Bu bağlamda, Filistin halkının haklarının korunması için, ilgili uluslararası kararların ve Arap Barışım Girişimi’nin uygulanarak, başkenti Doğu Kudüs olan 1967 sınırları uyarınca kurulacak bağımsız bir Filistin devletinin desteklenmesi kararlaştırıldı.  
Taraflar Yemen’de kapsamlı bir siyasi çözüme ulaşılması noktasında, Birleşmiş Milletler’in ve bölge ülkelerinin girişimlerini desteklediklerini bir kez daha teyit etti. Körfez Girişimi ve mekanizmalarının uygulanması için çaba gösterilmesi üzerinde hemfikir olundu. Mısır tarafı, Suudi Arabistan’ın Yemenliler arasında uzlaşı sağlanması ve ateşkes sağlanması yönündeki çabalarını övdü, ayrıca Yemen’e yapılan insani yardımlarından ve bu yardımları kolaylaştırma rolünden de övgüyle söz etti. Taraflar, istikrar ve güvenliğin sağlanması amaçlı görevlerini etkili bir şekilde yerine getirebilmesi için Yemen Başkanlık Konseyi’ni desteklemeye devam edeceklerini vurguladı. Birleşmiş Milletler’in Yemen’de ateşkes sağlamasını son derece olumlu bir adım olarak niteleyerek, ateşkes süresinin uzatılmasını memnuniyetle karşıladılar. Suudi Arabistanlı yetkililer, Mısırlı meslektaşlarına, Birleşmiş Milletler ve Yemen hükümetinin talebiyle, Kahire-Sana arasında insani yardımların sağlanabilmesi için uçuşları yeniden başlatması dolayısıyla teşekkür etti. Taraflar bir kez daha Husilerin Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri ile Yemen’deki siyasilere yönelik saldırıları ve ulusal uzlaşı çabalarını engellemelerini şiddetle kınadı.  
Suudi Arabistan ve Mısır, Iraklı tarafların bir an önce kapsayıcı bir hükümet kurmada başarılı olması yönündeki dileklerini dile getirdi. Oluşturulacak yeni hükümetin, kardeş Irak halkının özlemlerini karşılaması, güvenlik ve istikrarı sağlayarak terör örgütleriyle mücadelede başarılı olması temenni edildi. Yeni hükümetin Irak’ı, kardeş Arap ülkeleriyle ilişkilerinde yeni ufuklara taşımasını umduklarını ifade eden taraflar, Arap halklarının kardeş olduğunu ve kaderlerinin birbirine bağlı olduğunu vurguladı. Taraflar, Sudan’daki geçiş sürecinin başarılı olması için bu ülkeye sağladıkları desteği sürdüreceklerini belirterek, Sudan’daki tüm tarafların diyalog içinde olmasının önemine işaret ettiler. Suudi Arabistan ve Mısır, Lübnan’ın güvenlik ve istikrarına ve toprak bütünlüğünün korunmasının önemine vurgu yaptı. Lübnan’ın Arap kimliğinin korunmasının önemine değinen taraflar, ülkedeki krizin aşılması için gerekli reformların uygulanması çağrısında bulundu. Taraflar, Lübnan’ın bölgenin istikrarını sarsan terör örgütlerinin ve uyuşturucu ticaretinin geçiş rotası olmaması gerektiğine de dikkat çekti.


Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi Kahire’de görüştü. (SPA)  

Suriye meselesine de değinen taraflar, Suriye krizinin, kardeş Suriye halkının özlemlerini gerçekleştirecek bir şekilde, ülkenin toprak bütünlüğünün korunarak çözüme kavuşturulmasının zorunlu olduğunu vurguladı. Taraflar Suriye’de demografik yapıyı değiştirecek, güvenlik ve istikrarı sarsacak dış müdahalelerin son bulması gerektiğine dikkat çekerek, Birleşmiş Milletler Suriye özel temsilcisinin girişimlerini desteklediklerini kaydetti. Suudi Arabistan ve Mısır, Libya’nın toprak bütünlüğünün, güvenlik ve istikrarının korunması gerektiğini teyit ederek, Libyalıların dış müdahalelerden bağımsız olarak kendi aralarında bir uzlaşı sağlamalarının önemine değindi. Libya’da bir an önce parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimi olması gerektiğini ifade eden taraflar, Libyalılara birlik olmaları çağrısında bulundu. Suudi Arabistan tarafı, Mısır’ın Libya’daki anayasal süreçle ilgili çabalarını övdü. Libya’daki kurumların rolünü desteklemenin önemini vurgulayan taraflar, bu bağlamda, seçilmiş yasama organı olması nedeniyle Libya Temsilciler Meclisi'nin ulusal çabalarını ve meşru kararlarını desteklediklerini ifade etti. Taraflar ayrıca BM Güvenlik Konseyi’nin 2570 ve 2571 sayılı kararları uyarınca, istisnasız ve erteleme olmaksızın, Libya’daki tüm yabancı güçlerin ve paralı askerlerin belirli bir takvim çerçevesinde ülkeyi terk etmesi gerektiğini belirtti. Libya’daki 5+5 Ortak Askeri Komite’nin çabalarını öven taraflar, ülkedeki ateşkesin korunmasının önemini vurguladı.  
 Suudi Arabistan ve Mısır, İran'ın nükleer faaliyetlerinin barışçıl bir çerçevede tutulması ve nükleer silah edinmesini önlemeye yönelik uluslararası çabaları desteklediklerini teyit etti. Taraflar, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın rolünün güçlendirilmesi ve nükleer silahların yayılmasının önlenmesinin önemi üzerinde hemfikir olduklarını bildirdi. Ortadoğu’nun kitlesel imha silahlarından arındırılması gerektiğini vurgulayan taraflar, İran’ı, iyi komşuluk ilişkileri bağlamında, Arap ülkelerinin iç işlerine müdahil olmaması konusunda uyardı. Taraflar, Arap ülkelerinin, İran’ı silahlı milisleri desteklememesi, barış ve istikrarı baltalamaması ve deniz ticaretini aksatmaması yönündeki uyarılarını desteklediklerini teyit ettiler. Mısır ve Etiyopya arasındaki Rönesans Barajı kriziyle ilgili, Suudi Arabistan, Mısır’ın su güvenliğini tamamıyla desteklediğini vurguladı. Suudi Arabistan Etiyopya’yı Rönesans Barajı’yla ilgili tek taraflı kararlar almaması konusunda uyardı, Mısır ve Sudan ile iletişimde kalarak ortak karar almasını ve bağlayıcı bir anlaşmaya imza atmasını tavsiye etti. Suudi Arabistan, Mısır’ı ulusal güvenliğini sağlama amaçlı tüm kararlarında destekleyeceğini vurguladı. Mısır tarafı da Suudi Arabistan’ın ulusal güvenliğini sağlama hususundaki önlem ve eylemlerini desteklediğini belirterek, iki ülkenin güvenliğinin bölünmez bir bütün olduğunun altını çizdi. Taraflar iki ülke arasında güvenlik alanlarındaki işbirliğinin ve koordinasyon düzeyinin arttırılmasını kararlaştırdı. Taraflar ayrıca terörizm ve terör finansmanıyla ortak mücadelenin sürdürülmesi hususunda anlaştı.



Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
TT

Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)

Suudi Arabistan, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) el-Kuvek Askeri Hastanesi'ne, Dünya Gıda Programı'na (WFP) ait bir yardım konvoyuna ve yerinden edilmiş sivilleri taşıyan bir otobüse yönelik gerçekleştirdiği suç teşkil eden saldırıları şiddetle kınadı. Bu saldırılar, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca silahsız sivilin ölümüne ve Sudan'ın Kuzey ve Güney Kordofan eyaletlerindeki yardım tesislerine ve konvoylarına zarar verilmesine yol açtı.

Suudi Arabistan, Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yayınlanan açıklamada, bu eylemlerin tamamen haksız ve tüm insani normların ve ilgili uluslararası anlaşmaların açık bir ihlali olduğunu teyit etti. Krallık, HDK'nin bu ihlallere derhal son vermesini ve uluslararası insani hukuk ve 11 Mayıs 2023'te imzalanan Cidde Deklarasyonu (Sudan'daki Sivillerin Korunmasına İlişkin Taahhüt) uyarınca, ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırılmasını sağlama konusundaki ahlaki ve insani yükümlülüğüne uymasını talep etti.

Suudi Arabistan, Sudan'ın birliğini, güvenliğini ve istikrarını, meşru kurumlarının korunmasını ve yabancı müdahaleyi reddettiğini yineledi. Ayrıca, siyasi bir çözümü desteklediklerini iddia etmelerine rağmen, bazı tarafların yasadışı silah, paralı asker ve yabancı savaşçıların sürekli akışını kınadı. Bu davranış, çatışmayı uzatmanın ve Sudan halkının acılarını artırmanın önemli bir faktörüdür.

Sudan Doktorlar Ağı'na göre, HDK'nin Dubeyker bölgesinden Kuzey Kordofan Eyaleti'ndeki el-Rahad şehrine yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırması sonucu, aralarında sekiz çocuk ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi öldü.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Cidde’deki bir görüşmede (Arşiv_SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede Türkiye ile Suudi Arabistan ikili ilişkileri, bölgesel ve küresel konular ele alındı.

Suudi Veliaht Prensi’nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan aldığı telefon görüşmesi sırasında iki ülke arasındaki ikili ilişkiler gözden geçirilirken, bölgesel ve uluslararası gelişmeler hakkında da görüş alışverişinde bulunuldu.


Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinden sonra Gazze'deki çeteler çöktü mü?

Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
TT

Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinden sonra Gazze'deki çeteler çöktü mü?

Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)

İzzeddin Ebu Ayşe

İsrail, Gazze Şeridi'nde kimliği belirsiz saldırganlar tarafından Halk Güçleri olarak bilinen silahlı milis grubunun lideri Yaser Ebu Şebab'ın öldürüldüğünü duyurur duymaz, grubun birçok üyesi onlara af kapısını açan Gazze hükümetine teslim olmaya başladı.

İsrail'in Hamas’a karşı mücadele etmek için Gazze Şeridi'nde kurulmasını denetlediği silahlı bir milis grubun lideri olan Ebu Şebab, aralık ayı başında öldürüldü. Ölümü, grubunun üyeleri arasında iç anlaşmazlıklara yol açtı.

Af ve diğer girişimler

Gazze'de Hamas yönetimindeki İçişleri Bakanlığı bu durumdan yararlanarak, silahlı milis gruplar ile iş birliği yapanlara “af kapısını” açtı ve onlara af sözü verdi. Bu durum, Filistinli ailelerin ve aşiretlerin, Tel Aviv'in yönlendirmesiyle Gazze sakinlerine karşı suçlar işleyen çetelere katılan evlatlarına verdikleri desteklerini geri çekmeleriyle aynı zamana denk geldi. Hamas’a bağlı güvenlik güçleri de silahlı grupların üyelerine karşı çeşitli operasyonlar düzenledi.

sd
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan, Husam el-Astal'ın Hamas'ı tehdit ettiği bir görüntü (sosyal medya)

Tüm bu faktörler, silahlı milis grupların bir dizi üyesinin Gazze hükümetine teslim olmasına katkıda bulundu. Peki bu, İsrail ordusu tarafından korunan Gazze'deki çetelerin dağılmasını hızlandıracak mı? Mevcut bilgilere göre, İsrail destekli bir çetenin 60 üyesi, Gazze'deki güvenlik güçlerine gönüllü olarak teslim oldu ve güvenlik güçleri davalarını yasal çerçevede işleme koydu. Bu haber İsrail Yayın Kurumu tarafından da doğrulandı.

Teslim olma eylemi, aranan kişilerin ailelerinin doğrudan teması ve aşiret liderlerinin açık desteğiyle gönüllü olarak gerçekleşti. İçişleri Bakanlığı, davalarını ele almak ve yargılama süreçlerini kolaylaştırmak için çalışacağına dair söz verdi.

Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Siyasi analistler, Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından, yerel çeteleri savaşta alternatif araçlar olarak kullanmaya dayanan İsrail projesinde önemli bir değişimin yaşandığına inanıyor.

Gazze'deki hükümetin Medya Ofisi Müdürü İsmail es-Sevabite, “Bu suç çetelerinin başarısızlığına katkıda bulunan faktörler her geçen gün artıyor ve İsrail'in hedeflerini gerçekleştirmekte başarılı olamayacaklar. Bu çeteler, sadece güvenlik güçleriyle değil, Filistin toplumunun tüm kesimleriyle çatışmaya giriyor. Bu da zamanla dağılan bu çetelerin zayıflamasına yol açtı. Güvenlik güçleri, teslim olan tüm üyelerle sorumlu bir şekilde ve hukuka uygun olarak ilgileniyor” dedi.

Aşiret denetimi

Gazze Şeridi'ndeki Yüksek Aşiret Komitesi Başkanı Hüsnü el-Muğni, “Halk Güçleri” grubuna mensup yaklaşık 60 silahlı kişinin Hamas'a teslim olduğunu belirtti. Teslim olma süreci, Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından birkaç aşamada gerçekleşti. Muğni, “Yüksek Aşiret Komitesi bu sürecin organizasyonunu denetledi, onlara af sağladı ve güvenliklerini garanti altına aldı. İsrail, sabıkalı bir grup kişiyi kullanarak onlara kabile veya aşiret temelli bir görünüm kazandırmaya çalıştı, ancak bu başarısız oldu” diye ekledi.

Muğni, “Aşiretler, bu çetelere katılanların tümünün aileleriyle iletişime geçti ve halklarına dönmek isteyenlere yardım teklif etti. Aileleri ve aşiretleri aracılığıyla birçoğunu geri getirmeyi başardılar” diye açıkladı.

Liderliğin ardından çöküş

Siyasi araştırmacı İlham Kreys, “Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesi bu çeteler için bir iç sarsıntı oluşturdu, ancak bu mutlaka tam bir dağılmanın başlangıcı anlamına gelmez. Bununla birlikte, bu, yapılarının kırılganlığının açık bir göstergesi çünkü doğaları gereği bir ideoloji veya gerçek bir örgütlenmeden yoksun gruplardır” diye ekliyor. “Bu çeteler kilit figürlere dayanır, bu nedenle ağırlık merkezini oluşturan liderin öldürülmesi içsel bir boşluğa ve güç mücadelelerine yol açar. Birleşik bir vizyonun yokluğu da buna katkıda bulunurken, liderlik yapısının zayıflığı içsel bir boşluğa ve güç mücadelelerine yol açarak bağların hızla çözülmesine neden olur.”

Kreys, “milislerin saflarındaki hızlanan çöküş, İsrail'in vekalet savaşlarına oynadığı bahsin sınırlarını ortaya koyuyor ve Filistin toplumunda sosyal bir temel veya destekleyici bir ortam oluşturmada yapısal bir başarısızlığı gösteriyor” diye açıklıyor. “Ebu Şebab'ın öldürülmesi, güvenlik ortamını yeniden şekillendiren ve sahada yeni bir gerçeklik yaratan, bu milislerin saflarında psikolojik bir çöküşe yol açan ve birçok üyesinin teslim olmasına neden olan çok önemli bir an oldu. Teslim olanların sayısının artması bekleniyor” diye ekliyor.

Kreys, “Ebu Şabab'ın öldürülmesine yönelik halkın tepkisi, bu gruplara yönelik toplumsal desteğin eksikliğini yansıtıyor. Bu durum da silahlı grup üyelerinin birçoğunun, genel ortamın kendilerine herhangi bir koruma sağlamayacağını fark ettikten sonra teslim olmalarına yol açtı” diye açıklıyor.

Silahlı gruplar güçlerini koruduklarını vurguluyorlar

Buna karşılık, “Halk Silahlı Gücü” Gassan el-Dahini'yi yeni lideri olarak atadığını duyurdu. Dahini, Hamas'a karşı grubunun mücadelesine devam edeceğine söz vererek, “Hamas'tan korkmuyorum. Halk ve özgür kimseler adına, onlarla savaşıyorum, evlatlarını tutukluyorum ve teçhizatlarına el koyuyorum. Liderinin ölümüne rağmen grup halen aktif. Yokluğu acı verici, ancak terörle mücadeleyi durdurmayacak” dedi.

Han Yunus'taki bir diğer silahlı grubun lideri Hussam el-Astal da Yaser Ebu Şebab'ın mezarı başında Dahini ile birlikte bir videoda göründü. Hamas'ı tehdit ederek, “Yaser Ebu Şebab'ın mezarından Hamas'a ve yandaşlarına mesajımızı gönderiyoruz: Mücadeleye devam edeceğiz ve Yaser'in ölümü bizi zayıflatmadı, aksine gücümüzü ve birliğimizi artırdı. Devam edeceğiz ve Hamas'ın sonu gelecek” dedi.

İsrail Ordusu Sözcüsü Nadav Şoşani ise, “Hamas'ın sözde İçişleri Bakanlığı, kendisine karşı çıkmaya cesaret eden her Gazzeliye işkence uyguluyor, infaz ediyor ve zorla kaybettiriyor. Tel Aviv, daha iyi bir gelecek isteyen ve Hamas'ın zulmünü reddeden Gazellilerle birlikte çalışacak. Uzun zamandır Hamas'ın baskıcı pençesinden kurtulmak isteyen birçok Filistinli var” dedi. Şoşani, “Hamas karşıtı grupların başarısız olduğu iddiaları, gerçekliği yeniden yazmaya çalışan çökmekte olan bir hareketin son çırpınışlarından ibarettir” diye de ekledi.