Suudi Arabistan ve Ürdün’den ekonomi ve yatırım alanlarındaki iş birliğini artırma kararı

Prens Muhammed bin Selman, Ürdün’den Ürdün Veliaht Prensi Hüseyin bin Abdullah tarafından uğurlandı. (SPA)
Prens Muhammed bin Selman, Ürdün’den Ürdün Veliaht Prensi Hüseyin bin Abdullah tarafından uğurlandı. (SPA)
TT

Suudi Arabistan ve Ürdün’den ekonomi ve yatırım alanlarındaki iş birliğini artırma kararı

Prens Muhammed bin Selman, Ürdün’den Ürdün Veliaht Prensi Hüseyin bin Abdullah tarafından uğurlandı. (SPA)
Prens Muhammed bin Selman, Ürdün’den Ürdün Veliaht Prensi Hüseyin bin Abdullah tarafından uğurlandı. (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Ürdün ziyaretinde iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğinin güçlendirilmesi kararlaştırıldı. Muhammed bin Selman Amman’da Ürdün Kralı 2. Abdullah ve Ürdün Veliaht Prensi Hüseyin bin Abdullah ile kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdi. Görüşmelerde, ortak ilgi alanına giren birçok bölgesel ve uluslararası mesele masaya yatırıldı. Toplantının başlıca gündem maddesi ise Filistin meselesi oldu. Taraflar, Filistin meselesinin, 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını içeren, iki devletli çözüm kapsamında siyasi bir ufuk bulunarak halledilmesi gerektiği üzerinde hemfikir oldu. Muhammed bin Selman ve Kral 2. Abdullah, bölgesel ve uluslararası istikrar ve güvenliğin tesis edilebilmesi için iki devletli çözümün tek seçenek olduğunu vurgulayarak, İsrail’in adil bir barış ve bağımsız bir Filistin devletini engelleyen yasa dışı eylemlerini bir an önce durdurması gerektiğini ifade ettiler.
Suudi Arabistan-Ürdün ortak bildirisinde, İsrail'in Kudüs'teki Müslüman ve Hristiyan kutsallarına, ayrıca Ürdün Vakıflar ve İslami İşler Bakanlığı’na bağlı Kudüs İslami Vakıflar İdaresi’nin yetkisine saygı duyması istendi. İslami Vakıflar İdaresi’nin Mescid-i Aksa’nın işlerini yürütmede tek yetkili merci olduğu vurgulanan açıklamada, Mescid-i Aksa’nın tüm alanıyla Müslümanların ibadet alanı olduğu vurgulandı. Suudi Arabistan, Haşimi Ürdün Krallığı’nın Kudüs’teki Müslüman ve Hristiyan kutsallarının korunmasındaki tarihi rolü ve sorumluluklarını özveriyle yerine getirmesine övgüde bulundu.
Taraflar Yemen meselesinde, Körfez Girişimi ve yürütme mekanizmaları başta olmak üzere ülkedeki krizin kapsamlı bir siyasi çözüme ulaştırılması için sergilenen tüm bölgesel ve uluslararası çabaları desteklediklerini teyit ettiler. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2216 sayılı kararının uygulanması gerektiğine işaret eden taraflar, Yemen Ulusal Diyalogu’nun sonuçlarını desteklediklerini deklare ettiler. Taraflar ayrıca Husi milislerin, ülkedeki önde gelen isimleri hedef almasını, Suudi Arabistan’daki hayati sektörlere terör saldırıları gerçekleştirmesini ve Yemen’de siyasi çözümün önünde engel teşkil edecek eylemlerde bulunmasını kınadılar. Ürdün, Suudi Arabistan’ın ulusal güvenliğini ve istikrarı korumak için alacağı tüm önlemleri desteklediğini yineledi. Taraflar ayrıca Yemen Başkanlık Konseyi’nin güvenlik ve istikrarı sağlama ve ülkedeki krizi sonlandırma yönündeki çabalarını desteklediklerini ifade ettiler.
Suudi-Ürdün ortak bildirisinde, uluslararası topluma, Husilere baskı yaparak ateşkesi sürdürmelerinin, BM Yemen Özel Elçisi ile iş birliği yapmalarının ve barış çabalarına ciddiyetle katılmalarının sağlanmasına katkıda bulunulması istendi.
Suriye meselesine de değinilen ortak bildiride, Suriye’nin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün korunması, güvenlik ve istikrarın yeniden sağlanması ve mültecilerin gönüllülük esasına göre geri dönüşünü sağlayacak koşulların yaratılması için çaba sarf edilmesi gerektiği belirtildi. Suriye halkının yanında durmaya devam edeceklerini vurgulayan taraflar, uluslararası toplumun mültecilere destek vermeyi sürdürmesi gerektiğini belirterek, mültecilerin yükünün sadece misafir eden ev sahibi ülkelere yüklenemeyeceğini ve ortak sorumluluk gerektirdiğini ifade ettiler. Suudi Arabistan, Ürdün’ün 1 milyon 300 bin kardeş Suriyeli mülteciyi barındırarak sergilediği insani tutumu takdir ettiğini iletti.
Lübnan’da güvenlik ve istikrarın korunması gerektiğini vurgulayan taraflar, Lübnan devletine ve halkına, içinde bulundukları krizi aşmak için destekte bulunulmasının zorunlu olduğunu vurguladılar. Suudi Arabistan ve Ürdün, Lübnan’a bir an önce reformların gerçekleştirilmesini, komşu ülkelerle iyi ilişkiler geliştirmesini ve silahı meşru organlarla sınırlandırmasını tavsiye ettiler. Hizbullah’ın Arap ülkelerinin iç işlerine karışmaktan imtina etmesi ve bölgedeki güvenliği tehdit eden icraatları sonlandırması da talep edildi.
Suudi Arabistan ve Ürdün, Irak’ın güvenliğinin bölgesel güvenlikte kilit bir rolü olduğunu ifade ederek, kardeş Irak’ın terörle mücadelesini, güvenlik ve istikrarı sağlama çabalarını desteklediklerini vurguladılar. Taraflar, ülkenin yeniden inşasında, kardeş Irak halkının refah içinde daha iyi bir geleceğe ulaşması için Irak’ın yanında durduklarını teyit ettiler. Ayrıca Ortadoğu’nun nükleer silahlardan ve kitle imha silahlarından arındırılması yönündeki uluslararası çabaları desteklediklerini belirterek İran’ın nükleer faaliyetlerinin barışçıl çerçevede kalmasını ve nükleer silah geliştirmesinin engellenmesinin önemini vurguladılar. İran’ın iyi komşuluk ilişkilerini benimsemesi, bölgedeki istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerini sonlandırması ve Arap ülkelerinin iç işlerine müdahil olmayacağını taahhüt etmesi yönündeki Arap ülkelerinin çabalarını desteklediklerini ifade ettiler. Suudi Arabistan ve Ürdün radikalizm ve her türlü terörle mücadelede çabalarını artırmayı, terörizmin fikirsel köklerini ve finansmanını kurutmak için iş birliği yapmayı, dini, kültürel ve sosyal ılımlı mesajların ve değerlerin yaygınlaşması için dayanışmayı sıkılaştırmayı taahhüt ettiler. Taraflar ayrıca bölgesel ve uluslararası alanlarda, iki ülkeyi ilgilendiren politik, güvenlik konularında koordinasyon, iş birliği ve istişareleri artırmayı kararlaştırdı.
Suudi-Ürdün ortak bildirisinde, iki ülke arasındaki ekonomi ve yatırım alanlarındaki iş birliği seviyesinin artırılmasının da kararlaştırıldığı kaydedildi. Taraflar, Suudi-Ürdün Ortak Komitesi’nin 17’inci toplantısının sonuçlarının ve daha önce yapılan anlaşmaların uygulanmasının takibinin önemine atıfta bulundular. Ayrıca madencilik, altyapı, tarım, turizm, kültür, sağlık, bilgi teknolojileri sektörleri başta olmak üzere, ortak yatırımlarda iş birliğinin güçlendirilmesi ve çeşitlendirilmesinin önemine dikkat çektiler.
Suudi Arabistan, Ürdün’ün on yıllık ekonomik modernizasyon vizyonunu takdirle karşıladığını bildirirken taraflar, iki ülke arasında elektrik alanındaki iş birliğinin arttırılmasının ve enerji verimliliği alanlarında ortaklığın güçlendirilmesinin önemini vurguladılar. Ürdün Haşimi Krallığı, Suudi Arabistan'ın Yeşil Suudi Arabistan ve Yeşil Ortadoğu girişimlerini başlatmasından duyduğu memnuniyeti dile getirirken Riyad yönetiminin iklim ve çevre alanlarındaki çabalarını desteklediğini bildirdi.
Taraflar, hidrojen projelerinde iş birliğinin arttırılmasını da kararlaştırdılar. Nükleer enerjinin barışçıl kullanımı alanında iş birliğinin sürdürülmesinin önemini vurgulayan taraflar ayrıca gıda güvenliği, sağlık ve eğitim alanlarındaki ortaklığı geliştirme ve özellikle küresel salgınlarla mücadelede dayanışmanın artırılmasının gereğine işaret ettiler. Taraflar, turizm, kültür, spor ve gençlikle ilgili alanlardaki iş birliği seviyesinin yükseltilmesinde de hemfikir olduklarını belirtirken Suudi Arabistan, Expo 2030'un başkent Riyad'da düzenlenmesi için desteklerinden dolayı Ürdün’e teşekkür etti.



Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinden sonra Gazze'deki çeteler çöktü mü?

Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
TT

Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinden sonra Gazze'deki çeteler çöktü mü?

Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan bir karede, Ebu Şebab'ın ölümünden sonra Halk Güçleri’nin komutasını devralan Gassan el-Dahini görülüyor (sosyal medya)

İzzeddin Ebu Ayşe

İsrail, Gazze Şeridi'nde kimliği belirsiz saldırganlar tarafından Halk Güçleri olarak bilinen silahlı milis grubunun lideri Yaser Ebu Şebab'ın öldürüldüğünü duyurur duymaz, grubun birçok üyesi onlara af kapısını açan Gazze hükümetine teslim olmaya başladı.

İsrail'in Hamas’a karşı mücadele etmek için Gazze Şeridi'nde kurulmasını denetlediği silahlı bir milis grubun lideri olan Ebu Şebab, aralık ayı başında öldürüldü. Ölümü, grubunun üyeleri arasında iç anlaşmazlıklara yol açtı.

Af ve diğer girişimler

Gazze'de Hamas yönetimindeki İçişleri Bakanlığı bu durumdan yararlanarak, silahlı milis gruplar ile iş birliği yapanlara “af kapısını” açtı ve onlara af sözü verdi. Bu durum, Filistinli ailelerin ve aşiretlerin, Tel Aviv'in yönlendirmesiyle Gazze sakinlerine karşı suçlar işleyen çetelere katılan evlatlarına verdikleri desteklerini geri çekmeleriyle aynı zamana denk geldi. Hamas’a bağlı güvenlik güçleri de silahlı grupların üyelerine karşı çeşitli operasyonlar düzenledi.

sd
Yaygın olarak paylaşılan bir videodan alınan, Husam el-Astal'ın Hamas'ı tehdit ettiği bir görüntü (sosyal medya)

Tüm bu faktörler, silahlı milis grupların bir dizi üyesinin Gazze hükümetine teslim olmasına katkıda bulundu. Peki bu, İsrail ordusu tarafından korunan Gazze'deki çetelerin dağılmasını hızlandıracak mı? Mevcut bilgilere göre, İsrail destekli bir çetenin 60 üyesi, Gazze'deki güvenlik güçlerine gönüllü olarak teslim oldu ve güvenlik güçleri davalarını yasal çerçevede işleme koydu. Bu haber İsrail Yayın Kurumu tarafından da doğrulandı.

Teslim olma eylemi, aranan kişilerin ailelerinin doğrudan teması ve aşiret liderlerinin açık desteğiyle gönüllü olarak gerçekleşti. İçişleri Bakanlığı, davalarını ele almak ve yargılama süreçlerini kolaylaştırmak için çalışacağına dair söz verdi.

Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Siyasi analistler, Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından, yerel çeteleri savaşta alternatif araçlar olarak kullanmaya dayanan İsrail projesinde önemli bir değişimin yaşandığına inanıyor.

Gazze'deki hükümetin Medya Ofisi Müdürü İsmail es-Sevabite, “Bu suç çetelerinin başarısızlığına katkıda bulunan faktörler her geçen gün artıyor ve İsrail'in hedeflerini gerçekleştirmekte başarılı olamayacaklar. Bu çeteler, sadece güvenlik güçleriyle değil, Filistin toplumunun tüm kesimleriyle çatışmaya giriyor. Bu da zamanla dağılan bu çetelerin zayıflamasına yol açtı. Güvenlik güçleri, teslim olan tüm üyelerle sorumlu bir şekilde ve hukuka uygun olarak ilgileniyor” dedi.

Aşiret denetimi

Gazze Şeridi'ndeki Yüksek Aşiret Komitesi Başkanı Hüsnü el-Muğni, “Halk Güçleri” grubuna mensup yaklaşık 60 silahlı kişinin Hamas'a teslim olduğunu belirtti. Teslim olma süreci, Ebu Şebab'ın öldürülmesinin ardından birkaç aşamada gerçekleşti. Muğni, “Yüksek Aşiret Komitesi bu sürecin organizasyonunu denetledi, onlara af sağladı ve güvenliklerini garanti altına aldı. İsrail, sabıkalı bir grup kişiyi kullanarak onlara kabile veya aşiret temelli bir görünüm kazandırmaya çalıştı, ancak bu başarısız oldu” diye ekledi.

Muğni, “Aşiretler, bu çetelere katılanların tümünün aileleriyle iletişime geçti ve halklarına dönmek isteyenlere yardım teklif etti. Aileleri ve aşiretleri aracılığıyla birçoğunu geri getirmeyi başardılar” diye açıkladı.

Liderliğin ardından çöküş

Siyasi araştırmacı İlham Kreys, “Yaser Ebu Şebab'ın öldürülmesi bu çeteler için bir iç sarsıntı oluşturdu, ancak bu mutlaka tam bir dağılmanın başlangıcı anlamına gelmez. Bununla birlikte, bu, yapılarının kırılganlığının açık bir göstergesi çünkü doğaları gereği bir ideoloji veya gerçek bir örgütlenmeden yoksun gruplardır” diye ekliyor. “Bu çeteler kilit figürlere dayanır, bu nedenle ağırlık merkezini oluşturan liderin öldürülmesi içsel bir boşluğa ve güç mücadelelerine yol açar. Birleşik bir vizyonun yokluğu da buna katkıda bulunurken, liderlik yapısının zayıflığı içsel bir boşluğa ve güç mücadelelerine yol açarak bağların hızla çözülmesine neden olur.”

Kreys, “milislerin saflarındaki hızlanan çöküş, İsrail'in vekalet savaşlarına oynadığı bahsin sınırlarını ortaya koyuyor ve Filistin toplumunda sosyal bir temel veya destekleyici bir ortam oluşturmada yapısal bir başarısızlığı gösteriyor” diye açıklıyor. “Ebu Şebab'ın öldürülmesi, güvenlik ortamını yeniden şekillendiren ve sahada yeni bir gerçeklik yaratan, bu milislerin saflarında psikolojik bir çöküşe yol açan ve birçok üyesinin teslim olmasına neden olan çok önemli bir an oldu. Teslim olanların sayısının artması bekleniyor” diye ekliyor.

Kreys, “Ebu Şabab'ın öldürülmesine yönelik halkın tepkisi, bu gruplara yönelik toplumsal desteğin eksikliğini yansıtıyor. Bu durum da silahlı grup üyelerinin birçoğunun, genel ortamın kendilerine herhangi bir koruma sağlamayacağını fark ettikten sonra teslim olmalarına yol açtı” diye açıklıyor.

Silahlı gruplar güçlerini koruduklarını vurguluyorlar

Buna karşılık, “Halk Silahlı Gücü” Gassan el-Dahini'yi yeni lideri olarak atadığını duyurdu. Dahini, Hamas'a karşı grubunun mücadelesine devam edeceğine söz vererek, “Hamas'tan korkmuyorum. Halk ve özgür kimseler adına, onlarla savaşıyorum, evlatlarını tutukluyorum ve teçhizatlarına el koyuyorum. Liderinin ölümüne rağmen grup halen aktif. Yokluğu acı verici, ancak terörle mücadeleyi durdurmayacak” dedi.

Han Yunus'taki bir diğer silahlı grubun lideri Hussam el-Astal da Yaser Ebu Şebab'ın mezarı başında Dahini ile birlikte bir videoda göründü. Hamas'ı tehdit ederek, “Yaser Ebu Şebab'ın mezarından Hamas'a ve yandaşlarına mesajımızı gönderiyoruz: Mücadeleye devam edeceğiz ve Yaser'in ölümü bizi zayıflatmadı, aksine gücümüzü ve birliğimizi artırdı. Devam edeceğiz ve Hamas'ın sonu gelecek” dedi.

İsrail Ordusu Sözcüsü Nadav Şoşani ise, “Hamas'ın sözde İçişleri Bakanlığı, kendisine karşı çıkmaya cesaret eden her Gazzeliye işkence uyguluyor, infaz ediyor ve zorla kaybettiriyor. Tel Aviv, daha iyi bir gelecek isteyen ve Hamas'ın zulmünü reddeden Gazellilerle birlikte çalışacak. Uzun zamandır Hamas'ın baskıcı pençesinden kurtulmak isteyen birçok Filistinli var” dedi. Şoşani, “Hamas karşıtı grupların başarısız olduğu iddiaları, gerçekliği yeniden yazmaya çalışan çökmekte olan bir hareketin son çırpınışlarından ibarettir” diye de ekledi.


Suudi ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 4,8 büyüdü... Petrol dışı faaliyetler büyümenin yüzde 50'sini oluşturuyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
TT

Suudi ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 4,8 büyüdü... Petrol dışı faaliyetler büyümenin yüzde 50'sini oluşturuyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’ın genel görünümü (SPA)

Suudi Arabistan ekonomisi, 2025’in üçüncü çeyreğinde yıllık bazda yüzde 4,8’lik reel büyüme kaydetti. Bu büyüme, ülkenin olumlu ekonomik performansının devam ettiğini gösterirken, petrol dışı faaliyetlerin ana itici güç olduğu gözlendi. Mevsimsel olarak düzeltilmiş reel gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) ise bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,4 arttı.

Suudi Arabistan Genel İstatistik Kurumu’nun (GASTAT) nihai verilerine göre, yıllık büyüme oranı, ekim ayında açıklanan ön tahminlerdeki yüzde 5’lik seviyenin biraz altında kaldı. Buna rağmen 2025’in en hızlı büyümesi olarak kayda geçti.

Yıllık toplam büyümeye en büyük katkıyı, 2,4 puan ile petrol dışı faaliyetler sağladı; bu oran, toplam yüzde 4,8’lik büyümenin yüzde 50’sini oluşturuyor. Petrol faaliyetlerinin katkısı ise 2 puan oldu. GASTAT, petrol dışı faaliyetler için büyüme tahminini yüzde 4,5’ten yüzde 4,3’e düşürürken, petrol faaliyetleri büyüme tahminini ise yüzde 8,2’den yüzde 8,3’e yükseltti.

Büyümede, ağustos sonunda OPEC+ ittifakının gönüllü üretim kesintilerinin sona ermesinin ardından petrol üretimindeki kademeli artışın etkisi oldu. Suudi Arabistan, eylül ayından itibaren günlük 547 bin varil artışla üretimini yükseltti ve kasım ayında buna ek olarak günlük 137 bin varil artış gerçekleştirdi.

Bunun yanı sıra, kamu faaliyetleri ve ürünler üzerinden alınan net vergiler de büyümeye her biri 0,2 puanlık sınırlı katkı sağladı.

Mevsimsel düzeltmelerle (çeyreklik bazda) bakıldığında, petrol ve petrol dışı faaliyetler sırasıyla büyümeye 0,8 ve 0,3 puanlık katkı sağladı.

Faaliyet türlerine göre performansa bakıldığında, tüm ekonomik faaliyetler yıllık bazda pozitif büyüme kaydetti. Üçüncü çeyrekte en hızlı büyüyen sektör, yıllık yüzde 11,9 ve çeyreklik yüzde 3,9 artışla petrol rafinajı oldu. Bunu, ham petrol ve doğalgaz faaliyetleri izledi; bu sektörler yıllık yüzde 7,3, çeyreklik yüzde 3,2 büyüme gösterdi. Elektrik, gaz ve su faaliyetleri ise yıllık yüzde 6,4, çeyreklik yüzde 1 oranında büyüme kaydetti.

Harcamaların bileşenlerine gelince, yıllık ve çeyreklik karşılaştırmalarda farklılıklar gözlendi. Özel nihai tüketim harcamaları yıllık yüzde 2,6 artarken, çeyreklik bazda yüzde 0,6 geriledi. Buna karşın, devletin nihai tüketim harcamaları yıllık yüzde 3,1 düşerken, çeyreklik bazda yüzde 1,4 arttı.

Toplam sabit sermaye oluşumu yıllık bazda yüzde 0,7 azaldı; ancak çeyreklik bazda güçlü bir artışla yüzde 6,2 yükseldi. Bu durum, üçüncü çeyrekte yatırım harcamalarının bir önceki çeyreğe kıyasla arttığını gösteriyor.

Dış ticarette ise performans, ihracattaki güçlü artışla desteklendi. İhracat yıllık yüzde 18,4, çeyreklik yüzde 7,5 yükseldi ve Suudi ürünlerine yönelik dış talebin güçlü olduğunu ortaya koydu. İthalat ise yıllık yüzde 4,3 artarken, çeyreklik bazda yüzde 1,2 azaldı.


Suudi Arabistan, Fortune Global Forum'da niteliksel atılımlarını sergiliyor... Krallık: ‘Fırsatlar Ülkesi’

Suudi Arabistan Kongre ve Fuar Genel Kurumu (SCEGA) Başkanı Fahd er-Reşid, Fortune Global Forum'un açılışında konuşma yaptı. (Fotoğraf: Turki el-Akili)
Suudi Arabistan Kongre ve Fuar Genel Kurumu (SCEGA) Başkanı Fahd er-Reşid, Fortune Global Forum'un açılışında konuşma yaptı. (Fotoğraf: Turki el-Akili)
TT

Suudi Arabistan, Fortune Global Forum'da niteliksel atılımlarını sergiliyor... Krallık: ‘Fırsatlar Ülkesi’

Suudi Arabistan Kongre ve Fuar Genel Kurumu (SCEGA) Başkanı Fahd er-Reşid, Fortune Global Forum'un açılışında konuşma yaptı. (Fotoğraf: Turki el-Akili)
Suudi Arabistan Kongre ve Fuar Genel Kurumu (SCEGA) Başkanı Fahd er-Reşid, Fortune Global Forum'un açılışında konuşma yaptı. (Fotoğraf: Turki el-Akili)

Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu Genel Sekreterliği Danışmanı ve Suudi Arabistan Kongre ve Fuar Genel Kurumu (SCEGA) Başkanı Fahd er-Reşid, Krallığın bugün bir fırsatlar ülkesi haline geldiğini belirterek, Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 çerçevesinde çeşitli alanlarda kaydettiği niteliksel atılımları vurguladı.

26-27 Ekim tarihlerinde ilk kez Riyad'da düzenlenen Fortune Global Forum'un açılış konuşmasında er-Reşid, kadınların işgücü piyasasına katılımının yüzde 37'ye ulaşarak 2030 için belirlenen hedefi aştığını açıkladı. Öte yandan, turizm sektörü geçen yıl 100 milyon ziyaretçi hedefi açıklanmışken, 120 milyon ziyaretçiyi ağırladı.

Er-Reşid, yaklaşık 8 milyonluk nüfusu ile dünyanın en büyük 50 şehir ekonomisi arasında yer alan Riyad şehrinin, Suudilerin hırsını ve zorlu bir ortamda inşa etme yeteneğini somutlaştırdığını belirtti. Er-Reşid, “Başarılar, Suudi halkını karakterize eden hırs, sabır ve sınırsız iyimserlik sayesinde elde edildi” ifadesini kullandı.

Er-Reşid, Vizyon 2030'un uygulanmasının tüm sektörleri kapsayan kesin performans göstergelerine dayandığını belirtti. Suudi Arabistan’ın, çeşitli bölgelerdeki erkek ve kadınların ortak çabalarıyla, küresel yetenekleri çekerek ve uluslararası ortaklıkları güçlendirerek binden fazla girişim başlattığını ve bunların yüzde 85'inin plana göre ilerlediğini kaydetti.

Suudi Arabistan’ın iş birliği ve yatırımı artırmak için dünyaya kollarını açtığını vurgulayan er-Reşid, konuşmasını şu ifadelerle tamamladı: “Buradayız, hazırız. Yeteneklerimizi artıracak ve bilgimizi derinleştirecek yeni ortaklıklar kurmayı sabırsızlıkla bekliyoruz.”

Fortune Global Forum, yapay zekâ alanındaki tarihi gelişmeler, jeopolitik gerilimler ve değişen ticaret politikalarının küresel pazarlar ve tedarik zincirleri üzerindeki etkisi dahil olmak üzere, küresel ekonomideki büyük değişikliklerin arkasındaki itici güçleri tartışıyor. Ayrıca, ekonomilerin stratejilerini enerji bağımlılığından finansal liderliği güçlendirmeye doğru yeniden yönlendirdiği, kamu-özel sektör ortaklıkları için yeni fırsatlar yarattığı ve iş ve yatırım alanlarında küresel iş birliğinin haritasını yeniden çizdiği Körfez bölgesindeki dönüşümleri de vurguluyor.