Batı, Rusya’yı enerji alanında Ortadoğu’dan hareket ederek mi kuşatmayı planlıyor?

Mısır, İsrail ve Avrupa Birliği arasındaki, gaz ihracatıyla ilgili ‘üçlü anlaşma’ bazı soruları gündeme getirdi

Mısır, İsrail ve Avrupa Birliği arasında Avrupa’ya doğal gaz tedariki konusunda yapılan ‘üçlü anlaşma’ Rusya-Ukrayna savaşı bağlamında siyasi ve ekonomik mesajlar içeriyor. (AFP)
Mısır, İsrail ve Avrupa Birliği arasında Avrupa’ya doğal gaz tedariki konusunda yapılan ‘üçlü anlaşma’ Rusya-Ukrayna savaşı bağlamında siyasi ve ekonomik mesajlar içeriyor. (AFP)
TT

Batı, Rusya’yı enerji alanında Ortadoğu’dan hareket ederek mi kuşatmayı planlıyor?

Mısır, İsrail ve Avrupa Birliği arasında Avrupa’ya doğal gaz tedariki konusunda yapılan ‘üçlü anlaşma’ Rusya-Ukrayna savaşı bağlamında siyasi ve ekonomik mesajlar içeriyor. (AFP)
Mısır, İsrail ve Avrupa Birliği arasında Avrupa’ya doğal gaz tedariki konusunda yapılan ‘üçlü anlaşma’ Rusya-Ukrayna savaşı bağlamında siyasi ve ekonomik mesajlar içeriyor. (AFP)

Tarık Fehmi   
Mısır, İsrail ve Avrupa Birliği arasındaki, gaz ihracatıyla ilgili ‘üçlü anlaşma’ bazı soruları gündeme getirdi. 
Mısır, İsrail ve Avrupa Birliği (AB) arasında Avrupa’ya doğal gaz tedariki konusunda yapılan anlaşma, Avrupa’nın ‘petrol piyasasındaki çalkantıları’ atlatmaya yönelik bir girişimi olarak değerlendirilebilir. Petrol ve gaz konusunda Ortadoğu’ya ağırlık verilmesinin başlıca mesajı ise Rusya’ya yöneliktir.
Söz konusu üçlü anlaşma, Avrupa Birliği’nin ‘alternatif enerji kaynakları’ arayışı çerçevesinde gerçekleşti. Ukrayna savaşının kış aylarında da süreceği tahmin edilirken, bahsi geçen anlaşmanın Rusya’yı ekonomik ve siyasi olarak çevreleme politikaları çerçevesinde mi gerçekleştiği merak ediliyor. Atılan adımların Rusya ve Batı arasındaki çatışmadan bağımsız olarak değerlendirilemeyeceği açıktır.  

Önemli öncüller
Mısır, İsrail ve Avrupa Birliği arasındaki doğal gaz ticareti anlaşması, Doğu Akdeniz Gaz Forumu (daha sonra bölgesel bir örgüte dönüştü) şemsiyesi altında gerçekleştirildi. Bu anlaşma, Rusya’nın Avrupa’ya yönelik ‘gaz savaşı’ diye adlandırılan uygulamaları başlatmasının ardından imzalandı. Gazprom, 14 Haziran’da yaptığı açıklamada, Kuzey Akım Boru Hattı üzerinden Almanya’ya yapılan gaz sevkiyatının 167 milyon metreküpten 100 milyon metreküpe düşürüldüğünü bildirmişti. AB Komisyonu Başkanı Von der Leyen, Rusya'nın Ukrayna'ya saldırısının ardından AB'nin Rusya'dan fosil enerji alımını azaltma ve enerji kaynaklarını çeşitlendirme kararı aldığını duyurmuştu. Mısır’ın başkenti Kahire’de, Rusya’ya olan enerji bağımlılığını azaltmak amacıyla Avrupa Birliği (AB), İsrail ve Mısır üçlü doğal gaz anlaşması imzaladı. Üçlü enerji mutabakat muhtırası, bir çerçeve anlaşma mahiyetinde ve Ortadoğu ülkelerindeki gazın Avrupa Birliği üyesi ülkelere aktarımı için yol ve yöntemler üzerinde çalışılmasını öngörüyor. İlk etapta İsrail'den Mısır'a doğal gaz boru hattı kurulacak ve Mısır'da sıvılaştırılan doğal gaz Avrupa'ya ulaştırılacak.  
Söz konusu üçlü mutabakat üç yıl süreli olarak öngörülmüş ve bu süre bittiğinde sözleşme iki yıllığına kendiliğinden yenilenecek. Sözleşmenin taban süresi dokuz yıldan az olarak belirlenmiş, çünkü Avrupa Birliği fosil yakıtlara olan bağımlılığını azaltma kapsamında uzun süreli bir anlaşmaya imza atmak istemiyor. Ayrıca fiyatların düşmesi umuduyla AB sabit fiyattan uzun süreli enerji satın almak da istemiyor.  
Anlaşma uyarınca AB, Avrupalı şirketleri, İsrail ve Mısır’daki gaz arama ve çıkarma ihalelerine katılmaya teşvik edecek. Anlaşmaya göre Mısır’dan Avrupa’ya ihraç edilen sıvılaştırılmış gaz miktarlarında artış kaydedilecek. Ciddi bir artışın yaşanmasının ise iki yılı bulabileceği tahmin ediliyor. Mısır halihazırda bir doğal gaz üreticisi, ancak iç piyasa talebinin yüksek olması ihracat miktarlarını düşürüyor. Mısır birçok Avrupa ülkesine halihazırda doğal gaz ihraç ediyor. Mısır’ın Türkiye’deki sıvılaştırılmış doğalgaz piyasasında 906 milyon dolar değerinde yüzde 23,28’lik bir payı bulunuyor. İtalya’ya her yıl 408, İspanya’ya ise 349 milyon dolar değerinde doğal gaz ihraç ediyor.  
Üçlü anlaşma çerçevesinde Mısır’ın sıvılaştırılmış doğal gaz ihracatının 2022'de 2,5 ile 3 milyar metreküp arasında değişeceği, ardından 4 milyar metreküpe çıkacağı değerlendiriliyor. Mısır’ın bu ihracatının Avrupa’nın Rusya’dan ithal ettiği doğal gaz miktarlarıyla kıyaslanması mümkün değil. Avrupa’nın Rusya’dan ithal ettiği gazın yıllık 155 milyar metreküp olduğu tahmin ediliyor. Ancak Mısır ve İsrail’in dışında, Avrupa’nın alternatif enerji kaynakları olarak Azerbaycan ve başta Nijerya olmak üzere bazı Afrika ülkelerine de yöneleceği biliniyor. İtalya, Cezayir’den ithal ettiği gaz oranlarını yükseltmek için girişimde bulunurken, Almanya Katar’la sıvılaştırılmış gaz ithalatıyla ilgili temaslarda bulunuyor.  
Avrupa’nın 2022’de Mısır’dan toplamda 7 milyar metreküp sıvılaştırılmış doğal gaz ithal etmesi bekleniyor. Daha önce kararlaştırılan miktar yaklaşık 5 milyar metreküp civarında idi. Bu miktarın bir sonraki yıl iki katına çıkarılması için çalışma yapılması üzerinde uzlaşıldı. Son aylarda Mısır’ın Türkiye ve Avrupa’ya ihraç ettiği gaz seviyelerinde ciddi artışlar gözleniyor.  

Ciddi problemler 
1-Üçlü anlaşmayla üzerinde uzlaşılan arz miktarları, Rusya ve Batı ülkeleri arasındaki anlaşmazlıktan kaynaklı sorunların Batılı perspektiften çözümü için yeterli olmayacaktır. Son anlaşma Mısır’dan Avrupa’ya sağlanacak sıvılaştırılmış doğal gazın arttırılmasıyla ilgili bir takvimi netleştirmiş değildir. Ayrıca, İsrail’den Mısır’a uzanacak doğal gaz boru hattının yapımına ne zaman başlanacağı da belirsizliğini korumaktadır. Bu da Rusya’nın Avrupa’daki enerji piyasalarına uzun bir süre daha hakim olacağını göstermektedir. Rusya Ukrayna ile ilgili planlarını sürdürecek ve Avrupa’ya ‘enerji kartıyla’ baskı yapmaya devam edecektir.  
2-Üçlü gaz anlaşmasının, EastMed (Doğu Akdeniz doğal gaz boru hattı) olarak isimlendirilen, İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs arasında 2020’de üzerinde anlaşılan doğal gaz boru hattına alternatif olup olmadığı merak konusu. Akdeniz’de inşa edilecek boru hattının tahmini maliyeti 6 milyar dolar olarak gösteriliyordu. Avrupa’nın gaz ihtiyacının yüzde 10’unu karşılayabilecek bu projenin önünde ise çok sayıda engel bulunmakta.  
3-Orta Doğu’daki gaz taşıma projeleri oldukça karmaşık. Katar dünyadaki doğal gaz rezervinin yaklaşık yüzde 14’üne sahip. Katar doğal gazını Avrupa’ya taşımak için Suudi Arabistan, Suriye ve Türkiye’den geçecek bir doğal gaz boru hattı inşa etmeyi planlıyordu. Mısır ve İsrail arasında da yeni bir doğal gaz boru hattı inşa edilmesi planlanmaktaydı. Mısır Ariş ile İsrail Aşkelon arasındaki doğal gaz hattının da geliştirilmesi planlanıyor. İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs ise Akdeniz boyunca devasa bir boru hattının inşasını kararlaştırdı. Avrupa Birliği 2025’te tamamlanması planlanan projeye destek sunacağını duyurdu ancak henüz somut bir gelişme kaydedilmedi. Ayrıca ilk etapta 200 kilometre mesafede İsrail ile Güney Kıbrıs, sonrasında da İtalya’ya uzatılması planlanan bir doğal gaz taşıma hattı projesi de söz konusu ve bu projenin maliyetinin 6 milyar dolar olması tahmin ediliyor.  
4-Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile Mısır arasında doğal gaz boru hattı inşası için 2018’de bir anlaşma imzalandı. Akdeniz’de su altından ilk uzun boru hattının inşasını öngören anlaşmaya göre, Kıbrıs’ın doğal gazı Mısır’da sıvılaştırılarak ihraç edilecekti. Anlaşma uyarınca, Kıbrıs'taki Afrodit sahasından Mısır'a gaz aktarılması öngörülmekteydi. Ürdün Enerji Bakanlığı da İsrail gazını ithal etmek için bir anlaşma imzaladı. Bu anlaşmaya göre İsrail ile Ürdün arasında 64 kilometre uzunluğunda bir boru hattının inşa edilmesi gerekiyor.   
5-Avrupa Birliği, EastMed (Doğu Akdeniz doğal gaz boru hattı) ve diğer hatları desteklemek konusunda tereddütler yaşıyor. Bunun sebebi, denizden geçecek hatların yüksek maliyetli olmaları ve Avrupa Birliği’ni uzun süre fosil yakıtlara bağımlı yapmaları. Avrupa yenilenebilir enerjiyi geliştirme planları yapıyor. Ayrıca Türkiye, kendi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti adına söz konusu hatta itiraz ederek, Akdeniz’deki bazı sahalarda hak iddia ediyor.  
Sonuç olarak; Avrupa Birliği, İsrail ve Mısır arasında yapılan üçlü anlaşma, Avrupa’nın Rus gazına alternatif enerji arayışları kapsamındadır. Ancak bu anlaşma, Avrupa’nın ihtiyaçlarını karşılamada esas teşkil etmekten uzaktır. Rusya bunu gayet iyi bilmekte ve bu bilgiyi dikkate alarak hareket etmektedir. Nitekim Rusya söz konusu anlaşmayla ilgili herhangi bir itiraz dillendirmediği gibi, Ukrayna savaşının sona ermesiyle birlikte, uzun vadede Avrupa ile krizin diplomatik çözümlerle aşılmasını ummaktadır. Ortadoğu’daki tüm gaz projeleri ile (İsrail, Mısır, Güney Kıbrıs, Türkiye ve diğerlerinin yer aldığı) Avrupa’nın günlük 3 milyar metreküpten fazla gaz ihtiyacının karşılanması mümkün değildir. Tüm bu projeler Avrupa’nın doğal gaz ihtiyacının ancak yüzde 10’unu karşılayabilir. Her ne kadar gaz ihtiyacını önemli oranda karşılayamasa da özellikle Mısır’ın doğal gazı önemli bir alternatif kaynak olarak öne çıkmaktadır. Mısır’ın mevcut gaz üretiminin yanı sıra yeni keşiflerle gaz rezervinin önemli miktarda artacağı öngörülmektedir. Bununla birlikte Avrupa’nın Rus gazından bütünüyle vazgeçemeyeceği açıktır.
Nihayetinde bu anlaşma Mısır’ın bölgesel bir gaz ihracatçısı statüsünü elde etmesine başlangıç teşkil edecektir. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Mısır’ın gaz ihracatının artması için en az iki yıllık bir süre gerekmekte. Anlaşmanın üçlü tarafları ile ABD arasında büyük siyasi, stratejik bağlar olduğu ve bu bağların orta ve uzun vadede korunacağı da gözden kaçırılmamalıdır.



Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
TT

Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, Paris'ten geldiği Berlin'de Avrupa turunun son durağını tamamladı. Ziyaret kapsamında taraflar arasında bir dizi ekonomik anlaşma imzalandı. Ekonominin merkezde olduğu ziyaret, bölgedeki siyasi gelişmelerin gölgesinde kaldı.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Zeydi ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, müzakerelerin ağırlıklı olarak “bölgedeki zor durum” ve İran'ın gerilimdeki rolü üzerinde yoğunlaştığını kaydetti.

Almanya Başbakanı Merz, İran'a Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, askeri programının durdurulması ve bölgedeki vekil güçlere verilen desteğin kesilmesi çağrısında bulundu. Merz ayrıca İran'ın “çatışmayı Irak'a taşımaması” gerektiğini söyledi.

Merz, Kızıldeniz'deki gelişmelerden duyduğu büyük endişeyi de dile getirdi. Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik saldırıların petrol piyasalarındaki durumu daha da kötüleştirdiğini ve Almanya'yı etkilediğini belirten Merz, Kızıldeniz'deki uluslararası deniz ulaşımının Husilerin elinde “rehin” bırakılmaması gerektiğini söyledi.

Merz ayrıca Irak hükümetini “milisleri silahsızlandırma konusunda kararlı biçimde ilerlemeye” teşvik etti. Almanya'nın, Irak hükümetinin talep etmesi halinde askeri ve güvenlik alanlarında Bağdat'la işbirliğine hazır olduğunu vurguladı.

“Görev sona eriyor”

Almanya'nın DEAŞ'la mücadele amacıyla uluslararası bir misyon kapsamında Irak'taki askeri varlığına ilişkin soruyu yanıtlayan Merz, bu görevin “Irak hükümetinin talebi üzerine iki hafta içinde sona ereceğini” doğruladı. Bununla birlikte Berlin'in, Bağdat'ın talep etmesi halinde desteğini sürdürmeye hazır olduğunu belirtti.

Zeydi ise Almanya ile ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. İran ile ABD arasındaki krizin “tüm dünyayı, özellikle de Hürmüz'deki durumdan büyük ölçüde etkilenen Irak petrolünün satışlarını” gölgede bıraktığını belirten Zeydi, ülkesinin “bölgede herhangi bir saldırgan politikayı desteklemekten uzak olduğunu” vurguladı ve kendisinin “uzlaşıya inandığını” söyledi.

cdfgthy
Irak Enerji Bakanı Ali Vehab (solda) ile Siemens Üst Yöneticisi Christian Bruch, 15 Eylül 2026'da Berlin'de iş birliği anlaşması imzalarken (AFP)

Irak topraklarından Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik fırlatılan insansız hava araçlarına ilişkin soru üzerine Zeydi, ülkesinin yürüttüğü soruşturmanın ayrıntılarını açıklamayı reddetti. Zeydi, “İran'la ortak bir soruşturma komisyonunun yaşananların ayrıntılarını ortaya çıkarmak için çalıştığını” belirterek, “soruşturmanın sonuçlarının analiz tamamlanmadan açıklanmayacağını” söyledi.

Zeydi, bölgesel krizden etkilenen diğer ülkeler gibi Irak'ın da petrol ürünlerini ihraç edemediğini belirtirken Berlin'le Irak petrolünün Almanya'ya satılması karşılığında Irak'taki Alman teknoloji sözleşmelerini içeren anlaşmalar yapıldığını açıkladı. Zeydi ayrıca “petrol tedarik kaynaklarını ve ihracat güzergahlarını çeşitlendirme yönünde Irak'ın çalışmalar yürüttüğünü” söyledi.

Zeydi, Türkiye üzerinden geçen Ceyhan petrol boru hattının genişletilmesi için çalışmalar yürütüldüğünü, ayrıca petrolün Suriye üzerinden Avrupa'ya gönderilmesinin planlandığını belirtti. Irak'ın petrol üretimini günlük yaklaşık 10 milyon varile çıkarmaya yönelik çabaların da sürdüğünü ifade eden Zeydi, bunun önemli bir bölümünün veya yarısının Avrupa'ya ihraç edileceğini söyledi.

Avrupa ülkeleri, özellikle de Almanya, Hürmüz Boğazı krizinin etkisiyle aylardır akaryakıt fiyatlarındaki ciddi artışla karşı karşıya. Almanya ayrıca doğal gaz depolarını yalnızca yüzde 50 oranında doldurabildi. Bu oran, gaz talebinin arttığı kış mevsimi öncesinde oldukça düşük bir seviyeye işaret ediyor.

Alman hükümeti enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye de çalışıyor. Berlin, Ukrayna'daki savaş ve Moskova'ya yönelik yaptırımlar nedeniyle Rus gazı ithalatının durdurulmasının ardından oluşan açığı kapatmak amacıyla son yıllarda farklı kaynaklardan doğal gaz ve petrol satın almaya başlamıştı.


Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
TT

Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)

Fransa’nın başkenti Paris, Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı’na ev sahipliği yapıyor. Etkinlik, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Fransa’da gerçekleştirdiği resmi ziyaretle eş zamanlı olarak düzenleniyor.

İki ülke, Veliaht Prens’in ziyaretinin Vizyon 2030 ile Fransa 2030 Planı kapsamındaki fırsatlardan yararlanılmasına katkı sağlamasını hedefliyor. Bu doğrultuda ortak yatırım, sanayi, enerji, kültür, miras, turizm, eğitim, teknoloji, uzay, savunma ve güvenlik gibi birçok alanda ekonomik ortaklığın geliştirilmesi amaçlanıyor.

Taraflar ayrıca yenilenebilir enerji, elektrik, enerji verimliliği, inovasyon ve karbonsuzlaştırma teknolojilerinin yanı sıra güneş ve rüzgâr enerjisi projeleri, iletim, dağıtım, depolama, şebeke otomasyonu, karbon yakalama, hidrojen ve düşük emisyonlu elektrik alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor. Petrol tedariki, petrokimya ve nükleer enerjinin barışçıl kullanımı da iş birliği kapsamındaki diğer başlıklar arasında yer alıyor.

Her iki ülkeden çok sayıda üst düzey hükümet yetkilisi, iş dünyası lideri ve CEO’nun katıldığı toplantı, Suudi Arabistan-Fransa ortaklığını anlaşma çerçevelerinin ötesine taşıyarak somut ve uygulanabilir yatırım fırsatlarına dönüştürmeyi amaçlıyor.

Toplantı temelde, Fransız şirketlerini Krallık içindeki belirli yatırım fırsatları ve projelerle buluşturmayı, yerel pazara giriş ve genişleme süreçlerine destek sağlamayı; stratejik ortaklıkları, teknoloji transferini ve doğrudan üretimin yerlileştirilmesini teşvik etmeyi hedefliyor. Bu hamleler, Fransa’nın Suudi Arabistan’daki güçlü yatırım tabanına dayanıyor. Nitekim Fransa, 2024 sonu itibarıyla toplam 63,9 milyar riyali (17 milyar dolar) aşan doğrudan yabancı yatırım stokuyla ülkede dördüncü sırada yer alıyor.

Fransa’nın ülkedeki varlığı, 18 ekonomik sektöre yayılmış 651 yatırım ruhsatı ile kendini gösteriyor. Bu genişleme süreci, 2024 yılında verilen 90 ve 2025 yılında verilen 127 yeni ruhsat ile dikkat çekici bir ivme kazandı. Bu rakamlar doğrudan iş gücü piyasasına da yansıyor; Fransız yatırımları Suudi Arabistan’da 13 bin 346’sı Suudi vatandaşlarına ayrılmış olmak üzere toplam 29 bin 765 kişiye istihdam sağlıyor.

Nitelikli projeler bazında Fransız şirketleri, stratejik sektörlerde güçlü bir varlık sergiliyor. Bu sektörlerin başında, TotalEnergies ve Saudi Aramco ortaklığıyla SATORP projesi, Amiral kompleksi ve bunlara bağlı değer zincirlerinde değeri 90 milyar riyali (24 milyar dolar) aşan yatırımların yer aldığı enerji sektörü geliyor. Bunun yanı sıra TotalEnergies ve EDF liderliğindeki konsorsiyumlar tarafından 1,7 gigavat kapasiteli güneş enerjisi projeleri hayata geçirildi.

Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın küresel petrol piyasalarının dengesini ve istikrarını korumadaki rolünün yanı sıra ana ham petrol ihracatçısı olarak tedarik güvenilirliğini artırma çabalarını takdirle karşılıyor. Fransa ayrıca, Krallık’ın alternatif ihracat güzergahları -başta Doğu-Batı Boru Hattı- kullanarak tedarik zincirlerinin sürekliliğini ve esnekliğini sağlama yönündeki girişimlerini vurguluyor. Bu adımlar piyasa dalgalanmalarını sınırlandırırken küresel enerji güvenliğini de pekiştiriyor.

Ulaştırma ve altyapı sektöründe Alstom ve RATP Dev gibi şirketlerin Riyad Metrosu’nun işletimindeki rolü öne çıkarken, Veolia şirketinin ülkedeki 35 yılı aşan köklü geçmişi dikkat çekiyor.

Turizm ve kültürel kalkınma alanında ise Fransız şirketleri, el-Ula Kalkınma Fransız Ajansı (AFALULA) aracılığıyla el-Ula vilayetini geliştirmeye yönelik 170’ten fazla sözleşmeyi hayata geçirdi.

Düzenlenen yuvarlak masa toplantısı, elde edilen bu başarıları pekiştirmeyi ve Suudi Arabistan’ın ekonomik büyümesini ve dönüşümünü şekillendiren dört öncelikli sektöre odaklanarak daha fazla nitelikli ortaklığa zemin hazırlamayı hedefliyor: Turizm, destinasyonlar ve mega projeler; sanayi ve üretim; ulaştırma ve lojistik hizmetleri; yapay zekâ ve dijital altyapı.

Aralık 2024’te Vizyon 2030 ve Fransa 2030 Planı temasıyla gerçekleştirilen Suudi Arabistan-Fransa Yatırım Forumu kapsamındaki yuvarlak masa toplantılarında yaşam kalitesi, altyapı, eğlence, ekonomik dönüşüm ve teknoloji konuları ele alınmış; forum sırasında her iki ülkenin kamu ve özel sektör kurumları arasında birden fazla anlaşma ve mutabakat zaptı imzalanmıştı.

İş birliğini güçlendirmek ve beş yıl süreyle 10 milyar dolara kadar finansman desteği sağlamak amacıyla Aralık 2024’te Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) ile Fransa Ulusal Yatırım Bankası (Bpifrance) arasında da bir mutabakat zaptı imzalanmıştı. Ayrıca Suudi Hava Bağlantısı Programı (ACP), Air France-KLM Grubu ile 2025 yazından itibaren Paris Charles de Gaulle Havalimanı ile Riyad arasında doğrudan uçuşların başlatılmasına yönelik bir iş birliği anlaşmasına imza atmıştı.

Tüm bunlara ek olarak iki ülke, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Paris Anlaşması ilkelerine; iklim anlaşmalarının kaynaklara değil emisyonlara odaklanılarak geliştirilmesi ve uygulanması gerektiğine bağlılıklarını sürdürüyor. Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın iklim eylemindeki öncü rolünü, ulusal düzeydeki ‘Yeşil Suudi Arabistan’ ve bölgesel ile küresel düzeydeki ‘Yeşil Ortadoğu’ girişimlerini takdirle karşılıyor.


Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)
TT

Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)

Kylian Mbappé ile Jordan Bardella arasında, Fransa’da aşırı sağın yükselişi konusunda yaşanan kamuoyu tartışması yeniden gündeme geldi.

Fransız futbolunun yıldız isimlerinden Mbappe ile aşırı sağ siyasetin yükselen figürü Bardella arasındaki görüş ayrılığı, gelecek yıl yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ulusal Birlik partisinin iktidara gelme ihtimali etrafında şekilleniyor.

İki genç Fransız figür arasındaki bu anlaşmazlık, Fransa’nın kimliği ve geleceği üzerine ülke genelinde süren daha geniş çaplı tartışmanın da küçük bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Göçmen karşıtı söylemleriyle öne çıkan Ulusal Birlik Partisi’nin adayı, seçim atmosferinde dikkat çeken isimlerden biri konumunda bulunuyor.

Real Madrid forması giyen forvet oyuncusu Mbappe (27) ile Ulusal Birlik Partisi lideri Bardella (30) arasında yalnızca üç yaş farkı bulunsa da siyasi görüşleri birbirinden oldukça uzak görünüyor.

Bardella, geçmişte dışlanan aşırı sağ çizginin günümüzdeki temsilcilerinden biri olarak görülüyor. Parti, sınır kontrollerinin sıkılaştırılması ve sosyal yardım sisteminin Fransız vatandaşlarına öncelik verecek şekilde yeniden düzenlenmesi vaatleriyle önemli ölçüde destek kazanmış durumda.

Salı günü yayımlanan Vanity Fair dergisine verdiği röportajda Mbappe, Ulusal Birlik Partisi’nin 2027’de iktidara gelme ihtimali konusunda endişelerini dile getirdi.

dfvfvfd
Kylian Mbappe (Reuters)

Derginin aktardığına göre Mbappe, “İnsanlar bazen para ve şöhrete sahip olduğumuz için bu sorunların bizi etkilemediğini düşünüyor. Ancak bu beni etkiliyor. Çünkü onların iktidara gelmesinin ülkem açısından ne anlama geldiğini ve bunun doğurabileceği sonuçları biliyorum” ifadelerini kullandı.

Mbappe’nin sözcüsü henüz konuya ilişkin yorum talebine yanıt vermedi. Fransız futbolcu daha önce de Ulusal Birlik Partisi’nin UEFA Euro 2024 sırasında yükselişini “felaket” olarak nitelendirmişti.

Düşünce kuruluşu Le Millénaire’den William Thay ise Bardella’nın verdiği yanıtın siyasi açıdan akıllıca olduğunu söyledi. Thay’e göre Mbappe’nin Paris Saint-Germain takımından ayrılmasının ardından Fransa’daki popülaritesi geriledi. Ayrıca bazı kesimler futbolcuyu kibirli bulurken, Real Madrid performansının beklentilerin altında kaldığı değerlendiriliyor.