Suriye’nin güneyinde 35 kilometre derinliğinde güvenli bölge kurulacağına dair haberler

Dera’nın doğusundaki Busra eş-Şam’da Hmeymim tarafından desteklenen Sekizinci Tugay’daki gruplar için verilen askeri bir kurs (Ahrar Horan)
Dera’nın doğusundaki Busra eş-Şam’da Hmeymim tarafından desteklenen Sekizinci Tugay’daki gruplar için verilen askeri bir kurs (Ahrar Horan)
TT

Suriye’nin güneyinde 35 kilometre derinliğinde güvenli bölge kurulacağına dair haberler

Dera’nın doğusundaki Busra eş-Şam’da Hmeymim tarafından desteklenen Sekizinci Tugay’daki gruplar için verilen askeri bir kurs (Ahrar Horan)
Dera’nın doğusundaki Busra eş-Şam’da Hmeymim tarafından desteklenen Sekizinci Tugay’daki gruplar için verilen askeri bir kurs (Ahrar Horan)

Suriye’nin güneyinde, özellikle Dera şehrindeki sakinler arasında, istikrarsızlık ve güvensizlik nedeniyle İran başta olmak üzere etkili ülkeler arasında çatışma ve rekabet alanına dönüşen bölgelerde, Ürdün sınırı boyunca güvenli bir bölge kurulacağına dair haberler dolaşıyor.
Dera’daki Özgür Avukatlar Sendikası Başkanı Süleyman El-Karfan, Şarku’l Avsat’a yaptığı özel açıklamada, Suriye toprakları içinde 35 kilometre derinliğinde güvenli bir bölge kurulacağını söyledi.
Suriye ve Lübnan’a, Ürdün’den geçerek Körfez’e kara kapısı olan güney bölgesi, son zamanlarda uyuşturucu kaçakçılığı ile ilgili haberlerle gündeme geldi.
Ürdün, 2018’deki güney bölgesindeki yerleşim anlaşması ve Ürdün Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye’den gelen kaçakçılık şebekelerine karşı gerçek bir savaş yürüttüklerini söylemesinin ardından, Suriye’nin güneyinden gelen uyuşturucu ve silah sevkiyatlarını engelleme konusundaki başarısızlığını ilan etmişti.
Son zamanlarda, İran ve vekillerini bölgeden kovmak için Ürdün-ABD-Rusya-İsrail anlayışıyla elde edilen Suriye’nin güneyindeki yerleşim anlaşmasının hedefine ulaşılamaması ile Ürdün’ün Suriye rejim güçlerinin kaçakçılık şebekeleriyle işbirliği yaptığına dair suçlamaları da gün yüzüne çıktı.
Son günlerde basında çıkan haberlerde, Ürdün-Suriye sınırında 35 kilometre derinlikte güvenli bölge oluşturulması ve İran, Hizbullah ve DEAŞ gibi terör örgütlerinin varlığıyla mücadele etmek amacıyla Suriye’nin güneyindeki silahlı grupların yeniden oluşturulmasına yönelik yeni isteklerden söz ediliyor.
Süleyman El-Karfan, “Arap ülkelerinden birinde Dera, Süveyda ve Kuneytra’dan yerel liderlerle toplantılar yapıldı. Dera’dan 10, Süveyde’den 4 ve Kuneytra’dan 5 yerel lider bunlara katıldı. Ancak bunlardan biri olan Kinan el-Eid, geçtiğimiz günlerde Dera’nın kuzey kırsalındaki Casem kasabında kimliği belirsiz kişilerce uğradığı suikast sonucu hayatını kaybetti. Bu saldırganlar Eid’in cep telefonunu da aldı” dedi.
Suriye’nin güney bölgesinin yeni bir aşamanın eşiğinde olduğunu düşünen Karfan özel açıklamasına şu ifadelerle devam etti:
“Güvenli bölge, bölge ülkeleri İran’ın Suriye’nin güneyindeki yayılma tehlikesinin farkına vardıktan sonra oluşturulacak. İran’ın konuşlanmasını engelleme süreci, daha önce bölgede olduğu gibi silahlı grupların oluşturulması yoluyla güney bölge halkının adımıyla başlayacak. Suriye rejimi ve güçlerinin bölgeden çıkarılması, İran ve onun vekillerinin veya işbirlikçilerinin tehlikesini ortadan kaldıracaktır. Bunlar ister bölge halkından olsun, ister İran ve vekillerinin varlıklarını empoze etmelerini kolaylaştıran ana askeri oluşumlardan olsun, rejimin bölgeye yayılmış güçleri veya oluşumlarıdır.”
Karfan, güvenli bölgenin yönetiminin güneydeki gruplar tarafından özerk olacağı ve daha sonraki aşamada bölgenin yönetimine politikacıların dahil olacağını söyleyerek, “Ürdün ile Suriye arasındaki ana geçiş kapısı olan Caber-Nasib Sınır Kapısı’nda Rusya’nın 2016 tarihli önerisi uygulanacak. Suriye rejimi çalışanları tarafından yönetilecek ve Dera-Şam karayolu olan güvenli bölge içindeki yol ile yerel gruplar tarafından korunacak” dedi.
Karfan, geçtiğimiz günlerde düzenlenen toplantılara katılan ve Suriye’nin güneyinde güvenli bölge kurulmasına dair teklif kendilerine sunulan liderlerin 2018’de yaşananları ve bölgenin uluslararası olarak terk edilmesini gözden kaçırmadıklarını vurgulayarak şöyle dedi:
“Israrla gerçek garantiler istediler. Bazıları, Suriye’nin güneyinde güvenli bölge öneren ülkelerden fiili güçlerin katılımını talep etti.”

Çatışan görüşler
Güvenli bölgenin tartışılması konusunda sokaktaki vatandaşlar arasında çelişkili görüşler ortaya çıktı.
Bazıları bunu güvenlik arayışları, zorunlu askerlik talebinden kurtulmak ve neredeyse her gün meydana gelen suikast ve cinayetleri engellemek için bir fırsat olarak değerlendirdi. Eğer gerçek garantiler verilirse, uçuşa yasak bölge haline gelirse ve kalkınma projeleri oluşturma arzusu varsa, bölgenin iyileştirilmesine katkıda bulunacağını de eklediler.
Bir diğer kesim ise bunu, 2018 yılında rejim ve Rusya’nın lehine bölgenin terk edilmesiyle sonuçlanan, yıllarca süren ve değişim talep eden Suriye halkının arzusundan uzak, önceki deneyimin bir tekrarı olarak gördü.
Gözlemcilere göre, Şam’daki rejim ne kadar uzun süre İran’ın gölgesi ve onun güney bölgesindeki emelleri ile sınırlı kalırsa, Arapların durumu Suriye rejiminin çıkarına olmayacak.
Güneydeki ve Suriye’nin geri kalanındaki kötü güvenlik, ekonomik ve yaşam koşullarının, ister güneyde konuşlanacak yeni gruplar için, ister İran veya Rusya için silah altına alma sürecini etkilemesi bekleniyor.
Bütün bunlara rağmen, özellikle Rusya’nın bölgede 2018’deki yerleşim anlaşması öncesinde muhalif gruplardan olan ve Hmeymim tarafından desteklenen Sekizinci Tugay güçleri gibi bir askeri gücü olması nedeniyle, güney bölgesi uluslararası ve bölgesel anlayış ve anlaşmalara maruz kalıyor.
Suriye’nin güneyinde, 2018 yılında Rusya’nın himayesinde muhaliflerle Suriye rejimi arasında uzlaşı anlaşmasına tabi olan bölgeler hala istikrarsız alanlar.
Bölgeye neredeyse her gün meydana gelen cinayet ve suikastlar, adam kaçırmalar ve Suriye rejimine bağlı unsurlar, subaylar ve siviller veya eski muhalifler olsun herkesin maruz kaldığı soygunların gösterdiği bir kanunsuzluk hakim.
Bölgede yıllardır devam eden ve ülkedeki kötü ekonomik ve yaşam koşullarının ağırlaştırdığı bu olgudan kurtulmak için çabalar, adımlar ve çözümlerin yokluğunda, defalarca varılan uzlaşılara rağmen bölgede güvenlik kargaşası tırmanıyor ve tüm taraflar birbirini suçluyor.



Şin Bet, “roket üretmek ve fırlatmak” suçlamasıyla Cenin'de 6 kişiyi gözaltına aldı

İsrail polisinin, Filistinlilerle birlikte ele geçirildiğini öne sürdüğü, roketatar düzeneğine benzeyen ilkel metal fırlatma rampaları, (İsrail Polisi)
İsrail polisinin, Filistinlilerle birlikte ele geçirildiğini öne sürdüğü, roketatar düzeneğine benzeyen ilkel metal fırlatma rampaları, (İsrail Polisi)
TT

Şin Bet, “roket üretmek ve fırlatmak” suçlamasıyla Cenin'de 6 kişiyi gözaltına aldı

İsrail polisinin, Filistinlilerle birlikte ele geçirildiğini öne sürdüğü, roketatar düzeneğine benzeyen ilkel metal fırlatma rampaları, (İsrail Polisi)
İsrail polisinin, Filistinlilerle birlikte ele geçirildiğini öne sürdüğü, roketatar düzeneğine benzeyen ilkel metal fırlatma rampaları, (İsrail Polisi)

İsrail İç Güvenlik Servisi Şin Bet ve İsrail polisi dün yaptıkları açıklamada, işgal altındaki Batı Şeria'nın kuzeyindeki Cenin'de “roket üretmeye ve İsrail'e fırlatmaya teşebbüs etmekle” suçlanan Filistinli bir hücrenin ortaya çıkarıldığını duyurdu.

Şin Bet, Cenin bölgesinden 6 Filistinlinin gözaltına alındığını, şüphelilerin bir roket ve patlayıcı düzenekler ürettiğini, en az üç fırlatma denemesi gerçekleştirdiğini belirtti.

Şin Bet ve İsrail polisi ortak açıklamalarında, “Soruşturma kapsamında, hücrenin patlayıcı üretiminde gerekli malzemelere ilişkin bilgileri, şüphelilerin başlıca ismiyle irtibat halinde olan dış kaynaklı bir kişiden mesajlaşma uygulaması aracılığıyla aldığı da ortaya çıkarıldı” ifadelerini kullandı.

Açıklamaya göre, “Hücrenin kurulmasından sorumlu olduğunu kabul eden baş şüpheli, diğer üyelerin kimliklerini de bildirdi.” Şüpheli ayrıca roket denemelerinin güç ve menzil bakımından başarılı sonuçlar verdiğini, hücrenin her denemeden sonra bir sonraki denemeye hazırlanmak amacıyla iyileştirmeler yaptığını ileri sürdü.

Açıklamada ayrıca şu ifadelere yer verildi:

“İsrail güçleri, aralarında bir saldırı tüfeği ve roketatarın da bulunduğu çeşitli silahların yanı sıra İsrail Devleti'ne ve güvenlik güçlerine karşı kullanılmak üzere hazırlanan patlayıcılar, roketler ve patlayıcı düzeneklerin üretimine ilişkin bilgi ve talimatlar içeren yazılı materyallere el koydu.”

İsrail'in bu açıklaması sürpriz olarak değerlendirilmedi. İsrail, son yıllarda Batı Şeria'da faaliyet gösteren çeşitli hücreleri, İsrail yerleşimlerine ve ülkeye yönelik ilkel roketler üretmeye, geliştirmeye ve fırlatmaya çalışmakla suçladı. Ancak Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu girişimlerden kayda değer bir sonuç alınamadı.

Geçen yıl İsrail, Ramallah yakınlarındaki Kefr Nime köyünden başarısız bir roket fırlatma girişimini tespit ettiğini açıklamış, bir başka rokete de el konulduğunu bildirmişti. Her iki roketin de ilkel düzeyde olduğu belirtilmişti.

Bundan üç yıl, 7 Ekim saldırısından yaklaşık bir ay önce, Batı Şeria'nın kuzeyindeki Cenin'de faaliyet gösteren ve kendisini “Ayyaş Tugayı” olarak adlandıran Filistinli bir grup, İsrail yerleşimlerine yönelik el yapımı roket saldırılarının sorumluluğunu üstlenmişti. İsrail ordusu da söz konusu girişimleri doğrulamış ancak başarısız olduklarını açıklamıştı.

Batı Şeria'dan gerçekleştirilen tüm roket fırlatma girişimleri başarısızlıkla sonuçlanmış olsa da bu girişimler, Filistinli örgütlerin veya bireylerin Gazze'dekine benzer silahlara sahip olma ya da bu silahları geliştirme kapasitesine ulaşabileceği yönündeki İsrail endişelerini artırıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki beldelere yönelik hava saldırısı

İsrail'e ait buldozerler, Lübnan'ın güneyindeki Doğu Zavtar beldesinde evleri yıkarken (AFP)
İsrail'e ait buldozerler, Lübnan'ın güneyindeki Doğu Zavtar beldesinde evleri yıkarken (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki beldelere yönelik hava saldırısı

İsrail'e ait buldozerler, Lübnan'ın güneyindeki Doğu Zavtar beldesinde evleri yıkarken (AFP)
İsrail'e ait buldozerler, Lübnan'ın güneyindeki Doğu Zavtar beldesinde evleri yıkarken (AFP)

İsrail topçusu, dün öğleden sonra Lübnan'ın güneyindeki Ayta el-Cebel beldesinin çevresini bombaladı. Saldırılarda ülkenin güneyindeki Meyfdun ve Doğu Zavtar beldelerinin çevresi de hedef alındı.

Şarku’l Avsat'ın Lübnan Ulusal Haber Ajansı'ndan aktardığına göre İsrail ordusu, güneydeki Kunin beldesinde peş peşe patlamalar gerçekleştirdi.

İsrail topçusu ayrıca Beraşit beldesinin çevresini bombalarken, İsrail ordusu Doğu Zavtar beldesinde çok sayıda evi ateşe verdi.

İsrail savaş uçakları, dün öğleden sonra Lübnan'ın güneyindeki Kefertebnit beldesinin çevresine hava saldırısı düzenledi. İsrail ordusu ayrıca Kantara beldesinde bir patlatma operasyonu gerçekleştirdi.

Bu gelişmelerden önce İsrail savaş uçakları, dün öğleden önce Lübnan'ın kuzeyindeki Akkar bölgesinin kuzey sınırı ile ülkenin doğusundaki Hermel üzerinde orta ve alçak irtifada temsili bir hava saldırısı gerçekleştirdi.

İsrail, Hizbullah'ın ülkenin kuzeyine roket atmasının ardından 2 Mart'tan bu yana Lübnan'a yönelik saldırılarını sürdürüyor. İsrail güçleri, Lübnan'ın güneyindeki çok sayıda beldeyi işgal etti.

20 Haziran'da ateşkes ilan edilmesinin ardından İsrail'in Lübnan'ın güneyine yönelik saldırılarının sıklığında azalma yaşandı.


Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
TT

Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)

Yemen hükümet güçleri, Husilerin Babülmendep bölgesinde kontrolünde tuttuğu son mevzileri ele geçirmeye yaklaşırken, Lahic vilayetinde çatışmalar şiddetlendi. Husiler, Babülmendep'e doğru ilerleyebilmek ve Tur el-Baha ilçesine ulaşmak amacıyla Lahic'in Mukatira ilçesinde hükümet güçlerinin mevzilerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı.

Amalika Tugayları, Babülmendep'te Husilerin elinde kalan sınırlı sayıdaki mevziye yönelik operasyonlarını sürdürürken, hükümet güçleri ve Halk Direnişi birlikleri de Taiz ve Lahic cephelerinde şiddetlenen çatışmalara girdi. Husiler, son günlerde kaybettikleri mevzileri geri almak ve batı kıyısına hâkim stratejik bölgelere doğru yeni ilerleme hatları açmak için girişimlerde bulunuyor.

Sahadaki gelişmelerle eş zamanlı olarak Başkanlık Konseyi Başkanı ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını ve Taiz cephesinin sorumluluğunu yeniden düzenleyen kararlar aldı. Son haftalarda bazı mevzilerde yaşanan başarısızlıkların ardından alınan kararlar, siyasi liderliğin ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar “Yemen Şafağı” operasyonunun sürdürüleceğini yinelediği bir döneme denk geldi.

Sahadaki kaynaklara göre Husilerin Babülmendep'te elinde yalnızca bir ana mevzi ile az sayıda milisin bulunduğu birkaç tepe kaldı.

fbg
Taiz kenti çevresinde Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında bir Yemen askeri (AFP)

Kaynaklar, hükümet güçlerinin bu noktaların kontrolünü tamamen ele geçirmeye yaklaştığını, ancak Husilerin bölgeye döşediği yoğun mayın ve el yapımı patlayıcıların ilerlemeyi zorlaştırdığını belirtti. Askerler için ciddi tehdit oluşturan patlayıcıların temizlenmesinin, operasyonların tamamlanması açısından zorunlu olduğu ifade edildi.

Amalika Tugayları, Babülmendep Boğazı'na ve uluslararası deniz ulaşım güzergâhlarına hâkim konumu nedeniyle stratejik önem taşıyan bu bölgedeki Husi varlığını tamamen sona erdirmek için operasyonlarını sürdürüyor.

Husiler Lahic'in kuzeyinde saldırılarını yoğunlaştırıyor

Lahic vilayetinin kuzeyindeki Mukatira cephesinde Husiler, salı günü şafak vakti Memşah bölgesinde hükümet güçlerinin mevzilerine şiddetli bir saldırı düzenledi. Ancak 4. Hazım Tugayı ile 1. Komando Ulusal Direniş Tugayı birlikleri saldırıyı püskürttü. Böylece Husilerin aynı noktaya iki gün içinde düzenlediği ikinci saldırı da başarısızlıkla sonuçlandı. Örgüt, pazartesi günü de aynı mevziyi hedef almıştı.

Askerî kaynaklar, hükümet güçlerinin eş zamanlı olarak Nasıra bölgesindeki Savaliha dağlarında bulunan Husi mevzilerini orta ve ağır silahlarla hedef aldığını bildirdi. Saldırılarda Husilerin personel ve askerî teçhizat bakımından kayıplar verdiği belirtildi.

Askerî kaynaklardan alınan bilgilere göre hükümet güçleri, Nasıra cephesindeki Kızıl Su Deposu bölgesinde bazı mevzileri geri alarak Husi unsurlarını bölgeden çıkardı. Topçu birlikleri de Sakhir mevzilerinde Husilere ait toplanma noktalarını ve askerî araçları hedef aldı. Muayık ve Anan bölgelerinde ise çatışmalar devam etti.

scdfvg
Yemen ordusu, Husi saldırılarına karşı Taiz kentindeki mevzilerini koruyor (AFP)

Çatışmalar Kurbe ve Heycet el-Abd hatlarına da yayıldı. Husiler, Turbe ve Vaziiye yönünden askerî araçlar sevk ederek hükümet güçlerinin mevzilerine ilerlemeye çalıştı. Ancak hükümet güçleri saldırıyı püskürttü. Saatler süren çatışmaların ardından Husi unsurları Şerc bölgesinde durduruldu.

Hayfan ilçesindeki Ebus cephesinde de Kerb ve Memşah dağları çevresinde çatışmalar yaşandı. Hükümet güçleri, Husi saldırılarını püskürterek saldırganlara personel ve teçhizat kaybı verdirdi.

Son gelişmeler, Husilerin Babülmendep'te karşılaştıkları baskıya rağmen Lahic'in kuzeyindeki Mukatira cephesine ve buraya bağlı diğer hatlara ağırlık verdiğini gösteriyor. Örgüt, hükümet güçlerinin savunma hatlarını aşarak yeni bir ilerleme sağlamaya çalışıyor.

Taiz cephesinin komuta yapısı değiştirildi

Cephelerdeki gelişmelerin ardından Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını yeniden düzenleyen ve Taiz cephesinin yönetimini değiştiren kararlar aldı. Kararlarla, çatışmaların en yoğun yaşandığı bölgelerden birindeki askerî sorumluluklar yeniden dağıtıldı.

2026 tarihli 247 sayılı karar uyarınca Albay Macdi Munadıl Sabit Ahmed, Tur el-Baha Askerî Ekseni komutanlığına ve 1. Vatan Kalkanı Kuvvetleri Tugayı komutanlığına atandı. Ahmed'in rütbesi tümgeneralliğe yükseltildi.

Albay Bessam Abdu Said Salim el-Hark, eksenin kurmay başkanlığına ve 4. Dağ Piyade Tugayı komutanlığına getirilirken, Tuğgeneral Naci Mukbil Muhammed Said eş-Şattaf da eksenin harekât sorumlusu olarak görevlendirildi.

246 sayılı kararla ise Tuğgeneral Reşad Ahmed İsmail el-Yusufi, Yüksek Askerî Komite üyeliğine ve Taiz cephesi sorumluluğuna atandı. El-Yusufi'nin rütbesi tümgeneralliğe yükseltilirken, bu görevde Tümgeneral Yusuf eş-Şeraci'nin yerini aldı.

Taiz çevresindeki çatışmalar sürüyor

Taiz kentinin güneyinde hükümet güçleri, Halk Direnişi birliklerinin desteğiyle Akruz cephesinde bazı stratejik mevzileri yeniden ele geçirdi. Nube ve Seyb bölgeleri ile Mübarek Tepesi, Husilerle yaşanan çatışmaların ardından hükümet güçlerinin kontrolüne geçti. Çatışmalarda Husilerin ağır kayıplar verdiği bildirildi.

Hükümet güçleri, Misrah ilçesindeki Hubeyl es-Sarm bölgesinde mevzilerine yönelik Husi saldırısını da püskürttü. Vilayetin diğer cephelerinde ise çatışmalar devam etti.

Öte yandan savaş uçakları, Cebel Habşi kavşağında ağaçların altında konuşlanan Husi unsurlarını ve askerî araçlarını hedef aldı. Sahadaki bilgilere göre hava saldırılarında doğrudan kayıplar meydana geldi.

vfgb
Cevf vilayetindeki cephe hatlarında görev yapan Yemen hükümet güçlerinden bir asker (AFP)

Husiler ise Şakab köylerini havan toplarıyla bombaladı. Saldırılarda bazı evler zarar görürken, bölge sakinleri arasında korku ve panik yaşandı.

Taiz kentinin çevresindeki cephelerde hükümet güçleri ve yerel savaşçılar, kentin giriş ve çıkış noktalarındaki savunma mevzilerini korumayı sürdürüyor. Bölgede topçu ateşi ve aralıklı çatışmalar devam ediyor.

Kent çevresindeki Husi saldırılarının görece azalması, örgütün Mukatira ve Tur el-Baha cephelerindeki çatışmalara yoğunlaşmasıyla aynı döneme denk geldi. Böylece askerî operasyonların ağırlığı Taiz çevresindeki diğer cephelere kaydı.

Yemen Başkanlık Konseyi: Operasyon hedeflerine ulaşılıncaya kadar sürecek

Siyasi cephede Yemen Başkanlık Konseyi, “Yemen Şafağı” operasyonunun ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar devam edeceğini yineledi. Bu hedeflerin başında Husi darbesinin sona erdirilmesi, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve devlet otoritesinin ülkenin tamamında sağlanması geliyor.

Reşad el-Alimi başkanlığında, tüm konsey üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, hükümet güçleri, askerî birlikler ve Halk Direnişi unsurlarının Suudi Arabistan öncülüğündeki Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu'nun desteğiyle Cevf, Marib ve batı kıyısı cephelerinde ilerleme kaydettiği, Taiz'de ise direnişin sürdüğü belirtildi.

Resmî medyanın aktardığına göre toplantıda, Husilerin askerî saldırılarındaki tırmanış ele alındı. Devlet kurumları ve sivil tesislere yönelik füze ve İHA saldırıları, kent ve köylere yönelik saldırıların genişletilmesi, Taiz kuşatmasının sürdürülmesi ve yerleşim bölgelerinin bombalanması değerlendirildi. Uluslararası su yolları ve deniz ulaşımına yönelik tehditler de toplantının gündeminde yer aldı.

Başkanlık Konseyi, Husilerin saldırıları karşısında cephelerde gösterilen direnişin Suudi Arabistan'ın desteğiyle sürdürüldüğünü vurguladı. Konsey, Riyad yönetiminin hükümet güçlerine verdiği desteğin yanı sıra Taiz ve diğer vilayetlerdeki insani ihtiyaçların karşılanmasına yönelik yardımlarını da takdir etti.

Konsey ayrıca Husilerin kontrolündeki bölgelerde yaşayan vatandaşlara, örgütün milis devşirme ve eleman kazanma faaliyetlerini reddetmeleri, çocuklarının çatışmalara sürüklenmesine izin vermemeleri çağrısında bulundu.

Açıklamada, silah bırakarak Husiler saflarında savaşmayı bırakanlar için ilan edilen prosedürler çerçevesinde güvenli dönüş yolunun açık olduğu da vurgulandı.