Ukrayna tahılının ihracatını halen deniz mayınları mı engelliyor?

Ukrayna'nın Harkiv ilindeki buğday hasadından bir kare (EPA)
Ukrayna'nın Harkiv ilindeki buğday hasadından bir kare (EPA)
TT

Ukrayna tahılının ihracatını halen deniz mayınları mı engelliyor?

Ukrayna'nın Harkiv ilindeki buğday hasadından bir kare (EPA)
Ukrayna'nın Harkiv ilindeki buğday hasadından bir kare (EPA)

Türkiye’nin Ukrayna tahılının ihracatı için üstlendiği arabuluculuk rolüne rağmen Ukrayna’nın ürettiği tahılın geleceği halen gizemini koruyor. Tahıl ihracatı yapmaktan çekinmediğini vurgulayan ve mevcut durumun sorumlusu olarak Batı ülkelerinin uyguladığı yaptırımlara ve deniz mayınlarının temizlenmesi gibi Ukrayna’nın reddettiği şartlara işaret eden Rusya ise haftalardır, Afrika kıtası için hayati önem taşıyan bu mahsullerin geleceğine dair sessiz kalmaya devam ediyor.
Haziran ayının başlarında başlayan müzakereler devam ederken Türkiye, dünya buğday ticaretinin yüzde 30'unu oluşturan iki ana tarım devi Rusya ile Ukrayna arasında arabuluculuk yapıyor.
Müzakereler büyük bir önem taşıyor. Çünkü hiçbir ülke özellikle koronavirüs salgını sonrası toparlanma nedeniyle piyasadaki Ukrayna’nın karşıladığı tahıl miktarını (25 milyon ton) karşılayamadı. Rusya’nın Ukrayna’ya savaş açtığı 24 Şubat öncesinde bile tarım mahsullerinin fiyatları çok yüksekti. Ukrayna savaşı, tahıl fiyatlarını Mısır, Lübnan ve Tunus gibi Ukrayna’dan alınan mahsullere en fazla bağımlı olan ülkelerde daha da yüksek seviyelere çıkardı.
Ukrayna’da yeni mahsullerin yanı sıra halen ihraç edilmeyi bekleyen 20 milyon ton tahılı çıkarmak amacıyla güvenli deniz yolları açmak için müzakereler devam ediyor. Ancak bu konuda bir anlaşmaya varılsa bile, ithalatçı ülkeler hemen derin bir nefes almaları mümkün olmayacak.
Fransız basının değerlendirmelerini aktardığı tarım piyasası analisti Gautier Le Molgat’a göre birçok potansiyel dezavantaja rağmen, Karadeniz'de gemi trafiğinin yeniden başlamasının artık herkesin çıkarına olduğunu belirtti. Molgat, bunun başta Ukraynalıların çıkarına olmasıyla birlikte ihracat için bereketli mahsulleri olan Rusların da çıkarına olduğunu vurguladı.
Son haftalarda fiyatlar, yeni mahsullerin hasat zamanının gelmesi ve piyasanın durgunlaşacağı korkularıyla ve deniz yollarının trafiğe açılmasıyla ilgili ilerleme kaydedilen müzakereler sayesinde kademeli olarak düşmeye başladı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova’nın savaş nedeniyle askıya alınan Ukrayna tahılının ihracatının önünü açmak için Batı ülkelerinin Rusya’nın tahıl ihracatına uyguladığı tüm kısıtlamaların kaldırmasını şart koştu. Rus lider, Ukrayna tahılının ihracatına yardımcı olacaklarını, ancak Rusya'nın tahıl ihracatına uygulanan tüm kısıtlamaların kaldırılacağı gerçeğinden hareket ettiklerini söyledi.
Putin, “Bu noktada uluslararası kuruluşlarla baştan beri aynı fikirdeyiz. Fakat ABD’li ortaklarımız da dahil hiç kimse bu meseleyi bir sonuca bağlama sorumluluğunu üstlenmedi” ifadelerini kullandı. ABD’nin Rusya’dan gübre ihracatına getirilen kısıtlamaları fiilen kaldırdığını hatırlatan Putin, “Eğer dünya gıda piyasalarındaki durumu içtenlikle iyileştirmek istiyorlarsa aynı şeyin Rusya’nın tahıl ihracatı için de geçerli olacağını umuyorum” yorumunda bulundu.
Haziran ayı başlarında İstanbul'da yapılan müzakerelerin ilk turu başarısız oldu. Yeni müzakereler yapılacak olsa da, Ankara Pazartesi günü güvenli bir deniz koridoru oluşturmak için ‘prensipte anlaşmaya varıldığını’ açıkladı. Moskova, Salı akşamı geç saatlerde müzakerelerde kaydedilen ‘ilerlemeden’ duyduğu memnuniyeti ifade etse de ‘tüm sorunların’ henüz çözülmediğine dikkati çekti.
New York merkezli düşünce kuruluşu Soufan Center uzmanı Colin Clarke, Türkiye ve Katar başta olmak üzere hemen hemen herkesle konuşabilen ve olumsuz bir tepkiden büyük ölçüde kaçınabilen sadece birkaç ülke olduğunun altını çizdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bunu yapabileceğini kanıtladığını söyleyen Clarke, “Bu yüzden sadece Ruslar için değil, aynı zamanda, istemeyerek de olsa NATO üyesi ülkeler için de güvenilir bir arabulucu oldu. Şu an ellerindekinin en iyisi bu” değerlendirmesinde bulundu. Söz konusu krizin Ankara'nın elindeki ‘bir kart’ olduğunu düşünen Clarke, “Erdoğan, herkese küresel gıda krizini çözmek için çalıştığını söyleyebilir, ancak Türkiye'nin başka birçok alanda müzakereleri engellediğini biliyoruz. Türkiye’nin bir takım çıkarları vardır ve öncelikleri her zaman uluslararası toplumun çıkarlarıyla örtüşmez” şeklinde konuştu.
Daha önceleri Ukrayna'dan buğday, mısır ve ayçiçeği ihracatının yüzde 90'ı deniz yoluyla ve ağırlıklı olarak ülkedeki liman faaliyetlerinin yüzde 60'ını karşılayan Odessa Limanı üzerinden gerçekleşiyordu.
Varılacak herhangi bir anlaşmanın çeşitli önemli noktalar için bir çerçeve oluşturması gerekiyor. Bu noktaların başında Ukraynalılar ve/veya BM tarafından yapılacak mayın temizliği geliyor. Ardından tahılın gemilere yüklenmesine geçilecek. Bu da BM himayesinde yapılabilir. Son olarak da ‘sevkiyatların denetimi’ ve sevkiyatlarda silahların olmadığının doğrulanması için Rusya tarafından talep edildiği üzere sevkiyatı yapan gemilere refakat edilmesi geliyor.
Eğer Moskova sevkiyat gemilerini izleme imkanına - ve dolayısıyla alıkoyma olasılığına - kavuşursa cevap verilmesi gereken birkaç soru ortaya çıkıyor; bu izleme nerede gerçekleşecek, Ukrayna sularında mı yoksa uluslararası sularda mı?  Hangi gemilere hangi milletlerden mürettebatla sevkiyat yetkisi verilecek? Arabulucu, Rusların Ukraynalıları istemediğine ve tersi olmasını istediğine işaret etmişti.
Türkiye daha önce bu iş için filosunu önermişti. Ancak tahıl komisyoncusu Edward-Hugues de Saint-Denis’e göre ‘uygun bandıralı’ gemiler konusunda bir uzlaşma sağlanabilir. De Saint-Denis, “Kısa sürede yapılan anlaşma fiyatların düşmesine neden olsa da akış açısından hemen bir gelişme yaşanmayacak” dedi.
Mayın temizleme sürecinin bir ila iki ay süreceğine dikkati çeken De Saint-Denis, “Geriye, başta idari bölümünün bombardımandan zarar gördüğü Odessa Limanı olmak üzere sevkiyatların yükleneceği alanların yeniden inşası kalıyor” ifadelerini kullandı.



Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
TT

Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, Paris'ten geldiği Berlin'de Avrupa turunun son durağını tamamladı. Ziyaret kapsamında taraflar arasında bir dizi ekonomik anlaşma imzalandı. Ekonominin merkezde olduğu ziyaret, bölgedeki siyasi gelişmelerin gölgesinde kaldı.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Zeydi ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, müzakerelerin ağırlıklı olarak “bölgedeki zor durum” ve İran'ın gerilimdeki rolü üzerinde yoğunlaştığını kaydetti.

Almanya Başbakanı Merz, İran'a Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, askeri programının durdurulması ve bölgedeki vekil güçlere verilen desteğin kesilmesi çağrısında bulundu. Merz ayrıca İran'ın “çatışmayı Irak'a taşımaması” gerektiğini söyledi.

Merz, Kızıldeniz'deki gelişmelerden duyduğu büyük endişeyi de dile getirdi. Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik saldırıların petrol piyasalarındaki durumu daha da kötüleştirdiğini ve Almanya'yı etkilediğini belirten Merz, Kızıldeniz'deki uluslararası deniz ulaşımının Husilerin elinde “rehin” bırakılmaması gerektiğini söyledi.

Merz ayrıca Irak hükümetini “milisleri silahsızlandırma konusunda kararlı biçimde ilerlemeye” teşvik etti. Almanya'nın, Irak hükümetinin talep etmesi halinde askeri ve güvenlik alanlarında Bağdat'la işbirliğine hazır olduğunu vurguladı.

“Görev sona eriyor”

Almanya'nın DEAŞ'la mücadele amacıyla uluslararası bir misyon kapsamında Irak'taki askeri varlığına ilişkin soruyu yanıtlayan Merz, bu görevin “Irak hükümetinin talebi üzerine iki hafta içinde sona ereceğini” doğruladı. Bununla birlikte Berlin'in, Bağdat'ın talep etmesi halinde desteğini sürdürmeye hazır olduğunu belirtti.

Zeydi ise Almanya ile ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. İran ile ABD arasındaki krizin “tüm dünyayı, özellikle de Hürmüz'deki durumdan büyük ölçüde etkilenen Irak petrolünün satışlarını” gölgede bıraktığını belirten Zeydi, ülkesinin “bölgede herhangi bir saldırgan politikayı desteklemekten uzak olduğunu” vurguladı ve kendisinin “uzlaşıya inandığını” söyledi.

cdfgthy
Irak Enerji Bakanı Ali Vehab (solda) ile Siemens Üst Yöneticisi Christian Bruch, 15 Eylül 2026'da Berlin'de iş birliği anlaşması imzalarken (AFP)

Irak topraklarından Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik fırlatılan insansız hava araçlarına ilişkin soru üzerine Zeydi, ülkesinin yürüttüğü soruşturmanın ayrıntılarını açıklamayı reddetti. Zeydi, “İran'la ortak bir soruşturma komisyonunun yaşananların ayrıntılarını ortaya çıkarmak için çalıştığını” belirterek, “soruşturmanın sonuçlarının analiz tamamlanmadan açıklanmayacağını” söyledi.

Zeydi, bölgesel krizden etkilenen diğer ülkeler gibi Irak'ın da petrol ürünlerini ihraç edemediğini belirtirken Berlin'le Irak petrolünün Almanya'ya satılması karşılığında Irak'taki Alman teknoloji sözleşmelerini içeren anlaşmalar yapıldığını açıkladı. Zeydi ayrıca “petrol tedarik kaynaklarını ve ihracat güzergahlarını çeşitlendirme yönünde Irak'ın çalışmalar yürüttüğünü” söyledi.

Zeydi, Türkiye üzerinden geçen Ceyhan petrol boru hattının genişletilmesi için çalışmalar yürütüldüğünü, ayrıca petrolün Suriye üzerinden Avrupa'ya gönderilmesinin planlandığını belirtti. Irak'ın petrol üretimini günlük yaklaşık 10 milyon varile çıkarmaya yönelik çabaların da sürdüğünü ifade eden Zeydi, bunun önemli bir bölümünün veya yarısının Avrupa'ya ihraç edileceğini söyledi.

Avrupa ülkeleri, özellikle de Almanya, Hürmüz Boğazı krizinin etkisiyle aylardır akaryakıt fiyatlarındaki ciddi artışla karşı karşıya. Almanya ayrıca doğal gaz depolarını yalnızca yüzde 50 oranında doldurabildi. Bu oran, gaz talebinin arttığı kış mevsimi öncesinde oldukça düşük bir seviyeye işaret ediyor.

Alman hükümeti enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye de çalışıyor. Berlin, Ukrayna'daki savaş ve Moskova'ya yönelik yaptırımlar nedeniyle Rus gazı ithalatının durdurulmasının ardından oluşan açığı kapatmak amacıyla son yıllarda farklı kaynaklardan doğal gaz ve petrol satın almaya başlamıştı.


Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
TT

Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)

Fransa’nın başkenti Paris, Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı’na ev sahipliği yapıyor. Etkinlik, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Fransa’da gerçekleştirdiği resmi ziyaretle eş zamanlı olarak düzenleniyor.

İki ülke, Veliaht Prens’in ziyaretinin Vizyon 2030 ile Fransa 2030 Planı kapsamındaki fırsatlardan yararlanılmasına katkı sağlamasını hedefliyor. Bu doğrultuda ortak yatırım, sanayi, enerji, kültür, miras, turizm, eğitim, teknoloji, uzay, savunma ve güvenlik gibi birçok alanda ekonomik ortaklığın geliştirilmesi amaçlanıyor.

Taraflar ayrıca yenilenebilir enerji, elektrik, enerji verimliliği, inovasyon ve karbonsuzlaştırma teknolojilerinin yanı sıra güneş ve rüzgâr enerjisi projeleri, iletim, dağıtım, depolama, şebeke otomasyonu, karbon yakalama, hidrojen ve düşük emisyonlu elektrik alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor. Petrol tedariki, petrokimya ve nükleer enerjinin barışçıl kullanımı da iş birliği kapsamındaki diğer başlıklar arasında yer alıyor.

Her iki ülkeden çok sayıda üst düzey hükümet yetkilisi, iş dünyası lideri ve CEO’nun katıldığı toplantı, Suudi Arabistan-Fransa ortaklığını anlaşma çerçevelerinin ötesine taşıyarak somut ve uygulanabilir yatırım fırsatlarına dönüştürmeyi amaçlıyor.

Toplantı temelde, Fransız şirketlerini Krallık içindeki belirli yatırım fırsatları ve projelerle buluşturmayı, yerel pazara giriş ve genişleme süreçlerine destek sağlamayı; stratejik ortaklıkları, teknoloji transferini ve doğrudan üretimin yerlileştirilmesini teşvik etmeyi hedefliyor. Bu hamleler, Fransa’nın Suudi Arabistan’daki güçlü yatırım tabanına dayanıyor. Nitekim Fransa, 2024 sonu itibarıyla toplam 63,9 milyar riyali (17 milyar dolar) aşan doğrudan yabancı yatırım stokuyla ülkede dördüncü sırada yer alıyor.

Fransa’nın ülkedeki varlığı, 18 ekonomik sektöre yayılmış 651 yatırım ruhsatı ile kendini gösteriyor. Bu genişleme süreci, 2024 yılında verilen 90 ve 2025 yılında verilen 127 yeni ruhsat ile dikkat çekici bir ivme kazandı. Bu rakamlar doğrudan iş gücü piyasasına da yansıyor; Fransız yatırımları Suudi Arabistan’da 13 bin 346’sı Suudi vatandaşlarına ayrılmış olmak üzere toplam 29 bin 765 kişiye istihdam sağlıyor.

Nitelikli projeler bazında Fransız şirketleri, stratejik sektörlerde güçlü bir varlık sergiliyor. Bu sektörlerin başında, TotalEnergies ve Saudi Aramco ortaklığıyla SATORP projesi, Amiral kompleksi ve bunlara bağlı değer zincirlerinde değeri 90 milyar riyali (24 milyar dolar) aşan yatırımların yer aldığı enerji sektörü geliyor. Bunun yanı sıra TotalEnergies ve EDF liderliğindeki konsorsiyumlar tarafından 1,7 gigavat kapasiteli güneş enerjisi projeleri hayata geçirildi.

Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın küresel petrol piyasalarının dengesini ve istikrarını korumadaki rolünün yanı sıra ana ham petrol ihracatçısı olarak tedarik güvenilirliğini artırma çabalarını takdirle karşılıyor. Fransa ayrıca, Krallık’ın alternatif ihracat güzergahları -başta Doğu-Batı Boru Hattı- kullanarak tedarik zincirlerinin sürekliliğini ve esnekliğini sağlama yönündeki girişimlerini vurguluyor. Bu adımlar piyasa dalgalanmalarını sınırlandırırken küresel enerji güvenliğini de pekiştiriyor.

Ulaştırma ve altyapı sektöründe Alstom ve RATP Dev gibi şirketlerin Riyad Metrosu’nun işletimindeki rolü öne çıkarken, Veolia şirketinin ülkedeki 35 yılı aşan köklü geçmişi dikkat çekiyor.

Turizm ve kültürel kalkınma alanında ise Fransız şirketleri, el-Ula Kalkınma Fransız Ajansı (AFALULA) aracılığıyla el-Ula vilayetini geliştirmeye yönelik 170’ten fazla sözleşmeyi hayata geçirdi.

Düzenlenen yuvarlak masa toplantısı, elde edilen bu başarıları pekiştirmeyi ve Suudi Arabistan’ın ekonomik büyümesini ve dönüşümünü şekillendiren dört öncelikli sektöre odaklanarak daha fazla nitelikli ortaklığa zemin hazırlamayı hedefliyor: Turizm, destinasyonlar ve mega projeler; sanayi ve üretim; ulaştırma ve lojistik hizmetleri; yapay zekâ ve dijital altyapı.

Aralık 2024’te Vizyon 2030 ve Fransa 2030 Planı temasıyla gerçekleştirilen Suudi Arabistan-Fransa Yatırım Forumu kapsamındaki yuvarlak masa toplantılarında yaşam kalitesi, altyapı, eğlence, ekonomik dönüşüm ve teknoloji konuları ele alınmış; forum sırasında her iki ülkenin kamu ve özel sektör kurumları arasında birden fazla anlaşma ve mutabakat zaptı imzalanmıştı.

İş birliğini güçlendirmek ve beş yıl süreyle 10 milyar dolara kadar finansman desteği sağlamak amacıyla Aralık 2024’te Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) ile Fransa Ulusal Yatırım Bankası (Bpifrance) arasında da bir mutabakat zaptı imzalanmıştı. Ayrıca Suudi Hava Bağlantısı Programı (ACP), Air France-KLM Grubu ile 2025 yazından itibaren Paris Charles de Gaulle Havalimanı ile Riyad arasında doğrudan uçuşların başlatılmasına yönelik bir iş birliği anlaşmasına imza atmıştı.

Tüm bunlara ek olarak iki ülke, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Paris Anlaşması ilkelerine; iklim anlaşmalarının kaynaklara değil emisyonlara odaklanılarak geliştirilmesi ve uygulanması gerektiğine bağlılıklarını sürdürüyor. Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın iklim eylemindeki öncü rolünü, ulusal düzeydeki ‘Yeşil Suudi Arabistan’ ve bölgesel ile küresel düzeydeki ‘Yeşil Ortadoğu’ girişimlerini takdirle karşılıyor.


Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)
TT

Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)

Kylian Mbappé ile Jordan Bardella arasında, Fransa’da aşırı sağın yükselişi konusunda yaşanan kamuoyu tartışması yeniden gündeme geldi.

Fransız futbolunun yıldız isimlerinden Mbappe ile aşırı sağ siyasetin yükselen figürü Bardella arasındaki görüş ayrılığı, gelecek yıl yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ulusal Birlik partisinin iktidara gelme ihtimali etrafında şekilleniyor.

İki genç Fransız figür arasındaki bu anlaşmazlık, Fransa’nın kimliği ve geleceği üzerine ülke genelinde süren daha geniş çaplı tartışmanın da küçük bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Göçmen karşıtı söylemleriyle öne çıkan Ulusal Birlik Partisi’nin adayı, seçim atmosferinde dikkat çeken isimlerden biri konumunda bulunuyor.

Real Madrid forması giyen forvet oyuncusu Mbappe (27) ile Ulusal Birlik Partisi lideri Bardella (30) arasında yalnızca üç yaş farkı bulunsa da siyasi görüşleri birbirinden oldukça uzak görünüyor.

Bardella, geçmişte dışlanan aşırı sağ çizginin günümüzdeki temsilcilerinden biri olarak görülüyor. Parti, sınır kontrollerinin sıkılaştırılması ve sosyal yardım sisteminin Fransız vatandaşlarına öncelik verecek şekilde yeniden düzenlenmesi vaatleriyle önemli ölçüde destek kazanmış durumda.

Salı günü yayımlanan Vanity Fair dergisine verdiği röportajda Mbappe, Ulusal Birlik Partisi’nin 2027’de iktidara gelme ihtimali konusunda endişelerini dile getirdi.

dfvfvfd
Kylian Mbappe (Reuters)

Derginin aktardığına göre Mbappe, “İnsanlar bazen para ve şöhrete sahip olduğumuz için bu sorunların bizi etkilemediğini düşünüyor. Ancak bu beni etkiliyor. Çünkü onların iktidara gelmesinin ülkem açısından ne anlama geldiğini ve bunun doğurabileceği sonuçları biliyorum” ifadelerini kullandı.

Mbappe’nin sözcüsü henüz konuya ilişkin yorum talebine yanıt vermedi. Fransız futbolcu daha önce de Ulusal Birlik Partisi’nin UEFA Euro 2024 sırasında yükselişini “felaket” olarak nitelendirmişti.

Düşünce kuruluşu Le Millénaire’den William Thay ise Bardella’nın verdiği yanıtın siyasi açıdan akıllıca olduğunu söyledi. Thay’e göre Mbappe’nin Paris Saint-Germain takımından ayrılmasının ardından Fransa’daki popülaritesi geriledi. Ayrıca bazı kesimler futbolcuyu kibirli bulurken, Real Madrid performansının beklentilerin altında kaldığı değerlendiriliyor.