İnsanlar Ortadoğu’da sıcak havayla iç içe yaşarken Avrupa’da neden ölüyorlar?

İklim değişikliğine uyum alanında uzmanlara ihtiyaç var.

Bir adam Ağustos 2021'de Yunanistan'ın Evia adasındaki Limni köyü yakınlarındaki Koseli sahiline yaklaşan yangını izliyor (The Associated Press)
Bir adam Ağustos 2021'de Yunanistan'ın Evia adasındaki Limni köyü yakınlarındaki Koseli sahiline yaklaşan yangını izliyor (The Associated Press)
TT

İnsanlar Ortadoğu’da sıcak havayla iç içe yaşarken Avrupa’da neden ölüyorlar?

Bir adam Ağustos 2021'de Yunanistan'ın Evia adasındaki Limni köyü yakınlarındaki Koseli sahiline yaklaşan yangını izliyor (The Associated Press)
Bir adam Ağustos 2021'de Yunanistan'ın Evia adasındaki Limni köyü yakınlarındaki Koseli sahiline yaklaşan yangını izliyor (The Associated Press)

Necud Secdi
Dünyanın birçok yerinde 2022 yazı, sıcaklıkların yükseldikçe yükseldiği bir mevsim oluyor. Elbette yaz aylarında sıcaklıkların artacağını biliyor ve her yıl buna göre hazırlık yapıyoruz. Fakat bu yılın yazı her yıl bildiğimiz o yaz mevsimlerinden biri değil ve tamamen farklı. Avrupa'nın birçok güzel ülkesi yangınlarla boğuşuyor. Yaşlı Kıta’yı vuran aşırı sıcak hava dalgası sonucunda yüzlerce insan yaşamını yitirirken binlerce aile evlerini terk ediyor.
Hava sıcaklıklarda devam eden bu artış, Avrupa’nın bazı ülkelerinde geniş ormanlık alanlarda büyük yangınların çıkmasına yol açarken sıcaklıkların 51 dereceye ulaştığı Ortadoğu'da olduğu kadar yükselmeyip 40 dereceyi geçmemesine rağmen, özellikle çocuklar ve yaşlılar için büyük bir sağlık tehdidi oluşturuyor. Hava durumunu Avrupa ülkelerindeki bölge insanlarının günlük konuşmalarının ana gündem maddesi haline geldi. Peki, gezegenimize neler oluyor?

İnsanlar Ortadoğu’da sıcak havayla iç içe yaşarken Avrupa’da neden ölüyorlar?
Ortadoğu'nun bazı bölgelerinde nispeten yüksek sıcaklıklar kaydedildi. Örneğin Kuveyt'te hava sıcaklığı 43 dereceye ulaştı. Umman, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan 44 derecenin üzerinde sıcaklıklar kaydederken Irak'ta sıcaklıklar 47 dereceye, İran’da ise yaklaşık 42 derece yükseldi.
Kral Suud Üniversitesi Coğrafya Bölümü'nde öğretim görevlisi olan Faysal el-Mecli, neler olduğunun basit bir şekilde anlaşılması için verdiği örnekte, temmuz ayında Londra'da ortalama en yüksek sıcaklığın 23 santigrat derece olduğunu ancak 19 Temmuz Salı günü Londra’da 40 santigrat derecenin üzerinde bir sıcaklığın kaydedildiğini belirtti. Yaşananların temel nedeninin normal seviyelerden sapma miktarının olduğuna dikkat çekti. Mecli konuya dair şunları söyledi:
“Sıcak hava dalgası tanımımız belirli bir bölgenin doğal oranlarına bağlı olduğundan, bazı bölgelerde normal kabul edilen sıcaklıklar, diğer bölgeler için bir ısı dalgası demektir.”
Normal sıcaklık seviyelerinden sapma miktarının Londra’da 17 santigrat dereceyi aştığının altını çizen Suudi akademisyen sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu, Riyad gibi bir şehrin temmuz ayında 43 derece olan normal ortalama sıcaklıklarının 60 dereceye yükselmesiyle aynı anlama geliyor. Bu seviye, elbette çöl bölgeleri sakinleri için bile yaşanılabilir değil. Doğa ve insan sistemleri, çeşitli bileşenleriyle, bu aşırı ve eşi benzeri görülmemiş sıcaklık değişikliklerine hızlı bir şekilde uyum sağlama kabiliyetine sahip değil. Bunun için Avrupa'daki aşırı sıcaklıkların ve kuraklıkların bir sonucu olarak, son dönemde Avrupa'nın farklı bölgelerinde orman yangınlarının çıktığını görüyoruz.”
İklim değişikliğine uyum artık kaçınılmaz bir zorunluluk haline geldi. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC), iklim değişikliğine uyumu, zararı azaltmak ya da önlemek amacıyla mevcut veya beklenen bir iklime ve bunun insan sistemleri üzerindeki etkilerine uyum süreci olarak tanımlıyor.
Suudi iklim uzmanı Mecli, Avrupa ülkelerindeki sıcaklıklara bağlı ölüm oranlarının yüksek olmasının, toplumların iklimdeki ani değişime hazırlık durumundaki ve uyumundaki eksiklikten kaynaklandığına dikkat çekti. Bu ülkelerde nüfusun büyük bir bölümünün sıcak çöl ülkelerinde olduğu gibi klimalara sahip olmadıklarını, bununda artan sıcaklık ve yorgunluk seviyelerine ve dolayısıyla Avrupa'nın büyük bölümünde sıcak hava dalgalarının yaklaşık 70 bin kişiye zarar verdiği 2003 yazında olduğu gibi yüksek sıcaklıklara maruz kalmanın bir sonucu olarak daha yüksek ölüm oranlarına önemli bir katkıda bulunduğunu kaydetti. Bu yüzden Avrupa ülkelerinde iklimlendirme hizmetlerine olan talebin önemli bir artışa tanık olması bekleniyor.
Twitter’da sıcak hava dalgalarına dair bazı mizahi yorumlar yapıldı. Bunlardan biri Suudi karikatürist Abdullah Cabir’in, Londra'da güzel havanın tadını çıkaran Suudi bir aileyi resmettiği karikatürdü.

Suudilerin büyük bir çoğunluğu hava sıcaklığının yüksek olmasına rağmen güzel havanın tadını çıkardıklarına dair yorumlar yazdılar. Bu yüzden sıcaklık 50 santigrat dereceye ulaştığında onları bir fincan çay içerken bulabilirsiniz. İçlerinden biri, Twitter’dan paylaştığı mesajda şunları söyledi:
“Avrupa'da bazı ülkeleri vuran sıcak hava dalgası 40 dereceye ulaştı. Sıcaklığa bağlı ölüm, bayılma ve sıcak çarpması vakaları kaydediliyor. #bugünün_mesajı Bugün Allah nasip ederse hava sıcaklığı 47 ila 50 derecelerde olacak. Yürüyüşe çıkıp zencefilli kahve içip yemeğin yanında acı biber yiyeceğiz.”
Bu istisnai sıcak hava dalgasının nedenlerine değinen Suudi akademisyen Mecli, bunun nedeni olarak karbondioksit emisyonlarını suçladı. Bilinen metrolojik nedenlerden ziyade fosil yakıtların kullanımından kaynaklanan sera gazı emisyonlarındaki artışın neden olduğu iklim değişikliğinin, sadece Avrupa'da değil, dünyanın birçok yerinde sıcaklıklardaki artışın ana nedeni olduğuna dikkat çekti. Mecli, dünyada hava sıcaklığını 1980’li yıllardan bu yana neredeyse her on yılda yaklaşık 0.18 derece arttığını hatırlattı.
İklim değişiklikleriyle birlikte küresel düzeyde hava sıcaklıklarının da artması bekleniyor. Dünya Meteoroloji Örgütü (DMÖ), iklim değişikliğinin neden olduğu ısı dalgaları konusunda uyardı. İngiltere’de sıcaklıkların tüm zamanların en yüksek seviyesine çıkmasına neden olan bu durum, önümüzdeki on yıllarda daha yaygın ve daha şiddetli hale gelecek. İklim uzmanı Mecli, sera gazı emisyonlarının mevcut seviyelerinde devam etmesi halinde hava sıcaklıklarındaki artışında sürebileceğini vurguladı.
Uzmanlara göre iklim değişikliğinin etkileri şimdiden hissediliyor ve bunun hakkındaki konuşmalar artık sadece belirli çevrelerle sınırlı değil. Küresel ısınma, sanayi öncesi seviyelerin yaklaşık bir santigrat derece üzerine çıkarsa kriz daha da kötüleşecek. Küresel ısınmanın her yarım derecesi (hatta daha azı) dahi büyük bir önem taşıyor.
Uzmanlara göre sıcak hava dalgaları daha da sıklaşacak ve daha uzun sürecek. Aşırı yağışlar birçok yerde daha yoğun ve sık hale gelecek. Okyanuslar ısınmaya ve deniz seviyeleri yükselmeye devam edecek.
Bu istisnai sıcak hava dalgalarının dünya genelindeki karar vericiler üzerinde daha fazla baskı yaratabileceğine dikkati çeken Mecli şu açıklamada bulundu:
“Birçok ülkenin enerji, ekonomi, güvenlik ve gıda alanlarında yaşadığı krizler çerçevesinde fosil yakıtlardan vazgeçme kararı almak daha önce hiç olmadığı kadar zor. Bu yüzden dünyanın sıcaklığını potansiyel seviyelerde tutmak ve mevcut enerji kaynaklarından yararlanmak arasında denge sağlayan akıllı ve ciddi politikalar bulunmalı.”



Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
TT

Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, Paris'ten geldiği Berlin'de Avrupa turunun son durağını tamamladı. Ziyaret kapsamında taraflar arasında bir dizi ekonomik anlaşma imzalandı. Ekonominin merkezde olduğu ziyaret, bölgedeki siyasi gelişmelerin gölgesinde kaldı.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Zeydi ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, müzakerelerin ağırlıklı olarak “bölgedeki zor durum” ve İran'ın gerilimdeki rolü üzerinde yoğunlaştığını kaydetti.

Almanya Başbakanı Merz, İran'a Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, askeri programının durdurulması ve bölgedeki vekil güçlere verilen desteğin kesilmesi çağrısında bulundu. Merz ayrıca İran'ın “çatışmayı Irak'a taşımaması” gerektiğini söyledi.

Merz, Kızıldeniz'deki gelişmelerden duyduğu büyük endişeyi de dile getirdi. Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik saldırıların petrol piyasalarındaki durumu daha da kötüleştirdiğini ve Almanya'yı etkilediğini belirten Merz, Kızıldeniz'deki uluslararası deniz ulaşımının Husilerin elinde “rehin” bırakılmaması gerektiğini söyledi.

Merz ayrıca Irak hükümetini “milisleri silahsızlandırma konusunda kararlı biçimde ilerlemeye” teşvik etti. Almanya'nın, Irak hükümetinin talep etmesi halinde askeri ve güvenlik alanlarında Bağdat'la işbirliğine hazır olduğunu vurguladı.

“Görev sona eriyor”

Almanya'nın DEAŞ'la mücadele amacıyla uluslararası bir misyon kapsamında Irak'taki askeri varlığına ilişkin soruyu yanıtlayan Merz, bu görevin “Irak hükümetinin talebi üzerine iki hafta içinde sona ereceğini” doğruladı. Bununla birlikte Berlin'in, Bağdat'ın talep etmesi halinde desteğini sürdürmeye hazır olduğunu belirtti.

Zeydi ise Almanya ile ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. İran ile ABD arasındaki krizin “tüm dünyayı, özellikle de Hürmüz'deki durumdan büyük ölçüde etkilenen Irak petrolünün satışlarını” gölgede bıraktığını belirten Zeydi, ülkesinin “bölgede herhangi bir saldırgan politikayı desteklemekten uzak olduğunu” vurguladı ve kendisinin “uzlaşıya inandığını” söyledi.

cdfgthy
Irak Enerji Bakanı Ali Vehab (solda) ile Siemens Üst Yöneticisi Christian Bruch, 15 Eylül 2026'da Berlin'de iş birliği anlaşması imzalarken (AFP)

Irak topraklarından Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik fırlatılan insansız hava araçlarına ilişkin soru üzerine Zeydi, ülkesinin yürüttüğü soruşturmanın ayrıntılarını açıklamayı reddetti. Zeydi, “İran'la ortak bir soruşturma komisyonunun yaşananların ayrıntılarını ortaya çıkarmak için çalıştığını” belirterek, “soruşturmanın sonuçlarının analiz tamamlanmadan açıklanmayacağını” söyledi.

Zeydi, bölgesel krizden etkilenen diğer ülkeler gibi Irak'ın da petrol ürünlerini ihraç edemediğini belirtirken Berlin'le Irak petrolünün Almanya'ya satılması karşılığında Irak'taki Alman teknoloji sözleşmelerini içeren anlaşmalar yapıldığını açıkladı. Zeydi ayrıca “petrol tedarik kaynaklarını ve ihracat güzergahlarını çeşitlendirme yönünde Irak'ın çalışmalar yürüttüğünü” söyledi.

Zeydi, Türkiye üzerinden geçen Ceyhan petrol boru hattının genişletilmesi için çalışmalar yürütüldüğünü, ayrıca petrolün Suriye üzerinden Avrupa'ya gönderilmesinin planlandığını belirtti. Irak'ın petrol üretimini günlük yaklaşık 10 milyon varile çıkarmaya yönelik çabaların da sürdüğünü ifade eden Zeydi, bunun önemli bir bölümünün veya yarısının Avrupa'ya ihraç edileceğini söyledi.

Avrupa ülkeleri, özellikle de Almanya, Hürmüz Boğazı krizinin etkisiyle aylardır akaryakıt fiyatlarındaki ciddi artışla karşı karşıya. Almanya ayrıca doğal gaz depolarını yalnızca yüzde 50 oranında doldurabildi. Bu oran, gaz talebinin arttığı kış mevsimi öncesinde oldukça düşük bir seviyeye işaret ediyor.

Alman hükümeti enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye de çalışıyor. Berlin, Ukrayna'daki savaş ve Moskova'ya yönelik yaptırımlar nedeniyle Rus gazı ithalatının durdurulmasının ardından oluşan açığı kapatmak amacıyla son yıllarda farklı kaynaklardan doğal gaz ve petrol satın almaya başlamıştı.


Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
TT

Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)

Fransa’nın başkenti Paris, Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı’na ev sahipliği yapıyor. Etkinlik, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Fransa’da gerçekleştirdiği resmi ziyaretle eş zamanlı olarak düzenleniyor.

İki ülke, Veliaht Prens’in ziyaretinin Vizyon 2030 ile Fransa 2030 Planı kapsamındaki fırsatlardan yararlanılmasına katkı sağlamasını hedefliyor. Bu doğrultuda ortak yatırım, sanayi, enerji, kültür, miras, turizm, eğitim, teknoloji, uzay, savunma ve güvenlik gibi birçok alanda ekonomik ortaklığın geliştirilmesi amaçlanıyor.

Taraflar ayrıca yenilenebilir enerji, elektrik, enerji verimliliği, inovasyon ve karbonsuzlaştırma teknolojilerinin yanı sıra güneş ve rüzgâr enerjisi projeleri, iletim, dağıtım, depolama, şebeke otomasyonu, karbon yakalama, hidrojen ve düşük emisyonlu elektrik alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor. Petrol tedariki, petrokimya ve nükleer enerjinin barışçıl kullanımı da iş birliği kapsamındaki diğer başlıklar arasında yer alıyor.

Her iki ülkeden çok sayıda üst düzey hükümet yetkilisi, iş dünyası lideri ve CEO’nun katıldığı toplantı, Suudi Arabistan-Fransa ortaklığını anlaşma çerçevelerinin ötesine taşıyarak somut ve uygulanabilir yatırım fırsatlarına dönüştürmeyi amaçlıyor.

Toplantı temelde, Fransız şirketlerini Krallık içindeki belirli yatırım fırsatları ve projelerle buluşturmayı, yerel pazara giriş ve genişleme süreçlerine destek sağlamayı; stratejik ortaklıkları, teknoloji transferini ve doğrudan üretimin yerlileştirilmesini teşvik etmeyi hedefliyor. Bu hamleler, Fransa’nın Suudi Arabistan’daki güçlü yatırım tabanına dayanıyor. Nitekim Fransa, 2024 sonu itibarıyla toplam 63,9 milyar riyali (17 milyar dolar) aşan doğrudan yabancı yatırım stokuyla ülkede dördüncü sırada yer alıyor.

Fransa’nın ülkedeki varlığı, 18 ekonomik sektöre yayılmış 651 yatırım ruhsatı ile kendini gösteriyor. Bu genişleme süreci, 2024 yılında verilen 90 ve 2025 yılında verilen 127 yeni ruhsat ile dikkat çekici bir ivme kazandı. Bu rakamlar doğrudan iş gücü piyasasına da yansıyor; Fransız yatırımları Suudi Arabistan’da 13 bin 346’sı Suudi vatandaşlarına ayrılmış olmak üzere toplam 29 bin 765 kişiye istihdam sağlıyor.

Nitelikli projeler bazında Fransız şirketleri, stratejik sektörlerde güçlü bir varlık sergiliyor. Bu sektörlerin başında, TotalEnergies ve Saudi Aramco ortaklığıyla SATORP projesi, Amiral kompleksi ve bunlara bağlı değer zincirlerinde değeri 90 milyar riyali (24 milyar dolar) aşan yatırımların yer aldığı enerji sektörü geliyor. Bunun yanı sıra TotalEnergies ve EDF liderliğindeki konsorsiyumlar tarafından 1,7 gigavat kapasiteli güneş enerjisi projeleri hayata geçirildi.

Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın küresel petrol piyasalarının dengesini ve istikrarını korumadaki rolünün yanı sıra ana ham petrol ihracatçısı olarak tedarik güvenilirliğini artırma çabalarını takdirle karşılıyor. Fransa ayrıca, Krallık’ın alternatif ihracat güzergahları -başta Doğu-Batı Boru Hattı- kullanarak tedarik zincirlerinin sürekliliğini ve esnekliğini sağlama yönündeki girişimlerini vurguluyor. Bu adımlar piyasa dalgalanmalarını sınırlandırırken küresel enerji güvenliğini de pekiştiriyor.

Ulaştırma ve altyapı sektöründe Alstom ve RATP Dev gibi şirketlerin Riyad Metrosu’nun işletimindeki rolü öne çıkarken, Veolia şirketinin ülkedeki 35 yılı aşan köklü geçmişi dikkat çekiyor.

Turizm ve kültürel kalkınma alanında ise Fransız şirketleri, el-Ula Kalkınma Fransız Ajansı (AFALULA) aracılığıyla el-Ula vilayetini geliştirmeye yönelik 170’ten fazla sözleşmeyi hayata geçirdi.

Düzenlenen yuvarlak masa toplantısı, elde edilen bu başarıları pekiştirmeyi ve Suudi Arabistan’ın ekonomik büyümesini ve dönüşümünü şekillendiren dört öncelikli sektöre odaklanarak daha fazla nitelikli ortaklığa zemin hazırlamayı hedefliyor: Turizm, destinasyonlar ve mega projeler; sanayi ve üretim; ulaştırma ve lojistik hizmetleri; yapay zekâ ve dijital altyapı.

Aralık 2024’te Vizyon 2030 ve Fransa 2030 Planı temasıyla gerçekleştirilen Suudi Arabistan-Fransa Yatırım Forumu kapsamındaki yuvarlak masa toplantılarında yaşam kalitesi, altyapı, eğlence, ekonomik dönüşüm ve teknoloji konuları ele alınmış; forum sırasında her iki ülkenin kamu ve özel sektör kurumları arasında birden fazla anlaşma ve mutabakat zaptı imzalanmıştı.

İş birliğini güçlendirmek ve beş yıl süreyle 10 milyar dolara kadar finansman desteği sağlamak amacıyla Aralık 2024’te Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) ile Fransa Ulusal Yatırım Bankası (Bpifrance) arasında da bir mutabakat zaptı imzalanmıştı. Ayrıca Suudi Hava Bağlantısı Programı (ACP), Air France-KLM Grubu ile 2025 yazından itibaren Paris Charles de Gaulle Havalimanı ile Riyad arasında doğrudan uçuşların başlatılmasına yönelik bir iş birliği anlaşmasına imza atmıştı.

Tüm bunlara ek olarak iki ülke, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Paris Anlaşması ilkelerine; iklim anlaşmalarının kaynaklara değil emisyonlara odaklanılarak geliştirilmesi ve uygulanması gerektiğine bağlılıklarını sürdürüyor. Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın iklim eylemindeki öncü rolünü, ulusal düzeydeki ‘Yeşil Suudi Arabistan’ ve bölgesel ile küresel düzeydeki ‘Yeşil Ortadoğu’ girişimlerini takdirle karşılıyor.


Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)
TT

Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)

Kylian Mbappé ile Jordan Bardella arasında, Fransa’da aşırı sağın yükselişi konusunda yaşanan kamuoyu tartışması yeniden gündeme geldi.

Fransız futbolunun yıldız isimlerinden Mbappe ile aşırı sağ siyasetin yükselen figürü Bardella arasındaki görüş ayrılığı, gelecek yıl yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ulusal Birlik partisinin iktidara gelme ihtimali etrafında şekilleniyor.

İki genç Fransız figür arasındaki bu anlaşmazlık, Fransa’nın kimliği ve geleceği üzerine ülke genelinde süren daha geniş çaplı tartışmanın da küçük bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Göçmen karşıtı söylemleriyle öne çıkan Ulusal Birlik Partisi’nin adayı, seçim atmosferinde dikkat çeken isimlerden biri konumunda bulunuyor.

Real Madrid forması giyen forvet oyuncusu Mbappe (27) ile Ulusal Birlik Partisi lideri Bardella (30) arasında yalnızca üç yaş farkı bulunsa da siyasi görüşleri birbirinden oldukça uzak görünüyor.

Bardella, geçmişte dışlanan aşırı sağ çizginin günümüzdeki temsilcilerinden biri olarak görülüyor. Parti, sınır kontrollerinin sıkılaştırılması ve sosyal yardım sisteminin Fransız vatandaşlarına öncelik verecek şekilde yeniden düzenlenmesi vaatleriyle önemli ölçüde destek kazanmış durumda.

Salı günü yayımlanan Vanity Fair dergisine verdiği röportajda Mbappe, Ulusal Birlik Partisi’nin 2027’de iktidara gelme ihtimali konusunda endişelerini dile getirdi.

dfvfvfd
Kylian Mbappe (Reuters)

Derginin aktardığına göre Mbappe, “İnsanlar bazen para ve şöhrete sahip olduğumuz için bu sorunların bizi etkilemediğini düşünüyor. Ancak bu beni etkiliyor. Çünkü onların iktidara gelmesinin ülkem açısından ne anlama geldiğini ve bunun doğurabileceği sonuçları biliyorum” ifadelerini kullandı.

Mbappe’nin sözcüsü henüz konuya ilişkin yorum talebine yanıt vermedi. Fransız futbolcu daha önce de Ulusal Birlik Partisi’nin UEFA Euro 2024 sırasında yükselişini “felaket” olarak nitelendirmişti.

Düşünce kuruluşu Le Millénaire’den William Thay ise Bardella’nın verdiği yanıtın siyasi açıdan akıllıca olduğunu söyledi. Thay’e göre Mbappe’nin Paris Saint-Germain takımından ayrılmasının ardından Fransa’daki popülaritesi geriledi. Ayrıca bazı kesimler futbolcuyu kibirli bulurken, Real Madrid performansının beklentilerin altında kaldığı değerlendiriliyor.