Husiler, El-Beyda’nın Habze köyünü kuşattı

Kurbanların sayısı artıyor.

Yemen Başkanlık Konseyi, Dr. Reşad el-Alimi liderliğinde Aden’de toplandı. (Saba)
Yemen Başkanlık Konseyi, Dr. Reşad el-Alimi liderliğinde Aden’de toplandı. (Saba)
TT

Husiler, El-Beyda’nın Habze köyünü kuşattı

Yemen Başkanlık Konseyi, Dr. Reşad el-Alimi liderliğinde Aden’de toplandı. (Saba)
Yemen Başkanlık Konseyi, Dr. Reşad el-Alimi liderliğinde Aden’de toplandı. (Saba)

El-Beyda’danın Habze köyünde dün düzenlenen vahşi saldırının üçüncü gününde bilanço ağırlaşmaya devam ediyor. Yemenli insan hakları savunucularının aktardığına göre şu ana kadar aralarında kadınların ve çocukların da bulunduğu 18 sivil yaşamını yitirirken çok sayıda kişi de yaralandı.
Diğer yandan Başkanlık Konseyi, hükümete uluslararası kuruluşlarla koordineli olarak köy sakinlerine hızlı bir şekilde yardım sağlanması talimatı verdi.
Husi milisler salı günü, bir haftadan uzun bir kuşatmanın ardından Rada’a şehri yakınlarındaki el-Kureyşiye’de bulunan köye saldırı başlatmıştı. Bu saldırı, köyün 2014’ten bu yana Husilere karşı yürüttüğü mücadele nedeniyle düzenlendi.
Bu bağlamda SAM Haklar ve Özgürlükler Örgütü açıklamasında “Habze köyüne yönelik Husi saldırısı devam ediyor. Köydeki vatandaşların evlerine ve mülklerine ağır silahlarla saldırılıyor” ifadelere yer verdi.
SAM Haklar ve Özgürlükler Örgütü’ne göre söz konusu saldırı, ikisi çocuk olmak üzere en az 10 sivilin ölümüne ve 7 kişinin yaralanmasına neden oldu. Ayrıca Husi kuşatması ve bombardımanı nedeniyle birçok kişiden haber alınamıyor.
Kabile kaynaklarına göre Husilerin, nüfusu yaklaşık iki bin olduğu tahmin edilen köylüleri toplu olarak infaz edeceğine dair korku sürüyor. Milisler köyü, evleri, kuyuları ve çiftlikleri bombalayarak yangınlara ve yıkıma neden saldırılar düzenledi.
Resmi kaynaklar, Başkanlık Konseyi’nin perşembe günü yerel durumdaki gelişmeleri, insani ateşkesin gidişatını ve bazı hizmet sektörlerinde gerekli reformları görüşmeye devam ettiğini aktardı.
Yemen resmi haber ajansı SABA’ya göre Konsey’de, el-Beyda Valisi ve güvenlik makamlarından, Husi milislerin barışçıl Habza köyünde boğucu kuşatmanın sıkılaştırılması ve insanların tıbbi hizmetlere ve gıda maddelerine erişiminin engellenmesi de dahil olmak üzere korkunç insan hakları ihlalleriyle ilgili verilen iki rapor tartışıldı. Konsey hükümete yerel ve uluslararası insani yardım kuruluşları ile koordinasyon sağlayarak felakete uğrayan köy sakinlerine yardım sağlamak için acilen müdahale edilmesi yönünde talimat verdi.
Husilerin köy sakinlerine yönelik insan hakları ihlal ettiği suçlamaları ardı ardına sıralanırken Mayyun İnsan Hakları Örgütü, milislerin köyde uyguladığı sivil katliamının durdurulması yönünde çağrılar arttı.
İnsan hakları örgütü, BM Yemen Ofisi’ne ve uluslararası topluma, durumun 12 gündür devam eden Husi saldırısından önceki haline dönmesini sağlayacak baskıyı uygulayarak, ‘trajik durumu’ olarak nitelendirdiği duruma son verilmesi çağrısında bulundu.
Örgüt, Husilerin köye yönelik saldırısını kınadı ve ağır silahlara sahip milislerin sivilleri ablukaya almaya, gıda maddelerinin girişini veya ailelerin köyden çıkışını engellemeye ve bazı noktalarda kadınlara yönelik saldırılarda bulunmaya devam ettiğini bildirdi. Bunun açık bir insan hakları ihlali olduğunu vurguladı.
İnsan hakları örgütü, olayı ‘daha önce de tekrarlanan, sivillerin barbarca kuşatılması’ olarak nitelendirerek saldırıyı kınadığını bildirdi. Son birkaç yılda özellikle el-Beyda’daki el-Zahir’de ve Hacca’daki Hacur’da, Husiler tarafından tekrarlanan sivil kuşatmasına dikkat çekti.
Yemen Enformasyon Bakanı Muammer el-İryani, Husi milislerin el-Beyda’nın el-Kureyşiye ilçesine bağlı Habze köyüne kuşatma uyguladığını ve sivil ayrımı gözetmeksizin yerleşimleri tanklar ve top mermileriyle bombaladığını söyledi. Tamamı tam teşekküllü bir savaş suçu olarak kabul edilen bir şekilde kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere kayıplara ve çok sayıda evin yıkılmasına yol açtığını vurguladı.
İryani açıklamasının devamında şunları söyledi:
“Husi milisleri bu korkunç suçu ateşkes sırasında işledi. Bu da, barış getirmek ve Yemenlilerin acılarını hafifletmek için yapılan çağrılara ve çabalara kayıtsız kaldığını doğruluyor. Husiler, Birleşmiş Milletler tarafından desteklenen ateşkesi, kendisine bağlı olmayan kabileleri bastırmak, onlara boyun eğdirmek ve projelerine katmak için kullanıyor.”
Yemen Enformasyon Bakanı, uluslararası topluma, BM’ye ve ABD elçilerine söz konusu vahşi saldırıyı kınama, bu tür saldırıları engellemek için Husi milislere gerçek anlamda baskı yapma, sorumluları uluslararası mahkemelerde yargılamanın yanı sıra Habza köyündeki kuşatmanın derhal kaldırılması ile vatandaşlara güvenli bir geçişin açılmasını ve yaralıların tedavi görmesini sağlama çağrısında bulundu.



Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
TT

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, halk ve siyasi partiler tarafından sıcak bir şekilde karşılanan iki günlük bölge gezisi sırasında, İsrail sınırındaki köylerdeki altyapının ‘birkaç hafta içinde’ yeniden inşa edilmesi ve güneydeki devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi için çalışacağına söz verdi.

Başbakan Selam şunları söyledi:

“Bu bölgenin devlete geri dönmesini istiyoruz ve ordunun güneyde sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmesinden memnunuz. Ancak egemenlik sadece orduyla değil, aynı zamanda hukuk ve kurumlarla, halka sosyal koruma ve hizmetlerin sağlanmasıyla da tesis edilir.”

Bu ziyaret, Hizbullah ile Başbakan arasındaki siyasi farklılıkların önemli ölçüde aşıldığını gösterdi, zira Başbakan, birden fazla durakta Hizbullah, Emel Hareketi, Değişim bloğundan diğer milletvekilleri ve hatta etkinliklere katılan Hizbullah muhalifleri tarafından karşılandı.

Öte yandan Kuveyt Dışişleri Bakanlığı'nın Güvenlik Konseyi'nin VII. Bölüm Kapsamındaki Kararlarının Uygulanması Komitesi, terör listesine Lübnan’daki sekiz hastaneyi ekledi. Bu hastanelerin en az dördü Hizbullah tarafından işletiliyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, ‘bu konuda Kuveytli yetkililerden herhangi bir inceleme veya bildirim almadığını’ açıklarken ‘konuyu açıklığa kavuşturmak, karışıklığı önlemek için doğru bilgileri sunmak ve Lübnan sağlık sistemini korumak için gerekli temasları kuracağını’ bildirdi.


İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

İran ile yaşanan gerilimler ve Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmaz ortamında, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, önümüzdeki çarşamba gününe ertelenen ve büyük bir merakla beklenen bir görüşme planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yapılması planlanan görüşmenin, Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmazın aşılması karşılığında İran'a yönelik baskının artırılması konusunda pazarlık içerebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorlar.

Amerikan haber sitesi Axios'a göre 19 Şubat'ta yapılması planlanan ve ikinci aşamayı ilerletmesi beklenen Gazze "Barış Konseyi" toplantısı öncesinde, Netanyahu'nun ofisi, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "İran ile yapılacak herhangi bir müzakerenin, balistik füzelerin sınırlandırılmasını ve bölgedeki İran'ın vekillerine verilen desteğin durdurulmasını içermesi gerektiğine inanılıyor" denildi.

Çarşamba günü yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ve Trump arasında gerçekleşecek yedinci görüşme olacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan, Netanyahu'nun "Barış Konseyi" toplantısından önce Washington'a yaptığı ziyaretin zamanlamasının, "özellikle İran ve Gazze konularında, Washington ve Tel Aviv arasında çoğu noktada varılan anlaşma çerçevesinde" pozisyonların koordinasyonunu yansıttığına inanıyor.

Hassan, özellikle Washington'un "İran'a yapılacak bir saldırının kendi çıkarlarına daha büyük zarar vereceğinin farkına vardığı ve bunun Netanyahu için kabul edilemez göründüğü" göz önüne alındığında, iki konunun geleceğiyle ilgili "uzlaşma" olasılığına işaret etti.  

Filistinli siyasi analist Ayman al-Raqab, "uzlaşmanın mümkün olduğunu" ve Trump'ın "İran ve Gazze'nin birbirine bağlı meseleleri konusunda bir koordinasyon sağlamak isteyebileceğini ve birçok Amerikalı elçiyle, en son Steve Wittkoff ile görüşen ve başta uluslararası istikrar gücü, Hamas'ın silahsızlandırılması, yeniden yapılanma ve İsrail'in çekilmesi olmak üzere çetrefilli konuları ele alan Netanyahu ile meseleleri sonuçlandırmak isteyebileceğini" değerlendiriyor.

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ise dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı telefon görüşmesinde, "ABD başkanının planının ikinci aşamasının gereklerini yerine getirmek için çalışmanın gerekliliğini" vurgulayarak, "Mısır'ın Barış Konseyi'ne desteğini" belirtti.

Abdulati, "Mısır'ın Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi'nin çalışmalarına tam desteğini" yineleyerek, bunun nüfusun günlük işlerini yönetmeyi amaçlayan ve Filistin Yönetimi'nin Şeritteki tüm sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin yolunu açan geçici bir çerçeve olduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, "ateşkesi izlemek, Gazze Şeridi'ne insani yardım ve kurtarma desteği sağlamaya devam etmek ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın yolunu açmak için uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasının acil gerekliliğini" vurguladı.

Hassan, "Mısır, Gazze anlaşmasının tam olarak uygulanmasına bağlıdır ve gerek Barış Konseyi ve ona katılımı yoluyla gerekse uluslararası ortaklarla yapılan görüşmeler ve toplantılar yoluyla bu sürecin tamamlanmasını desteklemek için her cephede çalışmaktadır" dedi. Al-Raqab, Gazze anlaşmasının kalan konularının "barış sürecinin ilerlemesi için son derece önemli" olduğunu belirterek, İsrail'in "anlaşmada ilerlemenin önüne çok sayıda engel koyduğunu ve Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin bu konuda çok önemli olacağını" ifade etti.


Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.