Macron, Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile dört dosyada çözüm arıyor

Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve konuğu Veliaht Prens Muhammed bin Selman Elysee Sarayı’nda bir araya geldiler. (Reuters)
Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve konuğu Veliaht Prens Muhammed bin Selman Elysee Sarayı’nda bir araya geldiler. (Reuters)
TT

Macron, Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile dört dosyada çözüm arıyor

Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve konuğu Veliaht Prens Muhammed bin Selman Elysee Sarayı’nda bir araya geldiler. (Reuters)
Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve konuğu Veliaht Prens Muhammed bin Selman Elysee Sarayı’nda bir araya geldiler. (Reuters)

Paris, Riyad ile olan ilişkilerini ‘son derece iyi’ olarak tanımlıyor ve bunu ‘stratejik ortaklık’ kapsamında değerlendiriyor. Kral Faysal bin Abdülaziz'in Paris'e tarihi ziyareti ve Fransa Başkanı Georges Pompidou ile kurduğu sağlam ilişki, söz konusu ‘stratejik ortaklığın’ temellerini oluşturuyor. Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın resmi davetle Fransa’ya gerçekleştirdiği ziyaret ise bahsi geçen ‘stratejik ortaklığı’ daha geniş ufuklara taşımak ve çeşitlendirerek güçlendirmek amacı taşıyor. 
Emmanuel Macron 2017 baharında cumhurbaşkanlığına seçilmesinden bu yana, Fransız anayasasının cumhurbaşkanına emanet ettiği dış politikada önemli atılımlar gerçekleştirdi. Macron, eski ABD Başkanı Donald Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yakın ilişkiler kurmaya özen gösterdi. Avrupa Birliği’nin ‘stratejik bağımsızlığını’ kazanması için yoğun çaba gösterdi. Macron, her ne kadar talih her zaman yanında olmasa da Ortadoğu dosyalarında da aktif politikalar izledi. Başta Lübnan dosyası olmak üzere Libya, Sudan ve Irak dosyalarında yer aldı. Afrika’nın Sahel bölgesinde terörle mücadelenin etkili bir şekilde yürütülmesi için çaba sarf etti ve birçok uluslararası konferansın organizasyonunda aktif bir şekilde yer aldı. Koalisyonunun parlamento seçimlerinde çoğunluğu kaybetmesi Cumhurbaşkanı Macron için adeta bir şok oldu. Macron’un şimdilerde uluslararası arenada hala etkili olduğunu göstermek istediği açıktır. Ancak soru şu; Paris'in Suudi Arabistan ile ilişkilerini güçlendirme arayışındaki mevcut hedefleri ve beklentileri nelerdir?  
Petrol ürünleri ve enerji fiyatlarındaki artış ve yüksek enflasyonla mücadele eden vatandaşların alım gücünün düşmesi Macron’un Riyad ile yakınlaşmasını teşvik eden birinci unsur olarak dikkat çekiyor. Macron, Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile enerji, temiz enerji ve nükleer enerji konularında diyalog kurmak istiyor. Fransız kaynaklarının aktarımına göre Cumhurbaşkanı Macron bu konularda Avrupa Birliği’nin sözcüsü olmak istiyor. Ortadoğu ve Arap Dünyası uzmanı Agnès Levallois şu değerlendirmelerde bulundu:
“Paris’in Riyad ile iş birliğini güçlendirmesinde üçlü bir çıkar söz konusu. Fransa son derece karmaşık bir süreçten geçen Ortadoğu’da daha fazla söz sahibi olmak istiyor. Körfez bölgesine yönelik tüm konuşmalarında güvenlik ve istikrarın korunması ihtiyacına atıfta bulunan Cumhurbaşkanı Macron, İran ile ’nükleer anlaşmanın’ yapılamaması durumunda, bir sonraki süreçte yaşanabileceklerden derin endişe duyuyor. Viyana müzakerelerinden halen bir sonuç alınamadı. Washington ve Tahran karşılıklı olarak birbirini suçlamaya devam ediyor. Bu yüzden Macron, Irak Bağdat’ta yapılan bölgesel zirvenin bir benzerini düzenlemek istiyor. Şüphesiz böylesi bir konferansın Suudi Arabistan’ın katılımı olmaksızın düzenlenmesi istenen etkiyi doğurmayacağı için Riyad’ın ikna edilmesi gerekiyor.”
Elysee Sarayı kaynakları, Ürdün'ün ev sahipliğinde yapılması planlanan bölgesel bir konferans konusunda temasların sürdüğünü ancak şu ana kadar konferansla ilgili net bir takvim belirlenemediğini aktardı. Agnès Levallois, bazılarının Fransız diplomasisinin, 2014’ten bu yana durmuş olan İsrail-Filistin arasındaki ‘barış müzakerelerinin’ yeniden başlamasında bir rol oynayabileceğini değerlendirdiğini belirttiği açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Macron’un ilk döneminde bu dosya içinde yer almaması ve ‘barış müzakerelerinin’ ABD’nin güçlü katılımı olmadan başlayamayacağı gerçeği bu öngörüleri zayıflatıyor. ABD Başkanı Joe Biden bölgeye yaptığı ziyarette, bu yönde bir ‘atılım’ yapmayı planladığına dair herhangi bir işaret yoktu. Başkan Biden, ‘iki devletli çözümü’ desteklediğini ancak şartların şu an müsait olmadığını belirtmekle yetindi. İsrail’de yaklaşan seçimler de bu konuda bir atılımın gerçekleşmesi ihtimalini zayıflatıyor. Eğer Fransa bu yönde bir çaba sarf edecekse, bölgesel ağırlığı olan ve bu konuda ‘Arap Girişimi’nin’ başını çeken Suudi Arabistan’ın desteğine ihtiyaç duyacaktır.” 
Fransız uzman değerlendirmesinin devamında Macron’un Lübnan dosyasında Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın desteğine ihtiyaç duyduğunu kaydetti:
“Macron, cumhurbaşkanlığı seçiminin zamanında yapılmaması durumunda, Lübnan’da bir otorite boşluğu oluşmasından endişe ediyor. Mikati şu anda geçici olarak hükümetin başında ve aynı zamanda hükümeti kurmakla görevlendirildi ancak siyaset sahnesinin karmaşıklığı, cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce yeni bir hükümetin kurulamayacağını gösteriyor. Macron’un geçen aralık ayında Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ziyarette taraflar, Lübnan'ı insani, sosyal ve eğitim açısından desteklemek için ortak bir finansal mekanizma kurma konusunda anlaşmıştı. Taraflar bu mali desteklerin, güçlü bir hükümetin gerekli reformları gerçekleştirmesi durumunda verilmesi konusunda da hemfikir.” 
Fransız İşverenler Birliği'nin Fransız-Suudi Konseyi Eşbaşkanı Francois Toazi, Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın ziyaretine ilişkinin ‘iki ülke arasındaki ilişkinin derinliğini ve sağlamlığını yansıttığı’ görüşünde. Toazi, çoğu bölgesel ve uluslararası konuda benzer tutumları olan iki tarafın her zaman birbirine güvenebildiğini, bu güvenin ise, güvenlik, savunma, ekonomi, eğitim ve kültür alanlarında çok boyutlu ortaklığı pekiştirmelerini sağladığını belirtiyor. Toazi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“İki ülke de bölgede ana oyuncu olmak istiyor ve bu konuda birbirlerine itimat edebiliyorlar. Ukrayna savaşının sonuçlarıyla yüzleşebilmek için, iki taraf arasındaki diyalogun ve iş birliğinin derinleştirilmesi zorunluluktur. Suudi Arabistan’ın gelir kaynaklarının çeşitlendirilmesine olanak sağlayacak iddialı projesi Vizyon 2030, Fransa ile ekonomik ortaklığı güçlendirmek için önemli fırsatlar barındırıyor. Fransa, Suudi Arabistan’daki yabancı yatırımcılar arasında üçüncü sırada yer alıyor. 2020’de bunun hacmi 15 milyar dolar civarındaydı. Fransız şirketleri Suudi pazarına büyük ilgi gösteriyor.” 
Fransız şirketleri, savunma sanayii, yenilenebilir enerji, sağlık, ulaşım, turizm ve eğlence gibi çeşitli sektörlerde faaliyet gösterdiği için Paris, Suudi Arabistan'daki Fransız deneyimlerinin olumlu yansımalarına güveniyor. Ayrıca Suudi Arabistan şirketlerinin Fransa’da yatırımlar yapmasına odaklanılıyor. Ortadoğu başta olmak üzere dış pazarlara açılmak için Fransız-Suudi şirketlerinin ortaklıklar geliştirmesi de iki ülke tarafından teşvik ediliyor.  



Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
TT

Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)

Suudi Arabistan, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) el-Kuvek Askeri Hastanesi'ne, Dünya Gıda Programı'na (WFP) ait bir yardım konvoyuna ve yerinden edilmiş sivilleri taşıyan bir otobüse yönelik gerçekleştirdiği suç teşkil eden saldırıları şiddetle kınadı. Bu saldırılar, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca silahsız sivilin ölümüne ve Sudan'ın Kuzey ve Güney Kordofan eyaletlerindeki yardım tesislerine ve konvoylarına zarar verilmesine yol açtı.

Suudi Arabistan, Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yayınlanan açıklamada, bu eylemlerin tamamen haksız ve tüm insani normların ve ilgili uluslararası anlaşmaların açık bir ihlali olduğunu teyit etti. Krallık, HDK'nin bu ihlallere derhal son vermesini ve uluslararası insani hukuk ve 11 Mayıs 2023'te imzalanan Cidde Deklarasyonu (Sudan'daki Sivillerin Korunmasına İlişkin Taahhüt) uyarınca, ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırılmasını sağlama konusundaki ahlaki ve insani yükümlülüğüne uymasını talep etti.

Suudi Arabistan, Sudan'ın birliğini, güvenliğini ve istikrarını, meşru kurumlarının korunmasını ve yabancı müdahaleyi reddettiğini yineledi. Ayrıca, siyasi bir çözümü desteklediklerini iddia etmelerine rağmen, bazı tarafların yasadışı silah, paralı asker ve yabancı savaşçıların sürekli akışını kınadı. Bu davranış, çatışmayı uzatmanın ve Sudan halkının acılarını artırmanın önemli bir faktörüdür.

Sudan Doktorlar Ağı'na göre, HDK'nin Dubeyker bölgesinden Kuzey Kordofan Eyaleti'ndeki el-Rahad şehrine yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırması sonucu, aralarında sekiz çocuk ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi öldü.


Arap-Sloven görüşmelerinde barış planının başarısını sağlamaya yönelik çabalar ele alındı

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Arap-Sloven görüşmelerinde barış planının başarısını sağlamaya yönelik çabalar ele alındı

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Ljubljana'da dün yapılan Arap-Sloven görüşmelerinde, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan barış planının ilerletilmesi ve 1967 sınırları içinde, Doğu Kudüs'ün başkenti olduğu, iki devletli çözüme dayalı bağımsız ve egemen Filistin devletini içeren net bir siyasi ufka doğru ilerleme çabaları ele alındı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdulati, Bahreynli mevkidaşı Abdullatif el-Zayani, Ürdün Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ayman Safadi ve Katar Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Sultan Al-Muraikhi ile birlikte Slovenya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri ve Avrupa İşleri Bakanı Tanja Fajon ile kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdi.

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün yapılan genişletilmiş görüşmelerden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün yapılan genişletilmiş görüşmelerden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı, özellikle de Gazze'deki durumu iyileştirmenin yollarını görüştüler. Ateşkes anlaşmasına uyulması ve hükümlerinin tam olarak uygulanmasının yanı sıra Gazze Şeridi'ne yeterli ve sürekli insani yardımın ulaştırılmasının sağlanmasının gerekliliğini vurguladılar.

Bakanlar ayrıca işgal altında bulunan Batı Şeridi'ndeki durumu da ele aldılar; İsrail'in oradaki yasadışı tek taraflı önlemlerinin ve işgal altındaki Kudüs'te İslami ve Hristiyan kutsal yerlerine yönelik ihlallerinin durdurulmasının gerekliliğini vurguladılar; bu ihlaller gerilimi artırdığını ve gerilimi azaltma çabalarını baltaladığını belirttiler.

Prens Faysal bin Ferhan, dün Slovenya'nın başkenti Ljubljana'da düzenlenen genişletilmiş görüşmeler oturumunda (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Prens Faysal bin Ferhan, dün Slovenya'nın başkenti Ljubljana'da düzenlenen genişletilmiş görüşmeler oturumunda (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar ayrıca Slovenya'nın Filistin halkının meşru haklarına verdiği desteği ve iki devletli çözüm temelinde Filistin Devleti'ni tanımasını da takdir ettiler.

Görüşmelerde bölgedeki gelişmeler, müzakere ve diyalog yoluyla gerilimlerin azaltılması yolları ve Rusya-Ukrayna krizinin çözümüne yönelik çabalar da ele alındı.


Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ziyaret, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerde yeni bir ivme sağladı ve ticaret, enerji ile ortak yatırımlar alanlarında yeni iş birliği ufukları açtı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çarşamba günü Riyad’a yaptığı ziyaretin ardından yayımlanan ortak bildiride, iki ülkenin siyasi ve ekonomik ortaklıklarını ileriye taşıma konusundaki kararlılığı vurgulandı.

Bildiride, Riyad’ın Suudi Arabistan 2030 Vizyonu ile Ankara’nın Türkiye Yüzyılı Vizyonu’nun sunduğu fırsatlardan yararlanarak ekonomik ve yatırım ortaklığını derinleştirme konusunda mutabık kaldığı belirtildi. Bu çerçevede, petrol dışı ticaretin geliştirilmesi, özel sektörün rolünün güçlendirilmesi ve Suudi-Türk İş Konseyi’nin etkinleştirilmesi öncelikler arasında yer aldı.

Enerji alanında iş birliği

Enerji alanı, iki tarafın da özel önem verdiği başlıklar arasında öne çıktı. Ortak bildiride; petrol, petrokimya ve yenilenebilir enerji alanlarında iş birliğinin yanı sıra elektrik enterkoneksiyonu, temiz hidrojen ve enerji tedarik zincirleri konularının ele alındığı, bunun enerji güvenliği ve sürdürülebilirliğini güçlendireceği vurgulandı.

xdfvgthy
Erdoğan’ın ziyareti kapsamında Riyad’da yenilenebilir enerji alanında iş birliği anlaşmasının imzalanması sırasında Suudi Arabistan ve Türkiye enerji bakanları (Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’nın X hesabından)

Taraflar ayrıca, küresel enerji dönüşümünü desteklemek amacıyla madencilik ve kritik mineraller alanında iş birliğini teyit etti. Ziyaret kapsamında toplanan Suudi-Türk Koordinasyon Konseyi toplantısında enerji, adalet, uzay ile araştırma-geliştirme alanlarını kapsayan çok sayıda anlaşma ve mutabakat zaptı imzalandı.

Bu çerçevede, enerji alanındaki stratejik iş birliğini somutlaştırmak amacıyla Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman ile Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar arasında, 2 milyar dolarlık yenilenebilir enerji yatırımlarını kapsayan bir anlaşma imzalandı. Anlaşma, yenilenebilir enerji santrali projelerinde iş birliğini öngörüyor.

Anlaşmanın; yenilenebilir enerji, yeşil teknolojiler alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi, yüksek kaliteli projelerin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesini desteklemeyi, enerji arz güvenliğini artırmayı ve düşük karbonlu ekonomiye geçişi hızlandırmayı hedeflediği belirtildi.

dfgthy
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Riyad’da Suudi ve Türk heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirilen geniş kapsamlı toplantıda (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Bu kapsamda, Türkiye’de toplam 5 bin megavat kurulu güce sahip güneş enerjisi santrali projelerinin iki aşamada geliştirilmesi planlanıyor. İlk aşamada Sivas ve Karaman illerinde toplam 2 bin megavat kapasiteli iki güneş enerjisi santrali kurulacak. İkinci aşamada ise taraflar arasında belirlenecek çerçeve doğrultusunda 3 bin megavat ilave kapasite hayata geçirilecek.

İlk aşama projelerinin, Türkiye’deki diğer yenilenebilir enerji santrallerine kıyasla son derece rekabetçi elektrik satış fiyatları sunacağı belirtilirken, yaklaşık 2 milyar dolarlık yatırımla hayata geçirilecek bu santrallerin 2 milyondan fazla Türk hanesine elektrik sağlayacağı ifade edildi. Üretilen elektriğin, devlete ait bir Türk şirketi tarafından 30 yıl süreyle satın alınacağı, projelerin uygulanması sırasında yerli ekipman ve hizmetlerden azami ölçüde yararlanılacağı kaydedildi.

Türkiye’ye doğrudan yatırımlar ivme kazandı

Türkiye Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, anlaşmanın imzalanmasına ilişkin değerlendirmesinde, bunun Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırım akışına önemli bir katkı olduğunu söyledi.

Şimşek, çarşamba günü X platformundaki paylaşımında, Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırımların hızlandığını ve bunun uygulanan ekonomik programa duyulan güveni yansıttığını belirtti. Suudi Arabistan ile imzalanan anlaşma kapsamında yenilenebilir enerji projelerine yönlendirilecek 2 milyar dolarlık yatırımın, yeşil dönüşümü hızlandıracağını, enerji güvenliğini güçlendireceğini ve enerji ithalatına olan yapısal bağımlılığı azaltacağını vurguladı.

Şimşek, 2025 yılının ilk 11 ayında Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı yatırımların 12,4 milyar dolara ulaştığını, bunun 2024’ün aynı dönemine göre yüzde 28 artış anlamına geldiğini kaydetti.

Son iki yılda Suudi Arabistan-Türkiye ekonomik ilişkilerinde kaydedilen hızlı gelişme, ticaret hacmine de yansıdı. Türkiye’nin bu ilişkilere verdiği önemin bir göstergesi olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, Riyad ziyaretine, Suudi Arabistan ile ticari ve ekonomik ilişkileri geliştirmekle ilgilenen yaklaşık 200 şirket temsilcisinden oluşan geniş bir iş heyetiyle katıldı.

Özel sektörün iki ülke arasındaki ortaklıkta kilit rol oynadığı vurgulanırken, Erdoğan’ın ziyareti kapsamında toplanan Suudi-Türk Ekonomi Forumu Konseyi’nde, ortak projelerin uygulanmasında yeni bir aşamaya geçilmesi hedefi dile getirildi.

Ticarette hızlanan büyüme

Türk şirketlerinin Suudi Arabistan’daki doğrudan yatırımları 2 milyar doları aşmış durumda. Bu yatırımlar; imalat, gayrimenkul, inşaat, tarım ve ticaret gibi çeşitli sektörlere yayılıyor.

Türkiye Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Suudi Arabistan ile ticaretin hızla büyüdüğünü belirterek, yurt dışında Türk müteahhitlik şirketlerinin faaliyetlerinde bir miktar yavaşlama görülmesine rağmen, Suudi Arabistan’da hâlen çok önemli projeler yürütüldüğünü söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Suudi Arabistan’ın resmi kurumlarından aktardığı verilere göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025 yılında yaklaşık 8 milyar dolara ulaştı ve bir yıl içinde yüzde 14 büyüme kaydetti. Geçen yılın sonuna kadar Suudi Arabistan’da faaliyet gösteren Türk şirketleri için 1473 yatırım kaydı düzenlendi.

fgt
3 Şubat’ta Riyad’da gerçekleştirilen Suudi-Türk Yatırım İş Birliği Forumu’ndan bir kare (Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın X hesabından)

Suudi Arabistan, Türkiye’ye ham petrol ve petrokimya ürünleri ihraç ederken; Türkiye’den halı, inşaat amaçlı işlenmiş taşlar, tütün ürünleri, gıda ve mobilya gibi çeşitli ürünler ithal ediyor.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2015’te 5,59 milyar dolar, 2016’da 5,007 milyar dolar, 2017’de 4,845 milyar dolar, 2018’de 4,954 milyar dolar ve 2019’da 5,107 milyar dolar oldu.

Kovid-19 salgını nedeniyle 2020 ve 2021’de yaşanan düşüşün ardından ticaret yeniden yükselişe geçti; 2022’de 6,493 milyar dolar, 2023’te 6,825 milyar dolar olan ticaret hacmi, 2024’te 7 milyar doların üzerine çıktı.

2025’te Türkiye’nin Suudi Arabistan’a ihracatı 3 milyar 149,6 milyon dolara ulaştı; toplam ticaret hacmi ise yaklaşık 8 milyar dolar olarak kaydedildi.